Annemin Hocasıyım Bölüm 1
Merhaba arkadaşlar, ben Efe. 25 yaşında, 5 yıldır fitness’la uğraşıyorum ve lisanslı olarak bir spor salonunda antrenörlük yapıyorum. Antalya, Alanya’da yaşıyorum.
Lise bittiğinde üniversiteye gitmek yerine gerekli lisans ve sertifikaları alıp kendime yeni bir yaşam kurmuştum. Bu sayede ailemden ayrı yaşıyorum, kendi paramı kendim kazanıyorum.
Annem ve babamdan bahsedecek olursak; annem Özlem, 43 yaşında, olgunluğun zirvesinde. Buğday teniyle tam anlamıyla bir milf.
Evlilikten önce ve evlilikten sonra kısa bir süre spor yapmış, vücut hatlarını korumuş. İnce beli, oldukça büyük ve sıkı kalçaları, dik göğüsleriyle her erkeği kolaylıkla oyuncağı yapabilecek bir kadın.
Babam Ahmet ise 48 yaşında, muhasebeci. Klasik işkolik, spor nedir bilmeyen, götü göbeği salmış bir adam.
Annemle olan evlilikleri biraz sıkıntılıydı, özellikle son zamanlarda annemle sık sık tartışırlar. Evlerimiz birbirine 30 dakika yakınlıkta olduğu için tartışma sonrası annem bana gelirdi.
Daha sonra babam özür diler ve annem tekrar evine dönerdi.
Bir gün yine tartışmışlardı ancak bu seferki biraz ciddiydi. Annem büyük bavuluyla gelmişti. Aslında benim için de iyi olmuştu, annemi görmeyi çok istiyordum.
Annemle anne-oğul ilişkimizin yanı sıra, sırdaş arkadaş gibiydik. Yeri geldiğinde fikir danışabildiği biriydim.
Annem'e karşı hislerim, çocukluğumdan beri sıradan bir anne-oğul bağından öteydi; onu sadece korumak, sevmek değil, neredeyse aşık olacak kadar hayranlıkla severdim, izlerdim.
O buğday teni, zarif hareketleri ve güçlü duruşuyla beni büyülemişti, evdeyken hep gecelikle ya da dar kıyafetler giyer hayal dünyamı süslerdi.
Annemin amcığına sahip çıkmak benim için görevdir, çünkü o ıslak tapınak ancak oğlunun sikiyle ve yapışkan sıcak dölleriyle korunduğunda cinsel, ruhsal mutluluğu doruğa çıkar.
Ama bu duyguları hep içimde bastırmıştım.
Çünkü toplumun çizdiği sınırları aşmak korkutucu geliyordu. El alem ne der korkusu vardı. Yine de her anneme bakışımda kalbim hızlanır, onun mutluluğunu kendi mutluluğumdan üstün tutardım.
Annemi içeri aldım, bavuluyla birlikte salona geçti. Bavulu köşeye bırakıp koltuğa oturdu. Üzerinde dar bir siyah etek, beyaz bir bluz ve topuklu ayakkabılar vardı.
Sinirden yüzü kızarmış haldeydi. Hemen ne olduğunu sordum.
-“Anne, ne oldu yine? Babamla mı tartıştınız?”
Annem -“Evet, babanla atıştık. Ne olacak, her zamanki gibi”
Annemin yanına oturup ince beyaz parmaklarının üzerine elimi koyup parmaklarınu tuttum, annem bir süre cevap vermedi, sadece pencereden dışarı bakıyordu, onu rahatsız ediyormuş gibi hissettim, elimi çektim, kalkıp odama gidecekken durdu ve seslendi.
Annem -“Bekle Efe, otur şuraya..."
Yanına tekrar oturup sırtımı kanepeye yasladım.
Annem -"Babanın aptallıkları işte, ne olabilir ki? Sürekli aynı hataları yapıyor, sinir ediyor artık beni. Çalışmaktan başka bir şey bilmiyor, beni ihmal ediyor”
-“Anlıyorum anne, ama olur öyle şeyler. Her evlilikte tartışmalar yaşanır, değil mi? Belki konuşursanız düzelir”
Annem -“Bizimki kadar sık olmaz oğlum. Her hafta aynı şey... Neyse, sen boş ver bunları. Sabah erken kalkacaksın, işe gideceksin. Git yat, dinlen. Ben burada idare ederim.”
-“Her zaman yanındayım annecim , İyi geceler, yarın daha detaylı konuşuruz"
Yanağından öpüp odama çekildim.
Odama gidip soyundum, erkenden yatıyorum çünkü sabahları genellikle erken uyanıp spor salonuna gider dambılları yerlerine koyar ağırlıkları düzenlerdim, kısaca dükkanı ben açıyorum.
Sabah uyanır uyanmaz duş almak için odamdan çıkıp duşa girdim dünkü kıyafetlerimi kirliye atacaktım ki, kirli sepetine baktığımda bir adet ipli tanga ve bir adet düz siyah sütyen vardı.
Annemin olmalıydılar zira eve hiç kız getirmemiştim, genelde spor salonunda ofiste işimi hallederdim.
Hayran olduğum kadının vücudunun en özel yerlerine temas etmişti bu iç çamaşırları, dediğim gibi küçüklüğümden beri annem hayallerimin kadınıydı, bu iç çamaşırlarını kaç sefer kokladım yaladım sayısını ben bile bilmiyordum.
Sonunda bir fırsat daha gelmişti, önce sütyeni alıp kokladım, annemin parfüm kokusu burnuma çarptığında kalbim küt küt atmaya başlamıştı, annemin sütyenini okşuyordum, sikim istemsiz olarak kalkmıştı sütyeni biraz daha koklayıp suratıma sürttükten sonra yerine koydum.
Tangayı titreyen ellerimle kavradım, parmaklarım kumaşın yumuşak dokusuna değdiğinde, amının olduğu kısım tamamen sırılsıklamdı; sıcak, yapışkan ıslaklık avuç içime yayılıyordu.
Kalbim deli gibi atıyordu, nefesim hızlanmıştı, odanın sessizliğinde sadece kendi soluklarımı duyuyordum.
Derin derin koklayarak içime çektim o muhteşem kokuyu annemin kadınlığının en saf, en yasak esansı; tatlı, hafif miskli, beni sarhoş eden bir afrodizyak gibi.
Çok kızla birlikte olmuştum, bedenlerini keşfetmiştim, ama bu... Bu bambaşka bir zevkti.
