Nihayet ruh ikizimi bulmuşumdur 😂
Sade Olutola

Love Begins

tannertan36
cherry valley forever

Kiana Khansmith
RMH
d e v o n
he wasn't even looking at me and he found me

Origami Around
Keni
Claire Keane
Show & Tell
Game of Thrones Daily
EXPECTATIONS
I'd rather be in outer space 🛸
noise dept.

#extradirty

blake kathryn
icyghini twinkie
2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year

seen from Türkiye

seen from Australia

seen from United States

seen from Türkiye

seen from United Kingdom
seen from United States

seen from United Kingdom

seen from United States

seen from United Kingdom
seen from Spain
seen from Malaysia
seen from Chile
seen from United States
seen from Iraq

seen from Sudan

seen from Singapore
seen from Lebanon
seen from Brazil
seen from Brazil

seen from Argentina
@sevinchimol
Nihayet ruh ikizimi bulmuşumdur 😂

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
Serçe gibi kalbi olanlara selam olsun.
İki kardeş, yıllarca yan yana yaşayan iki çiftçiydi. Bir gün aralarında bir anlaşmazlık çıktı. Tartışma büyüdü, küslüğe dönüştü. Küçük kardeş, tarlasının sınırına bir kanal açtırdı. Artık iki kardeşin arasında bir dere vardı.
Büyük kardeş hemen bir marangoz buldu. Ertesi gün marangoz geldi. Büyük kardeş dereyi göstererek şöyle dedi: “Şu karşıdaki ev kardeşimin. Ben bu dereyi görmek istemiyorum. Bana öyle yüksek bir çit yap ki onu bir daha hiç görmeyeyim.”
Marangoz işe başladı. Akşama doğru büyük kardeş eve döndüğünde gözlerine inanamadı. Çit yerine, derenin üzerine zarif bir ahşap köprü yapmıştı. Tam o sırada küçük kardeş köprünün diğer ucundan yürüyerek geldi. Gözleri dolu doluydu. “Ağabey,” dedi, “bunca kırgınlıktan sonra bana köprü kuracak kadar yüreğini açık tutmuşsun. Beni affet.”
İki kardeş köprünün ortasında birbirlerin sarıldılar. Büyük kardeş eşyalarını toplayan marangoza döndü: “Birkaç gün daha kal. Sana vereceğim başka işler de var.”
Marangoz gülümsedi ve şöyle dedi: “Kalmak isterdim ama kurmam gereken daha çok köprü var.”
Yıkmak kolay. Yapanlardan olalım inşallah.
ALINTI
.
.
.
.
.
.
Adam uzun yıllar hapiste yatmıştır.
Çıkmasına bir hafta kala karısına mektup yazar.
Uzun yıllar hapiste yattığını ve artık cezasının bittiği için bir hafta sonra çıkacağını ve tekrar evine dönmek istediğini anlatır.
Ama karısının onu tekrar kabul edip etmeyeceğini bilmemektedir.
Eğer kendisini kabul etmek istemezse haklı olduğunu belirtir.
Kendisinin onu ilk günkü gibi sevdiğini söyler.
Kaldığı köyün çok yakınından şehirler arası bir yol geçmektedir.
Hatta kocaman bir ağaç vardır yolun kenarında.
Eğer karısı onu halâ seviyorsa, eve dönmesini istiyorsa, yol kenarındaki kocaman ağacın görülebilecek bir dalına sarı kurdele bağlamasını ister.
Otobüsle o yoldan geçecek ve sarı kurdeleyi görürse, otobüsten inip eve doğru yürüyecektir.
Ama görmezse inmeyip yoluna devam edecek,
başka bir şehirde kendine yeni bir hayat kurup orada yaşayacaktır.
Adam şehirler arası otobüse biner.
Yolda giderken yanında oturan kişiyle iyi bir
yol arkadaşı olur.
Arkadaşı konuşkan birisi olduğu için hikâyesini ona da anlatır.
Öyle ki;
adam dayanamaz bunu tüm yolculara duyurur.
Herkesi tatlı bir mutluluk havası sarar.
Saatler sonra adamın köyüne yaklaşırlar.
Son bir dönemeci dönünce bahsedilen ağacı göreceklerdir, tüm otobüstekiler.
Heyecan ve güzel temenniler tavan yapmıştır adeta.
Herkes yerinden kalkmış tek bir noktayı görmeye odaklanmışlardır.
Otobüs bir hayli yavaşlamıştır.
Ağaç görüldüğünde herkes gözleriyle bütün dalları tarayacak ve tek kurdeleyi arayacaktır.
Kırk kişiye yakın insanın aynı anda bakmasıyla kurdelenin görülmeme şansı olmayacaktır.
Hemen herkes sevinç çığlıkları atmaya hazırlanmaktadır.
Ve yavaşça giden otobüs son dönemeci döner
ve az ileride haşmetli gövdesiyle bahsi geçen kocaman ağaç görünür...
Ve ağacın bir dalında değil
tüm dallarına bağlanmış
binlerce sarı kurdele vardır.”
♥️♥️♥️♥️♥️♥️♥️
“Gelecekse beklenen,
beklemek güzeldir.
Özleyecekse özlenen, özlemek güzeldir.
Ve sevecekse sevilen;
O hayat her şeye bedeldir...”
ALINTI
Kimse senin nelerle başa çıkmaya çalıştığını, neleri yendiği, yenemediğini, kimlerin yanında olmak istediğini, nelerin ağrıttığını başını, neler hissettiğini, neleri hissetmekten korktuğunu, içini, senden daha iyi bilemez.
O yüzden dik yürü hep, kendine, sadece kendin lazımsın...
Sabahattin Ali

