Phantogram Three

#extradirty
Today's Document

@theartofmadeline

❣ Chile in a Photography ❣
I'd rather be in outer space 🛸
Lint Roller? I Barely Know Her
noise dept.
Fieri Frames

Product Placement

blake kathryn
Keni
Claire Keane

Kiana Khansmith

izzy's playlists!
$LAYYYTER
tumblr dot com
Show & Tell

seen from Germany

seen from Australia

seen from South Africa

seen from Malaysia

seen from United States

seen from France
seen from Austria

seen from United States
seen from Bangladesh
seen from Brazil

seen from Malaysia
seen from Pakistan
seen from Uruguay
seen from Ukraine
seen from United States
seen from Türkiye
seen from United States
seen from Brazil

seen from Bangladesh
seen from Paraguay
@dalgageciyosun

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
Sana sundukları şeyleri reddetmen böyle algılanır. Bizi seç. Hayatı seç. Çamaşır makinesi seç, araba seç, bir kanapeye oturup ağzına berbat şeyler tıkıştırarak beyin uyuşturucu ve ruh çökertici aptal televizyon programları izlemeyi seç. Bir huzurevinde üzerine sıçıp işeyerek çürümeyi, bencil ve kafayı yemiş çocukların için bir utanç kaynağı olmayı seç.
Hayatı seç.
Irvine Welsh - ‘’ Trainspotting ‘’
(https://www.youtube.com/watch?v=m04s0MblznQ gönderdi)
onca zaman ‘’bende eksik olan neydi? ‘’ diye sora sora kendimi paraladım, kendimden koptum. şimdi asıl eksiğin sende olduğunu görüyorum. artık içim rahat. teşekkür ederim
Şairin aşkıyla doğan din Orfeus, Trakya kralı Oiagros ile, dokuz ilham perisi Müzlerden (Muse) en büyüğü ve en zekisi, epik şiirin ve destanların ilham perisi olan, adı ''güzel sesli'' anlamına gelen Kalliope'nin oğludur. Apollon ona bir lir hediye eder ve Müzler de ona nasıl çalınacağını öğretir. Orfeus ezgileri söyleyip, lirini çalmaya başlayınca; gökteki kuşlar durur onu dinler, müziğin ritmine kendini kaptıran dağlar, taşlar, ağaçlar bile sağa sola sallanıp ona eşlik edermiş. Hatta derler ki; Trakya bölgesinin bazı yerlerinde ağaçlar, onun bıraktığı şekilde müziğin ritmiyle aldığı şekilde kalmış öylece. Bugün Trakya'da olması gerekenin dışında, bir figürü uygular gibi şekil almış bir ağaç görürseniz, Orfeus'un ezgilerine ve müziğine eşlik etmiş bir ağaçtır gördüğünüz belki de. Yine günlerden bir gün, elinde liri ezgilerini söylerken, orman perisi Eurydike'yi görür Orfeus. Belki bir görüşte aşk, belki de ezgilerle büyüyen bir aşktır aşkları ama, birbirlerini öyle severler, öyle severler ki, Eurydike'ye olan aşkı, onun ölümüyle, arkasından Tartaros'a kadar götürür Orfeus'u. Apollon ve su perisi Kyrene'nin oğlu olan Aristaios tarım ve hayvancılık üzerine her şeyi bilen, özellikle arıcılıkta üzerine olmayan, dağda bayırda yetişen usta bir avcıdır. En büyük eğlencesi dağ ve su perilerini kovalamak olan Aristaios bir gün kırlarda Orfeus'un karısı, orman perisi Eurydike'yi görür. Güzel perinin peşine takılıp, onu kovalamaya başlar. Eurydike kaçıp, tecavüzden kurtulma telaşıyla koşarken, çimlerin arasındaki zehirli yılanı fark etmeyip üzerine basar. Bacaklarına dolanıveren yılanın ısırdığı Eurydike, kocası Orfeus'u keder içinde bırakıp ölüler diyarı Tartaros'a, Hades'in ülkesine göç eder. Orpheus, oyuk kaplumbağa kabuğundan sazıyla yaslı sevgisini avuttu durdu. Hep seni söylerdi, tatlı eşi, hep seni, onunla baş başaydın ya hani yalnız kıyılarda, gün doğar seni söylerdi, gün batar seni. Karısının ölümüyle çılgına dönen Orfeus, onu yer altı tanrısının elinden alıp gelmek için, hiç bir ölümlünün gitmeye cesaret edemeyeceği Tartaros'a gitmeye karar verir. Tartaros, yer altı tanrısı Hades'in kontrolünde olan ölüler diyarının en alt noktası, yani cehennemdir. Homeros Tartaros'u tanımlarken, yerin dibindeki kara dumanlı çukur olduğunu, demir kapılar ve tunç eşiklerle kapalı olduğunu söyler. O kadar