Bilimi inkar edip bilimin nimetlerini sömürmek ancak din satanların yapabileceği bir iştir.
Önder KARAÇAY
seen from Canada
seen from United Kingdom
seen from United States

seen from Netherlands
seen from Russia
seen from Yemen

seen from Egypt

seen from Netherlands

seen from United States

seen from Türkiye

seen from United States

seen from United Kingdom

seen from United States

seen from Türkiye
seen from United States

seen from United States
seen from Egypt
seen from China
seen from Türkiye
seen from Ukraine
Bilimi inkar edip bilimin nimetlerini sömürmek ancak din satanların yapabileceği bir iştir.
Önder KARAÇAY

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
29 Ocak - 4 Şubat 2018
zamanı aşınan şehirli olma halimi Behramkale’nin bayırlarına yelkovan getirmeye bıraktım ve Çanakkale’ye tanış olmaya geldim. Şehir merkezine taze taşınmış Mısırlı arkadaşımın daveti üzerine bir seyahat fikri yolunu buldu ve beni de peşinden götürdü. Gidiş-gelişi otostopla hallederek masraflarımı yeterince asgariye de indirdiğim düşünülürse gayet gayrimeşru bir tanışma oldu. Başka bir şehre gidince onun daha da eski şehirlerini görmek gibi bir hoşlantım var. Yine öyle yaptım ve Assos’a gittim. Şehrin girişindeki işaretleri otostop için bindiğimiz aracın arka koltuğunda görmediğimizden antik kentin asıl şehri meydanını bulmakta epey zorluk çektik. Bizi, o saati bulduğum Behramkale köyünün tepesinin orda bırakan abiye teşekkürümüzü ettik ve köye indiğimiz gibi Yörük bir teyzenin yanına çömelip hoşbeş ettik. Ondan bir şeyler öğrenmek ve gül yüzünü görmek, hoştu bunlar. Lâkin maddeye ilgisini maneviyat-harici pratik etmeyen biri olarak yoluma çıkan diğer teyzelerinde kekiklerini veya cıncıklarını alma konusunda ilgisiz kaldım. Beni anlamadılar. Onlar için bir anda kendim için bile yeni biri olmuştum. Madde’nin ne demek olduğunu bilen, kolay satın alıp-veren ticari pratiği olan bir şehirli mi? Benim şehirde göçebe yaşadığımı nerden bilsin teyzem, 7 liralık kekikçiği bile alamadım günün sonunda.
Neyse dostlar. Bizim olduğumuz yere en yakın ve antik kentin olduğunu sanrıladığımız yer içinde Athena Tapınağı’nın olduğu müzekartı/ücretle girilen alandı. Lakin orada görülesi derece de kalıntı arıyorsanız tapınaktan gayrısını bulmak biraz güç. Neticesinde bu alan antik kent değil sadece tapınağın olduğu yerdi. Karşılaştırmalı Edebiyat derslerimden de çağrışım yaptığım üzere Antik Yunan’da tapınaklar şehirlerin en yüksek yerine, insanların günlük yaşamlarını sürdürdükleri şehrin de yükseğine yapılıyordu. Tapınağın orada beni iki defadır orta yaşlı kadın ziyaretçiler durdurdu ve arkeoloji veya tarih öğrencisi olduğumu ve rehberlik yaptığımı düşünüp sorularını yapıştırdılar. Onları mahcup etmeyip bu sefer bu yeni kimliğimi üstüme alıp hikaye-anlatıcılığı yapmanın zevkinde dolaştım. Buradan çıkıp ayak yordamıyla asıl antik şehri bulduk. Buranın girişi kapalıydı ama tırmanabilinecek derece de kapalıydı. Bize malum olanı yaptık ve kendimizi gerçek bir şehrin içinde bulduk. Burası gerçekten tekrar yaşamak, düşünmek ve içinden geçirmek için güzel bir yerdi. Hedefimiz tiyatroyu bulmaktı ama hiçbir güzergah ve ya patikada neredeyse izine hiç rastlamadık. Adeta şehrin dağına taşına sinmiş, gizlenmiş gibi tepeleri indiğimizde karşımıza çıktı. Hiç bulunmamış bir yer keşfetmişe döndüm, arkadaşıma seslendim ‘bulduk, burada, bak!’. Onu boşuna yürüttüm çünkü burası tiyatroyu sadece kuşbakışı görebileceğimiz bir yerdi. Sonra yolu bulduk ve tiyatroya vardık. Orada hayali bir konuşma yaptıktan sonra izleyici oturaklarının olduğu yerde bir asa buldum. Adeta asaydı o küçük ağaç parçası. Geçmişi kendi manevi gücümle somutlandırabildiğim bir asıllık.
