Hi süße alles klar bei dir
KIROKAZE
YOU ARE THE REASON
Aqua Utopia|海の底で記憶を紡ぐ
cherry valley forever
Not today Justin

Origami Around

Kiana Khansmith
The Stonewall Inn
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open

izzy's playlists!
Keni
The Bowery Presents

titsay
2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year
Cookie Run:Kingdom Official!
Doug Jones
🪼
seen from India
seen from Türkiye

seen from United Kingdom

seen from Singapore

seen from Brunei

seen from Jamaica

seen from United Kingdom

seen from United States

seen from United States
seen from United States

seen from Australia
seen from Brazil
seen from Uzbekistan

seen from Pakistan
seen from Togo
seen from Bolivia

seen from United States
seen from Costa Rica
seen from United States

seen from Malaysia
@wisethingapricotbakery
Hi süße alles klar bei dir

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
Benim Adım Gül
Kocam Murat’la lisede tanıştık. Tanıştığımız o zaman bile tam bir teşhirciydim. Arkadaş grubumuzdaki diğer kızlarla birlikte okulun en kısa eteğini giyiyordum. Bacak bacak üstüne attığımda eteğim kıçıma kadar açılırdı. Derslerim de çok iyi olduğu için hocalarla aram iyiydi. Sıcak günlerde onlardan izin almama gerek kalmadan derste gömleğimi çıkarırdım bazen. Esnemek bahanesiyle kollarımı iki yana açarak, ya da gömleğimi çıkartırken daracık tişörtümün sardığı dimdik göğüslerimi erkek hocalara, sınıftaki oğlanlara sergilerdim. Dediklerine göre “gel beni sik” diyen yüzüm, dolgun göğüslerim, eteğimi nasıl biraz daha açıp daha fazlasını gösterebilirim diye uğraştığım bacaklarım, kısacası vücudumun her yanı güzeldi. Ama en güzel yerim kalçalarımdı. Ben de bal gibi farkındaydım tabi bunun ve erkekleri tahrik etmek için elimden geleni ardıma koymazdım. Teneffüslerde oturarak konuşamazmışım gibi dirseklerimi sıraya koyup, bacaklarımı iki yana açar, kıçımı mümkün olduğu kadar havaya kaldırarak domalırdım. Derslerde de önümde oturan arkadaşıma bir şey söylemek ya da kalem falan istemek bahanesiyle sıraya dayanıp sürekli eğilirdim. Gelip geçen de ya sürtünür yahut o da bir şey söylemek istiyormuş gibi kollarını sırtıma koyup sınıfın ortasında dakikalarca götüme dayar, ya da gidip gelip pandik atardı. Ben gülümseyerek, ya da bir oyunmuş gibi “yine gafil avladın beni” dercesine parmağımla seni gidi yaramaz anlamında işaret ederdim. Biliyordum, bütün erkekler “Gül orospusu” diye bahsederdi benden… Sonradan anlattığında öğrendim ki kocam da diğer bütün oğlanlar gibi beni bir kez sikebilmek için her şeyini verecek hale gelmiş. Bütün bir yaz tatilini beni düşünerek otuz bir çekerek geçirdikten sonra, lise 2'nin ilk günü cesaretini toplayıp benim arka sırama oturmuş. Birkaç hafta içinde baya samimi olduk. Ama bana çıkma teklifi yapmaya korktuğu için bu yakınlık bir işe yaramıyormuş. Çünkü artık arkadaş olduğumuz için öyle rahatlıkla seyredemiyormuş beni… Bir gün edebiyat hocası hastalanıp gelmediği için dersimiz boştu. Her zamanki gibi önümdeki arkadaşımla konuşmak için domalmıştım. Eteğim iyice kısalmıştı. Bir ara başımı arkaya çevirdim. Bir de baktım ki, Murat fermuarını indirip elini içeriye sokmuş, sikin okşaya okşaya, gözlerini bile kırpmadan bir metre önünde havaya dikilmiş olan yusyuvarlak götüme bakıyor. Benim kendisine baktığımı neden sonra fark etti. Bozuntuya vermemeye çalışarak elini sikinden çekip sıranın üzerine koydu ama ben anlayacağımı anlamıştım. Beş on saniye ona baktıktan sonra önüme dönüp arkadaşımla konuşmaya devam ettim. Ses bile çıkarmadım bana bakarak sikini okşamasına… Diğerleri de öyle yapıyordu çünkü… Aksine hoşuma gidiyordu erkeklerin bana bakması. Bütün erkeklerin beni tam bir orospu gibi gördüğünü de çok iyi biliyordum. Zaten kocamı da en çok tahrik eden şey bu pervasızlığım, değer yargılarına aldırmazlığımmış. Ertesi gün dersler boş geçeceği için sadece 5-6 kişi gelmişti. Yine önünde domalmıştım. Ama bu sefer öyle bir kaldırmıştım ki kıçımı, eteğim nerdeyse belime gelmişti. Bir ara ona bakıp gülümsedim, dirseklerimi çekip sonra sıraya resmen yüzüstü yattım. Ara ara çaktırmadan arkama baktığımda, Murat’ın diğerleri görür mü görmez mi diye düşünmeyi siktir edip oturduğu yerde resmen 31 çektiğini gördüm. Eh, haklıydı çocuk… O gün altıma külot da giymemiştim ve dönüp arada bir ona bakmayı ihmal etmeden kıçımı sallıyor, havaya kaldırıp indiriyordum. Bir süre sonra koştura koştura çıktı. Sanırım üstü başı berbat olmasın diye tuvalete, boşalmaya gidiyordu. O günden sonra ikimizin de bahsetmediği bir oyuna dönüştü sanki her şey… Normal zamanlarda arkadaş gibi sohbet edip, birbirimizden kalem istiyor ya da ödev soruyorduk. Ama birden içimdeki orospu damarı kabarıp teşhircilik yapmaya karar verdiğim anlarda ikimiz de bir şey yokmuş gibi davranıyorduk. Bir saatlik öğle teneffüslerinde kantine benden önce gidiyor, sıraya giriyordu. Sonra ben sallana sallana gelince sıraya önünden girmeme izin veriyordu. Siparişimi verirken kantinin küçük penceresinden başımı içeriye uzatıp kıçımı geriye doğru itiyordum ve onun arkamda sertleşmiş sikine bastırıyordum. Kantinciyle şakalaşarak, şuh kahkahalar atarak kıçımı oynatıp kalçama dayanan sikini adeta eziyordum. Bu her gün böyle oluyordu. Her gün kantinden dondurma almayı da adet edinmiştim. Yemeğimi yedikten sonra herkesin azmış bakışları altında o dondurmayı yemeye başlardım. Koca dondurmayı, ağzımdaki sanki dondurma değil de, seyredenlerden birinin sikiymiş gibi emer, yalar, sömürür bütün erkekleri çıldırtırdım. Kışın da dondurma yerine evden getirdiğim bir muzla yapardım aynı şeyi… Isırmak yerine dudaklarımın arasından kaydırarak, bir sokup bir çıkartarak resmen emerdim muzu… Ve emdiğim o muzun yerine kendi yaraklarının olduğunu hayal ederdi seyreden bütün abaza oğlanlar… Kışın yemekten sonra kütüphaneye gidip sıcak ortamda test çözüyorduk. Murat yemeğini bitirip kütüphaneye geldiğinde genelde beni masalardan birine domalmış olarak buluyordu. Anlattığına göre içerdeki arkadaşlardan bazıları onun yanına gidip haber verirlermiş, “bizim orospu yine altına külot giymemiş” diye… Abaza takımı beni seyredebilecekleri uygun bir yer bulup izlemeye koyuluyordu hepsi…
Arada bir yanlarına gidip dersle ilgili bir şeyler sorup yine masaya dönüyor, tekrar aynı pozisyonu alıyordum. Oğlanlar da istisnasız sırayla benim domaldığım masa ile kitap rafının arasından geçer, sürtünürlerdi kalçalarıma… Ne yapayım, azgın orospunun tekiydim işte, bazen, “Yapmayın çocuklar…” diye kızar gibi yapardım. Bazen de dönüp kim olduğuna bakmakla yetinirdim.
Baharda yemekten sonra bahçede bir iki kız arkadaşla birlikte yeşilliklerde oluyorduk. Arkadaşlarım edepli edepli bağdaş kurup otururken ben, onlara doğru yüzüstü yatıyordum. Tabi o durumda eteğim kalçalarımdan yukarı sıyrılırdı. Bütün erkeklerin bana bakmak için o bölgede volta attığını fark eden arkadaşlarım beni uyarınca kapatır, sonra tekrar eteğim toplansın diye elimden geleni yapardım. Benimle aynı serviste olan arkadaşları anlatırlarmış, “Serviste bacaklarını iki yana açıp öyle bir oturuyor ki… Kaç sefer servisten eve gelmeden inip umumi bir tuvalet bulup 31 çekmek zorunda kaldım” diyorlarmış. Bazen üzerimde sadece tişörtüm varken erkekler bizim gruptaki kızları ıslatır su savaşı başlatırlardı. En çok da bana, okulun orospusuna saldırırlardı tabi… Bütün suyu benim üstüme boşaltırlardı. Sırılsıklam olmuş tişörtüm tamamen yapışırdı ve hiçbir zaman sutyen giymediğim için göğüs uçlarım tamamen ortaya çıkardı. Ben de gizlemek için kollarımı bile kenetlemezdim. Bahçede su savaşından sonra sutyen giymediğim ve her yerim ortaya çıktığı için birkaç kez kadın hocalardan azar bile işitmişliğim vardı. İşte böyle bir teşhirciydim. Ama sadece teşhirci… Öyle her önüme gelene veren, kolay elde edilir bir kaşar da değildim. Bütün lise boyunca sadece iki tane herifle çıkmıştım. Onlardan da ilkine yalnızca götten vermiştim. Lise ikinin başında çıktığım diğer çocuk çok yakışıklı, kurnaz piçin teki olduğu için bir punduna getirip bozmuştu beni… Sonra başka okula gitmiş, beni bozduğuyla kalmıştı. Elbette bütün bunlar sır kalmıyordu. Çıktığım çocuklar sonradan diğerlerine anlatıyorlardı tabi. Erkeklerin bu konularda ağzında bakla ıslanmıyordu. Lise ikinin ikinci döneminde bir iddia üzerine cesaretsiz ve umutsuz bir tavırla ezile büzüle bana gelip çıkma teklif etti kocam… Hiç beklemiyordu aslında… Ona bunu çok uzun zamandır beklediğimi, benim de onda gönlüm olduğunu, hoşuma gittiğini söyledim. Şaşırıp sevindi. Yakışıklı çocuktu gerçekten… Bir de benim orospuluklarıma hiç ses çıkarmaması, beni serbest bırakması da cezbediyordu beni… Çıkmaya başladığımız ilk zamanlarda, daha yeni birlikte olmaya başladığımız için, okuldaki hareketlerime bir iki kem küm edecek oldu, bir bakışım yetti. Ayrılmamdan korkup bir daha ağzını bile açmadı. Kolay değil, okulun en güzel, en seksi ve işveli kızıyla çıkıyordu. Bir anda diğer oğlanlar arasında popüler olmuştu. Ben yine derslerde, teneffüslerde, kütüphanede herkesin bakışları altında, teşhircilik yapmaya devam ediyordum. Murat artık benimle daha çok zaman geçirmeye, eski arkadaşlarının yanına gitmemeye başlamıştı. Sanırım biraz da kız arkadaşı Gül olarak hala eski orospuluklarıma devam etmem yüzünden utanıyordu biraz, o yüzden iyice uzaklaştı arkadaş grubundan… Ama zamanla artık alakası kalmayan arkadaşlarının benim etrafımda dolanıp seyretmeleri onun da hoşuna gitmeye başladı. Ben ne kadar teşhir etmekten hoşlanıyorsam, o da erkeklerin beni seyretmelerinden hoşlanıyor, hiç tepki vermiyordu. Gerçi arkadaşlarının ve diğerlerinin korkup çekindiği biriydi. O yüzden kimse çıkıp da “oğlum şu kız arkadaşına çeki düzen ver, her yerini bize gösteriyor” diyemiyor, cesaret edemiyordu. Kantin oyununu oynamaya devam ediyorduk sözsüz anlaşmamızla… Erkek arkadaşım masaya oturuyor, ben ikimizin yemeğini almak için yemek sırasına, kalabalığın arasına giriyordum. Arkadaşları da arkama geçmek için itişip kakışıyordu. Sonra içlerinden talihli olan biri arkama geçiyor, benim geriye çıkarttığım götüme dayanırken baktığımda Murat’ın da ifadesiz bir yüzle, gözünü kırpmadan beni izlediğini görüyordum. Artık bana olan ilgisinin, ilişkimizin boyutu da değişmişti. Sanki artık tek amacı arkadaşları bana dayarken ya da beni domalırken seyretmelerini izlemekti. Okulda benden “orospu” diye bahseden birilerini duyduğunda müthiş zevk alıyordu. Henüz ona vermemiştim bile… Sadece çok seyircim olduğu, bana dayadıkları günlerde o da çok tahrik oluyor, ben de o zaman ağzımda rahatlatıyordum sevgilimi… Ama ille de beni sikeyim diye tutturmuyordu. Biliyordum ki beni teşhir ederken seyretmek onun için sikmekten bile daha zevkliydi. Senenin sonuna doğru bazı arkadaşlar deniz kenarında bir tatil düzenlemişti. Bizim dönemden bir sürü kişi gelecekti. Ben bu tatilden bir hafta önce biraz güneşlenip yanmak için önce bizim yazlığa gitmemizi önerdim. Elbette hemen kabul etti. Yazlığa arabayla gidemeyecektik ama… Çünkü habersiz gidiyorduk. Evin önüne park edersek yazlık komşularımız benim bir erkekle yalnız geldiğimi görüp aileme haber verebilirlerdi. Otobüsle gitmeye karar verdik. O gün kalçalarımı saran dar ve kısacık beyaz penye bir şort ve belimi açıkta bırakan kısa bir tişört giymiştim. Otobüs tamamen doluydu ayakta gidiyorduk. Biraz sonra otobüs iyice doldu ve en arkaya kadar ilerlemek zorunda kaldık. En arkada cam kenarında ellerimiz önümüzdeki demirlerde tatilimizin ne güzel olacağından bahsediyorduk. Çantalarımızdan birisi tam köşede, diğeri de onun arkasında duruyordu. Otobüs çok kalabalıktı. Ben bacaklarımı büyük çantamızın iki tarafına yerleştirmiştim. Diğer çanta da araya girdiği için camın önündeki demire uzanabilmek için iyice eğilmek zorunda kalmıştım. Tam ailemin gelecek haftaki tatile izin vermeyebileceklerinden bahsediyordum ki arka kapıdan otobüse kalabalık bir genç grubu bindi. İçlerinden orta boylu ve oldukça yakışıklı olan bir tanesi diğerlerinden biraz kopmuş yanımıza gelmişti. Arkama dönüp baktım ve çocukla göz göze geldim. Bana bakıyor, tepeden tırnağa süzüyordu. Delici, sikici bakışları vardı. Ürpererek önüme döndüm. Fark etmemiş gibi yapıp Murat’la konuşmaya devam ediyordum. Kalçamda bir temas hissedip tekrar baktığımda çocuk iyice yakınlaşmış, tam arkamda duruyordu. Sonra ani bir frenle sarsıldığımızda çocuk, orta yerde tutunacak yer bulamamış az daha düşüyordu. Otobüs durduğunda çocuk kollarını benim iki yanımdan uzatıp yetişmekte zorlanarak elleriyle demire tutunmaya başladı. Hey… Hoşuma gitmişti bu hareket… Murat’ın yanında beni kollarıyla sarmıştı sanki… Başımı çevirip gözümün ucuyla beş on saniye kadar ona baktım. Benim şehvetli bakışlarım, göz süzüşüm karşısında çocuk iyice cesaret bulmuş pantolonunu delmek üzere olan sikini benim götüme dayadı. Biliyordum, Murat her şeyin farkındaydı. Bir yandan konuşmaya devam ediyor bir yandan da gözünün kenarıyla olanları izliyordu. İlk defa ben Murat’ın yanı başındayken oluyordu böyle bir şey… Biraz benden utanmış gibi, daha çok zevk duyar gibi manzaraya bakıyordu. Ben bacaklarımı iki yana açmış, öne eğilmiş ve yuvarlacık sert kalçalarımı herife sunmuştum. Herif kollarını benim beline dolamış gibi demiri tutmuş, ileriye bile uzatmak zorunda kalmadığı sikini kendisine kadar gelen götüme dayamıştı. Otobüs hızlandıkça sanki sarsıntıdanmış gibi sallanıyor, herifin sikinin üzerinde kıçımla daireler çiziyordum. Arada bir başımı çevirip herife bakmayı da ihmal etmiyordum. Offf… Öyle zevk alıyordum ki… Çocuğun sertleşmiş organı iki kalçamın arasına sürtünüyor, beni zevkten öldürüyordu. Birden Murat’a doğru eğilip kalabalığın içinde dudaklarını öpmeye başladım. Bu aslında biraz daha eğilebilmek, arkamdakinin sikini daha iyi hissedebilmek, götümü herife daha iyi sunabilmek için bir numaradan başka bir şey değildi. Murat’ın dudaklarını öpe öpe, arkamdaki sikini götüme bastıra bastıra bir hayli zaman geçti. Dur, kalk, sallan, hırpalan, sürtün derken sonunda arkamdaki ve kafilesi inmeye davrandı. İndiklerinde arkama dayanan çoktan beni anlatmaya başlamıştı bile arkadaşlarına… Hepsi birden başlarını çevirip, ilerleyen otobüsün arkasından bana baktılar. Ben de gülerek el salladım onlara… Tabi Murat da bana bakıyordu o erkeklere el sallarken… Onun önündeki kabarıklığı tutup sıktım, “Aşkım, merak etme, ilk fırsatta senin de gönlünü alırım. İyilikler karşılıksız kalmaz.” dedim gülerek… Murat da yazlığa varana kadar çocuğun yarım bıraktığı işi tamamlamak istercesine elini götümden ayırmadı. Gidene kadar okşadı her fırsatta, önden, yandan, arkadan dayanıp durdu kalkık sikiyle… Yazlığa akşam karanlığında vardık. Akşam yemek yiyip bir iki kadeh içtikten sonra ben büyük yatak odasında yattım, Murat’ı da salonda kanepede yatırdım. Beni sikmek için deli olmasına rağmen ben yüz vermedim fazla… Bir iki öpüşmeden sonra yatağına gönderdim, uslu uslu uyuduk. Onu bırakırım diye ödü patlıyordu koca oğlanın, ne dersem onu yapıyordu. Ertesi gün deniz kenarına indik. Hava çok sıcak olduğu için plaj tamamen doluydu. Tenha bir yer bulabilmek için kumsalın sonuna kadar epey yürüdük. Şezlonglar şemsiyeler arkamızda kaldı, kayaların denize indiği ve kimsenin tercih etmediği en uçta hasırları serdik. Hemen üzerimdeki şortu ve tişörtümü çıkardım. Her zamanki gibi içime hiçbir şey giymemiştim. Benim çırılçıplak görüntüme hayranlıkla bakan Murat’a da aynı şeyi yapmasını, çıplak denize girmenin daha güzel olduğunu söyledim. Tedirgin gözlerle etrafına bakan Murat, gözden ırak olduğumuza ikna olunca sonunda soyunmaya razı oldu. Denize girip şakalaşmaya başladık. Etraftan arada bir birkaç kişi geçiyordu ama çıplak olduğumuzu fark etmiyorlardı herhalde… Denizin içinde oynarken birden dudaklarıma yapıştı. Ben de bacaklarımı beline dolayınca zaten dimdik olan siki amıma sürtünmeye başladı. Dudaklarımdan dudaklarını çekip “Seni sikmek istiyorum Gül…” dedi. “Şimdi… Hemen… Dayanacak halim kalmadı.” “Sabret biraz… Bu kadar hızlı olmamalı…” dedim. “Senin gibi bir orospunun böyle bir şeyi söylemesi çok ilginç… Bana acımıyorsan şu zavallı, kalkmış sikime acı… Herkese gösterip durduğun amcığına girmek için deli oluyor…” dedi çaresizce… Ve sikinin ne kadar deli olduğunu gösterdi suyun içinde amıma sürterek… “Aşkım…” diyerek boynuna sarıldım. “Sadece hepimiz gülüp eğlenelim diye oyunlar oynayan teşhirciyim ben, senden sonra kimseye siktirmedim kendimi… Orospu sayılmam yani… Sabret biraz, bekle beni…” diyerek dudaklarına yumuldum. Çıplak bedenlerimiz birbirine sarılmış, denizin içinde yiyişip duruyorduk. Aslında ben de sikilmeyi çok istiyordum ama… Onun yerine kendimi arkaya, suya attım, kumsala çıktım. Murat da somurtarak arkamdan geldi, kumlara serdiğimiz hasırlara uzandık. O hemen şortunu giydi, bana giyinmem için bir şey söylemedi. Ben öylece, çırılçıplak uzanmıştım hasıra… Az önce denizin içinde oynaşmaktan amım, meme uçlarım kabarmış vaziyetteydi. Güneş yakmaya başlamıştı. Yüzüstü yatıp sırtımı yağlamasını istedim. Bütün vücudumu yağlamaya başladı. Yağlı ellerini vücudumda kaygan kaygan gezdirdikçe zevk alıyor, sesli sesli inliyordum. Bundan cesaret alıp arkamdan bacaklarımın arasına girdi, amımı da yağlamaya başladı. Bundan çok zevk alıyordum, öldürüyordu beni… Hırıltılarla inlemeye başladım. Murat parmaklarını amımın dudaklarında gezdirdikçe daha çok inliyordum. Sonunda sarsılarak boşaldım. Elleri sırılsıklam olmuştu. Sikse bu kadar zevk almaz, bu kadar bağırmazdım herhalde… Biraz sonra yanıma uzandı o da… Elimi tutup sikine götürdüğünde şortunu sıyırıp çıplak uzandığını gördüm. Doğrulup ben de onu yağlamaya başladım. Özellikle sikini… Fazla sürmedi, spermlerini havaya fışkırtmaya başladı. Öylesine dolmuştu çocuk… O gün güzelce güneşlendik, denize girdik. Akşama doğru geriye döndük. Pazartesi, okul, ders derken hafta sonu geldiğinde herkes tatil hazırlıklarını bitirmişti. Ben evden kesinlikle izin alamayacağımı bildiğim için bir plan yapmıştım. Cuma günü eve gidip tatilimizi riske atmamak için okul formasıyla gidecektim ve ablama telefon edip bir hafta boyunca onda kalıyormuş gibi yapmasını isteyecektim. Plan yürüdü ve ablam kabul etti. Bir otelde kalıyorduk bütün okul. Öğretmenler yoktu ama okulda gibiydik. İlk gün, yerleştikten sonra kent merkezine gidip bir şeyler almaya karar verdik. Tam dışarı çıktık ve bir taksi arıyorduk ki dört arkadaşımız bindikleri arabayla gelip bizi de götürebileceklerini söylediler. Hemen atladık arabaya… Ama biz de olunca 6 kişi olmuştuk. Arkadaki arabalar korna çalmaya başlayınca aceleden Murat kenara oturunca ben de hızla kendimi arabanın arkasına atıverdim. Murat’ın kucağından fazla ortada oturan Serkan’ın kucağına yerleşmiş oldum. Yola çıktık. Üzerimde kısa okul eteği ve kısa bir tişört vardı. Sutyenim olmadığını zaten her gören fark edebiliyordu. Hiçbir zaman giymeyi sevmediği için külotsuz olduğumu sanırım hepsi biliyordu. Müziği sonuna kadar açmışlardı. Ben de yerimde duramıyor, müziğe eşlik ederek dans ediyor, Serkan'ın kucağında hopluyordum. Bir ara müzikle ilgili bir şey söylemek için dönüp Serkan'ın yüzüne baktım. Bir yandan büyük zevk alıyora benziyor, bir yandan da ik**e bir Murat’a bakıp tepkisini anlamaya çalışıyordu. Arada bir şoför koltuğundaki Ahmet'e bir şey söylemek için öne çıkıyor, herkesin amımı görmesini sağlıyordum. Sanırım herkesin dikkati bende toplanmıştı, arabadaki erkeklerin ilgi odağıydım. Hatta Ahmet bile aynadan arkaya bakmaktan doğru dürüst önüne bakmıyordu. Hoşuma gidiyordu durum… Kahkahalar atarak eğlenmeye devam ediyordum. Oğlanların önlerindeki kabarıklık görülmeye değerdi, hepsinin siki pantolonları delmek üzereydi. Onları böyle gördükçe daha çok zevk alıyor, bayılıyordum. Oynayıp kalktıkça eteğim iyice yayılmıştı. Serkan Murat’ın yüzüne bakmaktan vazgeçmişti artık…. Ne benden bir tepki vardı altımdaki kabarıklık için, ne de erkek arkadaşım olarak Murat’tan… Elini eteğimin altına sokmuştu. Ateş gibi yanıyordu çıplak kalçalarımı okşayan parmakları… Ben yine arada bir Serkan'a ya da diğerlerine dönerek bir şeyler söylüyor, sonra kıçımı çalkalamaya devam ediyordum. Çocuklar da zevkten dört köşe vaziyettelerdi, ağızlarının suyu akıyordu hepsinin… Gerçekten tam bir orospu gibi davranıyordum aralarında… Çarşıya geldiğimizde hepimiz indik. Serkan tuvalet aramaya gitti koşar adımlarla… Sanırım otuzbir çekmeye gidiyordu zavallı… Dönüşte de arkaya geçen Ahmet’in kucağına oturdum. Bütün dönüş yolu boyunca Ahmet’in sikinin üzerinde zıplayarak gittim. Murat’la aynı odada kalıyorduk doğal olarak… Odamıza çekildiğimizde birbirimize baktık. İkimiz de azmış vaziyetteydik. Ben iki değişik erkeğin sikinin üstünde oturmaktan, o da yanı başında sevgilisinin ellenip koklanmasından… Neden sonra elimi tuttu Murat, gözleri gözlerimdeydi, “Bugün çocukları çok fena azdırdın aşkım” dedi. “Ya, evet, öyle oldu aşkım. Ama ne yapayım, şartlar öyle gelişti. Arabaya sığmayınca hepimiz…” Sustum, sonra hınzır bir gülümsemeyle sevgilimin yüzüne bakıp itiraf ettim “Herif dönüşte bir ara şortunun önünü açıp çıplak sikini dayadı kalçalarıma… Nerdeyse, siz olmasanız arabanın içinde sikecekti beni… Fark etmedin mi, iki kere boşaldım ben…” Murat’ın yüzü kıpkırmızı oldu bunu söyleyince… Utanmıştı sanırım. Fakat yüzündeki kandan fazlası apış arasına hücum etmiş olmalıydı. Şortunun önü çadır gibi olmuş, siki kalkmıştı ben arkadaşlarının beni sikeceklerini anlatınca… Elimi uzatıp şortunun içinden sikini tuttum. Taş gibi olmuştu. Önünde diz çöküp sikini ağzıma aldım. Her yerini yalamaya başladım. Bunu yaparken gözlerimi gözlerinden ayırmıyor, sürekli emiyor, yalıyor, diliyordum. Dayanamayıp ağzıma boşaldı. Her damlayı yuttum. Kalktık, sarılıp uyuduk. Ertesi gün öğleye doğru plaja indiğimizde, bütün okul ordaydı. Daha tenha olan bir yer bulmak için iyice uzaklaştık. Bir süre güneşlendikten sonra bir gün önce yolculuk yaptığımız arkadaşlar geldi yanımıza… Davet ettik, onlar da yanımıza uzandılar. Murat’tan yine beni yağlamasını istedim. Canına minnet tabi, hemen vücuduma yağı sürmeye başladı. Diğerleri etrafımızda mevzilenmişler, gözleri sürekli benim yağlanan bedenimdeydi. Bakışları üzerimde hissedince iyice gevşedim. “Aşkım, bikinin fiyongunu çözsene, hiç olmazsa üstü yağ olmasın, beyaz iz kalmasın.” dedim Murat’a… Sevgilim de çaresiz bağları çözdü, diğerlerinin bakışları altında çıplak sırtımı, yanlardan göğüslerimi yağladı. Bir zaman öyle yattım. Sürekli bikini altının kenarlarını düzeltiyor, iyice çekiştiriyordum. Bikinin ağı araya girmiş, kıçımın yanakları ortaya çıkmıştı. Hele sırtüstü döndüğümde dipleri düşecekti nerdeyse… Fiyongu çözülen bikini üstü altımda kalmıştı şimdi… Beyaz çıplak iri memelerim havaya dikilmiş, dimdik uçlarıyla ortadaydı. Bikininin altı zaten çekiştire çekiştire string gibi olmuş, amımın dudaklarının arasında kaybolmuş görünüyordu. “Haydi çocuklar…” diyerek bir kahkaha attım. Gülünmeyecek gibi değildi. Murat da dahil olmak üzere dört erkek de iri iri açılmış gözlerini memelerime, arasına bikini kaçmış yumruk gibi kabarık am dudaklarıma dikmişler, her an üstüme atlayıp ısıracak gibi bakıyorlardı. “Ne bakıyorsunuz öyle? Şu ilerdeki üstsüz turistlerden ne farkım var benim?” Az ötede orta yaşlı turistler de üstlerini çıkarıp uzanmışlar, bakışlara aldırmadan güneşleniyorlardı. Orta yaşta, biraz yayvan memeleri güneşin altında parlıyordu. Serkan dayanamadı, beni taklit ederek cevap verdi, “Hadi Güül… Sen kendini onlarla mı karşılaştırıyorsun? Senin yanında onların lafı mı olur kızım, sen ilah gibisin bizim için… Öyle değil mi Murat?” dedi. Murat da gözlerini ayırmıyordu benden, “Öyle tabi… Benim sevgilim bir tane…” dedi. Kıkırdadım. Hoşuma gidiyordu onların hayranlıkları, egomu okşuyordu. Zaten bütün teşhirlerim, kendimi sergilemelerim, minik fingirdemelerim hep bunun için değil miydi? Erkekleri kendime hayran bırakmak, onları tahrik etmek… Güneş iyice yakmaya başlayınca kalkıp kendimi denize attım. Biraz sonra oğlanlar da peşimden geldiler. Denizin içinde eğlenmeye, oynamaya başladık. Kahkahalar atıyor, şen şakrak birbirimize şakalar yapıyorduk. Diğer erkekler ne benden, ne Murat’tan ses çıkmayınca iyice abartmışlardı. Arada memelerimi elliyorlar, tutup suya atıyorlar, alttan dalıp kıçımı avuçluyorlardı. Hepimiz neşe içindeydik. Suyun içinde hopladıkça memelerim de zıplayıp duruyor, erkeklerin aç bakışlarını üzerimde topluyorlardı. Akşama kadar plajda eğlendik, oynadık, güzel vakit geçirdik. Akşama doğru toparlandık, otele doğru yürümeye başladık. “Akşam bilardo oynayalım” diye bir fikir attı Serkan. “Ben oynayamam, siz gidin çocuklar…” dedim. Emre, “Biz öğretiriz sana Gül, hadi mızıkçılık yapma…” dedi ama istemedim. Yemekten sonra onlar bilardo oynamaya gittiler. Ben odaya çıkıp kendime bakım yaptım. Sonra baktım yalnız, etrafımda hayranlarım yokken vakit geçmiyor, bir güzel giyinip yanlarına gittim. Mini okul eteği altımda, göbeğimi açıkta bırakan kısacık bir tişört üzerimde içeriye girdiğimde hepsi bana baktılar. Bir şey tartışıyorlardı sanırım, sözleri yarıda kesilmiş gibiydi. Emre, “İyi insan da lafın üzerine gelirmiş” dedi. “Benim dedikodumu mu yapıyordunuz yoksa? dedim gülerek… Emre Murat’a baktı önce, sonra bana, “Evet, sevgilin senin çok iyi oral seks yaptığını söylüyordu” diye devam etti. Murat’ın yüzü kıpkırmızı olmuştu. Kem küm yaptı, “Ya, benim sana bir şey yapamadığımı iddia ettiler, ben de…” Devam etmedi ama, sanırım onlara anlattığı için kızacağımı düşünüyordu. Ah, tipik erkek egosu işte… Birbirlerine pipilerini göstererek yarış yapan, yatağa attıkları, siktikleri karıları kızları anlatarak böbürlenen mağara adamları… Bense normal bir şeyden bahsediliyormuş gibi yanağından öptüm sevgilimi, “Aman Murat, azdırmasana çocukları…” diyerek bir kahkaha attım. Gülüşmelerden sonra Murat’ın elindeki ıstakayı alıp bana verdiler, onu da kenara oturttular. Serkan ile ben aynı takımdaydık. Bütün atışları bana yaptırıyordu. Diğer takımdaki Ahmet ve Emre ise topu sürekli masanın ortasında ya da uzak taraflarında bırakıyorlar, benim uzanmamın zor olduğu yerlerden atış yapmam için özellikle hareket ediyorlardı. Aptallar, benim domalmamı görmek için bu kadar uğraşmalarına gerek yoktu ki… Ben daha acemi bilardocu olarak ıstakayı bile doğru dürüst tutmayı bilmediğimden her seferinde Serkan arkama geçiyor, bana atış yapmayı gösteriyordu. Ben de kasıklarımı masaya dayıyor, götümü mümkün olduğu kadar havaya kaldırıyordum. Serkan da nerdeyse şortunu delmek üzere olan sertleşmiş sikini arkamdan dayıyor, kollarını iki yanımdan uzatıp ellerimi tutuyordu. Sanki oyun oynamıyor da, dogy pozisyonunda seks yapıyorduk. Bütün sinir uçlarım arkamdaki sertliğe kilitlenmişti. Gülüyordum, eğleniyordum ama acayip de tahrik oluyordum. Ben biraz ıstaka tutmayı öğrenince Serkan, “Hadi bakalım bu sefer sen kendin yap…" diyerek eteğimin altından kalçalarıma bir şaplak atıyor, sonra da geri çekilip bana nasıl durmam gerektiğini söylüyordu. Oyun ilerledikçe Serkan'ın talimatlarıyla oyunu her zaman oynayan biri gibi bir bacağımı masanın üzerine atmaya, arkasından atış yapmaya başladım. Kahkahalar atarak, alkışlar arasında, her fırsatta ik**e bir götümü elleyerek, parmaklayarak bilardo oynuyorduk. Serkan “Evet Gül, oluyor. Şimdi kıçını biraz daha havaya kaldır. Masaya uzan. Tamam, şimdi vur” diyerek sürekli beni yönlendiriyordu. Ben de o ne diyorsa, bütün talimatları harfiyen yerine getirerek bütün her tarafımı gösteriyordum. Bunu tamamlamak istercesine Recep gidip hepimize dondurma almış gelmişti. Emre dondurmamı alıp bana verirken “Sevgilinin çok övdüğü oralı bir görelim dedik…" deyince yine kahkahayla gülerek karşılık verdim. Artık terbiye sınırını iyice aşmışlardı doğrusu ama öyle hoşuma gidiyordu ki aralarında olmak, beğenilmek, istenmek… Sıra bana gelince Recep’e bırakmıştım dondurmayı… Atışımı yapınca gidip elinden almak yerine, elini tutup dondurmayı öyle yalıyordum. Bu görüntü de onlar için muhteşem bir gösteri oluyordu. Dondurmanın ucunun etrafında dilimi dolandırıyor, sonra boğazıma kadar sokuyor, gülümseyerek sımsıkı dudaklarımın arasından tekrar dışarı çekip tekrar yalıyordum. Biraz sonra Recep, “Tutup durma şu dondurmayı, ellerin yapış yapış olur, oynayamazsın” diyerek dondurmayı ellettirmemeye, kendi elleriyle ağzıma sokup çıkarmaya başladı. Sıra geldiğinde gidip domalıyor, atışımı yapıyor, gelip Recep'in elindeki dondurmaya dokunmadan oral yapıyordum. Recep işi abartıp elini kaçırıyor, ben de yarağa susamış azgın bir orospu gibi tamamen açtığım ağzımla dondurmayı yalayabilmek için saldırıyordum. Recep elini indirebildiği kadar aşağı indirip dondurmayı pantolonunun önüne dayıyordu. Ben de önünde eğilip sikinin hizasındaki dondurmayı ağzıma alıyordum. Bütün bunlar şakalaşmalar, kahkahalar arasında olduğu için Recep de cesaret bularak dondurmayı birden benim ağzıma bastırıyor, benim ağzım, yüzüm, döl içinde kalmış gibi bembeyaz dondurma oluyordu. Ben de dilimi olabildiğince çıkarıp ağzımın etrafındaki dondurma bulaşıklarını yalıyordum. Yarım saat içinde masanın çevresine o kadar çok yaşıtımız seyirci doluşmuştu ki adeta hayatımın teşhir sahnesini gerçekleştiriyordum. İyice işi öğrenmiş, nerdeyse onlar kadar güzel atış yapmaya başlamıştım. Bu güzel atışlardan sonra sadece bizimkiler değil, ne taraftan geçersem o taraftaki seyirciler aferin bravo diyerek popoma şaplak atıyorlar, bazıları mıncıklıyorlardı. Atış için her masaya domaldığımda, her bacağımın birini masanın üstüne kaldırıp atış yaptığımda eteğim tamamen açılıyor, külotsuz amım ve sımsıkı götüm tamamen ortaya çıkıyordu. İk**e bir arkadan atış yapmam gerekiyor, bu kez iyice geriye kaykılıyordum. Bu sefer de, zaten kısacık olan tişörtümün altından dimdik göğüs uçlarım dışarı taşıyor, bu kez eteğimin altından amımı görebilmek için herkes yamuluyordu. Arada seyirciler işi iyice azıtmaya başlamışlardı. Artık oyun bizim grubun oyunu olmaktan çıkmış, etraftaki masalarda oynayanlar oyunu bırakmışlar, bizi, daha doğrusu beni izliyorlardı. Ufaktan ufaktan başlayan laf atmalar iyice edepsizleşmeye başlamıştı. Bir ara tuvalete gidip geri gelen sevgilim Murat o lafları duydu. “Off… O duruşa vuruş kaç kuruş yavrum”, “Gel biraz da bize domal”, “Gel benimkini yala”, “Bence dondurmayı yalamayı bırak, benimkini yala” diye laf atmaya başlamışlardı. Murat bütün bunlardan hoşlanmasına, benim de fazlasıyla eğlenmeme rağmen işlerin çığırından çıkmaya başladığını görünce kolumdan tuttu, “Gel Gül, hadi gidelim artık” dedi. Çıkarken etrafımızdaki seyirci kalabalığını yararak yanından geçtiğimiz herkes okul eteğimin altına elini sokup okşamayı çimdiklemeyi ihmal etmedi. Hep birlikte oradan çıkıp odalarımıza gittik. Bütün hafta boyunca bir kız dört oğlan, beş kişi bir arada takıldık. Hatta bazı geceler birbirimizin odalarında oyunlar oynadık. Bir gece yine monopoly oynayıp, bir sürü bira tükettik. Oyun oynarken sıcaktan bunaldığım için tişörtümü çıkarmış çıplak oturuyordum. Altımda yanımdaki tek giysi olan kareli mini okul eteği vardı. Oyundan sonra hepimiz halının üzerine yayılmıştık. Sohbet ederken gözlerimi kapattım, bir ara içim geçti.
Bizimkiler sohbete devam ediyorlardı. Ben kıçımı dışarı doğru çıkartıp yan yatmıştım. Başımın altına bir yastık yerleştirirlerken uyandım ama gözlerimi açmadım. Eminim hepsi benim mini eteğimden görünen şeylere ve halının üzerine yayılmış göğüslerime bakıyordu. Sırayla herkes uyuya kaldı. Ama hepsinin olmasa da bazılarının uyuyor numarası yaptığını fark etmiştim. Nitekim Serkan'la Emre yavaşça kalktılar beş on dakika sonra, gidip Murat’ın uyuyup uyumadığını kontrol ettiler. Uyuduğunu anlayınca benim yanıma geldiler. Serkan beni yavaşça itip yüzüstü yatırdı. Dönüp bana bir baktıktan sonra eteğimi belime kadar sıyırdı. “Hassiktir, orospunun mayo giyeceği tutmuş” dedi. İki eliyle bikinimin altını çıkarmaya başladı. Yavaşça aşağı doğru çekerken bir yandan da Murat’a bakıyordu. Emre'nin “Yavaş ol uyanacak” dediğini duydum. “Bu orospu uyuyor numarası yapmıyorsa ne olayım. ” dedi diğeri. Serkan bikinimi çıkarıp kenara koyduktan sonra kalçalarımı okşamaya başladı. “Oğlum ben bu götü sabah akşam sikerim, hem de öyle bi sikerim kiiii off yani. ” dedi okşarken… Emre de “Bu herif hala sikememiş” diyerek güldü, Murat’ı kastediyordu. Serkan belimden tutup hafifçe kaldırdı, Emre de karnımın altına bir yastık koydu. Amımı götümü rahat görebiliyorlardı şimdi. Serkan amımı yalamaya başladı. Heyecandan, zevkten ölmek üzereydim. Ama bozuntuya vermedim. Bayılıyordum bu manyakların yaptıklarına… Sonra yavaşça yukarı çıkıp götümün deliğine dilini sokup çıkarmaya başladı. Bu arada Emre de bacaklarımı öpüp yalıyordu. Serkan tekrar amımı yalarken hafif hafif işaret parmağını minik deliğime sokup çıkarmaya başladı. “Çekil biraz olum, ben de yalayayım şu amı götü…” diyordu Emre ama öteki izin vermiyordu. Biraz sonra Emre, “N’apıyosun olum? Manyak mısın? İkimizi de öldürteceksin” derken kalçalarıma sımsıcak, sert bir şey değdi. O anda anladım ki Serkan şortunu indirip sikini dışarıya çıkarmıştı. İkisi de bir an durdular. Emre sevgilimin yanına gidip kontrol etti. Uyuduğunu görünce konuşmadan işlerine devam ettiler. Serkan arkamda sikini kalçalarıma sürtmeye başladı. Bundan cesaret almış olacak ki Emre de diğer tarafa geçti. Serkan amımı sikiyle bir aşağı bir yukarı badanalarken, Emre yarağını benim yüzüme sürüyordu. Sonra serkan iyice hızlandı. Artık korkusuzca koca sikini amcığıma ve götüme sürtüp duruyordu. Emre de “Aç ağzını bebeğim, aç ağzını…” diyordu. Ben hala uyuyormuş numarası yapmaya devam tabi… Ürküp yarıda kesmelerini istemiyordum. Fakat aldığım zevke de engel olamıyordum bir türlü… Uykumda inleyip sayıklar gibi yaptım, bir an durdular. Sonra ben, “Aah. Devam et sevgilim. Ahh…" diye tekrar inleyince uykumda onları Murat sandığıma karar verip iyice azdılar. Emre, “Evet sevgilim, devam edelim, al şunu ağzına…” diye gülerek sikini dudaklarıma sürüyordu. Ben inlemeyi abarttığım için ağzım açılmıştı ve Emre sikinin başını ağzıma sokmuştu. Biraz daha sokarsa uyanırım diye sadece başını sokup çıkarıyordu. Ah, öyle güzeldi ki her şey… Yattığım yerde gözümü açıp Murat’ın olduğu tarafa baktım. O da uyumuyordu, bizi izliyordu. Yattığı yerden, kolunun altından bana baktığını gördüm. Tekrar gözünü kapadığında uyuyor numarası yaptığını anladım. Bu beni daha da azdırdı, artık kendimi durduramıyordum. Ben ne kadar azgın bir orospuysam, sevgilim de en az benim kadar sapıktı. Ben zevkle inlerken, Serkan da sikini sürtüp duruyor, o da inliyordu. Bizim inlemelerimiz Emre’yi iyice azdırmıştı, “Hadi sıra bende" deyip duruyordu. Sonra Serkan yavaşça beni sırt üstü çevirdi. Gözlerimin hala kapalı olduğunu görüp sikini ıslak amıma sürtmeye başladı. Emre de uyanıp uyanmayacağımı umursamadan bacaklarını açıp göbeğime oturdu ve sikini bu sefer göğüslerime sürmeye başladı. Serkan sikini amımın dudakları üstünde kaydırırken, Emre de yarağını iki eliyle tuttuğu göğüslerimin arasına sokmuş gidip geliyordu. Ben artık öyle bir inlemeye başlamıştım ki, çocuklar daha da çok tahrik olup hızlanmışlardı. Artık üçümüz de inlemeye başlamıştık. İkisinin de siklerinden şılap şılap sesler geliyordu. Serkan iki parmağını sikinin altından amıma sokup “Numara yapıyorsun orospu. Sırılsıklam olmuşsun. ” diyerek Emre'yi üzerimden itti ve tekrar ters çevirdi beni… Tekrar kalçalarımın arasında gidip gelmeye başladı. Kendimi tutamıyor, sürekli inliyordum. Sürekli bir orgazm hali yaşıyordum. Sularım akıyordu sel gibi… Sonunda Serkan inleyerek götüme fışkırmaya başladı. Sıcak damlaları tenimde hissetmek delirtti beni… Emre yandan sikinin başını ağzımın içine sokup çıkarırken Serkan sikinin başını götüme sürtüp temizledi. Sonra da bikinimi alıp götümdeki dölleri sildi. Emre’nin itirazlarına aldırmadan bikiniyi bacaklarımdan geçirip giydirdi. O sırada ben de uyandım. Çok uykum varmış gibi doğrulup gerindim. Tişörtümü üstüme geçirdim. Hiçbir şeyden haberim yokmuş gibi davranarak güya o anda uyumakta olan, aslında bütün yapılanları seyreden sevgilimi de uyandırdım, kalkıp odamıza gittik. Yatıp gerçekten uyuduk. Ertesi gün plaja değil, yakındaki tenha koylardan birine gittik. Etrafta kimseler yok, yoldan uzak, denizi, kumu harika bir yer… Gider gitmez ben yine üstümdekileri fora ettim, her zamanki gibi üstsüz güneşlenmeye başladım. Serkan telefon etti biraz sonra, yerimizi sordu. Plajda bizi görememişler. Murat yerimizi tarif etti. Diğerleri de gelince hep beraber denize girdik. Yine şakalaşmalar ellemeler aynı şekilde sürüyordu. Biraz sonra Murat yoruldum diyerek bizi yalnız bırakıp dışardan izlemek için denizden çıktı. Yerine gitti ve oturdu. Sevgilim yanımızda olmayınca bizimkiler iyice azıttılar, her yerimi ellemeye, beni azdırmaya başladılar.
Bir ara şeytanlığım tuttu, dip dalarken Emre’nin altından mayosunu çıkarıverdim. Zaten o da pek hevesliydi ya mayosunu çıkarmama, sikini görmeme… Elimdeki mayoyu tutup havada sallıyordum. Kenarda oturan Murat dahil, herkes kahkahalarla gülüyordu. Emre de kahkahalar atarak elimdeki mayosunu almaya çalışıyor, beni sıkıştırıyordu. Emre kalkmış sikiyle bana çift dalmaya, iyice hırpalamaya başlayınca kurtulabilmek için elimdeki mayoyu uzağa fırlatıp attım. . Emre de mayosunun arkasından gitmek yerine ceza olarak beni yakalayıp dibe çekmeye falan başladı. Biraz sonra suyun yüzeyine çıktığımda bu sefer Emre elinde bir şey sallıyordu. Benim bikinim… Üstüne atılıp almaya çalışınca bir diğerine attı. Hepsi bir arada beni çembere almaya başladılar. Bikini altımı birbirlerine atıp beni ortalarında çırılçıplak oynatıyorlardı. Ben de kendimi iyice oyuna kaptırmıştım. Kahkahalarla ik**e bir birilerinin üstüne atlıyordum. Bikinimi geri alamayacağımı anlayınca suya daldım. Çıktığımda bu sefer elimde başka bir mayo vardı. Serkan'ın mayosu… Geriye kalan diğer ikisi de beni uğraştırmadan, kendileri çıkarıp attılar mayolarını… Murat uzandığı yerdeydi hala… Gözlerini hiç ayırmadan bizi izliyordu. Çıplak arkadaşları çırılçıplak sevgilisini aralarına almıştı. Sürekli bana sarılıyorlar, şaka yapmak bahanesiyle her tarafımı elliyorlardı. Biliyordum ki, bana değen diğerlerinin siki gibi sevgilimin siki de yattığı yerde patlamak üzereydi. Sonunda yorulunca hepimiz mayolarımızı sudan toplayıp kahkahalar atarak kumlara doğru yürümeye başladık. Kimse elindeki mayoyu giymedi. O ıssız koyu bir anda çıplaklar kampına çevirmiştik. Murat sırtüstü yatıp kolunu başının üzerine koymuş, uyukluyordu. Gidip yanına uzandım çırılçıplak… Diğerleri de adem baba kılığında siklerini sallandırarak gelip yanımıza oturdular. Ben bu kadar erkeğin arasında tek kızdım, beğeniliyordum, isteniyordum, mutluydum. Bacaklarımı iki yana açıp amımı tamamen ortada bırakmıştım. Hepsi de gözlerini aynı yere dikmişti. Hepsinin sikleri kazık gibi olmuştu. Hep birlikte şakalaşıp gülüşüyorduk. Eh, bu kadar çıplaklığın içinde konuştuğumuz konular da doğal olarak seks olmaya başlamıştı. “Hadi herkes fantezilerini anlatsın” dedi Emre… Kimse itiraz etmedi ama hiçbiri de ilk anlatan olmak istemiyordu. Sonunda beni ikna ettiler ve ben de anlatmaya başladım, “Benim aslında tek önemli fantezim var. Mastürbasyon yaparken hep bunu düşünürüm. Üç zenciyle aynı anda birlikte olmak…” “Beyazların suyu mu çıktı kız?” dedi Serkan elindeki taş gibi olmuş sikini okşayarak… Ben de hınzırca güldüm, “Neden olduğunu anla işte…” dedim. “Büyük yarakları olduğu için mi?” “Evet. Üç zenci her tarafımı doldururken hayal ediyorum hep kendimi…” Daha fazla anlatmadım. Herkes gözünde canlandırmıştı bir an o sahneyi… Hepsinin gözleri parlamıştı. Ben bitirince Serkan fantezisini anlatmaya başladı. “Biz otuzbir çekerken hep seni düşünüyoruz Gül…” “Beni mi düşünüyorsunuz?” diyerek kahkaha attım. Sanki herkesi delirttiğimin farkında değilmişim, masummuşum gibi… Üstüme atlayıp sikecekmiş gibi baktı çıplaklığıma, devam etti, “Tam beş senedir hayalimde senin götünü sikerken fışkırıyorum Gül… Ağzına, göğüslerine, göbeğine, güzelim amcığına, her tarafına fışkırıyorum.” Serkan bunları bana ilanı aşk eder gibi söylemişti. İliklerim eridi adeta söylediklerini duyunca… Benim kızmaktan çok mest olduğumu gören Serkan eliyle kazık gibi olmuş sikini sallayarak, “Büyük yaraklar da sadece zencilerde olmaz yavrum… Görüyorsun…” diyerek güldü. İçim kaynıyordu. Etrafımı saran erkekler de ondan farksızdı. Beni sikmek için can atıyordu hepsi de… Yutkundum, elimdeki güneş yağını Serkan’a uzatırken, “Görüyorum…” dedim. “Sanırım herkesin anlatmasına gerek yok, hepiniz aynı şeyi hayal ediyorsunuz.” Başlarını salladılar, elleri siklerini okşarken… Serkan dizleri üstüne oturup yağı üzerime döküp sürmeye başladı. İki eliyle göğüslerimi güneş yağıyla yoğuruyordu. Ben gözlerimi kapamış, bastıra bastıra masaj yapan Serkan'ın itip çekmesiyle yattığım yerde ileri geri gidiyordum. Serkan ellerini omuzlarıma kadar yetiştiremediği için ayak bileklerimden tutarak bacaklarımı ikiye açıp dibime kadar yaklaştı. Bacaklarımın arasında diz çökmüş, elleri göğüslerimden omzlarıma gidip geldikçe, kazık gibi olmuş siki benim memelerimle amımın arasında kayıp duruyordu. Serkan ellerini vücudumun her yerinde dolaştırıyor, ara ara muhtemelen Murat’ı kollamak için etrafına bakınıyordu. Serkan ellerini aşağıya doğru kaydırıp bacaklarımın her tarafına sürdükten sonra bir an durup bana baktı. Sonra yağı tekrar avucuna döküp kasıklarıma sürmeye başladı. Elleriyle daireler çizip gittikçe amıma yaklaşıyordu. Dayanamaz hale gelmiştim. Neredeyse sikmek üzereydi beni… Diğerleri yanımızdaydı, daha önemlisi Murat hemen yanı başımdaydı. Bütün orospuluğuma rağmen arzularıma gem vurmalıydım. Birden ters döndüm yattığım yerde, bacaklarımı iki yana açarak yüzüstü yattım. Bu sefer Emre Serkan’ı yana itti. Şişeyi onun elinden alıp sırtıma döktü. Omuzlarımdan başlayıp ellerini bütün sırtımda dolaştırıyordu. İnleyerek, “Mmmm… Devam et Emre, çok güzel masaj yapıyorsun" diyordum. Emre benim inlemelerimden ve devam et dememden cesaret aldı. Bacaklarımın arasına oturup sırtımı yağlamaya başladı. Şimdiden damarları şişmiş, nerdeyse karnına paralel olmuş siki de o eğilip ileriye uzandıkça kalçalarımın, beş senedir sikmek için deli olduğu götümün yanaklarının arasında ileri geri gidip geliyordu. Emre iyice azıp parmaklarıyla amımı da yağlamaya başladı. Resmen Murat yanımızda uyuduğu halde amıma sokup çıkarıyordu parmaklarını. Ne kadar zevk aldığımı tahmin edemezsiniz. Emre’nin taş gibi siki kalçalarımda, elleri amımda dolaştıkça ben kıçımı havaya kaldırmaya başladım. Kısık kısık inliyordum zevkten… Emre birden baş parmağını amıma, işaret parmağını da havadaki götümün deliğine takınca sarsıldım, derin bir “Ahhh…” çektim ve kıçımı daha fazla yukarıya kaldırdım. Hepsi arkamda fısıldaşıyorlardı. Benden aldıkları cesaretle sırayla yağlamaya başladılar beni… Bense başımı ve memelerimi kuma dayamış, inleye inleye arkama girip çıkan parmakların zevkini çıkarıyordum. Dizlerimin üstünde kıçımı havaya kaldırmış kudurmuş gibi anlamsız zevk sesleri çıkarıyordum. Emre iki parmağını götüme, üç parmağını da amıma sokunca kıçımı sallayarak kıvranmaya başladım. Başucumda duran Serkan sikini eline almış resmen otuz bir çekiyordu. Gittikçe bana biraz daha yaklaşıyordu. Ben de bir arkamda parmaklarını sokup çıkaran Emre’ye bakıyordum, bir Serkan’a ve elindeki yağdan parlayan sikine… Bir insan bu kadar da yağlanmaz ki canım… Ama ben yeter demeden duracak gibi değillerdi. Tekrar önümü döndüm ve bacaklarımı açtım. Artık gözlerimi de açmış, güneşten kısmak zorunda olduğum gözlerimle, göğüslerimi yağla yoğuran elleri ve amcığımın yarığını dün geceki gibi badanalayan yarakları seyrediyordum. Emre bacaklarımı tutup havada birleştirdi ve beni ikiye katladı. Artık takla atıyormuşum gibi dizlerim göğsümde olduğu için amımın yarığı tamamen ortadaydı. Oğlanların parmakları öne arkaya girip duruyordu. Göğüslerim dimdik olmuştu. Kesik kesik nefes alıyordum. Biraz daha sürdürürse bu ıssız kumsalda kendimi bu azgınlara siktirmek zorunda kalacağımı anlamıştım artık… Nefes nefese, “Durun… Yeter artık, bırakın biraz dinleneyim…” diyebildim. Nasıl olduysa bıraktılar. Ceset gibi kendimi sırtüstü havlunun üzerine uzatıp kendime gelmeye çalıştım. Diğerleri de öyle yaptı. Biraz yattıktan sonra Emre güneş yağını bana uzatıp “Sen de bana biraz sürer misin?” dedi. Sıra bana gelmişti. Hınzırca gülerek yağı aldım ve yüzüstü yatan Emre'nin sırtında ellerimi dolaştırmaya başladım. Emre gözlerini kapatmış hayatının rüyasını görüyordu. Sırtı, kıçı ve bacakları yağlandıktan sonra önünü döndü. Siki hala taş gibi sert, gökyüzüne dikilmişti. Önce sikiyle ilgilenmeden yağı göğsüne sürmeye başladım. Ellerim gittikçe daha aşağı kayıyordu. Ayağa kalktım, ters yönde Emre'nin göğsüne oturdum. Ve olduğum yerden uzanarak yağlı ellerimi yavaş yavaş aşağı kaydırmaya başladım. Ellerimi aşağı doğru kaydırdıkça popomu geriye doğru uzatıyor, amımı Emre'nin yüzüne yaklaştırıyordum. Emre'nin kocaman sikini elime alıp aşağıdan yukarıya sıvazlamaya başladım. Resmen herife otuzbir çekiyordum. Emre'nin sikini yağladıkça altımda kıpırdanıp duruyordu. Damarları çıkmış siki benim ellerimde gittikçe daha da sertleşiyordu. Ben götümü herifin ağzına doğru uzattıkça uzatıyor, avucuma ik**e bir yağ dökerek elimdeki yarakla resmen oynuyordum. Emre'nin siki artık patlayacak hale gelmişti. Sanırım herkes elimdeki koca şeyi artık ağzıma alır, birazdan da burada kendimi siktiririm diye bekliyordu. Ben öyle yapmadım. Emre’nin kucağından kalkıp yanındaki Ahmet'in göğsüne aynı şekilde oturup bu sefer onun sikini yağlamaya başladım. Ahmet neye uğradığını şaşırmıştı, beklemiyordu bunu… Elimdeki siki hemen kazık gibi oldu. Koca sik benim minik ellerime sığmıyordu. İki elimle birden otuz bir çekmeye devam ederken Ahmet inlemeye “Gül… Aahhh… Güüll… Senin gibi bir orospu görmedim. Harikasın bebeğim…” demeye başladı. Bunun üzerine sikini okşayan ellerimin hızını iyice arttırdım. Tam o anda Ahmet'in koca sikinden döller fışkırmaya başladı. Herif durmak bilmiyordu, nerdeyse saçlarıma kadar attırdı. Ellerimin içi tamamen döl olmuştu. Ben Ahmet’in sikiyle uğraşır, döllerinin bitmesini beklerken, Serkan ayağa kalktı ve yüzüme yaklaştırdığı sikini sıvazlamaya başladı. Gülümseyerek hemen önümde sikini sıvazlamasını seyrediyordum. Ahmet’in kucağından inip tekrar yere yattım. Serkan kalkıp ayakta tepeme dikildi. Otuzbir çekmeye devam ediyordu. Sonra göbeğime oturdu. Güneş yağını alıp tamamını sikinin ve benim göğüslerimin üzerine boşalttı. Yağladığı göbeğine dayanmış sikini, göğüslerimin arasına yerleştirip gidip gelmeye başladı. Ben de Serkan gibi zevkten tekrar inlemeye başlamıştım. İki yandan tuttuğu dipdiri memelerimi zorlukla bastırıp sikini aralarından sokup çıkarıyor, yumruk gibi sikinin başı ağzıma doğru yaklaşıp uzaklaşıyordu. Uzanıp dil atmaya çalıştım ama olmuyordu. Serkan bir ara eğilip dudaklarıma yapıştı. O beni, ben onu yercesine dudaklarımızı koparırcasına emiyor, ısırıyorduk zevkten… Öpüşmeyi kesip göğüslerimi sikmeye devam etti Serkan… Bu sırada Emre de gelip tam benim yanımda otuzbir çekmeye başladı. Serkan dayanamadı daha fazla… Bağırarak fışkırıyordu. Göğüslerimin arasından dudaklarıma ve çeneme kadar döl içinde kaldım. “Gül, hadi benimkini de al sevgilim…" diyerek yaklaştı Emre. Serkan kalkıp Emre yaklaşınca, uzanıp Emre'nin damarları şişmiş en az 20 santimlik koca sikinin başını ağzımla kapıverdim. Siki Murat’ın sikinden en az beş santim büyüktü ve hepsininkinden çok daha kalındı. Artık iş çığırından çıkmış, ben de etrafımı çeviren oğlanlar da tamamen azmıştık. Emre ağzımda gidip gelmeye başladı. Emre'nin pürüzsüz siki lokum gibi ağzıma girip çıkarken güneşte parlıyordu. “Evet… İşte bu… Tam beş senedir bugünü bekliyordum” diye bağırması beni daha da azdırdı. Ağzımın içinde yalıyor emiyor adeta sömürüyordum sikini… Sonunda Emre ağzımın içindeyken patlayıverdi. Döllerin fışkırdığını bile görmedi kimse… Bütün hepsini ağzımın içine boşaltmıştı. Ağzıkın kenarlarından döller sızıyordu. Emre daha doymamış olacak beni kucağına aldı. “Gel buraya orospum, seninle işim daha bitmedi” dedi. Arkadaki ağaçların oraya götürdü kucağında, sırtımı birisine yasladı. Bacaklarımla Emre'nin sıkı kalçalarını kavramış, kollarımla da adaleli kollarına yapışmıştım. Emre önce dudaklarımı emdi. Dilini bana yediriyor, arada bir dilimi bırakıp eğiliyor, memelerimin uçlarını emiyordu. Sonra güneşte parlayan o koca sikini eliyle tuttu, alttan başıyla ıslak amımın dudaklarını okşadı önce… Yavaş yavaş ite ite sikinin başını içime sokmaya çalıştı. Ayakta olduğumuzdan zor oluyordu. Elimle aramızda sürtünüp duran, göbeğime değen sikini düzelttim, içime yönlendirdim. Zevkten artık titremeye ve inlemeye başlamıştım. Emre önce yavaş yavaş sonra hızlanarak o muhteşem sikiyle beni becermeye başladı. Emre’nin kaslı erkek vücuduna yapışmış, ellerimle çocuğun omzunu kavramış, kalçamı yukarı aşağı hareket ettirerek zevkine varıyordum. Diğerleri elleri siklerinde bizi izliyorlardı. Manzara müthiş olmalıydı. Güneşte terden sırılsıklam olmuş iki genç, güzel insanın vücudu pırıl pırıl parlıyordu. Emre sikini ağır ağır yarısına kadar içimden çıkartıp birden sokuyordu. Emre bir yandan kalçalarımı sikine bastırıyor, bir yandan da dudaklarımı dilimi emiyordu. Göğüs uçlarım patlayacak gibiydi. Nefes almaya çalışarak ağzımı kocaman açmış, inliyordum. Sonunda dayanamadım duyduğum korkunç zevk bitirdi beni… Dünyaya, bizi izleyen seyircilerimize aldırmadan çığlık çığlığa bağırarak orgazm oldum. Emre’nin kucağında sikine asılmış kasaptaki et gibi titriyordum boynuna sarılmış vaziyetteydim. Beni yere bırakacak, uzanacağız diye beklerken kalçalarımı sıkıca kavradı, kucağından ve sikinin üzerinden kaldırdı. “Bu biiir…” dedi. Beni sırtüstü kumlara yatırdı. Sıcak kumlar sırtımı yakarken, bacaklarımı ayırıp daha inmemiş sikini bir kez daha içime soktu. Ben de bacaklarımı Emre’nin bacaklarının arasından geçirip, dizlerinden kilitledim, sımsıkı kendime çekmeye, içime girip çıkan sikini daha derinlerime sokmaya çalıştım. Emre artık coşmuştu. Hızlandık. Ben alttan kalçamı kaldırıyordum, o üstten bastırıp sikini amıma gömüyordu. Sonunda tekrar, bu kez ikimiz beraber patladık. Öyle bir orgazm yaşıyordum, öyle bir boşalmaydı ki, gözlerimden yaş gelmeye, ağlamaya başladım. Adeta nefesim kesilmişti. Kesik kesik hıçkırıyor, gözlerimden yaşlar gelerek sarsılıyordum. Emre sımsıkı sarıldı. “Bir şeyin yok ya aşkım?” diye sordu. Bense dizlerim titreyerek kalktım, hiç konuşmadan ayağa kalkıp bikini altımı ve tişörtümü giydim, “Hadi odamıza gidelim” dedim. Hep beraber kalkıp otele doğru yürümeye başladık.
