Halkın Kurtuluş Partisi’nin 28 Ocak 2018 tarihinde İzmir-Çeşme’de gerçekleştirdiği Yunanistan protestosu eyleminden…
Not today Justin
2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year

izzy's playlists!
Mike Driver
TVSTRANGERTHINGS

🪼
noise dept.
Sweet Seals For You, Always
Lint Roller? I Barely Know Her
he wasn't even looking at me and he found me

祝日 / Permanent Vacation
Three Goblin Art
Alisa U Zemlji Chuda

JVL

Origami Around

roma★

❣ Chile in a Photography ❣
seen from Netherlands

seen from Türkiye
seen from Switzerland
seen from United States
seen from Japan
seen from Singapore
seen from North Macedonia
seen from Spain
seen from North Macedonia

seen from United States
seen from Mexico
seen from Ireland

seen from Germany
seen from Jamaica

seen from United States

seen from Malaysia
seen from Austria

seen from Portugal
seen from United States
seen from Italy
@genc-hkp
Halkın Kurtuluş Partisi’nin 28 Ocak 2018 tarihinde İzmir-Çeşme’de gerçekleştirdiği Yunanistan protestosu eyleminden…

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
ABD’den Anti-Emperyalist Mesaj
Jerry Day - "Dünyanın yeni katilleri biziz!"
Jerry Day, Burbank California'da medya uzmanlığının yanı sıra televizyon ve film yapımcısı. Aynı zamanda hak ve özgürlükler savunucusu bir eylemci. Jerry Day, ABD'nin emperyalist politikalarını teşhir eden ve anti-emperyalist bir hatta çağrı yapan konuşmasıyla bir gerçeği ortaya koyuyor: "Dünya'nın Yeni Katilleri Biziz"
Türkiye’nin Yükselen Yıldızı: HKP
Ali Demiral’ın kişisel günlüğünden alınmıştır.
Öncelikle, başta bu röportajı yaptığım insanlar olmak üzere, röportajı okuyanlara da, “Kusura bakmayın, anlayışla karşılayın” demek istiyorum. Sebebini sorarsanız; anlatayım… Röportaj için, Halkın Kurtuluş Partisi (HKP) Trabzon İl Başkanı Turgay Aktaş, HKP Trabzon Yomra İlçe Başkanı olan ve 7 Haziran ve 1 Kasım 2015 genel seçimlerinde Hatay milletvekilliğinden aday gösterilen eşi Sahinaz (Şehnaz) Aktaş, HKP İskenderun İlçe Başkanı Ali Görülmez, Erzin Gökdereli çiftçi ağabeyimiz Tahsin Öktem ve ben, bir Pazar günü partinin Samandağ İlçe Başkanlığı’na gittik. Bizi orada başkan Nilgün Yuva ile ilçe sekreteri Metin Bakımcı karşıladı. Sıcacık, dostane bir ortamda çok iyi ağırlandık, teşekkür ederiz. O sıcaklık ve cana yakınlık duygusunu şahsen hissettim. Turgay Aktaş’a da ayrıyeten teşekkür ediyorum. “HKP’ye henüz oy kullanmış değilim. Yazılarınızı fırsat buldukça okuyorum; merakla, ilgiyle… Gayet dürüst ve gerçekçi buluyorum. Ama size basın desteği yok denecek kadar az. İsterseniz röportaj yapalım, kendi blog sayfamda yayınlayayım. Facebook’ta 23 bine yakın üyem var. Bir gazete veya internet sitesinde de yayınlatmak isterdim, fakat elimde olan bir şey yok” dediğimde, “Tabi ki. Neden olmasın. Samandağ’a gidiyoruz o zaman” karşılığını vermişti. Bu arada, Turgay amca benim babamın arkadaşı çıktı. Hem bunu, hem de orta okuldan bir arkadaşımın babası olduğunu yeni öğrendim. Çünkü yıllardır Bursa’da yaşıyorlar. Turgay Aktaş, 2014 yerel seçiminde Kurtuluş Partisi’nin Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı adayı, 7 Haziran ve 1 Kasım 2015 hükûmet seçimlerinde yine aynı şehirden milletvekili adayı olmuş bir isim. Yaklaşık 2 buçuk saat süren röportajın ses-kayıt çözümünü yapmak için cihazı çalıştırdığımda, kaydın bazı kısımlarında sokaktan gelen korna seslerinin bizim sesimizi bastırdığını, aynı anda birkaç kişinin konuşması sonucu cevapların anlaşılamadığını fark ettim. Bu durumda çorbaya dönen kayıttan sağlıklı bir röportaj çıkmayacağını düşünerek Nilgün Yuva’yı arayıp, “Size soruları yazılı olarak yollayayım, siz de yanıtları aynı şekilde yollayın lütfen, öyle yapalım” önerisinde bulundum. Vaziyeti anlayışla karşılayan Nilgün hanım, “Peki, sıkıntı” yok dedi. Sağ olsun. Lâkin biraz mahcubum. İlk kez böyle bir talihsizlik yaşadım ki artık birkaç gün bunu kafaya takar dururum; röportajı elime yüzüme bulaştırdığımı düşünebilirler, “Madem beceremeyecekti. En başından soruları yazarak gönderseydi” diye… Turgay Aktaş, “Kafanı yorma yeğenim. Biz öyle şeylere takılmayız. Kimsenin arkasından konuşmayız. Varsa bir mesele, yüzüne söyleriz” dedi. Benim de mizacım böyle, elimde değil. Neyse…
“Hür, güçlü, mutlu Türkiye” parolasını hedef edinerek yola çıkan Halkın Kurtuluş Partisi; ortada olanı saptırmadan, objektifçe konuşuyor; dobra dobra, takır takır… Doğruyu konuşan kim olursa olsun, mevzu ne olursa olsun, sesi kısılmamalı, onlara yeterli söz hakkı verilmeli. Naçizane ben üzerime böyle bir görev düştüğünü hissettim, bir şey yapmak istedim. Umarım makbule geçer. Nilgün Yuva ile Metin Bakımcı’nın yazılı cevapları dışında, Turgay Aktaş ile Ali Görülmez’in cevaplarını ses kaydından çözmüştüm. Sahinaz Aktaş’ı arayıp, onun fikrini telefonla aldım. Kimin ne hakkı varsa teslim ediyorum. Nilgün hanım ve Metin bey de 1 Kasım 2015’te Hatay’dan milletvekilliğine adaylığını koyan diğer isimler.
Röportajın sonuna, HKP adına TRT’ye seçim konuşması yapan Genel Başkan Nurullah Ankut’un videosunu yükledim. Bu programların etkisiyle ilk seçimde 49 bin oy alan parti, sonraki seçimde 90 bine çıkıyor ve Nurullah Ankut, Türkiye’nin “dayı”sı oluyor, “efe”si oluyor. En son videoda da, Ankut’un dikkatleri üzerine çeken o meşhur seçim konuşmalarını, Yeşilaçam’ın unutulmaz komedi filmi “Gülen Gözler”den, Vecihi’nin uçak sahnesiyle süsleyerek açıklayan harika bir kesit var. “HKP iktidarında nasıl bir Türkiye’de yaşayacağız” şeklindeki soruma, bu videolardaki konuşmalar vesilesiyle Nurullah Ankut yanıtlamış olsun.
