Kilit noktalarımız vardı
Kilit noktalarımız vardı. Her birimiz ayrı dünyalardık ve birleşince bir hengame yaratırdık. Beraber oturur, beraber kalkardık. Dağılır, tekrar birleşirdik. Birlikte ağlamaz, birimiz ağlarken onu güldürür; birimiz düşse yine onu kaldırırken gülerdik. Biz hep gülerdik. En duygusal anlarımızda bile bir trollük çıkar, bir dengesizlik olur biz hep gülerdik. Kütüphanenin çalışma odalarında sabahlardık. Ders çalışmaktı maksadımız ama hiç beceremeden eğlenirdik. Koridorlarda nerde priz görürsek oraya yapışırdık. Çokça fotoğraf çekinir, gülme krizlerine girerdik. Yer kapardık. Mescidde kopardık. Voleybol oynama çabalarımız vardı. Topu tavana bile kaçırmıştık. Bir Umut'tu bizim adımız, kaybederken gülerdik. Ne kadar odaklanamasak da sınıfın en iyileri bizdendi. Kod yazardık sabahlara kadar. Masaları atar salona, kurulurduk yeşil koltuklara. Snaplerimizde saatleri sayardık. Tuba, Büşra'nın belini kütletirdi. Sürekli hayatımızda değişik bir şeyler olsun der, çiğ köfte yerdik. Gül dağıtmıştık herkese. Mescidde üst üste yatardık. Sabah, tan ağarırken bahçede futbol oynardık. Gece yarısı karanlıkta basketbol oynayıp bağırarak kaçardık. Yangın merdivenlerinde çikolata yerdik. Quizlerden quizlere koşar, yine mi Ferdi diye isyanlara girerdik. Kulüp etkinlikleriyle uğraşırdık, düğün fotoğrafçımız bile vardı. Hepimiz beraber çalışıp her işi yapardık. Şiir dinlerdik, müzikli. Asansörlerde karşılaşırdık çoğu kişiyle yada biz kapatırdık asansörü ve saçımızı başımızı düzeltirdik. Ben ne dersem onu yapmazdık; onu yemeyelim derdim, yerdik; onu almayalım derdim; alırdık. Böyle de güzel anlaşırdık. Aramızda en mantıklısı Büşra diyebilirim sanırım ve de Tuba olabilir. Ya da Gülsen. Tamam, aslında bazen gelişi güzel davrananlar sadece Nurevşan'la ben olabilirim. Tuba ve Büşra'nın kendilerine göre burun sorunları olup bunu dile getirirken beni hep güldürürlerdi. Programlama lablarında uyuklar, snap yarışlarına girer; herkes birbirini çekerdi. Masa tenisi oynayamaz, ordan oraya top fırlatırdık. Büşra'yla dede terlikleri giyerdik. Ders aralarında kakaolu sütlerimiz hazırdı. Konferanslara, seminerlere akın ederdik. Canlı langırt oynar, dilek fenerleri uçururduk. Bahçede isyaan şarkısına eşlik ederdik. İvedik yollarında yeri gelir yürürdük. Derslerde birbirimizi trollemeye çalışır, köşeye çekilir telefonla konuşurduk. Hadi hadi bowling diye diye oynardık hep. Tuba'nın arabası vardı. Erkeklerin soyunma odasında dişlerimizi fırçalardık. Deneme kabinlerindeki çabalarımız, danslarımız vardı. Merdivenlere, duvarlara yazdığımız şiirler. Kulüp toplantılarımız vardı bitmek bilmeyen. Gazete ve dergi odasındaki koltukları birleştirerek çalışma ortamı ayarlardık, sonra bir şeyler yer, yatardık. Şiir kafemiz vardı bir zamanlar, şiir okumak hariç her işte kullanılan. Sınav haftaları orada toplanıp gitar çalanlar ve şarkı söyleyenler olurdu. Biz de dinleyici. Bir ara gözüm şişmişti ve koridorda gözüme çay banyosu yapardım. Kütüphanede gerçek yüzümüz çıkar, trollenirdik bol bol. Bahar şenliklerinde deli gibi ağlar, çimlere yatardık. Konserlere gider, sahnelere çıkardık. Doğum günlerinde hep bir grup açar, tam anlamıyla başarılı olamadan onu kutlardık. Sarılmalarda fake atar birbirimize dolanırdık. Edebiyat sokağındaki panoya asılırdık çoğu zaman. Kimi notları beğenmez kaldırır, yenisini yazardık doyasıya. Mantık devreleri lablarında boardları görür görmez snaplere başlardık. Bir şeyler yapıyoruz şurada, görün. Pizzaya mum dikerdik. Gezilere gider, otobüs maceralarına atılırdık. Tabut bile görmüştük fare ölüsüyle. Birçok şehirlere kazıdık anılarımızı. Hangisi fark etmez hep köpeklerden kaçardı Tuba, Gülsen ve Büşra. Ezan okunmadan namaz kılardık, öyle de ehliydik. Aynı desenli çoraplar giyerdik. Saçma sapan hareketlerde bulunup, misal dil çıkarmak yada el kol hareketi yaparken what can i do something capsine yol açarak fotoğrafları batırırdık. Gülsenle böcek anımız da vardı. Asansörde en iyi nasıl ölünür tartışmaları yapardık. Otomatların önüne oturur, bir şeyler alırdık. Hepimizin içinde bir çürük elma vardı. Çap yapan kızlarımız, çap yaptığı bölümdekileri de ezip geçerdi. Onlarla eğlenirdik.
