Hip-hop kültürünün ve rap müziğin belli dönemlerde tabiri caizse “evrim” geçirdiğini rahatlıkla söyleyebilirim. 1970 sonlarından 1980’lerin parti müziği havasındaki bu müzik, 80’lerin sonlarına doğru hafiften ciddileşmeye başlamış, 1990’ların ortalarına doğru da doruk noktasına ulaşmıştı. Rap müzikteki son (Aslında iyi olarak ‘son evrim’ diyorum. Bundan sonraki ‘evrim’, müziğin tamamen bozulmasına yol açmıştır.) “evrim” 1999 yılından sonra oldu. O dönem biraz daha farklı soundlar yapılmaya başlandı. Bir yandan mainstream denen çöplük gitgide büyüyordu, ancak diğer yandan da hala -1995-96 dönemi kadar olmasa da- sağlam underground gruplar çıkıyordu. Tabii diğerlerine nazaran daha az biliniyorlardı çünkü bir yandan da yeni bir dinleyici kitlesi çıkıyor ve kendini mainstream çöplüğüne kaptırıyordu. Dolayısıyla özellikle 1999-2002 arası çıkan son derece sağlam underground gruplar da bu yeni nesil tarafından bir köşeye atılırcasına kenara itiliyordu. Ancak onların da dinleyicisi, yani yeraltındaki has hip-hop hayranları elbette ki kaybolmamıştı. Sadece yavaştan kendi içlerine çekilmeye başlamışlardı ve böylelikle iki farklı dinleyici kitlesi ve iki farklı tipte üretici bulunuyordu ortada. Bizi ilgilendiren kısım elbette ki mainstream çöplüğü ve onun boş dinleyicisi değil. Biz asıl kısımla ilgileniyoruz :)
Şimdi o dönemlerde çıkan ve hala tanınmayan yüzlerce gruptan bir tanesine bakacağız. Neden bu grubu seçtiğime gelirsek, öyle özel bir nedeni yok. Bir anda yeni bir yazı yazmaya karar verdim ve o an bu albümü dinliyordum, hazır dinlerken yazayım dedim işte…
Grubumuzun ismi Black Opz (Bu aslında Operations’ın kısaltılmışı). Philladelphia sokaklarında kurulan bu grubun kökleri 1990’ların ortalarına dayanıyor. Aslına bakarsanız bunun için kolektif desek daha doğru olur. Kurulduğu zamanlarda 15 kadar kişi vardı. Ancak albümleri çıktığı zaman bu sayı o kadar fazla değildi. Sadece taramış olduğum resimde görmüş olduğunuz kişiler vardı. Bunlar sırasıyla Kawshen, Paradise, Angel Dust, Riv, Price, Housain ve Broady. 1998-99 yılları arasında bu ekip “Battle Cry” diye bir parça kaydetti. Bir apartmanın (Muhtemelen içlerinden birinin evi) bodrum katında kaydedilen bu parçanın prodüksiyonu Riv tarafından yapıldı. Bu onu biraz grubun ön plana çıkan elemanı yapıyor. MC’ler çok sıkı sözler yazıyor ve okuyorlarsa da içlerinde en tecrübelisi Riv. Zaten onun müzikal kariyeri biraz daha eskiye dayanıyor ama her halükarda hepsi de birer amatör. Yapmış oldukları bu ilk çalışmayı Fat Beats’in de desteği ile yayımlamayı başarıyorlar. Hatta Fat Beats ile anlaşınca Alchemist’ten de bir remix istiyorlar, o da hemen kabul ediyor. Bu single yerel çevreler tarafından tutuldu, tabii Fat Beats’in de rolü burada büyük, ancak yerel çevrelerin dışına çıkabilmiş değildi. Grup hemen albüm çalışmalarına başladı. Fazla geçmeden, 2000 yılında First Strike albümü hazırdı. Ancak busefer Fat Beats’ten herhangi bir destek alamadılar.
O dönem internet yavaş yavaş yaygınlaşmaya başlıyordu. Grup herhangi bir şirketten destek alamadığını görünce kendine bir internet sitesi açtı ve oraya hazırlamış olduğu albümün kapağını yükledi. Başta sadece kapak vardı. Albüm hazırdı ancak bunu yayımlayacak şirket yoktu ortada. Pek bilinmiyordu aslında bu haber. Fakat belli ki grup üyeleri az sayıdaki hayranı için bu albümü yayımlamak istiyordu… Ve albüm online olarak yayımlandı. Az sayıda da CD-R formatında basıldı ve satıldı. 2000 yılının son The Source sayısında grubun tanıtım reklamı vardı. Görünce şaşırdık. Bu albümün, bazı uluslararası hayranların göndermiş olduğu e-mailler üzerine, grup üyelerinin kendi imkanlarıyla yayımladığı yazıyordu. Sanıyorum ki bizim e-mailler de epey etkili olmuş çünkü tanıtım sayfasında ilk olarak Türkiye yazıyordu. Ondan sonra da Almanya ve Fransa. Bu yüzden şaşırmıştık reklamı görünce. Herhalde o adamlarda en az bizim kadar şaşırmıştı. “Taa Türkiye’den bizi nasıl duymuşlar?” dediklerine eminim… Tabii o dönem fiziksel olarak albümü alamadık. Hem kredi kartı yoktu, hem internetten alışveriş henüz yaygın değildi, güvenemiyorduk. Bir de CD-R olarak basılan kopyalar sanırım yerel hayranlar için yapılmıştı. Biz internetten dinlemekle yetinmiştik. Albüm gerçekten çok iyiydi. Mainstream çöplerinin bir anda artışı, bazı kesimleri (yani bizleri) boşluğa düşürmüştü. Sağlam albümlerin çıkmasını bekliyorduk. Bu onlardan biri oldu. Aranan kan…


















