ŞİİLİK VE FARS MİLLÎ ASABİYETİ
İslam Kisvesi Altında Kadim Pers Mirasının ve Siyasî Muhalefetin Muhafazası:
Bu tez, Şiiliğin hususan İran coğrafyasındaki inkişafının, dinî bir ihtilaftan ziyade kadim Fars kültürün ve millî asabiyetinin (ırkî reflekslerinin) İslam potasında yeniden şekillenmesi ve muhafazası hareketi olduğunu müstakil bir nazarla ortaya koymaktadır.
1. Tarihî Kırılma Noktası:
Hz. Ömer Fetihatı ve Ebu Lülü Suikastı
İran coğrafyası, adalet timsali Halife Hz. Ömer devrinde İslam orduları tarafından fethedilerek Sasani İmparatorluğu nihayete erdirilmiştir.
Bu vaka, köklü bir devlet geleneğine ve aristokrasiye sahip olan Fars milletinde muazzam bir millî gurur kırılmasına sebebiyet vermiştir.
Medine’de Hz. Ömer’i şehit eden Sasani menşeli ve Mecusî Ebu Lülü (Firuz), şahsi bir husumetten ziyade, yıkılan imparatorluğunun intikamını almak isteyen milli bir reaksiyonun failidir.
Nitekim ilerleyen asırlarda bu gayrimüslim ve Mecusî şahsın İran’ın Kashan şehrinde bir türbe ve kendisine "Baba Şücaeddin" unvanının verilmesi Arap fatihlere karşı duyulan millî hınç ve kinin en bariz tezahürüdür.
Şehribanü Evliliği ve On İki İmam Kültü
Emeviler devrinde gayri-Arap Müslümanlara uygulanan dışlayıcı "Mevali" politikası, Fars asabiyetini İslam dairesi içinde kalarak yeni bir muhalefet cephesi aramaya sevk etmiştir.
Bu meşru zemin, Ehlibeyt muhabbetiyle bulunmuştur. Ancak dikkat çekicidir ki, İran Şiası Hz. Hasan’ın soyunu adeta devre dışı bırakarak tamamen Hz. Hüseyin’in soyuna (On İki İmam silsilesine) odaklanmıştır.
Bu tercihin arkasındaki amil, son Sasani Hükümdarı III. Yezdigürd’ün kızı Şehribanü ile Hz. Hüseyin’in evliliğidir. Bu izdivaçtan doğan İmam Zeynelabidin vasıtasıyla, Hz. Peygamber’in mukaddes soyu ile kadim İran krallarının (Kisra) asil kanı birleştirilmiştir.
Böylece Şiilik, Fars milleti için hem dinî hem de millî bir meşruiyet kalkanına dönüştürülmüştür.
Nevruz Bayramı’nın Meşrulaştırılması
İran asabiyetinin İslamiyet’i kabul ederken kadim kültürünü koruma gayreti, örfî adetlerin İslamileştirilmesi vetiresinde de pürüzsüzce müşahede edilir.
Menşei itibarıyla Zerdüştlük ve Mecusilik inancına dayanan kadim bahar bayramı Nevruz, Şii fıkıh ve hadis külliyatına (örneğin Meclisi’nin Biharü’l-Envar eserine) ithal edilen rivayetlerle meşrulaştırılmıştır.
Hz. Ali’nin Nevruz gününde doğduğu, halife tayin edildiği yahut hilafet tahtına oturduğu yönündeki iddialar vasıtasıyle, bu Mecusi bayramı adeta bir "Ehlibeyt Günü" kisvesine büründürülerek millî kimliğin ayrılmaz bir parçası olarak yaşatılmıştır.
İran Havas İlminde Kadim Pers Motifleri
Bu tezin en somut ve gizli vesikası ise Şii-Fars havas geleneğinde saklıdır.
Sünni-Arap veya Türk havas kültüründe tılsımlar ayetler, esmalar ve mücerret vefkler üzerine inşa edilmişken; İran havas el yazmalarında durum tamamen antropomorfiktir.
Kadim Pers mitolojisine ait ejderhalar, kimeralar ve Zerdüştlükteki şer güçleri temsil eden "Div" (Dev) tasvirleri, üzerlerine nakşedilen Kur'an ayetleri ve şifreli İslamî formüllerle (tılsımlarla) ehlileştirilmiştir.
Şiilik, hususan İran coğrafyasındaki inkişafı ve tatbikatı itibarıyla; Araplaşmaya karşı millî hudutları muhafaza etmek, Emevi/Arap tahakkümüne karşı meşru bir muhalefet zemini kurmak ve kadim Pers mirasını İslam dairesi içinde yaşatmak için Fars millî asabiyeti tarafından tevil edilmiş tarihî, siyasî ve kültürel bir kalkandır.
Bu durum, Fars kültrünün binlerce yıllık ikonografik ve mitolojik hafızasını terk etmek yerine, onun üzerine İslami bir cila vurarak dinen meşrulaştırdığının şüphe götürmez bir ispatıdır.