derindedir ki, Tartaros'la, yer altındaki tanrı Hades'in arasındaki mesafe bile gökle yeryüzü kadardır. Hesiodos ise şu sözlerle anlatır Tartaros'un yerini; Bir örs gökten düşse dokuz gün dokuz gece, ancak sonuncu gün varabilirdi yeryüzüne ve tunç bir örs düşse yeryüzünden ancak dokuz gün dokuz gece sonra varabilir Tartaros'a Burada gökten örsün düştüğü yer cennet, yeryüzünden düşüp Tartaros'a gittiği yer ise cehennemdir. Tartaros'un bekçisi üç başlı köpek Kerberos'tur. Orfeus karısını kurtarabilmek için tanrı Hades'i, karısı Persephone'yi ve Kerberos'u aşmak zorundadır ki, bunu başarmak bir ölümlü için imkansızla eş değerdir. Lirini omuzlayıp yer altı ülkesinin yolunu tutar Orfeus. Ağzından dökülen ezginin ve lirinden yer altına yayılan müziğin etkisi öyle güçlüdür ki, ne merhametsiz Hades, ne de onun karısı Persephone karşı koyamaz Orfeus'un isteğine. Tartaros'u etkisine alan melodiler Kerberos'u bile yatıştırır. Biricik sevgilisini vermeye razı olur Orfeus'un Hades, ama bir şartı vardır: Ölüler diyarından ayrılıp güneş ışığını görmeden, karısı Eurydike'nin yüzüne bakmamalıdır. Eğer bakarsa; Eurydike tekrar ait olduğu yere, Tartaros'a dönecektir ve bir daha onu asla göremeyecektir. Karısının yüzünü görmemek için lir çalarak önden yürüyen Orfeus'u Eurydike arkasından takip ederek yeryüzüne doğru yola çıkarlar. Orfeus dışarı çıkıp güneşi görünce daha fazla dayanamaz ve çok sevdiği karısına bakmak için başını çevirir. Henüz güneş ışığına çıkmamış olan Eurydike'yi sonsuza dek yitirir. Eurydike'si ışığın altına tam çıktı çıkacakken, unutup duruverdi, gönlüne yenildi döndü baktı arkasına. İşte bir anda bütün çabalar uçtu gitti, bir anda kopuverdi amansız zorbayla yapılan anlaşmalar, bir gümbürtüdür yükseldi hem de üç kez Avernus batağından. Haykırdı Eurydike: '' Bu ne Orfeus, bu ne? Bu ne çılgınlık böyle, seni de yok eden, zavallı beni de? İşte gene çağırır beni zalim kader, uyku kapatır kararan gözlerimi, dört yanımı saran gece götürür beni, elveda! Giderim işte uzata uzata ellerimi sana, artık senin olmayan güçsüz ellerimi.'' Karısını kaybeden Orfeus tam yedi ay Strymon Irmağı (Trakya'da Struma Nehri) kenarında, kayalarda, buz gibi mağaralarda oturup ağlar. Çaldığı liri ve acıklı ezgileriyle, kaplanları büyüleyip, meşe ağaçlarını ayaklandırır. Dövüne dövüne nehirleri aşıp dağlarda dolanır. Ne bir tutku, ne de bir evlilik bağı yumuşatamaz Orfeus'un Eurydike'nin aşkıyla yanan yüreğini. Trakyalı kadınlar kendilerini hor görüp Eurydike için divane olan Orfeus'a kızıp onu paramparça ederler. Meriç nehrine attıkları ozanın vücudundan kopmuş başı ''Eurydike,Eurydike'' diye haykırarak uzaklaşır nehrin akıp giden sularında. Orfeus'u parçalayanların Mainadlar (kendini tanrı Dionysos'a adamış, onun adına yapılan törenlerde dans edip kendinden geçen kadınlar) olduğu, işledikleri bu cinayet nedeniyle Olymposlu tanrılar tarafından cezalandırılacakları için, Dionysos'un onları birer meşe ağacına dönüştürdüğü anlatılan efsaneler arasında. Trakyalı erkekler, meşeye dönüşmekten kurtulabilen kadınların, işledikleri cinayet belli olsun diye vücutlarına dövme yapmaya karar verirler. Trakya'da yakın zamana kadar, bu dövme yapma geleneğinin izlerinin hala devam ettiğini düşünenler mevcut. Orfeus'un kesik başı şarkı söyleye söyleye Lesbos (Midilli) Adası kıyılarına kadar ulaşır. Burada Dionysos için kutsal sayılan alanda bir mağaraya konur. Bir süre sonra burası büyük bir kehanet merkezine dönüşür. Gelecekten haber almak isteyenler Apollon'un kehanet merkezi Klaros ve Delphoi yerine buraya gitmeye başlayınca; Apollon kesik başın yanına gelir ve artık işine karışmaktan vazgeçmesini, kendisine ve şarkılarına yeterince tahammül ettiğini söyler. Bunun üzerine Orfeus'un kesik başı sessizliğe gömülür.
arkeorehber

