Küçük prensi çok seviyorum, der kız. Onun gibi kendi yıldızımda yaşamak isterdim, der. Böyle başlar bu defa. Bir sohbetin ortasında sebepsiz yere. Belki konuşma güzel bir yere gider diye. Kimsenin kötü bir amacı yoktur. Olmayacaktır da. Kim üzülürse üzülsün, kimsenin kötü bir amacına ait olmayacaktı bu sonuç.
Prensten çok yalan gibi geliyor bana, sevemiyorum, diye cevap verir oğlan. Aslında seveceği bir şeydir. Fakat kızın onun yanında olmak istememesi üzüyordur oğlanı. Kıskanıyordur Küçük pezevenk Prensi. Oğlan bilmiyordur ki, kız güzel bir davet bekliyordur oğlandan. Ne yazık ki konuşma devam ediyordur. Hem tek başına o, ben istemezdim, diye devam eder. Amaçsızdır bunu söylerken, çoğu zamanki gibi.
Gülü vardı sanki onun, di mi? diye sorar kız. Onun da yalnız olmayacağını söylemek ister aslında. Yalnız bırakmayacağını söylüyordur. Hadi gidelim, yalnız kalalım demenin başka bir yolu belki de. Şimdilik o kadar ilerisi olmayabilir belki. Ama umut verici bir şeydir. Kızlar bu işlerde iyidir.
O sayılmaz ki yahu, diye cevap verir oğlan. Tüm nötrlük, tüm düşüncesizlik, tüm köşesizlik, belirsizlik yine kaplar oğlanı işte. Kızlar böyle boşlukları sever. Birazdan atılacaktır. Keşke atılmak için daha doğru zamanları bilseler. Erkeklerin onlara çarpan kızları sevdiklerini bilseler keşke.
Sen yanında kim olsun isterdin ki? diye sorar yine kız. Ne çok soruyor kızlar. Saldırmadı tam, saldıramadı. Saldırsa daha kesin bir şey elde ederdi. Daha yanlış ama daha kesin. Neyse, kız kendini cevapta geri dönerken ister aslında. Sen olsan, güzel olurdu diye cevap bekler. Klasiktir, gelmez.
Beni üzmeyecek biri olsun isterdim, der oğlan. Ah ne kadar da güzel bir orta. Her yere çekilecek bu nadide söz: 'biri'. Aferin sana delikanlı. Karşı taraf cevap alamadı. Karşı taraf heyecanlanıyor. Daha çok istiyor. Şimdi bıkacak ama başka gün daha güzel saldıracak. Aferin oğluma.
Eksik de bırakmaz. Sen kimi isterdin, diye sorar. Bu soru, kızın aklında bir sürü şey canlandırır. Oğlanın söylemeye cesareti yoktur der önce kendine. Sonra belki henüz doğru zaman değildir diye düşünür. Sonra bu salak anladı galiba diye şüphelenir. Anlamadığını tekrar ederek, anlayamayacağını kendine tekrar tekrar söyleyerek sakinleşir.
Beni mutlu edecek biri olsun isterdim, diye cevap verir kız. Baak, yine 'biri' geldi. Bu biraz daha farklı ama. Bu cevap biraz imalı. İki kişi de sorulara olması gereken cevapları söylemek yerine, ihtiyacı olan şeyleri söylerek cevap vermiştir. Onu kazanmak için, belki de elde etmek, oğlanın neye ihtiyacı olduğunu bu cevap altına gizler işte kız. Oğlan hiç görmeyecektir bu cevabı. Bu kadar irdelemeyecektir bu muhabbeti. Akşamına gidip eski maceralarını düşünüp 'mutlu' kılacaktır kendini. Kızsa gelecekteki ihtimalleri düşünüp 'umutlu' kılacaktır kendini.
Umarım mutlu olursun der ve gülümser erkek. Sadece diyecek bir şey bulamamıştır. Belki de, daha farklı şeyler konuşmak istiyordur, kimse bir erkeğin gülümsemesini tam olarak çözemez. Bir sıkılma ifadesinden, bir yalana; bir masumiyetten, bir heyecan ifadesine kadar her şey içerebilir çünkü bu gülücük.
Umarım mutlu oluruz demek ister kız. Salak işte. Z'ye kadar gelir. Son harfi yazamaz. O kadar cesaretli olamaz. Sadece gülümser o. Bu daha tehlikelidir. Çünkü herkes bilir ki, bir kız gülümsüyorsa, bu söylenecek onlarca şeye karşılık gelir. Dünyanın en büyük yelpazesidir bu gülücük ve içinde binlerce desen barındırır. Tek bir rüzgarı, seni öyle bir atar ki, kendini dahi bulamayacak hale gelirsin.