Büyük basında HKP haberlerine yer verilmemesine rağmen, sosyal medyada HKP başka partili seçmenlerin de ilgi odağı. Rağbet özellikle CHP'den. Bunu neyle izah edebiliriz?
Nilgün Yuva: Büyük basında haber yapılmayışımızın nedeni, Türkiye’de çoğunluğu para babalarının elinde tuttuğu hükûmet yanlısı basın sektörü. Tabiî olarak hükûmet karşıtı söylemlerde ve eylemlerde bulunan, bunun haklı mücadelesini veren siyasî yapılardan korkarlar, halkla buluşturmak istemezler, susuşa getirirler. Türkiye topraklarında yıllardır Bilimsel Sosyalizm ışığında mücadele ediyoruz. Antiemperyalist, antifeodal, antişovenist çizgimizden hiç sapmadık, vatan aşkını söylemekten hiç korkmadık. Bundan dolayı halkımızın, özellikle CHP tabanının, verdiğimiz bu doğru mücadelede bize hayranlık ve gıptayla bakmasına vesile oluyor. Yaşanan siyasî süreç içinde "HKP nasıl değerlendirecek, bu konuda nasıl adım atacak" diye bekleniyor. Bunu görüyoruz ve hakkımızı teslim ediyoruz. Sonunda kazanan mutlaka halklar olacaktır.
Metin Bakımcı: Sadece CHP’den değil, örgütlediğimiz iş yerleri var. “AKP’ye oy veriyordum. Bundan sonra oy verirsem elim kırılsın” diyen işçiler açıklama yaptılar. Bu konuda şu an bizimle birlikte hareket eden arkadaşlarımız var. “MHP’nin kökeninden geliyorum” diyen, ama “Bundan sonra HKP bayrağını dalgalandırmak için, mücadele için varım” diyen insanlarımız da çıkıyor. Yani sosyal medya bir yönü ama işin pratik yönünde de böyle gelen, bizi görüp, ‘Bu insanlar insanca mücadele ediyor ve gerçekten insanlığın kurtuluşu için, ezilip sömürülen, açlık çeken halkımızı anlayan gerçek siyasetçi bunlar’ diyerek bizim yanımıza gelen insanlar.
Nilgün Yuva: Örgütlü olduğumuz sendikalardaki işçiler, “Bizim için canlarını feda edecek kertede mücadele veriyorlarsa, bizim canımız hayli hayli feda olsun” deyip, gerçekten HKP saflarında yer alan AKP’li, MHP’li insanlar da var.
İnternet sitenizdeki makalelerde sık sık "CIA İslâmı" sözü geçiyor. Genel başkan Nurullah Ankut da, "Biz, Hz. Muhmmed'in İslâmı'nın temsilcisiyiz" diyor. "CIA İslâmı" ile "Hz. Muhammed İslâmı" arasındaki fark nedir?
Metin Bakımcı: Geçen 39 yıl içinde ülkemizde sayısız katliam ve yargısız infaz yapılmıştır. AKP’giller tarafından silâhlandırılan, finanse edilen Orta Çağcı hareketler Maraş Katliamı’nı aratmayacak katliamlara imza atmışlardır, başta Suriye olmak üzere tüm Ortadoğu’da… Ülkemizin her yerinde tarikatlar hüküm sürmektedir. Eğitim, tarikatların isteğine göre şekillenmekte. Son günlerde Ortaçağcı gericiler yeni provokasyonlar peşinde. Malatya’da, Manisa’da Alevî vatandaşlarımızın evleri işaretlenmekte. AB-D Emperyalizminin 1945’lerden beri uyguladığı “Yeşil Kuşak” projesiyle ülkemizde palazlanan Tefeci-Bezirgân sınıfın ideolojisi şeriatın, “CIA İslâmı"nın yaşama geçirilmesinden kaynaklanıyor bütün bunlar. Emperyalistler bir ülkenin en kolay yoldan sömürülmesinin, o ülkenin en gerici sınıflarıyla ittifaka girilerek yapılacağını bilirler. Bu nedenle Ortaçağcı Tefeci-Bezirgân sermayenin siyasî temsilcileri Tayipgiller’i destekliyor AB-D Emperyalizmi. Bu ittifak kendi iktidarına uygun olarak toplumu şekillendirmek istiyor. Ülkemizin bölünerek en kolay şekilde sömürülmesi anlamına gelen, emperyalistlerin Yeni Sevr Plânı’nın hayata geçmesinin yolu da Anti-Emperyalist Birinci Kurtuluş Savaşı’nın tüm kazanımlarını tek tek yok etmekten geçiyor. Bu nedenle bu kazanımlardan, eksik gedik de olsa var olan, lâiklik prensibi de tamamen ortadan kaldırılmak istenmektedir. Ancak bu şekilde emperyalistlerin müttefiki Orta Çağcı gericilik, iktidarını ülkemizde daha da sağlamlaştıracaktır. Keza, Afganistan’da Taliban’la Ortadoğu’da en gerici güçlerle ittifak kurup ülkeleri bölüp parçalayarak tahakkümü altına almak istemeleri gibi. Genel Başkanımız Nurullah Ankut’un, “Hz. Muhammed’in gerçek savunucuları biziz” demesi gerçekten de öyle olmamızdan. Biz yerli-yabancı para babalarının sömürü, vurgun ve talan düzenini yıkacağız. Örgütlü halkın gerçek iktidarını kuracağız. Kardeşçe üreteceğiz, kardeşçe paylaşacağız. Kur’an’ın ve Hz. Muhammed’in buyruğu ve öngördüğü ekonomik sistem de aynen budur. Delilimiz ne midir? Şudur: Bakara Suresi Ayet 219: “Helâl kazancınızın kendinizin ve bakmakla yükümlü olduklarınızın zarurî ihtiyaçlarına yetecek kadarını alıkoyun, gerisini dağıtın.” Yani ihtiyaç sahiplerine verin. Kur’an’ın hiçbir ayetinde “Gelirinizin kırkta birini zekât olarak vereceksiniz” diye bir ibare geçmez. İnfak, sadaka, yardım, zekât onlarca defa geçer ama “kırkta bir” diye bir oran geçmez. Yukarıdaki aktardığımız ayetteki buyruk geçer. Peki “nereden çıktı bu kırkta bir” diyeceksiniz. Ne yapsın sevgili Hz. Muhammed? Kur’an emrini kimse dinlemiyor. Zorlasa dinden çıkacaklar. Hiç değilse “kırkta birini idarenin zoruyla alabilelim” diye böyle bir yola başvurmuştur. Kaldı ki, Hz. Muhammed öldükten sonra onu bile vermeye yanaşmayan kabileler olmuştur. Hz. Ebu Bekir, onların üzerine asker göndererek bastırmıştır isyanlarını. Mehmet Görmez ve benzeri din adamları, hocalar anlatmazlar, Kur’an’ın esasını teşkil eden sosyal düzeni ve onun temeli olan “infak”ı. Hatta Tayipgiller “Bakara Makara” diye de alay ederler, işlerine gelmez gerçek Müslüman olmak, alay ederler insanların din duygularıyla. Demek ki, Hz. Muhammed’in ve Sosyal İslâm’ın da gerçek, meşru temsilcisi ve savunucusu biziz.