Sonracığıma parmaklıklardan geri tırmanıp bu sefer eski limana yürüdük. Eski liman bir güzel. Geldiğim gibi kalma istencimi kontrol etmem gerektiği ortaya çıktı. Sanırım oraya yine gideceğim, belki birilerini de dünya ahiret şahit yapmaya yanımda götürüp. Oradan iki farklı araca bine bine Ayvacık’a geldik. Aracına bindiğimiz güzel abiler 1 saat sonra merkeze gideceklerini ve bizimde onlarla gelebileceğimizi söylediler. Biz de o süre fasılında rastlantısal olarak yemek yemek için 1980′lerde kurulmuş olan Gül Lokantası’nı bulduk. Öyle dolu, öyle çok diyeceği olan, antikalar-kurdu sıcacık bir lokantaydı ki, orada bulunmanın kendisi bana çok iyi geldi ve mutlaka Ayvacık’a yolu düşmüşlerin uğrak yeri olmalı diye düşledim. Merkez de bazı yerler buldum tek başıma. Bunu tek başına yapmak beni sevindirik yapıyor ama bir yandan da paylaşacak biri aramadan da edemiyorum. Selam post-bireysel genç! Aynalı Çarşı civarında içlerde Cumhuriyet Meydanı vardır. Taşlarını bilmem ama bu meydanın eskice bir meydan olduğunu ve uzun bir süre değiştirilmediğini anlamak zor değil. Böyle yerler bulabilmek beni çok sevindiriyor. Çanakkale merkezde geleneksel işlevini yitirmiş bir Ermeni Kilisesi olduğunu orada öğreniyorum. Dördüncü fotoğrafta en ortada bulunan soluk sarı bina kilisenin girişi oluyor. Oradayken tam olarak öğrenemedim ama ilginç kültürel işbirliklerine örnekler barındırdığı söylenebilir. Kilisenin kapısının önünde 18 Mart Üniversitesi amblemi görüyorsunuz. Kilise, üniversiteye bağlanmış ve içeri girdiğinizde sağ yanda mevlevilikle ilgili bazı eşyaların sergilendiği minik camlı bir vitrin var. Her cuma tasavvuf konseri ve sema organize ediliyor. Sanırım üniversite’nin birde kiliseyi kullanmak için mevlevi bir dernekle işbirliği de söz konusu. Arkadaşımın turist ilgisinden istifade bende bir bakayım dedim. O sıkıldığı için sonuna kadar durmadık. Ama Mevlana’nın kitabından kıssalar okuyup sohbet yapan bir adam ve onun etrafında oturmuş mevlevi kıyafetleriyle oğlanlar vardı. Sohbet dinlenesi idi ve kiliseye toplananlarda yaşlısından gencine kadını erkeğiyle karma bir gruptu. Semah ve sema gibi zatlarınca ibadet olarak yapılan ve seyir için yapılmayan pratiklerin bu şekilde farklı yordamlarla sergilenmesi üzerine başka bir tartışma ve yazı düzenlemeli belki. Buradaki durum Sultanahmet’te turistler için hazırlanmış açık cafelerin otantik addedilen ‘sema gösterileri’nden nispeten daha iyi, zira bir ilişkilenme ve saygı çerçevesi ve onun düşünsel ve duyumsal değerine dair çemberler çiziliyor ve insanlar müdahil oluyor. Gönül isterdi ki bu üniversite-mevleviler-kilise üçlemesinin derinliklerini daha bir araştırıp öğreneyim ama benim de vakit kısıtlı idi. Bir cuma giderseniz sizde dünya ahiret şahit olabilirsiniz elbet.
Aynalı Çarşı olur da havra olmaz mı dememeli ya. Elbet Çarşı’yı Yahudi bir ailenin zanaatkarlarının yapıp inşa etmesi şehirde bir Yahudi cemaatinin varlığına delalet ediyor. İçeri girilebiliyor mu merak etmiyor değilim doğrusu. Ama bana çok izole ve dışardan tamamen arındırılmış, korunan, tekinsiz bir görünüm sezdirdi. Öyle ki olası nefret saldırılarına karşı giriş kapısının üzerine binanın nasıl ne şekilde korunduğuna dair çelik bir plak asılmış ve göz korkutmaya devam ediyor. Giriş kapısı bu korunaklı imajla bir hapishaneye benziyor doğrusu. Birde Fatih Camii var ki, Çanakkale’nin en eski camii’si şimdi restorasyonda. Maalesef etrafında çok dolaşma ve gözlem yapma fırsatım olmadı. Bir sonraki sefere diyelim. Unutmadan belirtmekte lazımdır ki Ermeni Kilisesinin yanında sessizce soluyan bir kütüphane var: M. Osman Korfman Kütüphanesi. Kütüphane uzun tavanı, merdivenleri ve geniş odalarıyla bana batı mimarisini çağrıştırıyordu. Böyle bir kütüphane bulacağım hiç aklıma gelmemişti. Birçok coğrafyanın tarih ve kültürüne dair kitapların -çoğunlukla almanca- bulunduğu bu loş kütüphane belki de hayal ettiğiniz o derin keşfedişlerinizi yaptığınız mekan olabilir. Yaşanmışlığımın seviyelerini zıplatan bu güzel birikim alanında bir süre dolaştıktan sonra tekrar yoluma düştüm kimse çelme takmadan. Bu birkaç ufak tefek pusula da yol göstersin nice yoldaşlara..
-------------
