Tıpkı bir çiçek gibi; berrak anıların ortasında yapayalnız ve darmadağın.

if i look back, i am lost
NASA
Show & Tell
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open
Color Me Curious
𓃗
KIROKAZE

EXPECTATIONS

gracie abrams

roma★
RMH
Noah Kahan
Cookie Run:Kingdom Official!
Cosmic Funnies
🩵 avery cochrane 🩵
Monterey Bay Aquarium
seen from Saudi Arabia
seen from Türkiye
seen from Kazakhstan
seen from Bangladesh

seen from Malaysia

seen from Chile
seen from Vietnam
seen from Singapore
seen from United States

seen from United States

seen from United States
seen from United States

seen from France

seen from Israel
seen from United States
seen from United States

seen from Canada
seen from United States
seen from Bangladesh

seen from Algeria
@mevzum
Tıpkı bir çiçek gibi; berrak anıların ortasında yapayalnız ve darmadağın.

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
Bir yerlerde hep bir şeyler eksik kalıyor. Ne kadar çabalarsan çabala ne kadar doldurmaya çalışırsan çalış; o boşluğun kenarları hiç pürüzsüzleşmiyor. Gün bitiyor, gürültü çekiliyor ve insan tam da kaçtığı o odada, tam da bakmaktan korktuğu o aynanın karşısında buluyor kendini.
Sessizlik, sanıldığı gibi susmak değilmiş. Aksine, anlatılamayan her şeyin birden bağırmaya başlamasıymış. Göğsün ortasında taşınan o ince sızı, ne bir cümlenin yükünü kaldırabiliyor ne de bir başkasının bakışındaki teselliyi. İnsan sadece duruyor öylece. Zamana, eksilmeye, avuçlarının arasından kayıp giden o eski heveslere bakıp duruyor.
Kırılan bir şeylerin sesi çıkmaz her zaman. Bazen sadece bir daha eskisi gibi bakamazsın dünyaya. Dokunduğun her şeyde o soğukluk, yürüdüğün her yolda o yabancılık kalır. En çok da insana kendi sesi bile uzak gelmeye başladığında derinleşir bu gölge. Bütün kapıları kapayıp ışığı söndürdüğünde, geriye kalan tek şey zamanın ruhun üzerinde bıraktığı o tozlu iz olur.
İnsan, ömrünü bir başkasının göğsünde soluklanmak zannıyla heba eden; oysa her defasında yalnızca kendi ihtiyacının gölgesine sığınan bencil bir yolcuymuş. Bunu anlamam çok zamanımı aldı. Bizler artık gönül bağı demiyoruz adına; o kutsal, o lügatlerde kalan bağı, gündelik arzularımızın ve anlık avuntularımızın ucuz kılıfı yaptık. Birine "yanındayım" derken bile, aslında sadece kendi yalnızlığımızın korkusunu susturuyoruz. İhtiyacımız bittiğinde, o koca sözlerin yerini nasıl da soğuk bir sessizlik alıyor...
Ne zaman bir insana yaklaşsam, arkasında hesaplanmış bir arzulama, görünmez bir çıkar terazisi buluyorum. İnsanlar birbirinin gözlerinin içine bakarken bile, aslında o gözlerde sadece kendi eksikliklerini tamamlayacak bir ayna arıyor. Yalancı bir sıcaklıkla dokunup, iki günlük hevesler uğruna bir ruhu tarumar etmekten çekinmiyor kimse. "Seni seviyorum" cümlesi bile bir bağlılığın değil, bir mülkiyet arzusunun ya da geçici bir hevesin parolasına dönüştü. Kimse kimseyi olduğu gibi, sebepsiz ve karşılıksız sevmiyor; herkes sadece kendi hikayesindeki boşluğu dolduracak kadar birini hayatına alıyor.
Bazen kırılmak ses çıkarmaz; insan bir günde değil, sızıyı içine göme göme eksilir. Güvendiği dağların dumanı çekildiğinde anlar yalnızlığını. Ne sığınacak bir gölgesi kalmıştır geride ne de sesini duyurabileceği bir yankı.
Kendi inşa ettiği sessizliğin ortasında, kimsenin uğramadığı bir enkaz gibi durur. Taşınması en zor yük, insanın kendi varlığına geç kalmasıymış meğer; dışarıya gülümsediği her an, içeride bir vedayı daha tamamlar.
İnsanın canı en çok nereden yanar biliyor musun? Hiç var olmamış gibi unutulduğunda değil; her gün, her nefeste o yokluğun tam ortasında yaşamak zorunda kaldığında.
Bir çocuk, önce annesinin gözlerinde arar bu dünyadaki yerini. O gözlerde bir sıcaklık, bir sığınak bulamazsa; büyüse de koca bir ömrü üşüyerek geçirir. Hiç sarılmamış kolların eksikliği, hiç söylenmemiş sevgi sözlerinin ağırlığı birikir göğsünde. Bir ev düşün; kapısı var, çatısı var ama sıcaklığı yok. Yediğin yemek boğazına dizilir, uyuduğun yatak zindan olur. İnsan en çok yuva dedikleri, ev bildikleri yerde yetim kalır bazen.
Sonra gece çöker. Herkes başını huzurla yastığa koyarken, sen içindeki o ıssız çocukla baş başa kalırsın. Bir ayna karşısına geçip baktığında, gözlerinde çaresizce sevilmeyi bekleyen o küçük çocuğu görürsün. Ne gitmeye bir yolun vardır ne de kalmaya dermansız bir kalbin... Parmaklarının arasında eriyip giden zaman gibi, sen de yavaş yavaş kendi sessizliğinde eksilirsin. Kimse bilmez senin her gece kaç kere kendi cenazene katıldığını, kimse duymaz o susarak attığın çığlıkları. Ve en acısı ne biliyor musun? Dünya dönmeye devam eder, insanlar gülmeye devam eder; sen ise hiç kimsenin "Neredesin?" diye aramadığı o karanlık çıkmazda, sadece kaybolmayı dilersin.