Sikim patlama noktasına gelmişti, zonkluyor, şişmiş damarları nabız gibi atıyordu; baş kısmı boxerımın lastiğinden dışarı fırlamış, morarmış ucu ıslak bir parlaklıkla ışıldıyordu, sanki her an boşalacakmış gibi gerilmişti.
Annemin tadını merak etmekten kendimi alamıyordum, o ıslak lekeyi dilimle yalamaya başladım yavaşça, tadını sindirerek, dilimin ucu kumaşa değdiğinde o tuzlu-tatlı sıvı ağzıma yayıldı, beni titreten bir zevk dalgası vücudumu sardı.
Gözlerimi kapadım, hayalimde annemin inlemelerini duyar gibi oldum, o an tüm bedenim arzudan yanıyordu, elim istem dışı sikime gitti, hafifçe sıktım, ama durdum çünkü biliyordum, bu sadece başlangıçtı, daha fazlası için yanıp tutuşuyordum.
O an aklıma spor salonuna gitmem gerektiği gelmişti tangayı bırakıp hızlı bir duş alıp belime havluyu sardığım gibi çıktım
Anneme bakmak için salona doğru gittim, kapısı açıktı içeri kafamı uzattığımda annem yüz üstü yatıyordu yatağın ortasında, yumuşak yastığın altında ezilen vücuduyla tam bir baştan çıkarıcı siluet çiziyordu; bir bacağı dizden kırılmış, karnına doğru çekilmiş halde, o dolgun kalçalarını daha da belirginleştiriyordu, sanki davetkâr bir şekilde havaya kalkmış gibi.
Üzerindeki ince, ipeksi gecelik kalçalarının hemen altına sıyrılmış, kumaşı gerdirerek her kıvrımını ortaya seriyordu o geniş, yuvarlak kalçalar, teninin sıcaklığıyla nabız gibi atan hatlarıyla, altındaki hiçbir şeyi gizlemiyordu, kasıklarının hafif gölgesi bile belli belirsiz seçiliyordu, beni hipnotize eden bir manzara.
Yüz üstü yattığı için o muhteşem, dolgun göğüsleri yatağa bastırılmış, yanlardan taşarak dışarı fırlamışlardı; yumuşak, süt beyazı tenleri hafifçe kızarmıştı.
Elleri yastığın altında kaybolmuş, parmakları hafifçe kıvrılmış halde, masum bir teslimiyetle uzanıyordu, ama tüm bu görüntü o kadar tatlı, o kadar ateşliydi ki, içimdeki arzu alevleniyordu kalbim hızlanıyor, gözlerim her santimini yutarcasına tarıyordu, o yasak meyvenin tadını hayal ederek, teninin sıcaklığını, kokusunu içime çekmek istiyordum, bu manzara beni delirtiyordu.
Kahretsin ki işe gitmem gerekiyordu hemen eşofman ve tişörtümü giyip yanıma yedek kıyafetlerimi de spor salonuna gittim, günlük rutin işleri halledip yardım bekleyen insanlarla ilgilenmeye başladım ara verdiğim sırada annem aradı;
Annem -“alo oğlum günaydın”
Annem -“nasılsın işler yoğun mu? “
-“iyiyim anne, işler de pek yoğun değil zaten moladayım”
Annem -“iyi bakalım, bak sana bir şey diyeceğim ama aramızda kalacak”
Annem -“biliyorsun baban yüzünden spor yapmıyorum, sana geldiğim şu bir kaç günde senin spor salonuna gelsem, spor yapayım diyorum, çok kilo aldım.”
Annemin bu isteğine şaşırmıştım spor konusunda annem çok net konuşmuştu, gerçi kilo ona çok yakışıyordu ama amacı kilo vermek değil babamı kıskandırmaktı, babam garip bir şekilde annemin spor yapmasını asla ama asla istemiyordu.
-“bilmem ki anne ihtiyacın yok bence”
Annem -“yaaa oğluumm lütfen”
-“anne babamı biliyorsun”
Annem -“efe tatlım, baban burada değil, sen kimin tarafındasın hem”
Annem beni nerden vuracağını biliyordu.
-“tabiki senin tarafındayım sultanımm”
Annemin bu söz hoşuna gitmişti.
Annem -“sultanım demek hıııı”
-“evet sultanım değil misin annemm?”
Annem -“oğluum konuyu değiştirme, yarın senle geleyim işte”
Annem sevinerek -“oyy annesine kıyamazmış oğluşumm, o zaman akşama en sevdiğin yemeği yapacağım öptüm hadi”
Akşam iş çıkışı, yorgun ama heyecanlı bir halde hemen eve gittim; anahtarı deliğe sokarken ellerim hafifçe titriyordu, sanki içimdeki bastırılmış arzu kapının kilidini açar gibi bedenimi uyandırıyordu.
Kapıyı yavaşça açtığım anda yüzüme çarpan o nefis yemek kokusu sıcak, baharatlı, evin içini saran o davetkâr aroma beni anında büyüledi, ama asıl büyü, mutfağa sessizce adım attığımda başladı.
Kapıyı arkamdan usulca kapattım, kalp atışlarım hızlanırken içimden “Aman Tanrım...” diye fısıldadım, çünkü annem orada, en alt çekmeceye eğilmiş, domalmış haldeydi; o muhteşem, geniş kalçaları gözlerimin önünde yükseliyordu, giydiği simsiyah tayt tenini öyle sıkı sarmıştı ki, her kıvrımı, her yuvarlaklığı transparan bir şekilde ortaya seriyordu.
İnce, ipeksi bir külotlu çorap gibi, altındaki teninin buğday rengi hafifçe parıldıyor, kasıklarının gölgesi bile belli belirsiz seçiliyordu, o dolgun yanaklar arasında kaybolan dikiş izi beni deli ediyordu.
Nefesim kesilmişti, gözlerim o kalçalara mıhlanmıştı; taytın kumaşı gerilmiş, her hareketinde hafifçe esneyerek annemin kadınlığının sıcaklığını, o yasak meyvenin davetini hissettiriyordu, içimdeki ateş alevleniyordu, sikim anında sertleşmeye başlamıştı, pantolonumun altında zonklayarak büyüyordu.
Annemin arkasına usulca yaklaştım, kokusunu o hafif parfüm karışımı kadınsı misk kokusunu içime çekerken sırt çantamı yere bıraktım, elim istem dışı kalçalarına doğru uzanmak isterken kendimi zor tuttum, o an tüm bedenim arzudan titriyordu, hayalimde ellerimi o yumuşak, sıcak ete gömmek, taytı sıyırıp altındaki ıslaklığı keşfetmek vardı.