"Sahte sol" kimleri kapsıyor? Bu gruplar, bilinçli mi yoksa gafletle mi hareket ediyor?
Nilgün Yuva: Partimizin Genel Başkanı Nurullah Ankut’un “Sevrci Soytarı Sahte Sol ve Ermeni Sorunu” adlı kitabında bu mesele açıkça ele alınmıştır. Sevrci sahte sol kavramı; bilindiği gibi AB-D Emperyalistleri, özellikle de Emperyalizm kenefinin Dünya Jandarması ABD, Sosyalist Kamp yıkıldıktan sonra “Yeni Dünya Düzeni”, “Globalizm” (Türkçesiyle “Küreselleşme”) diyerek maskelediği; “İnsan Hakları”, “Project Democracy” (Demokrasi Projesi), Özgürleştirme edebiyatıyla süslediği, soygun-talan, işgal düzenini yeniden (daha acımasız bir tarzda) biçimlendirmeyi amaçlamaktadır. Bunu gerçekleştirebilmek için de “dünyayı 1000 devletli” hale getirmek, hatta mümkünse “şehir devletleri”ne kadar, yani atomlarına kadar, ülkeleri parçalamak istemektedirler. Türkiye’yi Yeni Sevr’e götürmek için ABD’nin ordu dergisinde harita yayımlandı açıkça ve Ermeni yetkilileri “Türkiye ile ilişkilerimizin normalleşmesi için Türkiye’nin Sevr’i kabul etmesi gerekir” diyor. Amerika’daki Ermeni lobisi aynı şeyi söylüyor. Türkiye’deki sözde sol yapıların Türkiye’ye mal edilmek istenen “Ermeni soykırım” yalanını amaçladıkları, parçalanmayı halkları birbirine kırdırtma pahasına bu oyunlarına alet olarak tezlerini savunuyor AB-D Emperyalistlerinin ve Ermeni şovenleri ve ırkçılarının hararetle savundukları Sevr’i savunuyor ve hizmet ediyor. Bu kavramı da biz özellikle Hrant Dink cinayetinde burada bir paragraf açalım; Bu cinayette oyunun bir parçasıydı ve Hrant Dink’in bu şekilde hunharca katledilmesi derin üzüntü yaratmıştır. Doğru veya yanlış Hrant Dink kendi ulusal mücadelesini veriyordu. Kendi atalarının vatanı olan toprakları “Yeniden geri alabilir miyiz” diye uğraşıyordu. Yolu yanlıştı, çıkmazdı, emperyalistlerle işbirliği hâlindeydi ve umudunu onlara bağlamıştı. Bizim sözde solcular ne yaptılar; ABD’nin umut kaynağı olarak cenaze törenine katıldılar ve hepimiz “Hrant Dink’iz” dediler. Biz de onlara “Sevrci sahte soytarı sol” diyoruz. Biz yıllardan bu yana, hemen her eylemimizde bu sloganımızı atarız “Katil Amerika, Ortadoğu’dan defol” diyemeyen her siyasetçi, her aydın, her akademisyen, her sanatçı, her gazeteci ya gafildir, ya korkaktır, ya da haindir…” İşte bütün mesele, bunu diyebilecek bilince ulaşabilmektir. Yoksa, yaptığın her değerlendirme, söylediğin her söz yarım kalmaya hatta boşa düşmeye mahkûmdur.
HKP, ulusal gündeme dair, yani toplumun genelini ilgilendiren hangi çalışmaları yaptı?
Nilgün Yuva: Partimizin ilk genel başkanı, Türkiye Devrimi’nin teorik ve pratik önderi Hikmet Kıvılcımlı 17 yaşındayken elinde silâhıyla Köyceğiz Kuvâyî Milliye komutanlığı yapmış bir önderdir. Birinci antiemperyalist Kurtuluş Savaşı'mızdan sonra sosyalizm mücadelesini bedence aramızdan ayrılana dek teorik ve pratik mücadelesini vermiş bir önderin devamcıları olarak Türkiye toprakları üzerinde bugüne kadar dünya ve ülkemizle ilgili halkımız için, işçi sınıfı için, kamu emekçileri için; iktidarların politik ve sosyoekonomik tüm olumsuz davranışlarına karşı eylemler direnişler, işgaller yaptık. Ergenekon, Balyoz, 18 adamızın işgali, kadın şiddetine karşı eylemler, doğamızın katledilmesine karşı eylemler, Soma maden işçileriyle dayanışma ve hâlen mahkemelerin takibini yapan ve şu ana kadar yanlarında olan HKP’dir. Gezi Şehitleri davaları, Taksim 1 Mayıs alanı mücadelesi, Cola direnişi ve buna benzer onlarca direniş, Ortadoğu’da yaşanan insanlık suçuna ve dökülen masum insanların kanları için AB-D ve yerli işbirlikçilerine karşı davalarımız, eylemlerimiz devam etmektedir. Lâikliğe sahip çıkıyor, eğitimin gericileştirilmesine, Cumhuriyet değerlerinin yok edilmesine karşı çıkıyoruz, bunun mücadelesini veriyoruz ve daha devam eden bir sürü eylemlerimiz var. Meselâ yine birkaç gün önce sonuçlanan avukat arkadaşımızın girişimi ve mücadelesiyle OHÂL’e rağmen en son elde ettiğimiz kazanımlardan biri de “2911 Sayılı Toplantı Ve Gösteri Yürüyüşleri Yasası”nın çeşitli hükümlerini Anayasa Mahkemesi iptal etti artık. Taksim’de hukuken serbestçe gece eylem yapmak da, genel yollarda eylem yapmak da hukuken serbest. Mücadelemiz insanın insanca yaşayacağı güzel bir dünya yaratma mücadelesidir. Bunu yaratma çabamız dünya tek bir sosyalist aile olana kadar sürecektir.
Dünya gündemine oturan "Kudüs" meselesini yorumlar mısınız?
Nilgün Yuva: Kudüs’ün Siyonist İsrail’in başkenti yapılması ABD Emperyalistlerinin Ortadoğu’daki tek stratejik müttefikinin Siyonist İsrail olduğunun bir kez daha tescillenmesidir. ABD emperyalistlerinin, Kudüs’ün Siyonist İsrail’in başkent kararı aynı zamanda, Selahattin Eyyubî’nin Haçlı Ordularına yenilgiyi tattırdığı, sayısal üstünlüklerine güvenin getirdiği havalarının indirildiği Hıttin Zaferi’nin de intikamıdır. Ortadoğu’yu kan gölüne çevirecek bu karar, 11 Aralık 1917’de Osmanlı ordusunu yenerek Kudüs’e giren İngiliz Orduları Komutanı Orgeneral Edmund Allenby’in, Selahaddin Eyyubî’nin mezarına ayağıyla vurarak; “Kalk Selahaddin biz yine geldik” sözü, zafer coşkusunun son aşamasıdır. Modern Haçlı seferlerinin artık kesin zaferinin tüm dünyaya ilânıdır, Kudüs’ün bekçi köpeğine merkez yapılmasıdır. Bugünler için yaşama