Kilit noktalarımız vardı. Gülsen, fildi. Egzotik bir ruhu vardı. Onun değişik yorumları ve tatlı tepkileri beni her zaman güldürürdü. Sessiz sinirlenirdi, kimseye dokunmadan aramızda ilerlerdi. Tuba ile ilişkileri hala tam çözülememiş ama mükemmel bir bağ olduğunu düşünürüm. Onların komik kavgaları.. Gülsen aynı zamanda kahveydi. Sütlü kahveyi bana sevdiren kız. Miki fare gibi şirin. Bol bol kitap okur, onun okudukları da çok değişiktir. D&R en sevdiği mekanlarından diyebilirim. Betül'ü çok sever. Çok hassas ve kırılgan bir yapısı olduğu gibi insanları umursamamayı da seçerdi. Kimseyle muhatap olmaz, ona sorulan sorulara bile cevap vermezdi bazen.
Kilit noktalarımız vardı. Nurevşan, Mevlana'ydı. O, herkese, her şeye karşı kibar ve yumuşaktı. Uysal, eğlenceli ve komik bir kızdı. Hayır demeyi bilmez, her şeye koşardı. Şiir okurken sesi birden değişir, evrende boyut atlardık. Onun duygusal ezgileri vardı. Pilavla ketçap yediği o ilk günü asla unutamam. Makarna, makarnalı börek menüsü de favorimdir; kız utanmasa makarna tatlısı da yapacaktı. Gece yarısı bile yemek yapabilir. Herkesi tanır, fazlasıyla sosyaldi. Afrikalılara karşı ayrı bir empatisi doğup onlarla dost olmayı çok severdi. Ayrıca çizer, boyama yapardı. Onunla kendimi her zaman huzurlu hissederdim. Nurevşan, anne kucağı gibi bana her zaman sıcacık bir yürektir. Vosvosları sever; hippie, vintage gibi akımlarda aklıma artık hep o gelir.
Kilit noktalarımız vardı. Tuba, havalıydı. Soğuk durur, herkese ısınamazdı ama onun dostluğu da bambaşkaydı. Yavuz Sultan Selim'i sever, aslen Selim isimlerine hastadır. Tuba çok sık hastalanırdı. Minikleri vardı, dünya tatlıları. Bize de kardeşlerine bakar gibi bakar, beslerdi. Dimdik durur, konuşmasını da, kendini ifade etmesini de çok iyi bilirdi. Bebek fotoğrafçılığı istiyordu, biz de onun bizi çekmesini. Bir tarzı vardı ve bizi giydirmeyi hep isterdi. Alışverişi severdi. Kırmızı şalı çok meşhurdur. Bazıları ona bencil dese de öyle değildi. Komikti, seçiciydi. Arabalı sefgilimdi.
Kilit noktalarımız vardı. Büşra, kıvırcıktı. Asabi saçları onu farklı kılıyordu. Çok kez dalga konusu olmuş, Mustafa'nın elinden çok çekmişti. Bizim bombacımızdı Büşra, ara sıra canı sıkılır balkondan atlardı. En zekimiz ve de en komiğimizdi bence. Onunla bir an bile ciddi olamazdık. O hep mi komik, hep mi şirin? Evet. Fotoğraflarda hemen onu yakınlaştırırdık. Doblo şoförü gülüşü vardı birinde. Siniri de çok pisti. Birden parlayıp birden sönebilirdi. Şiir dinlemeyi severdi. Rock'n roll takılır, müzik tarzı en beğendiklerimdendi. Onun deri ceketleri ve botları efsaneydi. Katıydı bazı konularda ve ben en çok ondan çekinir, korkardım. Çünkü o doğruydu. Onunla adımlarıma güvenirdim. Birbirimizi tamamlardık.
Kilit noktalarımız vardı. Ben, zımba gibi bir kızdım. Acil durumlarda ya da tembellik anlarımızda diyeyim devreye ben girerdim. Hadi söyleyin bana bir daha ömrünüzde hiç kalemliğinde zımba teli taşıyan bir kız görebilir misiniz? İyi düşünün. Hamburger her ne kadar sivilce yapsa da hayır diyemiyordum. Şato, en büyük hayalimdi. Fotoğraflardan videolar hazırlardım. En çok ben instagramdan fotoğraf paylaşmaya bayılır, kızları sinir ederdim. Deli cesareti de bende vardı sanırım. Sırf şiir yazmak için hiç tanımadığım birinin peşinden koştuğum günleri hatırladım birden. En duygusalları bendim, sürekli ağlardım. Ama yine fazla gülerdim. Çünkü onlarlaydım.
Onlar mutluysa ben de mutluyumdur. Kızlarım. Bizim kızlar. Sevgi bağımız sarsın bizi, dört bir yanımızı kuşatsın. Araya mesafeler girse de zaman ve mekan değişse de biz hep bir olalım. Üniversiteye başlangıcımı güzelleştiren insanlar. Hayatıma giren en doğru seçimler, sevdiceklerim. İki yılımızı fark etmeden aslında dolu dizgin yaşayıp geçirmişiz. Anlamadan tatmışız bazı şeyleri. En çok onlara güvendim, en çok onlara sığındım. Bazen bazı günlere başlama sebeplerim, güç kaynaklarım. İyikilerim, gülümseme nedenlerim.
Unuttuğum noktalar, göremediğim ayrıntılar olabilir. Hafızalarımız devreye girer burada da, tamamlar.
Kilit noktalarımız vardı ve hep bir şeylerde artık hep onlarla…