Annem sırt çantamın sesini duyduğunda
Annem -“oğlumm geldin miii?”
-“geldim sultanııım ne yapıyorsun?”
Annem -“ya tencereleri koymuşsun böyle sıkışmış bak çekiyorum gelmiyor”
-“doğrudur annecim biraz asılman gerek”
Annem bir anda asıldı, sıkışan tencere, aniden yerinden fırladı, tencere gürültülü bir patlamayla serbest kalınca annem dengesini kaybedip geriye savruldu; o muhteşem, dolgun götü doğrudan sikime ve kasıklarıma yapıştı, sıcak, yumuşak etinin baskısı altında sikim anında zonklayarak sertleşti, o yasak temasta içimdeki ateş alevlendi, kalp atışlarım kulaklarımda yankılanıyordu.
Annem doğrulmaya çalışırken, o anlık dengesizlikte sikim kalçalarının arasına sıkıştı, o derin yarığın arasında sıkışıp kalan sertliğim, taytın ince kumaşı üzerinden bile teninin sıcaklığını hissediyordu o yuvarlak, sıkı yanaklar sikimi sarıyor, her milimetresinde arzunun elektriği akıyordu, damarlarım şişmiş, başı ıslak bir parlaklıkla nabız atıyordu, sanki annemin kadınlığı beni davet eder gibi.
Bir süre öylece kaldık; annemin sırtı benim kaslı göğsüme yapışmış, nefeslerimiz senkronize olmuş halde, onun kalp atışlarını sırtından hissediyordum, hafif ter kokusu karışımı parfümü burnuma doluyor, beni sarhoş ediyordu saniyeler uzuyor, o yasaklı yakınlıkta zaman durmuş gibiydi, içimde bastırılmış arzu patlamak üzereydi, elim istem dışı beline doğru kaymak isterken kendimi tuttum.
Annem ileri doğru birkaç adım atarak yüzünü bana döndü; yanakları pancar gibi kızarmış, gözleri hafifçe nemli, dudakları aralanmış halde, o utangaç ama ateşli bakışıyla bana bakıyordu, göğsü hızlı hızlı inip kalkıyor, bluzunun altında meme uçlarının sertleştiği belli oluyordu, o an aramızdaki elektrik havayı doldurmuştu, sessiz bir davet gibi, bedenlerimizdeki şehvet dalgası birbirine karışıyordu.
Annem -“oğlum tencereye asılınca dengemi kaybettim kusura bakma”
-“bende düşme diye tutmak istedim anne”
Annem gözlerime bakıyordu, ama bakışları arada bir, kaçamak bir şekilde aşağı kayıyor, kalkık sikime doğru yöneliyordu; o utangaç ama meraklı bakışlar, aramızdaki gerilimi daha da artırıyor, kalp atışlarımı hızlandırıyordu.
Annem -“daha yemek hazır değil ama...”
-“tamam annecim hazır olunca çağırırsın beni...odamdayım”
Annem onaylar şekilde kafasını sallayıp “tamam” dedi, odama gidip bilgisayarımla ilgileniyordum, kafamı dağıtmam lazımdı çünkü taş gibiydim, birkaç el savaş oyunu oynadıktan sonra sakinleştim oyundan keyif almaya başlamıştım ki annem çağırdı;
Annem -“efeeeee hadii yemekkk”
Mutfağa girdiğimde annem çoktan baş köşeye oturmuştu bende karşısındaki sandalyeye oturdum.
Annem -“teşekkürler oğlum günün nasıldı?”
-“her zamanki gibi insanlarla ilgilendim”
Annem -“yarında artık annecinle ilgilenirsin”
-“tabiki sultanım söz verdik artık bir kere”
Annem gülerek -“hıı gerçi ben varken de çapkınlık yapamazsın”
Annem -“hadi hadi, söyle taş gibi kadınlar vardır şimdi orda birde bana baksana”
-“senin neyin varmış? Taş gibi dediğin kadınlar senle yarışamaz bile”
Annem -“hadi oradan, sıpa yaşlandım artık kiloda aldım”
-“sultanımm şu güzelliğinle etkileyemeyeceğin erkek yok, hatta kızlar bile kıskançlıkla bakar sana”
annemin yanakları yine kızarmış -“öyle mi?
-“öyle öyle tabi ki annecim”
Annem -“hocam öyle diyorsa öyledir”
Annem mutlu bir tavırla yemek yemeye devam etti, dudakları her lokmada hafifçe aralanıyor, çatalı ağzına götürürken gözleri parıldıyordu; ben ise onu izliyordum, her hareketini ezberliyordum, o zarif yutkunuşlarını, boynunun kıvrımını, ve arada bir göz göze geldiğimizde, o ateşli gülümsemesiyle karşılık veriyordu, sanki aramızda gizli bir oyun oynuyormuşuz gibi, yemeğe devam ederken kalp atışlarım hızlanıyor, o anın sıcaklığı masayı sarıyordu.
Yemekler bitince annem ayağa kalktı, tabaklarımızı makineye koymak için eğildi, domaldı aman Tanrım, yine o kocaman, dolgun götü tam karşımda yükseliyordu; taytın ince kumaşı tenini öyle sıkı sarmıştı ki, buğday rengi kalçalarının her kıvrımı.
O yuvarlak yanakların arasında kaybolan gölge bile belli oluyordu, ve bacaklarının arasında hafif bir ıslaklık lekesi... Söylediğim o flörtöz sözler onu ıslatmaya yetmişti, kadınlığının sıcak sıvısı taytı nemlendirmiş, beni deli ediyordu, o yasaklı manzara sikimi anında zonklatmaya başlamıştı, hafif kalkmış haldeyken damarları şişiyor, başı pantolonumun altında nabız atıyordu.
Annem doğrulduğu sırada ayağa kalktım, sikimi kalçalarına hafifçe sürterek o sıcak, yumuşak ete değen sertliğimle bir anlık elektrik çarpması gibi
-“Ellerine sağlık sultanım, çok güzeldi, tadı damağımda kaldı”
Diye fısıldadım, sesim şehvetle titreşerek, yanağından bir öpücük aldım, dudaklarım tenine değdiğinde kokusunu içime çektim.