geçirildi BOP-GOP adı verilen halk düşmanı projeler. ABD Emperyalizminin bin ülkeli bir dünya projesi için yüzbinlerce Müslüman’ın kanı döküldü Ortadoğu coğrafyasında. Siyonist İsrail’e karşı dik duruş sergileyen, en tutarlı, en kararlı mücadeleyi yürüten Suriye işte bu günler için parçalandı. Libya’nın yurtsever lideri Kaddafi işte bugünler için katledildi. Ülkesi kabile kabile bölündü. Yaptığımız eylemlerde de hep bunu dile getirdik. Yazılarımızda da neşrettik. Az öncede bahsettiğimiz gibi Ustamız Hikmet Kıvılcımlı’nın teori ışığında bu konuda da Genel başkanımız, yoldaşlarımız bunu netçe ortaya koyuyor ve bize de bu meselede ışık tutuyorlar. Halkın Kurtuluş Partisi olarak safımız mazlum Filistin halkının safıdır. Basın açıklamalarımızla, eylemlerimizle, destek mesajlarıyla yanındayız. Her soru aslında bir seminer konusu ama biz süre bakımından da yetişmesi bakımından da en özce vermeye çalışıyoruz, umarım aydınlatıcı oluyoruzdur.
Gösterilerinizde Türk bayrağının olmayışı bazı insanların kafasında bir soru işareti. Bayrağımızı ulusal bayramlardaki etkinliklerde de göremiyoruz. Bu konuda bizi aydınlatır mısınız?
Nilgün Yuva: Gelelim bize sıkça sorulan sorulan ve merak edilen sorunuza. Eylemlerimizde neden Türk bayrağı yok? Türk bayrağını taşımamızı gerektirecek bir eylem yapmıyoruz. Halkların kardeşliğini savunuyoruz. Bu toprak üzerinde yaşayan Kürt kardeşlerimiz var, eylemlerimizi birlikte yapıyor, mücadelemizi birlikte yürütüyoruz, şovenlik yapmak istemiyoruz. Ama etkinlik düzenlediğimiz salonlarımızda olsun, halkımız eylemlerimize bayraklarıyla gelip katılmak istediği anda olsun, “Olmaz” demiyoruz, kaldırmıyoruz, dalgalanmasından da gurur duyuyoruz. Uğruna milyonlarca şehit vererek kazandığımız vatan topraklarımızı ve bayrağımızı seviyoruz ve dünya nezdinde de gururla dalgalanması için yine asıl mücadeleyi biz veriyoruz. AKP’nin mitinglerinde Türk bayrakları sallanıyor ama AKP’giller Ege Denizi’ndeki 18 adamız ve bir kayalık; tam 13 yıldır Yunanistan Devleti’nin işgali altında… Yunanistan; bir kısmı İstanbul’daki Büyükada’nın üç katı büyüklüğünde olan bu adalarımıza ilkin bayrak çekti. Ardından Cumhurbaşkanı ve bakanlarıyla ziyaret etti… Şimdi ise buraları silâhlandırıp, askerî tatbikatlar yapmakta… Sakarcılar adasından çıkarttğı Perlit-Ponza Madenini hırsızlayarak ülkesine götürmekte… Bayraklarımız bu adalardan sökülüp atıldı. Gıkları çıktı mı; çıkmadı. Ancak halkımızı Allah’la, Kur’an’la aldatmasını, mitinglerinde sözde Türk bayrağı dalgalandırarak kandırmasını bilir “vatanperverim” diye.
Bu ülkede insanlar sol görüşe mesafeli. Solcular, Anadolu insanı tarafından "ateist, dinsiz, terör yandaşı" olarak algılanıyor. Ama, HKP ezberleri bozdu. Gerçek sol nasıldır?
Nilgün Yuva: Halkımız çok korkutuldu, sindirildi. Ülkemiz iki faşist darbe sürecinden geçirildi 12 Mart 1971 faşist darbesi ve 12 Eylül faşist darbesiyle. İlerici, yurtsever, aydın, devrimci insanlarımız katledildi. Türkiye bir kaosa sürüklendi. İnsanlarımızın dinî duyguları ile oynandı, ahlâk değerleri çökertildi. Bugün yaşadığımız süreci ve yaşananları daha doğru anlamamız için siyasal İslâm’ın Türkiye üzerindeki etkilerini iyice irdelememiz gerekir. 1950’lerden bu yana “yeşil kuşak” projesiyle ABD, yerli işbirlikçileri ile birlikte Türkiye’nin tam bağımsızlığını isteyen lâik, bilimsel sosyalizmin savunucularını, insanca yaşanacak bir vatan bırakma mücadelesinde olan solcuları öncelikle şimdi olduğu gibi “Din elden gidiyor, kardeşi kardeşe kırdırtacaklar, namus elden gidiyor” söylemleriyle inançlı halkımızın vicdanlarıyla oynayarak gerçek yurtseverlere karşı düşmanlaştırıldılar. Evet; HKP bunu yıktı. Demin de değindiğimiz gibi, mücadelemiz, hâlen süren kararlı ve inançlı duruşumuz insanlarımıza umut oluyor. Halkımız kimin terörist, vurguncu, hırsız; kimin gerçek yurtsever olduğunu anladı.
Bir yakınıma HKP'den bahsettiğimde dikkatini çekmişti ama "Onlar 50 senede zor gelir" demişti. Sosyalizm konusunda biraz da ümitsizlik var sanırım. Neden acaba?
Nilgün Yuva: Deminki sorunuzda yanıtı mevcut aslında. Bu umutsuzluk uzun yıllardır halkımıza empoze edilmekte. Ama biz müneccim değiliz. Sosyalizm vatan topraklarına yarın mı gelir, 50 yıl sonra mı gelir? Halkımız gerçek önderleriyle buluştuğu vakit neleri başarmaz?! Bu halk, 1’inci antiemperyalist Kurtuluş Savaşı’nı vermiş ve kazanmış bir halk. Gezi isyanını yaşadı bu halk. Önemli olan; bu süreç ne zaman yaşanacaksa, halklara önder olabilecek yapıda ve kararlılıkta olabilmektir. Kurtuluş Partililer olarak bizler de, 2’inci Kurtuluş Savaşı’mızı veriyoruz ve yarın devrim olsa, programımız ve kararlılığımızla önderlik etmeye de hazırız.
Mustafa Kemal Atatürk'e bakış açınız nasıl?
