“O normalde bile uyanmaz, bir de içmiş ki boğazını kessen uyanmaz!” deyip tekrar dudaklarıma yumuldu.
Mutfakta biraz daha yiyiştikten sonra elimden tutup salona götürdü. Çekyatı açtı ve geceliğini çıkardı, üzerinde bir külot bir sütyen kalmıştı. Aylardır arzuladığım kadının vücudu yarı çıplak halde karşımdayadı.
“Harika vücudun var Hülya, çok seksi ve güzelsin!” diye iltifat edip öpmeye devam ettim.
Hülya elini bu sefer eşofmanımın içine daldırmış sonra da boxerimin içine sokmuş yarağımı sıvazlıyordu. Sütyeninin kopçasını açarak o muhteşem memelerini çıkartıp emmeye başladım.
Meme uçları şişmiş, kiraz gibi olmuştu. Ellerimi de belinden aşağıya indirmiştim, götünün yanaklarını okşuyordum. Hülya zevkten inliyordu…
Hülya’yı sırt üstü yatırdım, ayak tarafına geçip külotunu sıyırdım.
“Offf, bu ne güzel am, tertemiz, tam yalamalık. Ulan Kadir bu am yalanıp sikilmez mi!” dediğimde, Hülya,
“O bu amın kıymetini bilmiyor, bu am senin artık, istediğin kadar yala sik!” dedi. Klitorisine yapıştım, dilimi am deliğine sokup yalıyordum. Hülya da yarağımı yalamak isteyince hemen soyunup 69 pozisyonuna geçtim.
Yarağımı ağzına alıyor, taşaklarıma kadar deli gibi yalıyordu. Ben de amını yalamaya devam ediyordum, klitorisini emiyor, dilimi amına sokuyordum, ellerim de boş durmuyor, götünün yanaklarını yoğuruyordum.
Amı zevkten iyice sulanmış, suyu ağzıma akıyor, hepsini yalayıp yutuyordum. Hülya kendinden geçmiş, yarağımı yer gibi emiyordu. Bir anda çığlık atarak bacaklarını kastı, amı daralıp dilimi sıkarak titreyip orgazm oluyordu.
Nerdeyse bir dakika kadar sürdü bu titremeleri. Sonra yavaş yavaş kendini bırakmaya başladı. O kadar karı sikmiştim, ama bu kadar şiddetli orgazm olanı ilk defa görüyordum ve çok hoşuma gitmişti.
Hülya beni kendine çevirdi, iki eliyle yüzümden tutarak dudağımdan öptü. Gözlerime baygın baygın bakıyordu, belli ki çok mutlu olmuştu. Ama ben halen o güzelim amına girmemiştim.
Dudaklarını, çenesini, gıdığını, kulak memelerini emiyordum. Hülya tekrar kıvranmaya başladı. Memelerine indim, memelerini öpüp, okşuyor, mıncıklıyordum. Yarağım da ıslak amının üzerine sürtünüyordu. Hülya zevkten tekrar kudurmuştu, beni kendine çekip kulağıma,
“Hadi aşkım, yarağını içimde hissetmek istiyorum. Ama yavaş gir, canımı acıtma!” dediğinde yarağımın büyüklüğünden gözünün korktuğunu anlamıştım.
Yarağımın kafasını am dudakları arasına yerleştirip önce aşağı yukarı sürttüm, sonra başını am deliğine hafiften bastırdım. Beni sıkıca kucaklamış, dudakları boynumdaki kaslarıma yapışmış, hafiften ısırıyordu.
“Hazır mısın aşkım?” diye fısıldadım. Dişlediği yeri bırakmadan kafasını evet anlamında salladı. Birden yarıya kadar geçirdim. Çığlık atmamak için dişlediği yeri bırakmıyordu.
Biraz daha yüklenip köküne kadar soktuğumda ise iyice dişlerini geçirmişti boynuma. Benim de canım yanıyordu, ama bu daracık isterik amı sikmek daha zevkliydi. Yavaş yavaş çekip tekrar giriyordum. Dişlediği yeri bırakıp derin bir,
“Oohhhh!” çekti, ardından, “Aşkım, sakın biriyle evlenme, bundan sonra ben varım, sana karılık yaparım!” dedi.