Herif iflahımı kesmişti. Murat’ın koluna girerek ondan destek alıyordum apışa apışa yürürken… Yağlı sırtıma yapışan kumlar da ayrı bir dertti… Fakat umursamadım hiç… Aldığım zevk her sıkıntıya değerdi. Murat da umursamıyordu anlaşılan… Seksi, azgın sevgilisinin yanıbaşında sikilmesinden, onu boynuzlamamdan zevk almış gibi görünüyordu. Otele girdiğimizde Murat’ın kolundan çıktım. Gidip içecek bir şeyler almasını, odaya geldiğinde ona bir sürprizim olduğunu söyledim. Plajda iyice azmıştım. Bu gece değişik şeyler yaşanacağını o da anlamıştı. Murat gelene kadar olaylar başlamıştı bile… Odaya girdiğinde hediyesini gördü. Ben üzerimde lise kıyafetleriyle ortadaki sehpanın üzerinde domalmış vaziyetteydim. Serkan dizleri üstünde kafasını eteğimin altına sokmuş, Emre ve Ahmet de ön tarafıma geçmişler, çıkardıkları siklerini ağzıma veriyorlardı. İkisini de elimle tutup, bir birini yalıyordum, bir diğerini… Alttan da Serkan beni yalıyordu. Murat’ın girdiğini görünce elimdeki ve ağzımdaki sikleri bırakıp güldüm, “Nasıl? Hediyeni beğendin mi?“ dedim sevgilime… Bana gülümseyerek gitti karşımızdaki koltuğa oturdu ve bizi seyretmeye başladı. Emre ile Serkan yer değiştirmişler, Emre kısacık ekose lise eteğimi iyice yukarı çekmiş, amımı ve götümü yalıyordu. Ben de deliklerimde dolaşıp duran sıcacık dilin verdiği müthiş zevkle bir Serkan'ın sikini, bir Ahmet'in sikini boğazıma kadar sokup çıkarıyordum. Bir süre aynı şekilde devam ettikten sonra Emre “Ben artık dayanamayacağım. Bu götü sikmek için beş senedir bekliyorum” dedi. Beni kaldırıp Murat’ın yanına götürdü. Ben tam eteğimi çıkaracaktım ki Ahmet engel oldu, “Hayır çıkarma. Okul elbiselerinle sikmek istiyoruz seni” dedi. Emre sikini kalçalarıma dayadı. İçim kıpır kıpırdı. Beni isteyen dört erkekle beraberdim. Onların beni istediği kadar, ben de onları istiyordum. Bir an, sikini okşayarak bizi izleyen sevgilimin, Murat’ın yüzüne bakıyordum. Onun yüzündeki mutlu ifadeden hoşnut, arkama dönüyor, elindeki sikini götüme, minik deliğime sürtüp duran Emre'ye bakıyordum. Emre göbeğine kadar değen o kalkmış muhteşem sikini kökünden kavradı, bir hamlede minik deliğime sertçe soktu. Başı girdiğinde canım yandı, “Aaahhh..” diye bağırdım o ilk acıyla… Fakat Emre tekrar tekrar çıkarıp sikinin üzerine ve deliğime tükürüklerini bırakıp yağlayınca alıştı koca sikin kalınlığına… Başı ve gövdesi yavaş yavaş gömüldü. Emre de yavaş yavaş girip çıkmaya başladı. Elimi önüme atıp klitorisimi okşamaya başladım götümden sikilirken… Zevk almaya başlamıştım. Dayanamadım, başımı arkaya çevirip “Hadi Emre… Daha sert! Köküne kadar istiyorum!” diye inleyince Emre belimi tutup öyle bir sokup çıkarmaya başladı ki nerdeyse taşakları da girecekti. Emre sikini deliğime sokup çıkarırken benim narin minik deliğim de Emre'nin koca siki kadar genişliyordu.
Emre ayakta arkama geçirirken bu arada eğilip sarsılan göğüslerimi avuçlayıp okşamayı da ihmal etmiyordu. Emre bir ara o kadar hızlı gidip gelmeye başladı ki dayanamadım, “Yavaş ol, aah…” diye bağırmaya başladım. Bağırmama aldırmayan Emre geriye çekildi sonunda…
Ben rahatladım derken bu sefer Serkan arkaya geçti. Emre de yere sırtüstü yattı. Göt deliğimden çıkardığı sikini sallayarak beni bekliyordu. Öyle güzel görünüyordu ki, arkamda uğraşıp duran Serkan’ı itip yerde yatan Emre’nin üzerine alçaldım. Bacaklarımı iki yana ayırdım. Elimi arkadan dolaştırıp Emre'nin dimdik sikinin üzerine oturdum. “Dün geceyi unutmadım. Ben masum masum uyurken sikini sürtmediğin yerim kalmadı. Ama şimdi sıra bende…” dedim. Evet, sıra bendeydi. Emre’yi bu sefer ben sikiyordum. Amımın içinde Emre’nin kalın siki oturup kalkıyor, amımla sikiyordum oğlanı… Altımda kıvranıyor, inleyip duruyordu. Serkan bu sırada arkamdan yaklaştı. Belimden tutup hareket etmemi engelledi, az önce sikilen götüme girdi. Köküne kadar girdiğinde hareket etmeye başladı.
Amımda Emre’nin, götümde Serkan’ın siki, aralarında tost olmuştum. Harika sikiyorlardı beni… Emre bir yandan elleriyle göğüslerimi okşuyordu, bir yandan da Serkan kalçalarımı tutuyor, götüme daha fazla girebilmek için kendine çekiyordu. Adeta rodeoda gibiydim iki erkeğin arasında… Hızlandım… Çığlıklar attım… Erkeklerimi daha fazla içime alabilmek için bacaklarımı olabildiğince ikiye ayırdım. Beynimde şimşekler çakıyordu. Sarsılmaya başladığımda Emre de patlamak üzereydi. Orgazmım bitmeden sikini içimden çıkardım. Ben eğilip Emre’nin sikini yalaya okşaya otuzbir çekerken, Serkan arkamda kendi işini kendi hallediyor, tekrar soktuğu sikini götümün içinde ileri geri yapıyordu. Emre müthiş bir şekilde boşaldı. Belinde ne varsa ağzıma boşaltmıştı. Neredeyse bir fincan dolusu spermi onlara göstere göstere, yalana yalana yutup mideme indirdim. Serkan da bağıra bağıra belime parmaklarını geçirerek kökleye kökleye arkamı doldurdu bu arada… Hepimiz aynı anda patlamıştık. Siklerini okşaya okşaya bizi izleyen Ahmet ve Murat da yanıma geldiler. Onların sikine de istedikleri muameleyi yaptım önlerinde diz çökmüş vaziyette… Onlar da daha fazla dayanamadı, yüzüme spermlerini boşalttılar. Ayağa kalktım, banyoda hemen yüzümü ve sperm içindeki amımı götümü temizleyip aceleyle tekrar yanlarına geldim. Dördü de beni aralarına aldılar. Az önce boşalan sikleri kısa zamanda tekrar sertleşmiş, her yanıma batar olmuşlardı. Dört bir yanım çıplak erkek bedenleriyle sarılmıştı. Bir biri öpüyordu dudaklarımdan, bir diğeri… Önümdeki dudaklarımı öperken, arkamdaki boynumu öpüp sırtımı kalçalarımı okşuyor, saçımdan çekip başımı kendisine çeviriyor, bu kez dudaklarıma arkamdaki yumuluyordu. Hayallerini kurduğum fantezim gerçek oluyordu bu gece… Dört zenci değil ama, dört genç bedenin arasında paylaşılıyor, zevkten ölüyordum. Başım dönüyordu, zevk sarhoşu olmuştum aralarında… Orgazm üstüne orgazm yaşıyordum. Önüme arkama parmaklar girip çıkarken, öpülüp koklanırken haykırdım, “Sikin beni… Hepiniz birden sikin. Hepinizi aynı anda istiyorum” diyerek sarsılmaya başladım. Boşalmam bitene kadar sımsıkı sarıldılar bana… Sonra Serkan yere uzandı. Ben de onun sikini ağzına alıp emmeye başladım. Serkan kısa sürede tekrar sertleşince kalkıp üzerine oturdum. Koca sik bir anda içimde kayboldu. Emre hemen gelip arkama geçti. “Orospu, kaldır kıçını!” diye bağırdı. Ben de emre itaat ettim, öne eğilip sikilmek isteyen, büzüğü açılıp kapanan götümü azgın bir dişi kedi gibi havaya kaldırdım. Emre, biraz önce Serkan'ın genişlettiği götüme kolayca giriverdi, sikini sokup çıkarmaya başladı. Ahmet de önüme geçip tekrar ağzıma vermeye başladı. Hepsi aynı anda ileri geri hareket etmeye başladılar. Ağzım dolu olduğu için sadece sesli harfleri kullanarak inliyor, hırlıyordum. Emre'yle Serkan’ın koca sikleri tulumba gibi amımda götümde ileri geri çalışıyor, biri girerken diğeri çıkıyordu. Ahmet de ağzımı siker gibi sikini sokup çıkarıyordu durmaksızın… Ben artık inlemiyor, sürekli “Sikin beni… Daha sert… Daha sert… Sikinn..” diye bağırarak sarsılıyordum aralarında… Erkeklerim de hırıltılar arasında gidip geliyor, “Küçük orospu… Amına koduğumun orospusu! Yarak diye kıvranıp duruyordun… Al sana işte yarak… Taşaklarımı da al orospu… Fahişe…” diye bağırıyorlardı. İnlemeler, bağırmalar, küfürler arasında tek duyulan ses heriflerin taşaklarının amıma ve götüme çarpıp durmasından çıkan şap şup sesleriydi. Bir ara Serkan koltukta oturup bizi izleyen ve otuzbir çeken Murat’a dönüp “Sen de bir şeyler söylesene kanka… Bak, sevgilimizi sikiyoruz sonunda… Hayalini kurduğumuz kadar varmış…” deyip güldü. Murat bir şey diyemeden otuzbir çekmeye devam etti. Biraz sonra götümü sikip duran Emre içimden çıkıp belime, eteğimin üzerine fışkırdı. Götümden aşağıya süzülen dölleri Serkan'ın sikine ulaştığı anda Serkan da içimden çıkıp üstüme başıma attırdı spermlerini… Onların feryatları Ahmet’i harekete geçirdi. Ağzımı sikmeyi bırakıp hızlı hızlı sıvazladığı sikinden püskürtmeye başladığı döllerini ağzıma yüzüme akıttı. Ağzım yüzüm, memelerim, okul eteğim, her yanım döl olmuştu. O haldeyken Murat’a baktım. Beni o şekilde görmek sevgilimi mutlu etmiş gibiydi. Kalkıp koltuklara, yatağın üzerine serilip kaldık. Yorgunluktan bitmiştik. Hepimiz çırılçıplak seks yorgunuyduk. Sırayla duşa gidip temizlendik. Ilık su bizi kendimize getirmişti. Tekrar canlandık. Tek tek hepsinin önünde eğilerek siklerini yedim bitirdim, tekrar sertleşmelerini sağladım. Sabaha kadar yer değiştirerek, bir sürü değişik pozisyonda beni evire çevire siktiler. Herkes yorgun bir şekilde halıya yığıldığında bile ben hala kimisi küçülmüş, kimisi döl içindeki yaraklarla oynuyordum. Sonunda kalkıp giyinirlerken Emre saçlarımı okşayıp, “Eskiden teşhirciydin, artık tam bir orospu oldun” dedi. “Daha yeni başlıyoruz. Okuldaki herkesin döllerini yutmadan mezun olmayacağım” dedim mutlulukla… Hep birlikte güldük. Sevgilimin yanında beni sabahlara kadar siken erkeklerim giderlerken tek tek öperek vedalaştık. Murat’a dönüp, “Bu orospu her azdığında bizi çağırabilirsin. Öyle güzel, öyle seksi, öyle seks manyağı sevgilin var ki… Sikmelere doyulmaz.” Dedi Serkan, sarılıp dudaklarımı öperken… Biz dışarı çıkmayacağımız için giyinmeye gerek görmemiştik. Odada Murat’la yalnız kalmıştık. Elimi tuttu. Sarılıp dudaklarımı öptü. “Harikaydın aşkım…” dedi. “Öyle güzel sikiştin ki… Hem onları, hem beni zevkten öldürdün. Teşekkür ederim. Benim de hayalim buydu. Senin sikildiğini, bir sürü erkeğin arasında sikildiğini görmek…” Ben de sevgilime sarıldım. Yatıp uyuduk. Öyle yorgun, öyle uykusuzdum ki… Deliksiz, hayatımda olmadığı kadar huzurlu bir uykuya daldım.
O geceden sonra lise sonda beni okulda sikmeyen erkek kalmadı. Bazı derslerimizden geçebilmemiz için Murat beni erkek hocalara bile siktirdi. Kimi genç, ama çoğu yaşlı başlı adamlar ben siklerini emerken, önümü arkamı sikerlerken öyle mutlu oluyorlardı ki… Nerdeyse teşekküre bile geçecektik iki sevgili… Okulu bitirdikten birkaç sene sonra evlendik. Ona buna siktirmekten daha kendi bile ağız tadıyla sikmemişti beni… Gerdek gecesi odaya çekildik. Duvağımı kaldırıp öptükten sonra yatak odasına götürürken, "Bu gerdek gecemizde sana bir sürprizim var aşkım…” dediğinde bizim çocukları gördüm yatak odasında… Hepsi de üzerlerinde sadece boyunlarındaki siyah papyonlarıyla, boru gibi kalkmış yaraklarıyla, çırılçıplak beni bekliyorlardı yatak odasında… Bu kez liseli kıyafetlerim yoktu. Başımda tül duvağımı, beyaz dantelli jartiyerlerimi, çoraplarımı bıraktılar üstümde… Gerdek gecemizde kocamın yerine onlar siktiler beni… Her zamanki gibi bağırta bağırta… Zevkten öldürerek… Sabaha karşı giyinip giderlerken kocamın sırtına yumruk vurdular, “Hadi bakalım damat bey…” dediler. “Artık yeni gelini sana bırakıyoruz. Orospumuz sana emanet… Teli duvağıyla karını biraz da sen sik…” O geceden sonra kocam artık seyircilikten biraz sıyrıldı. Biraz daha aktif rol oynamaya, beni adam gibi sikmeye başladı. Eh, ne de olsa artık kocamdı. Beni sikmeye hakkı vardı.
Gerçi ara sıra hakkını başka erkeklere de kullandırıyor ama, o kadar olacak tabi… Azgın karısını tek başına doyurmaya gücü yetmiyor çünkü…
Vay Gül Vay 👃👃
Kocamın borcunu ödedim.
Kocam hiç bilmediği bi dal olan gıda işine girdi. Ancak bir süre sonra borçlanmaya başladı. Borcu ödeyeceğm diye bankadan kredi çekti. Bir süre sonra onları da ödeyemeyince benden habersiz gitmiş tefeciden borç almış. Tabii onu da zamanında ödeyememiş.
Bir gün eve geç vakitte ağzı burnu kan içinde geldi.İlk başta bir şey söylemedi, soruyorum cevap vermiyor, “kavga ettim bişey yok falan” diyor. Derken o esnada cep telefonu çaldı açtı,
– “Tamam ödicem… Söz verdim…” falan deyince ben anladım. Telefonu kapadıktan sonra,
– “Ver numarayı bir de ben konuşayım…” deyince kızdı.
– “Hayır olmaz, bu adamlar tekin değil. Sen merak etme ben hallederim.” deyip lavaboya elini yüzünü yıkamaya gitti.
Ben de cep telefonunu alıp arayan numaralar kısmından numarayı bi kağıda not edip çantama attım.
Ertesi gün numarayı çevirdim ve karşıma çıkan kişiye kendimi tanıttım ve durumun ne olduğunu sordum. Karşıdaki kişinin sesi kalın, doğu şivesiyle ve oldukça sert konuşuyordu. Ödeme için bir ay süre verdiklerini söyleyince
– “Bu mümkün değil bu meblağı bu kadar zamanda ödeyemeyiz.” dedim.
Bana ofisine gelmemi yüz yüze konuşmamızı teklif etti. Adresi alıp bir saat sonra denilen yere gittim. Beş katlı bir bina ve girişinde İkinci el oto galerisi vardı. İçeriye girdiğimde Ahmet beyle görüşeceğimi söyleyince
– “Kim arıyor diyelim?” sorusuna
– “Ben Alev, kendisi geleceğimi biliyordu.” dedim.
Telefonla geldiğimi haber verdiler. Yanımda takım elbiseli kaba saba biriyle asansörle 5.kata çıktım. Kata geldiğimde dar bir koridorun sonunda bir oda, geniş bir kapı fakat kapalı kapının önünde bir masada iki kişi oturmuş çay içiyorlardı.
Yanımda bana eşlik eden kişi, Ahmet beyin beni beklediğini söyleyince birisi kapıyı çaldı ve beni içeri aldılar. Masanın arkasında bir adam beni görünce ayağa kalktı, kalktıkça da uzadı.
Neredeyse 1.95 boylarında kıvırcık saçlı, kalın bıyıklı, çirkin suratlı bir adam,
– “Alav hanım hoş geldiniz.” dedi.
Hoşbulduk faslından sonra çay söyleyip konuya girdik. Bana eşimin borcunu iki ay evvel ödemesi gerektiğini, ama her seferinde söz verip ödemediğini ve bize son olarak bir ay daha mühlet verdiğini söyleyince, itiraz ettim.
Bunun mümkün olmadığını, bu şekilde ödeyemeyeceğimizi tekrarladım. Bir süre sustu gözlerime bakıp
– “Peki bağyan.. Ben bu konu üzerinde biraz düşüneyim, siz yarın yine bu saatte tekrar gelin konuşalım. Ama siz de düşünün…” deyince izin isteyip eve döndüm.
Akşam olunca eşime durumu hiç bahsetmedim, gece kocam yanımda horlayıp dururken, ben yatağımda sabaha kadar ne yapmam gerektiğini düşündüm. O çam yarması gibi herifin “siz de düşünün” derken o bana dik dik bakışı geliyordu gözümün önüne…
Ertesi gün öğlen güzel bir duş alırken seksi giyinmeye karar verdim. Zira önceki gün o endişe, korku, öfke nedeniyle evden apar topar çıkmış günlük kıyafet, bakımsız, özensiz bir şekilde oraya gitmiştim. Bu sefer daha kadınsı bi şekilde gitmeliydim, adamı etkilemem gerekiyordu.
Banyodan sonra mahallemizin kuaförüne gidip saçlarıma fön çektirdim. Eve dönüp kıyafet seçmeye başladım. Tabi ki erkekler mini eteğe bayılırlar. Ben de pilili kloş süper mini eteğim, siyah yarım balıkçı yaka dar omuzdan kolsuz ipek bluzumu giydim.
İçime sütyen giymedim, böylelikle iri göğüslerim ve başları belli oluyordu. Zaten sütyen takmama gerek yoktu pek… İriliklerine rağmen kocama fazla elletmediğimden hala dik duruyorlardı.
Geniş gözlü siyah fileli külotlu çorap, içime yine siyah oldukça minik g-string ve siyah dize kadar yüksek topuklu çizmelerimi giyip üstüme de diz altında biten açık gri kabanımı giydim. Güzel bir makyaj yapıp taksiye atladığım gibi tekrar aynı yere gittim.
Yine aynı fasıl karşılanma ve nihayet yine Ahmet beyin karşısındaydım. Çay söyledi yine ama bendeki değişikliğin farkındaydı, bu sefer dünkünden daha bir başka bakıyordu bana.
Çay geldi. Çaycı servisi yapıp odadan çıkınca ben de kabanımı üzerimden çıkarıp oturduğum koltuğun arkalığına astım. Tekrar koltuğa oturunca adamın gözleri resmen yerinden fırladı.
Bacak bacak üstüne atmıştım. Gözünüzde canlandırın ultra mini siyah kloş eteği… Yüksek topuklu, pırıl pırıl parlayan çizmeler nedeniyle dizlerim yüksekte kalmış, alttan görünen manzaranın erkekleri bitirmek için birebir olduğuna emindim.
Nitekim, avımın gözleri bir dar kazağımın altındaki sütyensiz göğüslerime, bir kalçalarıma kadar sıyrılmış file çoraplı bacaklarıma bakıyordu. Kendimi Sharon Stone gibi hissetmeye başlamıştım onun bakışlarıyla…
Bu sefer oturduğu koltuktan kalkıp beni daha iyi görebilmek için oturduğum koltuğun karşısındaki koltuğa yerleşti. Aramızda bir metre mesafe ve küçük bir sehpa var.
Çantamdan sigara çıkarınca uzanıp sigaramı yaktı. Mahsustan konuyu evli olup olmadığını sorarak başladım, konuyu bi yere getirip deşmek için. Evli olduğunu 42 yaşında olduğunu biri liseye biri üniversiteye giden iki oğlu olduğunu söyledi.
Ben de 15 yıllık evli olduğumu 14 yaşında oğlum olduğunu söyleyince,
– “Maşallah Alav hanım, hiç yaşınızı göstermiyonuz, genç kız gibisiniz valla…” dedi. Gülümseyerek teşekkür ettim.
– “Sizin gibi güzel bi bağyanı rahat bırakmazlar.” deyince ben de
– “Eh, biraz öyle oluyor…” dedim.
– “Rahat bırakmayan sadece kocan mı?” dedi manalı manalı… Konuşması değişmiş, az önce siz diye hitap eden adamın yerine beni sikmek için kıvranan bir azgın maço gelmişti. Dikkatli olmalıydım oyunumu oynarken…
– “Ne demek istiyorsun? Açık konuşabilirsin.” dedim yumuşakça… Bana bakıp sırıtarak,
– “Kocandan başka kaçamakların oldu mu diye merak ettim. Olmadıysa bu güzelliğe yazık edersin…”
– “Eh oldu işte biraz bir kaç yaramazlığım… Doğru söyledin, bu güzellik ziyan olmasın diye düşündüm ben de…” diye yanıtladım gülümseyerek…
Uzanıp elini daha doğrusu pençelerini bacaklarıma atıp gezdirmeye başladı. Hiç istifimi bozmadım, çıkarıp bir sigara daha yakıp gülümseyerek onu izliyorum. Ama bacaklarımda dolaşan ayının pençeleri de itiraf ederim ki içimi bir hoş etmişti.
Kasıklarımdan o tanıdık sıcaklığın yayıldığını hissediyordum. Memelerimin uçları anında tepki vermiş, sütyensiz memelerimin uçları kabarmış, sızlıyor, ipek bluzumdan fındık tanesi gibi görünüyordu.
Bu tavrımdan tamamen cesaretlendi, kalkıp benim yanıma geldi. Koltuğun kenarına oturdu, ellerini bluzumun dekoltesinden içine sokup memelerimi avuçlayıp, dudaklarıma yumuldu.
Ben hiç istifimi bozmuyor karşılık da vermiyorum. Biraz daha dudaklarımı öptükten sonra memelerimi yoğurmakta olan ellerini nazikçe üzerimden alıp çektim. Tekrar gidip kendi koltuğuna oturdu, o da bir sigara yaktı.
Kısa bir sessizlikte karşılıklı sigaralarımızı tüttürürken ben belli ederek özellikle bakışlarımı kabarmış olan pantolonuna indirip sigaramdan bir nefes çektikten sonra tekrar müstehzi şekilde gülümseyerek yüzüne baktım. O da fermuarını indirip kalkmış olan aletini fora etti ve
– “Bunun tadına bakmak ister misin yavrum?” dedi.
Adamın suratı çirkin, ayı gibi bir şeydi ama aleti çok sağlıklı dimdik, çok uzun değil ama kalındı. Böyle pervasız, hiç bir şeyden, benim tepkimden çekinmeden ulu orta keser sapı gibi penisini gösterip sergilemesi delirtiyor, tahrik ediyordu beni…
O keser sapı kalınlığının içime girdiğini, mantar gibi olmuş koca başının dibime dayandığını düşününce delirdim. Ama kendimi tuttum. Bacaklarımı özellikle yer değiştirip, tanga külodumu göstere göstere tekrar bacak bacak üstüne atarak yine gülümseyerek,
– “Seçme şansım var mı?” dedim. “Hayır dersem, çıkardığın şeyi geri sokacak mısın?” Güldü… Kalın bıyıklarının altından bembeyaz sağlıklı dişleri parıldadı.
– “Doğrusun…” dedi. “Bunu sen kaldırdın. Geri dönüş yok artık. Senin o güzel amına girmeden inmez bu şimdi…” Eğilip elimdeki yarım sigarayı kül tablasına bastırırken,
– “Neden olmasın Ahmetçiğim? Ama şu bizim meseleyi konuşalım, önce iş sonra eğlence…” dedim.
Ayağa kalkıp aletini tekrar yerine koydu. Kapıya gidip açtı ve oradakilere işinin olduğunu, telefon bağlamamalarını, ziyaretçi almamalarını söyleyip kapattı ve kapıyı kilitledi. Sonra odanın içinde oturduğum koltuğun arkasında bir başka kapıyı açıp,
– “Gel burası daha rahat, burada konuşalım.” diyerek eliyle işaret ederek buyur etti.
Neyi konuşacağımız belli olmuştu artık… Avım bana aitti. Yoksa av ben miydim?
Kalkıp kırıta kırıta odaya girdim. İçerde çift kişik çok düzgün bir yatak, bir buzdolabı, bir mini bar, duvarda bir plazma tv ve banyoya açılan başka bir kapı daha vardı. Kendine bir rakı koydu, bana da buzlu bir viski verdi. Gidip dvd ye bir cd yerleştirip televizyonu açtı. Porno film oynamaya başladı. Bana dönüp pis pis sırıtarak,
– “Sen de bu karılar gibi sevişebiliyor musun?” deyince viskiyi fondip yapıp
– “Bir tane daha ver.” dedim. İkinciyi doldurup onu da fondip yaptım, iyice rahatlamıştım, alkol birazdan etkisini gösterirdi. Yatakta oturmuş bacak bacak üstünde bi sigara daha yakıp gülümseyerek ona baktım.
– “Eee, cevap vermedin?” deyince gülerek
– “Eh, bunca yıllık seks tecrübem var yaşım 36. Beraber olduğum erkekler bana hep tam bir fahişe olduğumu söylerler.” diyerek onu iyice ateşlendirdim.
Rakısını bırakarak yanıma oturdu. Bacaklarımı indirip hafifçe araladı, dudaklarıma yumulup elini eteğin altından amıma atıp okşamaya başladı, bu sefer ben de karşılık verip öpüşmeye başladım. Pala bıyıkları kalın dudaklarıyla bi süre yiyiştik.
Dudaklarımın şiştiğini hissediyordum. Pala bıyıkları fırça gibi sürtüne sürtüne tahriş etmişti. Tam beni soymaya kalkıcaktı ki nazikçe itip,
– “Şu bizim meseleyi konuşmadık daha…” dedim. Çirkin suratını buruşturup o kalın sesiyle sinirli bi şekilde,
– “Yaa, tamam yavrum… Konuşuruz. O mesele kolay… Hele marifetlerini bi görelim.” dedi.
Ayağa kalktım ve ceketini, gömleğini çıkardım. Neredeyse omuzlarına geliyordum, çok iri, göğsü çok kıllı, tam bir azman, ayı gibi, kaba saba bir tip.
Offf… Bu çam yarmasının altında ezileceğimi düşündükçe çıldırıyordum. Kırmızı ojeli tırnaklarımı göğsünün kıllarında gezdirip,
– “Şimdi banyoya gir ve bi duş al. Ben de bir kadeh daha viski içeyim…” dedim.
Uysal bir çocuk gibi acele adımlarla banyoya daldı. Kendime bir duble viski doldurup, soyundum. Üzerimde sadece siyah tanga külodum ve siyah, parlak çizmelerim kalmıştı.
Ayakta durmuş viskimi yudumlarken porno filmi izliyordum. Arkamdan banyo kapısının sesi duyuldu. Döndüğümde kıllı ayım tamamen çıplak, organı dimdik, pis pis sırıtarak bana bakıp,
– “Anam sende ne göt varmış öyle, hay maşallah..” dedi.
– “Sadece göt mü var Ahmetçim? Geri kalanı yaramaz mı diyorsun?” diye cilvelenip kendi etrafımda bir tur döndüm.
Ellerimle külodumu çekiştirip hazinemi sıvazladım. Gözleri yerinden fırlıyordu. Önündeki keser sapı iyice kabarmış, dimdik ileriye uzanıyor, beni gösteriyordu. Yanına gittim, önünde çömelerek organını elime aldım. Taşaklarından başına doğru yavaş dil hareketleriyle yalamaya başladım.
Yalarken o kadar iştahlıydım ki iyice kendinden geçmiş ayakta duruyor, saçlarımı kavramış inliyordu.
Dizlerimin üstüne çöktüm. Taş gibi memelerimi, kabarmış uçlarını onun kaslı bacaklarına, kıllarını sürterken, keserin başını ağzıma alıp deli gibi asılmaya başladım.
Kafam hızlı hareketlerle ileri geri gidiyor, bir yandan somuruyorum, bir yandan ileri geri yapıp kırk yıl yarak görmemiş kadınlar gibi iştahla saksafon çalıyorum. Adam dayanamadı,
– “Ben boşalıcam Alev…” deyip kendi donuna tam uzanacakken,
– “Gerek yok Ahmet, ağzım ne güne duruyor?” deyince hayret ve zevk karışımı gözlerle bana bakarken ben de o tanıdık sıcak, ekşimsi, yapışkan benim vazgeçilmez erkek tadım sıvıyı ağzımda patlattım.
O kadar çok boşaldı ki, yutamadıklarım ağzımdan çeneme, oradan memelerime aktı. O dev gibi adam sarsıla sarsıla iniltilerle öyle boşaldı ki bacakları titriyordu. Ağzımda boşalttığım bir erkeğin, boşalırken girdiği bu titrek, zayıf haline her zaman bayılmışımdır.
Boşalması bitene kadar keser sapını iyice emdim, yalaya yalaya temizledim. Sonra kalkıp banyoya gittim. Külodumu ve çizmelerimi çıkarıp duşun altına girdim. Saçlarım bozulmasın diye onları ıslatmadan yıkandım. Kurulanıp çırılçıplak bir şekilde odaya döndüm.
Yatağa uzanmış sigarasını, rakısını içiyor porno filmi izliyordu. Siki inmişti. Ben de bir duble viski doldurup yanına uzandım, dudaklarından sigarasını alıp bir iki nefes çekip içkimi yudumluyorum. Yataktan kalktım,
– “Hadi şimdi sıra sende…” deyip odada bulunan sandalyeye oturup bacaklarımı sandalye kollarına kaldırdım. Amım tamamen kabak gibi ortaya çıkmıştı. Öylece bakıyordu bana…
– “Gel bakalım erkeğim.. Şimdi sen çömel beni yala” diye emrettim.
Geldi ve başını bacak arama gömüp yalamaya başladı. İyice ıslanmış, zevk almaya başlamıştım. Alkol de etkisini göstermiş çakır keyif olmuştum.
Bir yandan pabuç gibi koca diliyle amımın dudaklarını, parmak gibi kabarmış klitorisimi yalıyor, bir yandan dolma gibi işaret parmağını amıma sokmuş kurcalarken, ikinci parmağını da arka deliğime sokmuş beni inletiyordu.
Baktım siki hala inik, yatağa yatırdım tekrar saksoya başladım. Kısa sürede sikini tekrar kaldırıp, dimdik bir yarrağa dönüştürdüm. Kalktı ve bacaklarımı omzuna alıp amıma yerleşti ve hızlı hızlı sert bir şekilde beni sikmeye başladı.
Bir süre öyle devam ettikten sonra onu sırt üstü yatağa yatırıp üstüne oturdum ve zıplamaya başladım. Memelerim zıplamamla hopluyorlar o da kafasını kaldırıp memelerimi koparırcasına emiyor, ısırıyordu.
Sonra yeniden pozisyon değiştirdik. Bu sefer yatakta ellerim üzerine domaldım. O da arkama geçip tekrar amıma sokup sikmeye başladı. İyice zevke gelmiştik İkimizin de iniltileri artmıştı. Vurdukça kasıkları popomda şaklıyor, koca siki içimi yara yara gidip geliyor, beni zevkten delirtiyordu.
Pozisyonumuzu bozmadan yatağın yanında duran çantama uzanıp el kremimi çıkardım ve ona uzatıp,
– “Arka deliğimi de kremle…” dedim.
Bir yandan beni o vaziyette sikiyor, bir yandan da arka deliğimi kremleyip parmaklarıyla genişletiyordu. Sonra amımdan çıkarıp o kalın yarrağını arkama geçirdi ve kökledi.
– “Amına koduğumun orospusu… Sen nasıl bi ev kadınısın, gören paralı orospu zanneder seni. Ulan ben evde karımı siktiğimi zannediyomuşum, meğerse inek sikiyomuşum. O amına kodumun orospu çocuğu kocan amma da şanslıymış.” dedi.
Bir süre götümü de siktikten sonra tam boşalacakken beni çevirip tekrar ağzıma verip patladı. Nefes nefese yan yana yatağa uzanıp birer sigara yaktık. Tekrar duşa girdim yıkanıp çıktım tam giyiniyordum uzanıp g-stringimi elimden aldı ve
– “Bu bende hatıra kalsın” dedi.
Diğer kıyafetlerimi giyerken o da giyindi. Tekrar diğer odaya geçip konuşmaya başladık. Borcumuz olan ana para kadarına yakın bir faiz koyup senet yapmışlar toplam beş adet. İki tanesi faiz senediydi.
”Bunun bir tanesini şimdi sana vericem ve silmiş olucaz, diğer faiz senedini de haftaya yine geliceksin o zaman vericem.” dedi.
– “Peki, kalan ana borcumuzu 24 adet senet yapıcaksın, onları taksitle ödicez.” dedim.
– “O taksitleri de böyle mi ödeyeceksin?” dedi.
– “Evet kocacım.” dedim. Elini tutup eteğimin altından amıma götürdüm, avuçlayıp sıktı… “Bununla ödeyeceğim. Bende daha ne oyunlar var, bilemezsin. Senet vadesi gelsin diye iple çekersin.” dedim.
– “Bunu daha sonra düşünürüz.” dedi.
Akşam eve döndüğümde sikişerek aldığım senedi kocamın önüne koydum.
– “Bu ne?” dedi başını kaldırarak…
– “Senin borç senedin aşkım…” dedim. Yüzüme baktı,
– “Ne olduğunu biliyorum karıcım. Senin eline nasıl geçti? Ne sende, ne bende para var. Yoksa aklıma gelen şey mi?” diye sordu.
Ben de durumu olduğu gibi eşime anlattım. İlk tepkisi köpürdü, bağırdı, çağırdı. Eline ne geçerse yerlere fırlattı. Delirmiş gibiydi.
– “Böyle bişeyi nasıl yaparsın bana..?” falan dedi. Kapıyı vurup çıktı.
Gece geldiğinde sarhoştu, telefon açıp Ahmet’i aradı. Adama yarın işyerine gelmesini söyledi. Ertesi gün eşimin işyerinde ofisinde otururken Ahmet ve yanında iki adamıyla geldiler. Ahmet akşamki konuşmasından, kocamın suratından olayı anlamıştı. Ağzını açmasına fırsat vermeden,
– “Bak oğlum, sen olayın ciddiyetinde değilsin. Bize borcun var ve ödeyemiyorsun. Karın da esaslı kadınmış. Bana gelip olayın bi kısmını çözdü. Şimdi o halletmeseydi biz ya sana, ya da ailene zarar verecektik. Ama buna gerek kalmadı.
-”Nasıl yani?” diye kekeledi kocam…
-”Oğlum sen çok şanslı köpeksin. Çok güzel bi karın var ve acayip sikişiyo lan… İliğimi kemiğimi kuruttu senin sikişken karın… Ha bu arada külodunu da hatıra aldım.” dedi adamlarının yanında…
– “Karın anlattı mı sana geri kalan borcun nasıl ödeneceğini? Bundan sonra senden para istemiyorum. Güzel karın her senette gelecek, senin borcunu bana ödeyecek. Sen de senedi geri alacaksın. Anlaştık mı? İtirazın var mı?”
Bunu söylerken belinden çıkardığı kocaman bir silahı masanın üzerine pat diye koymuştu. Çıkan sesten kocam da ben de irkilmiş, kalakalmıştık. Adamları da pis pis sırıtıyor, bana bakıyorlardı. Kocamdan hiç bir ses çıkmadı, önüne bakıyordu. Ter içinde kalmıştı.
– “Anlaşıldı, itirazın yok. Hadi bize müsaade…” Tabancasını yerine koyup kalktı, eğilip dudaklarıma sıkı bir öpücük kondurdu. Eze eze emdi dudaklarımı…
– “Senetlerin vadesini unutma fıstık…” dedi. “İstersen ara ödeme de yapabilirsin. Ne zaman canın isterse gel, öde… Ben hazırım, yerimi biliyorsun”.
Sonra da kalkıp gittiler. Neden sonra birbirimizin yüzüne bakabildik. Yapacak bir şey yoktu aslında… Senet eşimin elinde duruyor, evirip çeviriyordu. Çatal çatal bir sesle,
– “Yaptığını gördün mü? Bizi neye bulaştırdın?” diye sordu. Başımı diktim ben de,
– “Asıl bizi bulaştıran sensin. Biliyorum, mecbur kaldın ama, bu adamları bulan, borç alan sensin aşkım.” dedim.
– “Doğru, haklısın. Ben başlattım. Ama pek şikayetçi değil gibisin karıcım…” dedi.
– “Sen de öyle görünüyorsun kocacım…” diye cevap verdim. “Senedimizi aldık. Borcumuzun bir kısmı ödendi. Geri kalanı da sıkılmadan ödenecek. Senin şikayetin var mı?” Gülümsedi, elindeki senedi yırtıp parça parça yaptı,
– “Hayır, yok…” dedi. Yanına gittim, kucağına oturup, boynuna sarıldım. Ateşli bir öpücük kondurdum dudaklarına…
– “Seni seviyorum aşkım… O sadece iş… Yuvamızı kurtarmak için yaptım bunu…” diye fısıldadım kulağına…
O da bana sarıldı. Hırsla, ateşli ateşli öpüyor, dudaklarımı koparacak gibi emiyordu. Koltuktan yerdeki halının üzerine kaydık. Elini eteğimin altına uzatıp külodumu yırtarak çekti aldı. Bir cırt sesi geldi. Pantolonunun fermuarını indirmişti.
Anında araladığı bacaklarımın arasına girdi, taş gibi olmuş erkekliğini haşin hareketlerle içime sokuverdi. Hiç soyunmadan, üstümüzdeki giysilerle, vahşiler gibi sevişiyorduk. Üstümde hırsla gidip geliyor, acımasızca sikini köklüyordu içime…
– “Böyle mi sikti seni o adam? Söyle bana… Yarrağını böyle mi soktu amcığına? Söyle… Orospu seni… Oohhh… Ona da zevk verdin mi? Amın böyle mi sulandı onun yarağını yerken? Fahişe… Amına soktuğumun karısı… Kalın mıydı siki? Benimkinden büyük müydü? Ha? Cevap ver orospu…”
– “Ohhh… Evet kocacım… Kalındı yarağı… Acımadan sikti beni hayvan… Aynı böyle pompaladı beni… Aynı senin gibi sikti… Ohhhh.. Dölledi beni… Amımı haşat etti piç… Hadi sen de pompala… Sik beni… Erkeğim… Bu am senin… Sok… Diple… Aahhh…”
Aynı anda dakikalarca kasılmaya başladık, orgazm olduk. İçime sıcak sıcak döllerinin fışkırdığını duyumsayabiliyordum o orgazm anında… Üstüme yığılıp kaldı içimden çıkmadan… Siki nabız gibi atıyordu içimde…
Sımsıkı sarıldım kocama…
Mutluydum… Kadınlık görevimi yapmıştım… Hem kocamı sıkıntıdan kurtarmıştım, hem de yuvamı korumuştum. İki günde iki değişik yaraktan aldığım doyumsuz zevkler de cabası…
Şu senetlerin vadeleri ne zamandı acaba?
Ne borc ödeme sekilleri var be
Ablamın Alamadığını Aldım
Adım Ebru. Üniversitede okuyan, 18 yaşında, 1.65 boyunda, ince yapılı, her erkeğin beraber olmak istediği, güzel vücudu olan, mavi gözlü, sarışın bir kızım. Masum bir görünüşüm, pürüzsüz bir cildim ve dolgun dudaklarım var. Ayrıca her erkeğin zevkle okşayıp sevebileceği dolgun ve dik memelere sahibim.
Ablam benden bir yaş büyük, kendisi bir şirkette çalışıyor. Eniştem ise bir kamu kuruluşunda çalışıyor. Ablamın boyu ile benimki aşağı yukarı aynı, fizik olarak benim gibi, birbirimize çok benzeriz, çok güzel bir kadın diyebilirim.
Ablamla eniştem evleneli dört ay oldu. Bende İzmir’i kazandığım için ablamlarda kalmak zorunda kaldım, aksi halde ailem beni okutmayacaktı.
Eniştem çok iyi bir insan, üstelik çok da yakışıklı ve çekici biri, ama aslında ablama göre biraz iri yarı birisi. Enişteminkini hep merak ederdim, 46 numara ayakkabı giyerdi. Ayağı büyük olanların organının da çok büyük olduğunu duymuşumdur hep.
Ablamla geçen ilk günleri nasıldı bilemem, ama şimdi ablamlarda kaldığım ve yatak odalarımız yan yana olduğu için, her gece eniştem ablam inlete inlete nasıl beceriyor, ablam nasıl inliyor, devamlı duyuyorum.
Tabi yan odada ablam inlerken, ben de kendi kendime kadınlığımla oynuyor ve mastürbasyon yapıyorum, ama kız olduğum için kadınlığıma bir şeyler sokup o zevki yaşayamıyorum.
Yine bir gece, vakit epeyce ilerlemişti, beni uyuyor sanıp sevişmeye başladılar. Ablam yine inliyordu ve enişteme sürekli bir şeyler söylüyordu. Neler söylediğini duymak için odamdan sessizce çıktım ve onların yatak odasının kapısına yaklaştım. Ablam enişteme,
“Nolur tamamını sokma! Çok acıtıyorsun! Ayyy alamıyorum! Nolur çek! Çek nolur az! Çek yaa alamıyorum! Çok kalın…” diye yalvarıp inlerken, ben zaten bitmiş ve boşalmıştım.
Kadınlığım vıcık vıcık olmuş, zevk suyum bacaklarıma aşağı akmaya başlamıştı. Ya eniştemin organı çok büyüktü, ya ablamın kadınlığı çok dar, veya eniştem ablamı arkasından beceriyordu! Mutlaka bunlardan biri olmalıydı.
Bu düşünceler beni müthiş tahrik etmişti ve kendimi tutamıyordum. İşte o anda kararımı verdim. Bana neye mal olursa olsun, ablamın alamadığı eniştemin o organını ben almak istiyordum, hem de ablam gibi nazlanarak değil. Dibine kadar almak ve ablamdan alamadığı zevki enişteme ben tattırmak istiyordum.
Hemen odama gidip yatağa yattım, eniştemin beni becermesi için nasıl teslim olabileceğimi, kadınlığıma organını sokarken neler diyebileceğimi, eniştemi nasıl azdıracağımı falan düşündüm.
Gözlerimi kapatıp, eniştemin kocaman organını bakire kadınlığıma köklediğini hayal ederek, bir elimle kadınlığımın dudaklarını bir elimle de memelerimi okşuyordum. Bir ara heyecandan kalbim duracak sandım. Sabahı nasıl ettiğimi bilemedim…
Bir kaç gün sonra ablam sevinçle eve geldi, ‘bir ay izin aldığını, annemin yanına gideceğini’ söyledi. Eniştem de,
“Tamam, git karıcığım.” dedi.
O akşam ablamı uçakla yolladık. Eniştemle eve dönerken benim kalp atışlarım öyle sıklaştı ki, birazdan eniştemle, ablamı bağırta bağırta beceren eniştemle evde baş başa kalacaktım.
Bana ne olduğunu ben bile anlayamıyordum, neredeyse takside enişteme yapışıp, kucağına oturmak için can atıyordum. Eve varana kadar zor tuttum kendimi. Evde eniştem,
“Baldızım ben üstümü değişeyim, sen de yemekleri hazırla.” dedi.
“Tamam enişteciğim, ben şimdi ne istersen hazırlarım.” dedim.
Çabucak mutfağa gidip ablamın pişirdiği yemekleri getirip masaya yerleştirdim. Ardından ben de odama gidip, eniştemin iştahını açacak şekilde giyindim.
Sütyen ve külot giymeden, kısa bir etek, üstüne de açık yakalı, göğüslerimi ortaya çıkartacak, vücudumu saran incecik bir bluz giydim.
Eniştemin yanına geldiğimde bana öyle bir baktı ki, kesin içinden “Vay orospu vay! Baldızım olmasaydın eğer, seni şimdi şuracıkta ne biçim becerirdim!” diye geçirmiştir. Tabi eniştemin delici bakışlarının etkisiyle bacaklarım titremeye başlamıştı bile…
Mutlaka bir bahaneyle fitili ateşlemeli, eniştemi kendime çekmek, olayı başlatmak için bir şeyler düşünmeliydim. Yemekte
“Enişte, ablamla aranızdaki sorun ne?” dedim. Eniştem önce çatalı bırakıp bana bakakaldı,
“Nerden çıkardın bunu? Ablanla aramızda sorun falan yok…” dedi. Fakat ben gece bağırışmalarını duyduğumu söyleyip ısrar edince, “Hiç sorma baldız…, Ama sana anlatamam.” dedi.
“Hadi enişte, ben senin baldızın değil miyim, bana anlatmayacaksın da kime anlatacaksın, hadi anlat nolur!” dedim.
“Kızım, ablanla sorunumuz cinsellikle ilgili, böyle şeyleri sana açık açık anlatmam doğru olmaz!” dedi. Ben şiddetle ısrara devam edince, “Ama anlatırsam bana kızmayacaksın.” dedi.
“Yok enişte kızar mıyım, çocuk değilim artık, koskoca kız oldum, bana her şeyi anlatabilirsin, merak etme…” dedim.
Eniştem önce durup beni süzdü, tedirgindi, sonra çekine çekine başladı anlatmaya. O anlatırken ben ona iyice yaklaştım.
“Evlendik evleneli, ablanı bir kere istediğim gibi şeyy… hadi söyleyeyim artık madem bu kadar ısrar ettin, günah benden gitti, söylüyorum işte… Ablanı bir kerecik arkasından sikemedim, hep yarım kaldı. Yarağım oldukça iri ve kalın, ama bu benim suçum değil ki, sadece başını alıyor içine, hemen tamam yeter çek diyor!” deyiverdi bir solukta.. Bana bakıyor, tepkimi bekliyordu. Ben birden,
“Eniştecim benim, üzülme sen, ablamın alamadığını ben alır, seni rahatlatırım!” deyiverdim.
Bunu nasıl dediğimi ben de anlamadım, ama demiştim bir kere. Eniştem duydukları karşısında bir an şok geçirdi, sonra gözleri ışıldadı. Hemen enişteme sarıldım ve dudaklarımı ağzına verdim. Eniştem harika emiyordu dudaklarımı. Ara sıra eniştemin sıcak nefesini içimde hissediyor, neredeyse aldığım zevkten bayılacak gibi oluyordum.
Eniştem bir eliyle saçlarımdan tuttuğu gibi, başımı geri çekerek boynumu ve kulaklarımı yalamaya başladı… Diğer elini göğüslerime indirdi, beş parmağıyla kavrayıp sıktığında zevkten başım döndü. Bir inleme döküldü dudaklarımdan… Harika bir histi bu…
Eniştem sonra üstümde ne varsa parçaladı attı. Ben de elimi pijamasının içine sokarak eniştemin taş gibi olmuş organını sıvazlamaya başladım. Dudaklarımı ağzına tekrar verdim. Öperek yavaş yavaş aşağılara inmeye başladı.
Memelerimi adeta bir bebek gibi emiyordu. Bir erkeğin memelerimi yalamasını, bunun verdiği zevkin nasıl bir şey olabileceğini hep hayal etmişimdir, tahminimden daha çok zevkli oluyormuş.
Bütün vücudumu santim santim yalayarak taa aşağıya, kadınlığıma indi. Kadınlığımın dudaklarını ağzına alıp, diliyle kadınlığımın yarığının tamamını yalıyor, sonra da bacaklarımı yalıyor, diliyle yalamadık yerimi bırakmıyordu.
Aldığım zevkten baygınlık geçiriyorum sandım. Eniştem beni bulutların üzerinde uçuruyordu. Heyecandan, zevkten sapır sapır titriyor, ürperiyordum.
Bir ara eniştem de üzerindeki pijamayı, çamaşırı aceleyle fırlatıp attı, çırılçıplak soyundu. Ablamı bağırtan erkekliği dimdik, bacaklarının arasında havaya kalkmış, beni işaret ediyordu. Bir an birbirimizi açlıkla süzdük. Sonra beni koltuğa oturtup bacaklarımı kaldırdı. Bacaklarım iki yana ayrılmış, kadınlığım kabak gibi açılmıştı.
Eniştem kadınlığımı biraz daha yaladıktan sonra, ben kendimi tutamamış, eniştemin ağzına boşalmıştım. Eniştem kadınlığımın sularını, yalaktan su içen köpekler gibi yalıyordu. Sonra bacaklarımı biraz daha yukarı kaldırıp, minik deliğimi yalamaya başladı.
“Ben senin güzel deliğine kurban olurum baldızz…” diyerek, dilini sokuyor, dilinin ucuyla okşuyordu arkamı. Eniştem biraz da parmakladıktan sonra, bacaklarımı indirdi ve
“Al, birazdan arkana girecek şeyi önce bir yala bakalım, güzel baldızım!” diyerek ağzıma verdi.
Eniştemin penisini bu kadar yakından görünce, büyüklüğünden korktum biraz, ama kararlıydım, vazgeçmeyecektim. Eniştemin penisini ağzıma alıp yalamaya başladım. Emiyordum iyice, iliğini kurutmak istercesine. Eniştem zorla kurtardı ağzımdan,
“Bu kadar yeter, dön bakalım arkanı baldız!” diyerek beni koltuğa domalttı.
Kalçalarımın yanaklarını elleriyle ayırarak, ağzını kadınlığıma dayadı. Sırılsıklam olmuş kadınlığımın sularını emerek ağzına aldı ve tükürüğü ile karışık arka deliğime bıraktı. Sonra
“Ölürüm bu göte, ölürüm!” diyerek, taş gibi olmuş, sertleşmiş organını minik deliğine dayadı ve zorlamaya başladı.
Penisinin başı arka deliğime girdiğinde, ben acıdan bağırmamak için koltuğun minderini ısırıyordum. Eniştem bir an durakladı ve
“Hah işte, ablan bu kadarını alınca dünyayı başıma yıkıyor, yeter çek diye bağırıyor, daha fazla sokturmuyor!” dedi. Eniştemi mutlu etmek istiyordum,
“Ben alırım enişte, sok hepsini, kökle!” diye inledim… Eniştem kalçalarımın yanaklarını biraz daha ayırarak, erkekliğini öyle bir geçirdi ki, acıdan
“Enişte yırttı…” diye bağırdım. Eniştem de
“Dayan baldızım, seni çok seviyorum!” diyerek, o kalın organının tamamını kanırta kanırta, taa torbalarına kadar arkama soktu.
Üstüme abanarak ensemi, omuzlarımı ve sırtımı öpmeye ve ısırmaya başladı. İki eliyle belimden tutarak, o koca organını içimde hafif hafif oynatmaya başladı. Acı bir yana, fakat insanın arka deliğinde kımıldayan bir erkeklik organının verdiği zevk hiç bir şeyde yoktur sanırım.
Eniştem acı vermemek için hareket etmeye korkuyordu, penisini yavaş yavaş oynatıyordu arkamda… Oysa acıya rağmen ben daha sert hareket etmesini istiyordum, başladım kalçalarımı ileri geri hareket ettirmeye.
Biraz öne çekilip, sonra kalçamı tekrar eniştemin kasıklarına vuruyordum. Eniştem de hareketlerini yavaş yavaş hızlandırmaya başladı. Hala acı duyuyordum, fakat aldığım zevk daha çoktu,
“Becer beni eniştem… Baldızını becer enişte! Kökle! Daha sert, daha hızlı becer beni enişte!” diye bağrıyordum.
Eniştem artık kendini kaybetmiş gibi girip çıkıyordu arkamda deli gibi gidip geliyordu. Ben ‘Ahhh Uhhhh’ diye inlerken, eniştem de ‘Ohhhh Ohhhh’ diye inliyordu.
Birden iyice hızlandı ve titremeye başladı, sonra da durakladı. O sırada arkamda, içime sıcak sıcak akan eniştemin döllerini hissedebiliyordum.
Eniştemin boşalması bir iki dakika kadar sürdü, penisini çıkarmadan üzerime yattı. Eniştemin aleti içimde küçülüp kendiliğinden çıkana kadar öyle kaldık bir süre.
Bu arada benim kalp atışlarım normale dönmüş, fakat hala burnumdan solumaya devam ediyordum. Eniştem mutluluktan beni çevirip, ağzımı, dudaklarımı, boynumu ve kulaklarımı öpüp yalarken, ben de eniştemin arzusunu yerine getirmenin ve ablamın alamadığı erkekliği almanın mutluluğuyla mest oluyordum.
O gün eniştem beni sabaha kadar uyutmadı, önümü okşaya okşaya arkamı becerdi.
Ablamın annemde kaldığı bu bir ay zarfında, enişteme her gün arkamdan verdim, mutlu ettim eniştemi.
Bu sürede eniştemin karısı gibi olmuştum. Eniştem ben bakireyim diye kadınlığımı ellemiyordu, ama minik deliğimi harika beceriyordu.
Bakalım ablam geldikten sonra ne yapacağız…
Vay genis amli orospu baldiz Vay 👃👃👃👃
Karımın Dükkan açılışı…
Bu sabah bir hafta süren regl döneminden sonra, karımın dükkanın açılışını yaptık. Özlemişim… Karımın kıllı amını yalamaya doyamadım. Ayrıntıları aşağıda… Eveet… Sabah banyoda traş olurken yatakta uyur bıraktığım karım arkamdan yanaştı. Sırtımı okşarken, - “İşin bitince yatağa gel..” buyurdu. Can baş üstüne karıcım… Yanıt vermeye bile gerek yok böyle bir talebe… Parmak uçlarını omuzlarımdan aşağıya, belime kaydırıp çapkın, bekleyen bakışlarla gitti.
Alelacele işimi bitirip yüzüme soğuk suyu çırptım, traş losyonu sürdüm. Üstümdekileri sıyırıp, adem baba kılığında, başına geleceklerin haberini alıp kafasını kaldırmış sikimin gösterdiği yönü takip ederek yatak odasına yöneldim. Henüz uykusu açılmamış karımın… Üstünde yatarken giydiği ip askılı kısa gecelikle, eteğinin örtemediği siyah külodu var sadece… Üstündeki siyah giysiler beyaz kaymak vücuduyla kontrast oluşturmuş, iç açıcı görünüyor.
Laptopu alıp yatağın başucuna yerleştirdim her zamanki gibi… Bir porno video sitesinden uzun süreli rastgele bir videoyu büyütüp karımın arkasına uzanıverdim çırılçıplak… İki okkalı latin güzeli, aralarına almışlar bir baba zenciyi, başladılar oynaşmaya… Bir süre maçın başlamasını bekledik. O arada benim elim karımın sırtında geziniyor tüy gibi mutad olduğu üzere…
Omuzları, askılı ince gecelik üzerinden sırtı, eteğini yukarıya sıyırıp kalçaları, beli, kenarları yuvarlanıp string şekline sokulmuş siyah külodun ağı yana çekilip nemlenmeye başlamış amı, velhasıl her tarafı okşanıyor tarafımdan… Ekrandaki azgın karılar zavallı zenciyi kıstırmışlar aralarında, adamcağızın pantolon çoktan yerde, külot da giymiyor, donsuz geziyor sanırsam bu herifler, malafat mızrak gibi meydana çıkıvermiş…
İbnenin siki bileğim kadar var… Ulan bu kadar kalın yarrak mı olur? Sahte mi, film hilesi mi diyeceğim, diyemiyorum, canlı canlı ilk defa sik görmüş yeni gelin gibi gözleri dört açılmış, elleyip yoğuruyor, maşallah çekiyor kızlar… Cem Yılmaz’ın ”zenci hikayeleri doğal olarak uzun oluyor” dediği gibi, hatırı sayılır da bir uzunluğu var malın… Benim 18’lik ufaklık taş gibi oldu ama, zencinin koca yarrağı ayağa kalkmış görünce tırsmış küçük Emrah pozlarında, karımın arkasında, kalçalarının arasında, arka deliğinde falan dolanıp duruyor zavallı…
Kızlar zencinin koca sikini üleşmişler… Her biri bir bölgesini elleriyle, dilleriyle tapulayup mühürleyüp zaptetmişler, herifin alttan sallanan koç yumurtası gibi tersanelerine girmişler, hala boşta kalan el değmedik alanlar bile var. Zencinin yumruk gibi olmuş sikinin kafasını yalayıp ağzına almakla uğraşan garip, ağzını tef gibi açmaktan yorulup kramp girmeye başlayınca, kendi bölgesini arkadaşına devredip kalktı, amını zencinin ağzına dayadı.
Adam yalaktan su içen kangal köpeği gibi koca dilini çıkarıp kızcağızın amı yalamaya, zevkten bağırtmaya başladı. Bunu görüp kıskanınca, bencileyin de aşağı kayıp başımı karımın bacak arasına soktum arkadan… Bacakları aralayıp yalamaya başladım. Ekrandaki yalama sahnesiyle beraber senkronize olarak aynı anda yalanmaya başlanan karımdan inlemeler gelmeye başladı anında… Kılları uzamış am dudaklarını aralayıp klitorise uzanmaya çalışıyorum dilimle…
Dilimi olabildiğince uzatıyorum bunu başarmak için… Arada dilimi aşağı indirip dudakları yalıyorum, kaçırıp arka deliğini dilliyorum. Kıvranıyor karıcım… Bir santimden fazla uzamış kıllarını dudaklarımın arasına kıstırıp çekiştiriyorum. Bacaklarını kasıp amını kaçırmaya çalışıyor, - “Yapma öyle…” diye inliyor. Sonunda yoruluyorum. Sertçe çevirip sırtüstü yatırıyorum yatakta… Üstünde kalan ne varsa çıkarıp atıyorum. Amı sulanmış, ıslak kıllar pırıl pırıl parlıyor. Bacaklarını aralayıp tekrar dalıyorum amcığına…
Kıvranıyor karım… Başı yana dönmüş, ekrandakileri izlemeye çalışıyor. Zenci koca sikini kızlardan birine çoktan gömmüş, pompalamaya başlamış bile… Bilgisayarın sesi iyice kısık olmasına rağmen kızın çığlıkları hala duyuluyor. Nasıl bağırmasın zavallı, kol gibi yarrak kızın amını germiş iyice, simsiyah yılan gibi girip çıkıyor ıslak ıslak… Eh, bu durumda bizim de geride kalmamamız lazım. Hemen kalkıp bacaklarını aralıyorum karımın… Yalanmaktan dışı, sulanmaktan içi pırıl pırıl parlayan amcığa gömüyorum ufaklığı… Gidip gelmeye başlıyorum.
Ellerimin üstünde, yorulunca dirseklerimin üstünde, duraklayıp bütün ağırlığımla karımın üstünde dinlene dinlene sikiyorum karıcığımı… Yavaş, hızlı, dipleme, sığ suda gidip gelme, sağ-sol çalkalama, üstüne çıkıp kanırtma, misyoner pozisyonunda olabilecek her türlü varvasyonu deniyorum.
Karımın zevk inlemeleri arttıkça artıyor. Ben de zevk alıyorum almasına baştan beri ama, daha taşaklardan yolculuk başlamamış, gelmeme biraz daha var. Dinlenip durayım, karımı beklemeye alayım diyorum, kalçalarımı avuçlayıp engel oluyor. Nefes nefese, dişlerinin arasından tıslıyor, “Devam et… Durma… Gidip gel… İstediğin gibi sok çıkar… Pompala…” Ahh… Olamaz… Gelmek üzere, ha boşaldı ha boşalacak orospu… Zevkin zirvesinde… Amcığı kasılıyor… Bunca yıllık sikicisiyim, biliyorum… Her an gelebilir… Kendimi yana atıyorum… Nefes nefeseyim ben de… Kızıyor bana… - “Niye bıraktın? Devam etsene… Gelmek üzereydim…” diye çıkışıyor göğsüme vurarak… - “Yoruldum aşkım…” diyorum. “Hadi sen sik beni… Madem o kadar istiyorsun, sen beni sik…” Çıkıveriyor üstüme… Sikimin üstüne hart diye oturuyor… Islak amında sonuna kadar giriyor, içinde kayboluyor sikim… Oturup kalkmaya başlıyor sonra… Uzun uzun… Hızlı, kısa kısa… Ellerimle avuçladığım kalçalarını çeviriyor şanzımanlı arçelik gibi, klitorisini kıllarıma sürte sürte sikiyor beni… Oohhh… Harikaaa… - “Gelmek üzereyim…” diyor.. “Sen ne alemdesin? Benimle beraber gelecek misin?” - “Devam et… Sen bana bakma… Sikmeye devam et…” diyorum. Dememe kalmıyor bile… Hırlamaya, amcığıyla kasıklarımı dövmeye başlıyor karım… Aldığı zevkten, şehvetten dişleri sıkılmış, dişlerinin arasından inliyor, - “Oooohhhh…. Çok güzelll…. Geliyorummm… Geliyorumm… Harikaa…. Ooohhhh….” diye diye pompalıyor sikimi…
En sonunda dibine kadar sikimi alıp üstüme yığılıyor, hareketsiz kalıyor… Başı göğsümde, saçları yayılmış, ter içindeyiz. Neden sonra kasılmaları bittiğinde benim boşalmadığımın ayırdına varıyor, - “Gelmedin yine di mi?” diyor sitemli sitemli… - ”Evet” diyorum. “Maalesef… Hadi iki dil at, ben de boşalayım. Ucunda zaten…” Üstümden kalkıyor, boşalmamış dimdik duran sikim amının sıcaklığından çıkıyor, ıslak ıslak parlıyor. Amcığından akan zevk suları sırılsıklam yapmış her yerimi, taşaklarımdan yatağa bile sızmış. Banyoya gidip krem, kağıt havlu falan getiriyor. Prezervatifi sikimden çıkarıp okşamaya başlıyor. Başını eğiyor, dilinin ucunu yarağımın kafasında, gövdesinde gezdiriyor. Saçları kasıklarımı okşuyor başını hareket ettirdikçe… Harika… Gözlerimi kapıyorum. Elimi uzatıp çırılçıplak karımın memelerini okşuyorum, bacaklarının arasına uzanıp ıslak bacak arasına parmaklarımı sokuyorum, ıslanmış kıllarını, dudakları okşuyorum. Parmaklarımın biri, az sonra ikisini içeri kaydırıyorum. Hala ıslak içi… Okşuyorum ıslaklığını… Bu arada karım krem tüpünden sikime sıkıyor bir parça, eliyle yayıp kremliyor, okşamaya başlıyor. Bir eliyle sikimi okşarken diğeri taşaklarımda geziniyor. Dudaklarını da değdirince benim işim bitiyor, anında gelmeye başlıyorum. Karımın açılış merasiminden canlı yayın izlediniz. Teşekkürler…
Wahnsinnig 👃