Nilgün Yuva: Mustafa Kemal, hem gerçek bir komutan, hem diyalektik düşünen bir dahi. Ama bazı insanlar mensup olduğu hareketin fanatiği olmuş durumda. Kendine inandırılanların dışında bir şey duyup anlama, onun gerçekliğini araştırıp öğrenme derdinde değil kimse. Sağ kesim Mustafa Kemal’e düşman, sayıları az da olsa bazı bilgisiz, bilinçsiz, anlayışsız, küçük burjuva sol gruplara mensup, özellikle de bizim “Sevrci Soytarı Sahte Sol” diye adlandırdığımız gruplara mensup insanlar da Mustafa Kemal’i anlamaktan uzak olarak saldırıp dururlar. Cumhuriyet, emperyalizme, yani dünya finans-kapitalizmine ve saltanata, yani Osmanlı tefeci-bezirgânlığına karşı savaşarak doğdu. Önderimiz Hikmet Kıvılcımlı’nın, 1968 yılında kaleme aldığı “Cumhuriyet Nedir?” adlı makalesini incelememiz Mustafa Kemal’i anlamamıza yeterdir. Aşağı yukarı yarım yüzyıl önce, bugün karşılaştığımız felâketleri nasıl duruca öngördüğünü ve bu açmazdan, kapandan kurtuluşun nerede ve nasıl olduğunu çok özce ortaya koyuyor. İsterseniz beraber bir kısmını okuyalım… “Cumhuriyet Bayramı Nedir?” Bunu, bize en iyi özetleyen kişi, Cumhuriyet’in ölümsüz kurucusudur. Mustafa Kemal, Türkiye’nin yüzyıllardan beri iki büyük kahredici gücü, iki büyük lanetleme gücü ezdiğini haykırdığı gün, Türkiye Büyük Millet Meclisinin gönderine ilk Cumhuriyet bayrağını çekmişti. Bu iki kahredici, lânetleme, baş belâsı güç neydi? Mustafa Kemal’e göre; birisi Emperyalizm, öteki Saltanat’tı. Türkiye’de Cumhuriyet’in anlamını yücelten ve kutsallaştıran, Mustafa Kemal’in hiç hayale kapılmaksızın pek açık belirttiği, o her iki irtica cephesinde, her iki gericilik cephesinde başardığı savaştır.
HKP'nin gelir kaynağı nedir?
Turgay Aktaş: Üyelik aidatı, partili yoldaşlarımızın dişinden tırnağından arttırarak yaptığı bağışlar, Derleniş Yayınları’nda satılan kitaplar, Kurtuluş Yolu gazetesi bizim finans kaynağımızdır. Devletten, fabrikatörlerden, zenginlerden maddî destek almıyoruz.
Nurullah Ankut, neden bu kadar keskin konuşuyor? Hiç diğer siyasetçilere benzemiyor da...
Nilgün Yuva: Genel Başkanımız Nurullah Ankut, keskin konuşuyor, çünkü o dosdoğru bir insan. Gerçek bir devrimci. Çünkü onun yüreği en uzak kıtalarda bile acı çeken bir insanı duyduğunda, gördüğünde aynı acıyı hisseder. Haksızlığa, hukuksuzluğa, insanın acı çekmesine hepimiz gibi karşı olduğu için üslûbu keskindir.
Son olarak; sizlerin düşüncesini öğrenebilir miyiz?
Ali Görülmez: Halkımıza çok şey sunmaya çalışıyoruz. Okuyoruz, okutuyoruz. Kitapları parayla almaları gerekirken, bazen kendi imkânımızla veriyoruz. Gazetemizi, paramızı, gecemizi gündüzümüzü, her şeyimizi… Amacımız, sadece halkımızın daha bilinçli olması ve bizi daha iyi anlayabilmeleri. 1958’de ustamız Hikmet Kıvılcımlı’nın Vatan Partisi kapatıldı. Niçin kapatıldı? Amerika kurban istedi. “Bunları kapatın, içeri atın” dedi. Ustamızı aldılar içeri, partimizi kapattılar. Yani hareket alanımızı ta 50’lerden beri devamlı daraltmaya, yolumuzu kesmeye çalışıyorlar. Ustamızı biliyorsunuz; ömrünün 22 buçuk yılını zindanlarda geçirdi. Tırnaklarını söktüler. Ustamız, zindanda da yazılar yazdı. Susturamadılar. Bize bir kızıl profesör olmak için yeter de artar bile.
Sahinaz Aktaş: Kadın haklarına önem verilmeli. Kadın çalışıyor, kadın üretiyor, kadın doğuruyor, aileyi kadın ayakta tutuyor ama en çok da kadın eziliyor, kadın ölüyor. Atatürk'ün cumhuriyetçi kadınları olarak biz bugün kısıtlanmış olan haklarımızı, Mustafa Kemal'in bize sağladığı hakları istiyoruz.
Kadınlarımızın günümüzde kısıtlanmış haklarından bahseder misin Şehnaz teyze?
Sahinaz Aktaş: Meclis’te, iş yerlerinde kadınlar maalesef 1-2 adım geride. Erkeklere daha fazla fırsat veriliyor. Kadın-erkek eşitliği tam olarak sağlansın. Kadın sadece ev işi yapan, çocuk doğurup bakan, kocasının ayağını yıkayan, erkeğine kul köle olan bir varlık değildir. En çok korktuğum şey; lâikliğin kaldırılıp şeriatla yönetilmek. Ben, dine karşı değilim. Elhamdülillâh Müslümanım. Ama İran’daki, Arabistan’daki, Afganistan’daki kadınlar gibi peçeye girmek istemiyorum. Bir de, emekli olduktan sonra hemen maaş alamamak bir mesele. Kadınlar 55, erkekler 65 yaşına kadar maaşı beklerken, evini geçindirebilmek için yeni bir iş bulmak zorunda. Devletin buna el atması lâzım. Üniversite mezunu pırıl pırıl gençlerimize hemen iş imkânı verilmeli. İşsiz, eğitimsiz gençlerimiz bunalıma girip kötü alışkanlıklar ediniyor; uyuşturucu ve alkol batağına düşüyor. Açlık, sefalet her şeyi yaptırabilir insana. Dinci yurtlarda kalan çocuklarımız istismar ediliyor. Buna da acilen çözüm bulunmalı. Doğurup, besleyip, büyütüp askere yolladığımız gençlerimiz terör yüzünden can veriyor. Evlât acısını bilirim, yaşadım ben, zordur. Yavrularımızı mezara koyduktan sonra, devletin bağladığı şehit maaşı söndürebilir mi yüreğe düşen ateşi? Asla! Bu gençler niye ölüyor? Analar babalar evlâtsız, kadınlar kocasız, çocuklar babasız kalıyor. Neden? Yazık değil mi? Terör ortadan kalkmalı. Bir de, köy kadınları komünizmi kötü bir şey olarak düşünüyor. Komünizm asla “kadınları ortaklaşa kullanmak” değildir. Komünistler namusuna, onuruna düşkündür. İnsanlarımıza yanlış bilgi veriliyor. Namussuzluğun, şerefsizliğin affı yoktur. Sosyalizmin kurslar açılarak öğretilmesi lâzım. Devlet Bahçeli’nin Deniz Gezmiş hakkında söylediği “terörist” lâfına da çok kızdım ben. Bir devrimci olarak kabul etmiyorum bu hakareti. Devlet Bahçeli, derhal özür dilemeli. Son olarak; inşallah 2018 yılı insanlık adına güzel olur. Analar ağlamaz, açlık sefalet yaşanmaz.
Nilgün Yuva: Röportaj için teşekkür ederiz. Verimli ve doyurucu geçmiştir umarız. Her zaman dediğimiz gibi; tek derdimiz anlaşılmak. Halkız, haklıyız, yeneceğiz!
Kaynak
12 sene önce "İsrail'in başkenti Kudüs'e hoşgeldiniz" derken "birileri"...
Mustafa Kemal Gericiliğe ve Emperyalizme Karşı Hâlâ Savaşıyor!
79 yıl önce yitirdiğimiz Mustafa Kemal, 1921 de mecliste yaptığı bir konuşmada:
