seen from United States

seen from China
seen from Germany

seen from United States

seen from Singapore

seen from China

seen from United States

seen from United States
seen from United Kingdom

seen from United States

seen from Indonesia

seen from Malaysia

seen from Malaysia
seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from China

seen from United States
seen from Brazil
seen from China

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
my entry for my school’s zine the theme was “who turned on the lights”
wait don’t light up i far too close to the mirror and i hate what i see in it let me pretend with my eyes closed i can portray myself as i know them
wait don’t light up i want to enjoy the calm before the hurricane a little bit longer and when comes Christmas we’ll drown in lanterns breaststroke in chocolate wait don’t light up my heart is a particle ruled by quantum physics as long as your eye doesn’t see it all at once it beats and it doesn’t wait don’t light up i still need to sleep i need to last for eternity between my four wooden boards i don’t have electricity
Une illu pour le dernier fanzine de l’école, cette fois à but caritatif ! les recettes seront destinées à une association qui a pour but de reconstruire une école ayant brûlé à Madagascar.
donc des sourires et des fleurs colorées pour un peu d’espoir !
03/2017 Fanzine Participation
Participation for the fanzine Kromozom. It’s a special numero for help an humanitarian association.
This association help access at healthy and scolarity In Madagascar.
It’s should be help at rebluid schools devasted by an fire in island Lokaro in Madagascar.
MAYMUN-İNSAN KROMOZOM SAYI FARKLILIĞI
Evrim teorisinin kurucusu ve duayeni Charles Darwin insanın evrimi konusunu ayrı bir kitaba konu yapacak kadar çok önem verir. Bir bakıma evrim teorisi insanın evrimine odaklanmıştır denilebilir.
Charles Darwin’e göre günümüz insanları ve maymunları ortak bir atadan evrimleşmişlerdir.
Charles Darwin'i böyle bir kanıya iten neden şüphesiz ki maymun ve insanların fiziksel benzeşimleridir.
Charles Darwin İnsanın Türeyişi kitabında bu konuyu olabildiğince incelemeye, teorisine kanıtlar bulmaya çalışmıştır.
Maymunlarla insanların benzeşimlerini dikkate alan Darwin nedense farklılıklarına pek önem vermez.
Bu gün fenotip benzerlikleri ve değişiklikleri temel alan klasik evrim geçersizdir.
Yerine alan sentetik teori genetik benzerlikler ve mutasyonlar üzerine kurgulanmıştır.
Fakat bu görüşte temelsizdir. Çünkü insan genomu evrim ile ilişki kurulamayacak kadar farklı yapılardaki (örneğin sirke sinekleri) pek çok canlı ile de yüksek oranlarda genetik benzerlikler gösterir.
İnsan - primat genomlarının büyük oranlarda benzeşimi insanın evrimi konusunda en büyük kanıt kabul edilir.
Fakat biz aynı fikirde değiliz.
Tersinime göre genetik benzerlikler canlıların aynı malzemelerden var edilmelerinin doğal sonucudur. Benzerlikler evrime kanıt değildir.
***
Maymun insan ayrımlarının belki de en önemlisi kromozom sayı farklılığıdır.
Bilindiği gibi insansı denilen maymun türlerinin kromozom sayıları 48 insanların ise 46 dır.
Bir evrim taraftarı asla ve asla teorinin bazı yanlışlar üzerine kurgulanmış olabileceğini düşünmez. Onlara göre teori mutlak doğrular üzerine kuruludur. Tartışmaya bile gerek yoktur.
Pek çok sorun ile boğuşmasına, sadece bir teori olmasına rağmen bilimin anası, sönmez ışığı, inkâr edilemez gerçeği kabul edilir.
Eğer teori insanlar ve maymunsular ortak bir atadan evrimleşti diyorsa bu böyledir ve tek gerçektir.
