İbrahim Hakkı Hazretleri; sofrasında her gün misafir ağırlamayı çok seven, rızkını yoksullarla paylaşan bir Hakk yolu yolcusudur.
Yine her zamanki gibi, akşam yemeğinde, "Acaba bugün Allah rızası için kimi doyursam" diye düşünürken, kapısı hızlı hızlı çalınır..
Kapıyı açtığında, açlıktan bayılmak üzere olan bir adamı görür ve "Yarabbi sana şükür, yine rızkımı yolunda paylaşacağım biri daha geldi" diye dua eder.
Sofra hazırlanır ve yemeğe geçilir. İbrahim Hakkı Hz. ellerini açıp, Hakk'ın verdiği rızk için dua ederken, göz ucuyla misafire bakar ve dua etmediğini görür. Duası bitince de merak ederek, neden "Amin" demediğini sorar. Misafir, biraz mahçup bir şekilde, " Ben müslüman değilim" diye cevap verir. İbrahim Hakkı Hz. sinirlenir ve "Benim soframa kafir oturamaz, çabuk burayı terket" der. Bunun üzerine bir nida duyulur:
"Ya İbrahim! Ben; bu kulumu, beni inkar etmesine rağmen bunca sene rızıklandırıyorum da, sen bir akşam mı rızıklandıramadın?"
Sevgiyi incelediğimizde; sonsuz bucaksız bir derya ile karşılaşıyoruz. Ve bakıyoruz ki; Sevgi; Allah'ın alemleri yaratmasının temelidir.
Sevginin temeli ve kabul göreni, karşılık beklemeden olanıdır. Sevginin en makbulu, Allah için, Allah rızası için olandır.