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
Edebiyata Dair Birtakım Belgeseller
Ekşi Sözlük’te rastladığım, birçok kişinin varlığından bihaber olmasına rağmen ihtiyacı olduğuna ve tek bir paylaşım içerisinde toplanmış vaziyette elinin altında bulunması gerektiğine inandığım bir belgeseller bütünü için bunları yazma gereği hissettim. Direkt bağlantı paylaşımı yapabilirdim; ancak öylesine bir entry muamelesi görerek görmezden gelinirdi biliyorum. Bu yüzden böyle bir şey yaptım. Tüm belgeseller link şeklindedir, üzerine tıklayarak ulaşabilirsiniz. Güzel bir eylül geçirmeniz dileğiyle…
TÜRK EDEBİYATI
Abdürrahim Karakoç - Keşke Olmasaydı
Ahmet Hamdi Tanpınar - Portreler Galerisi
Ahmet Hamdi Tanpınar - Şehirler ve Yüzler
Ahmet Ümit - Yazının Ustaları
Aslı Erdoğan - İnsan Manzaraları
Attila İlhan - Büyük Yolların Haydutu
Attila İlhan - Önce Şiir Vardı
Attila İlhan - Portreler Galerisi
Aziz Nesin - Akıntıya Karşı
Aziz Nesin - Simurg
Behçet Necatigil - Önce Şiir Vardı
Behçet Necatigil - Ayrıntı Sandığı
Behçet Necatigil - Şehirler ve Yüzler
Cahit Zarifoğlu - Yedi Güzel Adam
Cahit Zarifoğlu - İz Bırakanlar
Can Yücel - Bir Yudum İnsan
Can Yücel - Şehirler ve Yüzler
Cemal Süreya - Portreler Galerisi
Cemal Süreya - Şiirbaz
Cemil Meriç - Türkiye’nin Ruhu Cemil Meriç
Cemil Meriç - Şehirler ve Yüzler
Ece Ayhan - Portreler Galerisi
Edip Cansever - Portreler Galerisi
Evliya Çelebi - Kentler ve Gölgeler
Haldun Taner - Şehirler ve Yüzler
Hasan Ali Toptaş - Büyük Umutlar
Karacaoğlan - Ulu Ozanlar
Mehmet Akif Ersoy - TRT Belgeseli
Mevlana - Aşkın Dansı
Mevlana ve Mevlevilik - Tarihin Arka Odası
Mevlana - Mevlana ve Şems Tebrizi
Mevlana - Yabancıların Gözünden Mevlana
Namık Kemal - Kentler ve Gölgeler
Namık Kemal - Evvel Zaman Sohbetleri
Nazım Hikmet - Bir Yudum İnsan
Nazım Hikmet - İnsan Manzaraları
Nazım Hikmet - Şehirler ve Yüzler
Nazım Hikmet - Kentler ve Gölgeler
Nazım Hikmet - Nazım Hikmet Ran
Neyzen Tevfik - Evvel Zaman Sohbetleri
Oğuz Atay - Kurmaca Dünyanın İpliğinde Bir Koza 1
Oğuz Atay - Kurmaca Dünyanın İpliğinde Bir Koza 2
Orhan Kemal - Ayrıntı Sandığı
Orhan Kemal - Yazının Ustaları
Orhan Kemal - Şehirler ve Yüzler
Orhan Pamuk - Bir Yudum İnsan
Orhan Pamuk - İnsan Manzaraları
Orhan Veli Kanık - Şiirbaz
Orhan Veli - Yaşamı ve Şiirleriyle Orhan Veli
Pir Sultan Abdal - Ulu Ozanlar
Refik Halid Karay - Şehirler ve Yüzler
Rıfat Ilgaz - Yüzyıllık Çınar
Rıfat Ilgaz - Bir Yudum İnsan
Sabahattin Ali - Şehirler ve Yüzler
Sabahattin Ali - Sabahattin Ali ve Kürk Mantolu Madonna
Sabahattin Ali - Boş Zamanlar
Sait Faik Abasıyanık - Portreler Galerisi
Sait Faik Abasıyanık - Şehirler ve Yüzler
Sezai Karakoç - Yedi Güzel Adam
Tevfik Fikret - Evvel Zaman Sohbetleri
Turgut Uyar - Şiirbaz
Turgut Uyar - Boş Zamanlar
Yahya Kemal Beyatlı - Ayrıntı Sandığı
Yahya Kemal Beyatlı - Kentler ve Gölgeler
Yaşar Kemal - Bir Yudum İnsan
Yaşar Kemal - İnsan Manzaraları
Yaşar Kemal - Yaşar Kemal’in Ardından
Yunus Emre - Bir Veli Yunus Emre
Yusuf Atılgan - Evvel Zaman Sohbetleri
Yusuf Atılgan - Boş Zamanlar
DÜNYA EDEBİYATI
amin maalouf: kentler ve gölgeler - beyrut
berthold brecht : kentler ve gölgeler - berlin
carlo goldoni: kentler ve gölgeler - venedik
dante alleghieri: kentler ve gölgeler - floransa
federico garcia lorca: kentler ve gölgeler - granada
franz kafka :kentler ve gölgeler- prag
fredrich nietzche: kentler ve gölgeler - leipzig
fyodor mihailoviç dostoyevski : kentler ve gölgeler - st petesburg
george bernard shaw - kentler ve gölgeler - dublin