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
Çoraplar
Eşimden boşanalı iki sene oluyordu. 38 yaşında, oğluyla oturan yalnız bir kadındım. Emir, yaşamın bana sunduğu tek armağandı sanki.. Onsuz düşünemiyor , konuşamıyor, hiç bir şey yapamıyordum. Onu herşeyden herkesten çok seviyordum.
O sıralarda lisede resim öğretmeniydim. İşimi seviyordum, hemen hemen oğlum yaşında çocuklarla haşir neşir olmak, oğlumu tanımama da yardımcı oluyordu. Bununla beraber 16 yaşında bir çocuğun dünyasında nasıl fırtınalar koptuğunu hala tam olarak bilmiyordum.
Ergenlik heyecanlarını onlarla paylaşmaya çalışıyordum mümkün olduğunca… Aramızda fazla bir mesafe olmamasına gayret ediyordum. Zaten geri kalan despot öğretmenler sayesinde çocuklar kendilerini yeteri kadar tutsak hissediyorlardı. Bari resim derslerinde dilediklerince özgür olsunlar…
Ergenlikte anne – oğul ilşkisiyle ilgili kitaplar raflarımdan dolup taşıyordu. Anneyle oğlu arasında çok garip, her seferinde farklı yaşanan, aşkla, masumiyetle, saflıkla ve tutkuyla örülü kopmaz bir bağ vardı…
Çocuk, ergenlik çağında kendi bedenini ve dürtülerini tanıyordu. Karşı cinsle ilgili tanımlamalarını da ilk olarak annesiyle yapıyordu… Ve çoğu zaman ona karşı gizliden gizliye bir aşk, bir tutku besliyordu. Hele internette okuduğum ensest hikayelerle bu konuyu sık düşünür oldum.
Acaba Emir de bana karşı böyle hisler besliyor olabilir miydi? Hem de öyle bir takıldı ki bir türlü aklımdan çıkaramıyordum. Bu düşünce bana pek çok şeyi birden yaşattı. Onun o masum bakışlarını düşündüm ve birden aklıma uzun zaman geçirdiği banyoda mastürbasyon yaptığı düştü. Mastürbasyon yapıyordu muhakkak ki ama kim bilir neler düşünüyordu.
Beni düşünüyor muydu acaba? Hadi canım neremi görmüştü ki düşünsün?.. Yok canım… Beraber banyoya girip her bir yerlerini yıkayan bendim, beni defalarca çırılçıplak gördüğünde şimdi hiç bir şey hatırlamayacak kadar küçüktü…
Acaba her yerimi hatırlıyor olabilir miydi? Her yerimi… Bunları düşünürken yatakta sırtüstü döndüm, geceliğimin önünü çözüp göğüslerimi avuçlarıma aldım.
Memelerim gençliğimden beri kocamandılar. Boyum 1.74`tü ve 68 kiloydum. Aynanın karşısnda durmuş göğüslerime bakıyordum. Geceliği olduğu gibi çıkarttım.. Yan döndüm. Popomu elimle destekleyip kaldırdım. Acaba Emir benimle ilgili neler düşünüyordu?
Bunu kesin olarak öğrenmeye karar verdim, ama önce küçük öğrencilerim üzerinde bir deneme yapmam gerekiyordu. Geceliğimi giydim, yatağa uzandım. Sanırım monoton hayatıma kendi kendime renk katmaya başlamıştım…
Ertesi sabah yataktan sanki daha dinlenmiş, daha dinç, daha mutlu kalktım. Emir`in servisi çok erken geliyordu, o yüzden hemen odasına gidip onu öperek uyandırdım. Gözlerini ovuşturdu
“Anne çok garip bir rüya gördüm” dedi. Yatağın kenarına oturdum
“Çabuk cabuk anlat yoksa servisi kaçırırsın” dedim.
Hızlıca ve heyecanla anlatmaya koyuldu. – Çok yüksek bir binanın tepesindeydik senle ben… Sen bir sandalyede oturuyordun ben de yıldızlara bakıyordum. Sonra bana – çorabımı giydirir misin?- diye sordun. Elinde o okula giderken giydiklerinden ince siyah bir çorap vardı. Ben de ayaklarını tutup ayağına giydirmeye başladım.”
Bir süre hiç bir şey söyleyemedim. O ise gözlerini kocaman açmış benden bir yorum beklercesine masum masum bakıyordu..
”Bu kadar mı?” diyebildim.
“Evet” dedi.
“Hadi o zaman çabuk fırla! Annenin seni ne kadar çok sevdiğini anlatan bir rüya görmüşsün ama eğer servisi kaçırırsan annenin ne kadar kızabileceğini de görürsün hem de gerçekten!”..
Poposuna bir şaplak indirdim. Kıkırdayarak banyoya koştu. Emir gittikten sonra yatak odama yöneldim. Yapılacak işlerim vardı…Okul eve yakın olduğundan dersten 15 dakika önce çıksam yetişiyordum. Eve de Emir`den çok önce geliyordum. O yüzden bol bol zamanım vardı.
Bir an gördüğü rüya aklıma düştü. Acaba ayaklardan ve bacaklardan mı hoşlanıyordu Emir? Acaba benim çoraplı ayaklarıma çaktırmadan bakıyor muydu? Acaba onları öpmek mi istiyordu? Heyecan ve utanç duyguları bedenimde çarpışıyordu.
Çorap çekmecesinden koyu siyah-kahverengi 40 numara külotlu çorabımı çıkardım. Onu elimle genişlettim. Yatağa serdim. Buruşma yapmasın diye bacaklarıma krem sürdüm. Külodumu çıkardım. Çorabı özenle giydim ve ayak bileklerimden belime kadar elimle iterek gerdirdim.
Dolabımı açtım. İşte orada asılı duruyordu: Senelerdir giymediğim derin yırtmaçlı bordo daracık mini eteğim.
Aceleyle içine girdim. Fermuarı biraz zorlandı. Şişmanlamıştım biraz… Ama aynanın karşısına geçtiğimde bunun o kadar da vahim bir durum olmadığını heyecanla gördüm. Etek vücut hatlarımı zorluyor, belimi, popomu, bacakları olduğu gibi gözler önüne seriyordu, hele popomun her bir kıvrımı gözüküyordu.
Omuzları açık bej renkli straplez bluzumu içime sutyen giymeye gerek duymadan üstüme geçirdim. Göğüslerim dışarı fırlamıştı sanki, koca göğüs uçlarımın çıkıntısı belli oluyor, biraz dikkatli bakıldığında koyulukları da görülüyordu..
On santim topuklu parlak gül kırmızısı terliklerimi ayağıma geçirdim… Aynanın karşısına geçip dikkatle baktım. O güne kadar okula dizimin hizasını geçmeyen eteklerle, kalın gömlekler ve bilumum gayet kapalı elbiselerle gitmiştim… Ve şimdi tam anlamıyla bir kaltak gibi gözüküyordum..
Üstüme uzun lacivert pardösümü aldım önünü kapadım ve okulun yolunu tuttum.
Hademeye günaydın dedim. Umursamaz gözlerle başını salladı. Planım tıkır tıkır işliyordu. Pardösünün altında neler olduğunu bilse bu yaşlı hademe hemen oracıkta kalpten gidebilirdi ama hiç bir şey anlamadı.
Sınıfa girdim. ayağa kalkan öğrencilere oturun der gibi başımı salladım. en öndeki sıranın önünde durdum
“Günaydın çocuklar bugün dersimizde çok zevkli bir konu işleyeceğiz” dedim. sınıftan neşeli bir uğultu yükseldi. Pardösünün kuşağını usulca çözdüm, önü kendiliğinden iki yana açıldı.
“Kadın vücudu çizeceğiz” dedim. Ön sıradaki bir öğrencinin gözleri pardösünün içinde fırlamış göğüslerime takılmıştı. Bütün öğrencilerime tek tek baktım. kız mevcudu olmayan 26 kişilik bir sınıftı..
”Bu gün size ben modellik yapacağım”
Pardösüyü çıkardım. Sandalyeyi sınıfın ortasına getirdim ve bacak bacak üstüne atıp oturdum. Bluzumun iki düğmesini daha açtım, sütyensiz diri göğüslerimin üst kısmının açılmasını, iyice meydana çıkmasını sağladım.
Hepsi de müthiş heyecanlanmıştı ve ben de bu heyecanı onlarla paylaşıyordum. Tenim ateş gibi olmuştu ama oyunumu da sonuna kadar oynayacaktım.
”Evet çocuklar” dedim “Hepiniz herhalde az da olsa kadın vücudunun neye benzediğini biliyorsunuz”
Kafalarını hayır anlamında iki yana salladılar. Hemen hepsi ben bakışlarımı başka yöne çevirdiğimde vücuduma dikkatle bakıyor sonra onlara döndüğümde bakışlarını kaçırıyorlardı. Utanmışlar ve acayip heyecanlanmışlardı. Ben de aynı durumdaydım ve bu gün içlerinde kopan fırtınalara ortak olmaya kararlıydım.
”Ayağa kalkıp yanıma gelin bakayım” dedim. Hepsi bir anda zil sesini duymuşçasına fırladılar. Etrafımda ergen erkeklerden ufak bir ordu vardı. Arkada kalanlar parmaklarının üstüne basıyor, birbirlerini ite kaka bana bakmaya çalışıyorlardı.
“Şşşşt itişmeyin. Bu gün herkes istediği kadar bakacak” dedim.
“Şimdi modeliniz olarak beni iyice yakından incelemenizi istiyorum. Bazı kıvrımları anlamanız için dikkatle bakın. Sonra altlıklarınızı ve kağıtlarınızı alıp çizmeye başlayacaksınız. Blok ders yapacağız teneffüs yok.”
Bunları söylerken bacağımı bacağımın üstünden indirip eteğimi popoma kadar sıyırdım. Bazıları kafalarını bir hayli yakınıma uzatmışlardı. İçlerinden bazılarının pantolonunun önünde kocaman şişkinlik fark ettim.
Bir süre o azgın ergen bakışlarının vücudumun her kıvrımında, bacaklarımın kuytularında dolaşmalarına izin verdim. Daha sonra hepsini yerlerine oturttum. Kağıtlarını altlıklarına kıstırdılar. Ben de öndeki sıranın üstüne sandalye koydum.
“Çocuklar yardım edin de şunun üstüne çıkayım” dedim.
Üçü yarışırcasına öne atıldı. Biri elimi tuttu. Diğer ikisi de yaptığım şeyden cesaret almış olmalılar ki bacaklarımdan kavradılar. Hepsi de alttan açılmış olan eteğimden bacaklarımı ve popomu dikizliyorlardı. Hemen hepsinin önü kocaman olmuştu.
Terlikleri ayağımdan çıkardım. Bacaklarımı olabildiğince araladım. Parlak çoraplı bacaklarıma baktıklarını gördükçe ateş gibi oluyordum, heyecanlanıyordum.
“Bacaklara, çizgilere dikkat edin” dedim. “Ve göğüsler. Göğüslerimi rahatça görebiliyor musunuz? Kıvrımları belli oluyor mu?”
Göğüslerimi altlarından tutup kaldırdım. Tam o anda hafif hafif bir tenin tene vurma sesi geldi. pıt pıt pıt! Ritmi bazen hızlanıyor bazen yavaşlıyordu. Küçük haylazlardan biri arka taraflarda mastürbasyon yapıyordu.
Allahım bu yaptığım delilikti. O anda sınıfa herhangi biri girecek olsa okuldan bile atılabilirdim. Biraz daha bedenime yapışan aç bakışlara izin verdim. En az onlar kadar heyecan duyuyordum. Sonra birden kafama bir yumruk yemiş gibi bacaklarımı topladım. terliklerimi giydim. Sandalyeden aşağı inip onu yerine koydum.
“Hocam daha bitirmedik” uğultuları yükseldi
“Bu günlük bu kadar yeter çocuklar haftaya başka bir konuyla devam ederiz” dedim.
Çizdiklerini kontrol ettim. Hiç birininkinden bir şey anlaşılmıyordu. Eğer doğru düzgün çizilmiş bir desen olsaydı hemen toplayacaktım. Pardesümü giydim ve sanat tarihi kitabından konu anlattırarak abuk subuk bir ders işledim. Zil çalınca da yine hızlı adımlarla evin yolunu tuttum.
Straplez buluzumu ve eteğimi çıkarmadım eve girince… Çorap ve terlikleri de… Hemen yemek yapmaya koyuldum. Oğlum eve geldiğinde her şey hazır olmalıydı. Birkaç saat sonra anahtar sesi geldi.
“Meraba anne ben geldim” diye mutfağa daldı.
“Merhaba bitanem nasılsın?” dedim.
Ama ondan ses gelmedi. Kafamı çevirdim. Topuklu ayakkabılarıma ve ayaklarıma bakıyordu. Her zamanki giysilerim yerine sınıftaki oğlanlara sergilediğim halimi görünce şaşırmıştı biraz…
“Anne çorabın kaçmış” dedi neden sonra…
Ayağımı havaya kaldırdım. Çorap topuktan bileğe kadar kaçmıştı. Bu her zaman olabilirdi evet ama normal olmayan Emir`in bakışlarıydı. Gözleri açıktı ve sanki kalbi burnunda atıyordu. Hızlı hızlı soluyordu. Tanrım oğlum ayaklarıma bayılıyordu. heyecandan ölecek gibi bir hali vardı.
Kafamı lavaboya çevirdim. Bir ayağımı terlikten çıkardım ve sözüm ona üstüyle diğer ayağımın topuğunu kaşımaya başladım. Oğluma çoraplı ayaklarımı olduğu gibi sergiliyordum…
Yemekten sonra sanki çok yorulmuş gibi kanepeye uzandım. Elbisemin eteğini dizlerimin üstüne, olabildiği kadar sıyırdım ve Emir`i çağırdım.
“Ayaklarımı biraz ovsana canımın içi, çok ağrıyorlar” dediğimde onun hakkındaki düşüncelerimde yanılmadığımı fark ettim.
Ne yapacağını bilemedi, heyecanını bastırayım derken iyice batıyordu, çok şirindi…
Sağ ayağımı hafif hafif yoğurmaya başladı. İki elinin avuçlarıyla ovuyordu ayağımı. Sonra sanırım yavaş yavaş cesareti arttı. Parmaklarımı tek tek okşuyor, onların bittiği yerleri, ayağımın ortasındaki boşluğu özenle ovuyordu. Topuğumu iki eline alıyor, parmaklarının ucuyla daireler çiziyordu sanki hep bu anı beklermiş gibiydi.
Harikaydı ve aman tanrım vajinam sulanıyordu, oğluma ayaklarımı ovduruyordum ve senelerdir hiç yaşamadığım şeyleri yaşıyordum.
Derinden derine bunun hayatımdaki dönüm noktalarından biri olduğunu hissediyordum… İki ayağımı da çılgınca ovmuştu ama hiç yorulmuşa benzemiyordu. Bıraksam saatlerce ayaklarıma masaj yapabilirdi, biliyordum bunu…
”Aslanım! bundan sonra her akşam annenin ayaklarını ovar mısın?” diye sordum.
Gözleri parladı. Ve sonra o ana kadar aklıma getirmemek için çok zorlandığımı şeylerin bir anda beynime hücum etmesine yol açan şeyi çekine çekine söyledi:
“Anne, ayakların çok güzel kokuyor…”
Bütün gün ayaktaydım. Ayaklarım gerçekten kokuyor olmalıydı, ve bu onun hoşuna gidiyordu. Müthiş heyecanlanmıştım.
“Çorap ve topuklu ayakkabı giymemden hoşlanıyor musun peki?” dedim,
“Evet anne ayaklarını çok seviyorum özellikle de çoraplı ayaklarını” deyiverdi.
“Peki o zaman canım..” dedim, ”Odamdaki çorap çekmecesini aç ve ordan en beğendiğin çorabı kap da gel, şu kaçmış çorabı değiştirelim”.
Hemen fırladı. O çıkar çıkmaz elimi ateş gibi yanan vajinama götürdüm, dudakları şişmiş ve kabarmıştı. Kadınlığımın içinden oluk oluk sıvı geliyordu. Emir`in ayak seslerini duyar duymaz toparlandım…
“Anne hangisini seçeceğimi bilemedim” dedi.
Bir elinde gül kırmızısı süper ince külotlu çorabım diğer elinde de siyah parlak ince gül desenli külotlu çorabım vardı.
“Önce hangisini giyeyim?” dedim, kırmızıyı uzattı…
Sandalyeye oturdum. Bacaklarımı yana doğru uzattım, popomu hafifçe kaldırıp çorabı aşağıya sıyırdım. İçimde külot olmadığından eteğimi siper ederek çorabı yavaş yavaş çıkarttım.
Oğlum dikkatle beni izliyordu.. Eğildim. Kırmızı çorabı sıvayıp önce bir ayağıma, sonra da diğerine geçirdim. İki bacağımın dizlerine kadar giydikten sonra ayağa kalkıp çorabı tamamen giydim.
Bunu yaparken kadınlığımı bir an için açıkta bırakmıştım, Emir`in bunu fark ettiğini hemen anladım. Kaçamak bakışları, nefesinin birden hızlanması beni müthiş heyecanlandırıyordu. Oğlum da olsa, tahrik ettiğim bir erkek tarafından dikizlenmek muhteşemdi…
Çorabın buruşukluklarını düzelttikten sonra ağır adımlarla oğlumun yanına geldim, etrafında döndüm. Elbisemin alt kısmını elimle dizlerimin üstüne doğru sıyırmıştım.
Yine bedenim ateş gibi yanıyordu, kendimi fahişe gibi hissediyordum ve canım yavrum oracıkta bana bakıyordu, eşofmanının kabaran önünü eliyle kapamaya çalışıyordu…
Duygularıma hakim olamıyordum artık..
Aniden arkamı dönüp kalçalarımı dışarıya doğru çıkarttım ve elbiseyi belime kadar sıyırdım.. Annesinin külotlu çoraplı poposu olduğu gibi Emir`in gözleri önündeydi…Başımı çevirip omuzumun üstünden oğluma baktım…
Eliyle önünü kapama gereği duymuyordu artık.. Ve penisi neredeyse eşofmanı yırtıp dışarı fırlayacaktı.. Sanırım oğlumun kocaman bir erkeklik organı vardı ve onun içime girdiği düşüncesi bütün bedenimi alev alev yakıyordu… Emreden bir sesle
”Eşofmanını ve külodunu çıkart!” dedim.
Dediklerimi tereddüt etmeden yaptı. penisi flop diye fırladı, yaklaşık 16cm boyunda kocaman mor bir başı olan kusursuz bir yaraktı…
Çorabın vajinamın üstüne denk gelen yerini tırnağımla yırrtım, ellerim yemek masasına dayadım, belimi büktüm, popomu dışarı çıkarıp parmaklarımın üstünde hafifçe yükselerek,
“Banyoda saatler boyu kaldığında böyle bir şey mi hayal ediyordun?” dedim.
”Şeyy… Evet anne…” diyebildi zavallım… Gözleri olabildiğince açılmış, her yerimi hafızasına kazımak ister gibi bakıyordu bana… Bir erkeğin sikmeyi çok istediği bir kadına baktığı gibi…
”Hadi Emir, işte hep hayal ettiğin şey yavrum. Gel yanıma…” deyiverdim…
Penisi oğlumun elindeydi. Yavaşça arkama doğru yaklaşıp vajinama bastırmaya başladı ama nasıl sokacağını bilemedi, bacakları titriyordu… Penisini elime alıp dosdoğru amıma soktum, kalçamı da ona doğru bastırıp oğlumun yarağını köküne kadar içime kaydırdım…
O anda yüksek sesle çığlık attığımı hatırlıyorum… Bu neredeyse üç senedir vajinama giren ilk şeydi ve o da oğlumun sert, sıcak yarağıydı. Oradan çıkmıştı ve tekrar oraya giriyordu…
”Ohhh Emir becer beni oğlum, ohh çok güzel sikiyorsun, damarlarını hissediyorum, dibine kadar bastır, becer anneni…” diye yalvarırken o başına kadar çıkıp ikinci kere soktu. Artık bu işin nasıl yapıldığını öğreniyordu..
Sonra seri kalça hareketleriyle beni sert bir şekilde sikmeye başladı. Orada, salonun ortasında, yemek masasına dayanmış kendimi öz oğluma siktiriyordum…
Birden daha da hızlandı, hareketlerinden anladım ki yavrucuğum boşalmak üzereydi… Amımın dudaklarını kastım ve içindeki yarağı sıktım.. Emir inleyerek içime boşaldı…
Yaptığım şeyden kesinlikle pişman değildim.. Bu muhteşem bir deneyim olmuştu…
Artık cinsel açlığımı gidermek için yabancı erkek aramama gerek kalmadı. Boşandığım babası gibi bir pisliğin kahrını çekmek zorunda değilim.
Kimsenin şüphelenmeyeceği bir hayatımız var. Gündüz, dışarıda anne oğul gibiyiz, geceleri ise yatağımda oğlumun orospusuyum.
Porno filmler izliyoruz beraber, o ne derse yapıyor, ne isterse giyiyorum. Ben ona seksi, kadınlığı öğretiyorum, o bana gençliğinin gücünü veriyor.
Einfach geil 👃👃
Komşumun Oğlu Tolga
Neden anlatıyorum bu hikayeyi? Tolga ile, alt kattaki kiracıların 20 yaşındaki genç oğluyla yaşadığım ilişkiye mazeret aramak için mi? Evet! Fakat gerçek bunlar, mazeret değil. Kocamla aramızda bu kadar yaş farkı olmasaydı, beni anlasaydı, gerçek anlamda sevseydi, beni yatakta doyursaydı, bunları, bu ilişkiyi yaşar mıydım? Sanmıyorum! Peki pişman mıyım? Kesinlikle hayır! Pişman değilim! Tolga, bu genç, yakışıklı, güçlü adam, bana hayatı, yaşamayı, seksi, doyumu, tatmin olmayı, orgazmı, sevgiyi, sevilmeyi, gülmeyi öğretti çünkü. Hiç de pişman değilim. Aksine çok mutluyum! Her şey bundan iki yıl önce başladı. Kocam iş için üç günlüğüne başka bir şehire giderken, binbir tembihle beni koca evde yalnız başıma bırakmıştı. Can sıkıntısından ölmek üzereydim. Her zaman gidip sohbet ettiğim alt kattaki kiracılarımız da köye gitmişlerdi…
Akşamın geç saatinde kapı çalındı. Çekinerek gözetleme deliğinden baktım, alt katta oturan ailenin genç oğlu Tolga kapının önünde duruyordu. Yakışıklı güleç yüzünü gördüğümde içim cız etti. Çok seviyordum onu. Hoş sohbeti, güleryüzü, candan tavırları etkiliyordu beni. Merakla kapıyı açtım. Tolga çekingen bir tavırla,
“İyi akşamlar Funda abla, rahatsız ettim, ama bizimkiler yoklar, bu saate kadar gelmediler. Nerede olduklarından haberin var mı acaba?” dedi. Ailesi sabahtan apar topar köye gitmişti, bir akrabaları vefat etmişti. Anlattım,
“Sana not bırakmışlardı, görmedin herhalde?” dedim.
“Görmedim Funda abla. Rahatsız ettim, iyi akşamlar…” dedi. Gitmesini istemiyordum, canım korkunç sıkılıyordu. Atıldım,
“Gel Tolga, ben de çay demlemiştim. Bir bardak çay iç, öyle git!” dedim.
“Yok Funda abla, rahatsız etmeyeyim, ben gideyim. Bilgisayarda işim vardı. Teşekkür ederim!” dedi, gitti. Kös kös ardından baka kaldım. Sonra kapıyı kapatıp içeriye salona, yalnızlığıma döndüm. Amaçsızca odalarda gezindim. Ruhum sıkılıyor, duvarlar üstüme üstüme geliyorlardı sanki.
Soyundum, kendimi yatağa attım. Her zaman yaptığım şeyi yapmaya, fantaziler kurarak kendimi okşamaya başladım. Gözlerim kapalı, bir elim külodumun içinde, diğer elim göğsümde, meme ucumu ovalarken hayaller kurdum… Bu akşam hayal kurmak da kolaydı. Fantazilerimin her zamanki kahramanı Tolga az önce kapımdaydı. Onun gitmediğini, içeriye girdiğini, öpüştüğümüzü, seviştiğimizi hayal ettim. Tolga bana sarılırken, ben de kollarımı sımsıkı kendime sardım. O hayalimde meme uçlarımı emerken, ben iki meme ucumu da dilimle ıslattığım parmaklarımın arasında sıkıştırıp ovaladım.
O hayalimde genç irisi gövdesiyle bacaklarımın arasına girip beni becerirken, benim iki elim de külodumun içine daldı, am dudaklarımı sıkıştırıp orta parmağımı içeriye saldım. Kendimi okşaya okşaya, amımı parmaklayarak kıvrandım soğuk yatağımın içinde. İnleye inleye boşaldım. Üzerimde bir tek ıslak külotla, çıplak vaziyette, soluk soluğa sırt üstü yatıp tavana bakarken (Hayat mı bu?) diye düşündüm. Ömrüm böyle mi geçecek benim? Kendimi okşaya okşaya. Yalnız. Kimsesiz. Yaşlı, anlayışsız, kıskanç, despot kocayla. Yine dört duvar üstüme kapanmaya başladı. Kendimi mezarın dibinde hissedip bunalıyordum. Nefes alamıyordum. Aklıma Tolga geldi sonra. O da alt katta benim gibi yalnızdı.
Çay. Öyle ya… Çay demlediğimi söylemiştim ona. İçeri gelmemişti. Ben gidip kapısını çalsam? Çayı ona götürsem? Seks falan aklımda değil, zaten az önce hayalimde onunla sevişip boşalmışım. İnsan gibi iki sohbet etsem? Yalnızlığımı gidersem? Sonunda dayanamadım. Kalktım, üzerime temiz bir külot, sütyen, dolaptan bir elbise geçiriverdim. Makyaj aynasında kendime biraz çeki düzen verdim aceleyle. Gardrobun boy aynasında kendime bir baktım. Güzel olmuştu.
Kocamın dışarıda giymeme izin vermediği, ev içinde kullandığım, eteği diz üstünde, yakası biraz dekolte elbiseyi seçmişim nedense. Mutfağa gittim telaşlı adımlarla, demliği ve bardakları bir tepsiye koyup, doğru aşağıya indim. Zile bastım. Tolga açtı. Çekine çekine,
“Çay demledim, ama evde hiç şeker kalmamış Tolga. Sizde vardır, beraber içelim diye geldim, tabii rahatsız etmezsem?” dedim. Üzerinde eşofmanlar vardı, beni içeriye davet etti,
“Gel abla, rahatsızlık ne demek? Ben üzerimi değişeyim sen çayı koyana kadar…” dedi.
“Gerek yok canım, akşam saati giyimin önemli değil, rahatsız olma!” dedim. İçeriye girdim.
Salonda sehpanın üzerine tepsiyi koyarak çayları hazırladım. Tolga da şekeri getirdi. Televizyonu açıp çayımızı içmeye, sohbet etmeye başladık. Söz dolandı, yalnızlığımıza geldi,
“Ahmet abi yok galiba evde?” dedi. Adını duymak bile keyfimi kaçırmaya yetmişti.
“Yok, o da iş için gitti, birkaç gün gelmeyecek…” dedim. Sonra dayanamayıp ekledim, “Zaten olsaydı da fark etmezdi, sürekli içkili oluyor, sızıp kalıyor. Ben de yalnız kalıyorum hep böyle…” dedim. Sözcükler ağzımdan çıkar çıkmaz kendime geldim, neler söylüyordum ben? Yanaklarım kızararak Tolga’ya baktım, anlayışlı sevecen bakışlarla bakıyordu bana… Başını iki yana sallayıp duruyordu, gözlerinde bana acıyan bir ifade vardı. Köşede duran bilgisayar dikkatimi çekmişti.
Konuyu değiştirmek, tehlikeli sulardan uzaklaşmak için bilgisayarı bahane ettim. Bir iki soru sordum, bilmediğim birkaç şeyi açıp gösterdi bana. Öyle hoşuma gidiyordu ki bilgiç bilgiç bana anlatmaları, saatlerce dinleyebilirdim onu… İnterneti açıp bir iki site gösterirken, yanlışlıkla daha önce açtığı porno sitesi beliriverdi ekranda. Çıplak kadınlar, erkekler, her şeyleri meydanda sikiş resimleri kaplayıvermişti ekranı. Telaşla yüzü kızararak kapatmaya çalıştı açılan resimleri.
“Şey, virüs girdi galiba abla…” diye kekeliyordu bir yandan…
Ben de utanıp başımı çevirdim. Evliydim ama en az Tolga kadar bilgisizdim bu konularda ve genç kız gibi utanmıştım en az onun kadar. Kalkıp gitsem mi diye düşündüm bir an, sonra vazgeçtim, Kukumav kuşu gibi tek başıma oturamazdım evde. Bilgisayarı kapatıp geniş kanepede sessizce, yan yana oturduk. Neden sonra sessizliği Tolga bozdu,
“Funda abla, özür dilerim. İnan bilerek yapmadım…” dedi.
Yüzüne baktım. Yakışıklı, güzel yüzüne. Mavi gözleri yalan söylemiyorum diyordu bana. Elimi uzatıp elinin üzerine koydum, teselli etmek isteyerek,
“Üzme kendini Tolga’cım. Gençsin, bekarsın. Normal böyle şeyler!” dedim. Sanki ben çok tecrübeliymişim, çok şey biliyormuşum gibi.
Bunu söylerken elinin sıcaklığı elimi yaktı adeta, hızla çektim elimi. Ne yapacağımı şaşırmıştım. O elektrikli hava bir türlü dağılmıyordu. Bir şeyler yapmalıydım. Kalktım, çayları tazeledim. Titreyen ellerimle Tolga’ya çay bardağını uzatırken, o da elini uzatınca elime çarptı, sıcak çay bardağı olduğu gibi kucağına devrildi. Canı yanarak ayağa fırladı. Eşofmanın önü çay olmuş, duman tütüyordu. Aceleyle banyoya koşturdu.
Ben de üzülmüştüm çocuğun canı yandı diye. İlk şaşkınlığımın ardından hemen arkasından seğirttim yardım amacıyla. Banyonun kapısını açıp içeriye daldım.
“Tolga, canın yandı mı, nasıl oldun?” diye sorarken, eşofmanın altını çıkardığını ve küvetin içinde duş hortumuyla kasıklarına su tuttuğunu gördüm… Ağzım açık, donup kalmış onu izliyordum. Kaslı bacaklarının arasında kalın ve uzun bir yarağı vardı. Tabi insan ister istemez, evde kocamın yıllardır içime sokup durduğu şeyle bu güzel yarak arasında karşılaştırma yapıyor. Ben de yaptım.
Kocamın minik, kara kuru sikini bunca senedir yarak niyetine içime almıştım. Ama şu anda karşımda pespembe, kocaman başıyla, damarlı gövdesiyle bakılası, öpülesi, içime sokulası bir yarak, beni kışkırtırcasına bana bakıyordu.
Tolga da donup kalmıştı. Yarağını gizlemeyi, örtmeyi akıl bile edememişti. Malı meydanda, elindeki ucundan su fışkıran duş hortumunu unutmuştu zavallım, sular yerlere akıyordu. Ne yapacağımı bilemedim ilk anda. Donup kaldım ben de. Ama sonra içimdeki kadınlık hormonları dürttü. Hipnotize olmuş gibi birkaç adım attım gözümü yarağından ayırmadan.
İkimiz de konuşmuyor, birbirimize bakıyorduk. Yanına yaklaştım. O da küvetten çıkıp bana geldi aynı şekilde. Aramızda bir karış mesafe vardı sadece. Gözlerimiz birbirine kenetlenmişti. Dudaklarım titriyordu. Gözlerimi, onun uzun kirpikli mavi gözlerinden, etli dudaklarından ayıramıyordum. Nefes alamıyordum. Dudaklarımı araladım soluk almak için. Tolga titrek bir sesle,
“Funda abla…” dedi… Gözleri dudaklarımdaydı. İstekle aralanan, arzuyla titreyen ıslak dudaklarımda. Eğildi, öptü dudaklarımdan. Bir anda birbirimize sarılıverdik, vahşice öpüşmeye başladık. Sımsıkı kucaklamıştı beni, altı çıplak vaziyette, sertleşmiş yarağı ince etekliğimin arasından kasıklarıma batıyordu.
Dakikalarca öpüştük. Dili dudaklarımı okşuyor, nefes almak için açılan ağzımdan içeriye sokup dilimle buluşuyor, beni delirtiyordu. Bana sarılmayı bıraktı. Dudaklarını ayırmadan eşofmanın üzerini çıkardı. Tekrar sarıldı. Ayakta, kollarında eriyordum adeta. Çırılçıplaktı. Kaslı vücuduna sımsıkı bastırıyor, ince kumaşlı elbisemin üzerinden yarağının sertliğini kasıklarımda duyumsuyordum. Dizlerim titremeye başladı. Ayakta duramıyordum. Anladı ne halde olduğumu, kollarıyla tüy gibi tutup kaldırdı beni, kucaklayıp içeriye, salona götürdü. Öpüşmeye devam ediyorduk. Üçlü koltuğun üzerine yavaşça bıraktı beni. Bırakırken de çıplak vücuduyla üzerime çıktı.
Elbisemin incecik kumaşından onun çıplak gövdesinin ağırlığını, yarağının sertliğini, yakan sıcaklığını hissediyordum. Bir kolunu boynumun altından geçirmiş, yastık yapıp, vahşice dudaklarımı emerken, diğer elini elbisemin eteğine götürdü… Bacaklarımı yavaş yavaş, okşaya okşaya eteğimin altında ilerlemeye başladı eli. Baldırlarımı, bacaklarımın içlerini, külodumun üzerinden amımı okşadı uzun uzun. İçimde volkan kaynıyordu sanki. Lavlar boşalıyordu, külodumun ıslandığını hissediyordum. Ateş gibi parmaklarını aradan sokup amımı avuçladığında, dudaklarının içinde zevkle inledim. Nefes alamıyordum,
“Ohhh! Tolga! Tolga…” diyebildim. “Funda abla çok güzelsin. Harikasın. Seninle sevişiyorum, hep hayallerimde olduğu gibi. İnanamıyorum buna!” deyip, aç dudakları her yerimde, dudaklarımda, yanaklarımda, kulak memelerimde, gerdanımda dolaşıyordu.
Bir yandan dudakları, bir yandan klitorisimi ve amımı okşayan parmakları bitiriyordu beni. Yağ gibi eriyordum kollarında…
Öpmeyi bıraktı. Doğruldu. Ne yapacak diye beklerken, elbisemin önündeki düğmeleri çözmeye başladı. Sabırsız parmakları titreyerek düğmeleri tek tek açtı. Elbisemin önü tamamen açılmış, dantel sütyenim ve külodum meydana çıkmıştı. Sütyenimi zorlayan memelerimi aç bakışlarla süzdü bir an.
Dayanamadım, kalkıp koltuğun üstünde diz çökerek elbisemin kollarını sıyırdım, çıkarıp kenara attım. Sütyen külot kalmıştım. Hızla atıldı, dudaklarıma yumulurken, ellerini arkama, sütyenin kopçasına götürdü. Sabırsızca, koparırcasına açtı sütyenimi, memelerimi meydana çıkardı. Sütyenin baskısından kurtulan memelerim, sertleşmiş uçlarıyla onu davet ediyordu sanki. Hayran bakışlarının altında mutlulukla kıvrandım. Kocamın pek ellemediği memelerim halen genç kız sertliğinde ve dikliğindeydiler.
Eğilip önce birini, sonra diğerini ucundan öptü. Ürperdim. Dudakları birinin ucunu kavrayıp emmeye başladığında kendimden geçtim adeta, başını tutup arkaya devrildim. Genç erkeğimi kendime çektim. Şimdi süt emen bir bebek gibi mememi emiyordu. Beynimde şimşekler çakıyordu sanki. Meme ucumdan tüm vücuduma bir zevk ürpertisi yayılıyor, kendimden geçiyordum. Bir bacağı benim üstümdeydi. Yarağı kalçalarıma değiyor, ben buradayım dercesine bedenime batıyordu.
Bir mememi bırakıp diğerine saldırıyor, emiyor, avuçluyor, parmaklarının arasında sıkarken vantuz gibi ağzının içine tamamını almaya çalışıyordu. Bense altında kıvranıp duruyordum deli gibi… Göğsümü emen dudaklar aşağıya indi. Karnımı, göbeğimi tavaf etti. Dudaklarının yanı sıra diliyle ıslak bir iz bırakıp aşağıya yöneldi. Hiç yaşamadığım şeylerdi hissettiklerim. Gözümün önünde yıldızlar uçuşuyordu.
Üzerimde kalan tek giysi olan külodumu okşarcasına sıyırdı bacaklarımdan. Ve dudaklarını ellenmemiş amımın üzerinde hissettim. Sıcacık. Islak. Amımı yeni temizlemiştim. Sanki onu bekler gibi pırıl pırıl, kaymak gibi yapmıştım. Ve şimdi Tolga kaymağımı yemekle meşguldü. Amımın dış dudaklarını aralayıp diliyle boydan boya gezindi amımda. Dilinin ucu bızırıma değdi, ben yerimden zıpladım. İnanılmaz bir zevk, bir şehvet dalgası sardı her yanımı. Bızırımı yaladı, emdi uzun uzun.
Sonra dilini aşağıya indirdi, parmaklarıyla amımın dış dudaklarını aralayıp içime soktu. Islak ve sıcak dilini olabildiğince içime gömdü. Hava almaksızın dudaklarını kapattı amıma. Amımı emerken dilini içeride oynata oynata içimi okşuyordu. Bu arada ıslak parmağıyla klitorisimi okşarken, diğer elinin bir parmağı arka deliğimi yoklamaya başladı. İşte o anda kendimi kaybettim. Böyle bir zevk yaşamamıştım ömrümde. Tüm vücudum kasılmaya, dalgalanmaya başladı. Halen sıcak dili amımdaydı. Parmaklarını kalçalarıma geçirmiş, kaçıp kurtulmamı engellemek istercesine sıkıyor, beni hareketsiz bırakmaya, dilinin verdiği zevki devam ettirmeye çalışıyordu.
Öyle bir orgazm yaşıyordum ki, kendimi ölmüş, bulutların üzerine çıkmış gibi hissediyordum adeta. Kalçalarım yatağı dövmeye başlarken, amımı emmeyi bıraktı, yukarıya çıktı. Elleri memelerimi sıkarken, dudaklarını benim nefes almaya çalışan açık dudaklarıma kapattı. Ölüyordum zevkten. Durmaksızın inliyor, kısık çığlıklar atıyordum,
“Oohhhh Tolga! Dayanamıyorum Tolga! Ölüyorummm! Ne yaptın bana sen? Nasıl zevk bu? Erkeğimm! Aşkımm! Ooohhhh!” diye. Neden sonra sarsıntılar hafifledi, azaldı, sona erdi. Kendimi halsiz, yorgun bir halde Tolga’nın kollarına bıraktım. Hiç böyle bir zevk yaşamamıştım ömrümde. Halen, su içinde kalmış ıslak amımı okşayan elinin üzerine elimi koydum minnetle. Gülümsedim. O da,
“Öyle güzelsin ki Funda abla!” dedi hayranlıkla.
“Teşekkür ederim! Hiç böyle bir zevk yaşamamıştım. Hayatımda bir erkekle yaşadığım ilk gerçek orgazmım bu benim!” dedim. Gözleri açıldı, bana baktı,
“Nasıl? İnanmıyorum sana, Ahmet abi hiç…?” dedi. “Ahmet abin hiç böyle yapmamıştı. Böyle sevmedi beni hiç. Ahmet abin her zaman içime girer, birkaç git gel yapar ve sonra kendi boşalır, beni düşünmeden uyur sızar kalır!” dedim.
Sonra elimi uzatıp yarı kalkmış durumdaki sikini okşadım ve utanarak ilave ettim, “Değil senin yaptığın gibi amımı yalamak emmek, adamakıllı sevişmedi bile!” dedim. Okşamalarım yarı kalkık sikini sertleştirmiş, dimdik olmuştu. Kıvrandı,
“Sen de yalamak ister misin Funda abla?” dedi çekingen bir tavırla. İstediğini yapmayacağımdan, tersleyeceğimden korkar gibiydi. Gülümsedim,
“Hiç yapmadım bunu Tolga. Ama madem sen beni bu kadar mutlu ettin, sana bunu borçluyum aşkım! Ne istersen yaparım senin için!” dedim.
Doğrulup dudaklarından öpmeye başladım, gezine gezine boynuna, göğsüne, sert karnına kadar indim. Kasıklarına başımı eğdim, güzel sikini elimle tutup hayran hayran baktım.
“İlk defa yapıyorum bunu! Beceremezsem sen yönlendir beni!” diyerek, dilimi çıkarıp ucuyla boydan boya yaladım sikini… İyice sertleşmiş, damarları parmak gibi kabarmıştı ellerimin arasında. Dilimin ucunu kabarmış kan damarlarında, yumruk gibi başında, şapkasının kenarlarında gezdiriyordum ıslak ıslak. Eğildim, aşağıya indim, taşaklarını dudaklarımın arasına alıp emer gibi yaptım. Kıvranıyordu ben bunları yaptıkça, inliyordu.
Yukarıya çıktım. Ağzımı kocaman açıp sikinin iri başını ağzımın içine almaya çalıştım. Dişlerim canını yaktı sanırım, inledi. Ona kısık sesle,
“Özür dilerim aşkım, ilk defa bir erkeğin sikini ağzıma alıyorum. Kusura bakma.” dedim.
“Önemli değil Funda abla. Ben de şimdiye kadar birkaç orospuyla, parayla seviştim sadece. Hiçbir kadın da bunu yapmamıştı bana. Sikimi ağzına alıp emen olmadı şimdiye kadar. Devam et sen!” derken parmakları saçlarımın arasında dolaşıyordu. Bu beni daha da ateşledi. Dudaklarımı daha da açıp ağzıma aldım sikinin başını. Şapır şupur bebek emziği gibi emmeye, dilimle içimde yalamaya başladım. Tolga da başımdan tutup kendine bastırıyordu. Böylece koca siki ağzımın içinde kaybolmaya, yavaş yavaş ağzımın derinliklerine kadar girmeye başladı.
Gözleriyle beni izliyordu. Ben de onun zevkten kısılmış gözlerinden gözlerimi ayırmadan işimi yapıyor, onun yönlendirmesiyle sikini sonuna kadar ağzımın içinde kaybetmeye, onu zevkten eritmeye çabalıyordum. Belki bir on dakika böyle emdikten sonra kasılmaya başlamıştı ki, birden kalktı yerinden, beni sırtüstü yatırıp üzerime çıktı, sikini tekrar ağzıma soktu. Başım iki dizinin arasındaydı. Saçlarımdan tutup sonuna kadar kendine çekti. Dudaklarım kasıklarına değdi.
Nefessiz kalmıştım. Başımı sallayıp kurtulmaya çalıştım. Sikinin kafası bademciklerime değiyordu, boğazımdan içeriye girmişti sanki. Saçımdan tuttuğu parmaklarıyla başımı geriye çekti, nefes almamı sağladı, sonra tekrar gömdü. Kalçalarını ileri geri oynatıyor, ağzımı siker gibi gidip geliyordu.
“Ohhh Funda ablaaa! Harika emiyorsun! Delirtiyorsun beni! Aaahhhh! Harikaaa!” diye feryat ediyordu bir yandan da. Benimse cevap verecek halim yoktu. Ağzımın içinde kocaman bir yarakla nefes alamadan ağzımdan sikiliyordum. Tam boğulacak gibi olduğum anda sikini ağzımdan çıkarıyor, bir parça nefes almamı sağlıyor, sonra tekrar sikini ağzıma gömüyordu.
Kendimi kurtarmak için ellerimi kalçalarına sarmış, tırnaklarımı kabalarına geçiriyordum. Ama tırnaklarımın acısı bile engel olmuyordu erkeğime ve beni ağzımdan sikmeye devam ediyordu… Sonunda kasılmaya, döllerini ağzımın içine püskürtmeye başladı. Kaçmak istedim, bırakmadı. Döllerinin son zerresine kadar ağzıma, boğazımdan içeriye boşalttı titreye titreye. Baskıyı hafifletmişti.
Ben de olan oldu diyerek tadı pek hoşuma gitmese de yarağını emdim, son damlasına kadar döllerini boşalttım. Ağzıma boşalmaktan mest olmuştu. Koltuğun üzerine devrildik ikimiz de.
Nefes nefese kalmıştık. Kenarda duran elbisemi alıp ağzımın kenarından taşan dölleri temizledim bir güzel. Çırılçıplak uzandık öylece. Elini uzatıp elimi tuttu,
“Hiç böyle bir an yaşamamıştım!” dedi. Elini sıktım minnetle,
“Ben de aşkım. Ben de!” dedim. Kesik kesik konuşmaya başladık kendimize geldiğimizde.
“Tolga, lütfen bundan kimseye bahsetme olur mu? Yalvarırım sana! Eğer bahsetmezsen erkeğim olursun, her zaman yaşarız bu zevkleri! Kocamla bunca senedir yaşadığım seks değilmiş meğer, beni sen doyurursun bundan sonra! Ben de seni doyururum!” dedim. Eğilip öptü beni,
“Deli misin Funda abla? Bu zevki yaşamak için ne istersen yaparım. Başkasına anlatır mıyım hiç?” dedi. Sımsıkı sarıldım ona,
“Keşke daha önce yaşasaydık bu zevkleri! Nelerden mahrum kalmışım meğer! Becerikli erkeğim! Tatmadığım zevkleri tattıran erkeğim! Bundan sonra kocam sensin! Erkeğim benim!” dedim. Yine sertleşmişti siki, bacaklarıma değiyordu taş gibi. Dudaklarımdan öptü,
“Ama daha sikmedim Funda abla! Amını yaladım sadece! Artık seni sikmek istiyorum! Döllerimi amına boşaltmak istiyorum! Hadi yukarıya, sizin eve çıkalım. Seni kocanın yatağında sikmek istiyorum!” dedi. “A-aa Tolga, konuşma böyle Sikli Amlı falan! Terbiyesiz!” dedim gülerek. Ama hoşuma gitmişti böyle konuşması. Elimi aradan uzatıp sertleşen sikini kavradım. Taş gibiydi.
“Hımmm, demek beni kocamın yatağında sikmek istiyorsun ha? Kocamın beni siktiği yatakta? Ahlaksız seni! Hadi o zaman yukarıya çıkalım, sik beni güzel güzel! Bu koca sikini sok amıma!” dedim.
İkimiz de heyecanlanmıştık. Ateşimiz tekrar yükselmişti. Kalktım, külot sütyenimi alıp giymek için davrandım. Elimi tuttu,
“Hayır, giyme Funda abla. Öyle gel, çırılçıplak!” dedi. Binada ikimizden başkası yoktu. Üçüncü kat boş duruyordu. Kıkırdadım,
“Delisin sen Tolga! Çılgınsın! Hadi o zaman, gidelim!” dedim.
Beni kolumdan tuttuğu gibi, elimizde giysilerimizle dışarıya çıktık. Daha merdivenlerden çıkarken oramı buramı ellemeye, öpmeye başlamıştı bile. Kahkahalarla gülüyor, çocuklar gibi oynaşıyorduk. İyice sertleşen siki bacaklarının arasında sallanıp duruyordu. Deli gibi tahrik oluyordum onun çılgın hareketlerinden. Bizim dairenin kapısına geldik. Heyecanla anahtarımı anahtar deliğine sokmaya çalışırken, Tolga arkamdan yaklaşıp yarağını bacak aramdan sokmuş, beni belimden tutup kendine çekiyordu. Kapıyı zar zor açtığımda hemen içeriye girmedi, sırtımı kapıya dayayıp üzerime abandı kaslı gövdesiyle. Öpmeye başladı.
Ellerimi yukarıda birleştirmiş vücudunu vücuduma bastırıyor, hareket etmeme, kurtulmama izin vermiyordu. Siki kasıklarıma dayanmış baskı yapıyordu. Hoş, zaten pek kaçmak istediğim de yoktu ya!
Uzun uzun öpüştük. Önümde onun kaslı bedeninin ateş gibi sıcaklığı, sırtımda çelik kapının soğuk serinliği. Deli oluyordum zevkten… Ve neden sonra kapıyı kapatıp içeriye girdik. Bu sefer hakimiyet bendeydi. Onu kolundan tutup yatak odamıza götürdüm. Yatak odam herzamanki gibi gayet düzenliydi. Oldukça geniş bir yatağımız vardı.
Etrafına bakınıp duran Tolga’ya sarılıp dudaklarına yapıştım. Karşılık verdi. Öpüşürken nefesimiz kesiliyordu. Bir eli saçlarımı çekerken, diğer eli sırtımda, kalçalarımda dolaşıyor, kendine sımsıkı bastırıyordu beni. Az önceki ihtiras yine tüm vücudumu sarmıştı. Alevler içinde yanıyordum. Dudaklarımı çekip inledim,
“Tolga, bu gece seninim! Bu gece kadınlığımı yaşat bana!” diye.
Beni öpe öpe yatağın kenarına kadar götürdü. Öpmeyi bırakmadan üzerime eğildi, beni yatağa uzattı boylu boyunca. Bunca senedir kocam yanımda horlarken ağladığım, kendimi tatmin ettiğim yatağımda, genç bir erkeğin altına yatmak üzereydim. Heyecandan, zevkten ölüyordum. Tolga’nın tüm bedenimde dolaşan dudakları elleri bitiriyordu beni.
“Hadi Tolga, içime gir artık! Dayanamıyorum, seni içimde istiyorum!” diye inledim.
Bacaklarımı araladı, dizlerinin üstünde yaklaştı. Sikini tutup başını ıslak amımın kapısında, dudakları üzerinde dolaştırdı. İnledim. Kalçalarımı oynatarak kıvrandım,
“Hadii, sok artık!” dedim. Kırmadı beni. Yavaşça yüklendi. Ama girmedi hemen. Tüm ıslaklığına karşı amımın girişi zorluk çıkarıyordu kocaman yarağına. Biraz daha ıslaklığımı okşadı, yarağının başını ıslattı sularımda. Sonra tekrar bastırdı.
Başı girmişti içime. Durdu. Bekledi. Tekrar ittirdi. Yavaş yavaş koca sikini gömüyordu amıma. İnanılmaz bir zevkti yaşadığım. Kendimi kaybediyordum zevkten.
“Aaahhh!” diye inledim.
“Beğendin mi Funda abla? Sikim zevk veriyor mu?” diye sordu.
“Deli misin? Zevk de laf mı Tolga? Çok güzelll! Kocamın pipisine alıştı amım, senin koca sikin kudurtuyor beni, zevkten ölmek üzereyim!” dedim. Bütün bedeniyle üstüme yüklendi. Siki dibine kadar amıma girdi bir anda. Boynuna sarılıp tüm vücudumla yapıştım ona. Bacaklarımı beline sardım. Bacaklarımın arasında koca bir et parçası vardı ve beni zevkten, şehvetten öldürüyordu bu kalınlık.
Kıpırdanmaya, amımın içinde gidip gelmeye başladı yavaş yavaş. Nefesim kesiliyordu zevkten. Boynuna dişlerimi geçirip tısladım,
“Ohhhh! Harikaaa! Mmmm! Çok güzel! Hadi hızlan aşkım! Sik beni!” diye.
“Hemen değil Funda abla… Seni yavaş yavaş sikecem! Kocanın yaptığı gibi sikimi sokup çıkarıp boşalmayacağım sana! Tadını çıkaracaksın yarağımın! Sikilmenin, seks yapmanın ne demek olduğunu öğreneceksin bu gece Funda abla!” dedi nefes nefese kulağıma. Biraz hızlanıyor, biraz yavaşlıyor, gelecek gibi olduğunda durup bekliyordu. Böyle yapınca da ben zevkten kuduruyor, deliriyordum. Yavaş yavaş kendini geriye çekiyor, sonra hızla, bir anda köküne kadar yarağını içime sokuyordu.
Sikinin başının ta diplerime değdiğini, koç başı gibi zorladığını hissediyordum. Amımın diplerinde hissettiğim sertliğinin okşamaları beni benden alıyor, kıvranıyor, kendimi sağa sola atıyordum.
