Anacığımı kasım ayında yanımıza getiriyoruz. Mayıs ayının sonuna kadar bizimle kalıyor. Biz Bursa'da yaşıyoruz, o ise Kilis'in Musabeyli ilçesinde yaşıyor. Ne kadar "Bizimle kal." desek de kalmak istemiyor. Mayıs ayı gelir gelmez, "Beni köyüme götürün." diyor. Biz de götürüyoruz. Yürüyemiyor.
Köyde bir bacım var. Onun da %90 engelli, 15 yaşında bir evladı var. Şu an bacımın tansiyonu 20'ye 10 çıkmış. O hâliyle bile anamla ilgilenmeye çalışıyor. "Sen önce kendi derdine bak, bacım." dedim.
Anamla ilgilenecek birilerini bulacağım dedim. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı yetkililerini aradım, durumu anlattım.
Dün, yani yaklaşık 16 saat önce anam aradı. İki kız gelmiş eve. Anama, "Bundan sonra sen bize emanetsin." demişler. Anacığımı güzelce yıkamışlar, evini temizlemişler, bir de bamya yemeği yapıp yedirmişler.
"Gülbeyaz teyze, bu bizim numaramız. Saat kaç olursa olsun, önce bizi ara." demişler.
Kimse yanlış anlamasın. Başta ben olmak üzere anamın bütün evlatları ona bakar, onu kimseye muhtaç etmeyiz. Ama bütün evlatları gurbette. O da illa "Köyüm." dediği için meselenin aslı bu.
Gelelim gecenin saat 03.33'ü gösterirken ben bu yazıyı neden yazdığıma...
Yedi evladı olan bir anaya iki tane hemşire gönderip o anayı banyoda yıkayan, ona yemek yapan, evini temizleyen ve "Bundan sonra ilk bizi ara." diyen sistemin baş mimarı Recep Tayyip Erdoğan'a nankörlük edenleri Yüce Rabbime havale ediyorum.
24 senedir zerre miskal menfaat peşinde olmadan ölümüne savunduğum bu adam, dün anama bakıcı yolladı.
Sadece bana mı yolladı? Asla.
Bu hizmet, ihtiyaç duyan herkese sunuluyor. En koyu Erdoğan karşıtları bile başvurup bu hizmetten faydalanabilir.
Sizlerden tek bir ricam var: Erdoğan'ı eleştirmeden önce ülkenin son 30 yılını araştırın.