hafız şirazi: kentler ve gölgeler - şiraz
hans christian andersen: kentler ve gölgeler - kopenhag
ibni haldun: kentler ve gölgeler - tunus
ibni rüşd: kentler ve gölgeler - cordoba
james joyce :kentler ve gölgeler - dublin
jean paul sartre: kentler ve gölgeler - paris
karl marx : kentler ve gölgeler - trier
konstantinos kavafis: kentler ve gölgeler - iskenderiye
maksim gorki: kentler ve gölgeler - tiflis
miguel de cervantes: kentler ve gölgeler - madrid
nikolay gogol: kentler ve gölgeler - kiev
nikos kazancakis: kentler ve gölgeler - girit
paul bowles: kentler ve gölgeler - tanca
sir arthur conan doyle: kentler ve gölgeler - edinburgh
İNGİLİZCE BELGESELLER
william shakespeare
jane austen
bronte kardeşler
charles dickens
virginia woolf
oscar wilde
vladimir nabokov
lord byron
william blake
aleksandr soljenitsin
edgar allan poe
ernest hemingway
henrik ibsen
j.d. salinger
jorge luis borges
gabriel garcia marquez
lev tolstoy
Siouxsie Sioux and Brian Reitzell - Love Crime - Hannibal Season 3 Final...
save yourself kill them all
kendini kurtar, herkesi öldür
''birisini sevmeye kalkışmak önemli bir işe girişmek gibidir bilirsin. enerji, kendini veriş, körlük ister. hatta başlangıçta, bir uçurumun üzerinden sıçramanın gerektiği bir an vardır. düşünmeye kalkarsa atlayamaz insan. bundan böyle artık bu gerekli sıçrayışı yapamayacağımı biliyorum..''
kapak resmi egon schiele
en sevdiğim kitaplardan biri, en sevdiğim ressamla iç içe
makas bak sular çekildi. hep hatırlatır ya sahipliğini işte öyle kapatıp, türbanladı tanrı denizini. kumları oyalayan kir içinde, birkaç çocuk ayağı şimdi. bende kemikleşen babamın mezarını bilmem ama bir çocuğu kemiren ya bir babadır hep ya da yokluğu. bak avuçlarının içindeki raylardan çıkıyor çok yüklediğimiz tren belki boynunu kurtarıyoruz trenlerin makaslandığı yerlerde ilk defa doğru raylara uzanmış bir kadının. ama bu kez de kargaşa ve ceset oluyor senin ekseninde. biliyorum bir aşkın üstüne yakışacak ağız tadı değil akşamları acıya yatırılan bir damak belki sonra eli siyahtan başka bir renge de uzanabilen ressamlar tanır seni bilirsin seni çırılçıplak çizmek için kendini soyan birini ama tren ne kadar dinlense de raydan çıktığı o noktaya yaklaşırken —ki söz konusu olan bir kadındır korkusuna yaklaştıkça çoğalır güzelliği— bilmeyecek hiç o noktayı bir daha geçip geçemeyeceğini…
Özge Dirik
MEKTUP Yarım kalmış acılar denizi pencereme konardı geceyle, savrulurdum. Gözyaşı kokusuyla dolu bir kuğu, zamanın sonuna kalkan, sürgünümdü; göz mavisi duman, sessizliğim. Aktım ölü deniz kızıyla gökkuşağı saklı mektubun içine, pulumuz rüzgar oldu, postacımız güvercin. Civa gibi eridik kabımızda. Kırmızıya gittik. Hemen yokladım yüzümü yağmurun yuva yaptığı ellerimle. İyice şaşırmıştı alıcısı vapur ıslığımızın. Saplandı gözlerimin ışığı yeni güne. Mermer bir kayıkla geri döndük diğer yarısına acının, usulca çekildi deniz, son bulduk, yenildik. Artık yataksız bir liman yüreğim, soğuk ve loş. Kırık düşlerim. Serçelerde gözlerimin buğusu. Buruk içim. Böylesi bir yenilgiyi beklemediğim için sabahın en serin ucunda bağıran ben intihar edecekmiş gibi sıkıyorum düşük boynuma asılı sonbaharı. Çekildi yaşanan hıçkırıklara, yaşanmayan düş kırıntılarımızla boğulduğumuz odaya. Düştü saat duvardan, telefon diye çevirdim yelkovanı: İmdat. Akrep soktu kendini. Çan sesleri, ezan sesleri, mart sesi, çatılarda kaldı gecenin gizi. Unuttum mektubun içinde boğulduğumu. Elveda.
Kaan İnce