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
Murathan Mungan, kendisini doğuran kadını, yani öz annesini görmek üzere, uzun yıllar sonra onun evine gidecektir.
Yıllar sonra, hiç hazırlıksız “bu senin oğlundur” diye karşısına çıkarmak istemez yakınları. Bahçeden eve doğru girerler.
Sahanlıktan oraya açılan kapı.
Murathan’ın ilk gördüğü şey, gelenlere telaşla terlik çıkarmak için öne eğilen bir kadındır.
Sonrasını anlatır:
“..Boğazımda, hayatımda hiç olmadığı kadar büyük bir düğüm.
Kendimi tutmak konusunda sıkı sıkıya tembihlenmişim.
Ne de olsa hastalık geçirmiş kadın. Her şey yavaş yavaş söylenecek ona.
Oturuyoruz.
Orada, karşımda oturan kadın benim annem. Ama bir yabancı.
Hiçbir hatıram yok.
Arada bir gözlerimiz değdiğinde ona fazla bakamıyor, gözlerimi kaçırıyorum..
Çocukluğumda ona ilişkin duyduğum üzücü hikayelerdeki kadınla hiçbir alakası yok.
“Eve bakacak kiracılar” diye tanıtılıyoruz. Çıkıyoruz.
Pencerede, tülün ardında, arkamızdan bakan kadının artık annem olduğunu biliyorum.
Dönüşte, minibüste cam kenarına oturup Mümtaz dayıların evine kadar yol boyu hiç durmadan ağladığımı hatırlıyorum.
Gözlerimin çok, ama çok acıdığını da hatırlıyorum o gün.
Bir süre sonra tıpkı bir çocuk gibi neden olduğunu unutarak ağlamayı sürdürüyor insan.
Tam on yedi yıl sonra beni doğuran kadını görmüştüm o gün.
O annemdi.
Asıl annem oydu; beni doğuran.
Çocukluğum boyunca seyrettiğim acıklı filmlerdeki, acıklı romanlardaki gibi bir hayatım olmuştu birdenbire. Kendimi bambaşka bir filmin içinde bulmuştum.
“Aldığı ilaçların tesiriyle öğlene kadar uyur” demişti teyzem, annem için.
Ertesi sabah, nedense erken kalkmış, kahvaltıdan sonra teyzem anneme, “Sana bir şey söyleyeceğim Muazzez, ama heyecanlanmaman gerek, biliyorsun” demiş. “Önce şu ilaçlarını al bakayım.”
Annem, emekli olan teyzemin o sıralar maaş artışı için intibaklarını beklediğini biliyormuş. Yüzündeki neşeli havaya bakarak o konuyla ilgili bir şey sanmış önce, “intibakların mı geldi yoksa?” demiş.
“Yok hayır, benimle ilgili değil, seninle ilgili bir şey söyleyeceğim…”
Bunun üzerine annem, bir an bile düşünmeden;
“Dün gelen benim oğlumdu, değil mi?” demiş…
Fotoğraflar: Muazzez hanım / Teyze ile Muazzez hanım / genç Murathan.
&
Not:
Daha önceki paylaşımımda annesinden neden ayrı kaldığı cok sorulduğu için ek bilgi olarak belirtme gereği duydum:
Anne şizofren hastası ve murathan 1 yaşındayken babayla ayrılıyorlar anne çocukla birlikte İstanbul'a kendi anne ve ablasının yanına gidiyor ama tedavi ile birlikte çocuğa bakmakta zorlanıyor aile mardinde avukatlık yapan babayı arayıp çocuğu almasını söylüyorlar. O arada baba başka bi hanımla evlenmiş mardinde yaşayor.Yeni eş muratı kendi evladı gibi seviyor. Zengin ve sevgi dolu bir çocukluk geçiriyor. Bir annesi olduğunu biliyor . 17 yaşına geldiğinde onu büyüten hanımla birlikte İstanbul'a anneyi aramaya gidiyor öyle buluşuyor anneyle."Harita Metot Defteri" adlı kitabında bu konuyu anlatıyor bilginize.