“Efendiler, biz hakkımızı koruyup gözetmek, bağımsızlığımızı emin bulundurmak için genel kurulumuzca, milletin bütünlüğümüzce bizi mahvetmek isteyen emperyalizme karşı ve bizi yutmak isteyen kapitalizme karşı milletin tümüyle savaşmayı caiz gören bir mesleği izleyen insanlarız.” demektedir.
Yine Nutuk’ta:
“Osmanlı hanedan ve saltanatının devam ettirilmesine çalışmak, elbette Türk milletine karşı en büyük kötülüğü işlemekti. Çünkü, millet her türlü fedakarlığı göze alarak bağımsızlığını kazanmış olsa da, saltanat sürüp gittiği takdirde, bu istiklale kazanılmış gözü ile bakılamaz-dı.Artık, vatan ve milletle hiçbir vicdan ve fikir bağlantısı kalmamış bir sürü delinin, devlet ve milletin istiklâl ve haysiyetinin koruyucusu mevkiinde bulundurulmasına nasıl göz yumulabi-lirdi?” demektedir Padişahlık-Saltanat için.
Bu kadar açıktır O’nun için düşman ve dost cephe.
Kısacası, Mustafa Kemal’in en büyük eseri, Cumhuriyet, Emperyalizme ve Saltanata, yani Ulus-lararası Finans Kapitale ve Osmanlı Tefeci-Bezirgânlığına karşı savaşla doğmuştur.
Hikmet Kıvılcımlı’nın deyimiyle:
“Türkiye’de Cumhuriyet’in anlamını yücelten ve kutsallaştıran, Mustafa Kemal’in hiç hayale kapılmaksızın pek açık belirttiği, o her iki irtica cephesinde, her iki gericilik cephesinde başardığı savaştır.”
İşte bu nedenle, temeli bağımsızlığa dayanan Cumhuriyet, “Saltanat kazanını devirip, emperya-lizmin ateşini Türkiye’de söndürdüğü için” bir Millî Kurtuluş yaratmıştır.
Bu milli kurtuluş aynı zamanda emperyalizme karşı dünyada başarıya ulaşmış ilk savaşıdır. Em-peryalizmin, halkın inancı ve kararlığıyla yenilgiye uğratılabileceği bu zaferle artık kanıtlanmıştır. Böylelikle Birinci Kurtuluş Savaşı’mız ve önderi Mustafa Kemal, emperyalizme karşı mücadele eden mazlum halklara umut ve örnek olmuştur.
Ancak bugün ölümünden 79 yıl sonra ne Türkiye O’nun bıraktığı Türkiye’dir, ne de Cumhuriyet O’nun bıraktığı Cumhuriyettir.
Öyle bir aşamaya gelip dayanmıştır ki devran, Birinci Kurtuluş Savaşı’mızın neredeyse tüm kaza-nımları yitirilmiş durumdadır. Mustafa Kemal’in ömrünce mücadele ettiği Ortaçağcı gericilik bugün Türkiye’de iktidardadır. Tefeci-Bezirgân Sermayenin siyasi temsilcisi AKP’giller’in bu iktidarında ülkemizin siyasi ve ekonomik bağımsızlığı tamamen AB-D Emperyalizminin ellerine teslim edilmiş durumdadır. Laiklik özellikle eğitim alanında yerle bir edilmiş, eğitim bilimden uzaklaşmış, ordu dağıtılmış ve ülkemizin tüm maddi kaynakları yerli -yabancı Parababalarının emrine sunulmuştur.
Dahası 1919’da Mustafa Kemal’in dâhiyane önderliğiyle yırtılıp atılan Sevr Antlaşması bugün yine uygulanmaya sokulmak istenmektedir. ABD ve Avrupa Birliği Emperyalistleri ile onların Türkiye’deki hain işbirlikçi güçleri tarafından adım adım ülkemiz yok edilme sürecine yaklaştırılmıştır. Artık Türkiye, her yanında bombaların patladığı, ölüm haberlerinin sıradanlaştığı ve ulusal sınırları olmayan bir ülke haline getirilmiştir. Emperyalistler, Yugoslavya’yı, Irak’ı, Afganistan’ı, Libya’yı ve en son Suriye’yi paramparça ettikten sonra, sıranın Türkiye’ye geldiğini de ilan etmişlerdir.
Bu nedenle bugün, “Hürriyet ve bağımsızlık benim karakterimdir.” prensibiyle, ülkemizin Yeni Sevr bataklığına sürüklemesine ve Ortaçağcı bir din devletine dönüştürülmesine karşı çıkmayan ve bu uğurda mücadele etmeyen hiçbir kimse Mustafa Kemal’ciyim diyemez.
Partimiz, Halkın Kurtuluş Partisi, Mustafa Kemal’in işte bu mücadele mirasına sahip çıkarak bu uğurda kavgasını sürdürmektedir. HKP, AB-D Emperyalizminin ülkemizi açık askeri üs haline ge-tirmesine karşı, Yunanistan tarafından 18 adamızın işgal edilmesine karşı, tüm ekonomik değerleri-mizin Uluslararası Finans-Kapitale peşkeş çekilmesine karşı, ülkemizin Ortaçağcı din devletine dö-nüştürülmesine karşı, insanlarımızı “Allah’la kandırmak” demek olan Muaviye-Yezit-CIA İslamı’na karşı, kamusal değerlerin çalınmasına ve yolsuzluklara karşı tüm gücüyle savaşmaktadır.
Bu savaş ve Mustafa Kemal’in bu mücadele mirası bugün de düşman cepheyi korkutmakta, tedir-gin etmektedir.
Bu nedenledir ki; Cumhuriyet'in kuruluşunun 94’üncü yıl dönümünün kutlandığı 29 Ekim’de de Mustafa Kemal’in kalpaklı resmi ve “Bağımsızlık Benim Karakterimdir” sözünü taşıyan yoldaşla-rımız Anıtkabir’e alınmamış, eli silahlı güçler tarafından engellenmişlerdir.
Bir tek bu olay bile, bıkmadan, usanmadan yürüttüğümüz bu kahırlı mücadelenin doğru ve haklı bir mücadele olduğunu bize bir kez daha göstermiştir.
Siyasi faaliyetlerimiz keyfi olarak engellense de, gözaltına alınıp tutuklansak da biz Mustafa Ke-mal’i anlamaya ve kavgasını sürdürmeye kararlıyız. Çünkü bugün bu karanlık gidişata dur demenin tek yolu İkinci bir Kurtuluş Savaşı vermektir.
Bu savaş, başta İşçi Sınıfımız gelmek üzere aklı ve bilimi kendisine rehber edinmiş devrimci, yurtsever insanlarımızın kararlı ve örgütlü mücadelesidir. Bu mücadele bugün Mustafa Kemal’in “Bağımsızlık benim karakterimdir.” şiarıyla davranan Halkın Kurtuluş Partisi saflarında sürmektedir.
Tam bağımsız, laik ve demokratik bir ülke için verdiğimiz kavgada cephe ne denli baş döndürücü, strateji ve taktik ne denli karmakarışık, hedef ne denli güç anlaşılır olursa olsun, Birinci Kuvayimilliyeciliğin devrimci, Mustafa Kemal’ci geleneği başımızdadır.
Bizler bugün bu geleneğin izinde Emperyalizme ve Ortaçağcı gericiliğe karşı savaşıyoruz ve nihai kurtuluşa kadar savaşmaya da devam edeceğiz.
Ya İstiklal, Ya Ölüm! Yaşasın Tam Bağımsız Türkiye! 09.11.2017
HKP Genel Merkezi