“Tamam, bundan sonra ben de senin kocanım!” deyip amına girip çıkmaya devam ettim. Hülya zevkten inliyor, yarağımı geri çekip tekrar soktuğumda amını iyice öne çıkarıp daha da derinlere girmemi sağlıyordu.
Birden ayaklarını belimin üzerinden bağladı. Dudaklarımı kemirir gibi öperek, vücudumu iyice kendine yapıştırarak yine titremeye başladı. Orgazm oluyordu. Amı daraldı, amı yarağımı içinde vakum varmış gibi emiyordu.
“Hadiii, sen de gel, doldur döllerini amıma!” deyince ben de hırıldayarak boşalmaya başladım. Aynı anda gelmenin zevkini yaşıyorduk. Bütün ağırlığımla üzerine yığıldığımda Hülya halen titriyordu.
Yavaş yavaş kolları yana düştü, ben de yarağımı amından çıkarıp yanına devrildim. Kolumun üzerine yatırdım, o da yüzünü göğsüme koydu. Göğsümün her tarafını öpüyor, kokluyor, teşekkür ediyordu.
Bir süre öylece yattık. Öpüşüp elleşiyorduk. Elinin birini aşağı kaydırarak yarağımı tekrar okşamaya başladı. Az sonra elinde taş gibi olmuştu yarağım. Aşağı inerek yalamaya başladı, ben de sırtını ve bacaklarını okşuyordum.
Memelerini bacaklarıma sürtüyor, yarağımın başından taşaklarıma kadar yalıyordu. Sonra yukarı kaymaya başladı, yarağımın dibinden dilini hiç çekmeden göbeğime, göğüslerime ve boynuma gelmişti. Kulağıma,
“Seni seviyorum kocacığım!” diyerek dudaklarıma yapıştı.
“Ben de seni seviyorum karıcığım!” dedim.
Amı göbeğime gelecek şekilde üstüme yatmıştı, az aşağıya kayıp yarağımı amının dudakları arasına alarak sürtünmeye başladı. Götünü ve belini kullanarak bir yukarı bir aşağı hareket ediyordu.
Sonra ellerini göğsüme koyarak oturur vaziyete geldi, bir eliyle yarağımı kavrayıp ateş gibi yanan amının deliğine hizalayıp yavaş yavaş oturmaya başladı. Bacakları yanlarımda, diz çökmüş vaziyetteydi.
“Orospu, beni mahvediyorsun!” dememle dibine kadar oturdu, klitorisi yarağımın dibinde aramızda sıkışmıştı. Orospu kelimesi onu çılgına çevirmişti, deli gibi oturup kalkmaya başladı.
Ben de boş durmuyor memelerini avuçlayıp yoğuruyor, alttan da pompalayarak sikilmesine yardım ediyordum. On dakika sonra artık bitmek üzereydi, bunu anlayabiliyordum, orgazm olacağı zaman kendinden geçiyordu.
Yine klitorisini aramızda sıkıştırarak iyice oturdu, götünü dairesel çevirmeye başladı. Yarağım amının iç kısmının her yerine sürtünüyor, sürtündükçe de ayrı bir zevk veriyordu. Beni de mutlu edebilmek için elinden geleni yapıyordu.
“Orospuuuu, bitirdin beni, fahişe, kaltak!” diyerek memelerine iyice asılıyordum. Yine çıldırtmıştım onu, göğsümdeki elleri yumulmaya başladı, tırnaklarını batırıyor, bir kedi gibi tırmalıyordu.