Bilmeden Zafer Meydanı’nın geçmişte Ermeni Mahallesi oluşu, Ermeni okulunun kütüphaneye dönüştürülüşününün izini sürmüşüm meğerse. Fotoğrafını paylaştığım Gregoryanlara ait Surp Kevork Kilisesi 1669′da inşa edilmiş. 1691′de Türkler tarafından yakılmış. 1718′de III. Ahmed’in fermanıyla yeniden inşa edilmiş. Ermeniler Çanakkale ve çevresine, Ermeni kilise arşivlerinde bahis edildiğine göre, 16. yy’ın ilk yarısında 83 aile olarak İran’dan gelmişler. Gelibolu’ya ise Kemah, Amaduni, Agn (Günümüzde Erzincan)’dan gelen Ermeni aileler olmuş. Ne sebeplerden göç etmeye karar verdiklerini merak ettim doğrusu. Belki bir sonraki araştırmamda bu konuya eğilirim. Bu arada Gelibolu, İstanbul’un fethinden evvel, 1356′da Osmanlı egemenliğine girmiş.
Agos’un sayfasında okuduğum makalenin söylediğine göre, günümüzde Çanakkale’de Ermeni yaşamıyormuş. Lakin Zafer Meydanı adı konulan meydan viraneye dönmüş evleri, ticarethaneleri, Çanakkale Üniversitesi’ne tahsis edilen Surp Kevork Ermeni Kilisesi’ni, bitişiğinde rahip evini, kilisenin hemen sol yanındaki kütüphaneye dönüştürülen Ermeni okulunu görmek hala mümkün.
3 Mart 2018 eklemesidir
Bergama, İZMİR (04/2017)
Pergamon Kızıl Avlu (Serapeion) (Mısır Tanrıları Tapınağı)
Antik Pergamon’un ovada kalan en gösterişli yapısıdır. Gerek tasarımı, gerekse devasa boyutları ile hayranlık uyandıran bu eser, Roma İmparatoru Hadrianus zamanında (MS 117-138) Mısır tanrılarına ithaf edilmiştir. Yer altı tanrısı Serapis ve tanrıça İsis ile tanrı Harpokrates’e tapınılıyormuş Kızıl Avlu’da. Bu yüzden avludaki heykeller ve kaidelerine bakıldığında Mısır uygarlığına ait devasa ölçüler görülüyor. Tapınak, MS 5. yüzyılın ortalarında Erken Bizans Dönemi’nde ana binanın içine iki sıra sütun ilave edilerek üç nefli, bazilikal planlı bir kilise hâline getirilmiş ve Aziz Johannes’e adanmıştır. Tapınağın kuzeyinde kalan kule biçimli yuvarlak yapı, Osmanlılar Dönemi’nde cami olarak kullanılmaya başlanmış. Tapınağın hemen yanında bir havra da bulunmaktadır. Çok tanrılı Antik Çağ inanışları yanında üç ilahi dine de ev sahipliği yapan tapınak, inanç turizmi açısından son derece önemlidir.
ÇAĞRI, EZAN
CAMİYE, KİLİSEYE, HAVRAYA YAPILAN ÇAĞRILARIN ORİJİNAL HALİYLE YAPILMASININ NEDENİ NEDİR?
Bütün dinlerde müminler, belli vakitlerde toplu ibadet etmek için ibadethanelere davet edilirler. Müslümanlar ezan ile davet edilir. Hristiyanlar çanla davet edilir. Yahudilerin de kendilerine has bir ezanı vardır.
Dünyanın her bir tarafında ibadet için yapılan çağrılar, ilk uygulandığı gibi yani…
View On WordPress
Havralara Tarihi Dokunuş…
İzmir Musevi Cemaati tarafından İZKA (İzmir Kalkınma Ajansı) mali desteği ile ihalesi Nisan 2019’da yapılan ETZ HAYİM Sinagogu’nda restorasyon ve konservasyon çalışmaları tüm titizliği ile devam ediyor. “Etz Hayim kelime anlamı olarak “Hayat Ağacı” anlamına gelmektedir. Sinagog hem tarihi hem de iç kısım duvarlarında yer alan özel bezeme ve kalem işleri nedeniyle Uluslararası Musevi Cemaati toplulukları tarafından dünyanın en önemli 16 sinagogu arasına alınmış. Etz Hayim havrasının yapılış tarihi kesin olarak bilinmemekle birlikte bölgenin en eski sinagogu olduğu varsayılmaktadır. Sanat tarihi kaynaklarına göre ilk yapım tarihi Bizans dönemine kadar uzansa da zaman içinde yaşanan büyük doğal felaketler sebebiyle yapı birkaç defa yeniden inşaa edilmiştir. Restorasyon çalışmaları bu konuda çok ciddi deneyimlere sahip Umart Mimarlık tarafından yürütülüyor. Umart Mimarlık’ a ait uzman konservasyon ve restorasyon ekipleri büyük hassasiyetle evrensel ilkelere bağlı kalarak çalışmaları yürütüyor. İsrailli restoratörlerden ve proje müelliflerinden kurulu denetim ekibi sürekli olarak çalışmaları takip ediyor. Restorasyon çalışmalarının ekim 2020’e kadar tamamlanması hedefleniyor. Geçen ay Tarihi Portekiz Sinagogunda, TARKEM desteği ve katkılarıyla düzenlenen TARİHİ KEMERALTI HAVRALAR FİZİBİLİTE sunum çalışması da Umart Mimarlık tarafından hazırlandı. Sunumda konuşan koruma uzmanı Mahir Kaplan, musevi cemaati potansiyeli ve bölgenin turizm cazibesinin artırılması hususunda fizibilite raporu içerisinde bulunan önemli bilgileri katılımcılarla paylaştı. Read the full article

