Drawings by Suzanne Geary.
coooooool!

if i look back, i am lost

★
Sweet Seals For You, Always
hello vonnie
styofa doing anything
Game of Thrones Daily
will byers stan first human second

h
wallacepolsom
$LAYYYTER
almost home
Sade Olutola
ojovivo

tannertan36
Show & Tell

izzy's playlists!

祝日 / Permanent Vacation
we're not kids anymore.

seen from United States
seen from Germany
seen from United States

seen from Malaysia

seen from United Kingdom

seen from Germany
seen from Bangladesh

seen from Bangladesh

seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States

seen from United States
seen from Argentina

seen from Canada
seen from United States
seen from United States

seen from Italy
@2kaka2ba
Drawings by Suzanne Geary.
coooooool!

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
UZANMAK
Uzanmak. Fark etmeden de olsa ömrümüzün yarısında yaptığımız eylem. Geyet sık yapıyoruz aslında. Çoğu zaman uyumak, dinlenmek için uzanıyoruz. Bir de uyumamak için uzanmak var. Kafayı dinlemek için uzanmak; keyfi olan...
İşte, ben onu özledim arkadaş. Keyfi uzanmayı. Uyumamak için uzanmayı. Fakat, öyle bir girdapın içine düştük ki 2012 yılında, malesef bel bağladığımız Maya’lar da kurtaramadı bizi.
Galiba, yeni “myth” lere ihtiyacımız var, zira yan gelip yatamacağımızdan korkuyorum.
Happy Birthday, Voyager 1!
Thanks for the picture.
Okyanusta su damlası gibiyiz!!!
Mighty Late Bloomers of the Arts
For all of you who’ve felt even for a second that it’s ever too late:
1. Charles Bukowski had his first book published when he was 49
2. Leonard Cohen was 33 when his first album was released
3. Marina Abramovic’s career as an independent artist wasn’t solidified until she was 42
4. Julia Child’s career started when she was 36
5. Van Gogh started drawing when he was 27
6. Monet painted Sunrise when he was 33, but wasn’t creating his best work until his early 40s
7. Kazuo Ohno started dancing at 27
8. William S. Burroughs had his first novel published when he was 39
Budur!