Kromozom sayıları farklı ise bu geçmişte bazı eklentiler ya da çıkarımlar sonucu oluşmuş olmalıdır.
Nasıl oluştuğu günümüzde bilinemiyorsa ileride nasıl olsa bulunacaktır. Bu nedenle bilimsel gerçek kabul edilmesinde bir sakınca yoktur.
Evrim savunucularına göre maymunların 48 insanların 46 kromozoma sahip olmasının tek açıklaması (insanların maymunlardan evrimleştiği inkâr edilemez bir gerçek olduğu peşinen kabul edildiğinden) maymun kromozomlarının birleşerek (genetik füzyon) sayılarının azalması olur. Doğal olan genetik benzeşimlerde buna kanıt oluverir.
Bunun tersi yani insanlar 48 maymunlar 46 kromozomlu olsa idi çözüm basitti.
İnsanlar evrimleşirken doğal olarak gen havuzları zenginleşti yeni kromozomlar oluştu, sayı 48e çıktı denilip geçiştirilecekti.
Fakat gerçek tam tersinedir. Evrim gereği çoğalması gereken insan kromozom sayısı azalmıştır. Tek açıklaması da genetik füzyondur, başka cevabı da yoktur.
Bu nedenle evrimciler buna uygun (gerçeklere değil evrime uygun) senaryolar kurgulamışlar; şemalarla, resimlerle süsleyerek buna uygun bir de şöyle oldu böyle oldu hikâyeleri uydurarak bilimsel gerçekler gibi ortaya atmışlardır.
***
Resimde de görüşeceği gibi kromozomların bir çifti uçlarında bulunan telomerlerden birleştiği, bu birleşmede herhangi bir bilgi kaybının oluşmadığı iddia edilmektedir.
Bu öngörü olur mu olmaz mı diye sorgulanmadan ve hatta bir parmak hesabı yapılmaya gerek duyulmadan gerçek kabul edilivermiştir.
Bir evrimci bu şemayı bilimsel bir gerçek olarak kabul eder ve bir kanıt gibi kullanır.
Evrimcilere sorarsanız insan maymun kromozom sayı farklılığı sorunu bu yolla mükemmel ve bilimsel bir şekilde çözümlenmiştir.
Fakat burada minik bir ayrıntıyı çekmek isteriz.
Kromozomlar birleşirlerken az da olsa bilgi kaybı olur ama bilgi artırımı (evrim) oluşmaz. Sadece bir çift kromozomun birleştiği varsayılır.
***
Bu öngörüde açıklığa kavuşturulması, doğru yanıtlanması gereken pek çok soru vardır.
Kromozomu birleşti denilen canlı yetişkin bir australopiketus olmalıdır.
Yetişkin bir australopiketusta her birinde DNA bulunan kan, sinir, kas, kemik, kıkırdak, üreme vb. çeşitte yaklaşık iki yüz trilyon hücre vardır.
O halde sormak gerekir.
Kromozomları birleşen hücre hangisidir?
48 kromozomdan bir çifti birleşirse sayı kırk altıya iner mi?
Bu soruya verilecek cevap hayırdır.
Çünkü ortaya çıkan kromozom sayısı 23 çift artı tek yani KIRKYEDİ (47) dir.
***
Soruya evrimci gözüyle bakıp cevaplamaya çalışırsak değişimin (birleşmenin) üreme hücrelerinde olduğu söylenebilir.
Söz konusu australopiketusun bir dişi olduğunu varsayarsak 24 kromozomlu yumurta hücresinin bir çifti rastlantılarla birleştiğinde sayı 23e iner ki bu evrimin istediği rakamdır.
Fakat maymunlarda insanlarda eşeyli üreyen canlılardır. Üremede erkek ve dişi olmak üzere iki ayrı cinse ihtiyaç duyarlar.
Diğer ifade ile 23 kromozomlu bir dişi yumurtası 23 kromozomlu bir erkek spermiyle aşılanabilir.
Bu durumda aynı mucizenin hem erkek spermlerinde hem de dişi yumurtasında aynı anlarda meydana gelmesi ve kromozomları azalmış dişi yumurtasının yine kromozomu azalmış spermle aşılanmış olması gerekir.
Bir erkek atmığında üç yüz milyona yakın spermin olması ise ayrı bir sorundur.
Aynı anda yaklaşık üç yüz milyon spermin kromozomları mı birleşti?
Tek spermin bir çift kromozomu birleşti de o da gidip bir çift kromozomu birleşen yumurtaya mı aşıladı?
Görüleceği gibi bu senaryoda mucizeler bile aşırı zorlanmaktadır.
