14 Aralık Pazar (YARIN) saat 14'te
TÜYAP KİTAP FUARINDA 9 NO'LU SALONDAYIM. BEKLERİM!
Arif Ergin İMZA GÜNÜ

seen from United States
seen from Singapore

seen from T1
seen from T1

seen from Malaysia

seen from T1
seen from China

seen from T1
seen from T1

seen from Ireland
seen from Singapore
seen from China

seen from T1
seen from Malaysia
seen from China

seen from T1

seen from T1

seen from T1
seen from China

seen from T1
14 Aralık Pazar (YARIN) saat 14'te
TÜYAP KİTAP FUARINDA 9 NO'LU SALONDAYIM. BEKLERİM!
Arif Ergin İMZA GÜNÜ

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
Tüm bu uzay çalışmaları falan neden yapılıyor biliyor musunuz? Yani bilim aşkının, keşfetme arzusunun dışında, perde arkasındaki ekonomik sebep ne? Çok sayıda ekonomik sebep var ama bunlardan iki tanesi bence çok önemli. 1- UZAY MADENCİLİĞİ. Özellikle küçük asteroitlere indirilen uyduların, hatta Ay ve Mars gibi misyonların altında yatan nedenlerin başında bu geliyor. Stratejistlere göre çok yakında uzay madenciliği dünyanın en kârlı işi haline gelecek. İlk Dolar Trilyonerinin bir uzay madencisi olması bekleniyor. Dünyanın kaynaklarının çoğunu maalesef tükettik. Bu yüzden mevcut kaynaklar artık ya çok pahalı, veya tarihi yerler, doğal sit alanları, ormanlar gibi bölgelerde oldukları için madenciliğin önünde ciddi yasal engeller var. Bu yüzden dünyaya yakın uzay boşluğunda başıboş süzülmekte olan 1 milyondan fazla asteroit, yatırımcıların iştahını kabartıyor. Avrupa Birliği ve ABD gibi ülkeler uzay madenciliği ile ilgli tüm yasal düzenlemeleri yaptılar bile. Uzay çalışmalarının 2.sebebi ise bir gün dünya dışı bir gezegende bir insan kolonisi kurabilmek. Çünkü dünya küresel bir iklim felaketi yaşıyor ve akabinde insanoğlunu büyük bir yok oluş bekliyor. İşte bir yandan da ufak ufak dünyadan kaçış planları yapılıyor. Yani aslında her iki sebebin de altında, dünyanın tükenmekte olduğu gerçeği yatıyor. Oysa biliyoruz ki uzayda ne kadar uzağa gidersek gidelim, üzerinde bize yaşam imkanı sağlaycak, oksijen ve su olan bir başka gezegen YOK. En azından gözlemleyebildiğimiz evrende... Aslında bugün her zamankinden çok ve daha yüksek bir sesle haykırmak gerekiyor: THERE IS NO PLANET B! #İklimDeğişikliği #SürdürülebilirKalkınma #SDGS #Sustainability #ArifErgin (at Fenerbahçe (Istanbul neighbourhood)) https://www.instagram.com/p/CA2Fs46Fagj/?igshid=1wt7azsybofil
Ömrünüz, ancak sizi hatırlayan son insan kadar uzundur. Bu da bir roman yazmak için yeterli bir motivasyondur. #Tekvin okuyun, okutun, ömrüm uzasın😇 #ArifErgin https://www.instagram.com/p/CAnAl66lObC/?igshid=xhct50dwf8gu
Tarhten bir yaprak: TRABZON Yer Trabzon. Türkiye’nin ilk opera binası olma özelliğini taşıyan bu eşsiz güzellikteki bina, Adnan Menderes döneminde (1958) alınan anlaşılmaz bir kararla (arabalar yoldan rahat geçemiyor gerekçesiyle!!!) bir kaç gün içinde yerle bir edilir. Bugün Trabzon Meydan Parkı'nı Tanjant'a bağlayan caddede bulunması gereken bina, 1912 yılında yapılmış. Gerçi daha önceki yıllarda, 1850’de İstiklal Caddesinde opera olduğunu biliyoruz ama o binaların hepsi (Bosko v.s.) tiyatro binası olarak inşa edilmiş binalar. Doğrudan opera binası olarak inşa edilen ilk bina bu. Trabzon Opera Binası. Bence bunun gibi yapıları iyice bir araştırıp eski lokasyonların tespit edip aslına uygun olarak yeniden yapmak gerekir. Orijinali gibi olmaz ama zararın neresinden dönülse kârdır. Trabzonspor taraftarının Trabzonspor’u sevme tutkusunu biliyorum. Trabzonluların Trabzon’a olan tutkulu bağlılıklarını, aidiyetlerini, memleket sevgilerni biliyorum. Ama bir kente, bir memlekete sahip çıkmak, onun tarihine, kültürüne, kimliğine, mimarisine de sahip çıkmak değil midir? Bunu biraz ıskalamıyor muyuz sizce de? #Trabzon #KayıpEserler #ArifErgin https://www.instagram.com/p/CAkza9AFrFA/?igshid=1gpctz6p4t5e2
1990’lardaki Spotify listem(!), elle tutulabilir bir şeydi. En sevdiğim albümü parmağıma takıp okula götürebiliyordum. Sevmediğim şarkıya kalemimi sokup ileri sardırabiliyordum. Terkedildiğimde albümü duvara fırlatabiliyordum ve şarkıların duvardan sekip yere düşmesini büyük bir intikam zevkiyle izleyebiliyordum. İçimde yeniden bir şeyler filizlendiğinde şarkıları yerden şefkatle alıp kırışan köşelerini bantlayabiliyordum. İçimi acıtan yerlerinin üzerine yeni şarkılar kaydedebiliyordum. Günü geldğinde şarkıları kurumuş bir çiçek ve bir düzine mektupla birlikte bir kutuya koyabiliyordum. Bugün teknolojide ulaştığımız baş döndürücü noktada, hâlâ o kutudaki yara bantlı şarkılar en sevdiğim şarkılar. İyi ki görmüşüz o mekanik günleri. Kendimi son organik insan nesline ait gibi hissedyorum bazen. Bu arada şu anda dinlediğim müzikleri birlikte dinleyelim derseniz, profilimde spotify hesabımın linki var, tıklayıverin ;) #ArifErgin https://www.instagram.com/p/CAhwoAhlq0K/?igshid=7iuwmft2o2l2

