Okuya Mama bir Japon anti-kahraman
Bu ara okuyan yerlerim mi ağrıyor nedir, bi kapak açası gelmemeler, bi okuduğunu yarım bırakmalar... İlk fiyaskom "Muz Sesleri"ne bayıldığım Ece Temelkuran'ın, 12 Eylül'ü iki çocuğun dilinden anlattığı son kitabı "Devir". Yüzüncü sayfaya gelemedim, ama bir sor neden gelemedim; bir büyük işi hikayeleri çocuk diliyle anlatma fikri yavan geldi, bi şiştim, bi daraldım, iki bunca politize olmuşluğumun içinde bir de şuncacık hayal dünyamda siyaset pek bi emanet durdu...Hayır sonuçta Ece ablamız okkalı bi ablamızdır, vicdan da yaptım ama sanırım sorun kitapta değil bende :-) Sonra dedim ecnebi bi kişidir, "Bulut Atlası"nı yazmıştır, değişikli bi hayal gücü vardır, David Mitchell'a yürüyeyim, "Jacob de Zoet' in Bin Sonbaharı" diye havalı bi adı da var, yok annem 116. sayfada kaldım yolda, kitap bi kalabalık bi kalabalık, sanırsın İkitelli-Güngören hattı, her paragraftan ayrı bi karakter fırlıyo, 656 sayfa yol ayakta gidilir mi, mecbur ilk durakta iningen ştraze... Aldım elime "Haşlanmış Harikalar Diyarı ve Dünyanın Sonu" nu; sonra dedim ki kendime: Murakami ister gönül bunlar bahane...Oh be...


















