
Love Begins
Not today Justin

titsay

⁂

Kaledo Art
KIROKAZE
Game of Thrones Daily
d e v o n
RMH
Sweet Seals For You, Always
Misplaced Lens Cap

if i look back, i am lost

izzy's playlists!

ellievsbear
Mike Driver
wallacepolsom
DEAR READER
taylor price
seen from United States
seen from United States
seen from Indonesia
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from Singapore

seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from Iceland
seen from United States

seen from China
seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from Netherlands
seen from United States
@1masal

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
"Her insanın ömrü boyunca ezberinde tutacağı bir yağmur olmalı. Ansızın veya keskin bir gök gürültüsü sonrası şehre düşen bir yağmuru ezberinde tutmalı insan."
Uzunca bir zaman, karşılaştığım ve karşılaşabileceğim her soru için bir cevabım olmasını önemsedim. Şimdi kendime ait soruların varlığıyla yetinmeyi öğreniyorum. Anlıyorum ki bu dünya, cevap verebileceğim türde açık ve anlaşılır sorular barındırmıyor. Vazgeçtim cevaplardan. Ellerimi cebime koyup, yerdeki çizgilere basmamaya gayret ederek yürüyorum. Cevaplar için sürekli başkalarının yardımına ihtiyaç duyuyordum, oysa kafamda o kadar çok soru var ki, artık etrafımda kimsecikler olmasa da olur. Kutsal bir yalnızlığa yürüyorum şimdi.
Tarık Tufan, Bir Adam Girdi Şehre Koşarak
Hayatın yüreğine dokunduğunda, her şeyde bir güzellik bulacaksın...
Halil Cibran
"Tomurcuk derdinde olmayan ağaç, odundur."
Karşı koymazsak eğer tehlikededir günlük ekmeğimiz.
Bacamızın tütmesi tehlikededir
Evimiz, aşkımız, çocuğumuz, penceredeki saksı,
Kitap sevgisi, insan sevgisi tehlikededir.
H.Gültekin