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
yaratmak için kendimi yaralardım eskiden yarım yarım harcardım kendimi hiç bitmem sanarken bu çöplüğü düzene koymak için içimi döktüm her yere sonra istemedim içim yem olsun bi hergeleye ya da bi kertenkeleye
sokağa çıktım sokak benimdi benim kadar da senindi ve bunu bilen kör bi dilenci ansızın çok sevindi dedi ki: al bu kafayı sepeti ekle binbir türlü mavra söyle benim yolum senden geçer biz düzeriz hikayeler"
''deny me, and be doomed''
‘’ beni inkar et ve lanetlen ‘’
Taş Parçaları III madem arkandan ağlamamı bile çok gördün bana al bu taşlar senin olsun...o halde ve bundan böyle bütün davullar vursun, telleri kopsun sazların boşluğa bağırsınlar, birlikte; kan kusacağız. kan kusacağız. madem dünya bunca zalim madem yakışmıyor kalbimize. bütün davullar gümlesin boşluktan gelen, boşluğu dolduranı boşluğa böğüreni vursunnnn. bak! nasıl kan kusuyor külde uyuyan dünya görsün. VI ben seni hep sevgilim ben seni hep yüzünden geçen dalgalardan okudum. ellerine sevgi okudum gözlerine şefkat okudum annen seni inkar etmişti aldım etime dokudum. V Yanmamı bekleme benden Ben ne çok yandım, biliyorsun. Yanamam ben yanamam yanamam küllerim uçuyor. Rüyamda sapladığın jiletler etimde Kanamıyor acımıyor. Acımıyor Bu dünya buz, bu buzzzzz zzzzzzzzzzzda Hiçbir şey acımıyor. Bunlar yalan, Yalan söylediklerim Yalan söylediklerin Bunlar ancak dünyaya yakışıyor. Küldüm ben zaten Küldüm zaten küldüm zaaaateeeen Kalmışsa eğer Külün içinde şimdi insanım uyanıyor. Dünya görsün şimdi. Bembeyazzzz dünyaaaaaaaaaaaa Yoluna baş koyup buzzzdaaaaaaa Kan kusanı. VII Dünya ne ki sevgilim, Benim sana yaptığım kubbe yanında? Düşsün, olsun, bırak, içinde yıldızlar patlıyor. Kolaydır inanmak kadar inanmamak da. İster sal kendini dünyaya, ister kal yanımda Her şeyden öte öyle sevdim ki ben seni Yoluna baş koymak diyoruz Biz barbarlar buna. VIII Kırdım, evet, o yalan mekânı kırdım Çıksın diye ortaya Çırrrrrrrıııllçıpplaaaaaaak: Sen benim yuvamsın Yuvanım ben senin. IX Beni bilmediğim bir dünyaya attı... Bir cümlem yok, darrrrğğmadaaaaaaanıım, bundan. Bir düşümüz vardı, "birlikte yaşamak" koymuştuk adını, çok acıyor, belki bundan. Aşkî bir cümle mi bekliyorsun benden. Beklemeeeeeeee. Mutfakta reçel yapan iki kadın. Kırmızı biberleri filan. Rüzgâr alan biraz tepe bir yer. Bakınca, iki yandan uffffffffffffuk filan. Dünya yuvarlak değil de hafif elipsmiş gibi. kaldı ki iki kadın, dünyanın yuvarlağını zaten anlamayan. böyle. kendime inandığım gibi inanmıştım ona da. aşk olanın ötesinde bir aşktan söz etmek, aaaaaaah bir inançtı desem. bu kadar dağılmam kendimi şimdi bu dünyaya fırlatılmış gibi hissetmem, bundan. ne söylememi bekliyorsun hava aldıkça sızlayan bir diş var içimde. susmam bundan, konuşmam bundan. ben zaten o ilk acıyla ölmediğimde çok gücenmiştim hayata. insan olmuştum ilk o zaman. ya da bozmuşlardı ben yenidoğandan. kendimi acıya teslim ettiğimde hatırladım, ölünmüyordu, hatırladım. ölünmüyoooooorrrrrrrrrrrdu. XI acı çekerken de adil ol, diyor bana. adil ol. sen değil misin inanan hayatın büyük bir kader olduğuna, kaderi yönlendirmek bile o büyük kader' in içindedir filllllllllllan. o yüzden şimdi adil