Kalçalarımı çalkalayınca da daha kötü oluyor, koca siki amımın içinde her yerime değiyor, çıldırtıyordu. Amıma her vuruşunda zevkin yanında acıyla inliyordum. Kocamın hiç değmediği yerlerime değiyordu yarağı… Ve bir yarak içimdeyken hayatımın ilk orgazmını yaşadım, kendimden geçtim. Bacaklarımı sımsıkı kalçalarına sarmış, indirip kaldırıyor, kalçalarım yatağı dövüyor, haykırıyordum.
İnanılmazdı yaşadığım şey. Dakikalarca sürdü bu zevk. Kendimden geçtim bir süre. Neden sonra kendime geldiğimde Tolga halen içimde, bacaklarımın arasındaydı ve gidip geliyordu yavaş yavaş. Tekrar inlemeye başladım. O volkan tekrar kaynamaya, zirveye yükselmeye başladım. Tolga da sona yaklaşmak üzereydi… Tam bu esnada telefon çaldı. İkimiz de durup yatağın yanındaki telefona baktık. Hemen açmadım. Telefon birkaç defa çalana kadar soluğumun düzelmesini bekledim. Konuşabilecek hale gelince elimi uzattım, ahizeyi kaldırdım.
Telefonun diğer ucunda kocam vardı. Sorun var mı, her şey yolunda mı diye aramış. Bu arada Tolga da içimden çıkmamış, üzerime uzanmıştı. Bacaklarımın arasında genç bir erkek, yarağını amımın dibine kadar sokmuş vaziyette, uykudan uyanmış sesimle kocama cevap verdim,
“Aloo?” diye ve konuşmaya başladık. “Erkenden uykum geldi kocacım. Uyuyordum…” dedim. Ben kocamla konuşurken, Tolga içimde milim milim sikini oynatıyor, yavaş hareketlerle gidip geliyordu amımda. Ağzımı kapatıp zevk inlemelerime engel olmaya çalıştım kocama cevap verirken.
Garibim, benim başka bir erkeğin altında sikiştiğimden habersiz, beni soruyordu. Buysa daha çok tahrik ediyordu beni. Kocamla konuşurken beni sikmekte olan Tolga ile göz göze bakışıyorduk. Zevkten gözlerimiz kısılmıştı. Dudaklarımızda bir gülümseme. Kocam uzun uzun bir şeyler anlatırken telefonun ahizesini elimle kapatıp, Tolga’ya fısıldadım,
“Memnun musun aşkım? Telefonda kocam var. Ve sen karısını sikiyorsun!” diye. Tolga inledi sessizce,
“Ohhh! Evet Funda abla. Öyle güzel ki, Ahmet abinin karısını sikiyorum yatağında! Altımda zevkten inletiyorum! Haberi yok pezevengin!” diye fısıldadı. Boynuna sarılıp, omuzunu dişledim.
“Erkeğim benim! Sikemeyenin karısını sikerler! Hadi sik beni! Güzel güzel sik! O koca yarağınla sik Ahmet abinin karısını! Ohhh! Sok yarrağını bana!” diye fısıldadım. Kocam halen anlatıyordu telefonda. Arada ahizeyi kapatan parmaklarımı kaldırıp, (Hı… hı… evet… hayır…) diye cevaplıyordum onu. Özlediğini söyledi sonunda.
“Ben de seni çok özledim kocacım! Yalnızlık zormuş! Bir an önce gelsen keşke! Burda, yatağımızda yalnız yatıyorum, sensiz! Gelsen de sevişsek!” dedim cilveli cilveli. Sanki gelse yapacağımız şeyin adı seksmiş gibi. Vedalaştık,
“İyi geceler karıcım, kendine iyi bak!” dedi, kapattı telefonu.
Bense ahizeyi elimden fırlatıp attım, içimde gidip gelen Tolga’ya sımsıkı sarılıp kalçalarımı çalkalamaya başladım, amımda hareket edip duran sikini daha çok hissetmeye çalıştım. Tolga’ya, soluk soluğa,
“Duydun mu? Kendime iyi bakacakmışım!” dedim. Tolga da bütün gövdesiyle üstüme yüklenerek amıma abanırken yanıtladı beni,
“Merak etme Funda abla, ben sana iyi bakarım!” dedi. Demin telefonda konuşurken biraz yavaşlatmıştık hızımızı. Ama konuştuğumuz hayasız, ar damarı çatlamış sözcüklerin etkisiyle delirmiştim. Tolga da benden daha çok heyecanlanmış ve zevke gelmişti. Sona yaklaşmıştık ve üzerime uzanmış, son darbeleri vuruyordu. Boşalmak üzereydim. O da geleceğimi hissetmiş, hızlanmıştı iyice.
Ve son hamlede öyle bir yüklendi ki, kendini kastı, odanın içini dolduran inlemelerle aynı anda ben de kasıldım. Birbirimizi öylesine sımsıkı sarmıştık ki, ikimiz de birbirimizin kolları arasında titreye titreye boşalıyorduk. Döllerinin sıcaklığını amımın diplerinde hissediyordum. Hayatım boyunca böyle bir şey yaşamamıştım. Bir süre içimde öylece kaldı. Amım sikini sarıyor, içimde yeni yeni küçüldüğünü hissediyordum. İçimden çıkmak istemiyor gibiydi. Bacaklarımın arasında boylu boyunca uzanıyordu üstümde. Nefeslerimiz sonunda düzene girdi, sakinleştik. İçimden çıktı, kendini yan tarafıma bıraktı ve
“Sigaran var mı aşkım?” diye sordu. İçim titriyordu o aşkım dedikçe. Kalkıp kocamın sigara paketini çıkardım çekmeceden, iki sigara çıkarıp çakmakla ikisini de yaktım. Çıplaklığımdan utanmak aklıma bile gelmiyordu, öylesine doğaldı ki çıplaklığımız.
Tekrar yatağa, sevgilimin koynuna girdim. Kollarının arasına uzanıp onun sigarasını dudaklarının arasına kıstırdım. Pek kullanmadığım halde onunla beraber orgazm sigarası tüttürdük birlikte. Göbeğinin üstüne koyduğumuz Fondöten kutusunu küllük olarak kullanıyorduk. “Tolga, bundan sonra bana abla demeni istemiyorum!” dedim.
“Peki aşkım! Bu geceden sonra kadınımsın sen benim. Ablam değilsin!” dedi. Uzanıp sigara dumanı çıkan etli dudaklarını öptüm ve
“İlk defa sevişmekten zevk aldım. Senin sayende aşkım! Senin kollarında kadın olduğumu anladım ilk kez!” diyerek içimi döktüm. Kulağımdan öperek,
“Daha gece sona ermedi aşkım! Sabaha kadar benimsin! Altımda inletecem seni! Halsiz kalıncaya kadar sikecem seni!” dedi. Sımsıkı sarıldım,
“Ne istersen yap! Yılların acısını çıkarmak istiyorum. Ne zaman, nasıl, ne kadar istersen sevişirim seninle!” dedim. Tolga, “İçine boşaldım… Hamile kalırsan?” dedi tereddütle.
“Olsun, senin çocuğun, doğururum!” dedim. Endişeyle yüzüme bakıyordu. Gülerek yanağını okşadım,
“Merak etme, çocuğum olmuyormuş benim. Korunmamıza gerek yok. İstediğimiz gibi sevişebiliriz yani!” dedim. Elimi uzatıp sikini okşadım, hemen başını kaldırdı yaramaz. “Hatta şimdi başlayabiliriz sevişmeye, gücün varsa?” dedim. Belimden tutup bir anda üstüne çıkardı beni. Bacaklarımı aralayıp, üstüne yerleştiğimde, çoktan sertleşmiş siki amıma baskı yapmaya başlamıştı. Ne yapmak istediğini kadınlık sezgilerimle anlamış, sikinin üzerine oturmaya başlamıştım bile. Dudaklarımı ısıra ısıra yarağını içime aldım. Belimden tutup kendine çekiyordu. Sonunda dibine kadar girdi. Biraz bekleyip üstünde hareket etmeye başladım. Yukarı aşağı inip kalkıyor, ucuna kadar çıkıp, dibime kadar içime alıyordum. Giderek hızlandım, ıslak amımın içinde yağ gibi kaymaya başladı yarağı. Başını kaldırıp memelerimi yalıyor, uçlarını emiyordu ben üstünde gidip gelirken.
Zevkten deliriyordum yine. Bir kez daha sarsılmaya, orgazm olmaya başladım. Sonunda üstüne yığılıp kaldım. Yana devrilip iki büklüm oldum. Bacaklarımı kasıyor, halen devam eden orgazm kasılmalarının zevkini çıkarıyordum. Sabaha kadar seviştik. Duş yaptık. Banyoda bir kez de arkadan, minik deliğimden becerdi. Çığlıklarıma aldırmadan götümün kızlığını bozdu. Onun zevkini de yaşattı bana.
Duştan çıktık, yatağın üstünde domalttı beni, kalçalarımdan tutup amıma girdi. Bu kez değişik açıdan amıma giren yarağı zevkten delirtti beni… Sabaha kadar seviştik kısacası. Uzun uzun seviştik. Durduk, dinlendik, sikiştik. Ben erkeksiz, o kadınsız geçen yılların acısını çıkarırcasına seviştik. Sabah güneş doğarken sızıp kaldık yatakta. Öğlene kadar ölü gibi uyuduk. Uyandık. Çırılçıplak evin içinde dolaştık, oturduk, kalktık, mutfakta yemek yedik. Evin her köşesinde, her odasında seviştik. İki gün boyunca yeni evli balayı çiftleri gibiydik. Hiç durmadık. Öpüşüp koklaştık, seviştik, sikiştik. Ertesi gün, kocam gelecek diye zorla ayrıldık birbirimizden. İki yıla yakın bir zaman boyunca sürdü Tolga ile bu ilişkimiz. Fırsatını bulduğumuz, canımızın çektiği her anda birbirimizin kollarına koştuk. Fakat sonunda taşındılar, birbirimizi kaybettik.
Şimdi hayata küsmüş gibiyim. Bir kenara çekilip saatlerce Tolga ile yaşadığımız sevişmeleri anıyorum.
Mutfakta yemek yerken, o yemek masasında Tolga’nın bana yaptıkları. Kocamla yatarken, o yatakta Tolga ile yaşadığımız orgazmlar. Kocamın çükü içimde gidip gelirken, Tolga’nın içimi dolduran yarağının kalınlığı. Kocamın leş gibi içki kokusundan iğrenirken, burun deliklerimde Tolga’nın erkek vücudunun salgıladığı beni tahrik eden erkek kokusu… Fakat yapacak bir şeyim yok. Ya böyle yaşamaya devam edeceğim, ya da kendime geleceğim, çıkıp kendime bir şekilde yeni bir Tolga bulacağım. Onun gibi bir erkek. Beni doyuran, beni yaşatan, beni kadın yapan bir erkek.
Bekliyorum henüz. Bir gün karşınıza, genç ve güzel bir kadın çıkarsa, gözleriyle sizi süzen, tartan, aranan…
O benim işte!
Ne komsular var be 👃👃
Ablam Telefonda, Eniştem İçimde
Sabah uyandığımda saat onu geçiyordu. Yataktan kalkıp salona gittim. Kocam gece postaladığım, zıbarıp yattığı salondaki koltuğun üzerine yastığını ve özenle katladığı çarşafı koymuş, mutfakta kahvaltısını yapmış, bulaşığı yıkamış, yerleştirmiş. Her sabah olduğu gibi erkenden işine gitmiş, beni uyandırmaya korkarak…
“Miskin herif…” diye geçirdim içimden… “Allahın saf kılıbığı… Her gün iki posta bulaşık yıkayacağına erkek gibi bir posta beni sikseydin, bulaşık yıkamana gerek kalmazdı. Kölen olurdum senin… Pislik… 25 yaşında ilik gibi kadını aç bırakıyorsun, aptal sümsük…”
Öfkeyle yastığı bir tarafa, çarşafı bir tarafa savurdum, banyoya girdim. Küveti ılık suyla yarım doldurup içine uzandım. Üç gün önce Hollanda’dan izine gelen ablamın getirdiği kokulu banyo jelinden akıtıp suyu iyice köpürttüm. Her tarafımı kaplayan köpüklerin verdiği kayganlık hissini tüm vücuduma yaydım okşaya okşaya…
Gözlerimi kapattım. Her zaman olduğu gibi eniştemin ellerinin her bir yanımı okşadığını hayal ettim. Meme uçlarımı parmaklarımla sıkarken onun emdiğini, dişlediğini düşündüm. Taş gibi memelerimi, kalçalarımı okşayan, amımı parmaklayan, klitorisimi okşayan el onun eliydi şu anda… Yakışıklı eniştemin… Herkül eniştemin… Bana hep ilgiyle, beğeniyle bakan eniştemin…
İzine son model arabalarıyla gelmişlerdi. Üst katımızdaki kendi dairelerinde iki gün dinlenip yol yorgunluğunu attılar. Biraz rahatsız olan annemi görmek isteyen ablam fazla duramadı,
“Ben annemlere gideyim, bir iki hafta orada kalayım” dedi. Eniştem sıkılıyordu köyde, rahat edemiyor, gezmek istiyordu.
“Ben seni bırakır, ellerini öper dönerim. Sen de döneceğin zaman telefon edersin, gelip seni alırım” dedi ablama…
Dört gözle eniştemin dönmesini bekliyordum. Çok severdi beni… Kızken tatillere hep beraber giderdik. Evlendikten sonra da asgari ücretle çalışan kocamın götüremediği yerleri onun sayesinde görmüştüm. Oturduğumuz apartman onlarındı. Sırf ben sıkıntı çekmeyeyim diye alt katı bize vermişlerdi, kira almıyorlardı.
Kıt kanaat geçiniyor, geçim zorluğu çekiyorduk ama, sorunlarımıza şimdi de kocamın iktidarsızlığı eklenmişti. Ayda bir, iki ayda bir sikiyordu zor bela… O da göz açıp kapayana kadar bitiyordu.
Dün gece de beceremeyince sinirlenip salona göndermiştim sümsüğü… Hap falan kullanmaya korkuyor, istemiyordu. Kalp krizi vesaire yan etkisi varmış diye duymuş. Ödü patlıyor korkağın…Geberesice…
Kocam aklıma gelince mastürbasyon yapmaya bile hevesim kalmadı. Kalkıp duşu açtım, durulanıp çıktım. Bornozumu giyip saçımı kurularken salonun perdesini aralayıp sokağa baktım. Bakar bakmaz içimi bir sevinç kapladı. Eniştemin Hollanda plakalı lüks BMW’si aşağıda kapının önündeydi. Gelmiş! Eniştem gelmiş!
Aceleyle saçlarımı kurutup fönledim, makyajımı yaptım. Ablamın hediye ettiği kupür dantelden siyah iç çamaşırımı giydim, diz üstü eteğimi, yakası açık bluzumu giydim. Topuklu terliklerimi geçirip onların dairesinin bizde duran anahtarını aldım, koşturarak yukarıya çıktım. Kapıyı sessizce açtım. Ortalıkta kimse yoktu. Yatak odasının aralık duran kapısından baktım, eniştem yatakta sırtüstü uzanmış uyuyordu.
Sadece bir şort vardı üzerinde… Az kıllı geniş göğsü yavaşça inip kalkıyordu nefes alış verişinde… Aralık dudaklarına, sert hatlı yakışıklı yüzüne, uzun kirpiklerine baktım.
Bir kolunu dirsekten kıvırmış, eli yastığın üzerindeydi. Pazuları gerilmiş, kasları harika görünüyordu. Dümdüz karnı, kaslı bacakları… Offf… Elimi eteğin ince kumaşından önüme götürüp okşadım.
Ablamı bir kez daha kıskandım o anda… Parayı pulu siktir et, şu heykel gibi erkeği kapmıştı kaltak… Ne sikiyordur ablamı diye iç geçirdim. Gözüm şortunun önündeki kabarıklığa takıldı. Hafiften kımıldıyordu tümsek… Rüya mı görüyor ne?
Şeytan diyor, soyun çırılçıplak, git, yat yanına eniştenin… Okşaya okşaya uyandır. Uyandığında beni görse o vaziyette… Ne yapar acaba? İster mi beni? Yatırıp siker mi bir güzel? Yoksa kovalar mı? Bilemem ki… Rezil olmak da var. Orospu damgası yemek de…
Bakalım o beni istiyor mu? Tamam, hep beğendiğini söyler, iltifatlar eder ama… Ablamın kocası ne de olsa… Ah, bir istese… Bir tamam dese… Ne abla düşünürüm, ne ahlak, ne ensest… Yeter ki siksin beni… Bir kerecik… Bir kerecik sikse o bile yeter bana…
Enişteme baka baka, kendimi okşaya okşaya ıslandım iyice… O sıra kıpırdandı, yan döndü. Ben ürktüm, bir adım geriye kaçıp mutfağa gittim. Uyanmak üzereydi herhalde, kahvaltısını hazırlamalıydım. Hemen sessizce çalışmaya başladım.
Yarım saati geçmişti ki, mutfağın kapısında belirdi üzerindeki tek şortuyla… Uykulu gözlerini oğuşturarak bana bakıyordu. Ben de günaydın diyerek ona baktım. Bakar bakmaz önündeki kabarmış siki dikkatimi çekti.
“Zahmet etmişsin baldız, eline sağlık…” dedi hazırladığım kahvaltı masasını görünce…
“Ne zahmeti enişte?” diyebildim. Gözlerimi eniştemin önünden çekmeye çalışarak yüzüne baktım. Nereye baktığımı görmüştü adam… Hay Allah…
“Ben bir duş alıp geleyim hemen… Gece arkadaşlarla buluştuk, kafa çektik. Sabaha karşı geldim eve… Duşun altında kendime geleyim.” diyerek banyoya gitti.
Biraz sonra eşofmanlarını giymiş, şampuan kokularıyla çıktı geldi, masaya oturdu. Ben masayı donatmıştım. Çayını koydum, oturup kahvaltıya başladık.
“Sağ ol baldızım! Çok güzel kahvaltı hazırlamışsın!” dedi.
“Aman ne yaptım ki enişte, afiyet olsun!” dedim.
Hem kahvaltı yapıyoruz, çay içiyoruz, hem de havadan sudan, aileden, arkadaşlardan konuşuyoruz. Derken konu bacanağından, çok çalışıp az para aldığından açılmıştı.
“Ahh enişte ah, keşke durumu iyi birine gitseydim, kıt kanaat geçiniyoruz valla!” falan diye anlatıyordum enişteme sıkıntılarımı… Eniştem de,
“Ah Gül ah… Kızım kendin istedin o herifle evlenmeyi, yoksa ben seni Hollanda’da bir arkadaşımla evlendirecektim!” dedi. Gözlerim doldu,
“Ne desen haklısın enişte… Biliyorum bunu isteyen bendim, ama sevmiştim onu… O zaman bu durumların böyle olacağını bilemezdim!”
“Neyse, para sorununu takma kafana baldız, ablana söylerim her ay sana takviye para yollar!” Onun bu düşünceli jesti beni hem mutlu etmiş, hem de mahzunlaşmıştım. Dayanamadım ağzımdan kaçırıverdim boynumu bükerek,
“Ahh keşke sorun sadece para olsa enişte!” dedim, sustum son anda… Merak etti eniştem, yüzüme baktı,
“Başka ne sorununuz var?”
“Boşver enişte…” falan dediysem de, anlatmam için ısrar etti. Üzerime geldi. Ben de zorlanarak, biraz da utanarak,
“Enişte nasıl anlatacağımı bilemiyorum, bacanağın öbür işi de artık yapamıyor. Ayda bir, iki ayda bir yaklaşıyor bana!” deyip hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladım.
Çok şaşırmıştı. Şaşkınlığını attıktan sonra sandalyesini benimkinin yanına çekti ve başımı tutup omzuna dayadı babacan bir tavırla,
“Tamam güzelim, ağlama… Senin için, kocan için elimden geleni yaparım, bakarız bir çaresine! Üzme kendini bu kadar… Yeter…” diye sakinleştirmeye çalışıyordu beni…
Gözlerimden yaşlar dökülüyordu ama bir yandan da aşağıda eşofmanının önündeki kabarıklık dikkatimi çekiyordu. Çok garip bir vaziyetteydim. Başım omzunda, bacaklarımız birbirine değiyor, mis gibi erkek kokusu burnumun direğini sızlatıyor. Öyle yakınız ki… Saçlarımı okşamaya başladı, ben eridim,
“Tamam baldız, ağlama artık canım!” dedi yine o sakinleştirici sesiyle… Ben yavaşça çekildim, ama çekilirken gözüm önündeki kabarıklıkta, kalkmış vaziyetteki sikindeydi yine.
“Ben çayları tazeleyeyim enişte…” diyerek kalktım. Çayları getirip tekrar oturdum.
Konuşmadan çayımızı yudumladık. Bir süre ne ondan bir ses çıktı, ne benden… Aklından neler geçiyordu acaba, bir bilebilsem… Halimi, pür melalimi söyledim işte sana… Mektubumu yazdım. Kocamın siki kalkmıyor, beni sikemiyor. Bir çaresine bakacakmış. Üzülmeyecekmişim.
Ne olabilir ki bunun çaresi… Kocamın sikini kaldıramayacağına göre… Bana çare bulman gerekmez mi enişte? Bana bir iyilik yapsan… Bak yalnızız evde… Bir sen, bir ben… Offf… Eniştem… Ah eniştem… Sonunda,
“Yav baldız anlamıyorum, daha genç adam, neyi var ki bu herifin? Bir de lafa geldi mi, ondan iyi yapan yok o işi!” deyiverdi. İçimi çektim,
“Öyledir enişte… Lafla yapar her şeyi, ama icraat yok!” dedim. Yüzüme baktı,
“Peki sen nasıl durabiliyorsun baldız? Valla ablanı iki gün yapmasam tepeme çıkar, müthiş azar!” dedi.
“Ne yapabilirim ki enişte? Mecbur kaderime razı olmaya çalışıyorum. Ben de dayanamıyorum, ama sokaktan geçen heriflerle yapıp orospu mu olayım? Ablam senle evlendiği için ne kadar şanslı! Keşke ablamın yerinde ben olsaydım!” derken gözlerim yeniden dolmuştu, ağlamaya başladım… Yavaşça tekrar yanıma sokuldu,
“Ağlama canım, istersen seni…” dedi ve sustu, cümlenin gerisini getiremedi. Başımı kaldırıp eniştemin yüzüne baktım. Sanki yüzü kızarmış gibi geldi bana… Oh allahım… Yoksa? Gözlerine baktım,
“Evet enişte, beni?” diyebildim.
“İstersen eğer…” dedi, fakat takılmış kalmıştı ve cümleyi bir türlü tamamlayamıyordu. Ama öyle bir bakıyordu ki bana… Öyle sikici bakıyordu ki, ne demek istediğini anlamıştım hemen,
“Nasıl istemem ki enişte? Tam üç ay oldu bacanağın elini sürmeyeli!” deyip birden dudaklarına yapıştım.
Başta ikimizde de korku ve çekingenlik vardı öpüşürken. Ama 4-5 dakika sonra eniştem deli gibi öpüyordu beni. Elimi bluzumun üzerinden memelerime attı, taş gibi olmuş memelerimi avuçlarının içinde sıktı. Zevkle inledim.
“Off baldız of… Ablanın memelerinden daha dik, daha büyük bunlar… Ne zamandır bunların hayaliyle avunuyordum!” deyip bluzumu bir hamlede çıkardı.
antel sütyenimden memelerimi kurtarıp yalamaya, emmeye başladı. Ben de ellerimi eniştemin saçlarının arasına geçirmiş, başını göğüslerime bastırırken,
“Oohhh… Biliyor musun enişte, ben de bu anı düşünerek kaç kere kendimi elledim! Hayalimdin hep sen benim, hep seni arzulamıştım!” diye mırıldanarak inliyordum memelerim öpülüp koklanırken…
Bir yandan da elini eteğimin altına sokmuş, geniş kalçalarımı sıka sıka, külodumun üstünden amımı okşaya okşaya bir hal oluyordu.
Eniştem daha fazla duramadı. Beni kucakladığı gibi dudaklarımı öpe öpe yatak odasına götürdü. Sertçe geniş ikiz yatağın üstüne bıraktı, bir çırpıda üstünde ne varsa çıkarıp attı. Kalkmış, havaya bakan sikiyle yatağın kenarında durup bana baktı. Ben de onu izliyordum hayran hayran… Kalın sikine, alttan sarkan koca torbalarına, kaslı vücuduna bakıyordum aç bakışlarla…
Topuklu terliklerim ayağımdaydı hala… Ayak ucumdan yaklaştı. Ayağımdan terlikleri çıkarıp fırlattı. Ayak parmaklarımı, parmak aralarımı, kırmızı ojeli tırnaklarımı yaladı, öptü. Sırayla bütün ayak parmaklarımı dudaklarının arasına alıp emdi. Ben zevkten kıvranıyordum.
Sonra ayaklarımı, ayak bileklerimi, baldırlarımı okşaya okşaya, dudaklarını gezdire gezdire yukarıya tırmandı. Başı eteğimin altına girmiş, külodumun kenarlarını yalıyordu şimdi… Eteğimin altından çıktı, kopçasını tutup bir cayırtıyla yırttı, ayağımdan çıkardı eteği… Yatakta üzerimde bir dantel tangayla kalmıştım.
Külodu yukarıya çekiştirip am dudaklarımın arasına kıstırdı. Kenarlarından amımın dudaklarını öptü, emdi, yaladı. Klitorisime baskı yapıyordu dantel külot… İnletiyordu beni… Sonra külodumu da yırttı. Zarif dantel külodum onun pençelerine dayanamamış, yırtılıvermişti. Çırılçıplaktım artık…
Yanıma uzandı, öpmeye başladı. Sarıldım, birbirimizi somurduk. Boynumu, boğazımı, kulaklarımı deli gibi öpüyor, yalıyordu. Gözlerimi kapatmış inleyerek kıvranıyordum. Boynumdan omuzlarıma, oradan koltuk altıma geldi. Tertemiz koltuk altım parfüm kokuyordu. Kokusunu içine çekti, yaladı. Dilini gezdirdi. İyice delirdim artık…
“Oohhh… Enişte…” diye inledim.
Yavaşça aşağıya indi. Dakikalar sürdü inmesi… Göbeğimin deliğini, karnımı, her yerimi yaladı. Sonra sıra tertemiz, kaymak gibi amıma geldi. Dudaklarını dolaştırdı am dudaklarımda… Dilini klitorisime değdirdiğinde elektrik çarptı sandım, parmaklarımı saçlarına geçirip inledim,
“Ahhh… Ne yapıyorsun eniştem… Öldürüyorsun beni…” diyebildim.
“Asıl sen beni öldürüyorsun Gül… Amın da gül gibi baldız… Mis gibi… Kaymak gibi amın… Öyle güzel tadı var ki… Yaladıkça sulanıyor amcığın bebeğim… Ohhh…”
Bir yandan konuşuyordu mırıl mırıl, bir yandan yalayıp emiyordu. Hele dilini sertleştirip içime sokunca ben kendimden geçtim. Titreyerek ve kasılarak eniştemin ağzına boşaldım.
Bütün am suyumu yaladı yuttu. Boşalmıştım ama amım fırın gibi yanıyor, içine girecek bir şey istiyordu. Omuzlarından tuttum, üzerime çekmeye çalışırken yalvarıyordum,
“Hadi artık gir içime enişte! Kaç aydır yarak yüzü görmedim ben eniştem… Hadi…”
“Tamam aşkım girecem, şunu iyice bir ıslat bakalım!” diyerek doğruldu, taş gibi olmuş yarağını ağzıma verdi. Öyle güzeldi ki eniştemin yarağı… Resmen kemirircesine yalıyordum. Ben her yerini yalarken, eniştem de eliyle saçlarımı çekiştirirken,
“Ohhh! Yala aşkım, yala canım! Seni doyuracağım birazdan, bunu amına sokacağım!” diyordu. Benim ağzım dolu olduğu için sadece, “Hı hıı!” diyebiliyordum. Sikini epeyce yaladıktan sonra,
“Hadi ne olur gir içime artık, dayanamıyorum enişte, sik beni, doyur beni!” diyerek bıraktım sikini yalamayı… Bacaklarımı araladım, eniştem aşağı kayarak usulca sikini içime sokmaya başladı.
“Ohh… Canım baldızım… Amcığın daracıkmış. Ablanın amından daha dar… Off… Eldiven gibi sardın sikimi… Harikasın…”
Eniştemin siki amıma girdikçe heyecandan ve zevkten dudaklarımı ısırıyor, “Ohhhhhh!” diye inliyordum. Sonunda hepsi girmiş ve ufaktan git gel yapmaya başlamıştı. Beynimde şimşekler çakmaya başladı eniştemin yarağını am duvarlarımda hissedince…
“Ohhhh işte buuu! Devamm enişte! Ne olur hızlı yap! Ölüyorumm, ohhhhh!” diye inliyordu…
Hızlı hızlı pompalayıp, delice, hoyratça sikmeye, daha sert ve seri sokmaya başlamıştı. Zevkten bağırmamak için yastığı ağzıma bastırıyordum yattığım yerde…
Daha sonra beni kaldırıp domalttı, belimden tuttu, arkadan amıma geçirip daha sert sikmeye başladı. Bu arada başparmağıyla da göt deliğimi okşuyordu. Altında durmadan kasılıyor boşalıyor, fakat doymak bilmiyor, içimden çıkmasını istemiyordum. Amıma sikini sokup çıkardıkça am sularım da fışkırıyor, bacaklarımdan süzüldüğünü hissediyordum o hengamenin içerisinde…
Yavaş yavaş artık eniştemden de boşalma sinyalleri gelmeye başlamıştı. Hareketleri iyice sertleşmiş, belimden tutup sert hareketlerle kendine çekip uzaklaştırıyor, kasıkları kalçalarımı dövüyordu.
Zevkten bayılmak üzereydim. Yatağın çarşaflarını avuçlarımın içinde sıkıyor, inleyip duruyordum. Eniştem tam boşalacağı sırada sikini çıkarttı ve hırlayarak belime, sırtıma boşaldı. Tenimde spermlerinin sıcaklığını duymak beni kendimden geçirdi.
“Erkeğimmm benim, seni çok seviyorum eniştemm!” diyordum sürekli…
“Ben de seni çok seviyorum canım baldızım!” diyerek boynumu öptü ve duşa girdi. O temizlenip çıktıktan sonra hemen ben girdim duşa… Ben bornozla çıktığımda eniştem yatakta sigarasını içiyordu. Gidip yanına uzandım.
“Eniştemm benim, bilsen ne kadar mutluyum!” diyerek eniştemi öptüm. O da sarıldı, dudaklarımı öperek
“Ben de mutluyum canım benim! Umarım biraz iyi gelmişimdir sana?” dedi.
“İyi gelmek de ne enişte, evlendiğimden bu yana hiç böyle mutlu olmamıştım!” diyerek bornozunun önünü açtım ve eniştemin kocaman sikiyle oynamaya başladım…
Parmaklarımın arasında anında eski sertliğini alıverdi eniştemin siki… Tam o sırada eniştemin cep telefonu çaldı. Uzanıp aldı telefonu, açtı. Arayan ablamdı. Bana sus işareti yaparak konuşmaya başladılar. Sesi açmış, ablamın konuşmalarını duyabiliyordum.
“Nasılsın kocacığım, napıyorsun? Kaldım köyde ama aklım sende, ne yeyip ne içiyorsun?” dedi ablam.
“Valla kalktığımda çay kahvaltı hazırdı, herhalde kardeşin hazırlamış gitmiş!”
“Ooo görüyor musun sen? Hadi yine iyisin baldızın sana kıyamamış, aferin kıza, düşünceli kardeşim benim!” diye sevindi ablam, kocasına baktığım için memnundu.
Onlar konuşurken eniştemin kasıklarına kapandım, sikini okşamaya devam ederken, başını dudaklarımın arasına aldım. Dilim ve damağımın arasında sıktım başını, emdim…
“Ahh…” diye inledi eniştem elinde olmadan, ikiye kapaklandı… Bunu beklemiyordu. Ablam merakla sordu,
“Ne oldu canım?”
“Bir şey yok karıcım, ayağımı çarptım masaya…” dedi. Gözlerini devirerek bana bakarken, “Annen nasıl oldu, iyi mi? Gül de merak ediyordu, seni arayacaktı” diye konuşmasına devam etti.
Muzip bir tavırla gülümsedim. Gözlerinin içine baka baka ablamla konuşurken eniştemin sikini yalamaya devam ettim. Başını, gövdesini, taşaklarını, her yerini yaladım yuttum. Hasret kalmıştım böyle yarak yalamaya…
Ablamın adetidir, telefonda uzun uzun konuşur, cılkını çıkarır. Yine öyle yapıyor, köyden havadisler veriyordu kocasına… Eniştem ne yapacağını şaşırmış, kulağı karısında, siki baldızının dudaklarının arasındaydı. Ablam motor gibi konuşup dururken, eniştem zevkten inlememek için dudaklarını ısırıyor, bana kötü kötü bakıyordu.
Bu durumda kocam olsa ne yapardı acaba diye merak ettim içimden… Siki kalktığı zamanlarda, ufacık bir şeyden etkilenir, siki sönüverirdi hemen… Tekrar kaldırıncaya kadar akla karayı seçerdim.
Eniştemin hiç böyle sorunları yok görünüyordu. Ablamla sohbet ederken, siki taş gibi olmuş, zevkten kıvranıp duruyordu. Eh, bir de olayın tahrik edici yönü vardı tabi… Karısı telefondayken baldızı sikini yalıyordu adamın…
Ben de bu zevki arttırmaya karar verdim. Eniştemin bornozunu açtım iki yana, kendiminkini de… Üstüne çıktım, sikini belinden tutup amımın hizasına getirdim, içime almaya başladım. Islak siki amımın dudaklarını yara yara kaybolmaya başladı içimde…
Kasıklarımız yapıştığında zevkten dudaklarımı ısırdım. Eniştem de kıpkırmızı olmuştu. Tam o sırada ablam telefonda,
“Ne yapacaksın bugün? Bana bak, sakın karıya kıza gideyim deme, valla oyarım gelince!” dedi. Ben eniştemin sikinin üstünde kalçalarımı dalgalanmaya bırakmıştım o sırada… Eniştem,
“Yok yaa, nerden çıkarıyorsun? Valla gitmem, sen gelene kadar evden adımımı atmam dışarıya!” dedi. Dayanamayıp gülümsedim. Eniştem bana göz kırptı, ablama,
“Hem ne işim var elin pis karılarında, evde sikilecek mis gibi am dururken!” dedi. Ablam da,
“Aynen öyle canım… Sen uslu dur… Ben gelince acısını çıkarırız. Ben de çok özledim seni… Keşke burada olsan da bir güzel siksen beni… Amcığım kaşınıyo inan…” dedi.
Bilmiyordu ki, o an kızkardeşi kocasının sikini kendi kaşınan amına almış, oturuyor, kalkıyor, amcığının kaşıntısını gideriyor…
Vay amk orospusu Vay 👃👃👃
Animatör
25 yaşında 5 yıllık evli bir kadınım. Kocamla aynı yaştayız. Mükemmel bir evliliğimiz var, mutluyum, anlayışlı, her isteğimi yerine getiren bir kocam var. Ama tek sorunumuz cinselliğe bakış açımız.
Kocam tam anlamıyla azgın bir erkek. Bense, onun kadar sekse meraklı değilim. Yetiştiriliş tarzım, seksi umacı gibi gösteren ailem, kendimi bakire olarak kocama saklayıp her şeyden kendimi soyutlamam, her şey bir araya geldi, neredeyse frijit bir kadın oldum çıktım. Yıldırım aşkına tutulup birbirimizi sevdik, flört dönemini kısa tutup evlendik, birbirimizi yeteri kadar tanıyamadan. Sadece, ben ona ilk erkeğim olduğunu anlattım, o da buluğ çağından beri seks yaptığından bahsetti.
Sayısız kız ve kadınla yatmış, ama tanıştıktan sonra sadece ben varmışım. Her şeyi bana o öğretecekmiş. Seviştiği hiçbir kadın benim kadar güzel, seksi, gösterişli değilmiş. Gerdek gecesinden başlayarak öğretmeye başladı da. İlk defa bir erkeği çırılçıplak gördüm, kalkmış bir erkekliğe ilk kez yakından bakıp dokundum, bacaklarımın arasına ilk kez bir yabancı el, bir erkek organı değdi. Zifaf korkumu, anlayışlı, sevecen kocamın yardımıyla atlatabildim, tüm gece uğraştıktan sonra, sabaha karşı bekaretimi verdim. Sonrası da hep böyle devam etti. Sürekli kocam istedi, ben verdim. Sadece içki içtiğim nadir günlerde bazen azıp ilk hareketi ben yaptım. Tek kadeh bile beni sarhoş etmeye yeter, rahatlar, gülmeye başlarım.
İkinci kadehte hareketlerimi kontrol edemem, o Seks'i görev gibi gören kadın gider, kocama azgın bir fahişe olurum, sonra da sızar kalırım. Sabah başımın ağrısıyla, bacaklarımın arasında kocamın kurumuş dölleriyle, yanımda mutlu mesut yatan kocamla uyanırım. Bundan bir ay önce Antalya'ya tatile gittik. Güzel bir tatil köyüydü. Geniş bir arazinin içinde yayılmış Bungalow tipi, içleri çok güzel dekore edilmiş müstakil evlerden oluşmuştu. Her şey harikaydı, gülüyor, eğleniyorduk. Gündüzleri ortadaki büyük yüzme havuzuna, geceleri köyün içindeki diskoya gidiyorduk.
Günlerimiz harika geçiyordu. Üçüncü günün sonunda havuz başında eğlenceler düzenleyen animatör gençle samimi olduk. Adı Hakan'dı ve hep bizimle takılmaya başlamıştı. Kocamla kafaları uyuyor, ben de onlara katılıyordum. Kısa sürede Hakan'ın asıl amacının bana asılmak olduğunu anladım. Hareketleri, bana bakışları değişikti. Tamam yakışıklı çocuktu, güçlü kuvvetli, gösterişli kasları, sportmen vücuduyla güzel bir erkekti.
Ama kocam varken ona yüz veremezdim. Kocama birkaç kez ima ederek anlatmaya çalıştım. Gece yatağımızda sevişirken kocama,
“Kadir… Şu Hakan… Gözü hep üzerimde… Yiyecek gibi bakıyor. Havuzda iki parça bez var üstümde, onları da gözleriyle soyuyor. Çekiniyorum…” falan dedim. Aldırmadı bile. Güldü,
“Sikecek gibi mi bakıyor? Aldırma aşkım… Yanında ben varım. Öyle güzelsin ki, hele o minik bikinilerini giydiğinde öyle seksi oluyorsun ki, zavallı Hakan da her erkek gibi sana bakmadan yapamıyor. Boş ver! Sana bakan diğer erkeklerin yanında, o da, benim güzel, seksi karıma biraz bakıversin! Bence sakıncası yok, biz tatilimizin tadını çıkaralım!” diyerek sevişmeye devam etti. Ne geniş kocam vardı benim. Kendine o kadar güveniyordu ki, kıskanmak kelimesini bilmiyordu bile. Kocam her zamanki gibi misyoner pozisyonunda üstümde gidip gelirken, bu kadar rahatlığın iyi bir şey olup olmadığını sorgulayarak yattım altında.
Bir parça kıskansa daha mı hoşuma gidecekti? Kısıtlasa, her şeyime karışsa, kızsa. Karar veremedim bir türlü. Boş verdim ben de. Dikkatimi içime girip çıkan kocamın sikine verdim, bir parça zevk duymaya çalıştım. Ertesi gün tatilimiz yine aynı şekilde devam etti. Yine havuz başı. Yine her boş anında yanımızda biten Hakan. Kocamın olmadığı anlarda onun beni yer gibi bakışları. Bir yandan çekiniyordum, pek yüz vermiyordum, bir yandan da böylesine beğenilmekten, istenilmekten gizli gizli bir mutluluk duyuyor, içim bir hoş oluyordu.
Bir yanımda kocam, diğer yanımda Hakan. Bana hayran iki erkeğin arasında kendimi prenses gibi hissediyordum. Beşinci gün akşamı diskoya gittik. Harika bir ortam vardı. İnsanın kanını kaynatan canlı, gürültülü bir müzik, etrafta dünyaya aldırmaksızın dans edenler, öpüşenler, sevişenler…
Sütyensiz, dik memelerimi ortaya seren kısacık, askılı bir tişört, altımda mini etek, ayaklarımda yüksek topuklu sandaletler vardı. Yanımda müziğe uygun kıpırdayıp duran kocamla ayakta dikilip etrafı seyrediyorduk. Hakan elinde kokteyl kadehleriyle yanımızda bitti. İçkiye dayanıksız olduğumu bildiğimden pek içmek istemiyordum. Ama hem Hakan'ın, hem kocamın ısrarlarını kıramadım, getirdiği kadehi aldım, içmeye başladık. İşte yine aynı şey oluyordu. Birkaç yudum sonra alkol damarlarımda dolaşmaya başladı. Benim de o evli, ağırbaşlı, ev kadını maskem bir anda çıt diye kırıldı, içimdeki kadın ortaya çıkıverdi. Birinci kadehlerimiz bittiğinde Hakan hemen gidip ikincileri getirdi. Ben de onlara katılmaya, olduğum yerde kıpırdayıp dans etmeye başladım. İkinci kadehlerimizi fondip yapıp kocamla kendimizi dans pistine attık. Loş ışığın altında yanıp sönen, dönüp duran ışıklar, gümbür gümbür çalan hareketli müzikler… Biraz sonra Hakan yanımıza geldi, yanımızda dans etmeye başladı. İki erkekle beraber dans ediyordum. Oryantal müzik başladı. En sevdiğim müzik. Kıvrılıyor, bükülüyor, uzun saçlarımı, mini eteğimi savurarak, müziğin ritmini içimde duyarak dans ediyordum. Hakan ve kocam da karşımda alkışlarıyla tempo tutuyorlardı. İkisinin de gözleri benim her yerimde dolaşıyor, bense onların arzulu bakışlarının altında bir profesyonel dansöz gibi kıvırıyordum. Müzik bitti, masamıza döndük. Hakan tekrar içki getirdi. Ben artık kendimi iyice koyvermiştim. Bir dikişte onu da içtim. Olduğum yerde devam eden çılgın dans müziğinin etkisinde masada oturan erkeklerin önünde dans ediyordum.
Öyle coşmuştum ki, oturduğum koltuğun üzerine bile çıktığımı hatırlıyorum. İkisi de, hatta etraftaki erkekler de aşağıdan beni izliyorlardı. Savrulan minicik eteğimin altına giydiğim tanga külodu bile görüyorlardı eminim… Ve alkolün verdiği cesaretle buna aldırmıyordum bile. Hatta hoşuma gidiyordu bana öyle bakmaları… Kocam da beni durdurmak, aşağıya indirmek için hiçbir hareket yapmıyordu. Sanırım bana bakmaları kocamın da hoşuna gidiyordu.
Bir süre sonra yoruldum. Hareketli dans, fazla kaçırdığım alkol iyice etkilemiş, ayakta duramıyordum. Başım dönüyordu. Gülüyor, saçma sapan konuşuyordum. Kocam koluma girdi,
“Hadi gidelim hayatım, sen iyice zom oldun. Hakan bana yardım eder misin, karımı odamıza çıkaralım…” dedi. İki yanıma geçip kollarımı boyunlarına attılar, beni kaldırıp diskodan çıkardılar. Aslında onların da benden farkları yoktu, onlar da iyi içmişlerdi. Kahkahalarla gülüyorlar, konuşuyorlar, dengelerini zor sağlıyorlardı. Ama ne de olsa erkek olduklarından içkiye daha dayanıklıydılar.
Diskodan çıktık. Odamıza kadar olan yol boyunca kocamın eli sırtımda, Hakan'ın eli ise belimde, kalçalarımdaydı. Ben yürüdükçe elini kalçalarımda okşarcasına oynatıyordu. Öyle sarhoştum ki, tepki veremiyordum, o da okşamalarına devam ediyordu. Odamıza geldik, kapıyı açtılar, içeri girdik hep birlikte. Beni yatağın yanına kadar getirdiler. Önce oturdum, sonra başım dönünce sırt üstü attım kendimi. Altımdaki mini etek sıyrılmış, küloduma kadar meydandaydı, biliyordum fakat aldırmıyordum. Bu kafayla, gecenin bu saatinde etek düzeltmekle uğraşacak halim yoktu hiç… Hakan da ayakta, hemen önümde duruyor bana bakıyordu. Sanırım tanga külodumun manzarası hoşuna gitmiş olmalıydı, gözlerini ayıramıyordu benden. Kocam yandaki koltuğa oturmuş, mini buzdolabından içecek bir şeyler aranıyordu sarhoş sarhoş.
Hakan bana bakmayı bırakıp, isteksizce iyi geceler diledi. Kapıya yönelmişti ki, kocam elinde içki şişesiyle seslendi,
“Nereye Hakancım? Gel birer içki daha alalım dostum, cila olur!” diye davet etti. Hakan da üstüne atladı, teklifi hemen kabul etti. Beni izlemeye doyamamıştı anlaşılan. Daha ilk içkilerini içerken kocam esnemeye başlamıştı. Bu arada Hakan'ın telefonu çaldı. Balkona çıkıp bir süre konuştu. Konuşurken bile gözleri benim üzerimden ayrılmıyordu, görüyordum.
Hakan balkondayken kocam içkisini bitirmiş, koltukta kaykılıp horlamaya başlamıştı. Konuşmasını bitiren Hakan kocamın yanına geldi,
“Kadir abi!” diye seslendi, horlayarak uyuklayan kocamı dürttü birkaç kez, uyandırmaya çalıştı. Kocam halen uyumaya devam ediyordu. Onu bıraktı, benim yanıma geldi. Ben kolumu bile kaldıramıyordum, kısık gözlerimin arasından etrafımda fıldır fıldır dönen odada olup bitenleri izlemeye çalışmakla yetiniyordum sadece. Yanıma oturdu. Uzun uzun beni seyretti. Her zamankinden farklı, boğuk bir sesle,
“Bukeett!” diye seslendi bana. Başımı hafif kaldırıp aynı tonda, peltek peltek yanıtladım,
“Efendiimmm?” diye. Gülüyordum bir yandan da.
“Sen niye bir içki daha içmiyorsun Buket?” dedi. Elimi tutmuş okşuyordu bunu sorarken. “Çok sarhoş oldum Hakancım. İçki istemiyorum artık…” dedim.
“Canım, daha çok soda var bunun içinde. Bak, bu hapı da içine atıyorum. Bu ilaç baş dönmesine, sarhoşluğa birebirdir, etkilerini azaltır!” dedi.
“Azaltır mı? Heyy, güzelmiş. Ver bari içeyim!” dedim, kolumu zorla kaldırıp kadehi aldım elinden, sırtımı yatağın başlığına dayayıp yudum yudum içtim. O da benimle beraber kendi içkisini yudumlarken havadan sudan konuşup duruyordu. Bu arada benden taraftaki elini de dizime atmıştı. Sonra o konuşmaya devam ederken, dizimdeki eli çok yavaş hareketlerle bacağımı okşamaya, hafif hafif yukarılara doğru ilerlemeye başladı. Umursamadım. Zaten bir şey yapacak, karşı koyacak halim de, niyetim de yoktu. Biraz sonra okşamaların dozu arttı, bacağımdaki el yine okşaya okşaya eteğimin altına girdi. Adeta bir yılanın süzülmesi gibi ilerliyordu bacaklarımda. Hoşuma da gidiyordu okşaması. Kedi gibi gerindim uzandığım yerde. İçimde bir şeyler akmaya, kaynamaya başladı.
Bacaklarımın arasında okşayarak ilerleyen eli şimdi küloduma ulaşmış, amımı okşuyordu tanga külodumun üzerinden. Yarım ağızla itiraz ederek doğrulmaya çalıştım,
“Aaa… Ne yapıyorsun Hakan?” dedim peltek peltek. “Şşşş! Sakin ol canım. Seni sikmek istiyorum sadece!” diyerek omuzlarımdan tutup geriye bastırdı beni. Direkt olarak sikmekten bahsetmesi komiğime gitmişti. Kızacağım yerde gülerek,
“Terbiyesiz!” dedim. Elimi eteğimin altında kıpırdayıp duran elinin üstüne koydum "Ahh Hakan… Çok terbiyesizsin, biliyor musun? Hem terbiyesiz, hem yakışıklısın! Sana, heykel gibi vücuduna, kaslarına, mayonu kabartan sikine baktıkça bakasım geliyor! Bitiyorum Hakan! Yağlarım eriyor! Islanıyorum!“ dedim.
Sarhoşluğun verdiği cesaretle kelimeler istemsizce ağzımdan dökülüyordu. İçimden geçirdiğim, kendime bile söylemediğim şeyleri dile getiriyor, duygularımı, hayranlığımı itiraf ediyordum ona… "Ben de sana hayranım aşkım! Bu güzel, biçimli vücuduna, gülüşüne, seksiliğine. Hastayım sana. Seni ilk gördüğüm anda da, her gördüğümde de sikim kalkıyor! Seni sevmek, okşamak, sikmek için deliriyorum! Ohhh! Çok güzelsin yavrum! O gün bu gün! Şimdi seni sikmek üzereyim! İsteğim oldu! Kocanın yanında sikecem seni! Onun gözlerinin önünde! Her yerini sikecem! Bu gece benimsin! Benim kadınımsın! Benim!” dedi ve elimi tutup kucağına koydu. Pantolonunun altında sertleşmiş, kazık gibi olmuş aletini tutturdu bana.
“Şuna baksana! Nasıl istiyor seni! Amına girmek için sabırsızlanıyor yarağım! Ohhhh! Bebeğim benim! Canımmm!” dedi. Cevap verecek halim bile kalmamıştı. Onun böyle kaba, müstehcen, amlı, sikli, yaraklı kelimeler kullanarak konuşması da ayrı delirtiyordu beni. Tahrik oluyordum. Kocamdan pek duymadığım, konuşmasına izin vermediğim, susturduğum sözcüklerdi bunlar.
Kendimi bıraktım ben de. Beni seven, okşayan eline karşı koyacak gücüm yoktu. Tam tersine, karşı koymak şöyle dursun, daha da ilerlesin, okşasın, sevsin istiyordum. Kanım kaynıyordu.
Amımı okşayan el iyice cüretini arttırmış, külodumu çekip çıkarıvermişti. Parmaklarını içime sokmuştu. Islanmaya başlayan amımın dudaklarını, klitorisimi okşuyordu parmaklarıyla… Kocama bakmayı akıl edebildim o durumdayken. Halen koltuğun üzerinde kaykılmış horlayıp duruyordu. Top atılsa duyacak hali yoktu.
Sonra, bir şeyin farkına vardım. Kasıklarımda bir yanma başlamıştı. Alev alev yanıyordu amım, etrafı, içleri kaşınıyordu. Sanki vücudumun bütün kanı oramda toplanmıştı. Adeta tüm kanımın damarlarımda oraya doğru ilerlediğini hissedebiliyordum.
“Ne oluyor bana böyle?” diye sormaya çalıştım.
Hakan cevap bile vermedi bana. Eteğimi belime kadar sıvamış, başını kasıklarıma eğmiş, tüm dikkatini amıma vermişti. Dirseklerimin üzerinde doğrulmuş, ne yaptığını anlamaya çalışıyordum sarhoş kafayla. Dudaklarını yapıştırdı amıma. Dilini çıkarmış, bir köpek yavrusu gibi yalıyor, dudaklarıyla somuruyordu amımı. “Mmmmhhh!” diye inledim, “Ohhh, Hakan! Ne yapıyorsun sen?” dedim fısıltıyla. Yalamayı bırakıp bana baktı başını kaldırıp,