Annem -“Afiyet olsun oğlum”
Diye mırıldandı annem, sesi hafifçe kısılmış, o da benim yanağımdan öptü, ama bu sefer dudakları daha uzun süre kaldı, sıcak nefesi boynuma yayıldı, sanki bir davet gibi; annemin öpmesi bana artık farklı geliyordu, masum bir anne öpücüğünden öte, ateşli bir dokunuş gibi, ona artık daha farklı bir gözle bakıyordum arzu dolu, onu sahip olmak isteyen bir aşık gibi, gözlerim bedenini tararken içimdeki yangın alevleniyordu.
Annemin arkasından çekilip banyoya gidip ellerimi yıkayıp salona geçtim, televizyon izlerken annem geldi yanıma oturdu bana doğru döndü.
Annem -“yarın için birkaç şey aldım kaçta kalkalım?”
-“8 gibi kalkarız anne kahvaltı yapar çıkarız”
Sessizlik salona hâkimdi, televizyonun mırıltısı uzak bir yankı gibi dolanıyordu havada, ama benim dikkatim tamamen dağılmıştı, zaten izlemiyordum, tüm odak noktam annemdeydi, o büyüleyici bedeninde geziniyordu gözlerim, sanki her kıvrımı bir davet gibi çağırıyordu.
Üzerindeki ince askılı atlet, göğüslerinin derin çatalını tüm çıplaklığıyla sergiliyordu; sütyen giymediği için meme uçları kumaşın altında sertleşmiş, belirgin bir şekilde kabarıktı, her nefes alışında hafifçe inip kalkıyor, teninin buğday rengi sıcaklığını hissettiriyordu, beni hipnotize eden o yumuşak, dolgun küreler arasında kayboluyordum.
Taytı ise hâlâ kalçalarına yapışmış halde duruyordu, o kocaman, yuvarlak götü kumaşı gerdirerek her santimini ortaya seriyordu, kasıklarının gölgesi, bacaklarının arasındaki hafif nemli iz, sanki içindeki ateşi dışarı vuruyordu, o yasaklı manzara sikimi zonklatıyor, damarlarımı şişirerek sertleştiriyordu, pantolonumun altında büyüyen arzuyla mücadele ediyordum.
Annem de bana bakmaya başladı, gözleri yavaşça üzerimde gezinirken aramızdaki hava elektrikleniyordu; ben utangaç bir şekilde gözlerimi kaçırdım, ama o devam etti, bakışları kaslı kollarımı okşar gibi tarıyor, yapılı vücudumun her çizgisine hayranlıkla değiniyor, ve özellikle sikime...
O kaçamak ama aç bakışlar, sertleşmiş şişkinliğimi fark ettiğinde dudaklarını hafifçe ıslatır gibi yaladı, kalp atışlarımız senkronize olmuş, sessiz bir dans gibiydi, o an aramızdaki gerilim patlamaya hazır bir volkan gibiydi.
İçimdeki şehvet dalgası bedenimi sararken onun da gözlerinde aynı ateşi görüyordum, sanki bir dokunuşla her şey değişecekmiş gibi, yasaklı bir arzuyla dolu o bakışmada zaman durmuştu.
Ancak hiç bir şey olmadı, gece saatlerine kadar televizyon izleyip uyumaya çekildik.
Sabah annemle birlikte kahvaltı yapıp spor salonuna gittik, kayıt işlemlerini hallettim, anneme kadınlar soyunma odasını gösterip bende üstümü değişmeye gittim.
Üstümü değişip eşofman ve tişörtümü giydim, soyunma odasından çıkmış spor salonunun lobisinde, beyaz floresan lambaların ışığı altında beklerken, kadınlar soyunma odasının kapısının kapanma sesi geldi, kafamı çevirdim.
İşte o an annemi gördüm; kalp atışlarım hızlandı, gözlerim istem dışı onu en alttan en üste süzmeye başladı, her santimini aklıma kazırcasına.
Ayaklarından başlayarak yukarı çıktım: spor ayakkabılarının üstünde güçlü baldırları, dizlerine kadar inen o simsiyah tayt ince, ikinci bir ten gibi yapışmış halde, bacaklarının her kasını, her kıvrımını ortaya seriyordu; tayt kalçalarına ulaştığında ise gerçek bir sanat eseri gibi gerilmişti, o geniş, yuvarlak basenleri sıkıca sarıyor, dolgun yanakların arasında derin bir yarık oluşturuyordu.
En şehvetli kısım amına yapışan kumaş, kadınlığının şişkin hatlarını tüm çıplaklığıyla belli ediyordu, o hafif kabartı, kasıklarının sıcak gölgesi, sanki ıslak bir sır gibiydi.
Sikim anında zonklayarak sertleşmeye başladı, pantolonumun altında büyüyen ateşle mücadele ediyordum.
Taytın üstünde, dar ve kısa bir tişört kumaşı göğüslerini öyle sıkı kavramıştı ki, meme uçlarının sertleşmiş izleri belli oluyor, her nefes alışında inip kalkan o dolgun küreler arasında derin bir çatal oluşuyordu; ama asıl büyüleyici olan, karnının tamamen açıkta kalmasıydı, o düz, buğday tenli karın, hafifçe kasılı halde.
Belinin ince kıvrımı kalçalarının genişliğine kontrast oluşturuyor, göbeğinin hafif çukuru sanki dokunmamı bekler gibi ışıldıyordu, teninin sıcaklığını hayal ederken elim istem dışı uzanmak ister gibi titredi.
Annem orada dururken, saçları hafifçe dağılmış, yüzünde terin parlak izi, gözleri benim bakışlarımı yakaladığında aramızdaki hava elektriklenmişti.
O yasaklı, şehvet dolu süzüşte zaman durmuş gibiydi, içimdeki yangın patlamak üzere, onun bedenini sahip olmak isteyen bir aşık gibi tarıyordum, kokusunu o hafif ter karışımı kadınsı misk, içime çekmek için yanıp tutuşuyordum.
Annem yanıma yaklaşarak, gözlerindeki o yaramaz parıltıyla fısıldadı.
Annem -“Nasıl olmuşum, hocam? Beğendin mi bu spor kıyafetlerini?”
Sessiz kaldım bir süre, kalp atışlarım hızlanırken onu sadece izledim o taytın kalçalarını nasıl sardığını, tişörtün altında göğüslerinin kıvrımını, teninin sıcaklığını hayal ederek;
Sesim kısık ve arzulu çıktı, -“Dilim tutuldu anne... Sen... Sen muhteşemsin.”