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
Şalom Dergi 100. sayısı için özel bir dergi hazırladı ve bu özel sayıda bana da bir yer verdiler! Bugüne kadar yaptığım en keyifli söyleşi/yazılardan biri oldu. Okumak isteyenler için linki aşağıda. Daha önce Şalom Dergi okumamışlar için de bu linkin tanışmanıza vesile olmasını dilerim. Dünya standartlarında kaliteli bir kültür-aktüalite dergisi. Son dönemlerde özlediğimiz özgün ve kaliteli dergicilik için ideal bir örnek. Üstelik online olarak herkesin okumasına da açık. Daha ne olsun? Tıklayıp bir göz atın muhakkak! #ArifErgin #Tekvin http://dergi.salom.com.tr/uploads/dergi/pdf/salom-dergi-sayi-100-mayis-2020.pdf (at Fenerbahçe (Istanbul neighbourhood)) https://www.instagram.com/p/CAQNVlMlSFD/?igshid=1agq9bktdno27
Yaklaşık 15 sene önce tam olarak bugün, Sovyetlerin yıkılmayıp halen ayakta kalmaya direndiği son ülke olan Belarus’taydım. Bütün binalar, yollar süslenmiş, her yere 9 Mayıs pankartları asılmıştı. Kızılordu gösteri yürüyüşleri yapıyor, bandolar marşlarla ürkütücü ve çok etkileyici bir atmosfer yaratıyordu. Başkent Minsk şehrinin merkezî metro istasyonunda bir kaç hafta önce yaşanan büyük patlama ve bugün halen aydınlatılamamış terör(!) saldırısında ölen onlarca insanın acısı ve hırsıyla Militsia (polis) her yerde pür dikkat benim gibi yabancıları izliyordu. Güneş battıktan sonra şehrin meydanındaki “Sönmeyen Ateş - Zafer” Anıtında 2.Dünya savaşından beri hiç sönmeyen ateşi iyice alevlendirmişlerdi ve anıtın etrafı çiçeklerle, insanlarla dolmuştu. Saatbaşı anıttaki askerler etkileyici bir törenle nöbet değiştiriyorlardı. Dünyanın son Kızılordusu’nun nöbet değişimini çekmeme polisler izin vermediler. O yıllarda cep telefonlarında öyle iyi video çekilebilecek kameralar da pek yoktu zaten. O anları sizlerle paylaşabilmeyi çok isterdim. Çok etkileyiciydi ve Sovyetlerin son devletinin son Kızılordu’sunun son 9 Mayıs’larından biriydi. Geçirdiğim en yalnız, en tuhaf, ama en dolu doğum günlerimden birine dönüşmüştü. Anıtta dua edenlere katılıp, 2.dünya savaşında hayatını kaybeden milyonlarca insanın ruhu için dua ettim. Orada sohbet ettiğim bir kadına, o günün benim doğum günüm olduğunu söylediğimde ismimi ve anlamını sordu. Dedim ki, “İsmim Arif; bilen, bilgili v.s. anlamlarına geliyor.” Şaşırdı. Onlarda 9 Mayıs’ta doğan her erkek “Zafer” anlamına gelen Victor (Виктор) ismini alıyordu, kadınlar ise Victoria (Виктория). Kadının ismi de Viktorya’dı zaten ama “arkadaşlarım bana kısaca Vika derler, sen de öyle yapabilirsin” dedi :) Hoppalaaa, tabi ki öyle bir şey yapmadım, ne münasebet😇😂 Tarih konusu üzerinden sohbete devam ederek dedim ki, “sizin mantığınızla benim Zafer ismini almam için 30 Ağustos, 26 Ağustos veya 9 Eylül’de doğmam gerekirdi.” 30 Ağustos’ta doğup ismi Zafer veya Muzaffer olan varsa yorumlara yazabilir :) Belki de bu adet bizde de vardı ama unutuldu. Son yıllarda unuttuğumuz pek çok değer gibi. #9Mayıs #ArifErgin #деньпобеды https://www.instagram.com/p/B_9xe-mF0VV/?igshid=mrkq2fadl4x9
“Senin görevin Jim, tabi eğer kabul edersen,” anlamaktır. Gerçeği anlamak. Gerçeğin etrafında dolaşmayacaksın. Gerçeği yakasından tutup sallayacaksın. Gerçeği reddecek, kavga edecek ve gerçekle bozuşacaksın. Sonra yavaş yavaş gerçek kendini kabul ettirecek sana. Buna bir kelime icat edip, mesela “kader” diyerek onu anlamaya başlaycaksın. Ve onu tam olarak anladığında, gerçek, seni özgür kılacak. Senin görevin, Jim, tabi eğer kabul edersen... #ArifErgin #BilimSanatGerçek #tbt #manyYearsAgo #postCancerEra https://www.instagram.com/p/B_4hdkLlYOS/?igshid=1kny0qllf5ucw