“Amcığını yalıyorum canım! Güzel amcığını! İstemiyorsan bırakayım? Ne diyorsun? Bırakayım mı?” dedi.
“Yoo! Hayır! Sakın bırakma! Çok güzel! Devam et!” diye atıldım hemen, “Yalaman hoşuma gidiyor, amımın ateşini alıyor sanki. Ne oluyor bana böyle Hakan? Amım yanıyor sanki. Ne yaptın bana sen? Yoksa… Koyduğun hap…” dediğimde, gülümsedi,
“Sadece içkine azdırıcı koydum güzelim. Bu gece seni sikmem için yalvaracaksın bana! Sikimi sokmam için, amından götünden sikmem için, sikimi yalayabilmek için bana yalvaracaksın!” dedi. “Yoo! Hayır! Asla yapmam, yapamam senin dediklerini! Ben evli bir kadınım, kocamın yanında nasıl yaparsın bunu bana Hakan?” diye itiraz ettim gücümün kalan son kırıntılarıyla.
Beni bıraktı, ayağa kalkıp üzerindeki pantolon ve gömleği hızla çıkarıp atıverdi. Sadece slip küloduyla kaldı. Külodun önünde kocaman bir kabarıklık vardı. Sonra külodunu da indirip çıkardı.
Havuzda mayosu ıslandığında kabarıklığını gördüğüm ve hep merak ettiğim yarağı fırlayıverdi dışarıya. Kocamınkiyle aynı boyutta, biraz kalınca bir yarağı vardı, taş gibi olmuş, yukarıya doğru kalkmış haldeydi. Bana yaklaştı, yattığım yerden saçımı tutup canımı yakarak kendine çekti. Kasıklarına, yarağına yaklaştırdı dudaklarımı. Ne istediğini biliyordum. Çaresiz dilimi çıkarıp ucunu yaladım yavaşça. Bana,
“Bu gece kocan benim tatlım! Yala onu!” dedi sert bir sesle. “Yala ve em!” dedi, sikinin başını ağzıma soktu haşince.
Çaresizce dudaklarımı açıp içeriye kabul ettim. Saçımdan asılarak sikini sokup çıkarmaya başladı ağzıma. Diğer elini de uzatıp tişörtümün dekoltesinden soktu, sütyensiz göğüslerimin üzerinde dolaştırmaya, sıkıp avuçlamaya başladı.
İnledim. Hoşuma gidiyordu onu yalamak. Kasıklarının erkek kokusu Afrodizyak gibi daha çok tahrik ediyor, delirtiyordu beni, sanki içkime koyduğu ilaç yetmezmiş gibi. Elimi kasıklarıma, apış arama götürdüm. Orada yanan ateşi parmaklarımla okşayıp söndürmeye çalıştım. Ne mümkün! Yanıyordum alev alev. İnce parmaklarım yangını söndürmekte yetersiz kalıyordu. Bir de göğüslerimi avuçlayıp duran el daha da arttırıyordu ateşimi.
Sonra ağzımdaki yarağını çıkarıverdi, onu tutan elimden kurtarıp geri çekildi. Yarağını emmekten yalamaktan ıslanmış dudaklarıma yumuldu. Hırsla karşılık verdim dudaklarına. Nefessiz bırakıncaya kadar öptü beni.
Sonra dudaklarımı da bırakıp beni yatağa itti, kendisi doğrulup geri çekildi. Yatağın yanında ayakta beni izliyordu ıslak yarağını okşayarak… Elinden oyuncağı alınmış çocuk gibi kalakaldım. Kasıklarımdaki o yanma, amımdaki şişkinlik, kaşıntı hissi halen devam ettiği gibi, sanki şiddeti daha da artıyordu. İki elimi de apış arama götürdüm, sıkıyor, okşuyor, yatağın içinde bacaklarım sımsıkı kapalı kıvranıyordum… Başımı yana çevirdiğimde birden gözüm kocama ilişti! Korktuğum başıma gelmişti. Gözleri açıktı. Bana bakıyordu. Yanıbaşında çırılçıplak bir erkekle beraber yatakta yatan karısına. Dünya başıma yıkıldı sanki. Utandım, yerin dibine geçtim.
“Kadir!” diyebildim. Bu arada Hakan üzerime eğilmiş, üzerimde ne varsa bir bir çıkarıp atıyordu. Kısa sürede ben de çırılçıplak kaldım, yatakta kıvranır haldeydim. Duramıyor, içimde yükselen seks isteğini durduramıyordum.
Kocamın ifadesiz bakışları parlamaya başladı sanki. Anlayamıyordum. Olan biteni kavrayamıyordum. Neler oluyordu bana böyle? Her zamanki alkol azgınlığı değildi bu. İçime bir şey girmesi, bir yarağın girip beni çılgınca becermesi için deliriyordum adeta. İçimdeki kaşıntıyı, yangını ancak böyle giderebilirdim. Öyle geliyordu bana… Kocama yalvardım, elimi uzatıp çağırdım,
“Kadir… Kocam… Yanıma gel… Yatağa… Seni istiyorum… Hemen…” dedim. Kocam ise sarhoş, kolunu kaldıramayacak vaziyette, koltukta beni, bizi izlemekle yetiniyordu. Peltek peltek, tipik sarhoş konuşmasıyla, dilini ağzının içinde zor döndürerek cevap verdi bana,
“Karıjımm… Harika görünüyorsun… İkiniz de öyle… Sanki pørnølardaki sikişen artistler gibisiniz… Hadi sevişin… Ben sizi seyredeyim…” dedi.
Pantolonunu indirmiş, yarı sertleşen sikini eliyle sıvazlayarak bize bakıyordu bunu söylerken. Kulaklarıma inanamıyordum, neler söylüyordu bu adam? Hakan atılıp söze karıştı,
“Kadir abiden sana hayır yok. Benim seni sikmemi istiyor. Öyle değil mi Kadir abi? Karını becermemi ister misin? Şimdi, şurada, gözünün önünde sikeyim mi güzel karını? Seksi karını?” dedi. Kocam başını salladı onaylayarak,
“Evet, karımı sik Hakan! Becer onu! Sik kaltağı! Amına koy karımın! Seksin ne olduğunu öğrensin! İsteyip de alamamak neymiş öğrensin! Yalvarmayı öğrensin!” dedi. Hakan bana döndü bu kez,
“Sen ne diyorsun aşkım? Sikilmek istiyorsun değil mi? Oh, yavrum benim! Nasıl da kıvranıyorsun seks için, sikilmek için. Amcığından sular akıyor. Deli gibi sikilmek istiyorsun, biliyorum. Şu anda kim gelse sikilmeye razı vaziyettesin. Defalarca denedim bu hapı, etkilerini çok iyi biliyorum. Sabaha kadar siksem doymayacaksın artık! Durmadan sevişmek istiyorsun şu anda. Ama hayır, yalvar bana! Sikmem için yalvar! Amına koymam için, yarağımı amına sokmam için yalvar! Yoksa düzmem seni, sikmem!” dedi. Doğru söylüyordu. Öyle bir istekle kıvranıyordum, öyle bir çılgınca sevişme arzusu, sikilme isteği sarmıştı ki bedenimi. Bacaklarımı sımsıkı kapayıp amımı kıstırıyor, kollarımı kendime sarıp içimdeki kahredici isteği gidermek istiyordum. Ama nafile, dediğini yapmaktan başka çarem yoktu. Kısık sesle istediğini yaptım,
“Lütfen Hakan…” diye kekeledim. Elini kulağına götürdü, gülerek,
“Efendim? Duyamadım tatlım! Yüksek sesle söyle! Ben de, kocan da duyamıyoruz. Ne istiyorsun benden?” dedi. Artık sabrımın sonuna gelmiştim. Dayanamıyordum. Ne isterse yapmaya hazırdım, yeter ki siksin… “Piç herif, seni istiyorum!” diye bağırdım, “Sik beni alçak! Ne istediğimi biliyorsun orospu çocuğu! O hapı atarken bu duruma düşeceğimi biliyordun. Becer beni artık! Sik! Ne istersen yaparım, gel artık!” deyip, bacaklarımı olabildiğince ikiye ayırdım.
Elimle amımın dudaklarından tutup açtım. İçinden sular akan pembe çiçeğimi ona gösterdim. Umutsuzca yalvardım. Onun sözcükleriyle,
“Lütfenn… Seni istiyorum… O şeyini sok içime… Sikini… Yarrağını sok… Yalvarıyorum!” dedim. Gözlerimden yaş gelmeye başlamıştı, bayağı ağlıyordum istemsizce… “Peki aşkım, madem çok istiyorsun sikmemi, istediğini vereyim ben de! Öyle değil mi Kadir abi? Bak nasıl ağlıyor karıcığın! Sikmemi istiyor benden! Sikmem için yalvarıyor bana!” dedi. Elini uzatıp yanaklarımdan akan gözyaşlarımı sildi,
“Canım benim, kıyamam sana! Nasıl da ağlıyor, şuna bak Kadir abi!” dedi. Kocam da,
“Hadi artık Hakan! Sen de yalvartma artık. İstediğini ver karıma! Bak ben de bekliyorum, sik artık şunu!” dedi. Hakan sonunda dediğini yaptırmış, sikilmek için yalvartmıştı beni. Gözyaşlarımdan ıslanan yanağımı okşayan elini tutup avuçlarını öptüm, kendime çektim umutsuzca. Gülümseyerek geldi, bacaklarımı aralayıp arasına girdi. Sertleşmiş sikini tutup amıma sürttü.
“Ohhhh!” diye inledim kıvranarak. Gerisinin gelmesini bekledim. Gelmedi.
Sikini su içinde kalmış, ıslak yarığım boyunca ileri geri sürtüyor, klitorisimi sikiyle okşuyor, delirtiyordu beni. Sikinin bu ilk teması bile yetmişti bana. İlk kasılmalarımı yaşadım. Daha içime girmeden orgazm oluyordum. Amımdan sular fışkırıyordu adeta… Tişörtümü alıp bacak arama sürdü, amımın ıslaklığını aldı. Amımın sularıyla ıslanmış tişörtümü burnuna götürüp kokladı. Sonra yavaş hareketlerle sikini amımın girişine nişanladı, başını dayadı. Dışı kuruyan amıma zorla sokmaya başladı.
Acıyla inledim. Aldırmadı bile. Amımın dudaklarını ikiye ayırıp sokmaya devam etti. İçimden gelen zevk suları tekrar akmaya, amımı kayganlaştırmaya başlamıştı hemen.
Yarıya kadar soktu, geriye çıkardı. Tekrar soktu. Bu kez bir hamlede dibime kadar girmişti yarağı. Boynuna sarıldım sımsıkı. Kendime çektim. Öyle bir zevk alıyordum ki,
“Ahhh! Çok güzel!” diye inledim. Öylece kaldı içimde. Hareket etmiyordu. “Hadii! Devam et! Sik beni Hakan!” dedim… Başını ellerimle tutmuş, dudaklarına çılgınca öpücükler konduruyordum. Gidip gelmesini istiyordum içimde, ama o hareketsiz duruyordu. Bu kez ben kalçalarımı kaldırıp indirmeye, sert yarağının amımda gidip gelmesini sağlamaya başladım.
Delirmiştim adeta. Deli kuvveti gelmişti bana. Bacaklarımı beline dolayıp yana devrildim, erkeğimi sırt üstü yatırıp üzerine çıktım bir anda. Şimdi üstünlük bendeydi. İstediğim gibi hareket edebilirdim.
O içimi kavuran istekle, inip kalkmaya başladım. Dizlerimin üzerinde yükseliyor, başı dışarıya çıkana kadar durmuyordum. Sonra hızla oturuyor, içimi yaran yarağı dibime kadar dayanıyor, kasıklarımız birbirine yapışıyordu… Bir makine gibi devamlı tekrarlıyordum bu hareketi. Kasıklarındaki kılların klitorisime sürtünmesi öldürüyordu zevkten. Tekrar boşaldım o zevkle. Hakan'da ise tık yoktu. Boşalmamıştı. Dimdik yarağı içimde, emrime hazır bir asker gibiydi.
Boşalmam bitince beni yana devirdi. Kalktı, belimi tutup domalttı yatağın üzerinde. Arkamdan girdi bu kez amıma. Dakikalarca gidip geldi. Zevk sularım bacaklarımdan yatağa süzülüyordu.
Elimi araya sokup parmağımı klitorisime götürdüm. Başım yastıkta, domalmış vaziyette, parmaklarımla klitorisimi okşayıp sıkarken, Hakan da piston gibi gidip geliyordu içimde… İyice hızlandırdı hareketlerini. Ben yine yükselmeye, orgazma yaklaşmıştım ki, aniden çıkıverdi içimden. Böğürüyordu adeta. Belimde, sırtımda sıcak dölleri hissettim yağmur gibi. Boşalıyordu.
Tam orgazma yaklaştığım anda aniden içimden çıkması delirtmişti beni. Yatağa attım kendimi. Parmaklarımla kendimi okşamaya, klitorisimi hırpalamaya devam ettim.
Beni heyecanla izleyen iki erkeğin önünde, yatakta kıvrana kıvrana kendimi tatmin ediyordum. Bağıra bağıra boşalmaya başladım az sonra. Dakikalarca kasıldım, titredim, inledim… Kasılmalarım bittiğinde çarmıha gerilmiş gibi kollarım, bacaklarım açık kala kaldım. Bitmiştim. Kollarım tutmuyordu. Nefes nefese, soluk almaya çalışıyordum. Göğsüm körük gibi inip kalkıyordu. Ter içindeydim. Sırtımda Hakan'ın dölleri vardı, yattığım yerde ıslaklığını hissediyordum.
Hakan elimden tuttu, kaldırıp koluma girdi, banyoya götürdü beni. Duşun altına soktu, bir güzel yıkadı, çıkarıp kuruladı. Tekrar yatağa getirip yatırdı. Gidip kendisi duşun altına girdi. Benimse parmağımı kıpırdatacak halim yoktu. Sırt üstü serilip kalmıştım yatakta… Birden bacaklarımın arasında bir temas hissettim. Zorla gözlerimi açıp baktım. Kocamdı. İnledim,
“Yoo! Hayır!” dedim.
Kocam bana aldırmıyordu bile. Teni ıslaktı, su damlacıkları süzülüyordu. O da duşa girmiş, sarhoşluğunu atmış gibiydi. Bu kez kocam bacaklarımı araladı, kalkmış sikini amıma soktu.
O tanıdık zevk ateşi anında tüm vücudumu sardı yine. Kendime inanamıyordum. Az önce boşalmıştım. On dakika olmamıştı daha. Ama içime giren kocamın sikini iştahla, sevişmeye yeni başlamış gibi alıyordum amıma… Bacaklarımı ayırıp içimde yükselen şehvetin kollarına bıraktım kendimi. Gözlerim kapalı, kocamın içimde gidip gelen sikini hissetmeye çalışıyordum. Dudaklarıma temas eden bir sıcaklıkla gözlerimi açtım. Duştan çıkan Hakan yanımıza gelmiş, belindeki havluyu eliyle tutup tekrar sertleşmiş sikini dudaklarıma sürüyordu.
“Aç ağzını! Yarrağımı ağzına al! Yala canım!” dedi.
Dediğini yaptım hemen. Ağzımı kocaman açtım, sikini dudaklarımın arasından kaydırıverdi. Dudaklarımı kapatıp ağzıma alabildiğim kadarını somurmaya başladım. Dilimle de ağzımın içindeki kısmını okşuyor, emiyordum.
Kocam da içimde gidip gelirken gözlerini benden ayırmıyor, karısını paylaştığı adamın sikini nasıl yaladığıma bakıyordu. Zevk aldığı belliydi, bizi izledikçe içimde gidip gelen sikinin daha da büyüdüğünü hissediyordum… Kendime, yaptıklarıma, yaşadıklarıma inanamıyordum. Bir rüyada, bir pørnø filmde gibi hissediyordum kendimi. Kocam bacaklarımın arasında, içimde gidip geliyor, ben elin adamının sikini ağzıma almış her tarafını yalayıp emiyordum.
Bir elimle de alttan sarkan taşaklarını okşuyordum sürekli. Sikini bana emdiren Hakan'ın eli memelerimde dolaşıyor, okşuyor, uçlarını sıkıyordu. Kocamsa ayak bileklerimi tek eliyle tutup bacaklarımı havaya kaldırmış, iyice daralan amımda gidip gelirken, zevk sularımla ıslattığı parmağıyla götümün deliğini okşuyordu… O seks yapmayı görev gibi gören kadın mazide kalmıştı. Onun yerine azgın bir fahişe gelmişti. Azgın. Doyumsuz. Her yerimden, her deliğimden ayrı zevk alıyordum. Sürekli. Durmaksızın. Zevkten delirmek üzereydim… Önce Hakan'ın ağzımın içinde emerek, dilimle okşayarak emdiğim siki kasılmaya, ayı gibi homurdanmaya, boşalmaya başladı. Saçlarımdan tutup sikini dibine kadar ağzıma soktu. Midem bulanıyor, öğürmek, sikini çıkarmak istiyordum.
Ama bırakmadı. Aksine bastırıyor, bademciklerime kadar sokuyordu sikini. Sıcak spermlerinin boğazımdan aşağıya kaydığını hissettim. Hiç bitmeyecek gibiydi boşalması. Sanki az önce boşalan o değildi… Kocam da hiç durmadan içimde gidip geliyordu, hızlanmaya başlamıştı. Hakan'ın orgazm iniltileri onu da ateşlemiş, o da kasılmaya başlamıştı. Gerilen vücudunu, daha da büyüyen sikinin amımda gidip gelmelerini hissediyordum.
Hakan'ın ağzımın içine boşalması bitmeden, kocam da amıma boşalmaya başladı. Aynı anda, iki erkek birden döllerini akıtıyordu içime. Biri ağzıma, biri amıma. Bu da beni ateşledi. Tekrar orgazm olmaya, kocamın sikini amımla sağmaya başladım.
Üçümüz birden boşalıyorduk. Odanın içini inlemeler, zevk feryatları kaplamıştı. Müthiş bir koro halinde, devinip duran, kasılan, şehvet ateşiyle yanan çırılçıplak bedenlerimizle yatağın üzerinde birbirimize karıştık sonunda… Ateşimize otel odasının kliması bile yetersiz kalmış, ter içindeydik hepimiz. Nefes nefeseydik. Hala yattığımız yerde kasılıp duruyor, kim, neremize denk gelirse birbirimizi okşuyorduk. Kollarımız, bacaklarımız birbirine dolanmıştı.
Dakikalarca bu durumda yattık. Sonra kocam kalktı. İkimizin de elimizden tutup bizi kaldırdı, banyoya girdik hep beraber. İki erkek, bir kadın tepemizden akan ılık suyun altında birbirimize sarıldık.
Ben ortalarında, kocamın dudaklarını öperken, Hakan arkamda boynumu, omuzlarımı öpüyordu. Suyun dinlendirici etkisiyle kendine gelen bedenlerimiz birbirine yapışmış gibiydi. Erkeklerimin tekrar kıpırdanmaya başlayan siklerinin temasını, vücudumda dolaştıklarını hissediyordum. Biri önden, diğeri arkamdan, bacaklarımın arasına girmişti. Hakan banyo rafına uzanıp duş şampuanını aldı, avucuna bolca döktü, bedenimin her yerini köpükler içinde bıraktı. Kocam da ön tarafımda aynı şeyi yaptı. Gözlerimi kapattım. Kendimi onların vücutlarının kaygan temasının, köpüklü ellerinin tüm vücudumda dolaşmasının verdiği zevke bıraktım. Kedi gibi mırıldanıyor, zevkten inliyordum aralarında… Döndüm, ikisine birden sarıldım. Ortada değildim şimdi, onlardan biriydim, birbirine sarılmış, köpükler içinde üç bedenden oluşmuş tek bir varlık gibiydik. Zevk içinde birbirimize sarılıyor, okşuyor, öpüşüyorduk. Dudaklarımız, dillerimiz birbirini okşuyordu.
Erkeklerim bana sarılıp okşadıkları gibi birbirlerini de okşuyorlardı. Kocam kulaklarımı, dudaklarımı öpücük yağmuruna tutarken, eli Hakan'ın gelişmiş kaslarında dolaşıyor, göğsünü okşayarak aşağıya inip dimdik havaya dikilmiş yarağını sıvazlıyor, oradan bana geçiyor, okşayarak kasılan karnımdan yukarıya, memelerime kadar çıkıyor, memelerimi avuçlayıp beni zevkten inletiyordu. Ardından aynı şeyi Hakan da kocama ve bana uyguluyordu. Katıksız, saf bir şehvet duygusu kaplamıştı üçümüzü de… Hakan okşamayı bırakıp, güçlü kollarıyla beni havaya kaldırdı. Kaygan sikini altımdan amıma sürtmeye başladı. Bacaklarımı beline, kollarımı boynuna sarıp işini kolaylaştırmaya çalıştım. Yavaş yavaş aşağıya indirdi, çengel gibi beni yarağına astı adeta. Sikinin hepsi içimdeydi. Boynuna sarıldım sımsıkı… O arada kocam da arkamda ikimize birden sarılmış durumdaydı. Onun da kalkmış sikini götümün deliğinde hissettim. Hakan'ın kalçalarımı kavrayan elleri onları ikiye ayırmış, minik göt deliğimi kocamın girişine hazır hale getirmişti.
Kocam duş şampuanının köpükleriyle kayganlaşan sikinin başını göt deliğime sürtüyor, beni delirtiyordu. Hiç yapmadığım bir şeydi bu. Kocama değil götümü siktirmek, sözünü bile ettirmemiştim.
Şimdiyse, göt deliğimin kenarlarında dolaşıp duran, okşayan kocamın sikinin verdiği zevk, Hakan'ın amımdaki sertliğinin verdiği zevke karışmış durumdaydı. Merakla bekliyordum başıma gelecekleri… Kocam yüklenip bastırdı, kaygan sikinin başını yine köpükle kayganlaşmış minik göt deliğime soktu. Dudaklarımı ısırıp inledim. Hakan'ın dudaklarına kapandım. Pek beklediğim gibi acımamıştı. Sanırım köpüklerin etkisiyle olmuştu bu.
Başı giren sik artık pek zorlukla karşılaşmadan yavaş yavaş girdi, girdi, sonunda kocamın kasıklarını kaba etlerimde hissettim. İki deliğim de dolmuştu şimdi. İçimdeki sikler sanki birbirlerine sürtünüyorlardı. Dudaklarımı ısırdım. Biraz acı. Çokça zevk… Önde Hakan belini oynattı, kalçalarımı indirip kaldırdı, içimde gidip geldi, durdu. Bu kez kocam arkamda, götümde gidip geldi birkaç kez, o da durdu. İnanamıyordum. Aldığım zevk bitirmişti beni. Hem amımdan, hem götümden sikilmek. Bayılmıştım buna. Hayatımda tatmadığım zevkleri tadıyordum… Ardından kocalarım bir makine ritminde çalışmaya başladı. Biri giriyor, diğeri çıkıyor, arkamdaki boşaltırken, önümdeki dolduruyordu zevk bölgemi. Dayanamıyordum, öylesine bir zevk alıyordum ki, inlemeye, feryat etmeye başladım. Hakan hemen dudaklarıma yapıştı, sesimi boğdu. Şimdi onun ağzının içinde boğuk boğuk inliyordum… Bir süre sonra yoruldular, dinlenmek için durdular. Bu kez Hakan'ın boynuna asıldım, kalçamı indirip kaldırmaya başladım. İçimde hareketsiz duran taş gibi sikler, içimde alçalıp yükseliyor, aynı anda deliklerime girip, aynı anda çıkıyorlardı. Bu da zorluyordu beni. Bacak aram patlayacak gibi geriliyor, zorlanıyordum… Sonra onlar harekete geçti, tekrar pompalamaya başladılar. Banyonun içinde vücutlarımızın çarpışmasıyla çıkan sesler, üçümüzün zevk inlemeleri yankılanıyor, bu sesler bizi daha çok baştan çıkarıyordu. Kocam bir süre sonra götümden çıktı,
“Çocuklar, ben çok yoruldum!” dedi. Hakan amımdan çıkmadan,
“Sen şurda yere yat Kadir abi! Biz sana gelelim!” dedi.
Kocam duşun altından çıktı, sırt üstü banyonun fayanslarının üzerine sırtüstü uzandı. Siki dimdik havadaydı. Hakan beni kucakladı, kocamın yanına gittik. Arzudan titreyerek kocamın üzerine çıktım, sikini bir hamlede amıma aldım. Birkaç kez oturup kalktım… Hakan arkamdan yanaştı, butlarımı ikiye ayırdı. Gçtümün deliğini iyice açıp sikini dayadı. Bu kez yer değiştirmiş oldular. Biraz daha kalın olan Hakan'ın sikini zorlanarak alabildim götüme. Yine dolmuştum. Yine harekete başladık.
Zevk makineleri önümde, arkamda çalışmaya başladılar. Zevkten çıldırıyordum. Taş gibi siklerin içimde kayarak ilerlemeleri, girip çıkarken içerilerimi okşamaları, içimde çarpışmaları, iki deliğimin arasındaki etleri ezmeleri delirtiyordu beni… Sonunda kaçınılmaz sonuç. Orgazm. Katıksız zevk. Küçük ölüm. Gözlerim kaydı, titremeler, kasılmalar başladı. Ben kasılırken içimdeki sikleri de ezmeye başladım. Girip çıkmakta zorlanıyorlardı. Kocam alttan bağırmaya başladı,
“Ohhhh Aşkımmm! Amcığın delirtiyor beni! Geliyorum!” diye. Hakan da arkamda biteviye hareket halindeydi. Belimi tutan parmakları kasılıyor, kalçalarının hareketi artıyor, götümde gidip gelen siki daha çok girip çıkıyordu.
Yine aynı anda boşalıyorduk, üçümüz birden. Kocam altımda amımın içine, Hakan arkamda götümün içine döllerini boşalttılar bağıra bağıra… Boşalmamız bittiğinde halsiz kalmıştık. Her iki deliğime de boşalan erkeklerimin bıraktığı döller bacaklarımdan aşağıya süzülüyordu. Sırayla duşun altına girip çıktık, kurulanan gidip kendini yatağa attı.
Pestilimiz çıkmıştı akşamdan beri. Sabahın ilk ışıkları perdelerden süzülmeye başlamıştı. İki erkeğim iki yanımda, birer bacaklarını üstüme atmışlar, ellerini memelerimin üzerine koymuşlardı. Defalarca boşalmanın verdiği tatlı yorgunluk, huzur içinde kendimizi uykunun kollarına bıraktık… Öğleden sonraydı uyandığımda. İkisi de yoktu yanımda. Kalktım, duş aldım, bikinimi giyip dışarıya çıktım. Tahmin ettiğim gibi iki ortak havuz başında şezlonglara oturmuşlar sohbet ediyorlardı.
Neşeleri yerindeydi ikisinin de. Gülüyor, kahkahalar atıyorlardı. Beni görünce kalktılar, ikisi de yanıma gelip yanaklarımdan, dudağımdan öptüler, sevgiyle sarıldılar… Orada kaldığımız üç gün boyunca ayrılmadık birbirimizden. Geceleri aynı yatağı paylaştık. Sabahlara kadar seviştik.
Tatil bittiğinde evimize döndük. Kocamla o tatilde yaşadıklarımızdan, Hakan'dan söz açmadık bir daha. Yaşadığımız her şey o tatil köyünde kaldı. Ama kocamla aramızdaki ilişki de mükemmel bir hale geldi. Kocamın tam istediği kıvamda, seksi seven, isteyen, hiçbir şeye hayır demeyen bir kadın olup çıktım.
Sevişmek için birimizden birinin istemesi, bir bakışımız yetiyor, birbirimizin kollarına atılıveriyor, saatlerce sevişiyoruz. Ne alkolün rehavetine, ne azdırıcı ilaca gereksinimimiz var. Mutluyuz.
Her ne kadar itiraf etmesek, konuşmasak da, ikimiz de biliyoruz ki, bu mutluluğumuzu Hakan'a borçluyuz!
Geil 👃
Patron
Karımla birlikte, çocuklarını büyütüp evlendirmiş, büyükçe bir Villa'da yaşayan, ellili yaşlarında zengin bir çiftin evdeki işlerini yapıyorduk. Ben tamirat ve bahçe işleriyle uğraşırken, karım da evin temizliği, alışverişi, faturaları ve randevuları gibi işleriyle meşgul oluyordu.
Son bir kaç seneye kadar sahibi oldukları firmayı işletmiş, daha sonra başkasına devredip emekliliklerini yaşayan bu çifte kendimizi sevdirmiştik. Bize karşı para yönünden çok bonkör ve samimiydiler. Bizlere işçileri gibi değil de, evin birer sakinleri gibi davranıyorlardı. Çocukları yanlarına bayramdan bayrama uğradıkları için, onlara olan hasretlerini sanırım bizde gideriyor gibiydiler. Ben ve karım işsiz geçen bir dönemden ve sıkıntılardan sonra onların yanında gayet iyi durumdaydık.
Günde birkaç saat uğrar, işim varsa işimi yapar, bir istekleri olup olmadığını öğrenip dışarıdaki işlerini hallederdim. Bazen de birlikte evde yada bahçede oturur sohbet ederdik. Karım haftada bir genel temizliğe gelir, veya randevuları oldukları zaman uğrardı, bir de akşamları bahçede otururken. Binali beyin karısı Döndü hanım, iyilik sever, sürekli olarak, “Hastayım.” diyen, ununu eleyip eleğini asmış biriydi. Gezmeyle eğlenmeyle, işle güçle işi olmaz, evde kitaplarla vakit geçirir, bazen komşularını ziyarete ve doktora gitme dışında evden dışarı çıkmazdı. Binali bey ise, derneklere, kahvelere ve dost sohbetlerine meraklı eski bir işadamı olması dolayısıyla, girişken biriydi. Bizden yaşlı olmasına rağmen, bakımlı, kendine önem verir, sağlığına dikkat eder, giyimi kuşamı düzgündü. Şakacı, samimi, açık sözlüydü.
Başbaşa kaldığımız zamanlar, sürekli olarak kadınlardan ve gençlik zamanlarında beraber olduğu kadınlardan bahseder, hatta onlarla nasıl ilişkiye girdiğini, neler yaptığını anlatır dururdu. Bir kadın görse hemen sulanır, onu röntgen çeker gibi incelerdi.
Karısından da sürekli olarak, yıllardır seks yapmadığı için dert yanardı. Binali beyle arada bir çapkınlık yapmaya giderdik. Ama para karşılığı olduğu için, bir de karşısındaki kadınların aceleci davranmalarından dolayı,
“Zevk vermiyor üstadım! Şöyle etine buduna dolgun, ateşli, canım istedikçe sikebileceğim birini bulsam, para hiç de önemli değil!” derdi. Bazen, dikkatimi çeken şey, benim karıma da sürekli olarak bakmasıydı. Karıma bakışlarından, aklından neler geçtiğini okur gibiydim adeta. Yaşına güvenerekten, bazen sanki evladına der gibi, karıma,
“Kızım ne kadar genç ve güzelsin, keşke ben de senin yaşlarında olsaydım, bu heriften önce ben evlenirdim seninle!” diye takılırdı.
Asıl amacı karımın ilgisini kendi üzerine çekmekti. Bazen ben dışarıda çalışırken, Döndü hanım da dışarıda olduğu zamanlar, karım temizlik yapıyorsa sürekli olarak içeride olur, onu izler, laf atardı. Ben çaktırmadan onları izlerdim. Karım eğilip doğrulurken, dik dik bakar, “Yardım edeyim!” der, bazen de konuşurlardı. Ama ne konuştuklarını duyamazdım. Yine yorucu bir gün, güneş batmak üzere iken bahçede beraber oturmuş, hem biralarımızı yudumluyor, hem de konuşuyorduk. Tabii ki, konu her zamanki gibi kadınlar ve onun seks sorunlarıydı. Zaman ilerledikçe sohetin seks dozu da artıyordu. Bana,
“Ulan ne şanslı herifsin… Benim karı buzdolabı gibi, senin karın fırın… Ben sikişmeyeli yıl oldu. Sen benim gibi değilsin, şanslısın, balık gibi karın var yanında, evire çevire sikersin!” diyordu şakaya getirip…
Hem yaşı nedeniyle, hem de karımın patrondan pek hoşlanmadığını bildiğimden bu tür konuşmalarına aldırmıyordum. Aslında hovardalığa beraber gittiğimizde kadınlara saçtığı paraları gördükçe içim giderdi hep… Hesapsızca harcardı paraları on dakikalık sikiş için…
Bazen kendimi o paraları elin orospularına saçacağına bize verse ne olur diye düşünürken yakalıyordum. Dışarıya gitmese bu zengin herif, yukarıda benim karıyı sikse, sanırım sesimi çıkarmaz, bir şey diyemezdim. Namus meselesi yapacak değildim herhalde, bok gibi para verirdi bize… On dakika sikmekle karımın amı aşınacak değildi ya…
Bunları düşünürken bir şeyi fark ettim. Patronun karımı siktiğini düşündükçe onun karımı domaltıp, bağırta bağırta sikerken ve benim karı da bundan zevk alırken hayal ettikçe tahrik olduğumu, bunun benim de hoşuma gittiğini kabul etmek zorunda kaldım sonunda….
Ama yine de açık açık (Bastır parayı, git benim karıyı sik!) diyemezdim ki… Hem karımın ondan hoşlanmadığını biliyordum. Binali beyin hem yaşı ve içtiği zamanlar sergilediği sulu tavırları hoşuna gitmiyordu karımın. Binali beyin bana sık sık söylediği, "Karını evire çevire sikersin!“ lafına, ben ne diyecektim ki? Ortam bozulmasın, muhabbet koyulaşsın diye,
"Ee herhalde yani… Yoksa ben sikmezsem, karım siki başka yerde ararsa ne olacak patron?” diye cevap veriyordum.
Bu tür konuşmalarımız daha da sıklaşmıştı. Nedense adet edinmiş, her defasında lafı eviriyor, çeviriyor, hiç vakit geçirmeden konuyu karıma getiriyordu. Bir keresinde yine,
“Çok şanslı bir erkeksin! Senden başka onu siken oldu mu hiç? Biliyor musun?” diye sordu.
“Hiç görmedim ve bana hiç böyle bir şey söylemedi. Ama kadın milletidir, kafaya koyarsa yapar. Aslında şüpheleniyorum. Birkaç defa sevişirken ağzını aradım, kendim teklif ettim. İyice zevke geldiğinde, birini alalım, o seni sikerken ben de seyredeyim, sonra onunla beraber seni sikeriz diye… Hani fantazi yapıyormuşuz ayağına… Bazen evet dedi, bazen de hayır dedi. Aslında biliyor musun patron, karım kabul etse, böyle bir şey belki benim de hoşuma gider!” diye ağzımdan kaçırıverdim.
Binali bey de bunu hiç kaçırmadı,
“Demek sikişirken karınla bunları konuşuyorsunuz ha?” dedi. “Ulan ne şanslı herifsin diyorum, inanmıyorsun. Benim karıya diyecek olsam anında boşar beni valla…” dedi.
“Karımla eğlenmeye filan gidiyoruz. Canlı müzikli, içkili ortamlarda mini eteğini savura savura bir oynuyor benim karı, görme… Onun kalçalarını gören herifler sülük gibi yapışıyorlar etrafımızda pervane oluyorlar… E, onlar baktıkça benim de hoşuma gidiyor. Demek böyle seksi bir karım var diye koltuklarım kabarıyor.”
Kafalarımız güzelleşmiş, ağzımızın kilidi gevşemişti. Bülbül gibi karımla aramızda geçen her şeyi anlatıyordum herife… En sonunda da Binali bey diyeceğini dedi,
"Valla bak açık konuşayım. Kızma bana, konuşuyoruz şurada… Sen de anlatıyorsun ya, karına nasıl sikecek gibi baktıklarını, sulandıklarını… Senin karı benim de acaip derecede hoşuma gidiyor.”
“Normaldir patron, güzel karıdır benim karım… Hadi fondip, güzel karımın şerefine…” Kadehleri tokuşturup fondip yaptık.
“Hani, gel beni sik dese, hiç arkadaşımın yada yanımda çalışan işçimin karısı, yok kızım yaşında falan demem, çatır çatır sikerim!”
“Diyosun…” dedim gülümseyerek… Kızmadığımı, aksine güldüğümü gören Binali bey devam etti konuşmasına,
“Madem sen de zevk alıyormuşsun karına bakmalarından, karının başkaları tarafından sikilmesini hayal ediyormuşsun… Ne yap yap karınla benim aramı yap! Sonunda ne isterseniz isteyin benden…”
“Ne istersek mi?” Kulaklarım dikildi bunu duyunca…
“Ulan oğlum… Bende bitmeyecek para var, bok gibi… Ben yesem yesem ne kadarını yiyeceğim? Arada bir canım çektikçe buluşuruz sizin evde… Sen ister oturur seyredersin, ister çıkarsın dışarı… Ben karını bir güzel sikerim, paranızı da bırakırım, sonra evime giderim. Karı yine senin karın olsun! Hiç bir şey olmamış gibi gizlice böyle geçinip gideriz!” dedi.
“Ama patron… Pezevenklik gibi bir şey bu…” dedim yarım yamalak yiğitliğe krem sürdürmemek için…
“Siktir et oğlum pezevenklik laflarını…Bok gibi para diyorum sana… Beyefendi derler çok parası olana… Sen düşün bunu… Karınla ikiniz bir konuşun.”
Eve geldiğimde yine karımla oturmuş konuşuyorduk. Karım zaten her gün, Binali beyin nasıl baktığını, nasıl etrafında pervane olduğunu hep anlatırdı. Ama iyi para kazandığımızdan dolayı ve bunun ikimizin de hoşuna gitmesinden dolayı sesimizi çıkarmazdık.
Binali beyin bana dediklerini bir bir karıma anlattım. Karım da başta,
“Ondan hoşlanmıyorum! Senin de bana bulduğun erkeğe bak!” falan dedi, itiraz etti. Ama sonunda konuşa konuşa onu da yola getirdim.
“Ne olacak kızım, doya doya amını götünü yalatırsın! Zaten o yaşta adam nasıl sikecek seni? Adam akıllı kaldırıp sokamaz bile!” diyerek karımı ikna ettim. Hatta bir sürü taktik verdim. “Adamın ruhunu biliyorum. Aceleci olma, önceleri açık saçık konuş, rahat ol, sana laf atmasına izin ver falan. Sonra oranı buranı ellemesine izin verirsin. Her şeyi zamana bırak, iyice kudursun! Zaten ondan en fazla parayı, seni yatağa atıncaya kadar götürürüz.”
“Boynuzlu pezevenk kocam…” dedi karım gülerek…
“Çok para var kızım bu işte… Sikerim pezevengini… Yatak safhasına gelince sen onun sikini falan elle, sonra onun seni yalamasına, öpmesine izin ver. Derken en son sikini falan yalarsın. Olay had safhaya dayanınca, artık kendini ona bırak!”
“Nasıl? Siksin mi beni yani?”
“Siksin amına koyayım. Bırak istediği gibi siksin seni! Zevk almasan da zevk alıyormuş gibi davran, çıldırt onu! Sikini yala, ağzına akıttır döllerini yut. Bırak, isterse seni götten falan siksin! Laflarınla çıldırt, deli et onu… Sana öyle bir tutulsun ki, senden asla bıkmasın! Her seferinde başka bir fantazi dene…"
“İyi bakalım… Madem kocam sikilmeme izin veriyor… Bana da sikilmek kalıyor o zaman…”
“Hah şöyle… Boş ver namus muhabbetlerini kızım… Biz aldığımız paraya, zevke bakalım. Çektiğimiz sefillikleri unuttun mu? Siktir gitsin, bir amcık değil mi bu?”
Aradan üç gün geçmiş, yine Binali beyin evinde akşama kadar çalışmıştım. Akşam da Binali beyle baş başa bahçede oturmuş, hem bira içiyor hem konuşuyorduk. Döndü hanım oğlunun yanına gitmişti. Biram bitince,
"Ben artık kalkayım, evde karımın canı sıkılır!” dedim. Binali bey hemen,
“Onu da çağır gelsin, o da içsin bizimle!” dedi.
“Tamam çağırayım, ama bak bu akşam karımı kandırdın kandırdın! Ben ona bahsettim, ama naz ediyor! Kız evi, naz evi demişler. Her şey senin elinde artık! Biraz kalbini kazan, gönlünü et… Sonra kendiliğinden oturur senin kucağına merak etme!" Heyecanla,
."Tamam oğlum, ara gelsin hemen!” dedi. Karımı telefonla aradım,
“Üzerine güzel bir şeyler giyip gel, altına da en seksi bikinini giy… Bu gece hem içeceğiz hem yüzeceğiz! Bak bikini giymeyi unutma, sonra çırılçıplak sokarız seni havuza..!” dedim. Binali beyin de çok hoşuna gitmişti,
“Ya bak, şimdiden sikim kalktı!” dedi. On dakika sonra karım üzerinde göğüslerinin yarısını açıkta bırakan siyah ip askılı daracık bir tişört, altında ise siyah bir mini etek ile yanımıza geldi. İkimiz de sanki bir prenses geliyormuş edasıyla ayağa kalkıp karımı karşıladık, baş köşeye oturttuk. Karım da gülerek,
“Bu nasıl bir karşılama böyle, ne oluyor size?” dedi. Ben de ikimizin adına,
“Eee, burada senden değerli, senden seksi, senden güzel kimse var mı karıcığım?” dedim. Binali bey de kendi laflarıyla beni destekledi. Sonra bana,
“Karına da bir bira aç, soğuk olsun!” dedi.
“Karım sadece viski içer!” deyince,
“Evde viski yok, o zaman alıp gelmek sana düşer!” dedi.
Mecburen almaya gitmek zorunda kaldım. Giderken de aralarındaki işi kolay pişirebilmeleri için,
“Ben yokken yaramazlık yapmayın bak… Geldiğimde sizi yatak odasında aramayayım haa!” diyerek, karımı kendi ellerimle Binali beyin ellerine teslim etmiş oldum. Geldiğimde Binali beyle karım karşılıklı değil de, yan yana oturuyorlar, gülüşüyorlardı. Sanırım işlem tamamdı. Karımın içkisini koydum, mutfaktan da buzu getirip servis yaptım ve ben de karşılarına oturdum.
Sanki benim değil de, Binali beyin karısıydı. Aslında bu portre hoşuma gitmişti ve bana zevk veriyordu. Yıllardır bu tür bir manzarayı hayal ediyordum hep.
İçkiydi, sohbetti derken, kafalarımız çakırkeyf olunca, ortam da iyice ateşlenmişti. Karım ne mini eteğine dikkat ediyordu, ne de daracık tişörtüne… Kah tişörtünden memeleri meydana çıkıyordu, kah mini eteği açılıveriyordu.
Artık Binali bey konuşurken elleri gayet doğalmış gibi karımın bacaklarında, kalçalarında, bazen de iki bacağının arasında geziyordu. Ben ortamı daha da ateşlendirmek için,
“Şimdi de havuza girme zamanı! Beyler bayanlar hadi bakalım, herkes soyunsun!” dedim. Karım da bize uymuş, şuh kahkahalar atıyordu durmadan…
“Çıplak mı gireceğiz? Hani bana bikinini giy gel dediniz ya! Boşuna mı giydim yani?” dedi. Binali bey de,
“İstersen çıplak gir güzeller güzeli, gözümüz gönlümüz açılsın!” dedi. Karım beni kastederek,
“Ay beni çıplak görenler de keşke senin ettiğin güzel lafları edip, değerimi bilse!” dedi. Binali bey de karıma,
“Sen merak etme, ben senin değerini her zaman bilirim! Kocan senin gibi güzel kadını bulmuş, ağzının tadını bilmiyor! Valla ben olsam yataktan çıkmam seninle!” dedi.
Karım yüzü Binali beye dönük şekilde üstünü çıkardı, sonra ona arkasını dönüp, biraz da eğilip, altındaki eteği çıkardı. Bikinisinin içindeki karpuz götü tam Binali beyin karşısında duruyordu. Karım,
“Ee, siz soyunmuyor musunuz?” diye sorunca, ben atıldım,
“Valla bende mayo yok, isterseniz külodumla girerim!” dedim. Binali bey de bana,
“Ne olacak canım mayo yoksa, biz de çıplak gireriz. Sende olan bende de var, saklayacak ne var ki…” dedi. Karım lafa atıldı, fettan fettan gülerek,
“Sizde var ama, sizde olan mallar bende yok..!” dedi. Bu sefer Binali bey ondan aşağı kalmadı,
“Güzelim sende yoksa da, sanki senin de görmediğin, yemediğin şey mi? İlk defa mı yarak göreceksin, ne var bunda?” dedi ve ikimiz de çırılçıplak soyunduk. Binali bey karıma,
“Seni ben kendi ellerimle soyacağım, bu şerefi benden esirgeme güzelim!” dedi. Karım başta duraksayıp şaşırdı. Ben de,
“Ee hadi bırak soysun aşkım, yoksa ikimiz birden soyar, tecavüz ederiz! Zaten iki parça bikini kalmış üstünde…” deyince, Binali bey,
“Yoo bende öyle şey olmaz çocuklar… Ben yavaş yavaş, okşayarak, zevkini çıkararak yaparım!” dedi.
Dediğini de yaptı. Kendi elleriyle soydu karımı. Hep beraber, iki adem bir havva suya atladık. Havuzda çırılçıplak yüzüyor, eğleniyor, oynaşıyorduk. Tabi, Binali beyin çırılçıplak karıma baktıkça taş kesilen sikiyle karımın etrafında nasıl dolaştığını söylememe hiç gerek yok…
Yüzmekten yorulunca havuzdan çıktık. Biraz oturup dinlendik. Sanki çıplaklar kampındaymışız gibi üçümüz de gayet rahat davranıyorduk. Binali bey hiç kimsenin beklemediği bir anda ayağa kalktı, elini sanki dansa kaldırır gibi karıma uzatarak,
“Hadi bebeğim biz yukarıya odamıza çıkalım, beni dünyanın en mutlu insanı olmaktan alıkoyma!” dedi. Karım şaşırmış, dili tutulmuş gibi bir ona, bir benim yüzüme bakıyordu. Binali bey durumu anlamıştı,
“Çekinme güzelim, ben kocanla konuştum, bundan sonra senin iki kocan olacak, senin her istediğini yerine getireceğim, para içinde yüzeceksin! Önce benim karım, sonra da kendi kocanın karısısın!” dedi. Karıma kafamla işaret verince, birlikte yukarıya çıktılar. Onlardan az sonra da ben sessizce yukarı çıktım. Odaya girdiklerinde ikisi de zaten çırılçıplak olduklarından, Binali bey hiç beklemeden karıma sarılmış, dudaklarından deli gibi öpüyordu.
Kapı açık olduğundan, ben de koridordan gizlice seyrediyordum onları. Karım omuzlarından tutup aşağıya bastıran Binali beyin önünde çöktü, sikini yalıyordu. Binali beyin siki zevkten kazık gibi olmuştu.
Sonra karımın elinden tutarak yatağa götürdü. Karımı yatağın kenarına oturttu ve bacaklarını ayırıp amını yalamaya başladı. Karımın en çok hoşlandığı şeydi bu. Daha sonra ikisi birden yatağın üzerine uzanıp, öpüşüp yalaşmaya başladılar. Binali bey bazen karımın kalçalarını okşuyor, bazen göğüslerini yalayıp sıkıyor, sürekli de iltifat ediyor,
“Aman Tanrım, ne güzel kalçalar! Birazdan bunların arasına girip, seni götten sikeceğimi hayal bile edemiyorum karıcığım!” diyordu.
Ve nihayet karımın bacaklarını ayırdı, sikini amına dayayıp soktu. Karım altında sürekli inliyordu. Binali bey pompalamaya başlamıştı bile.
“Yavrum, harikasin bebeğim!” dedikçe, karım da,
“Sik beni erkeğim, ben bu şekilde sikilmeyi çok özledim, beni sike doyur, dibine kadar sok ne olursun!” diye adeta yalvarıyordu.
On dakikaya yakın o şekilde amından sikti. Bazen de karım bacaklarını Binali beyin omuzlarına attı. Bir ara pozisyon değiştirdiler, Binali bey sırtüstü yattı. Karım yine sikini yaladı, sonra da sikinin üzerine, yüzü ona dönük şekilde oturdu. Sikinin üzerinde oturup kalkıyor, bir yandan da azgın orospular gibi,
“Sik beni, sik beni erkeğim!” diye inliyordu. Karım amından sikilmekten sanırım çok memnun kalmıştı. Üstünden inip domaldı, şimdi de götten yiyecekti. Binali bey de hemen karımın göt deliğini parmaklamaya başladı.
Başta acırdı, ama karım alışkındı götten yemeye. Ben de çok siktim karımın götünü… Bana söylemese de, sanırım benimle evlenmeden önce de götten siktirmiş olmalıydı. Ve nihayet Binali bey karımın arkasına sokuldu, sikini göt deliğine bastırmaya başladı.
Girdiğini, karımın, “Ayyy! Acıdıı…” diye bağırmasından anlamıştım. Aslında vasat bir yaraktı orospu karımın amına giren, ama adamı ateşlemek için iyice abartıyordu olayı…
Binali bey karımı incitmekten korkarak bir müddet yavaşça sokup çıkardı, daha sonra hızlandı. Ara sıra da karımın kalçalarını okşuyor ve tokatlıyordu.
Binali bey anal sekse fazla dayanamadı, Beş dakika sonra sikini çıkardı ve karımın ağzına verip boşaldı. Karımın ağzı yüzü döl içinde kalmasına rağmen, sikini yalamaya bir süre daha devam etti. O sırada ben de onları izlerken kapının eşiğinde sikimi sıvazlaya sıvazlaya boşalmış, rahatlamıştım. Sessizce aşağı indim. Sonunda hayalime kavuşmuş, karımı bir başka erkekle sikişirken seyretmiştim.
Az sonra ikisi birden aşağıya yanıma geldiler. Binali beyin elinde çek defteriyle kalemi vardı. Sigara uzattım, çakmağımla sigarayı yakarken kaşarlanmış bir pezevenk edasıyla,
“Nasıldı patron, memnun kaldın mı?” diye sordum. Binali bey,
“Harika, muhteşem bir kadın! Hayatımda böyle bir şey görmedim ben! Senin karın iliklerimi kuruttu oğlum…” dedi ve yüklü meblağda bir çek yazıp verdi.
Karım da çırılçıplak vaziyette, merdivenlerden salına salına inerek yanımıza gelmiş, elimdeki çek yaprağını görünce gözleri parlamıştı. Tüm çıplaklığıyla Binali Beye sarıldı. Karımı çırılçıplak görünce yine sertleşip kalkan sikini avuçlayarak,
“Tam bir erkeksin aşkım!” dedi. “Önceleri yaşlısın diye beğenmiyordum seni… Ama yukarıda beni öyle bir doyurdun ki… İnsanın böyle bir kocası olması çok büyük bir şans!” dedi.
Yani, alan memnun, veren memnundu. Tabii ki, ben de!
Patrona bak be