Annem gülerek, dudaklarını hafifçe ısırarak yaklaştı, sesi flörtöz bir tonda
Annem -“Hadi canım, o kadar güzel miyim ki? Gerçi gözlerin beni yiyor resmen.”
-“Anne, keşke oğlun olmasaydım... Şimdiyse güzelliğin beni öldürecek”
Annemin yanakları pancar gibi kızardı.
Annem -“Şu anda oğlum değil, hocamsın”
Annem -“aman be seninle de uğraşılmıyor, hadi biraz antrenman yapalım”
-“off anne ya, çok kötüsün”
Annem -“ne var be, oğluma takılamayacak mıyım?”
Annemle gülerek, aramızdaki o flörtöz gerilimle dolu bakışlarla koşu bandının başına geçtik; sabahın ilk saatleriydi, salon bomboş, sadece floresan lambaların soğuk ışığı ve ayak seslerimizin yankısı vardı, kimsecikler yoktu, bu ıssız ortam bizi daha da yakınlaştırıyordu.
Annem bandın üzerine çıktı, koşmaya başladı o ritmik adımlarında kalçaları sallanıyordu, taytın ince kumaşı altında o dolgun, yuvarlak yanaklar her iniş kalkışta dalgalanıyor, aralarındaki derin yarık açılıp kapanıyor, teninin buğday rengi hafif terle parıldıyordu.
O muhteşem götün aşağı yukarı oynayışı gözlerimi mıhlamıştı.
Üstteki dar tişörtü ise göğüslerini zapt edemiyordu; her adımda o büyük, dik küreler yukarı aşağı sıçrıyor, meme uçları kumaşın altında sertleşmiş halde kabarıyor, sütyensiz halleriyle her titreyişte bir zevk dalgası gönderiyordu bana.
Nefesim hızlanıyor, kalp atışlarım kulaklarımda gümbürdüyordu. Ben arkadan izliyordum, sikim anında zonklayarak kalkmıştı damarları şişmiş, başı pantolonumun altında nabız atıyor, o yasaklı manzara yetmişti beni deli etmeye, hayalimde ellerimi o kalçalara gömmek, taytı sıyırıp altındaki sıcak ıslaklığı hissetmek vardı, aramızdaki sessizlik şehvetle doluydu, her saniye gerilim artıyordu.
Annem koşu bandından indi, yanıma yaklaştı.
Annem -"ayhhh yoruldum ya"
-"Yeni başlıyoruz, nereye yoruldun"
-"Bakalım kasların ne durumda, ağırlığa geçelim"
Annem -"bak bakalım hocam, hala taş gibi mi?"
Annem kalçasını bana doğru çevirip sıkıp bırakmaya başladı, kalçası aşağı yukarı hareket ederken bakmamak imkansızdı.
-"Bakmaya gerek yok, halen taş gibi"
Ağırlık kısmına geçtiğimizde annem karın ve kalça çalışmaya başlamıştı, squad pozisyonunda kalça çalışırken siyah taytından yine teni gözükmeye başlamıştı.
Bu arada spor salonu yavaş yavaş dolmaya başlamıştı, floresan ışıkların altında birkaç erkek ve kadın içeri süzülüyordu; o erkekleri daha önce birkaç defa görmüştüm, tipik abaza tipler.
Kaslı kolları ve dar tişörtleriyle gösteriş yapıyorlardı ama asıl niyetleri belliydi, spor salonuna gelme nedenleri kadınları avlamak, bir umut belki biri düşer diye çabalıyorlardı, bakışları aç kurtlar gibi etrafta geziniyor.
Kadınlarla lafa tutuşmaya çalışıyorlardı, o sahte gülümsemeleriyle yaklaşıp sohbet açıyorlardı, içimde bir kıskançlık dalgası kabarıyordu.
Özellikle anneme doğru kayan gözlerini fark ettiğimde.
İçeri girerken annemi süzdüklerini görmüştüm o kaçamak, şehvet dolu bakışlar, taytının kalçalarını nasıl sardığını, tişörtünün altında sallanan göğüslerini tararken, sinirim tepeme çıkmıştı, yumruklarım sıkılmış, diş bileyliyordum, ama aynı zamanda gurur duyuyordum; annemin ne kadar çekici bir kadın olduğunu biliyordum, o olgun güzelliğiyle salonu aydınlatıyordu, her erkeğin dönüp bakmasını sağlayacak kadar ateşli, ama o benim annemdi.
İçimdeki sahip olma arzusuyla karışık bir öfke kabarıyordu, onu korumak, sahiplenmek istiyordum, kimse ona öyle bakamazdı.
Annem karın ve kalça çalışmasını bitirdiğinde, ter içinde kalmıştı teni hafifçe kızarmış, buğday rengi cildi ter damlalarıyla parıldıyordu.
Göğüsleri tişörtün altında ıslanmış halde kabarıktı, meme uçları belirginleşmiş, her nefes alışında inip kalkıyor, o parlak ter katmanı onları daha da davetkâr kılıyordu, kalp atışlarım hızlanıyor, kıskançlık ve arzu iç içe geçmiş halde beni boğuyordu.
gözlerim ondan ayrılmıyor, o an salonun gürültüsü uzaklaşıyor, sadece onun ritmik nefesleri ve içimdeki fırtına kalıyordu, yasaklı bir aşkın kıskacıyla sıkışmış hissediyordum kendimi, hem öfkeli hem de deli gibi aşık.
Annem, yanıma sessizce yaklaşıp parmak ucuna yükseldi kulağıma fısıldadı.
Annem -“Şşştt, öyle dik dik bakma... Bak, insanlar var etrafta.”
Gözleri, utangaç bir parıltıyla parlıyordu, ama altında yatan o gizli heyecan, beni her seferinde daha da delirtiyordu. Kalbim göğsümde deli gibi atıyordu; onun bu hali, o kusursuz bedeninin her kıvrımı, beni büyüleyen bir büyü gibiydi.
-“Ne yapayım çok etkileyicisin.”
Annem -"oğlumm, hayatımm, spor için geldik, başımda patlamaya hazır bomba gibi dikilme"
-"Anneee seni dikizliyorlar ne yapayım?"
Annem -"benim kıskanç erkeğim, ben alışığım bu duruma, sende hiç canını sıkma, şimdi şu spora odaklanalım olur mu?"
Sessizce konuşuyorduk, etrafımızdaki gürültü ağırlıkların çarpışması, müzik ve nefes sesleri. Sanki salonun tamamı silinmiş, sadece biz kalmıştık.
