Napoléon & Maria Walewska / 2
"Sana diyorum Jerome, o bir melek! Yüzü kadar ruhunun da güzel olduğuna inanıyorum..."
Napoléon, küçük ağabeyine yazdığı mektupta Maria'dan bahsediyor
"Ne değişik bir adamdı bu! Gözlerindeki insanı etkileyen o ateş, hayır, bu tutku değildi. Sadece hırstı."
Maria Walewska, hatıralarında yazıyor
Birbirlerini ilk görüşlerinin ertesi günü, Napoléon Maria'yı kendisi için özel bir davete çağırmıştı. Fakat Maria muhafazakar yapısı sebebiyle, Napoléon'dan çok etkilenmiş olsa da bu teklifi kabul etmemişti.
Gençliğindeki başarısız flörtlerinin aksine imparator olduktan sonra hiçbir kadından tabiri caizse "red yemeyen" Napoléon, Maria'nın kendisini istemediğini öğrenince resmen afallamıştı. Tıpkı bir zamanlar Joséphine'de olduğu gibi, Maria'nın kendisinden kaçması onu bu kadına daha da çok bağlıyordu.
Maria'nın imparatorun teklifini reddettiğini duyan kocası ve arkadaşları ona felaket bir şekilde kızdılar. Arkadaşları böyle büyük bir fırsatı kaçırırsa, onun gerçek bir aptal olduğunu kanıtlamış olacağını söylediler. Maria artık duyduklarına inanamaz hale gelmişti. Kendi kocası, onu resmen imparator ile gayri meşru bir ilişkiye zorlamaktaydı.
Kocasının bunu yapmasının sebebi, oldukça katı bir Polonya milliyetçisi olmasıydı. Maria'nın, Napoléon ile bir ilişki vasıtasıyla imparatorun aklına girip onu Polonya'nın özgürlüğü için ikna edebileceğini düşünüyordu. Yani Kont Walewski, resmen ülkesi için karısını Napoléon'a kurban etmişti....
Maria utana sıkıla bunu kabul etmek zorunda kalmıştı. Polonya sosyetesi genç kadının üstünde büyük bir baskı kurmuştu. Herkes Maria'ya artık ülkeyi serbest bırakabilecek bir altın bilet gözüyle bakmaktaydı...
Kadın Napoléon için verilen baloya katıldı. Buraya, Varşova'nın en güzel genç kadınları özellikle çağırılmıştı. Belki imparatorun çapkın bir anına denk gelme umuduyla, hepsi en süslü kıyafetlerini giymiş, en güzel takılarını takmıştı.
Napoléon'un dikkatini ise tek bir kadın çekmişti; Maria Walewska
İmparator balo boyunca gözünü Maria'dan neredeyse hiç ayırmamıştı. Maria, sade siyah bir elbiseyle katılmıştı. Napoléon, siyah elbiseden hiç haz etmemesine rağmen tüm gece bu elbisenin Maria'nın üstünde nasıl bu kadar güzel durabildiğine hayran kalmıştı.
Bu gecenin hemen ardından Maria'ya işte bu mektubu yazdı;
"Marie, benim tatlı Marie'm, ilk düşüncem sensin, ilk arzum seni tekrar görmek. Yine geleceksin, değil mi? Yapacağına söz vermiştin. Eğer yapmazsan, kartal sana uçacak! Akşam yemeğinde görüşürüz - arkadaşımız öyle söylüyor. Bu buketi kabul etmeni istiyorum: Bunun çevredeki kalabalığın ortasında aramızda özel bir anlayış kuran gizli bir bağlantı olmasını istiyorum. Tüm dünya izlese de biz düşüncelerimizi paylaşabileceğiz. Elim kalbime dokunduğunda, senden başka kimseyi düşünmediğimi anlayacaksın; ve buketini göğsüne bastırdğında cevabını geri alacağım! Beni sev güzelim ve buketini sıkıca tut!
Maria bunu istemiyordu. O Napoléon'a aşık değildi ki, sadece hayrandı. Fakat avını kestiren kartal, gözlerini çoktan ona dikmişti bile.
O geceden sonra İmparatorun Maria'dan hoşlandığı kesinleşmişti. Artık kadının üstünde çok daha fazla baskı vardı.
Bir gün, Napoléon Maria'yı özel olarak Varşova'daki apartman dairesinde çağırdı. Amacı belliydi.
Maria büyük bir üzüntüyle ilişki yaşamaya zorlandığı bu adamın ayağına gitti. Fakat zavallı kadın çok korkmuştu. Ağlıyordu ve hazır olmadığını belli etmeye çalışıyordu.
Napoléon, beklenmedik bir şekilde Maria'nın ellerini tuttu, ona eğer istemiyorsa bunu şimdi yapmak zorunda olmadığını söyledi. Maria çok şaşırdı ve biraz olsun sevinerek evine döndü.
Fakat Napoléon Maria'yı bir kez daha çağırdığında, kadın yine aynı şeyi yapınca Napoléon çok sayıdaki öfke nöbetlerinden birini geçirdi. Zavallı Maria bu korkunç adamdan o kadar ürkmüştü ki, tam orada bayıldı.
Uyandığında ise kendini onun yatağında buldu.....