Atlatılanları görüyorum bazen. Geçmez dediğim her şey geçmiş ya. Dönüp bakmak bana huzur verir bana bu yüzden. Verirdi yani. Şu sıralar içimdeki savaşın suyun yüzeyine çıkışına şahit oldum. Geriye dönüp baktığımda ilk defa geçmediğini gördüm. Unutmaya çalıştığım bir yara izi gibi. Her saniye benimle birlikte ama tek yaptığım onu yok saymak. Merhemimi çöpe attım. O çöp kutusundan çıkan alevlerin kıvılcımı kalbime sıçradı ve tutuştu. Galiba o yara izi bana merhametimi de kaybettirdi. İnsanlara değil, kendime. Tahammülüm yok mesela, akıttığım tek bir göz yaşı bile beni delirtiyor. Kafanı uyuştur, kendini melodilere kaptır. Bir kahkaha her defteri kapatır.
Kapatmaz.
Bana iyi gelmiyor. Bana iyi gelmiyorsun. Söküp atmaya çalıştıkça beni boğuyor, sanki kalbimi beni yaşatamadığı için sökmeye çalışırken acı içinde kalıyorum. Gerçekten nefes alamıyorum.
Bu noktada kendimi aşamadıkça, geriye dönüp baktıkça yaptığım tek şey özleme batmak. Bataklığımın bu konuda dibi yok. Her geçen gün, düne karşı daha da grileşiyorum.
Grileşen bedenimi kahverengiye buluşturacak o günü beklerken tek yaptığım kalan vakti bu özlemle geçirmek. Benim de sınavım bu sanırım.
Kendine kalbinden daha yakın bir şeyi kaybettiğinde her insanın içinde var olan boşluğa. İyi geceler.