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
Prezervatif
Bundan üç yıl kadar önce idi. O dönemde bir süpermarkette çalışıyor, kasiyerlik yapıyordum. Bizim markette prezervatifler kasada satılıyordu. Koray'la tanışmamız bu sayede oldu zaten…
Çalıştığım bir gün çıktı geldi. Kibar, yakışıklı, sporcu görünümlü, janti bir erkek… Sadece kaliteli bir marka onluk kutulardan bir tane aldı gitti. İki gün sonra yine… Bu böyle devam etti, her iki güne bir geliyor, bir onluk kutu prezervatif alıyor ve gidiyordu.
Hoş görünümlü, atletik yapılı, top sakalı ve güler yüzü ile etkileyici bir tipti gerçekten. Bir haftadan sonra alışmıştım artık… O hiç marketin içine girmiyor, direkt benim kasama geliyordu. Geldiğini görünce, ben de hemen istediğini uzatıyordum, parasını ödeyip gidiyordu.
İkinci haftadan itibaren merhabalaşmaya başlamıştık. Ancak sekse olan ilgimden olsa gerek, bu kadar prezervatifi ne yaptığını çok merak etmeye başlamıştım. Yine gelmişti, kasamın yakınlarında kimseler yoktu. Merakımı gidermeliydim,
“Sana bir şey sormak istiyorum…” dedim.
“Tabi ki, sor!” dedi.
“Bu kadar prezervatifi ne yapıyorsun?” dedim. O da tek kelime ile cevapladı,
“Kullanıyorum!” dedi.
“Oha!” demişim farkında olmadan, zira o güne kadar birlikte olduğum hiçbir erkek bir iki gecede on kez yapmamıştı. Aklımdan bunları geçirirken, o çoktan gitmişti. Ama iki gün sonra yine gelecekti biliyordum. Ve geldi de, her zamanki gibi alacağını aldı. Giderken bana,
“Akşam kaçta çıkıyorsun?” diye sordu.
“Altı gibi çıkıyorum.” dedim.
“Peki!” dedi ve gitti. Akşam çıkış saatinde marketin karşısındaki yolda idi.
Merhabalaştık. Tanıştık. Koray izin verirsem benimle konuşmak istediğini söyledi, kabul ettim. O sıra erkek arkadaşımdan yeni ayrılmıştım zaten. Benden hoşlandığını ve haftalık tatilimde onunla bir akşam yemeğine çıkıp çıkamayacağımı sordu. Tereddütsüz kabul ettim. Cuma akşamı 19:00 gibi buluştuk. Beni lüks bir restorana götürdü. Oldukça şık bir restorandı, sonradan öğrendim en lüks mekanlardan biriymiş, rezervasyonsuz kimseyi almıyorlarmış.
Güzel bir yemek yedik. Yemek sırasında sohbet ediyorduk. Öylesine tatlı dili vardı ki, bir yemek süresince benim hakkımda her şeyi öğrenmişti. Bense sadece onun adını ve özel bir hastanede çalıştığını biliyordum, hepsi o kadar.
Bir yemek sohbetinde nasıl bu kadar kendimi anlattığımı bilmiyorum, ki çok konuşan biri de değilimdir aslında. Neyse yemek bitti,
“Biraz eğlenmeye ne dersin?” dedi. Ne diyebilirdim ki? Beni acayip derecede etkilemişti. Hemen kabul ettim ve
“Nereye gideceğiz?” dedim.
“Tabiki senin gibi güzel biriyle gidebileceğim yer de güzel olmalı!” dedi. Dediği yere daha önce gitmiştim, çok güzel bir mekandı, girmek için araya arkadaş filan koymuştuk, her gelenin girebildiği bir yer değildi orası.
“Tamam!” dedim, çıktık… Bir taksiye bindik ve doğru klübe gittik. Kapıdaki Bodyguard karşıladı bizi ve
“Ağbi hoş geldin, ne zamandır yoksun!” dedi.
“İşlerim vardı…” dedi, içeri geçtik. Barmene bir şeyler söyledi. Barmen de,
“Her zamankinden mi?” dedi.
“Evet!” dedi. İçkilerimizi aldık. O güne kadar içtiğim en tatlı içki idi diyebilirim, Malibu idi sanırım, kokteyl hazırlamıştı barmen… İlk içkiden sonra dans etmeye başladık.
Kendimi ona öyle bastırıyordum ki, onu tahrik etmek ve okadar prezervatifi gerçekten kullanıp kullanmayacağını görmek istiyordum artık. Epeyce bir süre orda kaldık. Sonra beni evime getirdi. Ben acayip derece sarhoştum. İçeri geçtim, üzerimi değiştirdim, askılı bordo saten geceliğimi giydim ve onun yanına geçtim,
“Seni istiyorum!” dedim. Salonda dans ettiğimizi hatırlıyorum en son ve öpüşüyorduk, sonra ben sızmışım. Sabah yatağımda uyandım. Yanımda değildi. Gitti diye üzülmüştüm. Sarhoş olduğum için kendime kızıyor, onunla sevişemediğime yanıyordum. Ama salona geçtiğimde bütün neşem yerine geldi, kanepede uyuyordu.
Üzerindeki pikeyi çektim ve yere serdim. Sonra bokserini indirdim, yarağı sönük vaziyette yatıyordu. Yarağını ağzıma aldım ve emmeye başladım. Kısa sürede gözlerini açtı ve beni yukarı çekerek sevişmeye başladık.
Dudakları dudaklarımı yakıyor, elleri bütün vücudumda geziyordu. Göğüslerimi, kalçalarımı, her yerimi okşuyor ve seviyordu. Sonra beni yere uzattı, kulak memelerimden başlayarak yarım saat boyunca her yerimi yaladı, emdi. Beni çıldırtıyordu resmen.
Sonra 69 olduk, ben onu emiyordum, o da beni emiyor ve bir parmağı ile arka deliğime masaj yapıyordu. Çok güzel bir histi. Onu içime almak için kuduruyordum,
“Hadi gir artık içime!” dedim.
“Peki!” dedi, ayağa kalktı ve ceketinin cebinden prezervatif çıkardı, bana uzattı takmam için. Ben de prezervatifi fırlatıp attım,
“Tenini hissetmek istiyorum!” dedim. “Peki!” dedi ve üzerime doğru geldi… Öylesine sakin, yumuşak hareketlerle girdi içime ve ileri geri hareket etmeye başladı. Ben,
“Daha hızlı!” dedikçe hızlanıyordu. Gittikçe hızlandığında, ben artık zevkten uçuyordum resmen ve kasılarak boşaldım. Ben boşalmama rağmen o hızla gidip gelmeye devam ediyordu.
Ben tekrar orgazm olmaya başladım, ilk kez üst üste boşalıyordum. Hissettiğim rahatlama dayanılmazdı. Sonra beni dört ayak pozisyonuna getirdi ve arkama geçip bu şekilde tekrar girdi amıma.
Hızla girip çıkıyor amıma, aynı anda parmağıyla göt deliğime masaj yapıyordu. Ne istediğini anlamıştım, götümü sikmek istiyordu, ama sonra diye düşünerek anlamazlıktan geldim, çünkü o anda amımın sikilmesinden aldığım zevk dayanılmazdı. Bu şeklide devam ederken iyice hızlandı ve
“Geliyorum!” diye haykırdı. Ben de,
“Korunuyorum, içime boşal!” dedim.
Gerçekten de öyle idi, korunuyordum. Ve içimde patladı. Döllerinin sıcaklığını içimde hissettiğimde ben de tekrar boşalmıştım. Çok güzeldi. Yan yana uzandık, birer sigara yaktık. Sigaralarımız bitince kalkıp duşa girdik. Duş aldıktan sonra kahvaltıya oturduk. Kahvaltımız biter bitmez beni kucağına aldı ve yatağıma götürdü. Beni yatağa yüz üstü yatırıp, ensemden başlayarak, dili ile bütün vücudumu gezmeye başladı.
Çılgın bir şeydi, dilini öyle kullanıyordu ki, sanki değmekle değmemek arasında idi. Tüylerim diken diken olmuştu. Ensem, sırtım, kalçalarım, baldırlarım ve diz çukurlarım, oradan ayak bileklerim… Beni uçuruyordu.
Hele diz çukurlarıma geri çıktığında, belimde hissettiğim kasılmayı hiç unutmayacağım. Oradan götümün deliğine geldi, göt deliğimi yalıyor, dili ile baskı yapıyor ve aynı anda klitorisimi parmakları ile uyarıyordu. Çılgınca zevk alıyordum. Götüme parmağını hafifçe sokup,
“Burdan izin var mı?” dedi.
“Evet, ama ilk sen olacaksın!” dedim. “Peki!” dedi kalktı… Komodinin üzerinden vücut kremlerimden birini aldı, karnımın altına iki yastık koydu. Önce dili ile göt deliğimi iyice uyardıktan sonra, bir parmağına krem sürüp, göt deliğimin içini ve etrafını güzelce yağladı. Sonra ikinci parmağını da götüme sokmaya başladı.
Kremi devamlı takviye ediyor ve götümü alıştırıyordu. Yarağına bir prezervatif alıp taktı ve iyice kremledi. Sonra yarağının başını götüme dayadı. Götten ilk kez yapacaktım, arkadaşlarım acıdığını söylemişlerdi, korkuyordum, ama istiyordum da. Ve yüklenmeye başladı. Giremeyince,
“Kendini sıkma, eğer istemiyorsan yapmayacağım!” dedi.
“Devam et, istiyorum!” dedim.
“Kendini sıkarsan canın acır, serbest bırakırsan ilk başta hafif bir acı hissedip sonra acımaz!” dedi.
“Tamam!” dedim ve kendimi tamamen ona teslim ettim. Tekrar yüklendi. Evet başı girmişti. Öyle çok büyük bir yarağı yoktu, fazla kalın da değildi, ölçüleri idealdi yani. İlk anda hafif bir acı hissettim.
“Çok acıyorsa bırakabilirim?” dedi. Ben de,
“Hayır, devam et!” dedim. Sakin ve yavaş hareketlerle götümde ilerliyordu, bir yandan da devamlı olarak klitorisimle oynuyor, beni iyice azdırıyordu.
Sonunda köküne kadar sokmuştu. Bir süre bekledi ve ileri geri hareket etmeye başladı. Evet, korktuğum kadar acımadığı gibi, üstelik bana da zevk veriyordu.
Uzunca bir süre götümü sikmeye devam etti, sonra yarağından prezervatifi çıkartıp, çıplak yarağını tekrar amıma soktu ve hızla gidip gelmeye başladı.
Amıma hızla pompalarken, başparmağını götüme sokmuştu. Çok güzel bir histi, aynı anda iki deliğim de doluydu. Hızla pompalıyordu, kısa sürede ben yine boşalmıştım ve o yine amımı sikmeye devam ediyordu.
Gittikçe hızlandı, hızlandı, hızlandı ve çok sert bir yüklenişle içimde patladı yine. Muhteşemdi. Sonra amımdan çıkıp yanıma uzandı. Biraz dinlendik, bu arada yine birer sigara içtik. Sonra ben yarağını ağzıma alıp tekrar kalkana kadar emdim. Yarağı kazık gibi olunca üzerine çıkıp oturdum, amıma aldım. Yarağının üzerinde çılgınlar gibi zıplıyordum.
Beni omuzlarımdan itti, tam dik olacak şekilde üzerinde oturuyordum. Belimden kavrayarak beni ileri geri sarsmaya başladı. Bu muhteşemdi ve hayatımda en kısa sürede ulaştığım orgazmımı, daha doğrusu orgazmlarımı yaşattı bana.
Dört kez üst üste boşaldım bu şekilde ve bu toplam on dakika bile sürmemişti. Üzerinden indim ve
“Hadi, şimdi sen istediğini yap!” dedim.
“Emin misin?” dedi.
“Evet!” dedim.
Daha önceleri benden anal seks isteyenleri direk reddeden ben, şimdi ondan beni götümden sikmesini istiyordum. Hemen domaltıp geçti arkama, yine prezervatif taktı ve girdi götüme.
Hem götümde gidip geliyor, hem de bana iltifatlar yağdırıyordu. Gittikçe hızlanan bir tempo ile götümü bir güzel siktikten sonra gelmek üzere olduğunu, göğüslerime boşalmak istediğin söyledi. Ben,
“Tamam!” deyince, götümden çıktı, yarağından prezervatifi çıkarttı.
Bu arada ben döndüm ve sırtüstü yattım, o da üzerime gelip göğüslerimin üzerine boşalttı döllerini. Sıcak döllerini göğüslerimde hissetmek çok ayrı bir zevkti, bütün vücuduma sürdüm döllerini ve dinlenmeye başladık.
Sonra beni kucakladı ve duşa götürdü. Önce her yerimi bir güzel yıkadıktan sonra, amımı yalayarak beni çıldırttı. Bu arada yarağı yine kalkmıştı. Beni sikmesini istiyordum, ellerimi duvara yasladım arkam ona dönük vaziyette.
Yarağını amıma geçirdi ve gidip gelmeye başladı. Götümün deliğini de yine parmağı ile beceriyordu. Bitmek tükenmek bilemez bir enerjisi vardı. Beni orgazm ettikten sonra yarağını amımdan çıkarıp, yine götüme soktu. Ama bu sefer prezervatif takmadı. Götümde gidip gelmeleri çok hızlanmıştı. Götümü sikerken,
“Uzun zamandır böyle bakire bir göt sikmemiştim!” diye inliyordu, "Çok güzel, çok dar, muhteşem!“ diyordu. Ben de onu iyice tahrik etmek istiyordum,
"Sik erkeğim, istediğin kadar sik, istediğin zaman sik!” diye inliyordum. Artık dayanacak halim kalmamıştı, onun dördüncü seferi idi, ama benim orgazmlarımın sayısı onu çoktan geçmişti. Götümün içine boşaltmıştı lavlarını…
Beni banyoda biraz yalnız bırakmasını istedim, çişim gelmişti çünkü. Yarağını yıkayıp çıktı. Ben de rahat rahat çişimi yapıp, tekrar duş aldım ve banyodan çıktım, yanına gittim. Hiç halim kalmamıştı,
“Biraz dinlenmem lazım!” dedim ve göğsüne başımı koyup yattım.
İki saat kadar uyumuşum. Onun dudaklarını amımın dudaklarında hissedince uyandım. Amımı uzunca yaladıktan sonra, yine amımı sikmeye başladı. Hızla gidip geliyor, beni yine uçuruyordu. Ben tekrar orgazm olmuştum.
O da gelmek üzere iken amımdan çıkıp, yarağını ağzıma getirdi, emmemi söyledi. Emmeye başladım. Biraz sonra ağzıma boşalmaya başladı. İlk kez bir erkek ağzıma boşalıyordu. Pørnø filmlerde bana iğrenç gelen şey, şimdi çok hoşuma gitmişti.
Sonrasında biraz daha dinlendik, kalkıp bir şeyler yedik ve tekrar yatağa geldik. O gün akşama kadar bu şekilde defalarca beni sikti.
Artık merakımı gidermiştim. Marketten aldığı onlarca kutu prezervatifi nasıl kullandığını birinci elden öğrenmiş durumdaydım. Eğer prezervatif taktırsaydım, bir kutuyu bitirdiği gibi, üstüne de bir kaç kez de prezervatifsiz sikmiş olacaktı. Akşam o gittiğinde ben pelte gibiydim, öylesine rahatlamıştım ve hafiflemiştim. Çılgın bir gündü. İlişkimiz bir ay kadar sürdü. Bizim markette çalışan ve benim en samimi olduğum Necla'ya aramızda geçen her şeyi, nasıl bir sikici olduğunu, pestilimi nasıl çıkardığını övünerek anlatmıştım.
Kahpe Necla'nın Koray'a yavşadığını gördüm. Bu duruma Koray da pek karşı çıkmıyordu. Bunun yüzünden Koray'la sıkı bir kavga ettim ve gitti. Geri dönmesini bekledim ama dönmedi. Gidiş o gidiş, bir daha da gelmedi. Şu anda başka birisiyle evliyim. Kocamla birbirimizi seviyoruz, ama seks konusunda onun gibi değil. Zaten Koray’la yarışabilecek fazla erkek olduğunu zannetmiyorum. Onun için kocamın verdiği zevklerle yetiniyorum.
Bir şey daha itiraf edeyim, kocama bile götten vermiyorum, ilk Koray sikti götümü ve eğer bir gün onu görürsem, resmen yalvaracağım beni götümden sikmesi için.
Süper 👃
Kocam Hastayken...
Bir gece ansızın kocamın inlemesiyle uyandım. Müthiş bir ağrı, kıvranma. Ağrısı durmayınca apar topar acile gittik. Taş veya kum döküyor. Ağrı kesiciler, ilaçlar, serumlar. Ağrı kesilince eve döndük. Gece tekrar ağrı. Tekrar ağrı kesici. İdrarda kan. Zor işemeler…
İşte böyle başladı her şey. O zamana kadar kocamın hiçbir şeyi yokken, doktorlarla, ilaçlarla tanıştık. Bünyesi mi yapıyormuş ne, kesilmedi gitti. Gece uykudan kalktık. Gündüz işten çıkıp geldi sancı nedeniyle. Raporlar. İzinler. Eh, bu arada da bizim haftada bir yaptığımız olağan sevişmeler de iyice rafa kalktı. Bir şey söyleyemiyorum, adam canıyla uğraşıyor. Ne siki kalkıyor, ne beni görüyor gözü. Ama bu arada ben de iyice doldum, taştım.
Üç gün, beş gün, bir hafta, iki hafta, üç hafta. Bitmek bilmiyor. Kocam sancılardan fırsat bulur da uyuyabilirse, ben de yanında yatıp kendimi parmaklıyorum, kendimi tatmin ediyorum.
Banyoda küvetin içinde yatıp, ılık, tazyikli suyu tutuyorum klitorisime. Su sıcak sıcak amıma çarpıp dururken, ben memelerimi okşaya okşaya boşalmaya çalışıyorum. Salatalıklar. Fırça sapları, tarak sapları. Ama olmuyor tabi. Gerçek sikin yerini tutmuyor ki. Kıvranıyorum yarak girsin içime, siksin beni kocam diye. Ama maalesef. Yine bir gece vakti. Yine uykusundan uyandı kocam. Gündüzden beri işeyemiyordu. Bir iki damla geliyor, tıkanıp kalıyordu. Gece iyice zorlamaya başladı. Ne yapacağımı şaşırdım. Araba var aşağıda, ama kullanmasını bilmiyorum.
112'yi arasam mı, ne yapsam, diye düşünürken, apartmanda en üst kattaki Tıp son sınıfta okuyan Cem geldi aklıma. Cem annesiyle birlikte oturuyordu, bekar bir gençti. Ara sıra tesadüfen rastlaşır, selamlaşırdık. Daha çok annesi Leyla ablayla görüşüyor, tanışıyorduk.
Cem yakışıklı, güleç yüzlü, spor delisi bir çocuktu. Derslerinden nasıl fırsat buluyorsa body çalıştığını söylüyordu annesi. Üçgen vücudundan, kaslarından belliydi zaten. Evlerine gittiğimde bir kenarda hep spor aletleri görürdüm. Öyle telaşlıydım ki, üzerime geceliği geçirip fırladım. Bu saatte ambulans çağır, bekle, acile git, doktor ara, derdini anlat. Ohoo, bunları yapana kadar en azından fikir alabilirdim Cem'den. Telaşla asansörü beklemeden merdivenleri koşarak tırmandım. Gecenin üçünde ayak seslerim yankı yapıyordu.
Üç kat yukarı çıkıp kapısına dayandım, zili çaldım. Ses gelmedi. Bir daha. Bir daha. Bir yandan kapıyı tıklatıyordum. Sonunda kapı açıldı. Ben Leyla ablayı beklerken, Cem karşımdaydı. Üzerinde bir şort vardı sadece, gözlerini oğuşturuyordu. Beni görünce şaşırdı, gözleri açıldı. Üstüne atılıp nefes nefese,
“Cem, çabuk bana yardım et…” diyerek kollarını tuttum. “Ne oldu Gül abla? Kötü bir şey mi var?” dedi. Şaşalamıştı iyice. Sendeledim, düşecek gibi oldum. Kollarıyla tutup sardı beni. Kırık dökük cümlelerle anlatmaya çalıştım derdimi. Zaten kocamın hastalığını biliyordu.
“Merak etme sen, sonda takmak gerek. Hemen takıp rahatlatırız, sonra acile götürüp tedavisini sağlarız. Sakin ol!” diyerek, omuzlarımı okşaya okşaya rahatlattı biraz ve
“Evde var mı sonda falan?” diye sordu.
“Var galiba. Daha önce birkaç tane almıştık. Olması gerek…” dedim.
“Hadi gidelim! Dur ben üzerime bir şey giyip kapıyı kapatayım, annem yok, yalnızım evde!” dedi.
Aşağıya indik. Bizim daireye girdik. Cem yatak odasına giderken, ben ecza dolabından sondayı almak için mutfağa gittim. Sondayı titreyen ellerimle arayıp buldum. Yatak odasına gittim aceyle…
Cem kocamın ateşine bakıyor, nabzını sayıyordu. Başucunda duran tansiyon aletiyle tansiyonunu ölçtü. Pijamasını açıp karnını, belini falan yokladı. Başını çevirip bana baktı. Getirdiğim sondayı aldı. Bana bakıyordu halen. O telaşın içinde şaşırdım, niye bakıyor bu çocuk bana diye düşündüm, bir garip geldi. Sondayı hazırlarken, bana,
“Pijamasının altını çıkarır mısın Gül abla?” dedi. Eğilip dediğini yaptım. Külodu vardı altında. “Onu da!” dedi.
Kocamın külodunu da sıyırdım. Çıplaktı şimdi kocam. O beni az çok mutlu eden siki iyice küçülmüş, çocuk pipisi haline gelmişti. Bir yandan kocamın külodunu pijamasını aşağıya indirmiştim, genç bir delikanlı kocamın pipisini tutuyor, elinde eldiven, sonda. Ben gecelikle… Gecelik aklıma geldi, baktım. Aman Tanrım.
Üzerimde tek külotla yattığımdan, telaşla yataktan fırladığımda elime ilk gelen geceliğimi geçirmiştim üstüme. Ve o da kocamı tahrik etmek için giydiğim en delişmen, en seksi giysimdi. Siyah tül, içimi gösteren, incecik, kısa gecelik…
Ben oturunca iyice sıyrılmıştı. Göğüslerim, minicik kırmızı külodum, siyah tülün altında olduğu gibi meydandaydı. Yüzümün kıpkırmızı olduğunu hissediyordum. Aklıma hemen gidip değişmek geldi. Ama kocam sımsıkı elime yapışmış, bırakmıyordu ki… Cem kocamın pipisini tutup, sonda hortumunu dayadığında, ben başımı çevirdim, bakamadım. Kocamın inlemeleri artmıştı, hortum canını yakıyordu besbelli. Elini sıktım, cesaret verici bir şeyler söyledim. Biraz sonra Cem,
“Tamam, bitti abi…” dedi.
Baktım, sondanın hortumundan sarı bir sıvı ilerlemeye başlamış, torbanın içine akıyordu. Kocamın yüzündeki rahatlama beni de rahatlattı. O halde bekledik. Arada Cem'in bakışlarının benim üstümde dolaştığını hissediyor, içimde garip duygular savaşıyordu. Öyle absürd bir durumdu ki. Yatakta, sikinden çıkan sonda hortumuyla belden aşağısı çıplak kocam. Bir yanında şeffaf geceliğimle ben. Diğer yanında, bir şort, atlet şeklinde tişörtüyle gencecik bir erkek. Kocamı bebek gibi tutan, çeviren kaslı kollar. Hafif kıllı bacakları. Şortunun önünde bir kabarıklık.
Gözümün ucuyla baktım. Sanki ilk geldiğinde bu kadar yok muydu bu? Daha mı kabarmıştı ne? Offf! Evet! Siki kalkmıştı çocuğun. Benim için mi kalktı bu sik şimdi? Herhalde öyle… Evet. Kalkmaz mı? Kalkar tabi! Nerdeyse yarı çıplak, şeffaf tülün altında sarışın, bembeyaz bir vücut. Kabarık, dik memeler, uçları parmak gibi kabarmış, tülü kabartıyor. Sarı saçlarım uzun, ama memelerimi örtmüyor ki. Atkuyruğu yapmışım, arkada duruyor aksi gibi. Memelerimi kapatan bir şey yok. Gözlere ziyafet. Geceliğin etekleri kasıklarıma gelmiş. Külodumun yarısı tülün altında, yarısı meydanda…
Bana da bir şeyler oluyor bu vaziyette. Kasıklarıma kan yürüyor sanki. İçimde, karnımın altında kıpır kıpır bir şeyler. Amımın kabardığını hissediyorum, bacaklarımı sıkıyorum engellemek ister gibi. Klitorisim şişmiş gibi. Sular yürüyor içimde.
Konuşmuyoruz pek. Odada sadece nefes alışlarımız var. Kalbimin çarpıntısını duyacak sanki. Ha, bir de kocamın acıdan inlemeleri, “Iıhhh… Ihhhh…” diye.
Ama kocam öyle bir inliyor ki, sanki hasta inlemesi değil, zevk inlemesi gibi geliyor kulağıma. Bu beni daha da azdırıyor. Kulaklarım yanıyor sanki. Yapma kocacığım, inleme böyle. Zaten başıma vurmuş erkeksizlik, cinsel açlığım… Sondanın torbası doldu. Değiştirdi hemen. Biraz sonra kesildi idrar gelişi. Kocam iyice rahatladı. Elimi sımsıkı tutan eli gevşedi, parmakları açıldı. Baktım, kendinden geçmiş rahatlayınca.
Cem uzandı, pijamayı tutup çekmek istedi. Ellerimiz birbirine değdi. Ürperdim. O da ateşe değmiş gibi çekti elini. Sonra vazgeçip pikeyi çekti üstüne, kocamın çıplaklığını örttü. Fısıltıyla,
“Rahatladı… Bırakalım uyusun!” dedi. Yavaşça kalktık. Çıkardığı idrar dolu sonda torbasını elime verdi, yatak odasından çıktık. O salona giderken ben banyoya gittim. Ama ne yapacağımı bilemedim. Dökecek miydim, atacak mıydım? Cem'e seslendim yavaşça,
“Cem, ne yapılacak bu?” diye sordum. Kalkıp banyoya, yanıma geldi,
“Ya pardon, unuttum söylemeyi…” derken kalakaldı.
Yine aynı durumdaydık. Üstümde geceliğim. Dik memelerim geceliği iyice kabartmış, kalçalarım yuvarlacık, kırmızı dantel külot içimde, uzun çıplak bacaklarım. Ayağımda yüksek topuklu ev terlikleri. Kırmızı ojeler… Cem hemen önümde. Elimde idrar torbası. Elini uzattı, almak istedi. Parmaklarımız birbirine değdi yine. Yine o elektrik çarpması hissi. Kıvılcım çaktığını görebilirim sanki. Yanaklarım alev alev.
Elimi tuttu, bırakmadı. Gözleri gözlerimde. Diğer eliyle idrar torbasını alıp, bakmadan yandaki çamaşır makinesinin üzerine bıraktı. Gözlerini gözlerimden ayırmadan. Sonra yaklaştı. Yaklaştı…
Birden sımsıkı sarıldı bana. Ben sanki hipnotize olmuşum. Ne bir şey söyleyebiliyorum, ne bir tepki verebiliyorum. Sadece dudaklarım kurumuş gibi. Nefes alışlarım sıklaşmış… Ve eğilip, kurumuş dudaklarıma su verdi. Etli dolgun erkek dudaklarını kapattı ağzıma. Vahşice öpüşmeye başladık. İki vahşi hayvan gibiydik gerçekten.
Ben onun kollarının arasındayım. Saçlarını kavramışım. Dudaklarımı örseleye örseleye öpüyor, emiyor. Saçlarımı arkadan tutmuş, başımı çekiyor kendine. Sanki kaçacakmışım gibi sımsıkı sarılmış diğer koluyla. Kendine bastırıyor. Memelerim onun geniş göğsünde eziliyor.
Canım yanıyor, nefes alamıyorum. Ama aldırış etmiyorum. Yansın canım. Ezsin beni. Yeter ki bu pazuları, kolları bedenimden hiç ayrılmasın. Alev alev yanan kasıklarımda bir kabarıklık, bir sertlik. Aman Tanrım. Taş gibi sanki. Bastırıyor, eziyor, batıyor sertliği önüme… Kıvranıyorum. Dudakları her yerimde dolaşıyor, yanaklarımda, burnumda, kulaklarımda, boynumda. Elleri? Onlar da iki yaramaz. Kalçalarımda, sırtımda, geceliğimin altında. Külodumun arkasında, önünde.
Nefes nefeseyiz. Soluklarımız birbirine karışıyor ağzımızda. Elleri memelerimde dolaşıyor, yoğuruyor memelerimi, sıkıyor, uçlarını eziyor geceliğin üstünden.
Sonra iki eliyle geceliğin dantel yakasını tuttu birden, aniden ikiye ayırdı yakayı. Güçlü parmaklara dayanamadı gecelik, bir cayırtıyla ikiye ayrılıverdi. Bir külotla kalmıştım önünde.
Eğildi, diz çöktü, külodumun üstünden dudaklarıyla kavradı amımı. Kabarmış amımı, ısırır gibi yaptı dudaklarıyla. Kıvrandım, inledim. Saçlarını tutup karıştırıyordum önümde diz çökmüş şövalyemin… Pençelerini külodumun iki yanına geçirip hızla, yırtarak indirdi aşağıya. Şimdi çırılçıplaktım. Hayranlıkla baktı amıma geri çekilip. Sonra dudaklarıyla uzandı, sıcak dudaklarını amıma kapattı. Dayanamadım inledim, “Oohhhh!” diye.
Kalçalarımı kavramış, kendine çekiyordu beni emerken. Dudaklarını bastıra bastıra emiyor, diliyle amımın dudaklarını okşuyor, dilinin ucunu içeriye sokuyor, beni delirtiyordu.
Dayanamadım. Kasıldım. Dilinin klitorisime değmesi bitirmişti beni. Saçlarını koparırcasına asılarak eğildim, kapandım. İkiye katlanmıştım sanki. Kasıla kasıla boşaldım… Ayağa kalktı. Elimden tuttu. Salona götürdü beni. Çırılçıplak, munis bir kedi gibi her isteğini yapıyordum. Hiç itiraz etmiyordum erkeğime. Salonda uzun bembeyaz tüylü bir halı vardı parkenin üzerinde. Ve sehpa.
Koca sehpayı bir kutu gibi kolayca kaldırıp kenara koyuverdi hızla. Pazularının kabardığını görüyordum bunu yaparken. Sonra üstündeki iki parça giysiyi bir anda çıkarıp fırlattı. O da çırılçıplaktı karşımda şimdi.
Spor salonu reklamlarında, pørnølarda gördüğüm, ağzımın suyu aka aka baktığım, bakarken mastürbasyon yaptığım o kaslı, damarlı erkek vücutlarından biri vardı karşımda. Geniş göğüsler, pazulu kollar, üçgen omuzlar, daralan bel, şişik kaslı bacaklar. Ve…
Bacaklarının ortasında mızrak gibi havaya dikilmiş, damarları kabarmış, uzun mu uzun bir yarak! Uzun tüylü halının ortasında duruyor, bana bakıyordu ateş gibi yanan gözlerle. Bekliyordu. Ben de bekletmedim. Yaklaştım. Önünde diz çöktüm. Taparcasına hareketlerle yarağına dokundum. Titredi yarak. Vücut kasıldı. Yaklaştırdım yüzümü. Dilimi çıkardım. Yukarıya baktım. Beni izliyordu pür dikkat. Dilimin ucunu gösterdim ona ve yarağının başına değdirdim. Yine titredi.
Sonra kapandım üstüne. Dudaklarımla. Emdim. Yaladım. Yarağının başını, gövdesini, gövdesindeki damarları. Altta kıvrılıp duran taşaklarını tutup okşadım. Ağzıma sokup alabildiğim kadar almaya çalıştım yarağını.
Öyle kalındı ki yarağı, dudaklarım gerilmişti iyice. Ağzımın içinde dilimle okşuyordum sikinin başını. Tükürüklerimden pırıl pırıl parlıyordu güzel siki. Hafif eğilmiş, saçlarımdan tutup ağzıma sokup çıkarıyordu yavaş hareketlerle. Ağzımı sikiyordu sanki… Fazla sürmedi bu. Sanırım iyice dolmuştu. Çıkarttı ağzımdan sikini. Yüzüne baktım. Ne yapacak diye merak ediyordum. Bekletmedi beni, kolumdan tutup fırlatırcasına arkaya yatırdı beni. Sırt üstü uzanıp bekledim.
Bacaklarımı ayırıp arasına girdi. Siki taş gibi, damar damar, havaya dikilmişti. Bir an aklıma, yatak odasında yatan kocamın, ucundan hortum çıkan pipisinin görüntüsü geldi, tiksintiyle ürperdim. Başımı sallayıp uzaklaştırdım o görüntüyü. Bu koca şeyin tadını çıkarmalıydım. Bacaklarımı ayırabildiğim kadar ayırıp, amımın dudaklarını elimle ikiye ayırdım. Erkeğimi bekledim… Havaya kalkan koca sikini amıma hizalamak için aşağıya bastırması gerekiyordu, o da öyle yaptı. Başını değdirdi. İçinden sular süzülen amcığım hazla titredi sertliği hissedince. Kalçalarını ileri itip, boylu boyunca sikini gezdirdi amımda. Yavaşça. Geri geldi sonra aynı ağır hareketlerle. Başını kabarmış klitorisime bastırdı.
İnledim. “Mmmmm! Çok güzel!” diye kıvrandım altında. Yüzüme bakıyordu gözlerini ayırmadan. Benim zevkle kasılan yüzümü, şehvet denizinde yüzen, her kası ayrı kasılan vücudumu inceliyordu pür dikkat. Bir daha gidip geldi amımın dış dudaklarının arasında. Bir daha. Bir daha. Dayanamadım. Kıvranıyordum zevkten,
“Hadi! Hadi sok! Yalvarırım sok!” diye inledim.
İki parmağıyla amımın dudaklarını tutup açtı. Kalın bastonun başını itti içine. İri başı zorlanarak girdi amıma. Yine kıvrandım.
“Ahhh! Yavaş!” diye fısıldadım. Eğildi üzerime. Dudaklarıma dudaklarını bastırdı. Yine o vahşi hareketlerle öpmeye başladı.
Boynuna sarıldım, bacaklarımla kalçalarına sarılmaya, sikini içime almaya çalıştım. Önce bırakmadı. Kıvrandırıyordu beni istekten. Sonra yavaş yavaş girmeye başladı içime. Amımı yara yara girdi. Girdi. Girdi. Hiç bitmeyecek gibiydi girmesi. Ne kadar uzundu bu şey böyle?
Sonunda geldi, rahmime, dibime dayandı sikinin başı. Durdu. Ağzının içinde nefes nefeseydim. Burnumdan soluk almaya çalışıyordum. Başım dönüyordu zevkten. Amımın içinde sikinin o muhteşem kalınlığı, her tarafımı doldurmuş, kapkalın, mızrak gibi duruyordu… Sonra hareket başladı. Çekti, dışarıya kadar çıkardı. Sonra tekrar yara yara girdi amıma. Girdi. Dibe dayandı. Dışarıya… İçeriye…
O kalın, damarlı, kocaman başlı yarak içime durmadan giriyor, çıkıyor, ben zevkten, şehvetten çılgınlar gibi kıvranıyorum. Bağırmamak için kolumu ısırıyorum. Bacaklarımın arasındaki adeta bir makine. Bir seks makinesi. Hiç temposunu bozmadan, içimden sularımı fışkırta fışkırta çıkıyor, giriyor, çıkıyor giriyor.
Tanrım, bu nasıl zevktir! Nefessiz kalıyorum. Kuş gibi altında çırpınıyorum. Ellerim pazularında, sırtının boğum boğum kaslarında dolaşıyor. Şehvetten kendimi kaybetmişim adeta. Tırnaklarımı batırıyorum, çiziyorum.
Öyle bir zevk ki bu, hiç tatmadığım, hiç duymadığım bir şey. Kocamın ince, narin vücuduna alışkın vücudum, bu genç, iri, kaslı gövdenin altında eziliyor. Bacaklarım ikiye ayrılacak sanki. Ayırmaya çalışıyorum. Daha çok, daha çok girmesini istiyorum amıma. Derinlerime. “Aahhh!” diye inliyorum dişlerimin arasından. Başımı kaldırıp, dişlerimi boynuna, omuzlarına geçirmeye çalışıyorum.
O da memelerimi ezercesine üstüme eğilip, boynumu, kulak mememi yalıyor. Deliriyorum. Amımın suları seller gibi akıyor. Aralıklarla kasılıyorum, orgazm yaşıyorum, durması için yalvarıyorum,
“Dur! Dur lütfen! Yeter! Ahhh! Yeterr! Bitirdin beni! Alışık değilim aşkım, erkeğim, aygırım… Böylesini yaşamadım hiç, lütfen durrr!” diyorum. Durmuyor. Sürekli inip kalkıyor bacaklarımın arasında gövdesi. Ohhh! Delirmek üzereyim zevkten. Sularımdan bacaklarımın arası banyo yapmış gibi ıslak. Erkeğimin kasıklarındaki kılları bile ıslatmış.
Başımı kaldırıp bakıyorum, tüylerinin ıslak parlaklığını görüyorum amımın üstünde. Ve o ıslak kıllar her içime gömüldüğünde klitorisime baskı yapıyor, çıkarken klitorisimi okşaya okşaya vantuz gibi çekiliyor üstünden. Delirtiyor bu beni… Her içime girdiğinde, Koç yumurtası gibi taşakları götümün deliğine çarpıyor ıslak ıslak. Bütün bu fırtınanın içinde taşaklarının ıslak göt deliğimi okşamasını, çarpmasını ayrımsıyorum.
Her şey, ama her şey beni zevkten çıldırtmak için organize olmuş sanki. Ter içindeyim. Memelerim, boynum, göbeğim ıslanmış terden. Saçlarımın arasından süzülüyor terler.
O da öyle. Şınav çeker gibi üstümde gidip gelen gövdesi parlıyor. Işıl ışıl. Çıldırtıcı bir görüntü. Kokusu, erkeksi ter kokusu. Burun deliklerim hazla titriyor, o kokuyu içime çekiyorum… Sonunda, en sonunda, hiç bana sormadan, sormaya gerek bile görmeden boşalmaya başlıyor aygırım. Dudaklarını sımsıkı kapamış, ses çıkarmamaya çalışarak, inleyerek kasılıyor bacaklarımın arasında. Sanki delecekmiş gibi bastırıyor sikini amıma.
O amımı geren, zorlayan kalınlığı artmış gibi geliyor bana. Başının zonkladığını duyuyorum rahim duvarlarımda. Ve döllerinin kızgın sıcaklığını. Yakıyor, kavuruyor içimi, derinlerimi.
Ben de son kez kasılıyorum artık. Beraber boşalıyoruz erkeğimle. Birbirimizin içinde eriyoruz son damlamıza kadar… Üstüme yığılıp kaldı bir an. Sonra incinmemden korkar gibi sikini içimden çıkarıp yana devrildi. Başımı çevirip baktım. O sporcu göğsü inip kalkıyor sürekli. Maratonda koşup yığılmış atlet gibi. Ağzı açık. Nefes almaya çalışıyor.
Siki halen kalkık, ucunda son sperm damlaları görünüyor. Pırıl pırıl, benim amımın sularından mı, spermlerden mi, ıslak, parlıyor. Dimdik… Elimi uzatıp o güzel sikini okşamak, öpmek geldi içimden, fakat kolumu kaldıramıyorum, elim yana düşüyor. Hareketimi fark etti hemen. Elimi tutup dudaklarına götürdü. Parmaklarımı öpücüklere boğdu. Parmaklarımı emdi tek tek.
Bana doğru döndü, elini göğsüme kapatıp ucunu öptü. Sonra dudaklarıma bir öpücük kondurdu ve
“Seni seviyorum aşkım! Hep bu anı bekledim! Seninle sevişmeyi hayal ettim hep!” dedi fısıltıyla… Gülümsedim. İçimi titretti bu itiraf. Bu kez ben onun elini dudaklarıma götürdüm,
“Keşke daha önce söyleseydin erkeğim, bu zevkten mahrum kalmazdık ikimiz de!” diye yanıtladım… [Gül]
Amk hikayeye bak Sen 👃
Maç Dönüşü
Dördümüz bir arabanın içinde İstanbul'dan futbol maçından dönüyorduk. Uzun bir yoldu ama o muhteşem maçı izlemek için değerdi… Maç öncesi Develi Restaurant’da muhteşem bir yemek yemiş ve tabi biraz da içmiştik.
Ancak ben dönüş yolunun şoförü olarak seçildiğimden herkes kadar içmemiş, kararında bırakmıştım. Ama diğerleri için bir sınır yoktu ve onlar da bu haklarını sonuna kadar kullanmışlardı.
Eşim Suzan, tamamen kafayı bulmuştu. Arkadaşlarımız, Birgül ve kocası Selim de sarhoş olmuşlardı. Hala da içmeye devam ediyorlardı. Bu durumda benden başka hiç biri alkol kontrolünden geçemezdi. Ben de sanırım sınırdaydım.
Birgül, şoförü, yani beni uyanık tutmak için yanıma, ön koltuğa oturdu, eşim Suzan'ı da kocasının yanına, arka koltuğa oturttu. Bu düzenlemeden ben pek hoşlanmamıştım. Yol arkadaşlarımızın, eş değiştirmelerin yapıldığının söylendiği partilere katıldıkları dedikodusu herkes tarafından yapılıyordu. Bu konuda adları çıkmıştı. Ama ben onların böyle bir şeyi hayat tarzı olarak seçmiş olabileceklerini sanmıyordum. Ancak kadın erkek ilişkilerine biraz geniş baktıkları için böyle bir söylenti çıkmış olalabilirdi.
Her neyse, biraz gürültücü grubumuz seyehat ederken, Selim yanında getirdiği içkileri içmeye devam ediyordu. Ben de biraz içmeye başladım. Ancak dikkatliydim.
Birgül bir yandan konuşurken, bir yandan da yavaş yavaş kendini bana doğru kaydırıyordu. Zaten az sonra da kolunun birini omzuma attı. Bu arada dikiz aynasından arkaya göz attığımda Selim'in de bir kolunu karım Suzan'ın omuzuna attığını ve iyice ona sokulduğunu farkettim. Samimi sıcak bir ortamdaymışız gibi görünüyorduk.
Çok geçmeden Birgül'ün elinin bacağımı yavaş yavaş okşadığını hissettim. Sonra gitgide daha yukarılara, bacaklarımın arasına doğru kaymasına itiraz etmedim. Sonra gözlerimin içine gülümseyerek bakıp yavaşça, onun okşamaları sonucu büyüyen sikime doğru uzandı.
Acaba arkada neler oluyor diye dikiz aynasından baktığımda, Selim'in karıma sıkıca sarıldığını ve bir elinin kalçalarında dolaştığını görmem süpriz olmadı. Suzan o eli geri itiyor, ancak o yeniden kalçalarına doğru yolunu buluyordu. Suzan yeniden eli itiyor ama o biraz sonra bir kez daha yavaşça yeniden okşamaya başlıyordu. İkisi de kıkırdıyor, sanki zararsız arkadaş şakalaşmasıydı ve eğleniyorlardı. Ancak, Selim'in, karımın başını iki tarafından tutup kendine doğru çevirip öpmeye başlaması çok sürmedi. Karım dudaklarını adama doğru bastırırken, belli belirsiz “hayır, yapma” dedi. Birgül arkada neler olup bittiğinin farkında olmasına rağmen, gülümseyerek gözlerimin içine bakıyor ve iyice kabarmış pantolonumun önünü okşamaya devam ediyordu. Suzan, Birgül'ün beni oldukça tahrik eden, bu yaptıklarını göremiyordu.
Arkada olanlar beni biraz endişelendiriyordu. Selim, karım Suzan'ı bir kez daha tutup kendine doğru çekti ve sarhoş, kendini zor savunan kadını yavaşça öpmeye başladı. Tam birşeyler söyleyecekken, sikimi oşamayı sürdüren Birgül beni susturdu ve başımı kendine döndürerek minik bir öpücük verdi. Allahtan arabayı yolda tutabilmiştim.
Aynadan yeniden arkaya baktığım da; Suzan'ın onun elini itmesine aldırmadan, eteğini kalçalarının yukarısına kadar sıyırmaya çalıştığını gördüm. Selim'in çıplak kalçalarını okşamasından tahrik olan karımın yüzü kıpkırmızı olmuştu. Birgül benim engel olmamı önlemek için erken davranıp, yavaşça fermuarımı açıp, elini sikime uzattı ve kolayca külotumun içinden çıkardı. Eğilip kulağıma “boş ver onları, birazcık eğleniyorlar” diye fısıldadı.
Bu noktadan sonra ben de tüm dikkatimi, Birgül'ün tamamen sertleşmiş sikime ne yapacağına verdim. Çok yavas ve nazikçe okşuyordu. Arkadaki sarılma ve kucaklaşma seslerini duyuyordum. Arkaya yeniden göz attığımda, karımın beyaz danteli külotunu tamamen açığa çıkaracak sekilde, eteğinin ve kombinezonunun yukarıya toplandığını gördüm. Suzan, Selim'in bileğini tutarak ona engel olmaya çalışıyordu ama, adam onun dudaklarına yapışıp ara vermeden öpmeye başlayınca, karım direnmekden vazgeçti. Acaba iyice tahrik olmuş karım Selim'e ne kadara kadar izin verecekti. Eminim adama bacaklarının arasına yöneldiğinde durduracaktı onu, ama alkol onu çok dirençsiz hale getirmişti.
Ön tarafta da dikkati çekecek şeyler oluyordu; Birgül eteğini beline kadar toplayıp, elimi tutup çıplak kalçalarına koymuştu. Sonra bacaklarını yavaşça aralayıp, elimin kolayca, ıslanmış külotunu kadar ulaşmasını sağlamıştı. Kendisi de tamamen sertlesmiş sikimi okşamayı sürdürüyordu. Acaba bu durumun sonu nereye varacak diye merak etmeye başlamıştım.
Arka koltukla işler daha ileriye doğru gitmeye başlamış görünüyordu. Selim, karımın bluzunun düğmelerini çözmüş, bir hareketle sutyenini yukarıya kaldırmış ve memelerini ortaya çıkarmıştı. Selim'in okşamalarıyla çabucak serleşip irileşen meme uçlarına bakılırsa uzan, artık daha fazla direnmeyecekmiş gibi görünüyordu. Kızaran yüzünü kaldırdığında aynada göz göze geldik. Sadece birbirimize baktık. Sonra o başını arkaya atıp sırtını koltuğa iyice yasladı. Ben Birgül'e baktım, gülümseyen yüzü arkada neler olduğunun farkında olduğunu söylüyordu.