***
Cevabı aranan hücrenin yeni aşılanmış fakat henüz bölünmeye başlamamış, bir yolunu bularak bir çift kromozomu birleşmiş taze bir hücre olduğunu var saymak evrimci öngörüsüne en uygun varsayım olacağı açıktır.
Hayalleri ve mucizeleri zorlayan bu sonuçta sorunu çözmez.
Bu kez de bir başka hayati sorun daha ortaya çıkar. Mucizeler dizisi devam etse ve 46 kromozomlu bir dölüt ortaya çıksa 48 kromozomlu bir anne bünyesi 46 kromozomlu bir dölütü bünyesinde tutup gelişmesine izin verir mi?
İzin verdiğini kabul edersek bu bir maymunun bir insan doğurması anlamına gelmeyecek midir?
Doğurduğunu da kabul edersek bu kez de bu insanımızın üremesi için karşıt cinsten bir başka insana daha ihtiyaç duyacağıdır.
Karşıt cins bir maymunsu olursa (bir insanla bir maymunsunun çiftleştiğini ortaya bir dölüt çıktığını varsayarak) dölüt 47 kromozomlu olur.
47 kromozomlu (2n kuralına aykırı olduğundan) söz konusu canlı ise hiç bir zaman üreyemez.
Tek kromozom sayılı bu garip canlının benzerleri günümüzde vardır. Örneğin katırlar 67 kromozomludur. Fakat kısırdır.
***
Evrimin hatırına hayal gücümüzü bir kez daha zorlasak ve olmazları olur yapsak (47 kromozomlu canlımızın üremeye hazır olduğunu kabul etsek) sonuç değişir mi?
47 kromozomlu garip canlımızın (bu canlımızı bir an erkek kabul edelim) 48 kromozomlu maymunsularla çiftleştiği düşünülebilir.
Garip canlımızın spermleri 23 ve 24 kromozomlu olacaktır. Dişimiz maymun olduğuna göre onun da yumurtası 24 kromozomludur. 23 kromozomlu sperm 24 kromozomlu dişi yumurtasını aşılasa (bu mümkün değildir ama evrimcilerin hatırına bir kez daha olası kabul ederek) ortaya çıkan 47 kromozomlu bir başka garip canlıdır.
24 kromozomlu sperm 24 kromozomlu yumurtayı aşılarsa bu kez ortaya çıkan 48 kromozomlu bir maymun olur.
47 kromozomlu canlılar yaşasa ve aralarında çiftleşseler 23 kromozomlu sperm 23 kromozomlu yumurtayı aşılasa 46 kromozomlu bir canlı oluşur ama bu kez bir kromozom devre dışı kaldığından gen (bilgi) kaybı oluşur. Böyle bir canlının ise yaşamını devam ettirmesi mümkün değildir.
Görüleceği gibi kromozomlarından bir çifti birleşiverdi bu yolla kromozom sayısı 46 ya indi deyip geçiştirilen sorun evrim için iki ucu sorunlu değnektir.
Bu sorun evrimin önünde (diğer milyonlarca sorun gibi) aşılamaz ulu dağlar gibi durmaktadır.
Evrimciler ortaya konan bu gibi bilimsel gerçekleri sadece evrime ters geldiği için kabul etmek istemezler. Fakat gerçekler kimilerinin arzularına göre değişmiyor.
***
Eşeysel üreme iki ayrı canlı da oluşan birleştiğinde bütünleşip eyleme geçen son derece ayrıntılı, hassas düzen, sistem ve mekanizmalar bütünlüğüdür.
En küçük bir eksiklik ya da aksilik üremeyi engel olur. Bu gün her şeyleri yerli yerinde olduğu halde çocuk sahibi olamayan binlerce çift vardır.
Gerçekte diğerleri gibi eşeyli üremede bir var oluş harikası ve mucizesidir. (Embriyodan İnsana konulu kitaplara bakınız)
Görüleceği gibi hayal dünyamızı olabildiğince geniş tutsak olmazları olur yapsak bile (en azından eşeyli üreme konusunda) evrime uygun bir çıkış yolu yoktur.
Maymun kromozomlarından bir çiftinin birleşip sayının 46 ya indiği varsayımı tam bir evrimci masalıdır.
İnsan türü canlıların diğer eşeyli üreyen canlılar gibi kendilerine özel yapıları, meziyet ve becerileriyle en azından bir dişi bir erkek olmak üzere aynı yer ve zamanda eksiksiz var edilip üredikleri açıktır.
Karşıtlarını çağrıştırıyor diye kimse bilimsel gerçekleri görmezden bilmezden gelemez, yok sayamaz. Bilim neyi gösteriyorsa gerçek odur.