Tam o sırada, o abaza tipli erkeklerden biri kirli sakallı, kaslı ama kaba saba bir adam yanımıza yaklaştı.
Gözleri annemin üzerinde gezinirken midem düğümlendi, bir öfke dalgası içimi kapladı.
Abaza -“Merhaba hocam, merhaba hanımefendi,” sesi yapmacık bir nezaketle doluydu, ama bakışları her şeyi ele veriyordu: açlık, şehvet.
Ben de istemeye istemeye -“Merhaba,” dedim, dişlerimi sıkarak.
Abaza -“Çalışmanızı bölüyorum ama hocam, bana ağırlık kaldırırken yardım eder misiniz?”
Gözleri bana değil, anneme kayıyordu. Amacını hemen anlamıştım; arkadaşlarıyla gelmişti, onlar köşede bekliyor, sırıtarak bizi izliyorlardı.
Arkadaşları, gölgeler gibi durmuş, avlarını bekleyen yırtıcılar gibiydiler. Annem cevabımı bile beklemedi araya girdi;
Annem -“Ah, tabii ki yardım eder! Benim de çalışmam bitmek üzereydi, değil mi hocam?”
Sesinde bir coşku vardı, sanki bu küçük müdahaleyi eğlenceli buluyordu, ama beni sinirlendirmişti.
Annem -“Evet hocam, son birkaç şey kaldı. Kendim hallederim”
İçimde bir savaş patlamıştı; kıskançlık, öfke ve o derin, yasak arzu karışımı bir duygu.
Göz yummak zorunda kaldım, adama yardım etmek için kalktım.
Adam koltuğa oturmuş, kollarını çalıştırıyordu; ben alttan destek verirken, ellerim titriyordu.
Annemin yalnız kaldığını fırsat bilen diğer abaza daha genç, daha arsız olanı hemen annemin yanına sokuldu.
Onlar mırıldanıp gülerken, annemin kahkahası salona yayıldı, kulaklarımda yankılandı.
O ses, beni hem mutlu ediyor hem de paramparça ediyordu; başkasıyla paylaşmak, içimi kemiriyordu.
Birkaç dakika sonra, annem yere matı serip plank pozisyonuna geçti.
Vücudu kusursuz bir kavis çiziyordu; kalçaları hafifçe kalkık, sırtı düz, ter damlaları boynundan süzülüyordu.
Yanındaki abaza, üstten eğilip konuşuyor, ama gözleri annemin götünde sabitlenmişti o bakış, beni çıldırtıyordu.
Şehvet dolu bir hayranlıkla izliyordu. Yardım ettiğim adam set arasında durmuş, bana dönüp
Abaza -“Görüyor musun karıyı? Ne hatunlar var be,” diye fısıldadı, göz kırparak.
Abaza -“Arkadaşım fena beğendi. Adı ne? Kaçta gelir buraya? Her gün mü geliyor?”
Sorular yağmur gibi yağıyordu.
O sırada anneme baktım; Mekik pozisyonuna geçmişti, dizlerini karnına çekmişti, ve o lanet abaza dizlerini tutuyordu.
Elleri, annemin bacaklarında geziniyordu hafifçe okşuyor, parmakları tenine değiyordu.
Kıskançlık, bir zehir gibi damarlarımda dolaşıyordu; o an, her şeyi bırakıp koşmak istedim.
Dayanacak takatim kalmadı yanımdaki abazayı tersledim.
Annem beni görünce, yüzü aydınlandı; yardım eden adama teşekkür edip göndermeye çalıştı. Ama abaza durmuyordu.
Abaza -“Telefon numaranı verirsen, her gün yardıma gelirim,”
Abazanın ısrarları yüzünden annemin de yüzü düşmüştü artık gülmüyor yüzünde ciddi bir ifade vardı.
Artık dayanacak gücüm kalmamıştı; öfke, kıskançlık ve o derin, karanlık arzu içimi doldurmuştu. Ellerim titriyordu, yumruklarımı sıkmıştım.
-“yeter artık, defolun gidin bu salondan bıktım sizin bu sapıklığınızdan.”
Diğer antrenör arkadaşlarımı çağırdım birlikte harekete geçtik, o abaza pisliklerin kayıtlarını sistemden silerken sinirim tepemdeydi.
Tartışma alevlendi, sesler yükseldi, adamlar itiraz ediyor, küfürler savuruyorlardı, ama biz kararlıydık onları kollarından tutup dışarı sürükledik, kapıyı arkalarından çarpıp kilitledik.
Arkamı döndüğümde annem beni izliyordu yasaklı aşkımın kraliçesi gibi parıldıyordu gözümde. O muhteşem buğday teni terle parıldarken yanıma yaklaştı, gözlerinde minnettarlık ve bir parça yaramazlık karışımı bir ışıltı vardı;
Annem -“Efe Bey, sizin sayenizde kurtuldum o pisliklerden”
Birden sarıldı bana bütün spor salonunun önünde, o kalabalık lobide herkesin gözü üzerimizdeyken.
Göğüsleri, o dolgun, dik küreler göğsüme yapıştı, sıcaklıkları tişörtümün üzerinden bile tenime yayılıyor, meme uçlarının sertleşmiş baskısını hissediyordum, sanki bedenlerimiz birbirine mıknatıs gibi çekilmişti, o an zaman durdu, kalp atışlarımız senkronize olmuş halde atıyordu.
Ben de ellerimi sırtına doladım, parmaklarım belinin ince kıvrımında geziniyor, o yumuşak tenini okşuyordum, kulağına eğilip fısıldadım;
-“Sen kendin kaşınıyordun ama… O bakışlarınla, o hareketlerinle adamları delirtiyorsun”
Annem suratını göğsüme gömdü, saçlarının kokusu hafif parfüm karışımı kadınsı misk burnuma doluyor, beni sarhoş ediyordu; sıkıca sarıldı, bedenlerimiz birbirine kenetlenmiş halde, o yasaklı yakınlıkta saniyeler uzadı, salonun gürültüsü uzaklaşıyor, sadece nefeslerimiz ve kalp atışlarımız kalıyordu.
Yavaşça ayrıldık, ama ellerimiz hâlâ birbirine değiyordu, arkaya, ağırlık kısmına doğru yürüdük; salonun o kısmında daha az insan vardı, gölgeler arasında gizli bir köşe gibi.
Annem kulağıma eğildi -“Nasıl, kahraman gibi hissettin mi kendini?”