ol. sus. söyleme böyle şeyler! adil ol. inanmıyorsun değil mi? beni bilmediğim bir dünyaya attı, diyyyyyyyorum. diyorum ki, sözde kalır her şey. sözzzzzzzzde kalıyor. bir de bana adil ol, diyorsun. X ey duymayan insanı, ey hayat dedikleri büyük kusur. ... ey kimselere değişmediğim ayrılığın neden bunca ağır? hani adalet? bir kasım' dan öteki kasım' a bir yanım kör bir yanım sağır. XV ben başka bir şey olmak istememmm istemedim başka şey. sabırla sevgilim sabırla acılarımız eşitlensin bu şehirde diye diye. bu şehirde etten geçip kalbe erişene dek sabırla. tek, sabırla. kaç kişi var bu şehirde ruhunu sana kubbe, kubbeeeeeeeeeeeeeeeee etmiş! XIV büyük keder içerirmiş, gördüm, anladım etten geçip aşka varanın sevgisi. bunun yanında sevgilim bunun yanında etin ihaneti, kısaca hiçbir şeydir. XII şimdi bir masaldan bir peri sessizce dinlesin beni, alsın yorgun başımı alsın cümlemi usulca kalbine koysun. benim cümle taşıyacak halim yooooooğğğğğğğ. XXXI Katlanan, insanın birbirine yapışan yaralarından bir yuva inşa etmektir aşk da, varla yok arasından Ve ahşabı kemiren de ahşaba dahildir, değil dışarıdan. Beyhude insanın yuva arayışı ama yine de yuva arar insan. dışarısı sevgilim, dışarısı senin kendini sürekli kaçak kılacağın yollardan başka nedir? yollar ki hep gider, hep yatay. ah ben bu kubbe fikrine o yüzden takılmışım; kubbe ki yüzseksen derece bir şey, büyük bir arzuyla mümkün. gayret' in bildiğimiz ve unuttuğumuz anlamıyla örülen. XVI in ordan, in ordan innnnnnnnn, diyor bana zamanın ensesinden. ay adalet' ten söz eden zalim şimdi bi dur, düşün: ev ki, en büyük mahremiyetti kimdi vuran, kimi, en mahreminden? XVIII en acısını sevgilim en acısını tadayım istedin: en acısı buydu. XVII omurgamı aldın benim. omurgamı aldın. omurgamı aldın. omurgamı. niye? XIX Varla yok arasındayım Varla yok arasındayım Hep, varla yok arasındaydım. Zaten. Ben bilmedim ki niye teyelliyim, niye? Varla yok arasında Varla yok arasında Elimde bir kırık testi Elimde bir kırık testi Nereye bırakayım! XX Gitmek mi yitmektir kalmak mı artık bilmiyorum yerini yadırgayan eşyalar gibiydim ya ben hep ve inançlı, gitmenin bir şeyi değiştirmediğine. bilemem, belki bu yüzden ben sana yanlış bir yerden edilmiş bir büyük yemin gibiydim. beni hep aynı yerimden yaralayan o eve yine de döneyim döneyim istedim. XXI ah benim sesimle söylesem de, inanmazlar benzemiyor çünkü bir dile. döndüğüm, döndüğüm ama döndüğüm döndüğüm bu sema sensin. dönnnnnnnnn düğüm. sen benim kara ömrüme vuran suyumu harelendiren sevincimdin. XXXV onu sevebileceğinin en yücesiyle sevdin. titreme daha fazla kalbim. bağışla kendini artık onu da bırak gitsin. bırak gitsin. o senin en ezel gününden kaderin sen onu nasılsa bin kere daha seveceksin. XXII günler öylece kendi kendine geçsin diye bir camın arkasında durdum bana dokunmasın hiçbir şey hiçbir şey yarama merhem olmasın iyileşecekse, hiçbir şeysiz iyileşsin diye bir camın arkasında durup akan hayata ve zaman baktım. bilirdim, biliyordum, biliyorum, bittiğinde, geçtiğinde, azaldığında sızı, iyileştiğimde, o saman tadıyla karıştığında; her şey daha acı olacak. XXXIII ne sanıyorsun? ne sanıyorsun? benim olan artık senin de kaderin: dağbaşı, oradaki