Olmuş Olanlar
Hissetmeyi ilk kez keşfetmiş bir çocuk gibi alabildiğine üzülmeye başlıyorum sonra. Kollarım acıyor ve anlıyorum ki kalbim birinin cenazesini kaldırıyor, musalla taşları buz gibi fakat ölülerin hatıraları hala sımsıcak.
Ne zaman kımıldasa böğrümdeki öküz, yeryüzünde depremler olur ve uzuvlar kesilir, tabutlara gövdeler, benim dudaklarıma ise bir inşirah yerleşir.
Yürüdüğüm yollar dizlerime yabancı gelir, yığılıveririm içimdeki kaldırımlara. Ben ne zaman gülecek olsam ağzım bana yabancı gelir, somurtuveririm içimdeki aynalara.
Ani oldu tanışmalarımız bakir duyguların tedirgin hissedilmeleriyle. Ummazlık kalktı gitti içimden ardından, yerine yeni ihtimaller kondu çirkin kanatlı, ürkek ve sıkılgan kabullenişler kondu, törpülenmemiş, hoyrat ve katıksız çaresizlikler kondu, ahbap olduk. Sonra ben kalkıp gitmedim fakat tam göğsümün ortasına hafif sola doğru uzanan heybetli bir hüzün kondu.