Annem -“Bütün spor salonunun dikkatini çekmiş biri, hocasına sıkı sıkı sarılıyor… Diğerleri nasıl kıskanmıştır seni, o bakışları görsen, hepsi seni imrenerek izliyordu,”
-“Ya anne, ben cidden korktun sandım… O abazalar etrafını sarınca.”
Annem -“Oğlum, bir avuç abazayla başa çıkamayacak mıyım? Ama senin gibi bir kahramanın koruması ayrı bir zevk”
Annem -“Neyse, hadi giyiniyorum ben, sen de hazırlan.”
Kıskançlık hâlâ içimi kemiriyordu, ama aynı zamanda zaferin tadı damağımdaydı soyunma odasına girdim, üstümü değiştirdim; terli kıyafetlerimi çıkarıp duş temiz kıyafetlerimi giydim.
Diğer antrenörlere erken çıkacağımı söyleyip çıktım.
Annem, benden önce giyinmiş halde arabanın yanında bekliyordu; o dar kot pantolonu kalçalarını sıkıca sarıyor, üstündeki ince tişört üzerine yapışmış göğüslerini belirginleştiriyordu, buğday teni hafifçe kızarmış, saçları hafif dağınık haldeydi sabahki spor seansının yorgunluğu ve aramızdaki o gerilimli ateş hâlâ yüzünden okunuyordu.
Hemen arabaya bindik, yola koyulduk; ikimiz de ter içindeydik, salonun sıcaklığı ve içimizdeki bastırılmış arzu tenimizi nemlendirmişti, her virajda annemin kalçası koltukta kıpırdanıyor, göz ucuyla onu süzüyordum, o yasaklı güzelliğiyle beni deli ediyordu.
Eve vardığımızda kapıyı açar açmaz annem öne atıldı
Annem -“Önce ben gireceğim banyoya,”
Salona geçip koltuğa oturdum, televizyonu açtım ama aklım banyoda kalmıştı.
Dakikalar geçti, su sesi hâlâ gelmemişti; kalp atışlarım hızlandı, bir sorun mu var diye yavaş yavaş banyo kapısına yaklaştım, adımlarım sessiz, nefesimi tutarak.
Kapıya yaklaştığımda içerdeki inleme sesine odaklandım o hafif, boğuk iniltiler kulaklarımda yankılanıyordu.
Nefesimi tuttum, kalp atışlarım kulaklarımda gümbürdüyordu.
Annem -“Ohhhh evetttt... İşte böyle... ımmmhhh... Bastırrr...” diye mırıldanıyordu, sesi şehvet dolu, kendi kendine söyleniyordu.
Kulağımı iyice kapıya dayadım; amından çıkan o ıslak, şapırtılı sesleri bile duyuyordum, parmaklarının kaygan ete değdiği o ritmik, yapışkan sesler, beni hipnotize ediyordu, sikim anında sertleşmişti, pantolonumun altında zonkluyor, damarları şişmiş haldeydi.
Annem -“Ohhh erkeğimm benimmm... Sok koca sikini içimee...”
Gözümü kapı deliğine koyduğumda gördüklerime inanamadım kalp atışlarım duracak gibi oldu; annem tamamen çıplak, klozete oturmuş haldeydi, bacaklarını genişçe ayırmış, o pürüzsüz ve hafif kıllı amını okşuyordu, parmakları buğday teninin arasında kayboluyor, klitorisini dairesel hareketlerle ovuşturuyor, am dudakları şişmiş, ıslak bir parlaklıkla ışıldıyordu, her dokunuşta sıvısı damlıyor, klozetin kenarına sızıyordu.
Amına art arda tokat atıyordu o şaklama sesleri odada yankılanıyor, her vuruşta kalçaları hafifçe titriyor, göğüsleri inip kalkıyor, meme uçları sertleşmiş, dikilmiş halde sallanıyordu; bir parmağını amına sokup çıkarıyordu, yavaşça, derine gömerek, ikinci parmağını ekleyerek hızlanıyor, o ıslak mağaranın derinliklerini keşfediyordu.
İnlemeleri artıyor -“Ohhhh... Evettttt... Geliyorum...” diye haykırdı, vücudu kasılıyor, sırtı geriliyor, ve birden damla damla boşaldı o sıcak sıvı klozete akıyor, bacaklarından aşağı süzülüyordu, yüzü zevkten kızarmış, dudakları aralanmış halde inliyordu.
O orgazm dalgası bedenini sarsarken ben de elim sikimde kendimi okşuyordum, başını sıvazlayarak, damarlarını hissederek, o manzara beni deli etmişti, sikim zonkluyor, boşalmaya yaklaşıyordu.
Birkaç dakika sonra, nefesim hâlâ hızlı halde kapı önünden kalktım, su sesi geldiğinde salona geçtim, koltuğa çöktüm, aklım hâlâ o sahnede, içimdeki yangın sönmemişti.
Annem banyodan çıkıp, havluya sarılı halde, teni buharla parıldıyordu.
Annem -“Oğluuum, hadii geçç... Sıcacık banyo hazır"
Banyoya girer girmez kapıyı kapatıp kilitledim, kirli sepetine uzandım, annemin siyah, dantelli tangayı aldım, hâlâ sıcak ve nemliydi, amının olduğu kısım ıslak lekelerle kaplıydı.
Sikimi çıkarıp okşamaya başladım, tangayı burnuma götürerek, tatlı kadın kokusu içime doluyor, beni sarhoş ediyordu dilimi ıslak kısma sürterek tadını aldım, tuzlu tatlı sıvı ağzımda yayılıyor, sikim patlama noktasında zonkluyor, damarları şişmiş, başı morarmış haldeydi.
Bir anlık kendimi kaybedip, tangaya boşaldım sıcak spermler fışkırarak kumaşa akıyor, o yasaklı zevkin doruğunda inliyordum sessizce; sonra pişmanlık geldi, annemin bu duruma ne diyeceğini düşünmeden hareket etmiştim, panikle tangayı temizleyebildiğim kadar temizledim, suyla yıkayıp sıktım, sepete geri koydum.
Rahatlamıştım, duşun sıcak suyu bedenimdeki gerilimi akıtıp gitmişti, ama içimdeki yangın hâlâ sönmemişti annemin o çıplak hali, klozetteki inlemeleri, fışkıran orgazmı gözlerimin önünden gitmiyordu.