yaralı ıssızlık. XXIII biz iyileşmeyiz diyor ilhan biz iyileşmeyiz bunu bil, diyor. biliyordum: ağırdı biliyordum: çok ağrıdı biliyordum: adım adım ... ben seninle sevgilim mutsuz ama bahtiyardım. XXIV bir masal bir taş ağırlığında olabilir mi? olurmuş meğer. birlikte bir masala inanmak istedim ben seninle, sadece bu. sen beni tek tek tek bıraktın. benim artık taş taşıyacak, taş kaldıracak, taş atacak halim mi var! XXV evet kara bir ömür bu benimki. kara bir toprak. gerçekle değil, hakikatle değil, kalbimin aklıyla kurduğum kara bir ömür. yalnız değilim, biliyorum binlercesi var, onbinlercesi vardı. kara bir ömürle buradan geçen. sen bundan böyle gerçeğin yan yana getirilmiş yamalarıyla yaşayacaksın. ben çoktan çıvdırılmış bir şeydim sevgilim. XXVII gözlerimde bir çita oturuyor birazdan deppppp parrrrrrrrrrrrrrrrrr. içimdeki çilekeş fuji' yi tırmanıyor sana eski bir mektuptan gözlerime yağma dünyanın bütün neonları yanıyor sönüyor ve bir fotoğraf iki jiletle paramparça. bir su aygırı kadar yaralıyım dünyadan anlıyor musun? içimde uzağa bakan bir zürafa var hayat orda burda her yerde kaynıyor. birazdan öleceğim, içeceğim su nerde? XXX kar şiddetle rüzgârla büyük bir kırgınlıkla vardı gece yarısı dağlarına. gelemem artık yanına. ben kaybettiğime ağlayayım sen kaybettiğine ağla XXVIII ömrümü adadımdı. elimden aldığın ve parçaladığın şey bu! adaletin adını neden anmıyorsun burada da? o yüzden büyük yaram o yüzden büyük öfkem o yüzden dinmiyor içimde hepsi, hınca hınç. hıncahıııııııııııınnnnnç. XXVI o kadar uzun yol geldik ki seninle şimdi, sen ayrı ben ayrı olan o yolu nasıl yürüyeceğiz? (biz seninle yoldayken yanımızdan ovalar, ağaçlar; titreşen rüzgârlar akmıştı. bir yolumuz olduğunu, yol kazalarını, yol yorgunluğunu o zamanlar biliyor muyduk?) XXXII ömrü gurbette geçenler gibiydim senin yanında duymadın mı, çok söyledim? o uzun gurbette, ben senin "adalet" diye diye nasıl unufak olduğunu gördüm. göre göre, duya duya, yine de bigâne olarak her şeye. bilmedin ki; ben senin gurbetinde delirmemek için kalbimin aklıyla ördüğüm bir yıldızlı kubbede yaşadım. tecellinin içinde ecel durur sevgilim, görmedin mi? adaletin içinde bir zalim oturur. XXIX sonra, çoook sonra, bu parçaların sonunda sen beni kızını çok seven bir anne olarak hatırla. ben ki hiç kavuşamamıştım sana. XXXXII ve huzurla, içerde bir yumuşak ışık dışarda dağların etrafını saran kızıllık vardı. durmak için dünyanın dışında iyi bir sebep ve bir ana enstrüman; incecik bir müzikle piyanonun tuşlarına vuran. yüzünde yeryüzünü gördüğüme duyduğum bir şükran. her şeyin sertliğini gömen ve uyutan bir kış, sen ki, de ki grand teton' a kar yağdı. o karın ortasında önümüzden bir nehir karla karışık akardı. sarartma beni sarartma beniiiiiiiiiiiiiiiiiii..sarartma. XXXXIII fazla insansın sen sevgilim fazla insan bir barbarım ben oysa, bir hayvan dilim bağışlamaktan söz eder benim seninki adalet ve intikam. söylemeye gerek var mı sevgilim söylemeye gerek var mı şimdi yetiştirdiğim en iyi nişancı vurdu beni klimanjaro' nun karları sevgilim klimanjaro' nun karları innnniiiiiyor aşağı. XXXIV birini seviyorsan onu öldürme! demek kolay oysa her âşık önce kendine sonra yanındakine