Ali Suavi'ye göre: "Parlamento, düşük seviyeli insanlara verilen gereksiz bir ödündür." - Şerif Mardin, "Tanzimat ve Aydınlar", Tanzimat'tan Cumhuriyet'e Türkiye Ansiklopedisi, İletişim Yayınları, Cilt: I, İstanbul, 1985, s. 50.
seen from China

seen from United States

seen from France
seen from China

seen from United States
seen from United States
seen from United Kingdom
seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from China

seen from Netherlands
seen from United States

seen from United States
seen from Yemen
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from China
seen from Russia
Ali Suavi'ye göre: "Parlamento, düşük seviyeli insanlara verilen gereksiz bir ödündür." - Şerif Mardin, "Tanzimat ve Aydınlar", Tanzimat'tan Cumhuriyet'e Türkiye Ansiklopedisi, İletişim Yayınları, Cilt: I, İstanbul, 1985, s. 50.

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
İlber Ortaylı'nın yanılgısı.
İlber Ortaylı, Hürriyet gazetesindeki köşesinde bugün “185. yılında tanzimat” başlıklı bir yazı yazdı. Ortaylı yazısına şöyle başlıyor: “YAKIN tarihimizde Tanzimat devrinin muhtelif yorumları vardır. Bunlardan birincisi (ki süreklilik kazanan görüştür); Tanzimat devrinin Türk cemiyet ve toplum yapısını çağdaşlaştırma hamlesi olduğu ve Türkiye’nin devlet olarak mevcudiyeti ve Türk halkının zamana uyumunun bu şekilde sağlandığının belirtilmesidir. Esas görüş budur. Ne var ki derinlemesine ve esas olarak çapraz bir bakışla yapılmış ikinci bir görüş daha çok nutuk olarak caziptir ve Tanzimat’ı komple ve teslim olarak ele alır.” Evet, Tanzimat üzerine iki görüş çarpışmıştır. Fakat Tanzimat dönemi bir yorum değildir. Nesnel gerçekliktir. Buraya değineceğiz ama Ortaylı’nın yazısındaki son cümleleri, aslında Tanzimat konusunda durduğu noktayı işaret ediyor: “Kısacası Tanzimat devam ediyor. Büyük adamın 15 yılı parlak çıkıştır. Sonrasında bir iniş var. Ama bir kere Türk toplumunun tarihsel yetenek ve kabiliyeti ortaya çıkmıştır. Cumhuriyet devrimimin yeniden restorasyonu hiç de uzak değildir, mümkündür. 1839 yılının 3 Kasım’ında okunan fermandan bu yana geçen 185 yıl bunu gösteriyor. 200. yıl daha parlak olacak çünkü arada Kemalist yıllar var.” Tanzimat’ın devam ettiği doğrudur. Fakat Ortaylı’nın Atatürk dönemini, Cumhuriyet devrimini bunun içine koyması, Tanzimat’ı işaret ederek Cumhuriyet restorasyonundan bahsetmesi büyük bir yanlış. Ortaylı “nutuk olarak caziptir” diye küçümsese de Tanzimat, Türkiye’nin sömürgeleşme sürecinin başlangıcıdır. Osmanlı ile İngiltere arasında 16 Ağustos 1838’de imzalanan Balta Limanı Antlaşması’nın bir sonucudur. Bu anlaşma ile Osmanlı pazarı Avrupalı devletlere açıldı. Buna ayak uydurmak için de Osmanlı’nın yöneticileri, Tanzimat ve ardından Islahat fermanını uyguladılar. Modernleşme ya da Ortaylı’nın dediği gibi “Türk cemiyet ve toplum yapısını çağdaşlaştırma hamlesi” ise bu sürecin bir cilası olarak, daha doğrusu bir dayatma olarak yapıldı. Emperyalist devletlerin bir dayatmasıydı. Osmanlı ekonomik olarak çökerken, ithal mallar piyasayı ele geçirirken, bir toplu iğne bile üretemeyen hale gelirken, “modernleşme” adı altında atılan bu adımlar, Türkiye’yi kapitalist-emperyalist çağa ayak uydurma çabasından başka bir şey olmamıştır. Türkiye’de devrimcilik ise Tanzimatçılıkla mücadele içinde gelişti. Jön Türkler, Tanzimatçı padişahların hapishanelerine atıldı. Devrimcilik, Tanzimatçı paşalarla mücadele içinde gelişti. Meşrutiyet Devrimleri ve Cumhuriyet Devrimi, Türkiye’nin Avrupa’nın pazarı olmasına karşı mücadele içinde yapıldı ve hep millî ekonomi programlarıyla ilerledi. Bakın Ortaylı’nın atıfta bulunduğu Atatürk, Tanzimat için ne diyor: “Bilhassa Tanzimat devrinden sonra, yabancı sermaye memlekette müstesna bir mevkiye sahip oldu. Ve ilmi manasıyla denebilir ki, devlet ve hükûmet yabancı sermayesinin jandarmalığından başka bir şey yapmamıştır.” (Atatürk’ün Bütün Eserleri, C. 15, Kaynak Yayınları, İstanbul, 