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
Hayat şakaya gelmez!
Nicebleed, Lost translation. (Tumblr)
"Kafalar kafalar"
Olympos’tan Olimpiyata Gitmeyen Yol
Geçenlerde devlet temsilcilerinin İstanbul ’20 adaylığı pekiştirme çabaları sırasında gönderme yaptığı Olympos/ Antalya’ya ilk defa üniversite zamanı 18’li yaşlarda gitmiştim. Devlet temsilcimizin açıkladığı gibi; “Olympos bölgesinin Olimpiyatlara isim verdiği, Çıralı’da ki yanar kayaların ilk meşaleyi yaktığı” söylentilerini bizzat araştırmaya gitmiştim. Yanımda da “Tom HOLT’un yazıp Cumhur ORANCI’nın çevirisini yaptığı “Olimpiyat” isimli kitap vardı.
Ne okuduklarım ne de Olympos/Antalya’da yaptığım incelemeler, Olympos isminin Olimpiyat ismi ile direk gerçek bir sebep veya bağlantı bulamadım. Ayrıca, yanan kayalarda sadece çaydanlıkta çay demleyen bekçi ve sigarasını yakan yerli turistler vardı.
Şu sıralar London ’12 den sonra çeşitli medya organlarında “Türkiye’de olimpiyat”, “Türkiye’de Olimpik Ruh” ve “Türkiye’de spor” hakkında durum değerlendirmesi yapılıyor, sebep-sonuç ve önlemler-yapılacaklar irdeleniyor.
Yapıcı, gerçekçi ve umut verici açıklamaların yanı sıra cahilce, önyargılı ve bölücü açıklamalarda maalesef azımsanacak çoğunlukta değil.
Olimpiyat oyunları ne barış ve savaşa katkı sağlarmış, ne de toplumlara bir şey katarmış. Türkiye’de olimpiyat düzenlemenin ne anlamı varmış, sporun insanlara faydası mı varmış? Sporcu ne yaparmış, ebeveynler çocuklarını nasıl yönlendirmeliymiş?
Bilinçli olarak televizyondan takip ettiğim ilk olimpiyat olan Atlanta ’96 zamanı 13 yaşındaydım. Birkaç yıldır abimin başlamasıyla haberdar olduğum ve benim de faal sporcu olarak Yelken yapmaya(yelkenciler böyle der!;) henüz o sene başlamıştım. Yani geçen 16 yıl içerisinde milli sporcu olarak çeşitli ulusal ve uluslararası müsabakalarda Türkiye’yi temsil ettim, kayda değer birkaç rekor kırmanın yanı sıra göğüs kabartıcı bazı başarılar yakaladım.
Milli sporcu olmam nedeniyle dünya’nın dört bir köşesinde yelken yapma, çeşitli kültür ve milletten insan tanıma, farklılıklar ile etkileşim yapabilme fırsatım oldu.
Geçen seneden beri süre gelen “Türkiye’de spor”, “Türkiye’de olimpizm” görüş ve tartışmaları Türkiye de ki diğer her konu gibi derinlemesine çift uçlu. Akıl dolu, yapıcı, gelişimsel, pozitif görüşlerin yanı sıra bir o kadar bölücü, yıpratıcı, küçümseyici, önyargılı ve ilimden uzak açıklamalar mevcut. Benim için, bu konuda ki fikir ayrımın yoğunluğu ne kadar şaşırtıcı ise, diğer her gündem konusu hakkında olduğu gibi yine bu konuda da iyi veya kötü hiçbir kalıcı icraatın yapılmaması bir o kadar üzücü.
İşin vahimi, medya da veya yetkili mercilerde yorum yapan insanların çoğunun sporculuktan, amatör ruhtan na-haber olması. Neyse ki okur-yazar bir memleketiz, memlekette sporculuk geçmişi olan azınlığın yanı sıra batının ilminden de okuyarak belki nasipleniriz.
Bızıklamalık: http://www.sporyoneticiligi.com/spor-felsefesi-ve-olimpizm.html
7 Denizler, 1 W:C