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
Hormon Bozukluğu Neden Olur?
Hormon bozukluğunun birçok farklı nedeni olabilir. Bunlardan bazıları şunlardır: - Genetik faktörler: Bazı kişilerde doğuştan gelen veya sonradan ortaya çıkan genetik mutasyonlar hormon üretimini veya salgılanmasını etkileyebilir. Örneğin Turner sendromu, Klinefelter sendromu, konjenital adrenal hiperplazi gibi durumlar hormon bozukluğuna yol açabilir. - Endokrin sistem hastalıkları: Endokrin sistem, hormon üreten ve salgılayan organlardan oluşur. Bu organlarda meydana gelen hastalıklar veya tümörler hormon dengesini bozabilir. Örneğin tiroid bezi hastalıkları, hipofiz bezi hastalıkları, polikistik over sendromu, Addison hastalığı, Cushing sendromu gibi durumlar hormon bozukluğuna neden olabilir. - Çevresel faktörler: Hormon bozukluğuna neden olan çevresel faktörler arasında beslenme, stres, yaşam tarzı, ilaç kullanımı, kimyasal maddelere maruz kalma gibi etkenler sayılabilir. Örneğin aşırı şekerli veya işlenmiş gıdalar tüketmek, stres altında olmak, düzensiz uyumak, sigara veya alkol kullanmak, doğum kontrol hapları veya steroidler gibi ilaçlar almak, plastik ürünler veya kozmetik ürünler gibi hormonları taklit eden veya engelleyen maddelerle temas etmek hormon bozukluğuna sebep olabilir.
Hormon Bozukluğu Belirtileri Nelerdir?
Hormon bozukluğunun belirtileri hormondan hormona ve kişiden kişiye değişiklik gösterebilir. Ancak genel olarak hormon bozukluğunun bazı yaygın belirtileri şunlardır: - Kilo değişimi: Hormon bozukluğu kilo alımına veya kaybına neden olabilir. Özellikle tiroid bezi hastalıkları kilo değişimine yol açar. Hipotiroidi (tiroid bezinin az çalışması) durumunda kilo alma, hipertiroidi (tiroid bezinin fazla çalışması) durumunda kilo kaybı görülebilir. - Tüylenme: Hormon bozukluğu vücuttaki tüylenmeyi arttırabilir veya azaltabilir. Özellikle kadınlarda androjen (erkeklik hormonu) fazlalığı tüylenmeye neden olur. Bu durum polikistik over sendromu veya konjenital adrenal hiperplazi gibi hastalıklarda görülebilir. Erkeklerde ise östrojen (kadınlık hormonu) fazlalığı tüylenmeyi azaltabilir veya göğüs büyümesine neden olabilir. - Cinsel problemler: Hormon bozukluğu cinsel isteği, performansı ve üreme yeteneğini etkileyebilir. Kadınlarda hormon bozukluğu adet düzensizliği, yumurtlama bozukluğu, kısırlık, vajinal kuruluk, ağrılı cinsel ilişki gibi sorunlara neden olabilir. Erkeklerde ise hormon bozukluğu ereksiyon bozukluğu, sperm sayısında azalma, kısırlık, meme büyümesi gibi sorunlara yol açabilir. - Ruh hali değişiklikleri: Hormon bozukluğu ruh halinde dalgalanmalara, depresyona, anksiyeteye, sinirliliğe, uykusuzluğa veya aşırı uyumaya neden olabilir. Özellikle serotonin, dopamin, melatonin gibi hormonlar ruh halini etkiler. Ayrıca kadınlarda menopoz döneminde veya adet öncesi sendromunda hormon dalgalanmaları ruh halini değiştirebilir. - Diğer belirtiler: Hormon bozukluğunun diğer belirtileri arasında baş ağrısı, migren, kas ve eklem ağrıları, kemik erimesi, cilt problemleri, saç dökülmesi, terleme, sıcak basması, yorgunluk, halsizlik, bağışıklık sisteminin zayıflaması gibi durumlar sayılabilir.
Hormon Bozukluğu
Hormon Bozukluğu Tedavisi Nasıl Yapılır?