Yine titremeye başladı, amı daraldı, sanki yarağımı içeriden emiyordu, öyle bir orgazm oluyordu ki, bütün vücudu kasılıyor, titriyordu. Amının daralıp vakumlamasına ben de dayanamadım ve içine fışkırtmaya başladım. Döllerimi içinde hissettiğinde,
“Canım benim!” diyerek memelerini göğsüme değdirerek dudağımdan öpüp üzerime yığıldı. Beş dakika kadar öylece kaldıktan sonra biraz da yan yana yattık, birer sigara içtik. Vakit gecenin dördü olmuştu, birbirimizin telefon numarasını kaydedip ben evime geçtim.
Ertesi gün akşama kadar uyumuşum ki kapımın ziliyle uyandım. Kapıyı açtım, Kadir, elinde bir tepsi ile içeri girdi. Bir tabak et sote, yanında pilav, salata,
“Bunu Hülya gönderdi!” dedi. Teşekkür edip mutfağa koydum, salona geçtik oturduk.
“Yemek getirmene hiç gerek yoktu!” dedim.
“Hülya ısrar etti!” dedi ve aralarında geçen konuşmayı anlattı,
“Şahin abi yalnız kaldı, yemek yapmayı becerebiliyor mu bari, yazık adama, sen hiç sordun mu?” demiş. Kadir de
“Yok hiç aklıma gelmedi!” demiş.
“Sen nasıl adamsın, neredeyse her akşam gidip yeyip içiyorsun, ortalığı da öylece bırakıp geliyorsun!” diye çıkışmış.
“Yahu ben ne anlarım ev işlerinden, o kadar düşünüyorsan git temizle!” demiş. Hülya da,
“Giderim temizlerim, o benim abim!” deyip yemeği göndermiş. Ben rakı hazırlıyordum ki, Kadir,
“Ben bugün içmesem, dün çok kaçırmışım, başım ağrıyor!” dedi. Ben de ona kahve yapıp getirdim verdim. Bana,
“Yarın gündüz evde misin?” diye sordu.
“Yok, gezmeye gideceğim, akşama anca gelirim, niye ki?” dedim.
“Yedek anahtarın varsa ver bari, yarın Hülya bir temizlik yapsın!” Ben dünden razıydım, ama biraz naz yaptım,
“Gerek yok be, ben hallediyorum!” dedim. Kadir ısrar edince, “İyi, tamam!” dedim.
Kadir pijamamın yakasından göğsümdeki tırmalanmış yerleri görmüş.
“Hayırdır kavga mı ettin, bu ne böyle?” deyip pijamamın yakasını iyice ayırdı. Tabii boynumdaki ısırığı da gördü ve
“Bu ne yaa?” diyerek güldü. Kendi karısının yaptığını bilmiyordu gavat, ama bir kadının yaptığını anlamıştı.
“Sorma, dün seni eve bıraktıktan sonra biraz dolaşmak için dışarı çıktım. Eskilerden tanıdığım bir orospu vardı, ona denk geldim, orospu çok isterik, doymuyor!” dedim.
“Belli zaten, baksana seni yemiş bitirmiş!” deyip güldü. Kahvesini bitirince yedek anahtarı da alıp gitti. Yarım saat sonra Hülya’dan mesaj geldi,
“Aşkım, yarın sabah Kadir işe gidince orospun temizliğe geliyor, haberin olsun!” deyip öpücük emojisi göndermiş.
“Gel bakalım orospu, bekleyeceğim!” yazıp patlıcan emojisi gönderdim…
Hülya dediği gibi ertesi gün sabah Kadir’i işe gönderip geldi. İçeri girince sinsice gülümseyerek,
“Kadir anlattı, demek dün orospuya gittin ha?” dedi. Ben de pijamamın yakasını açıp,
“Evet, orospu beni bu hale getirdi!” deyince gülüştük. Direkt yatak odama geçip sikişe başladık.
Sonraki günlerde Hülya işi daha da ilerletti. Artık Kadir evdeyken bile canı yarak isteyince,
“Şahin abiye şu kurabiyeleri, börekleri verip geleyim!” diyerek gelip hızlı bir sikişten sonra gidiyor.
Hülya eskiye nazaran çok daha mutlu, cıvıl cıvıl bir kadın oldu.