Yoğunluk sebebiyle maalesef epeydir yazamıyorum. Bu arada, emin olun ki bolca malzeme topladım. Vakit buldukça o konulara da değinmeye çalışacağım.
Bilmeyenler için kısaca tekrar etmek gerekirse; yelken yapmayı, rüzgarla denizler de gezinmeyi, yeni coğrafyalar da yeni insanlar tanımayı çok severim. Yine bu maksatla geçenlerde sıkı dost baba-kız ile Alaçatı’dan Midilli-plomari üzerinden Bozcaada’ya yelken yaparak seyir eyledik.
Alaçatı’dan 10 knot civarı kuzey rüzgârı ile Midilli’ye gitmek üzere yelken basarak pupa gitmeye başladığımızda kerterizimiz 220 derece güneybatıyı gösteriyordu.
O an, salsak gitsek, dünya etrafında ömrümüz ve imkanımız el verdiği sürece gezebilirdik. Fas’mı, Palma de Mallorca’mı, Malmö’mü, Londra’mı, Newyork’mu, St.Lucia’mı, Hong kong’mu, Somali’mi? Nereye istersek gidebilirdik aslında….
Ama öncelikli hedef 3 gün içinde Bozcaada’ya varmaktı. Öyle’de oldu. Midilli’nin dünyaca ünlü plomari uzolarının yapıldığı Plomari kasabasında 1 gece dinlendikten sonra, Bozcaada’ya sanki 7 denizleri geçmiş huzuru ile vardık.
Gel gelelim, O Bozcaada dan İstanbul’a otobüs yolculuğu yok mu ki, 7 denizleri geçmekten daha zor, yorucu ve korkunç olan. İşte memleketim Türkiyem. İnsana tuvalette bile huzur vermeyen ülkem. Topluca kullanılan tuvaletlerin hijyen durumunun yanı sıra, giren çıkanın birbirine olan bakışları, davranışı ayrı bir felaket.
Her tuvalete giren çıkana: -Sen yaptın değil mi? Gibi bakması; - rezil herif senin yüzünden giremeyeceğim gibi bakışlar atmasının yanı sıra…
Tuvaletten çıkanlar da girenlere: -ııııııııyyyyyyyyy, ne iğrenç insanlar var, zorunluluktan işimi gördüm ama…… gibisinden o bakışlar, bir pozlar….
İyi de o zaman kim yaptı, veya kim temizleme di?
Her bireyin en geç 3 yaşında öğrenmiş olması gereken tuvalet alışkanlığını topluca hareket gerektiren durumlarda öğrenememiş olmamız, duble-yol’dan da, instagram’dan da, Borsa’dan da, Güneyde stres atıp, enerji toplayan ünlülerimizin kıçından da, Acun’dan da Merve’den de daha önemli.
7 denizleri geçmiş kadar olduğum Bozcaada-İstanbul otobüs yolculuğumdan sonra, şu memleketin havasından mıdır suyundan mıdır bilmem, memlekette her şey tıkırında ne de olsa ben önce kendimi kurtarayım diyerek başladım tuvaletimi temizlemeye.
E herkes evinin önünü süpürse mahalle temizlenir derler ya…
Bazen
Bazen farklı inanışların kavgasına yitirdiğin
Kemik cesetlere sarıldığın andır koku.
Bazen ise o kemikleri kaplayan geometrik
Kalçalara sarıldığın andır heyecan.
Bazen sebebini bilmeden şafak vakti
Çıktığın ve yine gün batımında
Döndüğün,
Dünyanın neresinde olduğunu bilmediğin
Yollarda geçen manzaradır.
Gün gelir Sicilya’da yeni aldığın yat ile
Sahillerde cirit atmak,
Tarihe yataklık etmiş Ege’de
Yelken yapmaktır tat.
Bazen ise öyle bir ses olur ki hayat,
Zihninden başlayarak
Kulaklarına, gırtlağına, ve ciğerine
Nedensizce haykırır, kontrolsüzce.
Yaşadığındır, yaşadığın kadardır
Her an.
Hissettiğin, o an orada olduğun kadardır
Bazen yaşadığın zamanlar.