Salona geçtiğimde annem orada, koltukta uzanmış haldeydi; karşısına geçip oturdum, gözlerim hemen bedenine kaydı.
Üstünde kısa bir pijama tarzı şort vardı, ince kumaşı baldırlarını sarıyor, buğday teninin pürüzsüzlüğünü ortaya seriyor, bacakları hafifçe ayrılmış halde, kasıklarının gölgesi bile belli belirsiz seçiliyordu.
Üstünde ise dar bir askılı atlet, göğüslerini sıkıca kavramış, meme uçları kumaşın altında hafifçe kabarmış, her nefes alışında inip kalkıyor, o dolgun kürelerin arasında derin bir çatal oluşuyordu terin hafif nemi hâlâ teninde parıldıyor, kokusu salona yayılıyordu.
Annem bana bakarak, dudaklarında yaramaz bir gülümsemeyle.
Annem -“Hayırdır, daldın gittin oğlum?”
-“Yoo, yani... Güzelliğin sayesinde,”
diye mırıldandım, gözlerim baldırlarında gezinirken, o yumuşak teni hayal ederek, elim istem dışı dizime kayıyordu.
Annem kalkıp yanıma geldi, kalçaları her adımda hafifçe sallanarak, şortu kalçalarını gerdirerek; eğilip yüzüme yaklaştı, sıcak nefesi boynumu yalıyor.
Annem -“Çok mu güzelim ben?”
Fısıldadı, sesi şehvetle titreşerek, gözleri benimkilerde kilitlenmişti.
-“Anne, bugün iki adam seni ayartmaya çalıştı, daha ne olsun? Çok güzelsin, seni gören her erkek deli oluyor"
Sesim boğuk çıkmıştı, kıskançlık ve arzu iç içe geçmiş halde, sikim zonklayarak sertleşmeye başlamıştı.
Annem gülerek yanağıma art arda öpücükler kondurdu dudakları yumuşak, sıcak, her öpücükte hafifçe emerek, beni deli ediyordu.
Annem -“Benim aslan oğlum da annesini kıskanıp adamları kapı dışarı etti”
Annemin eli kaslı koluma değiyor, parmakları hafifçe okşuyordu, o dokunuş kasıklarımı gıdıklıyordu.
-“Dayanamadım... Sana dokundukğunu görünce..."
Gözlerim göğüslerine kayıyor, askılının altında sallanan o küreleri izliyordum.
Annem -“Hımm... Desene kıskanç oğlum, sana bir tek ben dokunabilirim diye”
dedi annem, sesi flörtöz bir tonda, dudaklarını ıslatarak, kalçası hafifçe koltuğa değiyordu.
Annemin bu sözüne karşılık ona döndüm, gözlerine derin derin baktım, kalp atışlarım kulaklarımda gümbürdüyordu;
“Sana bir tek ben dokunabilirim... Kimsenin dokunmasına izin vermem”
Annem gözlerime bakıp şaşırmıştı, yanakları pancar gibi kızarmış, ama gözlerinin içi parıldıyordu o utanma karışımı heyecan, dudakları hafif aralanmış, nemli bir parlaklıkla ışıldıyordu, sanki öpücüğümü bekler gibi; kendimi o dudaklara yapıştırmamak için zor tutmuştum.
Annem kekeleyerek, nefesi hızlanmış halde -“N-neyse... Ben yatayım"
-“bu gece benim odamda kal”
sesi titreyerek, ama bakışlarında bir ateş yanıyordu.
gözlerim kalçalarında gezinirken. Annem bana doğru bakarak, etkilenmiş gibi görünüyordu, sanırım babam ona hiç iltifat etmez, kıskanmazdı, o eksikliği benimle dolduruyordu;
Annem -“İyi geceler birtanecik oğlum"
-"İyi geceler birtanecik annem"
Dudaklarında hafif bir gülümseme, odasına giderken kalçaları sallanarak, o hipnotik yürüyüşü beni deli ediyordu, içimdeki yangın alevlenmişti. Gece saatlerine kadar televizyon izledim, ama aklım annemdeydi o sarılma, o öpücükler, o sahiplenme anı tekrar tekrar gözümde canlanıyor, sikim yarı kalkık halde zonkluyordu.
Su içmek için salondan çıkıp mutfağa giderken yine inleme sesi duydum o hafif, boğuk iniltiler koridorda yankılanıyordu, kalp atışlarım hızlandı, nefesimi tutarak benim odanın kapısına yaklaştım.
Kapının deliğinden içeri baktım, ama sadece karanlık vardı, loş ışıkta siluetler seçilmiyordu; annemin sesleri duyuluyordu, ve sanırım kendini parmaklıyordu o ıslak, şapırtılı sesler, parmaklarının amına girip çıkışı, beni hipnotize ediyordu.
Annem -“Evet erkeğim... Sahip ol bana... Güçlü kolların arasına al beni,” diye inliyordu, sesi şehvet dolu, hayalindeki o sert erkekle konuşuyordu.
Annem -“Sikk karnımın dibine kadar... Sok o koca yarrağını...” diye devam etti “Döllerinle yıka beni erkeğimm... Hamile bırak beni, doldur amımı lütfen...”
O sözler sikimi dimdik yapmıştı, pantolonumu indirip elimle sıktım, başını sıvazlayarak okşuyordum, damarları şişmiş, ıslak bir parlaklıkla nabız atıyordu; aynı anda okşuyorduk kendimizi, ben kapıdan onu dinliyordum, her inlemesiyle ritmim hızlanıyordu, o yasaklı senkronizasyon bedenimi sarsıyordu.
Annem yine amına tokat atarak şaklama sesleri odada yankılanarak boşalmaya başlamıştı, -“Ohhhh... Geliyorum... Evetttt...” diye haykırdı, vücudu kasılırken inlemeleri yükseliyordu, o orgazm dalgası sesinden belli oluyordu, sıvısının aktığını hayal ederek ben de daha fazla dayanamayıp kapı ağzına boşaldım.
Sıcak spermler fışkırarak yere akıyor, dizlerim titriyordu, o zevkin doruğunda sessizce inliyordum.
Hemen bir peçete getirip yeri temizledim, iz bırakmamak için titizlikle silerek, ve yatağıma girdim, aklım karışmıştı; acaba kimi sayıklıyordu, kimi hayal ediyordu? Bugünkü abazaları mı, yoksa... Beni mi? Kafamda soru işaretleri takılmıştı, uykum kaçmıştı, salona dönüp kanepe üzerinde dinlendim.