Kadir’in bu kadar kör olmasına şaşırıyorum, belki de ilişkimizi biliyor ve ses çıkartmıyor gavat…
Hülya ile fırsat buldukça sikişmelerimizin haricinde haftada iki sefer kendi evi gibi benim evi de temizlemeye geliyordu. Tabii temizlik bahaneydi, rahat rahat saatlerce sikişiyorduk.
Hatta o günlerde akşam yemeğini de benim evde yapıyor ve akşam Kadir işten geldiğinde akşam yemeğini üçümüz benim evde yiyorduk. Sanki Hülya ile ben karı kocayız da Kadir de komşumuz gibi bir hava oluyordu…
Bir cuma öğleden sonra Hülya gelmiş, bir posta sikiştikten sonra yine bende yemek yapıyordu. Yemeğin yanında meze türü şeyler de hazırladı ve
“Bu akşam ben de içeceğim, seninle kadeh tokuşturmak istiyorum!” dedi. Ben de Kadir’i mesaisi bitmeye yakın aradım,
“İşten çıkınca direkt bize gel, yemeği bizde yiyeceğiz!” dedim.
Kadir akşam geldi, Hülya yemekleri servis yaptı. Bu arada ben de rakıları dolduruyordum. Hülya’nın da bardağını uzatıp doldurttuğunu gören Kadir şaşırmıştı,
“Hayırdır Hülya, sen sadece düğün veya özel günlerde bir iki kadeh içerdin?” dedi. Hülya da,
“Bugün canım size eşlik etmek istedi, hadi beyler, şerefe!” deyip kadehini kaldırdı, biz de kaldırdık. Hülya tek yudumda bardağı yarı etmişti, ben,
“Hoop hop, ne oluyor, yavaş git, böyle içersen yerlerde sürünürsün!” dedim, hep birlikte güldük. Yemeğimizi yeyince mutfaktan kalkıp salona geçtik.
Ben ortam biraz neşelensin diye telefonumdan oyun havalarından oluşan bir playlist buldum ve sesi müzik setine aktardım. Müzikle birlikte ortam daha da güzelleşti. İkinci bardaklar bittiğinde Hülya iyice çakır keyif oldu. Bu arada playlistteki müzik otomatik olarak oryantale geçti. Hülya yerinde duramıyordu, Kadir’e,
“Hadi oynayalım!” dedi. Kadir de, “Ben ne anlarım oryantalden be, sen oyna!” dedi. Hülya kalktı ve salonun ortasında başladı döktürmeye.
Bu nasıl bir oryantal oynamak? Kadın dansözlere bin basardı. Vücudu elektrik çarpmış gibi titriyor, göğüsleri, beli, götü hepsi ayrı ayrı oynuyordu. Göğüsleri askılı bluzundan fırlayacak gibi oluyordu. Biz Kadir’le pür dikkat seyrediyorduk.
Hülya oynayarak bir ara Kadir’e yaklaştı, sırtı Kadir’e dönük, geriye doğru eğildi, yani dansözlerin bahşiş alma pozisyonuydu. Sonra geldi aynısını bana da yaptı. Ben cebimden para çıkartıp memelerinin arasına sıkıştırdım ve
“Harikasın Hülya!” diye iltifat ettim.
Hülya sonra oynayarak yine ortaya gitti, zaten kısa olan eteğini hafiften yukarı çekti, diz üstü yere oturdu. Bembeyaz bacakları ortaya çıkmıştı. Belini kırarak geriye yatarak her tarafını titretip kıvırıyordu.