Hormon bozukluğu tedavisi hormon bozukluğunun nedenine ve türüne göre değişir. Hormon bozukluğu tedavisinin temel amacı hormon dengesini sağlamak ve hormon bozukluğunun yol açtığı sorunları gidermektir. Hormon bozukluğu tedavisinde genellikle şu yöntemler kullanılır: - İlaç tedavisi: İlaç tedavisi hormon bozukluğuna neden olan hastalığın tedavisinde veya hormon seviyelerini düzenlemek için kullanılır. Örneğin tiroid bezi hastalıklarında tiroid hormonu ilaçları, polikistik over sendromunda doğum kontrol hapları veya insülin direncini azaltan ilaçlar, menopozda hormon replasman tedavisi (HRT) gibi ilaçlar verilebilir. İlaç tedavisi doktor kontrolünde ve önerilen dozlarda yapılmalıdır. - Cerrahi tedavi: Cerrahi tedavi hormon bozukluğuna neden olan tümörlerin veya kistlerin alınması için uygulanabilir. Örneğin hipofiz bezi tümörleri veya yumurtalık kistleri cerrahi olarak çıkarılabilir. Cerrahi tedavi sonrasında ilaç tedavisine devam edilebilir. - Radyasyon tedavisi: Radyasyon tedavisi hormon bozukluğuna neden olan tümörlerin veya kistlerin küçültülmesi veya yok edilmesi için uygulanabilir. Örneğin tiroid bezi tümörleri veya hipofiz bezi tümörleri radyasyon tedavisi ile tedavi edilebilir. Radyasyon tedavisi sonrasında ilaç tedavisine devam edilebilir. - Yaşam tarzı değişiklikleri: Yaşam tarzı değişiklikleri hormon bozukluğunu önlemek veya tedavi etmek için önemlidir. Yaşam tarzı değişiklikleri arasında şunlar yapılabilir: - Sağlıklı ve dengeli beslenmek: Hormon bozukluğunu önlemek veya azaltmak için sağlıklı ve dengeli beslenmek gerekir. Şekerli, işlenmiş, yağlı ve katkılı gıdalardan uzak durmak, sebze, meyve, tam tahıl, baklagil, yağsız protein ve sağlıklı yağlar tüketmek faydalıdır.
Kromozoma Bağlı Hormon Bozukluğu Nedir?
Kromozoma bağlı hormon bozukluğu, kromozomlarda meydana gelen sayısal veya yapısal anormalliklerin hormon üretimini veya salgılanmasını etkilediği bir durumdur. Kromozomlar, vücudumuzdaki hücrelerde bulunan ve genetik bilgimizi taşıyan DNA paketleridir. Normalde insanlarda 23 çift olmak üzere toplam 46 kromozom vardır. Bu kromozomlardan 22 çifti otozom, 1 çifti ise cinsiyet kromozomu olarak adlandırılır. Cinsiyet kromozomları X ve Y şeklinde sembolize edilir ve biyolojik cinsiyetimizi belirler. Dişilerde XX, erkeklerde XY kromozomu vardır. Kromozoma bağlı hormon bozukluğu, kromozom sayısında veya yapısında meydana gelen değişikliklerden kaynaklanabilir. Kromozom sayısında fazlalık veya eksiklik anöploidi olarak adlandırılır. Anöploidi, genellikle mayoz bölünme sırasında kromozomların eşit olarak ayrılmamasından kaynaklanır. Anöploidiye örnek olarak Down sendromu, Klinefelter sendromu, Turner sendromu gibi durumlar verilebilir. Bu durumlarda hormon bozukluğu, tiroid bezi, hipofiz bezi, yumurtalık veya testis gibi hormon üreten organların gelişimini veya işlevini etkiler. Kromozom yapısında meydana gelen değişiklikler ise translokasyon, inversiyon, delesyon veya duplikasyon gibi isimler alır. Bu değişiklikler, genellikle DNA’nın kopyalanması veya onarılması sırasında hatalar oluşmasından kaynaklanır. Kromozom yapısındaki değişikliklere örnek olarak Prader-Willi sendromu, Angelman sendromu, Williams sendromu gibi durumlar verilebilir. Bu durumlarda hormon bozukluğu, hormon üreten genlerin silinmesi, eklenmesi veya yer değiştirmesi sonucunda ortaya çıkar. Kromozoma bağlı hormon bozukluğunun belirtileri, etkilenen hormona ve organa göre değişebilir. Genel olarak hormon bozukluğunun belirtileri arasında kilo değişimi, tüylenme, cinsel problemler, ruh hali değişiklikleri, baş ağrısı, migren, kas ve eklem