abi sdkalfjsaljfl gold gold

Product Placement
PUT YOUR BEARD IN MY MOUTH
official daine visual archive
YOU ARE THE REASON

Jar Jar Binks Fan Club
d e v o n
occasionally subtle
Sade Olutola

pixel skylines
🩵 avery cochrane 🩵

❣ Chile in a Photography ❣
almost home
"I'm Dorothy Gale from Kansas"
tumblr dot com
hello vonnie


blake kathryn

Game Changer & Make Some Noise

ellievsbear
The Stonewall Inn

seen from United States
seen from Taiwan
seen from United States
seen from United States

seen from Malaysia
seen from Jordan

seen from Philippines
seen from Türkiye
seen from Australia
seen from Fiji

seen from Brazil

seen from Pakistan
seen from Japan
seen from United Kingdom
seen from Saudi Arabia

seen from Austria
seen from Canada

seen from United Kingdom
seen from Saudi Arabia
seen from United Kingdom
@kebolous
abi sdkalfjsaljfl gold gold

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
Ölümüm böyle mi olacaktı?
Evet, işte tam böyle olmalıydı. Kim ister yayları gevşemiş yatağında huzurlu bir ölümü, kim ister yakınlarının onlara acı dolu bakışlar atmasını. Şimdi ibadetini yapan bir adam kadar huzurluyum. Tren yardasının yanında hareket edecek halim yok. Ayaklarım isyan etti, taşımayı bıraktı. Ellerim, onları göğe doğru uzatıp güneşe biraz daha yakınlaşmaya çalışıyorum.
Tanrım acaba annem ne düşünecekti, eminim hiç gülmeyecektir. Ya babam, ben sana demiştim nidalarını mezarıma yumruğunu kaldırarak haykıracak. Ya sevdiğim kadın, sinirinden tabutumu bile parçalayabilir. Tanrım rahat bir cenaze merasimi bile olmayacak! Ya geçen hafta tanıştığım kaçak rus Eugene, götü yırtılana kadar gülecektir. Aman allahım tam bir kahraman olarak ölüyorum. Tüm hobolar tüm evsizler büyük holding binaları önünde topladıkları sigara izmaritlerini yakıp ilk dumanını göğe bakıp, “Dostum Leroy, şerefsiz bi adamın tekiydin ama seni severdim” diye üfleyecekler! İşte benim için halk türkülerine konu olmak kadar guru verici bir olay. Tanrım ne güzel olurdu şimdi yarım kalmış bir lucky strike. Son kez sana küfür ederek göğe bakıp dumanlarını o meymeletsiz yüzüne üflerdim.
Yaklaşık 2 gün önce sevgilimle son kez konuşmuştum, eminim benden sonra çok daha iyisini bulacaktır. Telefonda sesi paslanmış geliyordu, yıpranmış. Yorgun, oysa ben, ben cassady kadar açtım yola! Gitmek, daha da gitmek.
Nedense üşümüyorum, burası bir tavuk kümesi kadar sıcak ve tek hissettiğim şey kirli yüzümden akan ter taneleri. Babam yıllarca benim için bu damlaları döktü ama ben ona iyi bir evlat olamadım. En azından onun istediği gibi olamadım, ama beni çok severdi. Ne yaparsam yapayım hep beni desteklediğini hissederdim. Lanet olsun baba bana bir kere daha ders vermeni kaldıramayacak kadar kötüyüm. Ayaklarım baba, düzelecek mi? Hani her şeyi yoluna koymayı bilirsin ya, yoluna girecek mi baba? Ölmek istiyor muyum onu bile bilmiyorum, ama korkuyorum. Ve bunu itiraf edecek kadar cesurum baba, hep istediğin gibi cesur.
Tek isteğim normal hayatın çarklarından kurtulmak ve isyan etmekti. Ve bir başkaldıran olmaktı. Ya da bunların hiç birini umursamıyordum. Sadece bunu yapmak istedim ve yaptım. Tren yardasının yanında, ölümü bekliyorum. Eddy Joe ve Cassady aklıma geliyor, gülümsüyorum.
nuwanda
yol üstü fanzin sayı.3
