SÖZ/
seen from United States

seen from United States

seen from United States
seen from China
seen from Germany
seen from United States
seen from United States

seen from United States

seen from Germany
seen from United Kingdom
seen from United States
seen from United States
seen from China

seen from United States

seen from Türkiye

seen from Türkiye

seen from Portugal

seen from Portugal
seen from Portugal
seen from United States
SÖZ/

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
"Biterek ölmek güzel şey, başlamadan ölmek korkunç.''...!
Cemil Meriç
Kedili, kitaplı, kış çaylı, yağmurlu ve dostlu. (Tarçınlı su; masaya oturan herkese ikram, kitap; kek ve çay alana hediye, kedi mi; o da sizin sıcaklığınızı hissetmeden uyumuyor.)
için içinden 1
Yolculuk yaptığım zaman rahatlıyorum. Otobüsle tek bir şehir değiştirsem dahi iyi geliyor. Aslında bu anlamda otobüs uçaktan iyi. Uçakta yolculuk zevkine pek varılamıyor. O sadece bulutların üstünde olmak için güzel bir de Dünya’yı yukardan seyredebilmek için.
/ Bu gelen anılarla baş edebilmek için kendimi hangi yerin, neresine koyayım?/
Örneğin kurduğum hayalde ben olarak tepki verirken benin olduğu yer gerçekten benim değil. Benim yerim neresi? Neredeyim?
Kendi kendime yaptığım işkencelerle sürekli bir göç halindeyim. Vardığım yerde zulüm. Zulmeden yine ben.
Zulme uğrayan ben, sevgiyi mi hak etmiyorum? Yoksa zulmeden ben gaddar mı?
Sevgiyi hak etmemek diye bir şey olmadığına göre demek gaddarım, demek zorbayım, faşistim.
İşte bu çirkinlik beni mahrum bırakıyor. Aşktan.
Uzun soluklu bir yolun başı burası. Yılmadan, usanmadan, bıkmadan sevmek, sevmek, sevmek, sevmek, sevmek.... yazarken bile yazamadım.
Allah’ın merhametinden, şefaatinden başka beni ne kurtarır bilmiyorum.
Bu bir dert, bir iç sancısı, bir yürek yarası her daim boynun bükük, başın eğik.
Ama dün öyle olmadı. Dün bir nebze olsun kendi çirkinliğimi bırakıp başkasının çirkinliğiyle uğraştım. Ve bu da çirkince oldu zaten. Çirkin, söylemesi bile çirkin.
Ben kendime bunu dediğimde çirkinliğe maruz kalan yönüm küsüyor. Çirkin tarafım olan ben, işte böyle kendini oyalamaya çalışıyor.
Tam AŞK diyorum, hop oradan bir hırlama yine başını uzatıyor. Sevgi istiyorum, aşk istiyorum, güzellik istiyorum. Bunlarla bunlara doyamamak istiyorum. Güzellikten erimek, aşktan yanmak istiyorum. Ama ben kiiiiimmm, bunlar nerde!? Beceriksizliğim kendi kendime, öküzlüğüm kendi kendime, bir karakterim bile yok. Bazen kendime FUZULİ diyesim geliyor. Fuzuli nerdeeee, ben kim? Bana gelen gereksiz oluşum. Lüzumsuz, gereksiz...
Sanırım yine bir gaddarlık yaptım.
İki elimle yaşamımı yoluna koyamamaktan muzdaribim. Keşke ben olmasam da başklarına bir şey yapsam. O zaman kendimi unutuyorum, rahatlıyorum.
Bu da kaçmak değil mi!?
Ne çok ünlemim oldu!
O da yadigar...
Ünlem olmak!
Rabbim, bu dünyada cennet varsa, ben talibim Ya Rabbim.
Aralık 2017
2020 bize neler söyledi?
İnsanlığın, uygarlığın getirileri olarak gördüğü getirilerin, gündelik konfor ve güvenliğin aslında ne kadar kırılgan bir şey olduğunu...
Hayatımız için en değerli şeyin sağlık ve afiyet olduğunu, o olmayınca bedel ödeyerek satın alabildiğimiz hiçbir şeyin anlamının kalmadığını...
Küreselleşmiş dünyanın ortaya çıkardığı tehdit unsurlarının, sadece belli güçlerden belli topluluklara yönelik olmadığını, egemenleri de içine alacak şekilde genişleyerek bütün insanlığı hedef alabileceğini...
Gözle görünmeyen bir virüsün kendini çoğaltarak, dünyanın en kibirli ordularını, ağır silahları, nükleer cephanelikleri ve son model ultra teknolojileri çaresiz bırakabileceğini, hepsine galebe çalabileceğini...
