bir gün konuşuruz bunları diyorum. bir gün kapatırız bu hesabı. ölmeyi de beklemeyeceğim bize layık değil öyle şık sonlar. biz seninle böyle biteceğiz. böyle, yarım yamalak. her şey kesik kesik ve ortada. ama kim baksa göremez. ne kadar ağır şeyler oldu senin terazinde tüy bile etmez belki benim taşlarım. ben bize hafif meşrep bir son yazacağım. bir defteri tam ortadan yırtacağım. yarısı sana yarısı bana. bak. hilkat bu. ben sana hep adilim. ben seninle elimde son kalan çocukluk bilyelerimi bile eşit pay edenim. eşitlik. hak. hukuk. adalet filan. sen bilmezsin bunları. bilemezsin. ben öğretemezdim sana bunları. çünkü ben neyim varsa sana bölmeye pek hevesliydim. ben biraz böyle bir çocuktum. belki kaçan topları toplardım. belki sana evden su getirirdim. belki biri diklenince sana onun alnına çok fena bir taş atıp sonra senden utanırdım. bana kızarsın diye korkardım belki. belli ki bu dünya bizim mahalle değilmiş. zaten sen de hiç çocuk değilmişsin. niye değilsen onu da bilmiyorum. sanki dayak yiyen sendin. sanki sen yedin o tekmeleri. sanki sen aç yatardın geceleri. çok arabesk dimi. paşamızın içi daralır böyle şeylere. bir zamanlar severdin. sen severdin senin adının geçtiğini fark etmediğin vakitler bunları. sonra bir şeyler oldu. erdiği gökte ağrıyor mu başın. kıyamam sana. öyle diyorum, bir gün konuşuruz her şeyi. konuşmayacağız ama. eskiden seni görünce aklıma hep aynı sahne gelirdi. yan yana yürüyoruz, omuzlarımız değiyor birbirine. birden durup sana sarılıp ağlayacakmışım gelirdi hep. niye bilmiyorum. artık bilmiyorum. eskiden bilirdim, aslında bilmezdim de öğrenmiştim sonra ne bileyim, öyle de değilmiş işte. öyle bir şey değilmiş. ürküttüğüme değmedi kimseyi görüyor musun. şimdi tek bir sahne. karşı karşıya oturuyoruz. aramızda bir küllük var. yorgunuz. yorgunum. ben biraz yoruldum ama dert de değil işte. iki kadeh. ya da üç. sana şalgam da alırım. sana marlboro touch da alırım. böyle karşılıklı iki aptal ama ben daha çok aptal, biraz öyle durup sana diyecek çok şeyim varmış da unutmuşum gibi bakarım. siktir et her şeyi. ne vakit başım ağrısa ki hep ağrıyor, mecbur bu kapıyı tekmelerim. rezillik işte, işte işin kötüsü bu defa kapı da açık, içeri düştüm düşeceğim.