Bu kadarı yetebilir belki. Kimsenin ortalıklarda olmadığı bir saatte ağlayabiliriz de istersen. Şimdilik bir bira daha söyleyelim. Kadınlar istedikleri kadar girmeye çalışsınlar hayatımıza; biz bir bize yer ayırdık orada. Biliyor musun, aslında her şey başladığı yerde biter ve bir bitki biter oracıkta. Benim bitkim küçük kısır bir zeytin ağacıdır. Güneye doğru yola çıktığımda hep yolumu kesen ve yollarda tüm kasvetimi bir paket sigaraya kurban eden küçük kısır bir zeytin ağacı. Bir gün bir bahçem olacak ve zeytin ağaçları yetiştireceğim. Anason , afyon ve zeytin ağacı. Bir gün bir bahçem olacak ve kurtulacağım tüm lanet arka bahçelerden. İnsan olacağım. Sevgili, koca ya da metres olmayı bırakıp; bırakıp araba yıkamayı, bulaşıkçılığı, dost olmayı, insan olacağım. Kimseye yer ayırmıyorum bahçemde, yalnız ve mutsuz olacağım. Gittiğim güne dek hayatın beyin damarlarındaki bir hava kabarcığı olacağım. Bir gün patlayacağım ve her şey sona erecek. Ne güzel, değil mi? Hala hayal kurabiliyor olmak, bekar olmak, her gün kansere, AIDS’e ve tüm illetlere biraz daha yakın olmak ne güzel. İstersen cevap da verebilirsin, ya da en iyisi sus biraz. Çünkü hep ben konuşmalıyım ki gerçek gibi dursun tüm bunlar. Sahi, bunca ifrit gerçek olabilir mi?
Gerçek olamayacak ne var ya da? Sence, bence ve bencilce. Gerçek olamayacak tek bir an, tek bir figüran girmişse hayatına, gerçeklik seni ne kadar yalanlar. Umurumda değil ne kendi söylediklerim ne de senin bana söylemek istediklerin. Sevişmek üzerine uzun uzun konuşmuştuk bir gece seninle ve sabaha kadar üç esmer iki sarışınla yatmıştın sen ben kaldıramayacağım kadar içmiştim ve kaldıramamıştım. Ne komikti bunca rezalet. Hayatımıza onca zilli girmişti ve birkaç hanım hanımcık yosma. Ki biliyorsun ben hepsinde bir şeyler unuttum ayrılırken. Şimdi düşünüyorum da ne gerek vardı. Ne menem bir haykırıştı o her ayrılık. Hayır, kadınları küçümsemiyorum; onlar zaten küçükler. Küçücük dünyaları hep dar geldi bana. Bense hep kendimi okşadım üşüdüğüm her yanlış durakta.
Büyük serseri büyük vurgunlar yiyendir ve tüm vurgunlardan biraz yitik çıkandır mı demiştin; yoksa ‘ siktir et bunları’ mı?
Eski günlerdeki kadar karanlık olabilseydim umursardım bana vereceğin cevabı; şimdilerde hiç olmadığım kadar net’im, her şey o kadar belirgin ki kimsenin düşünceleri, düşüşleri beni ilgilendirmiyor.
Neyse, bizi nasıl olsa anlamayacaklar dostum. Ardımda hamile bir sevgilim olsaydı yine de düşerdim yola ama kafamda bunca acı varken kıpırdayamıyorum bile. Ardımda mutlu bir an bıraksaydım yine de düşerdim yola ama içimde bunca kirli yalnızlık varken kıpırdayamıyorum bile. Ardımda bir ceset bırakabilecek olsaydım yine de düşerdim yola ama kendi cesedimi sırtımda taşıyorken kıpırdayamıyorum bile. Bir bira daha söyle de susalım biraz, ki azıcık da gece konuşsun.
Lanet olsun mu derdin en çok yoksa Allah belanı versin mi? Sanırım ben bu iki kelimeyi de bakire bir kızın dokunulmazlığı olarak görüyorum ve sen böylesine küfürbaz olabildiğin için imreniyorum sana. Bu kadarı yetebilirdi belki ama ben ağlamak istiyorum yine de. Eski, küflü bir ford’un arka koltuğunda gözyaşlarım ve kusmuğumdan oluşan bir gölün içinde ölü bulunmak istiyorum.
dean moriarty