Dünya Gözüme Kaçtı
VİDA
Rusya’nın ücra bir köyünde,
rayların vidalarını sökerken yakalanan bir köylü sorgu odasındaydı.
Müfettiş:
"Binlerce insanın canına kastettiğinin farkında mısın?
Neden söküyorsun o vidaları?"
Köylü:"Sadece bir vida beyim...
Oltama ağırlık yapması için lazım.
Ben kimseye zarar vermem.
Hem tüm köy böyle yapar; bir vidayı sökeriz, birini bırakırız. Fizik dersinde öğrendik, yük dağılır, tren devrilmez."
Müfettiş:
"Delilik bu !
Muhtar görmüyor mu bunu?"
Köylü: "Görmez olur mu?
Karakolun ve kendi evinin kilitlerini bile bu vidalardan yaptırdı. Bedava sonuçta..."
Müfettiş: "Peki ya maaşınızı artırsak?
Vazgeçer misiniz bu hırsızlıktan?"
Köylü: "Mesele para değil beyim, mesele alışkanlık.
Adaleti ve ahlakı çocukken öğretmezseniz; büyüdüğümüzde cebimiz para görse de biz o vidaları sökmeye devam ederiz."
Müfettiş, bu cehaletten dehşete düşerek raporunu yazmak üzere başkente giden trene bindi.
Camdan dışarıyı izlerken kendi kendine mırıldandı:
"Bu sefalet bir gün felakete yol açacak..."
Tam o sırada ray kenarında elinde iki tane vida tutan küçük bir çocuk gördü. Çocuk gülümseyerek el sallıyordu.
Müfettiş dehşetle bağırdı:
"Treni durdurun.!"
Ama çok geçti. Kulakları sağır eden o metal çatırtısı duyuldu.
Çocuk ne fizik biliyordu ne de "bir söküp bir bırakma" kuralını. O sadece büyüklerinden gördüğünü yapmıştı; ama yan yana iki vidayı birden sökmüştü. Tren devrildi. Cehaletin ektiği tohum, adaletsizliğin suladığı toprakta dev bir felaket olarak biçilmişti.
Suç veya suçlu kim?
Asıl suçlu kim mi ?
Cehaleti normalleştiren toplum,
Çıkarı ahlakın önüne koyan düzen,
“Bir şey olmaz” kültürü,
Ve yanlışa sessiz kalan herkes.
Çünkü bazı toplumlar bir anda çökmez.
Önce vidaları gevşer.
Anton ÇEHOV
“Until you get comfortable with being alone, you’ll never know if you are choosing someone out of love or loneliness.”
— Mandy Hale
İnsan sevilmekten çok anlaşılmayı istiyordu belki de..
Bir gün karanlığın olmadığı bir yerde buluşacağız.
Özgürlüklerini savunmayanların ödedikleri bedel ağırdır.
Bağlılık, düşünmemek demektir, düşünmeye gerek duymamak demektir. Bağlılık, bilinçsizliktir.
Derler ki zaman her şeyi iyi edermiş,
Zamanla her şey unutulur gidermiş,
Bir de bana sor, o gözyaşları ve kahkahalar,
Bugün hâlâ canımı yakar, yüreğimi dağlar...
Ama amacınız hayatta kalmak değil de insan kalmak!
Hiçbir yararı olmayacağını bile bile, insan kalmanın çok önemli olduğunu düşünüyorsan, onları yendin demektir.
Hep böyle gidecek değil. Bu durumdan istediğin zaman kurtulabilirsin. Herşey sana bağlı..
Düşünün!
Çünkü henüz yasaklanmadı !
Birini seviyorsan gerçekten severdin, verecek başka hiçbir şeyin yoksa bile sevgin yeterdi.
George Orwell
İyi akşamlar..