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
ephemeraa:
Dissected - Dali, Van Gogh and Picasso
by DDB Brazil for the Museu de Arte de São Paulo (MASP) Art School
1959 Hayat mecmuası
Submission:
Surrealistic works by Moritz Wehr | Tumblr.
Huit carrés
by Felice Varini
FUŞBAL
Her ne kadar bir İngiltere, İspanya veya İtalya ligi kadar çekişmeli ve kaliteli olmasa da 7'den 70'e gönül vermiştik bir kere. Çocukluğumuzda 5 kuruşluk kames plastik top ile büyüdük. Her birimizin futbol ayakkabıları ve futbol formaları başucumuzda dururdu. Futbola ayırdığı zamanı derslerine ayırsa, şimdiye zamanda yolculuğu çoktan başaracak bir toplumduk aslında.
Uğruna neler yapmadık ki?
Neron olduk, statları, polis arabalarını yaktık.
300 spartalı olduk polise, karşı takım taraftarlarına taşla sopayla saldırdık.
Biber gazı sıktılar, derin derin nefes aldık.
Zengin olacağız hayalleri ile harçlıklarımızı iddiaya yatırdık.
Hemen hemen her erkek arkadaş ortamında, sokakta esnafla, televizyonda gazetede futbolu konuştuk. Futbolla yattık, futbolla kalktık.
Mücadeleden kaçmak için göz göre göre kendini yere atan futbolcuları, çevre baskısına dayanamayıp yanlı kararlar veren hakemleri, karate ile futbolu karıştıran futbolcuları, kin, nefret, ayrımcılık içeren açıklamalar yapan yöneticileri her ne pahasına olursa olsun, alkışladık. Hep destek, tam destek olduk.
Geçen yaz yaşadığımız kırılma ile “Futbol” kendine yeni bir kavram yaratmaya başladı. Taraftarların, sporcuların, antrenörlerin yapamadığını, “Futbol” yapmaya başladı.
Hayatımız boyunca merak etmediğimiz bir kavram olan “şike”, günlük sohbetlerde espri konusu oldu.
Medeni insanlar gibi kadın-erkek, genç-yaşlı, hep beraber izlemeyi beceremedik, şiddet uygulayan babalarına, abilerine, amcalarına, kocalarına ceza olsun diye kadınlara ve çocuklara statları açtık. Çayını, çiğdemini, kekini, kurabiyesini alan teyzelerim, ablalarım evde dizi izlemek yerine stadlarları doldurdu. Kames topunu evde bırakan, futbol ayakkabılarını ayağına, hayallerini sırtına geçiren çocuklar stadyum ile tanıştı....
70 milyondan ancak 1 veya 2 futbolcu çıkardık ama taraftarlıkta, takımına bağlılıkta beklenenin aksine rakiplerimize tulum çıkardık.
Ne yaptık ne ettik, seyir zevki ve mücadele kapasitesi gayet düşük olsa da “Futbol”u başımızın tacı, hayatımızın ortak dili olarak koruduk.
İte kaka geçen bir ligin sonucunda, “şampiyon”a karanlıklar içerisinde kupasını verdik.
Haftalarca en yakın arkadaşımız ile de, iş veya okul hayatımızdaki insanlar ile de geçen sezon sonucu hakkında günlük muhabbetler yapmaya devam edeceğiz. Galatasaraylılar Fenerlileri, Fenerliler Trabzonluyu, Bursalı Eskişehirliyi kızdırmaya devam edecek. Millet olarak ortak muhabbet kanalımız, stres atma yöntemimiz, övünç kaynağımız bu sezon olduğu gibi önümüzdeki sezonda devam edecek.
Oysaki özellikle İspanya, İtalya ve İngiltere liglerinde oynanan futbol oyununu izledikten sonra, bizim ülkede oynanan futbol oyununun İspanya'da kutlanan domates festivali kadar heyecanı, seyir zevki yok.
Muhteşem mücadelelerden, akıl dolu paslardan, kıvrak çalımlardan, sürekliliğini kaybetmeyen heyecan dolu maçlardan ligimizde pek bulunmasa da biz, futbolu gönülden sevdik.
Öyle bir sene oldu ki; kadınlarımız, erkekler maçlarda olay çıkarsa da maça gitsek durumuna geldi. Erkeklerimiz tuvalet önünden sonra, stat önlerinde saatlerce kadınları bekler oldu. Çocuklar abilerinin sinirli, saldırgan ve savaşçı olmalarından keyif duyar oldu.
Futbol efsanesi dendiğinde dünya çapında herkesin aklına gelen isimler arasında hemen hemen birinci sırada olan Pele bir açıklama yapmış. “Günümüzde futbol oynamak artık daha kolay”. Teknolojik spor ekipmanları, oyunun sürekliliğini ve adaletini artıran oyun kuralları, hakemler arası koordinasyon ile artık herkes futbolcu olabilir. Biz yuvarlak olmayan toplar, pamuktan formalar, patates tarlasından hallice sahalar, kemik seslerinin eksik olmadığı maçlarda top oynadık. Çalım attığında ayağını kıran rakip futbolcu, günümüzde olduğu gibi dünyanın gözüne sokulmuyordu. Her şey serbestti”, demiş.
Geçen bir sezonun ardından, bu mücadelede emeği geçen herkese sonsuz teşekkürler sunuyorum.
Her yönü ile tartışmaya açık olan geçen sezonun; mücadelesi bol, seyir zevki yüksek, oyun kalitesi zengin, centilmenlikte topluma örnek olan futbol oyununa geçiş sürecinde başlangıç olmasını dilerim.
Taraftar olarak harcadığımız paranın, ayırdığımız zamanın, riske ettiğimiz değerlerin oyun sırasında ve sonrasında bizlere daha kazançlı olarak dönmesini bekliyoruz. İzlediğimiz mücadelenin heyecanı sonucu stres attığımız, deplasmana gelip de galip ayrılan ezeli rakibi alkışlayarak gururlandığımız, akıl dolu ve saygıdeğer oyun kalitesinin her türlü maddi ve manevi desteği hakkettiği, Türk gençlerinin başarıları ile göğsümüzün kabardığı nice adil-kaliteli sezonlar geçirmek dileğiyle.
Biiiiiirrrrrrr, ikiiiiiiiiiiiiii, üüüüüüüüüüüç.
Lay lay lay, lay lay lay, lay lay lay lay laaaaaaaaaay...
Güray Zünbül
" Sometime dergisi 1 Haziran baskısından alıntıdır"

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
07.07´07 | johann Smari
Paintings by Adrian Ghenie
Pie Fight Study, oil on canvas, 40 x 50 cm, 2012
Pie Fight Study 4, oil on canvas, 70 x 60 cm, 2008