Birgül, külotunu kalçalarına kadar sıyrılmasını sağlayacak kadar poposunu kaldırdı. Sonra bacaklarını biraz daha aralayıp, elimi ıslak amına doğru çekti. Elim ıslak, yumuşak amının üzerinde dolaştırıp, bir parmağımı içine kaydırdım. Birgül yavaşça inledi. Sikimi okşamayı sürdürüyordu. Araba erotik bir sinema seti gibiydi.
Arkaya göz attığımda, Selim'in karımı koltuğa yatırdığını, üzerine uzanıp, dudaklarını memelerine gömdüğünü gördüm. Karımın külotu hala üzerindeydi. Hala Selim'e karşı koymaya çalışıyordu ama gitgide daha da tahrik oluyordu. Yavaşça inlediğini duydum. Sanırım benim duymamı istemiyor ama kendini de tamamen kontrol edemiyordu.
Adeta otomatik pilota bağlamıştık; Birgül sikimin üzerindeki özenli bakımını sürdürüyor, ben iki parmağımı birden ıslak amına sokmuş içinde hareket ettiriyordum. Klitorisinin sert tomurcuğuna ulaşıp okşadığımda yeniden inlemeye başlamıştı.
Arkaya baktığımda, Selim'in Suzan'nın eteğini ve kombinezonunu tamamen aşağıya sıyrıldığını ve onu şeffaf naylon külotuyla bıraktığını gördüm. Tam ben onlara bakarken, Selim, karımın külotunu çıkarabilmek için lastiğinden tutup, kalçalarını havaya kaldırdı. Suzan kafasını hayır anlamında sallayıp, bu hareketinin çok ileri gitmek olduğunu anlatmaya çalışarak, adamın elini geri itti. Ama eminim ki, Selim onu ayartmaktan vazgeçmeyecekti vede başarılı olacak gibiydi… Zira tehlikeli bir pozisyondaydılar.
Birgül bacaklarını biraz daha ayırdı ama kalçalarına kadar sıyrılmış külotu iyice gerilmiş ona pek rahat hareket imkanı vermemişti. Öne doğru eğilip, külotunu ayak bileklerine kadar indirdi. Artık şişmiş ıslak amını rahatça görebilmem için hiç bir engel kalmamıştı. Şimdi bacaklarını biraz daha ayırırken daha da inliyordu. Birgül, iyice şişmiş sikimi dikkatlice kontrol ediyor, tam boşalacağım anda elini geriye çekiyordu.
Arabadaydık ve hala yoldaydık. Bir yerde durmamız gerekmiyor muydu? Ancak ne bir konaklama yeri ne de arabayı çekecek uygun bir yer vardı.
Bir kez daha arkaya baktığımda Selim'in karımı bir taraftan öperken, bir taraftan da külotunun üstünden amını okşayıp, diğer eliyle de memelerimüzerinde çalışarak gittikçe ateşini daha da yükseltip, kızıştırdığını gördüm. Sanırım, Suzan'ın direnci düşüyor ve yine sanırım Selim için yeniden külot lastiğine el atmanın zamanı gelmişti…
Selim'in “kaldır” diye fısıldadığını duydum. Karım hemen dediğini yaptı, o da çabucak külotu kalçalarına kadar sıyırdı. Ama karım hemen ne yaptığının farkına varıp külotunu yukarı çekmek için elini uzattı. Fakat Selim daha hızlı davranıp tek harekette külotu bacaklarından sıyırıp fırlattı. Benim yüzü kızarmış ve kızışmış karımın şimdi belden aşağısı çıplaktı. Karımın külotunu gayri ihtiyarı arabanın ön tarafına fırlayıp Birgül'ün kucağına düşerken, Selim bize bakıp sırıtıyordu. Kucağına düşen külotunu görünce Birgül kıkırdayarak güldü. Zira kocası Selim'in yapacağı şey için önünde hiç bir fiziksel engel kalmamıştı. Dantelli külotu eline aldı, sikimin etrafına dolayıp, sikimi karımın külotuyla sıvazlamaya devam etti. Kocasının, heyecandan titreyin karımı baştan çıkarmasını, hatta tecavüz girişiminde bulunmasını sorun etmiyordu. Bilakis arka koltukta gerçekleşen bu heyecanlı erotik oyunu teşvik ediyordu. Sanırım kocasının, benim karımın bacaklarını ayırıp, sikini arasına sokmasını görmek istiyordu ve Selim de şimdi tam bunu başarmak üzereydi. Ama sanırım, Suzan buna izin vermeyecekti.
Karım, tamamen savunmanız görünüyordu. Orada arka koltukta, kızışmış, memeleri açıkta, eteği beline kadar sıyrılmış ve belinden aşağısı tamamen çıplak, erotik bir sekilde uzanıyordu. Selim, onu öyle çaresiz, direnci kırılmış görünce pantolonunu ve külotunu dizlerine kadar sıyırıp, kalın, heybetli ve tamamen sertleşmiş sikini meydan çıkardı. Sanırım, arkadaşım Selim karımı sikecekti ve ben, bu noktadan sonra bir şey yapamayacaktım. Adam karıma doğru yaklaştı, karım kafasını sağa sola sallayarak ve uzun, güzel bacaklarını birbirine bastırıp sıkarak “Hayır! Bu kadar yeter! Bunu yapma! Yapamazsın bunu!” diye hafifçe bağırdı.
İki parmağım Birgül'ün amının içindeyken ve sikim onun kontrolündeyken, bir de arkada neler olup bittiğini takip etmeye çalışırken araba kullanmak hayli zor oluyordu. Tüm bu olanlar çok erotikti ve kontrolümü kaybettirecek gibi görünüyordu. Selim, Karımın bütün direncine rağmen çıplak vücuduna, saldırısını sürdürüp, onu öpmeye, memelerini ve kalçalarını okşamaya başladı. Suzan'ın inlemeleri ve iç çekişleri, bu okşamalara yanıt vermeye başladığını gösteriyordu. Biliyordum ki içki karımı tamamen bitirmiş ve savunmasız hale getirmişti. Selim onun direncinin üstesinden gelmeyi başarıp daha ileri götüre bilecek miydi acaba?
Bir şekilde ben de elindeki şişmiş tümseğe bütün dikkatini vermiş, arkadaşımın karımla arka koltukta oluşturduğu erotik görüntüye karşılık veriyordum. Birgül beni meşgul etmeye çalışırken, Selim'in, karım Suzan'ın bacaklarını aralamaya çalışmasını görebiliyordum. Karım hala direniyor olmasına karşın sarhoşluğun ve bu kadar cinsel uyarılmanın sonucu direnci düşüyordu ve sonunda teslim oldu, bacaklarının ayrılmasın izin verdi. Bu noktadan sonra Selim elini bacaklarının arasına soktu ve okşamaya başladı. Karım bu defa yüksek sesle inlemeye başladı. Böyle inlediğine göre sanırım adam amına parmaklarını sokmuştu. Birgül arkaya bir bakış atıp kendi kendine gülümsedi. Acaba tüm bu olanlar onun kurduğu bir oyun muydu.
Suzan inlediğinde aynadan arkaya baktım. Selim'in parmaklarının karımın içinde çalıştığını gördüm. Suzan'ın soluğunun kesildiğini duyduğumda da adamın karımın klitorisine ulaştığını anladım. Zira karımı en tahrik eden yeriydi orası… Yeniden aynada göz göze geldik karımla. Yüzü şehvetten kıpkırmızı olmuştu. Yalvarır gibi bakıyordu. Yüzünde sorgulayan bir ifade vardı. Müdahele etmemi mi istiyordu? Çaresiz miydi? Yoksa kontrolünü mü kaybetmişti?
Adam amının nemli dudaklarını okşayıp, içine bir parmağını sokarken, Suzan inledi ve ardından küçük bir çığlık attı. Sonra bakışlarını benden çevirip gözlerini yumdu ve kendini o anın büyüsüne bıraktı. Selim, artık kontrolün kendisinde olduğunun farkındaydı ve Suzan artık ona itaat etmeye, tehlikeli şekilde çok yakındı…
Selim, karımın bacaklarını biraz daha ayırınca belli belirsiz mırıldandı. Acımasızca, iğfalini gercekleştirecekmiş gibi görünüyordu. Kendi pozisyonuna uydurmsk için karımın duruşunu ayarladı. Kendimi erotik bir filmin içinde hissediyordum. Sadece karım Suzan'a yapılanlar değil, aynı zamanda Birgül'ün sikimi okşayıp, tam boşalacağım ana geldiğimde elini geri çekip, beni sürekli zirvede tutması da bu hissi veriyordu.
Selim, karım Suzan'ı dizlerinden tutup, yüzü kendine dönecek şekilde koltuğun üstünde uzattı. Bastırarak bacaklarını ayırdı, poposunu yukarı kaldırıp kendisi de doğruldu. Şişkin sikini doğrudan, amının nemli dudaklarına dayandı. Karım, amının dudakları arasında hareket edip başı nemlenen siki hissedince nefesini tuttu. Adamın siki amının dudaklarına baskı yaparken bana baktı. Adeta durdurman için gözleriyle beni çağırıyordu. Aynadan bana bakan gözlerinden gözlerimi kaçırdım. Selim, onun yumaşak etine bütün gücüyle bastırırken adeta hareketsiz kalmış dilim tutulmuştu.
Karım, Selim'in sikinin iri pembe başı içine girerken inliyor, boğuk çığlıklar atıyordu. Yavaş yavaş sert sikini amının dibine doğru ilerletiyor, karımın amının kasları, adamın istilasına yol veriyordu. Suzan, adamın içini doldurduğunu hissederken inliyor, Selim'in girişinin baskısını azaltmak için, dizlerini biraz daha kaldırıp, bacaklarını iyice ayırıyordu. Amı tamamen dolunca yeniden müthiş bir çığlık attı.
Olmuştu… Karım, bacakları ayrık sırtüstü yatırken, arkadaşımız Selim, bu ayrık bacakların arasında koca şişkin siki ile amını doldurmuştu. Karımı, yavaş, derin vuruşlarla sikmeye başlamıştı. Karımın amının suyundan nemlenen siki parlıyordu. Ben büyülenmiş gibiydim. Karımın daracık amcığının içine giren koca siki sıkıca sardığını görünce neredeyse heyecandan bayılacaktım.
Birgül kafasını bana çevirdi, yüzü, kocasının benim karımın bacakları arasına girip, koca sikinin gererek amını doldurmasından heyecanlanmış, ateşler içerisinde kıpkırmızı olmuştu. Suzan, beni, onları izlerken gördüğünden beri, sakin ve sessiz olmaya gerek duymamış, heyacanını gizlemeden iniltilerini artarak ve tonunu yükselterek devam ediyordu. Selim dibine kadar bastırdığı zaman ise nefesi kesiliyor, yutkunuyordu.
Bu durum nasıl olabilir, bu adamın uysal, yumuşak başlı karımı tam anlamıyla sikiyor olması noktasına nasıl gelebilirdik? Sanırım, Selim, kocasının ve kendisini izlemekten hoşlanan kendi karısının önünde Suzan'ı baştan çıkarıp düzmekten özel bir zevk alıyordu. Birgül, arkadaki yaşananlardan gözüne bir şey takıldığı sırada bir an için şişmiş sikim üzerindeki aktivitesine ara Verdi; kocasının sikinin, titreyin karımın amına diplediğinde, karımın amının gerilip genişlemesini gördüğünde, gözleri heyecanla parlamıştı.
Selim inleyen karıma sokuşlarını hızlandırıp, artırdığında, boşalmasının yakın olduğunu anlamıştım. Şu ana kadar hamilelik riski aklıma bile gelmemişti. Acaba Selim, çaresiz karımın içine boşalmayı mı düşünüyordu? Eminim boşalmadan önce geri çekmek gibi bir niyeti yoktu; karımın amının içine spermlerini fışkırtacaktı… Özellikle tüm gücüyle kocasının önünde karısını sikerken, amını tohumlarıyla doldurmak, zaferini taçlandıracaktı. Suzan'ın kontrolünü tamamen kaybettiği açıkça görülüyordu. Tamamen adama teslim olmuş, tüm duygularını, kendisini müthiş bir orgazma doğru götüren, bu iri sike kilitlemişti.
İkisi de orgazma yaklaşmıştı. Selim adeta anırır gibi ses çıkararak, tüm gücüyle karımın içine bastırdı. Karımın içine boşalıyor, amını tohumlarıyla dolduruyordu. Karım Suzan, bacaklarını adamın beline dolanmış, elleriyle de kalçalarını sıkıca kavramış, vücudu yay gibi gerilmiş çığlıklar atıyordu. Elektiriğe tutulmuş gibi titreyerek, kendi orgazmını yaşıyordu. Gittikçe gevşeyip rahatladı. Birgül de sikimi sıvazlama hızını artırmış, Suzan'ın külotu ile sarılı sikim tireyerek boşalmıştı. Spermler, sikimi kavrayan Birgül'ün eline ve Suzan'ın külotuna akmıştı. Hayatımın en muhteşem orgazmını yaşamıştım.
Bunlar olurken neredeyse bir kez daha arabayı yoldan çıkarıyordum. Birgül kulağıma fısıldayarak dalga geçer gibi “Selim'in karın Suzan'ı sikmesini ve içine boşalmasını izlemek seni gerçekten heyecanlandırdı. Bilirsin, bazı erkekler, eşinin başka bir adam tarafından sikilmesini seyretmekten hoşlanırlar. Selim aslında karını siktiği kadar seni de sikti. Boynuzlu koca olmak nasıl bir duygu ha? Suzan, amına girin koca sikten çok hoşlanmış görünüyor, kocam da kafana bir çift boynuz dikmekten çok hoşlanmıştır. Karının gerçek bir erkek tarafından sikildiğini unutması zor olacak.” dedi.
Sonunda Selim inmiş sikini karımın içinden çekti. Suzan'ın amı iyice açılmış ve her ikisinin suları ile nemlenmişti. Selim onu tutup doğrulttuğunda ayrık bacaklarının arasından spermler damlıyordu. Suzan belli belirsiz inliyordu. Tamamen kendi isteği ile teslim olup, kocasının gözleri önünde, adım adım baştan çıkarılıp, soyundurulup, esaslı bir şekilde sikilmesinin şokuyla gözleri ayırmış oturuyordu. Gözyaşlarıyla birlikte hıçkırarak ağlamaya başladı.
Sonunda kendilerine çeki düzen verip, elbiselerini giydiler. Evimize ulaştığımızda bize gülümseyerek veda eden arkadaşlarımızdan ayrıldık. Her ikisi de yeniden birlikte olmayı diledi. Ancak olanlar gözönüne alınırsa bu görüşmenin olacağını sanmıyorumdum. Arabadan inmeden önce Birgül Suzan'a külotunu uzatıp “bizim kondisyonumun için özür dilerim, ama bunun sorumlusu, zor tatmin olan kocandır,” dedi.
Yatmaya hazırlanırken Suzan gittikçe ayılıyordu. Başta hiç bir şey konuşmadık. Sonra bir baraj patlamış gibi ikimiz birden konuşmaya başladık. Suzan “Bu olanlara inanamıyorum! Evet kabul ediyorum, kısmen içkinin etkisiyle oldu, ama ben masum bir öpücük, basit bir flört olacağını sanıyordum. Asla bu kadar ileri gideceğimizi tahmin edemedim. Sikini amıma dayayıp sokmaya hazırlandığında onu durduracağını düşünüyordum hala. Sen bir şey demeyince benim için de çok geç olmuştu, zira çok tahrik olmuş, çok ıslanmıştım, onu durduracak durumda değildim” dedi.
Sonra “Soyunup o herifin altına yatacağımı, sikini içime alacağımı - Tanrım çok tahrik ediciyi, tamamen kontrolden çıkacağımı asla ama asla düşünemezdim. Ya sen, ya sen ne yaptın, külotuma mı boşaldın sen? Sanırım, kocası beni düzerken, Birgül de seni boşaltıyordu. Tahminen, adam beni sikip içime boşaldığını izlerken, oldukça heyecanlanmışsındır. Tanrım, ne kadar çok boşaldı, gerçekten tamamen doldurdu içimi, hala amımdan dışarıya spermleri akıyor…” diye devam etti.
Ben de “Sen oradayken, ben de çaresiz kaldım; Selim'in asla bu oyunu sikişle sonlandıracağına inanmadım. Senin onu durduracağını sanıyordum. Ama senin külotunu çıkardığında o kadar çaresiz görünüyordun ki… Sana yapacaklarını yapamasını, seni sikmesini engelleyebilmek için bir şans vardı ama Birgül'ün bana, yani sikime yaptıkları beni konuşamaz, adeta dilsiz biri haline getirmişti. Müdahale edecek durumum kalmamıştı. Ancak ne olacağını tahmin etmeliydim. O bacaklarının arasına girip, sikini amına dayayıp, içine bastırdığında artık çok geçti. Zira ben kendimi bu muhteşem erotik gösteriye kaptırmıştım. Selim'in seni sikişini seyrederken karısı Birgül'ün sikimi okşaması, beni ortamdan uzaklaştırıp, başka yerler götürmüştü” diye anlattım.
Suzan, “Boşalırken, geri çekeceğini düşünmemiştim. Ama artık çok geç, sanırım, o beni hamile bırakmış olabilir. Sen ve onun karısı sikilişimi izlerken ben hamile kalmış olabilirim. Bu çok heyecan verici. Tanrım, koca sik içimi doldurup, daracık amımı yararken, benim tüm vücudum, gözler önündeydi… Ve ben çaresizdim. Ama içime boşalmasını istiyordum. İçimde sikinin, şişip, kabarıp fışkırtmaya başladığını hissedince, müthiş duygulara kapıldım. O içimi spermeleri ile doldururken üst üste defalarca orgazm oldum.” diye heyacanla açıkladı.
Ben de “O bunları sana yaparken ben de adeta büyülenmiştim. Onun ıslak sikinin, senin daracık amına girip çıkmasını izlemek, hayatımda gördüğüm en erotik sahneyi. Asla başka bir adamın koca sikiyle, kendi karımı hakkını vererek sikmesini ve içine boşalmasını izlemenin bu kadar tahrik edici ve bu kadar heyecan verici olduğunu bilmezdin. Çılgıncaydı. Asla böyle bir deneyimi yaşayacağımızı hayal bile edemezdim” dedim.
Bir hafta kadar sonra, Suzan, markette Birgül ile karşılaşmış, gülerek, karıma, yaşadığımız küçük maceranın etkisinden kurtulup kurtulamadığını sormuş. Suzan yanıt vermemiş. Birgül ise “Takma kafana, bu bizim sırrımız. Selim'in siktiği ilk arkadaş karısı sen değilsin. Tabi benim iznimle… Koca sik içindeyken neler hissettin? Selim'in, kocası izlerken, karısının bacaklarını ayarıp amını koca sikiyle doldurmaktan daha hoşuna giden bir şey yoktur. Evet biz bu olayı planladık. Kocamın, çaresiz bacakları ayrık yatan bir eşin bacakları arasına girip, amına koca sikini sokması sahnesi her ikimizi de çok heyecanandırır. Özellikle spermelerini amına doldurması, bizi zirvelere çıkarır.” diye açıklamış.
Suzan bu konuşmayı bana aktardığında aynı zamanda yeniden görüşmek isteyip istemediğimizi sorduğunu da söyledi.
Ben de bunun üzerine karıma, bunu bir daha yapmamamız gerektiğini söyledim. Oysa gerçek nedenim, tekrar etmemesini istemem, Suzan'ın bu sike alışmasını istememem ve onunla düzenli bir sikiş ilişkisine girmesini istemememdi… Sanırım ikimiz de bu deneyimin etkisinden kurtulmuş ve bu deneyimin anıları, birlikteliğimizin heyacanına seviye atlatmıştı. Ancak bu sahneleri bir daha asla yaşamak istemiyorduk.
Ne mac dönüsüymüs be 👃
Kocamın Öz Amcası Beni Sikti
Selamlar ben esra çok kucuk yasta evlendırılıp koca evine gonderıldım..Kocam ise beynınde kısmı bir zorlama sebebiyle biraz rahatsızdır. Bu sebeble de sekse duskunlugu azdır. Kimseye söyleyemiyordum bunu. Kayınbabam ve kaynanam seks yaptığımızı sanıyorlardı, oysa ben daha bakireydim. Kocama devlet hafif bir iş vermişti, yapabileceği kadar. Kayın babam ve kaynanam da çalışıyorlardı. Evde hergün tek başımaydım. Oturduğumuz binada hiç Türk yoktu ve can sıkıntısından patlıyordum. Mantık evliliğiydi benimkisi. Memlekette fakirdik, ailem kiradaydı. Onlara daire aldılar, oğullarıyla evleneyim diye. Bazen her aileden bir kurban olur, bizim ailede de bendim bu kurban. Her neyse, günler böyle geçip gidiyordu. 3 ay olmuştu evleneli ve daha kocamla sikişmemiştik…
Birgün kapı çaldı, açtım baktım, gelen kocamın 55 yaşındaki amcası. “Kadir amca buyur gel içeri…” dedim, girdi. Kadir amca inşatta çalışıyordu, bize yakın bir yerde iş almıştı. Üşümüş, öğlen paydosu 1,5 saat, ne yapacağını bilememiş, bize gelmişti. Ailesi düğün için bir aylığına Türkiyeye gitmiş. Hoş geldin, hoş bulduk muhabbetinden sonra çay kahvaltı türünden birşeyler hazırladım. Birlikte yedik içtik, sohbet ettik. Bana, “Mutlu musun?” diye sordu. “Evet…” dedim, güldü. “Neden güldün amca?” dedim. “Geçenlerde kocan bana açıldı, Amca biz daha karı koca olmadık, kimseye diyemiyorum sana anlattım tek. diye dert yandı.” dedi. Nasıl utandım bilemezsiniz, içimden kocama kızdım, aptal şey, maskara olacağız millete diye. Konu değişsin diye, “Amca çayını tazeleyim mi?” dedim, ama o takmıştı o konuya. Neyseki işbaşı saati geldi de kalktı. Giderken de yanağımdan öptü ve “Dünya tatlısı kız, yerim seni!” dedi. Hem utanmıştım, hemde bana ilgisi olduğunu anlamış ve korkmuştum.
Kocamın amcası artık her öğlen paydosunda gelmeye başladı. Kaynanama, Kadir amcanın öğlenleri bana yemeğe geldiğini söyledim. Kaynanam da, “Aman hizmette kusur etme kızım, ne isterse hazırla. Bizi Belçikaya Kadir amcan getirdi, o olmasaydı memlekette bizim halimiz haraptı.” dedi. “Tamam anneciğim…” dedim. Artık Kadir amcaya hergün aynı saatlerde yemek yapıyordum. O da her geldiğinde bana güzelliğimle ilgili iltifatlar yapıyordu…
Birgün yine öğlen yemeğini hazırladım. Kadir amca geldiğinde busefer üzerinde takim elbise vardı, baya yakışıklı olmuştu, şaşırdım. Hergün pis pas içinde gelirdi. “Amca iş elbisen yok, hayırdır?” diye sordum. Güldü, “Bugün benim doğumgünüm olduğu için işyeri izin verdi, gez toz diye.” dedi. “Öyle mi? Doğumgünün kutlu olsun ozaman.” diyerek elini öptüm. O da yanaklarımı öptü ve “Hadi giyin de, bir yerlere gidip kutlayalım!” dedi. “Nasıl olur bilmem ki, dur bizimkilere telefon açıp söyleyim bari…” dedim. “Gerek yok güzelim, kaynananı ben aradım söyledim, izin verdi.” dedi. “Peki madem…” deyip üzerimi değiştirmeye gittim. Kot pantolon ve blüz giydim geldim. Kadir amca, “Vay be, fıstk gibi olmuşsun kız, çok yakışmış!” dedi. Teşekkür ettim ve çıktık evden.
Kadir amcanın son model Mercedesi vardı, yeni sıfır almıştı. Arabasıyla çok lüx bir restoranta gittik, yedik içtik. Sonra restorandan çıktık. Kadir amca kendi evlerine sürdü arabayı, “Eve uğrayıp ne lazım bir bakayım, sonra markete gidip alış veriş yapalım. Sen de gel, bak ne eksik…” dedi. Kadir amcanın evi villaydı ve diğer evlerden uzaktı. Çok zenginlerdi. Karısı da, kendi de yıllarca çalışıp kazanmışlardı. Eve girdiğimde şaşırdım, yengem evdeki bütün eşyaları yenilemişti ve herşey mükemmeldi. Yatakodası hariç bütün odaları gezdim. Kadir amca, “Yatak odasına da bak, orayı da yeniledik.” dedi. “Amca orası sizin özeliniz, bakmayım.” dedim. O da, “Bizim özelimiz mi kalmış güzelim, yengen orda yatmaz, adam odasında torunuyla yatar.” dedi. Şaşırmıştım, “Gerçek mi?” dedim. “Evet, torun doğdu doğalı yengen bana karılık yapmıyor.” dedi.
Torunu 8 yaşındaydı. Demek ki Kadir amca 8 yıldır yalnız yatıyordu. İçimden yazık adama dedim, acıdım. Neyse, yatakodasına baktım ki, ne göreyim, yatakodası değil saray resmen! İmrendim valla. Yatak Cennet yatağı, tüllü perdesi bile var. “Offf amca bu ne? Yatağa bak, tüllü tüllü!” dedim. Kadir amca da, “Yatak tüllü olsa ne yazar, içinde bir zilli olmayınca!” dedi. Yine utandım, “Neyse gidelim artık…” dedim. Kadir amca ellerimden tuttu, “Sen olsan bu zilli?” dedi. Şok oldum, “Amca ne diyorsun? Yiğeninin karısıyım ben!” deyip kapıya yöneldim. O da, “Ne karısı? Daha sikememiş bile seni!” diyerek arkamdan bana sarıldı. Siki kalkmıştı ve arkama dayanmıştı. “Amca bırak, napıyorsun?” dedim. “Bugün bu yatakta seni sikecem güzelim, herşeyi öyle planladım, hiç kaçarın yok!” diyerek, beni tuttuğu gibi yatağa fırlattı ve kapıyı da kilitledi…
Sonra önümde soyundu ve kalkık sikini ağzıma dayadı, “Aç ağzını orospu!” dedi. Açmadım ağzımı, ittim, ama yok, neyapsam kurtulamadım. Burnumu sıktı ağzımı açayım diye, nefessiz kaldım mecburen açtım ağzımı. Açar açmaz soktu sikini ağzıma, “Al, yarak neymiş gör taze gelin!” dedi ve ağzıma sokup sokup çıkarmaya başladı. Bir süre ağzımı siktikten sonra beni zorla soydu. Ağlıyordum, karşı koyuyordum, boğuşuyordum. Fakat çok güçlüydü, tuttuğu heryerimi morartmıştı. Boğuşmaktan güçsüz kalınca da beni el ve ayak bileklerimden tüllerle yatağa bağladı. Artık yapacağım birşey yoktu. Sadece yalvarıyordum, “Amca yapma!” diye. Ama dinlemiyordu. Öyle sert ve kaba davranıyordu ki, çok korktum. Küfrediyordu, “Bugün karım olacaksın kahpe, amına koyacam senin kaltak orospu!” diyordu. Göğüslerimi o yaba gibi elleriyle limon sıkar gibi sıkıyor, göğüsuçlarımı dişliyor, ağzına alıp koparacakmış gibi emiyor, götümün yanaklarını mıncıklıyordu…
Bir ara gözümün önü karardı, bayılmışım. Ayıldığımda amımı emiyordu. Yalvardım, “Amca bırak, çöz gideyim neolur!” dedim. “Amcan amına çaksın orospu!” dedi ve üzerime abandı, sikini amıma dayadı. Yavaş yavaş amımın dudakları arasına sürtüyordu kayganlaşsın diye. Daha sonra bolca tükürükleyip birden soktu amıma. Canımın acısından öyle bir bağırdım ki, eliyle ağzımı kapadı. O koca yarağını dibine kadar kökleyip içimde uzun süre kıpırdaman durdu. Sonra sokup çıkarmaya, git geller yapmaya başladı. Sürekli küfür ediyordu, “Amına koduğumun lavuğu sikememiş, ben sikiyorum işte! Benim karım oldun! Orospum olcaksın, istediğimde gelip sikecem, doğurtacam seni! Kasma kendini kaltak, amına çaktığımın karısı! Fahişe yapacam seni, masada dans edecen bana, amını götünü dağıtacam parçalayacam, siktiğimin taze kaşarı seni, ağzına işeyecem, döl manyağı olacan, yutacan döllerimi, kancık zilli!” diyordu sikerken…
Nekadar sikti hatırlamıyorum ama, birden böğürerek içime boşalmaya başladı. Boşalması bitince üzerimden hemen inmedi, yarım saat öptü sevdi ve öyle indi. Sonra çözdü beni. Ben halen ağlıyordum. Deminki vahşi adam birden kibarlaştı, “Ağlama neolur güzelim, özür dilerim, seni ilk gördüğümden beri aşığım sana!” diyor, sakinleşmem için yalvarıyordu. Beni nazikçe kucakladı ve banyoya götürdü, elleriyle yıkadı. saçlarımı kuruttu, elbiselerimi giydirdi, bana kahve yaptı, sigara yaktı verdi. Kahve ve sigaradan sonra biraz sakinleşmiştim. Bana, “Seni seviyorum, bak istersen kaçarız seninle, ne istersen yaparım, seni kraliçe gibi yaşatırım, yeterki beni senden mahrum bırakma…” diye yalvarmaya başlayınca yelkenleri indirmiştim. Ne de olsa ilk erkeğimdi, kızlığımı bozan, beni kadın yapan erkekti.
“Bak gerçek söylüyorum, hemen şimdi kaçalım senle, çok param var, nerde nasıl yaşamak istersen yaşatırım seni!” dediğinde, döndüm yüzüne baktım, “İlk erkeğim sensin, senden ayrılmam, ama kaçmam da!” dedim. Ben öyle deyince sarıldı ağladı, “Canım karıcığım, inan ki ne istersen yapacağım, affet beni neolur!” dedi. “Affederim ama bir şartla, madem bana sahip oldun, karın oldum, memleketteki babamlara yardım edeceksin, artık kaynanam yardım etmiyor, 4 kardeşim okuyor, babam gece bekçisi, durumlarına çok üzülüyorum!” dedim. “İstediğin bu olsun güzelim!” dedi, hemen telefonu aldı, Türkiyede biriyle ortak işyeri vardı, onu aradı, ona talimat verdi, babama mahallede bir Bakkal dükkanı açmasını, ne isterse almasını söyledi. Telefonu kapattı ve, “Mutlu oldun mu?” dedi. “Evet!” dedim, öptüm onu dudaklarından. Cesaret aldı bu öpücükten, yapıştı dudaklarıma, deliler gibi öpüştük. Tekrar soyunduk…
Bu sefer karşılık verdiğim için herşey süperdi. Sikini bile yaladım. Zevkten çıldırdı, “Canım karıcığım, birtanecik orospum, taze fahişem!” diye inliyordu. Küfürlü konuşmalarından busefer tahrik oluyordum ve azıyordum. O küfür ettikçe, ben de, “Ohhh erkeğim, sik karını, sik orospunu!” diyordum. Yatağa attı beni, çıktı üstüme, soktu amıma ve sikmeye başladı. “Deminki gibi sik, sert sik erkeğim!” dediğimde, “Hah şöyle orospu! Al amına kodumun kaltağı, yermisin yemezmisin, sikime doyamıyacağını biliyordum kahpe!” diyor basıyordu amıma. Tam 45 dakika sürdü sikişmemiz. Geleceği zaman amımdan çıktı, “Aç ağzını orospu!” dedi. Açtım, ılık ılık boşaldı ağzıma. Önce tuhaf oldum, “Yut hepsini kahpe!” deyince hepsini yuttum, güzeldi tadı…
Bir süre yatakta uzandıktan sonra kalktık duşa girdik, yıkanıp temizlendik. Sonra giyindik çıktık. Bizim eve gidiyorduk. Yolda konuştuk, bu durumu kimse bilmeyecekti, hamile kalırsamda düşüncektik. Evin önüne geldiğimizde daha 4 saate yakın vakit vardı kocamın gelmesine, “Buyur gel içeri aşkım!” dedim. “Aşkım mı dedin? Aşkım diyen dillerini yerim senin, beni hayata bağladın küçüğüm!” dedi arabadan indi. İçeri girdik ve 3 dakika geçmedi yine dudaklarımız birleşti, sevişmeye başladık. Bana, “Karımın yatağında siktim seni karıcığım, birde boynuzlu yiğenimin yatağında sikeyim!” dedi ve kucakladığı gibi benim yatakodama götürdü. Duvarda kocamla birlikte resmimiz vardı, ona baktı, “Lan karını sikiyorum amına koduğumun gavatı, gel de başını tut!” diyerek soyunmaya başladı. Beni de soyup yalamadık yerimi bırakmadı. “Artık gir içime aşkım!” dedim, çıktı üstüme, “Al kahpecik, al zilli!” diyerek 1 saate yakın çılgınlar gibi sikti.
Size tuhaf gelebilir ama, ağzıma boşalırkenki çıkardığı hırlama sesine bayılıyorum. O günden sonra hergün sikiştik ve 1 yıldır bu böyle devam ediyor. Çok mutluyum, hemde çok! Erkek neymiş kocamın amcasında anladım, bana kadınlığımı yaşatıyor, kurban olurum ona ben. Kısmet olursa, bir de bebek yapmayı düşünüyoruz.
O gün eve normal saatimde geldim, kızım içeride ders çalışıyor karım yine yemek aşamasında. Odama gittim azıcık uzandım. Ne hale geldiğimi düşünüyordum. Kızımın gözünde zavallı bir erkek, kızımı başka çocuklar sikiyor hemde benim evimde ve ben bunu izleyerek otuz bir çekiyordum.
Artık durmalıydım, cidden çok utanç vericiydi benim için. Birkaç gün kızımla hiç ilgilenmedim. Sonradan fark etim ki, ben kızımdan uzaklaştıkta o daha çok beni tahrik etmeye başlıyordu. Benim avucunda oynatacağını sanıyordu aslında haklıydı ama ben buna izin vermeyecektim, bana sıranışığ yada orasını burasını gösterince arkamı dönüyordum odayı terk ediyordum. Hatta evde tek kalmamak için onu evde yalnız bırakıp çıktığım bile oluyordu. Sonradan düşündüm acaba kızımı o halde görünce kızmak yerine kıskandın mı?
Sanırım kıskandım ama kararım kesindi. Kızımda bendeki bu değişiklikten çok hoşnut değildi. Bazen okul eteği hafif sıyrılmış şekilde yanıma gelip,şakalaşmaya çalışıyordu ama inanın bir gram gibi n bakıyor ne ilgileniyordum. İçim gidiyordu bu kadar güzel bir kıza ters davranmaya ama yapacak başka bir şey yoktu.Duyulsa çok daha kötü olacaktı. Bir gün kızım sert bir şekilde içeri geldi. “bana bak, ne oluyor sana, düne kadar saçımın telinden tahrik oluyordun, şimdi neden kaçıyorsun”. Bende “saçma saçma konuşma git odana “ dedim. “vay baba oldu şimdi, sinemada kendimi tutmasam döllerin beklide suratımda beklide oramda olacaktı” dedi. Kafamı kaldırdım, “kendini tutmasam ne demek” dedim. Yok bir şey deyip içeri gitti. O zaman anladım ki kızım aslında onunla ilgilenmemi istiyor ve o hoşuna gidiyordu.Ama sanırım babası olduğum için çok ileri gidemiyordu. Aslında doğu yoldaymışım diye düşünmeye başladım.Ama yinede ilgilenmemeye karar verdim.
Üç gün sonraydı bilerek eve erken geldim, amacım kızımı beklemek ve gerçekten ne istediğini sormaktı çünkü içim içimi yiyordu. Eve geldim oha dedim, yine evde birileri var.Anladımki bu kız sık sık eve erkekle geliyordu. Zevk mi para mı bilemiyordum. Bu sefer kapı aralıktı. Kızım iyice rahattı. Çocuk yatakta dizleri üstünde duruyor kızım bacaklarını açmış çocuğu aransa almış sikini yalıyordu. O günkü çocuktan farklıydı. O kadar şevkle yalıyorduki yine sikim kalkmıştı sonra çocuk kızımı yatırdı direkt amına dalmak için kızımın ayaklarını beline doladı ve gidip gelmeye başladı. O kadar sert sikiyordu ki, tenin tene değme o şaplak sesi odayı inletiyordu. Alt komşu kesin anlıyordu ne bok döndüğünü. Kızımın çığlıklarıda buna eklenince tam oluyordu.Arada bir duruyordu çocuk sanırım boşalmamak için sonra hızla gidip gelmeye başlıyordu. İkiside çıplaktı. Gözüm kızımın o göğüslerindeydi arada bir çocukta o göğüsleri tuturak sikmeye devam ediyordu.Daha sonra kızımı ters çevirdi yüz üstü yattı o şekilde kızımın amına girip gidip gelmeye başladı. Kızım direkt uzanıyordu ki artık amı nasıl genişledi ise çocuk rahat şekilde gidip geliyordu ama bu seferki baya sert çıkmıştı. Kızımı bağırta bağırta sert sikiyordu. Sonra kızımı domalttı sikini tükürükleyip tekrar amına girdi kızımın saçını tutup ata bine gibi öyle bir sikişi vardı ki, kızım acı mı çekiyordu zevk mi anlamıyordum. Çocuğu dövecektim ama tutuyordum kendimi. Bu şekilde yakalamam benim adıma hoş olmazdı. Kızımı böyle sike sike bağıra bağıra boaşaldı çocuk sonra yatağa bıraktı kendini. Tabi kızımda yatağa yığıldı bu sefer sert geçmişti. Tabi ben yine evi terk ettim. Akşam eve azıcık geç geldim. Ne kızım ne karım nerdesin demedi. Bunada bozuldum ama neyse. Kızımdan iyice uzaklaştım birkaç gün görmedim bile.
İçeride tv izliyordum , karım yarım saatliğine alt komşuya gitmişti. Birkaç dakika sonra kzım geldi yanma, altında mini bir etek ve göbeği açık bir t shirt. Yanıma geldi bacak bacak üstüne atıp bana bakıyor ayağını hızlı hızlı sallıyordu.Sinirli gibiydi.”ya senin derdin ne , neden ben yokmuşum gibi davranıyorsun” dedi. Bende “ yok canım ne alakası var” deyip geçiştiriyordum.Kanepeye geldi yan oturdu, bacak arasını açıp kapatıyor kilodunu gösteriyor beni tahrik ediyordu. Bunları yaparken “ ya babacık, küçük kızın çok üzülüyor özlüyor o eski deli halini” dedi. Bende “ ne yapsam yüzüme bakmadın, beni peşinde koşturup küçük düşürdün artık önemin yok” dedim. Ben böyle dedikçe eteğini iyice sıyırdı yanıma kedi gibi gelip, “ben senin minik kedinim” diyip, bir o tarafa bir bu tarafa bir bu tarafa dizlerimin üstünde geçiyordu. Yavaş hareketler her anını gösteriyordu bana. Bende fazla dayanamayıp tamam “akıllı kedim affettim “ deyince. Oley deyip birden kucağıma uzandı. Kafası sağımda bacakları solumda eteği ve kalçası tam ortamdaydı tam elleyecektimki yavaş hareketlerle kalktı ve gülerek içeri gitti. İnanmıyordum kadınlığını kullanıp bir erkeği alt etminin yolunu daha 20 olmadna öğrenmişti.
Sabah karım, arkadaşları ile yürüşe çıktı erkenden ben yatakta miskinlik yapıyordum.Çok geçmeden kapı açıldı ve kızım yanıma geldi Üstünde düz boydan bir elbise vardı dizlerinin azıcık üstünde bitiyordu. Yanıma gelip bacak bacak üstüne atıp, baldırlarını göstere göstere günaydın Ümitçiğim, yeniden kraliçen olmak çok hoş baş başa bir şeyler planlasak dedi. Bende “ne istersin dedim.Domalarak kulağıma eğlip ki bu durumda elbise iyice sıyrılmış direkt götü meydandaydı. Kulağıma fısıldıyarak “sinemaya ne dersin?” dedi. Briden kızımı uzaklaştırıp yatağa oturdum. Ne alaka sineme dedim, bu arada sıyrılmış etek kısmı ile karşımda bağdaş kurmuş oturuyordu. O süt gibi bacaklar kiloduna kadar ortadaydı. “ya işte sineme izlerdik beraber güzel oluyor” dedi. Bende düşünmem lazım deyince, yatakta kedi gibi yine yürümeye başlayıp “ümitçiğim düşünme kabul et diyip” geziyordu. Domalmış şekilde karşımda yanımda önümde her yerimdeydi. “tamam” dedim, yataktan yavaşça indi teşekkürler ümitciğim dyeip öpüp gitti. Bi ellese üstümü kazık gibi sikimi görecekti neyse ki yapmadı. Tabi karıma çaktırmadan gitmek lazımdı.
O gün kahvaltıda öğlen yemeğinde oturmada hep kızımla şakalaştık sürekli bir yerlerini gösterip gülüyordu. Artık sikmeliydim ama bir şey hep engelliyordu beni.
O olaydan 4 gün sonra, karım akşam arkadaşları ile üst komşuda buluşacaklarını söyledi işte fırsat nihayet geldi. Direkt kızımın yanına gittim. Hani sineme istiyordun ya bu akşam güzel bir film alayım beraber izleyelim dedim. Tamam dedi.Akşam karım gitti on dakika bekledim ve filmi taktım, odanın ışığını kapattım kızımı çağırdım. O gün sabah giydiği dizlerinin üstünde biten uzun elbise ile geldi. Yanıma oturdu hadi başlayalım dedi.Der demez bacaklarına elimi attım hafiften ellemeye başladım. Ben elleyip duruyordum yine hafiften sikimi gösterir gibi önümü kabartıyordum. Elini yavaşça kotumun üstüne attı direkt sikimi üstüne koydu sonra “amannn geçelim formaliteyi” dedi ve fermuarımı açtı. Gözlerimi kapattım.Elini içeri attı sikime dokundu baskır üstünden. Ben gözlerim kapalı aylardır bu anı bekleyen bir erkek olarak kalbim yerinden çıkacktı. Kızım baksırıda kaldırdı ve sikimin ucuna dokundu. Hafiften gözlerimin açıp kızıma baktım merakla sikime bakıyordu. Dokunuyordu azıcık sıvazladı baktım iş çığrından çıkıyor kızımın dudaklara yapıştım. Suratım tokatı ile kendime geldim” oha hayvan herif kızınım ben ne kadar rahatsın “ deip ağlayarak odasına gitti. Şok olmuştum.Yine pişmanlıklar başlamıştı. Filme salak salak bakıyordum.
Ne yapmam lazımdı peşinden mi gitsem, böyle mi dursam bilemiyordum.Bir saat gelan geçmişti ki, yanıma geldi, üstünde okul kıyafetleri vardı. Bacak bacak üstüne atmıştım ayağı ile itti tekini .İndirdim. Bacaklarını açarak kucağıma oturdu.Tabi etek iyice sıyrılmıştı “ al işte baba, liseli çıtırın karşında” deyip dudaklarıma yapıştı. Önce cevap veremedim nefes alamadım kalbim yerinden çıkacak sandım.Sikim saniyede dikeldi. Bende karşılık vermeye başladım. Çılgınca ama kızımı öpüyordum .Dillerimizle birbirimize boğacaktık. Bacaklarına elimi götürdum sıkıyor okşuyordum korkuyordum başka yerlere dokunmaya kalkıp gider diye sonra ellerimi tutup kalçasına koydu ve öpüşmeye ara vermeden devam etti ben götünü öyle sıkıyor okşuyordum ki koparacaktım resmen. Altında kilot yoktu göt yanaklarını ayırıyor bırakıyor sıkıyordum delirmiştim. Sonra elimi amına attım öpmeye devam ediyordu.Elim ile amıyla oymaya başladım. Bu sefer öpmeyi kesti ve kafasını geri ye yaslayıp zevk alır gibi sesler çıkartmaya başladı. Ben elimi daha çok ileri geri yapıyor amına sürtüyordum. Gömleğinin üstünden göğüslerini dişliyor yalıyor boynunu öpüyordum.Elimle amına girmiyor ama dudaklarına kenarlarına iyi baskı uyguluyor onu zevke getiriyordum. Göz göze geldiğimizde kendime geldim. Öz kızım ağlıyordu ama zevk de alıyordu .Sonra yalvarırı gözlerle bakıp” lütfen dur daha ileri gitme yalvarırım hazır değilim sana “ dedi. Birden durdum. Haklıydı özür diledim. Boynuma sarıldı “ama lütfen ben yokmuşum gibi davranma lütfen” dedi. Bende tamam merak etme olmayacak lütfen pişmanlık yaşama dedim. Teşekkür etti odasına geçti.
Ben bir saat yerimden kalkamadım o anı düşündüm hayal miydi gerçek mi? Ne yaptım ben öyle diye düşünmeye başlamıştım.
Yarın hiçbir şey olmamış gibiydi. Mutlu olmuştum o günden sonra kızımla daha rahattık seks yoktu hayatımızda ama daha bir aşık gibi miydik bilemiyordum.
100%
12,539
Posted by kutpan 4 years ago
Categories: Taboo
Comments (2)
Amk siken sikene 👃

