Hayaller aleminde bu hafta, mesh network, ücretsiz bilgisayarlar....
Bir süredir yazmadım herkesin kafası maç öncesi trafiği gibi.
Kafamı sıkça meşgul eden mesh-network olayı var. Daha önceki yazdığım şeylerden biraz uzak bir konu ama varmak istediğim bir nokta var aaa diyip gitmeyin. Basit ve özet geçmeye çalışacağım.
Mesh-Network benim de dilimin döndüğünce şöyle özetlenebilir. Birbirine uzak iki bilgi alış verişi yapmak isteyen insanın iletişimi için hiçbir alt yapı yoksa nasıl iletişim sağlanabilir? İlk kişi kağıda yazdığı bilgiyi en yakın olduğu kişiye verir. Her sonraki kişi elindeki kağıdı çoğaltarak yakınındaki kişiye iletir taaki ulaşılmak istenen kişiye ulaşana kadar. Eğer sistem regüle edilirse herkes bilgi sahibi olabilir veya sadece bilgiyi iletmek için aracı olarak kullanılabilir.
Yakın zamanda mısır devrimi sırasında Internet erişimi gibi sorunlar baş gösterince insanlar mevcut donanımlarını evdeki modemlerini hackleyerek mesh network kurdular. Böylece insanlar arasındaki iletişim devam etti. Gezi olaylarında kimilerimiz FireChat’den haberdar oldular. Aynı şekilde telefonlar arası bir mesh network kurularak mesajlar servis sağlayıcı olmadan iletildi.
Şimdi bu özet bilgiden sonra ölçütü biraz yukarı çıkartmak gerek. Bu benim Kadıköy’de başlayıp yapmak istediğim bir şeydi. Radyo Amatörleri sitelerini gençken çok takip ederdim. Telsizden çok düşük hızlarda internet erişimi sağlanabileceğini öğrendiğimde hem çok şaşırmış hem de Justin’den öpücük almış ergen genç gibi heyecanlanmıştım. Gezi olayları sırasında herkesin modemine bir şeyler kurmasını sağlamak çok zordu, ayrıca o kadar teknik bilgim de yoktu. Acaba kendim bir donanım yapıp lokal ağ kuramaz mıydım? Örneğin 1km aralıklarla sinyal istasyonları kursaydım bunlar da kendi aralarında haberleşselerdi.
Sonra bu istasyonların her birine wifi access pointler kurabilseydim, dolayısıyla herkes sıradan bir network’e bağlanır gibi bağlanarak iletişimde kalsaydı?
Olabilirdi belki ama maliyeti yüksekti. Araştırmaya devam edip hedeflerimi düşürdüm. Zaten tek başıma ne yapabilirdim ki? Sonra gezi zamanı herkesin üstüne büyüyerek yaklaşmakta kar topunun devasa boyutlarını farketmesiyle olaylar birbirini izledi. Aslında temel sorun eğitim alamamayı geçmiş artık eğitimli olmanın kötü gibi gözükmesine kadar ilerlemeye başlamıştı. Yakın zamanda bir işetim sistemine denk geldim. Endless Os bir çok çocuklara yönelik programlama öğreten, eğlendiren vb. linux tabanlı işletim sistemine denk gelmiştim ancak endless’in farkı hem kendi özel ürettilkeri ucuz bilgisayar hem de içerisindeki offline daha doğrusu önceden indirilmiş hazır içerikle gelmesiydi. İçerisinde ansiklopedi, genel bilgiler, yemek tarifleri, çocuk bakımı gibi bilgiler internetsiz olarak erişime hazır haldeydi.
Ardından şunları düşündüm. Ben bunun çevirisini yapmalıyım hatta kendim gibi yardımcı olmak isteyen insanlar yapmalıyım hemen çeviri ekibine başvurdum ve çeviri yeteneğine güvendiğim bir başka arkadaşıma ulaştım. Ekipten başvurumuza yanıt geldi ve yakın zamanda iletişim kurmak üzere sözleştik. Eğer her şey yolunda giderse ve çevirmek isteyen insanlar da olur sa, milli olmak dışında hiçbir özelliği olmayan pardus’a bir alternatifimiz olurdu. Hem de çocukların ufkunu açacak eğitimine katkıda bulunacak yegane bir çözüm.
Sonra ne mi olurdu? Belki bir fon toplanabilir bu bilgisayarlar okullara ulaştırılabilirdi.
Belki de anten fikri de gerçeğe dönüşür. Her köy okulu kendi aralarında iletişim kurabilen kapalı network üyesi olsa. Öğretmenler, öğrenciler birbirleri arasında iletişim kurabilse. O haber alamadığımız okullardan sürekli haber alabilsek, uzaklar yakın olsa. Acil durum iletişim hattı olarak da kullanılabilse.
Ülkemizde her sonraki neslin bilgiye ulaşması daha zorlaşıyor yada taraflı bilgilerle kirleniyorlar. Kendine, halkına faydası olmayan bir insanın tüm dünyaya nasıl faydası dokunabilir ki?
Bir şeyler yapmak istiyor musunuz? Bu işletim sistemi projesi ilginizi çekti mi? Belki çeviri yapmayı siz de istersiniz. Buradan ekibe girebilmek için bilgi alabilirsiniz.




