Dünyada bugün insanların büyük çoğunluğunun başına gelen her şeyde geçmiş tecrübeleri ışığında bir bit yeniği arar hale geldiğini, bunda pek haksız da olmadığını...
Ölüm hadisesinin, çok sıklaştığı ve başkaları öldüğü sürece neredeyse gözden kaçacak, dikkat dahi çekmeyecek kadar sıradanlaşabileceğini...
Yeni zamanlarda sosyal hayat dediğimiz şeyin sürgit devam etmesi noktasında kendimizce birtakım haklı şüpheler geliştirebileceğimizi...
Günlük yaşayışımızda alışkanlık kesbettiğimiz lüzumu tartışılır birtakım törensellikleri yeri geldiğinde manasız bir biçimde hayatın kendisinden daha vazgeçilmez ve değerli görebildiğimizi...
Sağlık çalışanı olmanın aslında ne kadar zor bir şey olduğunu ve ne büyük fedakarlıklar gerektirebileceğini...
Sahip olmak için senelerce taksit ödediğimiz, içini döşemek için servet harcadığımız evlerimizin içine bir parça da olsa hayat koymayı unuttuğumuzu...
Evden çıkamama durumunun daha fazla uzaması halinde önümüzdeki asra damgasını vurabilecek ve henüz ne olduğunu bile bilmediğimiz birçok psikolojik rahatsızlık ortaya çıkarabileceğini...
Birbirleriyle iletişim kurmak için zaman ve fırsat bulamadığımıza dair bütün sözlerimizin birbirimize söyleyecek bir şey olmadığını örtmek üzere bulduğumuz bir yalan olduğunu...
Dünyanın bir ucunda kıyamet kopmaya başlasa, diğer yanda hâlâ “bize bir şey olmaz” lafları gevelemeye devam ediyor olabileceğini...
Başımıza gelebilecek muhtemel felaketlerin hayatı bütünüyle elimizden alması için ille de bizi öldürmesi gerekmediğini...
Uluslararası ajansların birinci haber olarak geçtiği büyük felaketlerin bizim çok yakınımızdaki insanları da alıp götürebileceğini, kayıp listesine kaydedebileceğini...
Kısıtlamaların en çok cenaze törenlerini mahzun hale getirdiğini, kimsesiz bıraktığını...
Sokakta herhangi bir sebeple hapşıranlara ‘çok yaşa’ diyenlerin bu kadar azalabileceğini, insanların birbirini kendisinin felaketi olarak görüp algılayabileceğini...
Hayatın uzun katı gelecek planlamaları yapmak için fazlasıyla uygunsuz, değişken ve kötü sürprizlere açık bir hale geldiğini...
İnsanın hayat-ölüm gelgitinde ipini gevşek tuttuğu varoluşsal meselelerin içimizin ana gündem maddesi haline geldiğini ve öz zamanımızı daraltarak bizi köşeye sıkıştırabileceğini...
Dışarıda ne yaşanıyor olursa olsun bir kısım insanın kendi laylaylom dünyasından bir adım dışarı atmaya yanaşmayacağını...
Hayatımız için neyin anlamlı olduğu, neyin o kadar da önemli olmadığı konusunda her şeyi doğru yerine koymayı şimdi başaramazsak bir daha hiçbir zaman başaramayacağımızı...
Üstümüze çöken bu ağırlıkları 2020’nin getirmediğini, dolayısıyla da 2021’in götürmeyeceğini...

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
Ocak 2019 ayı biterken
Ocak 2019 ayı biterken
Ankara batıkent’te 2019 yılının ilk ayı ocak biterken çok az da olsa günler uzamaya başladı. Soğuklar ve kar kendilerini yağmura ve buzlanmaya bırakmış gibi gözüküyor. Biraz da olsa yerel seçimlerin yaklaşması siyasetçileri hareketlendirmeye başladı. Yerel seçimlerde belediye başkanı olamak isteyenler yavaş yavaş halka inmeye başladı. Sokaktaki hayat ise halen esnaflar ve süpermarket…
View On WordPress
#varmisinyokmusun #sevmekyetmiyorbazen #ölmekdeğilbirdahagörmekintiharım #sendelimisin😊😊 #askicingelmisiz #buyalandünyada #sevsevil #kandırma #sahteaşklar #birgün #biterken #gercekten #seveneölünür#acicekmekozgurlukseozguruzikimizde #ayrılıklardasevdayadahil #aytacsakarilhan_07_offiscial
‘’İçim güvercinleri okşamış gibi rahat
Sen yanımdayken ister istemez
Geniş meydanlarda akşam üstleri
Üst üste üç kere deniz, üç kere çınarlar.’’