bazenleri geç kalmışlık duygusuna kapılıyorum, bu kitabı daha önce okumalıydım, bu şarkıyı daha önce dinlemeliydim, bu fikrimi hocaya daha önce söylemeliydim, bu yazıyı daha önce yazmalıydım... her şeyin bir zamanı olduğunu unutup hep keşkelerle yaşıyorum, bunun için kendime kızdığım zamanlar oluyor, kendimi tanıyorum, bazen kendime uzaktan bakmaya çalışıyorum, sonra işin içinden çıkamıyorum, saatlerce kendime içimden kahkahalar atıyorum, kendimle konuşmayı seviyorum, kendi hatalarımı yüzüme vurmayı seviyorum, ama bunu başkası söylese kabullenemiyorum, sanki ben bir bulmacayım ve kendimi ancak ben çözebilirmişim gibi, işte bugün bulmacanın geç kalınmışlık kısmına takıldım, soru apaçık önümde ama cevabını bildiğim soruyu kabullenemiyorum, zihnimde koca bir okyanus var ve dev dalgalarında boğuluyormuş hissine kapılıyorum, zamana mı bırakıyorum yoksa erteleyip geçe mi bırakıyorum, bazen insanlarla konuşunca tamam diyorum; ben bu konuda başarılıyım diyorum sonra eksiklerimi görünce o dev dalgalar yine sarıyor dört yanımı, bu bir ritüele dönüyor artık, zamanın belirli kısmında yokluyor beni, sonra diyorum ne önemi var, önemli olan bunun farkında olup o dev dalgalarla savaşmak, işte diyorum soru soruldu cevap verildi ama çözüm cevap değil çözüm sensin, farkındaysan hiç önemi yok, çünkü biliyorsun ki sen geç kalsan da bunu yapacağın bir zamanın var inşallah, geç kalmışta değilsin, bu kitabın nasibi bu zamandı, bu şarkı bugün ki hislerine tercüman oluyor, bu fikir söylenmek için bugünü bekledi ve bu yazının yazılması için geç kalmışlık duygusuna kapılman gerekiyordu, bak her nasip ipten kurtulan boncuk gibi, nasıl güzel atıyor aşağıya kendini.