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
Umut oldukça her yeni gün Hayata
Taze başlangıçtır…
Yaşamın büyüsü Umuttur,
Duânın hayırlısı Arefe günü yapılan duâ,
Bir avuç duâ, sıcak bir mesaj, bir kucak
Sevgi kapatır mesafeleri, birleştirir
Gönülleri, kalbiniz Nur, Haneniz huzur
Dolsun Rabbim nice Bayramlara nasip etsin İNŞALLAH🤲🤲
✈️🇹🇷✈️
“Eleştiriye aldırmayın.
Eğer doğru değilse, yok sayın;
Eğer adil değilse, sinirlenmeyin;
Eğer cahilceyse gülüp geçin;
Eğer haklıysa, eleştiri değildir.
Ondan ders çıkartın.”
İşi bilen yapar,
Az bilen akıl verir,
Bilmeyen eleştirir,
Yapamayan çamur atar.
KONFÜÇYÜS
İyi akşamlar
“Sonunda üç şey önemlidir:
Ne kadar sevdiğin, ne kadar nazik yaşadığın ve senin yazgında olmayan şeylerden nasıl zarafetle vazgeçebildiğin.”
Her zaman içinden geleni yap.
Çünkü,
Seni her şekilde yargılayacaklar...
19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı'mız kutlu olsun🎊🇹🇷

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
Uyandım bir şafağa
Bir ūlke ayak basıyordu geleceğine
Bir adam yūrüyordu bütün kalbiyle
Onun gözleri şu mavi gök
Şu dalgalı umman
Onun saçları bozkırda ki sarışın rüzgar
Ve içinde büyüdükçe bir isyan
Înadıydı dudağında ki alaycı tebessüm
Îşte o gün
Tek başına o adam
Koca bir ülkeydi
Halkın sesiydi
Samsuna çıkan
Îlk ateşi yakan neferdi
O kurtaracaktı hepimizi
Ama sonsuza kadar kalamazdı
Onun da gelecek için umudu
Pırıl pırıl gençlikti
Uyanın gençler
Gün sizindir
Aydınlık sizdedir
M. Ginlik
-Bugün 19 Mayıs-
Bütün hayatlar tek bir çizginin üstünde birdenbire birleşti ülkemde
Herkes birbirinin yüzüne sorar gibi bakıyor:
Bugün kim ölecek?
A.Erhan