cellat. ve aşkta ölümün bir anlamı vardır, görklü kılınan bozulsun diye im her ateş önce yanını yoklar sevgilim. bundan böyle ne vakit bir yangından artakalan isle kararmış bir şair gölgesi görsen başıboş, duran, susan, içinden yanan: ya da bir kızkardeş, ağlayan kekliğine, uzak ve göğsüne klarnet sesiyle dolaşan. XXXVI bunca zaman sonra, neden ona dokunmadığımı neden çekmediğimi silahlarımı kınından olanı biteni kalbime koyup kendimi çektiğimi soruyorsan... ona dokunmadıysam, dokunmadıysam tek bir sebepledir... bir barbar ancak eşitine dokunur. XXXVII akan sokaklarda yan yatmış otlara benziyorum rüzgârla yana savrulan dallara. aşk için ihanetle vuran aşk aşkm'ola? ah ciğerimin köşesi, kavrula kavrula kopuyor gönülbağım, sen bağla. XXXXI Bir nefeslik can kalsaydı sana üflerdim canımdan Diyecekler; çok yüksekti ondaki zindan Görmeli, eline almalı, sıvazlamıydın, öğretemeden Yazgına kanat ol kol ol diyemeden ayrı düştüysem senden. Buna yanarım çok, en çok buna yanarım inan. Onaramazdım kırdığım yerleri Onaramazdın kırdığın yerleri Son bir nefesle sana sarıldımdı. En acısı buydu. En acısı buydu. XXXIX aşk iki kişi arasında asla eşitlenmeyendir. ben bir divan şairi değilim ki sevgilim sana bercesteler düzeyim yine de giderayak, gözlerine, ellerine, ayaklarına tutulmuşluğumu herkes bilsin isterim. ben bu çıldırmış vaktin, ben bu yılan zamanının paramparça edilmiş şairiyim.ne diyeyim! yine de içimde, çooook eskiden kalma bir ya leyl...ya leyyylllllllllle bir çöl gecesine ismini bırakayım. XXXVIII bir dalda iki kiraz gibi aşk ile öfke arasında yanayana, dursun bu aşk. aşk, mola! ey yaban! ayaklanacağım ayaklanacağım! dizlerimin bağını bağla. XXXX sözde kalır sevgilim sözde kalır bütün sözler aşk çünkü, aşk çünkü kendine bir yol, bir ideoloji ister. bilirim, çöl rüzgârında çalıdır bazı yaşlar. sen sevgilim ilerde, biraz daha ilerde bir tarihe başlayacaksın, orası işte benim tarihimle başlar. ve say, geriye doğru, tek tek sende kalsın şimdi al bu taşlar.
yol- birhan keskin
İçimde kullanılmadan duran bir sürü tamamlanmış konuşma var! Yalnız yaşayan insanların belki de gerçekten eksikliğini duydukları tek şey bu; düşüncelerini kendi düşüncelerinin yanına koyup, uyup uymadıklarına bakabileceğin bir dostun arabuluculuğu..Yalnız insanlar saltçı oluyorlar, olmak zorundalar.
Lawrence Durell - “ Balthazar ”

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
görevliler, görevini yapmaz. politikacılar, konuşur ama hiçbir şey söylemezler. seçmenler, oy kullanır ama seçemezler. bilgilendirme medyası bilgilendirmez. okullar cahillik öğretir. yargıçlar, kurbanları cezalandırır. ordular, kendi vatandaşlarıyla savaşır. polisler, suç işlemekten, suçla savaşmaya zaman bulamaz. kârlar özelleştirilirken iflaslar kamulaştırılır. para, insandan özgürdür. insanlar nesnelerin hizmetindedir.
eduardo galeano
‘’ akan suyu yakalayıp durmaktadır meal
kimse tanımasın için onları
şairler kimi sözcüklerini yok ettiler
bütün öyküleri yazıp tüketti
bir kendi öyküsü kaldı dışarda
kuşluğun son kuşu çekilirken
sular uzsaklaşır kıyı genişler
işaret tırnağım boyandı, çıkmaz
bir kölenin gövdesine döndü gövdem
en ağır sınavdan en saf olan geçer
öder, geçer ‘’
gülten akın