Kıvırdıkça eteği iyice sıyrılıyor ve tangası görünüyordu. O anda Kadir olmasaydı Hülya’yı o pozisyonda sikmeyi çok isterdim. Neyse, ortantal müzik bitince Hülya da oyunu bitirdi, gelip yerine oturdu. Memelerinin arasındaki parayı çıkarıp Kadir’e göstererek,
“Senin gözünde hiç mi değerim yok, sen de taksaydın, zaten geri verecektim!” diyerek Kadir’i utandırdı. Ben hemen lafa girdim,
“Ya adamın aklına gelmemiştir, sanki sürekli dansöz mü oynatıyor!” dedim. Kadir sevindi bu lafıma ve
“Ne anlarım ben bu işlerden, hayatımda hiç dansöz görmüşlüğüm var mı ki!” dedi. Hülya parayı bana uzattı. Ben alıp tekrar memelerinin arasına soktum ve
“Sakın bir daha bunu yapma, içimden geldi!” dedim. Hülya bardağını uzatıp,
“Şahin abi, benim bardağım boş, nasıl sakisin?” dedi. Ben de,
“Yeter, fazla kaçırma!” dedim.
“Koy be abi, bugün içip sarhoş olmak istiyorum!”
Kadir’e baktım ne yapayım gibisinden, Kadir kafasıyla onay verince doldurdum. Kadir’in bardağını da doldurmak istediğimde bardağın ağzını eliyle kapattı ve
“Benim için yeter bu kadar, sabah erken kalkacağım, Veli abiyle balığa gideceğiz!” dedi. Veli abi dediği kişi bizimle aynı kattaki diğer komşumuz oluyor.
“Aslında gidip yatmam lazım! Uykumu alayım. Yoksa saatin alarmını bile duyamam.”
“Oldu mu yani, daha yeni başladık, saat daha 23:00!” dedim. Hülya bana kaş göz ediyor, bırak gitsin diye. Ben de numaradan üzülmüş gibi,
“Peki sen bilirsin Kadir, ama ne güzel içiyorduk!” dedim.
“Ya siz devam edin keyfinize bakın, bu eğlenceyi bozmak istemiyorum!” deyip kalktı. Ben Kadir’i kapıya kadar eşlik edip uğurladım.
Ben kapıyı geri kapatır kapatmaz Hülya koşarak gelip boynuma sarıldı ve koridorda öpüşmeye başladık. Götünün yanaklarını avuçladım ve
“Amına koyduğumun orospusu, o ne biçim oryantal oynamaktı öyle, ne biçim figürlerdi onlar, çıldırttın beni, tangana kadar gördük, seni o an oracıkta sikmek istedim ama Kadir var diye yapamadım!” diyerek memelerini boynunu öpüyordum.
Koridorda biraz yiyişip elleştikten sonra salona geçtik. Hülya bardağından iki yudum aldı ve
“Aşkım, senin dansözün sana istediğin figürü yapar, şu parçayı tekrar bul!&
amp;quot; dedi.Ben istediği o oryantal parçayı bulmaya çalışırken Hülya,
“Bir dakika bekle!” deyip yatak odama gitti. Az sonra geldiğinde tamamen soyunmuş, ama tişörtünü beline bağlamış halde geldi. Bu arada ben de o müziği bulup başlattım. Hülya hemen oryantale başladı. Aman Tanrım, nasıl da kıvırıyor, anlatılamaz.
Benim yarak anında kalktı tabii. Zaten Hülya oynarken bana yaklaşıyor, ben de bazen memelerini elliyor, bazen amını avuçluyor, bazen de götüne tokat atıyorum. Bu yaptıklarımdan Hülya da zevk alıyordu, amı iyice ıslanmış, suları elime geliyordu…
Hülya aynı figürü yine yaptı, dizlerinin üzerinde belini kıvırarak geriye yatarak oynuyordu, ama bu sefer külotsuzdu. Bana,
“Aşkım demin Kadir vardı sikemedin, ama şimdi bu am senin!” diyerek sikmem için davetiye çıkarıyordu. Durur muyum, bir çırpıda çırılçıplak soyundum, zaten yarağım kazık gibi duruyordu.
Hülya o pozisyondayken memelerini, göbeğini yalayarak amını avuçlamaya başladım. Hülya da zevke gelmiş inliyordu. Geriye doğru kaykıldığı için amı iyice daralmış parmağım bile girmiyordu. Onu bu pozisyonda sikmeliydim, Hülya da bunu istiyordu.