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
Hikmet Kıvılcımlı – Karda Gezip İzini Belli Etmemek mi?
Hikmet Kıvılcımlı – Karda Gezip İzini Belli Etmemek mi?
Türksolu 5 Mart 1968
Tam GENOSİT (insan neslini tüketmek) eğilimi şark ağalığının kancıklığı: Tabancanın kabzasıyla milletvekillinin kafatasını çatlat, kaç. Kanlarını acele temizlet. Asansörün içi lök lök kan. Onu da, gazete fotoğrafçılarından kaçırtmak için küçük bir savaşçık yap… “Özerkliği (nedir o?) Anayasaca sağlanmış TRT radyosu haberlerinde tek sözcük söyletme… En “ciddi” gazete bile,…
View On WordPress
Geç gelen bir düzeltme...
Geç gelen bir düzeltme…
11 Ekim tarihinde, Aliağa’daki işçileri örgütleyen yiğit işçi önderi İsmet Demir’in anmasını yaptığımız sırada acı bir haber aldık. Aliağa’da 4 işçinin, bir patlama sonucu katledildiğini öğrendik. Olaydan 3 gün sonra, aşağıdaki yazıyı kaleme aldık.
http://www.turkiyedireniyor.org/aliagadaki-tupras-rafinerisinde-parababalari-dort-can-aldi/
Olayın ardından söz konusu katliamın bir iş cinayeti…
View On WordPress
ABD'nin İYİ çocukları (Muğla Direniyor)
ABD’nin İYİ çocukları (Muğla Direniyor)
İYİ Parti dedikleri gudubet, emperyalizmin yeni iktidar kuklası, nihayet sahneye çıktı. Çıktığından beri, her medya organında sesi duyuldu, gözümüze sokuldu. Varlığı kanıksatıldı. Daha da önemlisi, tıpkı AKP‘nin ilk çıkışında olduğu gibi; “yeni bir umut” olarak halkımızın kafasında yer ettirilmeye başlandı. Ülkücü kadrolar tarafından kurulan, yerli-yabancı medya tarafından propaganda edilen ve…
View On WordPress
Nasyonal Sosyalist Almanya'ya destek olan Finans-Kapital şirketleri
Nasyonal Sosyalist Almanya’ya destek olan Finans-Kapital şirketleri
İkinci Emperyalist Paylaşım savaşı öncesi ve sırasında Hitler’in başında bulunduğu Nasyonal Sosyalist Parti ile işbirliği gerçekleştiren çok sayıda Finans-Kapital şirketi bulunmakta. Şirketlerin başlarında bulunan yöneticilerin bazıları bu parti ile ilişki içindeyken, bazıları ise kendi ülkelerinin çatışmasına rağmen Hitler Almanya’sında varlıklarını sürdürmeye devam ettiler. Bu şirketlerin başka…
View On WordPress
Hikmet Kıvılcımlı, sıkı sıkıya sarıldığımız Bayrağımızdır
Hikmet Kıvılcımlı, sıkı sıkıya sarıldığımız Bayrağımızdır
Türkiye Devriminin Önderi Hikmet Kıvılcımlı’nın aramızdan bedence ayrılışı üzerinden 46 sene geçti. Uğruna ömrünün 50 yılını verdiği proletarya sosyalizmi davası için yaptığı mücadelede gerçekleştirmiş olduklarının ışığında devrimci mücadelemize devam etmekteyiz. Hikmet Kıvılcımlı, çok sayıda devrimcinin önünü bir fenerle aydınlattığı gibi, çok sayıda devrim kalpazanın elinde hatırasından…
View On WordPress