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
Çağdaş Türk şiirinin büyük ustalarından Edip Cansever'i aramızdan ayrılışının 40. yılında saygıyla anıyoruz.
Görüyorsun ya bir sevdayı büyütüyoruz seninle Sana değiniyorum, sana ısınıyorum, bu o değil Bak nasıl, beyaza keser gibisine yedi renk Birleşiyoruz sessizce .
EdipCansever
8 Ağustos 1928 / 28 Mayıs 1986
Anısına saygıyla 🥀
"Doğruyu söylemeliyiz bizim gücümüz buradan gelir."
"Kapitalizm, zengin ve fakir arasındaki eşitsizlikleri artıran servet birikimini teşvik ederek sınıf ayrımını sürdürür."
Kültüründen utananlar ülkesi: Derya içre olup deryayı bilmeyen balıklar
Zülfü Livaneli
Kritik bir kavşaktayız: Ya bu zengin kültüre sahip çıkarak onurlu bir biçimde yaşayacağız; ya da Amerika’nın Orta Doğu’daki bir kenar mahallesi olma yolunda ilerleyeceğiz. Türkiye ikinci yoldaki ısrarını sürdürse uğurlar olsun!
Metallica grubu Atina’da Olimpiyat Stadyumu’nda 70.000 Yunan dinleyicisine konser verirken Mikis Theodorakis’in Zorba parçasını çalınca yer yerinden oynadı. Gazeteler günlerdir bu olayı yazıyor. Elbette gurur verici bir durum. İşin garibi bu gurura bütün Yunan halkı ve basınının sahip çıkması. Bunu niye önemsiyorum biliyor musunuz? İzninizle anlatayım. U2 ve Bono aynı şekilde Yiğidim Aslanım’la 80.000 kişiyi galeyana getirdiğinde basında kulunuza o kadar çok saldırı oldu ki inanamazsınız. Ne işim varmış orada, niye her taşın altından çıkıyormuşum vs… Oysa bilenler biliyor; son gün beni oraya zorlayarak getirmişlerdi. Bizdeki kutuplaşma klasik ‘’tasada ve kıvançta bir olma’’ halini yok etti. Kadın voleybol takımımıza yapılanlar ortada. Her kutup kendi kabilesine göre kimilerini övüyor, kimilerini yeriyor. Ve sosyal medya muktedire söz edemediği için birbirinin gırtlağına sarılan, nefret saçan insanlarla doldu. Yazık, çok yazık.
“Derya içre olup deryayı bilmeyen balıklar” sözü var ya; üstümüze biçilmiş bir elbise gibi uyuyor bize. Zaman zaman dünyanın en güzel, en birikimli, en kültürlü bölgelerinden birisinde yaşadığımızı unutup başka kültürlere özeniyoruz. Gerçi son zamanlarda birçok kişide bir Türkiye-Doğu Akdeniz merakı başladı; mutfağımız, müziğimiz, renklerimiz, şivelerimiz yeni baştan keşfediliyor. Ama bir yandan da hızlı “Amerikalılaşma” akımı devam etmekte. Bazı gençler ve aklı evvel zengin takımı Amerikan pop kültürüne tapınmayı ve kendi kültürünü aşağılamayı marifet sanıyor. Geçen gün televizyonun biri, Burgaz hakkında enfes bir belgesel hazırlamıştı. Fon müziği olarak ne kullanmışlardı biliyor musunuz: Alanis Morissette. Yahu Kanadalı kadınla Burgaz’ın ne gibi bir alâkası olabilir diye soracağım ama; bu müzik seçimini modernlikle, çağdaşlıkla falan açıklamaya kalkarlar diye korkuyorum. Hiçbir Yunan televizyonunda böyle bir garipliğe rastlayamazsınız. Kefalonia Adası’nı tanıtan bir belgesele hiçbir yapımcı Amerikan pop müziği koyamaz; aklına bile gelmez böyle bir şey. Ortada açık bir gerçek var. Okumuş yazmış, para kazanmış Türklerin çoğu kendi kültüründen utanıyor, Yunan ise utanmıyor. Bizimkiler ne kadar Amerikalı, İtalyan, Fransız olduğunu kanıtlamaya uğraşırken Yunan aydını; “Kullanmadıklarınızı da bize verin!” diyor.
Karagöz’e de sahip çıkıyor, yalancı dolmaya da, çiftetelliye de! O zaman dünya da bu zenginliği “Yunan medeniyeti” olarak tanıyor. Hiç kimsenin kızmaya hakkı yok. Bu zengin bölgenin kültürü, kim sahip çıkarsa onun olur. Nasıl ki biz bir zamanlar Yemen’den gelen kahveyi ‘Türk kahvesi” yapmıştık; Ege’nin, Orta Doğu’nun, Balkanlar’ın bütün lezzetlerini kendi mutfağımız olarak benimsemiştik; şimdi aynı şeyi Yunanlar yapıyor. Bizde sirtakiye bayılanların çoğu, bu müziğin sirto olduğunu bilmez. Yunan müzisyenlerle tanışmanızı isterdim: Amerika’da Juilliard’ta, Berklee’de eğitim görmüş caz müzisyenleri bile, bütün makamlarımızı bilir. “Ah! Hüzzam, nihavendi, ussaki” diye iç geçirirler. Batı müziğini Doğu müziğinden üstün sayan bir tek Yunan müzisyene rastlamadım bugüne kadar. Buna Manos Hacidakis de dahil, Mikis Thedorakis de, Haris Aleksiyu da, Yorgo Dallaras da! Son olarak geçen kış Atina’da benim besteleri çalan senfoni orkestrasında da durum aynıydı. Hiçbir müzisyenin; “Ben Batı müziği yapıyorum” diye bizim bölgeleri küçük gören bir tavrı yoktu. Tam tersine hayranlık duyuyorlardı.
Bana kalırsa kritik bir kavşaktayız: Ya bu zengin kültüre sahip çıkarak onurlu bir biçimde yaşayacağız; ya da Amerika’nın Orta Doğu’daki bir kenar mahallesi olma yolunda ilerleyeceğiz. Türkiye ikinci yoldaki ısrarını sürdürse uğurlar olsun!
Biz ömrümüzün sonuna kadar mücadelemizi sürdüreceğiz. Türkiye’de bir kesim kendisi olmaktan utanıyor, kabuk değiştirmek istiyor ve Hollywood filmlerinin etkisi altına girerek Amerikalı gibi davranmaya çalışıyor. Bu eğilimin sonuçlarını müzikten lokanta isimlerine, medyaya kadar her alanda görmek mümkün. Genç kuşağın şivesi bile değişiyor ve Türkçeyi Amerikalı gibi telaffuz ederek anlaşılmaz bir hale getiriyorlar. İşin garibi, bunun İslamcı-muhafazakâr olduğu savıyla iş başına gelen bir hükümet zamanına rastlaması. Artık iş yerleri Türkçe tabela asmaya utanır oldu. Gazetelerde her gün boy boy yabancı isimli site ilanları yayınlanıyor. Aslında bu sitelerin isimleri müthiş bir gösterge. İstanbullular artık Vaniköy, Kanlıca, Kadıköy, Şişli gibi isimler taşıyan mahalleler yerine Uphill Court, Burj el İstanbul, Kempinsky, Pelican Hill, Manhattan’larda yaşayacak (!) Bunları belirterek inşaat sahiplerini suçladığım sanılmasın. Ortada ciddi bir eğilim var ki bu iş insanları da mallarını satabilmek için bu yola başvuruyorlar.
Sonuç değil sebep önemli. Türkiye süratle geçmişinden kurtulup Orta Doğu’daki bir Amerikan mahallesine dönüşmek ihtiyacıyla kıvranıyor. Paranın üretimden değil jeostratejik konumun yarattığı bazı fırsatlardan kazanıldığı, har vurup harman savurulan, bol eğlenceli ve Amerikan çıkarlarına göre örgütlenmiş bir Ortadoğu cenneti. Yani bir zamanların Beyrut’u gibi. Bu manzara Atatürk’ün hedef gösterdiği “çağdaş uygarlık düzeyi”nden çok Menderes’in bir zamanlar söylemiş olduğu “küçük Amerika” modeline daha uygun ve “her mahallede bir milyoner” sloganına. Doğal olarak her mahallede binlerce yoksul yaratma pahasına. Ama sistem bunun çaresini de buldu nasıl olsa. Giderek yoksullaşan kitleleri dizilerle ve futbolla uyuşturmak.
Ne kadar acı bir duruma düştük.
Gezegenimiz sevinç duymaya fazla elverişli değil daha.
Sevinci gelecek günlerden koparıp almamız gerekiyor.
Ölüp gitmek zor bir şey değil bu yaşamda.
Yaşamı yaratmak çok daha zor...