Dizlerimin üzerinde yanaştım, dizlerini biraz araladım. Yarağımı kökünden kavradım, yarağımın başını sürterek amının suyuyla iyice ıslattım. Yarağımla klitorisine şap şap vuruyordum. Hülya iyice sabırsızlanmış,
“Hadiiiii, sik şu orospu dansözünü!” diye kıvranıyordu. Yarağımın başını am deliğine denk getirip Hülya’nın üzerine doğru yükselerek bastırdım ve zorlayarak yarıya kadar girdim. Hülya,
“Ahhh!” diye bir çığlık attı.
“Ne oldu orospu?” dediğimde,
“Bir şey olmadı aşkım, sanki bekaretimi veriyormuşum gibi hissettim. Sok hadi, sik beni!” dedi.Bir kez daha bastırıp yarağımı köküne kadar soktuğumda, “Ohhhh!” diye inledi. Sikmeye başladığımda,
“Demin beni böyle mi sikmek istemiştin aşkım?” dedi.
“Evet, aynen böyle!” deyip sikmeye devam ettim.
Yaklaşık on dakika sonra Hülya’nın vücudunun heryeri kasılmaya başladı. Orgazm oluyordu. Amı, içindeki yarağımı vantuz gibi emmeye başladı. Ben de dayanamayıp döllerimi amının derinliklerine boşaltmaya başladım…
Öylece kala kaldık, ağrlığımı vermiyordum, Hülya altımda pelte gibiydi, dizleri acımıştı. Yarağım içinde küçülünce amından çıktım. Ayağa kalkıp belinden tutarak Hülya’yı da kaldırdım. Hülya halen kendine gelememişti. Koltuğa yanıma oturttum ve
“Harikaydın orospu dansözüm!” dedim. Hülya da,
“Aşkım sen benden daha iyiydin, bir am bu kadar güzel mi sikilir ya? Sen sikerken dünyam değişiyor, sanki bulutların üzerindeymişim gibi hissediyorum kendimi!” diyerek dudaklarımı öptü…
Öpüşüp elleşerek, sohbet ederek, birbirimize iltifatlar ederek birer duble daha içtik. Hülya bu arada elleyerek yarağımı yeniden kaldırınca Hülya’yı kucakladığım gibi yatak odama götürdüm. Yatakta rahat bir şekilde bir kez daha sikiştik.
Bu arada saat gecenin üçü olmuştu. Kadir balığa gidecekti ve bildiğim kadarıyla balığa erken gidilirdi. Kadir saatini kaça kurdu bilmiyordum, ama uyandığında Hülya’nın yanında olmadığını görürse kızabilirdi. Onun için Hülya’yı göndermem gerekiyordu.
Hülya’nın giyinmesine yardım ettim, saçı başı düzeltmeye çalışsam da halen dağınıktı. Hülya sarhoş olduğu için dairelerinin kapısından girene kadar yardım etmeliydim.
Ben sadece bir şort giydim, gecenin bu saatinde gören kimse olmaz diye rahattım. Hülya’nın beline sarılarak koluna girdim. Benim daireden çıktık. Hülya’ların daireye yöneldiğimiz anda Veli abilerin dairesinin kapısı usulca açıldı.
Kafamı o tarafa çevirdim ki, Veli abinin karısı Fatma hanım, kapıyı hafif aralamış bize bakıyordu. Ama Hülya onu görmedi. Ben biraz paniklemiştim, Hülya’dan anahtarı alıp aceleyle kapısını açtım, aceleyle içeriye soktum. Hülya,
“Aşkımmmm, ben doymadımmmm!” deyip beni öpmeye çalıştı. Ama ben hemen anahtarı Hülya’ya verip kapıyı çektim.
Geri kendi daireme geçmek için döndüğümde Fatma hanım demin aralık olan kapısını biraz daha açmıştı ve kapının ağzında tül bir gecelikle dikiliyordu.
Göz göze geldiğimizde (Sizi yaramazlar!) der gibi kafasını sağ sol yaptırdı ve (Siz görürsünüz!) dercesine de işaret parmağını göstererek dudaklarını büzüp kafasını aşağı yukarı salladı.