ağrıları, kemik erimesi, cilt problemleri, saç dökülmesi, terleme, sıcak basması, yorgunluk, halsizlik gibi durumlar sayılabilir. Kromozoma bağlı hormon bozukluğunun tedavisi ise hormon bozukluğunun nedenine ve türüne göre değişir. Hormon bozukluğu tedavisinin temel amacı hormon dengesini sağlamak ve hormon bozukluğunun yol açtığı sorunları gidermektir. Hormon bozukluğu tedavisinde genellikle ilaç tedavisi kullanılır. İlaç tedavisi ile eksik olan hormon yerine konur veya fazla olan hormon baskılanır. Örneğin tiroid bezi hastalıklarında tiroid hormonu ilaçları, polikistik over sendromunda doğum kontrol hapları veya insülin direncini azaltan ilaçlar verilebilir. İlaç tedavisi doktor kontrolünde ve önerilen dozlarda yapılmalıdır. Hormon bozukluğu tedavisinde ayrıca cerrahi tedavi veya radyasyon tedavisi de uygulanabilir. Bu tedavi yöntemleri hormon bozukluğuna neden olan tümörlerin veya kistlerin alınması veya yok edilmesi için kullanılır. Örneğin hipofiz bezi tümörleri veya yumurtalık kistleri cerrahi olarak çıkarılabilir. Radyasyon tedavisi ise hormon üreten organlara yönelik radyoaktif ışınlar uygulanarak hormon üretiminin azaltılması veya durdurulması için kullanılır. Hormon bozukluğu tedavisinde son olarak yaşam tarzı değişiklikleri de önemlidir. Yaşam tarzı değişiklikleri arasında sağlıklı ve dengeli beslenmek, egzersiz yapmak, stresten uzak durmak veya yönetmek, sigara ve alkol kullanmamak, uyku düzenine dikkat etmek gibi etkenler sayılabilir. Bu etkenler hormon dengesini desteklemeye ve hormon bozukluğunun önlenmesine veya azaltılmasına yardımcı olur. Hormon bozukluğu bulaşıcı bir hastalık değildir. Hormon bozukluğu genetik, endokrin veya çevresel faktörlerden kaynaklanır. Hormon bozukluğu olan bir kişi ile temas etmek veya aynı ortamda bulunmak hormon bozukluğuna yakalanmaya neden olmaz. Ancak hormon bozukluğu olan bir kişi ile cinsel ilişkiye girmek veya kan nakli yapmak gibi durumlarda bulaşıcı hastalıklara yakalanma riski artabilir. Hormon bozukluğu hamileliği etkileyebilir. Hormon bozukluğu olan kadınlarda yumurtlama bozukluğu, kısırlık, düşük, erken doğum, preeklampsi, gestasyonel diyabet gibi sorunlar görülebilir. Hormon bozukluğu olan erkeklerde ise sperm sayısında azalma, kısırlık, cinsel performans bozukluğu gibi sorunlar görülebilir. Bu yüzden hormon bozukluğu olan kişiler hamile kalmak istiyorlarsa doktorlarına danışmalı ve uygun tedavi yöntemlerini uygulamalıdır. Read the full article
En Eski İnterseksüellik
En Eski İnterseksüellik Cinsiyet, genetik, hormonlar ve doğum öncesi karmaşık etkiler ile oluşur. Fakat temelini cinsiyet kromozomlar meydana getirir. Bir embriyo genellikle, 44+XX kromozomlara sahipse dişi, 44+XY kromozomlara sahipse erkek olur. Ender olarak kromozom bölünmelerinde hatalar meydana gelir ve bir cinsiyet kromozomu eksik ya da fazla olabilir. Bu durumda bu kişi…
View On WordPress
Y Kromozomunun Kaybolması Erkeklerin Yaşamını Kısalıyor mu?
Y Kromozomunun Kaybolması Erkeklerin Yaşamını Kısalıyor mu?
Y Kromozomunun Kaybolması Erkeklerin Yaşamını Kısalıyor mu? Erkeklerin ileriki yaşlarında Y kromozomunu kaybettikleri zaten biliniyordu. 70 yaşındaki erkeklerin %40 ila %50’si böyle bir mutasyona sahip oluyor. Yapılan araştırmalara göre bu erkeklerde en çok görülen mutasyon çeşidi ve yaş ilerledikçe bu mutasyona uğrayan erkek sayısı artıyor. Yaş ilerlemesinin yanı sıra, sigara kullanımı gibi…
View On WordPress