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
Ne diyordu Çelenk Bafra gök ile zemin arasındaki gelgitleri tarif ederken?
“Aradaki gerilim, aynı zamanda bir imkân alanı.”
Gözümüzü diktiğimiz siyasi aktörlerin mevcut gerilimden demokrasiyi işletebilmek için yeni bir “imkân alanı” yaratıp yaratamayacağını henüz bilmiyoruz. Ancak tarihten biliyoruz ki işin sorumluluğu sadece siyasetçilere bırakılırsa, bu darboğazda takılır kalırız. Hepimiz kanat çırparsak…olur!
Ceza talep ediyorum: bugün tok olanlara, sefa sürenlere, milyonların ekmeğini hangi acılarla kazandığını bilmeyenlere!
''Dünya ne kadardı'' dedim
''Mavi kadar'' dedi.
Turgut Uyar
Ensesinden tutacaksın hayatın..
Sımsıkı..
Boşvereceksin..
Giden gidecek.
Biten bitecek.
Sen gitmeyeceksin...
Sarılacaksın sabaha,
Güneşe aya yıldıza.
Belki bir kuşun kanadına.
Bergamotlu tazecik bir çaya..
Deniz kokan ılık rüzgâra.
Sarılacaksın sevdana.
Sarılacaksın sımsıkı..!
Ekmek gibi.
Su gibi.
Son nefes gibi.
Bırakacaksın.
Yüreğine yüreğine dolacak hayat..!

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
ve güneş çaldı kapımı
kapımı çaldı güneş.
gerisini biliyorsunuz...
Benim sabah keyfim,
Yeni açmış bir gülü,
İnsanların gülücüklerine
Yerleştirmektir..
A. Kadir Bilgin