Ben de boynumu yana büküp (Lütfen yapma!) der gibi acı acı bakarak daireme girdim.
Ama içime de bir korku düşmüştü, acaba Fatma hanım birilerine anlatır mı diye. Hadi ben bekar bir erkeğim, ama Hülya çok zor durumda kalırdı.
Sonra düşündüm de, Fatma hanımın gecenin bu saatinde, hem de gecelikle kapıya çıkıp bizi öyle görmesi tesadüf olamazdı. Büyük bir olasılıkla durumu çoktan anlamış ve günlerdir bizi takibe almıştı.
Fatma hanım Hülya ile ikimizi inkar edemeyeceğimiz bir şekilde yakalamıştı. O gece gözüme uyku girmedi, sabahı zor ettim. Kadir’in Veli abiyle erkenden balığa gittiğini bildiğim için sabah 09:00’da Hülya’yı aradım, ama açmadı.
Dün gece içtiği için halen uyuyor olmalıydı. Beş dakikaya bir arıyordum, ama açmıyordu. Nihayet bir iki saat sonra Hülya beni aradı ve
“Hayırdır aşkım, çok aramışsın, birşey mi oldu?” diye sordu. Ben durumu izah ettim, Fatma hanımın bizi dün gece gördüğünü ve başımızın belada olduğunu anlattım ve
“Yani haberin olsun, hazırlıklı ol canım!” dedim. Hülya,
“Yaaa?” diyerek panikledi. Ben de,
“Sakin ol, bakalım Fatma hanımın tavrı ne olacak!” dedim ve telefonu
kapattım.Sonradan Hülya’dan öğrendim, ben telefonu kapattıktan sonra Hülya giyinip kahvaltısını yapmış. Sonra ağzını aramak için Fatma hanımı kahve içmeye davet etmiş. Fatma hanım da,
(İsabet oldu, ben de sana gelecektim zaten!) demiş. Kahveleri içerken Fatma hanım lafı dolandırıp mevzuya girmiş,
(Bak Hülya, Şahin’le olan ilişkini biliyorum. Hiç inkar etmeye kalkışma. Epeydir sizi gözlemliyordum ve dün gece de gözlerimle gördüm!) demiş. Hülya kızarmış, ağlamaklı bir şekilde,
(Abla lütfen kimseye anlatma!) demiş. Fatma hanım da biraz yüklenmiş konuya. Hülya iyice bocalamaya başlayınca, Fatma hanım,
(Şahin’de ne buluyorsun da kocanı aldatıyorsun Hülya?) diye sormuş.
(Abla madem biliyorsun, açık konuşacağım. Kocamdan istediğim ilgiyi göremiyorum, ayda bir beraber oluyoruz, ben de bir kadınım, benim de isteklerim var, Şahin benim hayatıma renk kattı, kadın olduğumu anladım!) demiş. Fatma hanım,
(Seni çok iyi anlıyorum Hülya, kocasını aldatan tek kadın sen değilsin, çevremde birçok kadın var kocasını aldatan. Yani açıkcası Veli de senin kocan gibi, ayda bir yapar, onda da oldu bittiye getirir, bense orgazm olmaya hasret kaldım. Ben de fırsatını bulsam Veli’yi aldatacağım, ama güveneceğim bir erkek yok!) demiş. Hülya,
(Abla seni anlıyorum. İşte Şahin de benim için tam bir erkek, her seferinde üç dört sefer orgazm oluyorum. Lütfen herşey aramızda kalsın, sen benim biricik ablamsın!) demiş.