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
Bothersome beast, comforting friend
sen kimseye yük olmamaya çalışıyorsun. sen ölümün bir geri dönüş olduğunu kendi alnına vura vura öğrenmeye çalışıyorsun. insanlar diyor ki o ne gamsızdır, anasını gömer yine sesi çıkmaz.
bitecekse bitsin artık hayat yolu
Dışımda derin bir sükûnet var ama zihnim koptu kopacak bir fırtına.
Tıpkı bir çiçek gibi; berrak anıların ortasında yapayalnız ve darmadağın.

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
Her aynanın karşısında, tanıdığı yüzden her gün biraz daha uzaklaşan fısıltısız bir çığlık durur. Soluduğu hava ciğerlerini beslemez, attığı adım onu hiçbir yere götürmez. Dünyanın kalabalığı bir gürültüden ibarettir; o ise o gürültünün tam ortasında, unutulmuş bir yankıdır. Ne birine dokunacak cesareti kalmıştır ne de kendisine dokunulmasına tahammülü.
Zaman, üzerine basıp geçen ağır bir yük gibi göğsüne çöker. Günün geceden, gecenin gündüzden bir farkı yoktur; sadece tükenmeyen bir sessizlik ve geçmeyen bir yorgunluk vardır. Kendi sesine yabancılaşmış, varlığını bir yükün gölgesi sanmıştır. Nereye adımlasa duvarlara çarpar, nereye sığınsa kenara itilir. İçindeki karanlık öyle derinleşmiştir ki, kurtulmayı değil, sadece bir sonu özler. Ne geçmişe tutunacak bir tutam umudu vardır ne de geleceğe bakacak gözü; kapana kısılmış bir ömürdür yaşadığı.
5 yaşında bitti benim çocukluğum,orda bıraktım. 13 oldum gençliğim bitti,yaşlı bilmiş bir kadın oturdu içime.öyle ağırdı ki omuzları oturuşuyla çöktüm ben.5 yaşındaydım büyüdüm,13 yaşındaydım yaşlandım.oyuncaklarımı uyuttum, saçlarım beyazladı ağlayamadıkça.ben büyüdüm ben küçüldüm.bir çocuktum şimdiyse yaşlı bir kadın.içimde iki ölü biri çocuk ruhlu biri acımasız,biri sevecen biri nefret dolu.biri mezarında diğeri onun mezarında ninniler okuyor.biri mezarda diğeri oralarda.ölecek miyim?eğer ölürsem doğacak mıyım yeniden?
zorluklardan, yıldızlara
Meğer ben herkesin fırtınasında liman olmuşum da, kendi denizimde boğulurken tutunacak tek bir dal bile bırakmamışım kendime.
Bazen göğsüne bir taş oturur da adını koyamazsın ya... Neyi beklediğini, neye kırıldığını, neyin eksik olduğunu bilemezsin. İşte o sızıdır aslında insanın anlam arayışı.
Biz sanıyoruz ki anlam; büyük cümlelerde, büyük başarılarda, kusursuz hayatlar kurmakta. Oysa insan en çok yaralandığı yerden arıyor cevabı. Bir gün ansızın tek başına kaldığında, tutunduğu her şey bir bir elinden kayıp gittiğinde ya da kimseye anlatamadığı bir iç sızısıyla baş başa uyandığında... "Ben niye buradayım?" sorusu o zaman yakıyor canını.
Herkesin sakladığı, kimseden medet umamadığı gizli bir yarası var bu hayatta. Kimi sevgisizlikten kanar, kimi anlaşılamamaktan, kimi de bir ömür kaçtığı yalnızlığından. Ama günün sonunda hepimiz aynı şeyi istiyoruz: Birinin, ya da hayatın kendisinin bize "Seni görüyorum, seni duyuyorum ve buradasın" demesini.
Anlam dediğin, belki de hiç geçmeyecek olan o eksiklik hissiyle barışabilmektir. Hayatın sana sunduğu tüm kırıklara rağmen kalbini yumuşak tutabilmektir.

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
I’m not a dirty mind, I just have a sexy imagination.