onu kaybetmiştim. bunu hissedebiliyordum. tüm kötülüklerden gizlediğim yerde yoktu. kalbimden kaybolmuştu. sessiz sedasız acıtmadan ruhuma bile haber vermeden sıyrılmıştı ulaşılmaz kurduğum düzenekteki yerden. tüm hiçliği kustuğu kulaklarımdan iğme iğme hiçlik aktı göğsüme. onu o an kaybettim. delilik fayda etmezdi, savaş hiç şüphesiz boşa. onu ben bir dar ağacının altında bekledim. o gelmedi. yokluğunu astım dar ağacına. idama bir rüzgar kadar boş ama kasırga kadar sert bir hayalet yolladım. ruhumun hayaletiydi, boşluğuna kapıldığım. onu tamamen kaybetmiştim. kendimi de.