Fatma hanım biraz yumuşayıp lafı paylaşıma getirmiş ve
(Hülya’cığım sizi çok kıskanmıştım ve herkese de anlatacaktım. İyi ki seninle konuşmuşuz. Şahin’i ben de arzuluyordum ve birçok kez kendimi göstermeye çalıştım. Bu yüzden de dün gece sizi yakalamış oldum. Bu konular kesinlikle aramızda kalacak, ama üçümüzün arasında kalacak!) demiş. Hülya sevinçten,
(Ablam benim, seni çok seviyorum!) diyerek boynuna sarılmış, yanaklarından öpmüş. Fatma hanım,
(Yalnız bir isteğim olacak ve bu isteğimi geri çevirmeyeceksin Hülya!)
(Ablacığım sen iste yeter ki, ne istersen yaparım!)
(Şahin’i arada bir ben de istiyorum!) Hülya biraz bozulmuş,
(Bilmem ki abla, nasıl olur?)
(Sen bilirsin, ben şu an çıkar giderim, artık sen karar ver!)
(Peki abla, ama Şahin bu duruma ne diyecek? Kabul eder mi ki?)
(Eder eder, erkek milleti bulduğu amı kaçırır mı sanıyorsun?)
(Tamam ablacığım, sen nasıl istersen, ben Şahin’e söylerim, yeter ki duyulmasın! Birer kahve daha içerek bunu kutlayalım!)
(Tamam kız sen beni kırmadın, ben de seni kıramam, yap kahveleri orpospu!) deyince gülüşerek birbirlerine sarılmışlar…
Kahveleri içtikten sonra Hülya lavaboya gitmek için izin istemiş ve hemen bana mesaj yazmış,
(Aşkım, Fatma abla şu anda yanımda, konuşuyoruz, korkulacak bir şey yok, sonra anlatırım!) diye. Mesajı okuyunca rahatlamıştım. Fatma hanım saatine bakıp,
(Hülyacığım, kocalarımız balıktan saat 19:00’dan önce gelmez, hemen Şahin’le konuş, bana haber ver, bugünü değerlendireyim!) demiş ve evine gitmiş. Hülya hemen bana geldi, herşeyi anlattı ve
“Yani işin özü, Fatma abla seninle sikişmek istiyor, hem de bugün!” dedi. İçimden tabii çok sevindim bu habere, ama belli etmemek için,
“Olur mu yaa, sen varken ben başka kadın siker miyim hiç!” diyerek naza çektim kendimi.
“Aşkım sus payı olarak kabul ettim, başka çarem yoktu. Fatma abla haber bekliyor, ben gidip haber verince buraya gelecek, lütfen pot kırma, elinden geleni yap!” diyerek gitti.
Az sonra Fatma hanım kapımı çaldı. Ben mutfakta hazır kahve yapmış içiyordum. Açtım kapıyı, Fatma hanım duşunu almış, heryerini gıcır gıcır yapmış, kokular sürünmüştü.
“Buyrun içeriye Fatma hanım!” dememle içeri daldı, terliklerini içeride çıkarttı. Mutfağa yönlendirdim ve
“Fatma hanım kahve içer misiniz?” dedim.
“Hanım kelimesini bırak lütfen Şahin, sadece Fatma de! Kahveyi Hülya’da iki fincan içtim, ama seninkinden bir yudum alırım!” dedi, oturduk.
Uzattım fincanımı ve benim yudumladığım yerden içerek rujunu bulaştırdı ve geri verdi fincanı. Ben de rujunun iz bıraktığı yerden yudumladım. Olay gayet net idi, benimle sikişmek için gelmişti.
“Fatmacığım, ne güzel kokuyorsun, kokun da senin kadar güzel!” diyerek eğilip boynunu koklar gibi yapıp hafiften öptüm. Refleksle irkilir gibi yaptı, ne de olsa kocasından başka bir erkek öpüyordu.
“Teşekkür ederim canım!” dedi. Ben de kendime çekerek dudaklarına yapıştım. Fatma hanım hafif titrek şekilde karşılık veriyordu.
Ayağa kalktım, Fatma hanımı da kaldırdım, ayakta tekrar öpüşmeye başladık. İki elimle götünü avuçladım, kendime çekerek yarağımı amının üstünden göbeğine doğru bastırdım. Fatma hanım, “Immmm!” diyerek zevk aldığını belli ediyordu.