bir gün gene o pek sevdiğimiz dondurmacının olduğu ankara avmsinde takılmaktan çıkmışız otobüs durağına doğru yürüdük. biraz akşamın geç saatleri olmasını biraz da benim gidecek olmamı bahane ederek yürümeye karar verdik. doyamadık, gitmek istemedik, baybayları yaşamak istemedik. yürüdük. yürürken seni sevdiğimi söylemek istedim. şayet, sanırım ki ay dönümümüz falandı. aslında olmasına da gerek yoktu. ben seni aydönümsüz günlerde de seviyordum. aydönümlülerde de.
duygu doldum da doldum. konuşacam, düğümlendim. utanacak bir şey yoktu. seni seviyordum. seni seviyorum. sonra sana bir şey diycem dedim. bi’ 5 dakika falan geçti, diyemedim. utandım dedim. söyleyemem dedim. biraz topladım kendimi, söyledim. süslü bir cümle kurdum. şimdi unuttum, ama ağlıyordum. o sevginin çokluğuyla ağlıyordum.
1 hafta önce bizim okuldan bir çocuk kendisini okulun en yüksek binasının 9. katından bıraktı. neredeyse 1 haftadır yok. hakkındaki gönderinin altına bir arkadaşı bir anılarını anlatmıştı. “bir gün eve gittim, hüngür hüngür ağlıyordu. bana dönüp ‘hayat çok güzel değil mi abi ya?’ dedi. hayatın güzelliğine ağlıyordu.”. bunu düşününce hissettim. okudum, hissettim, anladım. hak verdim. hayatta bazı şeyler öyle güzeldi ki, güzelliğine ağlanırdı.
çok gelirdi bana da bazen bazı hisler. ağlardım. seni nasıl da çok sevdiğime, senin güzelliğine ağladım. kaç kere ağladığımı sayamam. değerine ağladım. anlamına ağladım, benim olmana ağladım. hatırlarsın konserde. bizim birlikte canlı dinlediğimiz ve birbirimize bakıp hissede hissede söylediğimiz en ilk şarkıyı çalarlarken, canlı duyarken, konser sarılmalarıyla dolu geçmiş günlerin sonuncusunda, şarkı boyunca dudak dudağa kaldığımızda ağladım. benim olmana inanamadığıma ağladım. benim olmana ağladım.
o gün de yolda seni sevdiğimi söylerken ağladım. ben seni gözyaşlarımın tazeliği ve şeffaflığıyla sevdim. ben seni severken ağladım. ama Ali Baran gibi, güzelliğe ağladım hep. onu hiç tanımadım, ama umut ettim hep güzel şeylere ağlamış olmasına.
fark ettiğim başka bir şey de bilmiyor oluşumuzdu. ben bunu senelerdir sindiremedim, kaldıramadım. ben hep orada olsun’cu oldum hep. sen hep orada olsuncu.
seni seviyorumcu. seni ağlarken de seviyorumcu. ağlayarak seni seviyorum diyimci.
seni seviyorumcu.










