‘‘narsisistler ne hissettiklerinden çok nasıl göründükleriyle ilgilenirler.’‘
‘‘..kendilerini ifade etme, kendine hakim olma, haysiyet ve dürüstlük gibi benliğin gerçek değerleri konusunda eksikleri vardır.’‘
‘’kırk yıl boyunca bir terapist olarak çalıştım. bana danışmaya gelen insanların kişilik sorunlarında belirgin bir değişiklik gözlemledim. ilk zamanlardaki suçluluk ve endişe kaynaklı nevrozlara, fobilere ya da takıntılara günümüzde yaygın olarak rastlanmıyor. bunların yerine, artık çok daha fazla insanın depresyondan şikâyet ettiğini görüyorum. içinde bulundukları durumu duygu eksikliği, içsel bir boşluk, derin bir hayal kırıklığı ve ihtiyaçların karşılanmamış olması olarak tanımlıyorlar.’’
‘’..duygusuzca hareket etmek.. narsisist kişiliğin temel bozukluğudur.’’
‘’herhangi bir duygunun bilinç düzeyine çıkmasına izin verirse kendini korumak için inşa etmiş olduğu devasa duvarın üzerinde bir çatlak yaratacağına bilinçsiz bir şekilde inanmıştı. bu çatlağın bir deliğe dönüşmesiyle duvar yıkılacak, kendisi de duygu selinde boğularak aklını kaybedecekti.’’
‘’kibirli ego bütün narsisistik kişiliklerin ortak özelliklerindendir. özgüven ve başarı eksikliklerini kayıtsızlık perdesi arkasında gizlerler.’’
‘’görünüşümüzle ilgili zihinsel faaliyetlerimiz yaşam tarzımızın o kadar büyük bir parçasıdır ki, görünüşünü ihmal eden bir insanın duygusal açıdan olumsuz bir ruh hali içinde olduğunu düşünürüz.’’
‘’ne var ki, bir dereceye kadar hepimiz dorian gray gibiyizdir..’‘
‘’erkeklerin çoğu annelerine benzeyen kadınlarla evlenir, kadınların çoğu da babalarına benzeyen erkeklerle evlenme eğilimindedir.’’
‘’çocuklarını döven ebeveynler genelde kendi çocukluklarında dayak yemiş kişilerdir. bu deneyimle ilgili duygularını inkar ettiklerinden çocukla ilgili duygularını da tecrübe edemezler.’’
‘’güçlü kişiden korkulur, dolayısıyla o sevilemez. insanların zaman zaman korktukları bu güç sahiplerini seviyormuş gibi göründükleri ve hatta buna inandıkları doğrudur, fakat bu tür bir sevgi genellikle altta yatan korku ve nefretin üzerinde yükselir.’’
‘’özel insan özgür değildir, bu bir yanılgıdır. özel insan imge bulutlarının üzerinde, sıradan insan hayatın gerçeklik zemininde yaşar. güler ve ağlar, zevk alır acı çeker, kederi ve sevinci bilir. hayatın bütün gerekliliklerini yerine getirir. özel insan bir yaşam hayal eder ve bu yolla özel bir kader yaratır. gerçek onu rahatsız ettiğinde, dorian gray'in yaptığı gibi imgelerinin parçalanıp un ufak olduğunu görür.’’
‘’gerçek ihtiyacı, tüm duygularını (korkularını, öfkesini, üzüntüsünü ve hatta ümitsizliğini) kabul etmesi gerektiği anlamına gelen, kedisini olduğu gibi kabul etmesidir. gerçek erkekliğini, kendisini kabul ederek bulacaktır. aynı değerlendirme hayran bırakan bir dişilik imgesi yansıtmaya çalışan kadınlar için de yapılabilir.’’
‘’hatırladıklarıma göre Japonlar çocuğu altı yaşından önce disipline sokmaya inanmazlar. çocuklar bu yaşa kadar doğru ve yanlışın ne olduğu bilgisinden muaf tutulan masum bireyler olarak kabul edilirler. altı yaşından sonra çocuğa terbiyeli davranması öğretilirken utanç bir disiplin silahı olarak kullanılır.’’
‘’çocuk yetiştirmede cezaya yer verilebilir, ancak birçok vakada ceza ebeveynin baskı altındaki öfke ve hiddetinin terbiye etme kisvesi altında boşaltılmasına hizmet eder. çaresiz ve bağımlı olan çocuk bunu kabul etmelidir ya da daha büyük bir hiddet riskini göze almalıdır. bu tür bir uygulamaya maruz kalan çocuğun kişiliğine ne olur?’’
‘’bir makine gibi çalışabilmek için, onlar gibi olmak zorunda kaldık. bunu yapabilmek için de bedenlerimizi duyarsızlaştırıp duygularımızı inkar ettik.’’