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
29 Ekim Cumhuriyet Bayramı etkinlikleri dolayısıyla Anıtkabir’e ziyaret gerçekleştiren Halkın Kurtuluş Partisi üyeleri, ellerinde bulundurdukları “Bağımsızlık Benim Karakterimdir” yazılı bayraklardan dolayı içeri alınmadılar.
Halkın Kurtuluş Partisi, Kızılay Meydanı’ndan Tandoğan’a kadar sloganlarla gerçekleştirdiği yürüyüşte “Yaşasın Demokratik Laik Tam Bağımsız Türkiye”, “Mustafa Kemal Ölümsüzdür”, “Emperyalistler, İşbirlikçiler, Geldikleri Gibi Gidecekler”, “Yaşasın İkinci Kurtuluş Savaşı’mız”, “Bu daha başlangıç, mücadeleye devam” sloganları atıldı. HKP’liler, sonrasında Anıtkabir’e ellerindeki bayraklarla katılmak istediler. Bu sırada Anıtkabir komutanlığı ve polis tarafından, ellerindeki bayrakların siyasi simge olduğu iddia edilerek HKP üyelerinin Anıtkabir’e girişi engellendi. Mustafa Kemal’in fotoğrafı ve kendi sözünün örgütün kendisine ait olduğu iddia edildi.
Eylemi devamına yönelik müzakereler sırasında, daha önceki bayramlarda bu bayrağa izin verildiği, hem parti yetkilileri, hem de ast düzeyindeki Anıtkabir görevlileri tarafından belirtildi. Çabaların sonuçsuz kalması üzerine, Halkın Kurtuluş Partisi yetkilileri Mustafa Kemal’in kendisine konulan yasak sonrası Anıtkabir yetkililerini protesto etme kararı aldılar. Yapılan açıklamada, Halkın Kurtuluş Partisi’nin söz konusu uygulama konusunda sorumlulardan hesap soracağının altı çizildi.
#gallery-0-5 { margin: auto; } #gallery-0-5 .gallery-item { float: left; margin-top: 10px; text-align: center; width: 50%; } #gallery-0-5 img { border: 2px solid #cfcfcf; } #gallery-0-5 .gallery-caption { margin-left: 0; } /* see gallery_shortcode() in wp-includes/media.php */
Açıklama sonrasında Halkın Kurtuluş Partisi üyeleri tekrardan kortej oluşturarak, sloganlarla Tandoğan’dan ayrıldılar. Eylemde, son günlerde iktidar ile şiir gibi anlaşan gençlik örgütün pankart ve bayraklarının alındığı görüldü.
Partinin resmi sitesinde yapılan açıklama şu şekilde:
Anıtkabir’de Mustafa Kemal’e, “Bağımsızlık Benim Karakterimdir” sözüne yasak!
29 Ekim Laik Cumhuriyet’in İlanının 94’üncü yılında, Türkiye’yi Yeni Sevr’e götürenler, Mustafa Kemal düşmanlığında daha da pervasızlaştılar. Artık Anıtkabir’e, Mustafa Kemal’in “Bağımsızlık Benim Karakterimdir” sözünün ve kalpaklı resminin bulunduğu pankartlarla, flamalarla girmek yasak. AB-D Emperyalistleri ve yerli satılmışlar tarafından Antiemperyalist Kurtuluş Savaşı’mızın Önderi, verdiği mücadele ve taçlandırdığı zaferle mazlum Halklara umut ve ışık olan askeri deha, Halklarımızın gönlünden silinmeye, unutturulmaya çalışılıyor.
Bu, AB-D Emperyalistlerinin ve yerli satılmışların elbirliğiyle ülkeyi götürdükleri Yeni Sevr sürecinin yansımasıdır.
Bu, başına geçirilen çuvalla onuru kırılan, Ergenekon, Balyoz vb. adlı CIA Operasyonlarıyla diz çöktürülen, 15 Temmuz Ganimet Paylaşım Savaşıyla öldürülen Türk Ordusunun, onun Mustafa Kemalci ruhunun yok edildiğinin göstergesidir.
Bu, AB-D Emperyalistlerinin ve Yerli Satılmış AKP’giller’in tüylerini diken diken eden, en büyük korkuları olan bağımsızlık ve özgürlük mücadelesine karşı kustukları nefretin artık pratiğe yansımasıdır.
Bu ülkenin İkinci Kurtuluş Savaşçıları, Mustafa Kemal’in ve Birinci Kuvayimilliyecilerin gerçek devamcıları HKP’liler, 23 Nisan’larda, 19 Mayıs’larda, 30 Ağustos’larda, 29 Ekim’lerde, 10 Kasım’larda olduğu gibi, hiçbir imzanın olmadığı, sadece Mustafa Kemal’in Kalpaklı resminin ve “Bağımsızlık Benim Karakterimdir” sözünün bulunduğu pankartla ve flamalarla, coşkulu sloganlarla geldiler Anıtkabir’in önüne.
AKP’giller’in güvenlik güçleri önce atılan “Yaşasın Demokratik Laik Tam Bağımsız Türkiye”, “Mustafa Kemal Ölümsüzdür”, “Emperyalistler, İşbirlikçiler, Geldikleri Gibi Gidecekler”, “Yaşasın İkinci Kurtuluş Savaşı’mız”sloganlarından rahatsız oldular. Engellemeye çalıştılar İkinci Kurtuluş Savaşçılarını. Ama sloganlar müdahale edildikçe daha da canlandı. Evet, Bursa Nutku’nda Mustafa Kemal’in vasiyetini yerine getiriyordu İkinci Kuvayimilliyeciler. Sonunu düşünmeyen kahramanlar olarak her şeyi göze alarak direniyorlardı. Sonra Mustafa Kemal’in kendisine yasak koydular. Giremezsiniz bu pankartla ve bayraklarla Anıtkabir’e, dediler. Çeviklerini getirdiler, etrafımızı sardılar. İkinci Kurtuluş Savaşçılarının yanıtı coşkulu sloganlar oldu. Anıtkabir’in önünde yapılan basın açıklamasıyla, Mustafa Kemal’in ölümsüz bedeninin bulunduğu yerde Mustafa Kemal’e konan yasağı protesto ettiğimizi, eninde sonunda bu ablukayı yaracağımızı haykırarak ayrıldık.
Ne kadar yasak koyarlarsa koysunlar, ne kadar polisini yığarlarsa yığsınlar, ne kadar susuş suikastına uğratırlarsa uğratsınlar, Vatan Aşkını Söylemekten ve Gereğini Yapmaktan Korkar Hale Gelmektense Ölmeyi Yeğleyenlere geri adım attıramazlar. Korkutamazlar, yıldıramazlar, sindiremezler.
Cesareti bir vatan olarak belleyen, bu vatana sahip olunmazsa Bağımsızlığın da korunamayacağına inanan İkinci Kurtuluş Savaşçılarını hiçbir zor yolundan alıkoyamaz, engelleyemez.
Eninde sonunda içinde bulunduğumuz karanlık günlerden çıkaracağız vatanımızı.
94 yıl önce kurulan laik Cumhuriyet’i Sosyalizmle taçlandıracağız.
Eninde sonunda Mustafa Kemal ve Laik Cumhuriyet düşmanı AB-D Emperyalistlerini ve yerli satılmışları, 94 yıl önce olduğu gibi geldikleri gibi geri göndereceğiz. Ama bu sefer bir daha Tarihin hiçbir sahnesinde hiçbir rol almamacasına… Tarihin karanlık sayfalarına gömülecek, bu insan soyunun en büyük düşmanları.
Ve İnsanlık onları lanetle anacak.
Ant olsun ki; eninde sonunda bize kurulan barikatları yıkacağız, bize konulan yasakları ortadan kaldıracağız, susuş suikastını bozacağız, Halkımızla buluşacağız ve ordulaştıracağımız halkımızla Mustafa Kemal’e, “kurduğun Laik Cumhuriyet mirasını daha ilerilere taşıyarak Sosyalizmle taçlandırdık” diyeceğiz. Arkamıza alacağımız milyonlarla o özgür günleri getireceğiz.
29 Ekim 2017 Laik Cumhuriyet’in kuruluşunun 94’üncü yıldönümünde bize yapılan bu aşağılık uygulamanın rövanşı Devrimle alacağız.
Bunu biz başaracağız.
Biz haklıyız biz kazanacağız.
Halkız Haklıyız Yeneceğiz.
29 Ekim 2017
Halkın Kurtuluş Partisi
Genel Merkezi
Mustafa Kemal’i Anıtkabir’e almadılar! 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı etkinlikleri dolayısıyla Anıtkabir'e ziyaret gerçekleştiren Halkın Kurtuluş Partisi üyeleri, ellerinde bulundurdukları "Bağımsızlık Benim Karakterimdir" yazılı bayraklardan dolayı içeri alınmadılar.
Dünya Sendikalar Federasyonu'ndan Sarı Sendikacılığa karşı Real Hipermarket işçilerine destek
Dünya Sendikalar Federasyonu’ndan Sarı Sendikacılığa karşı Real Hipermarket işçilerine destek
Dünya Sendikalar Federasyonu, bir bildiri yayınlayarak ülkemizde sendika-patron işbirliği ile işsiz bırakılan 1700 işçiyle dayanışmada bulunduğunu açıkladı:
Dünya Sendikalar Federasyonu Türkiye’de Hileli İflasa, Haklarının Gasp Edilmesine ve Sarı Sendikacılığa Karşı Mücadele Eden Real Hipermarket İşçileriyle Dayanışma İçerisinde
Dünya’da 5 kıtada farklı iş kollarda 93 milyon üyesi bulunan Dünya…
View On WordPress
Devrimci Mücadele - "Devrimci Sol - Kurtuluş Kıvılcımlı'yı anlamamakta Diretiyor"
Devrimci Mücadele – “Devrimci Sol – Kurtuluş Kıvılcımlı’yı anlamamakta Diretiyor”
Bu yazı, Devrimci Mücadele Dergisi’nin Eylül-Ekim 1996 tarihli 19. sayısında yayınlanmıştır. Köşeli parantezler Türkiye Direniyor’a aittir.
“Kurtuluş”un 6 Nisan tarihli, 39. sayısında, başında ” Devrimci Sol Dergisi 30 Mart Özel Sayısı’ndan alınmıştır” ibaresi (açıklaması) bulunan bir yazı yayınlandı. Yazı, “BU TARİH THKP-C’YLE, DEVRİMCİ SOL’LA YAZILDI BAYRAK ŞİMDİ DHKP-C’DE” başlığını taşıyordu.…
View On WordPress
V.I.Lenin – Barış Sorunu
V.I.Lenin – Barış Sorunu
V.I. Lenin’in Temmuz-Ağustos 1915’te kaleme aldığı bu yazınun Türkçe çevirisi Sol Yayınları tarafından Ulusal Sorun ve Ulusal Kurtuluş Savaşları, Ekim 1993, İkinci Baskı,191-196. sayfalarda yayınlandı.
Sosyalistler için önce (immediate) bir hareket programı olarak barış sorunu ve onunla ilişkili olarak barış koşulları sorunu, evrensel bir ilgi görüyor. Sorunu, alışılagelen küçük-burjuva ulusal…
View On WordPress
Halkın Kurtuluş Partisi, 30 Ağustos’ta Anıtkabir’deki yerini aldı. Zafer Bayramı, böyle kutlandı.

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
Memleketin 4 bir yanını Kızıllaştıran Halkın Kurtuluş Partisi’nin afişleri...
6 Mayıs 2017′de Deniz Gezmiş ve yoldaşlarının anmasından görüntüler...