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
kelimeler benimle konuşmuyor. her gün yüzlerce kelime duyup içlerinden bir tanesi bile anlamlı gelmiyorsa bir şeyler yapman gerekir. en az bir şey. ya bir şey yapacak gücüm yoksa? ya kabullendiysem kaybetmeyi, o zaman ne yapmalıyım? kimse düşünüyor muydu bunu, illa kazanmak zorunda mıyım? ben istemiyorum kazanan olmayı , ben kendim olmayı seçiyorum. ne demişler kaybetmek sadece kaybetmek değildir. bazen eylemsizlik halidir. ve bazen eylemsizlik en büyük eylemdir.
sanırım otuzlu yaşlarımın ortasındaydım. bir barda tek başıma oturmuş biramı içiyor bir yandan da sigaramı sarıyordum. önümdeki masada iki kadın vardı. arkası bana dönük olanı tam doksan derece döndü ve bana doğru bakış attı. umursamadım. sanırım bir şeyler umursayacak gücüm kalmadı. umursamak sorumluluk sahibi insanların işidir. benim onlardan biri olmadığım açıkça belliydi. biramı bitirmeden bardan çıktım, kadın barın kapısına kadar bana bakmaya devam etti, gözlerini üzerimde hissediyordum. umursamadım. normal bir erkek olsa en azından kadının yüzüne bakar ve ona en yakışıklı gülümsemesini atardı, belki bir telefon numarası bile kapabilirdi. kapıdan çıktım ve tekrar dükkana doğru yürümeye başladım.
sanırım kendi işinin patronu olmak güzeldi, istediğim zaman dükkanı kapatıp bira içmeye gidebiliyordum. sanki dükkanın kapalı olduğunu farkeden birisi varmış gibi. her neyse evet bu zamanlarda plak dükkanı sahibi olmak pekte popüler bir iş değil. müzikle içli dışlı olan müşteriler gelir bakar hayran olur giderdi. herkes plakları çok sever evet herkes en azından sever, ama kimse satın almaz. onlar unutulmuş varlıklar, hatırladığınızda sevinirsiniz ama elde etmek içinizden gelmez. benim gibi. ama işimden gayet memnunum, iş bile demek yanlış. modern insanların dediği gibi kendi hobimin patronuyum.
kelimelerden bahsediyordum. şu aralar benimle konuşan tek şey sanırım bir kaç albüm. bu albümleri size söylemeyeceğim. sırdaşlarımı ele vermek istemem. uzun zamandır ne arkadaşım var ne de bir kadınım. bundan şikayetçi miyim bilmiyorum ama arada birisiyle konuşma ihtiyacı duyuyordum ya da yaratılıştan dolayı buna mecburdum.
kapı açıldı, içeri giren bardaki kadındı. önce tesadüf olarak düşündüm. geldi "folk a-c çekmecesi" ne baktı. sanırım gözü bob dylan arıyordu. artık gelen müşterilerin gittikleri çekmeceye göre ne aradıklarını tahmin etmek benim için zor değildi ve bundan her seferinde eşsiz bir zevk alıyordum. daha sonra çekmeceyi hızlıca geri itti. sanırım bu sefer yanılmıştım. öylece durmuş yüzüme bakıyordu, tek kelime etmedi. bir şeyler demesini bekliyordum,ve bunu merak ediyordum.
"şey.. ee.. bana da bir sigara sarar mısın?"
ne? bu kadar mıydı? bu kadar basit mi olacaktı? ben daha komplike bir şey bekliyordum bir albüm ismi bir sanatçı ismi ya da bayat bir selam. ama o sadece bir sarma istedi. bir tane de ona yuvarlamamı istedi. ve sanırım rahatladım. isteklerini basitçe dile getiren insanlara bayılıyordum.
dükkanın önünde küçük bir masa ve iki sandalyem vardı, oturduk. sigara sarışımı dikkatlice izledi, sanki ilk defa görüyordu. hiç bir şey sormadan içeri gittim, ona kahve kendime bira almıştım. sanki yıllardır tanıyordum. sigaralarımızı yaktık. bazen aynı anda içilen bir sigara çift kişilik yalnızlığın havaya karışmış halidir. konuştuk. yıllardır sustuğum ne varsa o küçük masanın etrafında dönüyordu, susmam gerekse bile susamadım. gece oldu devam ettik, semtimizin şarapçıları bize katıldı devam ettik, şarapçılar uyuya kaldı ama biz hala konuşmaya devam ettik. ilk defa kazanmak istiyordum, bu kadını kaybedemezdim.
sabah oldu, eve gitmeyi teklif ettim fakat gitmem gerek dedi.sanırım yıllardır böyle güzel bi sohbete dahil olmadım, fakat yola çıkmam gerek dedi. ısrarcı olmadım, kaybetmekten gelen bi alışkanlık sanırım. ısrarcı olmayı hiç sevmedim. gitti, arkadasından izledim. saat dokuz yönünde dario moreno çalıyordu. ortada konuşacak bir şey yoktu, ne kadar az bahsedersem o kadar az hissediyordum.
onu bir daha göremeyeceğimi hissettim. sanırım böyle olması gerekiyordu. sende bir mucize ya da mutlu son bekledin değil mi? çünkü herkes bize bir şekilde kazanmayı aşılıyordu. kazanacağımı sanmıştım, ben bile bir an kazandım demiştim.
kazanamadım.
siktir dedim, tek ihtiyacım olan biraz tütün ve müzik, siktir!
her neyse, springsteen hepimizin abisi.
nuwanda
—- —- —-
Rüzgar esiyordu Arizona’da,çığlık gibi.Hayal kırıklığı.Gary’nin peşinde,kanyonu ve nehri geçerken hissettiğim tek şeydi hayal kırıklığı.İhtiyar bir adam için hayal kırıklığı büyük bir problemdir.Kanyona ait olmasa da,kanyonun kavurucu güneşi,kirli ensemi yakarken toz-dumanla geçen...
best concert speech ever

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
I'm in love with a zümrütevler girl
jackie boi
ooh honey tramps like us baby we were born to ruuuun

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
hobaley
But tonight I miss my girl mister tonight I miss my home