2005, S. 145.) Tanzimatçılık, yabancı sermayenin jandarmalığından başka bir şey değildir. Ortaylı’nın “Tanzimat devam ediyor.” sözü şu açıdan doğrudur. Türkiye devrimlerle, Tanzimatçılıkla mücadele içinde bağımsızlaştı, özgürleşti, üretimine kavuştu. Fakat Baltalimanı Ticaret Anlaşması itibarıyla başlayan, Abdülmecid, Abdülaziz, Abdülhamit’le uygulanan, özellikle 1980’den sonra Özal, Çiller, Erdoğan’larla devam eden sıcak para ekonomisini savunanlar, Tanzimat çizgisini sürdürenlerdir. Günümüz Tanzimatçıları, Cumhuriyet Devrimlerinin kazanımlarını yok edenlerdir. Restore edilecek Cumhuriyet değil yeniden devrimle kazanacağımız, Tanzimatçı çizgiye karşı 150 yıllık mücadelelerle başlayan ve Atatürk ile zirvesine ulaşan Millî Demokratik Devrimimizi tamamlayacağımız bir süreçteyiz. Bu yüzden 10 Kasım’da “Atatürk Zamanı” manşeti attık. Türkiye büyük kararın eşiğindedir. Terörü temizleyip vatan bütünlüğümüzü sağlayacağız, emekçi sınıfların yüksek yeteneğini seferber ederek Üretim Devrimini başaracağız. Önümüzdeki görev bellidir: Restorasyon değil devrim!
OKUMA ÖNERİSİ:
Modernleşme, devrimin reddidir. Devrim ise, emperyalizmin modernleşme başlığı altında dayattığı çözüme isyandır. Tarihsel konum ve içerik olarak iki karşı teori ve pratik olan Tanzimatçılık-devrimcilik, modernleşme-devrimcilik konusunu ayrıntılı incelemek için Teori Dergisi’nin Eylül 2024 tarihli sayısını öneriyoruz.
asıl
intikam alacak kişi, bu olayı penceresinden kanlı gözyaşları dökerek seyrediyordu. Bu şehzade Abdülhamit efendi idi. Amcasının ve ailesinin nasıl kayıklara bindirilip zırhlıların açığından geçirilerek Sarayburnu’ na çıkarıldığı sahnesini, hayatının sonuna kadar unutmayacaktı.......
Osmanlı Bilinci Yaratma
Öte yandan Osmanlı tarihçileri de, devletin kurumlaşmasına karşı göçebe Türk ve “savaşçı gazi” tepkilerini yansıtan Aşıkpaşazade gibi bazı ilk tarihçiler sayılmazsa, İslam ve hanedan tarihleri yazarlar. İran ve Arap tarihçilerini taklit ederler. Bu tarihlerde Türk’e değil, hiçbir halka yer yoktur. Halklar yerine padişahlar vardır. Tarih değil, övgü yazılır. “Fatih Mehmet” yazarı Babinger, biraz da insafsız biçimde, Osmanlı tarihçilerini suçlar:
“Salt eski Osmanlı kaynaklarına dayanılırsa, eski Osmanlı İmparatorluğu’nun iç ilişkilerinin doğru anlatılması zordur… Askeri yenilgileri süsleyip yengi yapar, Sultan’a dalkavukluk eder, ayaklanmalar ve huzursuzluklar karşısında susar.”
Arşiv belgelerine dayalı ilk tarihler, Tanzimat’tan sonra yazılır. Cevdet Paşa bu yolu açar (Cevdet Paşa, tutucu ve sağ bir tarih anlayışına sahiptir. Fransız İhtilali’ni umacı sayar. Irkçı görüşleri paylaşır: Beyaz üstündür, sarı ırk hayli aşağıdır, kara ırk ise yarı insan, yarı hayvandır). Tarih, yalnız siyasal olaylara yer verirken Mustafa Paşa, Ahmet Vefik Paşa, kurumlar ve fikir yaşamı üzerinde dururlar. “Batılı gibi” tarih yazmaya özenirler. Hammer’in Osmanlı Tarihi, Tanzimat tarihçilerinin baş kaynağı olur. Bu dönemde, okullarda Osmanlı tarihi okutulmaya başlanır:
“Tanzimat ilan edilip Müslüman olmayan öğelere de eşit haklar tanınınca, bu devlet tarihi anlayışı gelişti. Bu anlayış, Türk tarihinin başlangıcını Osmanlı tarihinde görüyor, Osmanlı İmparatorluğu’nu oluşturan etnik öğeler arasında ortak değerler arıyor, böylece bir Osmanlılık bilinci yaratıp çeşitli öğeleri birbiriyle kaynaştırmak ve devleti ayakta tutmak amacını güdüyordu. İslam tarihine paralel olarak yürütülen bu devlet tarihçiliği içinde, doğal olarak, Osmanlılardan önceki Türk tarihinden hiç söz edilmiyordu.”
Doğan Avcıoğlu, Türklerin Tarihi-1
Gaspare Fossati'nin tasarladığı Tanzimat-ı Hayriye anıtı.

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
Be-rûz-ı men be-gayr ez-sâye-i men nist yâr-ı men Velî o hem nedâred tâkat şebhâ-yı târ-ı men
Nâmık Kemâl
(Gamla geçen günlerimde gölgemden başka yarim yoktur, Fakat karanlık gecelerime o da dayanamadı; beni yalnız bıraktı.)
Guatelli Paşa | Osmanlı Sergi Marşı