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
Müslümana Haram
Vaktiyle Bursa’ da bir Müslüman, bugünkü adı Arap Şükrü olan muhitte çeşme yaptırmış ve başına bir kitabe eklemiş:“Her kula helâl, Müslüman’a haram!”
Bursa başkent, tabii Osmanlı karışmış, bu nasıl fitnedir diye… *Gitmişler kadıya şikâyete, adam yakalanıp yaka-paça huzura getirilmiş. “Bu nasıl fitnedir, dini İslâm, ahalisi Müslüman olan koca devlette sen kalk, hayrattır, sebildir diye çeşme yap,…
View On WordPress
Havra Nedir? Havra Sözlük Anlamı
Havra Nedir? Havra Sözlük Anlamı
Havra Sinagog, Yahudilerin tapınağı
Yahudilere ait mabed ve dinî tapınak demektir. Günümüzde kullanılan yine Yahudilerin mabedi olarak bilinen Sinagog da aynı anlama gelmektedir. İlk Havra’nın nerede ve ne zaman yapıldığı kesin olarak bilinmemekle beraber M.Ö.597′de Babil’e sürülen Yahudilerce yapıldığı kabul edilmektedir. İlk çağlarda Havralarda ibadet olarak sadece kurban kesilirdi.…
View On WordPress
Creator: Havra
Source: DoA Gallery Blog Flickr
Sculpt: Resinsoul Feng in NS
Mods: Wig made by Havra (tutorial)