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
Küçük Kardeşim Delirmiş
Mrb. aile içinde geçen sex konularını netten okumaya başladığımda bir çok kimsenin bu olaya meraklı olduğunu anladım.ancak yazılanların çoğu yalan olduğu çok belli.gerçek adımı vermiyeceğim adıma pınar diyelim.
20 yaşındayım.başımdan geçen ve hala geçmekte olan olaylar bundan 2 sene önce başladı.o zamanlar kardeşim mert 14 yaşındaydı.bende 18.sanırım babamızın çok sert biri olmasından .
ve annemizin hiç bir şekilde olaylara müdahale edememesinden ikimmizde içine kapanık insanlar olduk.hakkımı hiç bir zaman arayamadım.2 sene önce okullar kapannmıştı ve biz yazlığımıza gitmiştik.
2 gün süren temizlikten sonra denize gidecektik fakat benim bikinim küçük geliyordu son sene göğüslerim ve kalçam büyümüş boyum uzamıştı.anneme söyledim oda şimdi bişi yapamayız baban . senin böyle denize girmene izin vermez dedi.
gerçektende olcak gibi değildi göğüslerim kenarlardan taşıyor,bikinimin altı kalçamın arasına kaçıyordu.sen kardeşini al onla pırlantaya gidin dedi.cuma günü ve akşam üstü olduğundan orada rahat edebilirdik.
babamla annem gittikten sonra bizde pırlantaya gittik.pırlanta koyu kasabanın dışında 4 5 km.uzaklıkta dik bir tepenin altında ağaçlarla denizin buluştuğu çok güzel bir yerdi fakat koruma altında olduğu için ve etrafında hiç sosyal aktivite olmadığı için genelde boştu.bisikletlere binerek pırlantaya ulaştık.bisikletleri bir ağaca zincirledik,kumsalda yürümeye başladık.
ileride 2 tane turist vardı.kadın 30 larında olmalıydı ve üstsüzzdü.yanlarından geçerken kardeşim abla kadının memelerine baksana dedi.bakma ayıp rahatsız etme onları dedim.onlardan uzaklaştıktan sonra bir ağacın altına geldik.mert hemen t şörtünü çıkardı denize koştu.bende elbisemi çıkardım göğüslerimi düzelttim.
mayo yine kıçımın arasına kaçmıştı onu çıkardım ve denize ilerledim.mert dizlerine kadaar suya girmiş beni bekliyordu,yanına giderken göğüslerime baktığını gördüm.nereye bakıyon sen dedim,oo sendemi rahatsız oluyorsun dedi.
evet rahatsız oluyorum . bakma diyip arkamı döndüm.abla sen nereni dönsen bakacak bir yerler var diye güldü.tam kızıp azarlıcaktım ki bana su sıçratmaya başladı.bende karşılık verdim ve birbirimizi ıslatarak suya alıştık ardından suya daldık bir sure yuzup eğlendik.ben çıkıyorum diye kıyıya yöneldim.
mertte peşimden geliyordu.arkammdan abla senin kalçaların harikaymışbe demezmi.altımı düzeltmeden sudan çıkmıştım.hemen ellerimi kalçama attım ve neredeyse tamamen kıçımın arasına kaçan mayoyu düzelttim.merte baktım gülüyodu.kurulanıp yavaş yavaş batan güneşin altına uzandık.mert güneş yağı getirmişti ve kollarına sürüyordu.bana sürsene dedim.yüz üstü yatmamı söyledi.denileni yaptım.
boynumu ovarak omuzlarıma masaj yapmaya başladı.2 günün yorgunluğuna iyi geliyordu doğrusu.ardından sırtıma indi,yağı sürerken masaj yapıyor ve arada eller göğüslerimin kenardan taşan kısımlarına dokunuyordu.ama bunu abartarak yapmıyordu.bişi demedim.
derken belime indi ordadanda topuklarıma.ayak tabanlarımı dahi ovalıyordu.sen neren biliyoun bunları dedim,kız arkadaşıma yapıyorum dedi.başka neler yapıyorsun onla dediğimde başka bişi yapmama izin vermiyo o daha 12 yaşında dedi.kardeşimden beklemediğim şeylerdi bunlar şaırmıştım.derken bacaklarıma çıktı baldırlarımı eziyor yorguunluğunu alıyordu.en sonunda kalçamın bacaklarımla irleştiği yere geldi.kalçama .
yağ döktü ve kalçama masaj yapmaya başladı.cinsel bir şey hissetmiyordum ama hoşuma gidiyordu ve bu yüzden mayomun yavaş yavaş kalçamın arasına doğru toplamasına göz yumuyordum.elleri makine gibiydi ve kalçamı adeta yoğurmaya başlamıştı her hareketinde mayo biraz daha toplanmaya başlamıştı.
kalçamı sadece bir kkişi okşamıştı oda lisede kantin sırasında yüzünü dahi görmediğim biriydi.o zaman hoşuma gitmemişti ama şimdi zevkli oluyordu.derken mert bir hamlede mayoyu kalçamın arasına toplayı verdi.hemen elimi arkama attım ama bileklerimden tuttu yorgun değilmsin dedi.aslında olanları çokta önemsemiyordum,kardeşim daha çok küçüktü ve kötü niyeti yoktu bişi yapmadım kendimi .
bıraktım.şimdi daha sert davranıyordu.kalçamı okşuyor yoğuruyor yukarı aşağı masaj yapıyordu.baş parmakları mayomun altına doğru kaymaya başladığında neredeyse uyuyacaktım.irkildim ama bişi yapmadım ve bir süre sonra her iki baş parmağı kuyruk sokumumda birleşiyip aşağı inerken ayrılıp kalçamın arasına girmeden aşağıya iniyordu.
ama bir sürre sonra parmakları ayrılmamaya başladı biraz daha devam etmesi halinde tam kıçıma dokunacaktı öyle yapma demek için başımı döndürürken elleri aşağıya doğru kaymaya başladı ve parmaklarını hiç çekmeden tam kıçımın deliğinin üstünden geçirdi.parmaklarının baskısını tam anlamıyla hissetmiştim.öylece baktım bişi diyemedim.bana baktı sonra kalçama bakarak ellerini yukarı doğru ittirdi ve parmaklarının biri deliğimin tam üstünde kaldı.
parmağı yavaşca kıçımı zorluyordu ve ben gözlerimi kapamış zevk almaya bakıyordum.parmağını çekti ve iki elini yukarda birleştirdi ardından yine indirdi artık hareketleri daha yavaştı ve kıçıma geldiğinde parmağı kendimi kasmasam içime girebilirdi.çok tuhaf hissediyordum amım ıslanmış ve karıncalaşıyordu.derken sol baş parmağıyla mayomu kenara çekti ve kıçımı tamamen açıkta bıraktı.sağ baş parmağını hemen deliğe dayadı ve .
bastırmaya başladı,kalp atışlarım hızlanmış canımın acısı hoşuma gidiyordu.ve parmağı yavaşça içime girmeye başladığını hissettim.o anda ne yaptığımızı anladım.üstmdeki kişi benim küçük kardeşimdi ve kıçıma parmağını sokuyordu.niyetide hiçte iyi değildi.hemen kendime geldim ve elini yakalayıp yan döndüm sen ne yapıyorsun dedim.ben bişi yapmıyom sen ne yapıyosun yatsana dedi.olmaz dedim ben senin ablanım böyle şeyler yapamayız.
bişi yaptığımız yok ki masaj yapıyom sana dedi.yok dedim yeter artık gidelim dedim onu üstümden atıp hemen elbisemi giydim.elllerim titriyordu.resmen azmıştım ve devamını istiyordum ama bu mumkun değildi.giyindiğimde hala oturuyordu kalsana giyin dedim.tamam be diyip ayağa kalktı şeyi kocaman olmuştu bana hiç bakmadan üstünü gidi ve bisikletlerin .
yanına gitik.akşam pek konuşmadık ama normal geçti.bir gün sonra babam bana para verdi bikini almak için.kardeşimle gidecektik.kasabaya indik ve bikinimi aldık. Ancak otobüsü kaçırımıştık,ve diğer otobüsü beklemeye başladık.
1 saat kadar sonra otobüs geldi ama oturacak yer yoktu,her yer doluydu.eve doğru giderken otobüs her duraktan ınsanları almaya başladı ve bir süre sonra adım atacak yer kalmadı.mert yanımda duruyordu ve göğsü koluma yapışmıştı.bir süre sonra bırden arkama geçiiverdi.sol eliyle belimi kavradı.sağ eli önümdeki koltuğun demirini tutuyordu.bir süre sonra kalçama bir şey dayandı ve büyümeye başladı.
mert beni fordluyordu.kenara doğru kaçmaya çalıştım ama hem elleri hemde otobüsün tıklım tıklım olması buna engel oldu.bişi yapamıyordum,söz bile söyleyemiyordum.şeyi tamamen sertleşti ve kıçımın arasına yerleşti.kasıkları kalçamına baskı uyguluyor siki kalçamın arasında gidip geliyordu.sağ elini yavaşça indirdi ve kalçamı okşamaya başladı.
şimdi daha sert bir şekilde bastırıyor ve her seferinde beni öne doğru iktiriyordu.elini kalçamdan çekti şeyini düzelttip tam kıçımın deliğine daydı.şimdi her . baskısını neredeyse içimde hissediyordum.sol eli belimi okşarken sağ eli aşağı indi ve eteğimin altında kloduma ulaştı.kötü durumdaydım etrafta birisi olanları anlasa mahvolurduk.kendimi kasabildiğim kadar kastım.
ama durmuyordu ve eliyle klodumu aşağıya çekmeye başladı hemen bende klodumu onden yakaladım ama önumde oturan kadın elime baktı bende karnım ağrıyo gibi bir hareket yaptım.olcak gibi değildi kloduma öyle asılıyorduki artık tutamadım ve klodum aşağıya 1 karış kadar kaydı.artık kalçam tamamen açığa çıkmıştı.
parmakları hemen kıçıma dayandı hem okşuyor hemde orta parmağını sokmaya çallışıyordu.dünkü olaydan sonra tuz biber olmuştu bunlar ve elini birden çekti bir süre hiç bişi yapmadı ,ardından eteğimi yukarı kaldırdı ve altına elini soktu eli kalçama değiyordu bunu hissediyordum ama sonra kalçama başka bir şey temas etmeye başladı.
mert sikini çıkarmış kalçama sokmaya çalışıyordu.ama bu mümkün değildi kendimi felaket bir şekilde kasıyordum.sadece arasına bir kısmını soka bilmişti deliğe ulaşamıyordu.her iki eliyle belimden yakalı ve gidip gelmeye başladı.siki kalçamın arasındaydı ve ben ilk defa bir erkeğin cinsel orrganına değiyordum.dünkü birikimle bu birleşti ve yine ne olacak demeye başladım,hiç kimse görmüyordu.bir tarafımda saçmalama o senin erkek kardeşin onla bunları yapamazsın diyordu.
kendimi kasmaktan ölmüştüm artık güçüm kalmamıştı ve canımda boş ver diyordu haifçe kendimi bıraktım ve siki tam olarak kıçımın arasına yerleşti.birdenmanyak gibi hızlandı.ne olacak diye düşünürken boşaldı sıcacık menileri önce kalçama ardındanda bacaklarımdan yere akıyordu.bir süre daha öylece kaldı,sonra once kendı üstünü sonra benımkini düzeltti.eli hala kalçamdaydı okşuyordu,yavaşça elini bacaklarımın arasından amıma kaydırdı.
amımda sırılsıklamdı parmmakları amımın dudaklarını eziyor deliğime bastırıyordu ve bir süre donra ilk defa orgazm olacaktım.ama olmadı bizim durağa gelmiştik ve geç kalmıştık.hemen inmemiz gerekiyordu.indik hiç konuşmadan eve koştuk.babam dışarda bizi bekliyordu.baya kızdı bağırdı ikimizide 1 gun için odalarımıza kılıtledı.
o gün masturbasyon yapacaktım ama yapmadım,kendimi kotu hıssetmeye başlamıştım.mert benım küçük erkek kardeşimdi bende onun ablasıydım.bu yaptıklarımız doğru değildi.kahvaltı yaptık ve denize gitmek için hazırlandık.
bahçeye çıktım mert bisikletleri hazırlamış annemle benı beklıyordu.mert babamaablamla ben pırlantaya gitcez demiş babamda olur demiş.pırlantaya vardığımızda kimsecikler yoktu ortada geçen gün atlında oyurduğumuz ağacın altına gittik.mert bana bakıyordu bana bakma ben soyunmucam dedım.abla otobuste olanlardan boyle yapıyon demı dedı.evet o yuzden dedım ben senın ablanım bana boyle davranamazsın dedım.
ama senınde hoşua gıtmıyomu dedı,hayır gıtmıyor hiç hoşlanmıyorum dedım.iyi diyip denize girdi.derken elınde bır kovayla koşarak geldı bak ne buldum.içine su doldurmutu ve bırden ustume döktü.üstüm başım ıslanmıştı gülülerek üstüme atladı hadı heryerın ıslandı denize girelim diyordu olmaz hayır dıyordum ama dınemıyordu.elbiseme yapıştı çekiştire çekiştire çıkarmaya başladı.
artık boğuşuyorduk olay güreşe dönmüştü ve sikini hissedebiliyordum.niyeti belliydi ama oyun oyunuyorduk sankı elleri göğüslerime geliyor hemen iktiriyorrdum bu sefer belimden kapıp yere yetırıp ustume çıkıyordu bacaklarımı açmaya çalışıyor ardından arkama dolanıp sikini kalçama dayıyordu.tamam dur ben çıkarırım diyip elbiseyi çıkardım.abla hava çok sıcak denize girmeden ben sana yağ süreyim dedi.niyetizaten baştan belliydi.iyi dedim sür.
yüzü koyun yatar yatmaz kalçama oturdu sikini hissediyordum omuzlarımı eskısı gibi ovmuyordu hemen bikinimin kopçasını açtı ne yapıyorsun diyemeden yağı sırtıma boşalttı ve hem sırtımı hemde göğüslerimi okşamaya başladı.dirseklerinin üstünde sur biraz dedi neden diyordum ama o benı tutup kaldırmaya başladı bende dırseklerımı yere dayadım.elleri anında göğüslerime gitti göğüslerim avuçlarındaydı artık.
uçlarını eziyor okşuyordu,ggözlerimi kapadım ve kendimi bıraktım artık boşalmak istiyordum hiç bir şey düşünmüyordum.üstüme uzandı artık sikini daha iyi hissediyordum ve sağ eliyle kalçama tokat attı ardında da yağ dokup mayomun altını çıkarmaya başladı.
bunun olmasını istiyormuydum bilmiyordum.sadece mayo toplanacaktı çıkmayacaktı.ama kalçamın yarısı şimdiden dışardaydı tutup çektim yine boğuşmaya başladık,yan yatmış vazıyette ben mayoyu yukarı çakıyordum o ındırmeye çalışıyordu bırak dıye fısıldıyordu kulağıma olmaz diye biliyordum.
sonra bırden elıni içeri soktu ve hemen deliğe gitti parmakları.parmağını kıçıma dayayınca yine tahrık olmuştum parmağı olece duruyor sadcee baskı yapıyordu hoşuma gıdıyordu ve parmağı yavaşça içime girmeye başladı yıne kasılmıştım ama bu zevki yaşamaya kararlıyım.parmağının ilk boğumu gırdı ve içimde hareket ediyordu nefesım kalbım her şeyım hızlanmıştı yuzukoyun yattım elini hiç çekmeden yıne mayomu bu sefer sol elıyle çekiştiriyordu.tuttum ama bu sefer çok güçsüzdü tutuşum ve mayo kalçamdan çıktı.parmağı hala içimdeydi.birden çekti parmağını ve iki eliyle mayomu çıkardı.çırılçıplak kalmıştım.
kalçama yağ doktu ve yoğurmaya başladı eliyle kalçamı kenarlara doğru açıyor deliğime baktığını hissediyordum,derken sağ elini çekti ve yine üsstüme oturdu deliğimin tam ağzında şimdi parmağı vardı ve yine içime gireckti kalbim deli gibi çarpyordu.yuklenmeye başladı ama bu parmağı değildi bu sikiydi ve mert beni gerçek anlamda sikmeye karalıydı.
olmaz dedım ve sıkını yakalıyı vardım.ateş gibi yanıyordu,parmak sadece bu olmaza dedım elimi tutup başımın yuanına koydu,yağı kıçıma boca etti ve yine sikini dayadı hayır yapma diyebiliyordum ki kafası içime giriverdi.canım acımıştı.acım acıyor çıkar dedım ama dınlemıyordu ve bıorden yuklendi.sanki kıçım yırtılmıştı çığlık attım.
hemen ağzımı kapadı artık yarısı içimdeydi ve üztüme yatmış bır eliyle göğüslerimi okşaken bır eliyle ağzımı kapıyordu.gidip gelmeye başladı her gelişimde içime biraz daha giriyordu ve giren her kısımda ben küçük çığlıklar atıyordum ve bırden oyle bır kokledıkı hepsi giriverdi içime.resmen inliyordum.oyle bır sure bekledık ve gıdıp gelmeye başladı tekrar şimdi ılk andakı acı o kadar kuvvetlı değildi ve yerıni zevke bırakmaya başlamıştı.
pompaladı kalçamı yukarı kaldırınca daha çok içim egiriyordu ve ben domalmaya başlamıştım elini amıma attı.sankı altıma işemiş gibiydim sırılsıklam olmuşum,parmakları amımın dudakları arasında dolaşırken ömrümn o ana kadar yaşadığım en zevklı anını yaşadım kasıla kasıla ve titreyerek boşaldım.
mert dahada hızlanmıştı ve oda gelmek üzerydı ki birden kalçamı kendine öyle bir çekti ve içime sıcak menilerini bolaştmaya başladıki 2. kez boşlamaya e zaman başladım ve bu ne zaman bitti anlamdım.uyandığımda mert hala içimde ama siki küçülmüş vaziyette yatıyorduk.sikini tutup çıkarttım.oda uyandı bırbırımıze oylece baktık.bır daha olmıyacak dedım.ve kalktım elbiselerimizi gıydık.konuşmadan bisikletlere bindik ve eve gittik.
Sunlara sarhos sinif arkadasi Komşu falan yazin amk abi anne Kiz bu ney Yav Baba ogul kayin peder kaynana 😡😡😡😡
Hikaye
erotikhikayeoku Annemle seks hikayemiz Odanın içine gün ışığı henüz dolmuş, sarı perdelerden süzülen ışık odayı sonbahardaki ağaçların rengini anımsatan sarımtrak bir renge bürümüştü, açık pencereden içeri dolan rüzgar tülü oynatıyor ; sephanın, kitaplığın, halının üzerinde geziniyordu. Bu yaz sabahının diğer sabahlardan hiçbir farkı yoktu. Her sabah aynı vakitte kapının önünden geçen kapıcı, araba sesleri, işe yetişmeye çalışan insanlar, bir hengame… Belki gün aynıydı ama benim için aynı şeyi söylemek pek mümkün değildi yıllık iznime çıkmıştım, babam arazi işleri için memlekete gitmiş, bunu fırsat bilen, ayrı olduğu, annem akrabaların yanından gelip geçici bir süre tekrar bizim evde kalmaya başlamıştı. Bu da benim için birbirinin aynı geçen günlere bir farklılık katmış, monoton hayatımı biraz olsun hareketli kılmıştı. İşte böyle hisler içinde güzel bir yaz günü dinlenmiş bir zihinle uyanmıştım. Gözlerimi ovuşturdum, şöyle bir gerindim ; odadan çıkıp salona geçtim. Perdeleri açtıktan sonra kapıya yöneldim gazeteyi ve ekmeği aldım. Mutfakta bir bardak su içip, ekmeği ekmekliğe yerleştirdikten sonra odama geçtim. Yine tüm gece sıcaktan terlemiş, sırılsıklam olmuştum. Şortumu elleyince sıkılmış bir ifade ile yüzümü buruşturdum annem henüz kalkmamıştı yeni bir şort almak için kaldığı yatak odasına girdim. Annem uyuyordu. Hava sıcak olduğundan üzerindeki ince pikeyi atmıştı. Şortu alıp döndüğümde yatağa doğru şöyle bir baktım. Annemin geceliği sağ bacağından neredeyse kalçasına kadar sıyrılmıştı. Hafif yan vaziyette yüzü koyun yatıyordu. Sağ bacağını hafif karnına doğru çekmişti. Sıyrılan gecelikten dolgun, beyaz baldırı meydana çıkmıştı. Etli ve biçimliydi, hiçbir pürüz yoktu. Annemin sıkı kalçalarını gördüm… Doğal olarak bakmaktan rahatsız olmuştum. İçimi bir sıkıntı kapladı. Ama nedense belkide sabah sabah böyle bir görüntüyle karşılaşmış olmaktan kendimi alamadım ve göz ucuyla tekrar baktım. Sanki başka biri annemi böyle açık saçık bir pozisyonda görebilecekmiş gibi bu geceliği düzeltme ihtiyacı hissettim. Sanırım birazda kendimden utanmıştım. Elimle geceliğin kenarından tuttum, aşağı doğru çekerken eteklik kalçasına o kadar yakındı ki hafifçe havalandı. O anda annemin küçük yuvarlak ve sıkı kalçalarını gördüm. Yuvarlak bir karpuzu andıran götü kavisli ve biçimliydi, içine kırmızı dantelli string bir külot gitmişti. Bu yüzden tüm hatlarını görmüştüm. İki yuvarlağın arasında kaybolan külotun bacak arasına doğru belirginleşen kısmındaki ortası yarık kabarıklığın amcığı olduğu rahatlıkla anlaşılıyordu. Kenarlarından kısa süre önce kestiği kıllar taşmıştı. Tüm bu anlattıklarım birkaç saniye içinde oldu. Öyle büyük bir rahatsızlık hissettim ki geceliğin etekliğini hızla çektim. Annem o anda. Sırt üstü döndü. Gözlerini bile açmadan : – Oğlum… ? – Üzerin açılmış da anne, onu örttüm. – Hımmm saol, bende kalkacağım az sonra. Odadan çıktığımda o ana kadar hiçbir hareketlenme olmamasına rağmen hemen ereksiyon oldum. Moralim bozulmuş, yaptığım hiç hoşuma gitmemişti. Salona geçip gazeteyi okumaya başladım. Gündemdeki transfer haberlerini veriyor. Ülke ekonomisinin kötüye gittiğinden bahsediyordu. DOLAR yine fırlamış, hisse senetleri değer kaybetmişti. Eskisine nazaran daha çok çalışıyor ama daha az kazanıyorduk. Bütün toplumda bir sinir harbi, asabiyet başgöstermişti. Toplum olarak hasta bir güruh haline gelmiştik. Yinede gelen yaz her yanı şenlendirmiş, insanlar somurtmak yerine daha çok gülmeyi, gezip tozmayı tercih eder olmuştu. aradan ne kadar süre geçti bilmiyorum. Annemin mutfaktaki gürültüsüyle irkildim. Çayı ocağa koymuştu. Kafasını uzatıp günaydın dedi. Banyoya geçti. Bir süre sonra mutfaktan kahvaltının hazır olduğu konusunda seslendi. Banyoya girip elllerimi yıkamaya başladım. Elimi yüzümü kuruladıktan sonra yeşil çamaşır sepetinin içinde annemin kırmızı külodu gözüme ilişti. Demek çıkarmıştı. Ellerimi yıkayıp çıktım. Kahvaltı boyu aileden, gideceği yerlerden, işyerinden konuştuk. Önce alışverişe çıkacağından bahsetti, ardından akşam için yemeklik bir şeyler bakacakmış, belki eski işyerinden bir kızla buluşabilirmiş… Oysa ki benim aklım tuvalete takılı kalmıştı. Gözümün önüne bir annemin kalçaları birde altındaki o kırmızı külodun çamaşır sepetinin içine fırlatılmış hali geliyordu. Aniden bir şimşek gibi gözümün önüne gidip gelen bu görüntüler iştahımı kapamıştı. Bir yandan gazete okuyup sordum : – Duş yapacakmısın ? – Hayır dün yaptım… – O zaman ben gireyim her gün yıkanmassam bu sıcakta yapış yapış oluyorum… – Beni iki günde bir idare ediyor ama günlük çamaşır değiştiriyorum bende rahat etmek için. Öğlene doğru annem ütüye başlamıştı. Bilgisayar oynarken, bakkala gidip geldiğimde, dergileri okurken üzerimde sürekli bir rahatsızlık hali vardı ve aklım hep banyodaki çamaşır sepetindeydi. Külodu avucuma aldım… Yüzümü buruşturup, elimi şöyle bir salladıktan sonra tuvalete girdim. Acele etmeden yüzüme baktım, gıdıma bakıp sakalları kontrol ettim. Elimi yıkadım. Sonra arkamı dönüp çamaşır sepetinde duran külodu alıp çamaşır makinesinin üzerine yapılmış üzerinde diş macunu, tarak benzeri banyo malzemelerinin bulunduğu komidine koydum. İpten olan kısımlarını iki yandan tutup çektim. Kıvrılmış olan külot yine kıvrıla kıvrıla açıldı. Kenarları sateni andıran ipti. Kenardaki iplerden daha kalın ve düz bir kısmı kalçaların arasına giren kısmıydı. Önünü kapatan kısmın üst kısmında bir kurdela vardı. Dantel işlemeleri sıkı bir şekilde örülmüştü. Elimi yüzeyinde gezdirdim. Tam amın üzerine gelen kısıma bir kaç tane kıl takılmıştı. Bunlar annemin amının kıllarıydı. Fakat ben o an için bunun başka bir kadının külodu olduğunu hayal ediyordum. Elim pütürlü yüzeyde gezindikça yarağım kalınlaşmış, kalkmıştı. Külodu avucuma aldım. Diğer elimle pijamamı sıyırdım bir elimle sikimi sıvalarken diğer elimle külodu burnuma doğru götürdüm. Dantelleri yüzüme değiyordu. Gözümün önüne annemin altındaki hali geldi gitti. Sıvazlama hareketim hızlanmıştı. Kokladığımda parfüm gibi kokuyordu. İnsanın başını döndüren bir kokusu vardı. İç kısmını çevirdim. Dudaklarıma değdirirken birden dilimi iç kısmına sürttüm. Tatlıyla ekşi arası hoş bir tat ağzıma dolarken şiddetle kasılarak boşalmaya başladım. O beş on saniye içinde hayatımın en müthiş orgazmını yaşamıştım. Boşalırken neredeyse tüm dilimi hafif nemli yüzeye bastırmıştım. Annemin amının tadı ağzıma yayılırken gözkapaklarım kapanıp açılıyor kendimden geçiyordum. Ne yaptığımın farkına anca iki dakika sonra kendime geldiğimde vardım. Aslında bu bir iç hesaplaşmaydı. Bir yandan kendime kızıyor diğer bir yandan aklıma geldikçe heyecanlanıyordum. Hemen karara bağlanacak bir konu değildi bu, üzerinde uzun süre düşünüp içimi rahatlatmam gerekiyordu. Ama yapamıyordum. Aklım bunalmıştı. Bilgisayara bir porno taktım… Düşündüğümde beni asıl rahatsız edenin annemin bacaklarına ve kalçalarına bakmış olmamdı. Yoksa neticede o külot başka birininde külodu olabilirdi. Annemle bir alakası yoktu. Eskiden beri iç çamaşırlarını severdim. Bu açıdan baktığımda kendimle barışıyor ama bir süre sonra zihnimde annemin külodundan aldığım tad, dilimden çekip çıkarttığım iki üç tane kıl dağılıyordu. Çok tecrübeli değildim ama kadınların oralarının farklı farklı koktuğunu ve tadının değişik olduğunu duymuştum. Bu seferde yine kızıyor, bir daha yapmayacağıma kendi kendime söz veriyordum. Annem 45 yaşındaydı, minyon, kısa boylu zayıf, siyah saçları, kahve rengi gözleriyle kumral denilebilecek bir kadındı. Küçük tavuk her zaman piliç misali diriydi. Yaşını çok göstermezdi. Babamla bir süre önce ayrılmış ve bir daha görüşmemişlerdi. İkisiyle farklı zamanlarda bir araya geliyordum. İki gün geçmişti bu iki gün boyunca önemsiz günlük işler, akşam yürüyüşleri yaptık. Akşam vakti annem çarşıya çıkacağını söyledi evde tek kalmıştım. Bir süre televizyon izledim. Sonra sıkılınca odama geçip bilgisayara bir porno taktım, filmde iri yarı bir zenci en fazla yirmi iki yaşındaki bir kızı götten sikiyordu. Masturbasyon yapmaya başladım çok heyecanlanmıştım. Birkaç gündür içimi ürperten arzular tekrar meydana çıkmıştı. arzular ve zevk insanı ele geçirdiğinde uğranan o bilinç kaybı beni sarmış o ana kadar utandığım duygularım bana mantıklı ve açıklanabilir gelmeye başlamıştı. Aklıma annemin çantası geldi diğer iç çamaşırları onun içinde olmalıydı, onları görmeliydim. Her yanımı ateş bastı. İçimden kopup gelen bir heyecan fırtınası, kalp atışlarımı hızlandırmıştı. Sikim irileşmiş, taşaklarım şişmişti. Biraz istemeyerek de olsa annemin kaldığı odaya girdim. Önce küçük spor çantayı karıştırdım. İçinde tişörtler ve çoraplar vardı… birde makyaj malzemeleri ; büyük bavula yöneldim, açtığımda içinde annemin günlük kıyafetleri, şortları, pijaması ve geceliği vardı kenardaki fermuarlı gözü açtığımda gözüme kahverengi kumaş bir torba ilişti, bağcığını çözdüm ; ilk gördüğüm beyaz dantelli bir külottu o anda kalbim duracak gibiydi… bu nasıl bir heyecan nasıl bir zevkti böyle bir şey yaşamamıştım… elimi göze sokup ne var ne yoksa çıkarmaya başladım. Önce ön kısmı dantelli ve işlemeli tam amın üzerine gelen kısımından geri kalan kısmı da kumaş olan beyaz bir külot çıkarttım, onu yatağın üzerine bıraktım ; yanında kırmızı tanga dantelli ve işlemeli, kenarları ipten külodu koydum. Şimdide elime siyah kadife bir tanga gelmişti. Parmaklarımı sürttürdüm. İnsanın içini gıcıklıyordu. Simsiyah ve düzdü sadece tam orta kısmına bir siyah fiyonk iliştirilmişti. Ardından ten rengi şortu andıran bir külot çıkarttım, bir iki tane de düz pamuklu. Gelen annemdi… Ter boşanmıştım. Anlımdan süzülen terler çeneme akıyordu. Tülden leopar desenli giyildiğinde am, göt ne varsa gösterecek bir külot vardı. Kenarlarına yan yana iki lastik ip atılmıştı. En altta sütyenler vardı. Her birinin tek tek sütyenlerini çıkarttım. Sikimi çıkarmış sıvazlıyordum. Külotların üzerinde gezinmeye başladım. Çok dayanamayarak şiddetle fışkırtmaya başladım. İç çamaşırlarına gelmesin diye halıya dönmüştüm. Çok müthiş bir boşalma yaşadım. Sarsılmıştım resmen, yığılıp kaldığımda midem ağzıma geldi. Ya annem anlarsa, sırası neydi külotların. Panik olmuştum. Ne kadar katlarsam katlayayım. Aynı halini bulamıyordum, yarım yamalakta olsa torbayı doldurdum. Beş dakika geçmiştiki kapı çalındı… Gelen annemdi, yüzüm kızarmış bir halde kapıyı açtım. Elinde alışveriş torbaları vardı. Nasıl olduğumu sordu. Geçiştirdim. Akşam olmak üzereydi. Güneş uzaktaki apartmanların arkasında kaybolurken. Anneleri dışarıda oynayan çocukları yemeğe çağırıyordu. Aradan bir iki saat henüz geçmişti. Telefon çaldı… Annem arayanın abim olduğunu ve bizi çağırdığını söyledi. Başım çok kötü ağrıyor dedim. Sen git. Oğlum ben bu vakitte nasıl gideceğim dedi. Atlarsın bir taksiye gidersin dedim. Annem odaya geçip hazırlanmaya başladı. Onbeş dakika sonra hazırdı. Yola kadar geçirdim. Evde tek kaldığımda üzerimde sarhoşluk benzeri bir hal vardı. Olaylar çok hızlı gelişmişti. Tuhaf fikirler tekrar aklıma gelmeye başladı. İlk seferde yakalanmadığım içimi bir ürpeti kapladı. Evet tekrar istiyordum. bir an ne olduğunu anlamadan kendimi yine o bağcığı çözerken buldum. Fakat açtığımda siyah kadife tangası yerinde yoktu. Evet annem az önce hazırlanırken onu giymişti. Annemin altında hangi külodun olduğunu bilmek beni bilinmez duygulara sürüklemişti. Diğer çamaşırlarla biraz oyalandıktan sonra, hepsini yerine koydum. Yatağa geçtim. Bir yandan masturbasyon yapıyor diğer taraftan düşünüyordum. Annemin şu an benim birkaç saat önce her yerini yaladığım, sikimi sürttüğüm külodu giyiyordu. Benim dilimin değdiği yerlere annemin amcığı, göt deliği değiyordu. İrkildim derin bir vicdan azabıyla birlikte iyice sertleşmiştim. Aklımdan geçirdiğim söz bende güçlü bir arzu uyandırmıştı. Annemin göt deliği… amcığı, evet o benim annemdi ama aynı zamanda bir kadındı. Birden şimdiye kadar anneme hiç kadın gözüyle bakmadığım aklıma geldi. Şimdiye kadar akrabalarımızın kızlarını, arkadaşlarımın kız kardeşlerini, okuldaki hocalarımı, en akla gelmeyecek kişileri bile düşünüp otuzbir çekmiştim. Ama annem, belkide bu yasaklı vucudu düşünmek bu yüzden bana büyük zevk vermişti. Fakat birden bire hiç kimse kendi öz be öz annesine ilgi duymazdı. Mutlaka sebepleri olmalıydı. Geçmişi düşündüğümde bu yap boz’un parçaları yerli yerine oturuyordu. Annem çok küçükken bizi kadınlar hamamına götürürdü, tüm kadınlar çırılçıplak olurdu. Tabi annemde o zamana ait hiçbir şey hatırlamıyordum ama mutlaka bir şeyler bilinç altıma yer etmişti. Ne zamanlarda annemin memelerini, götünü gördüğümü düşündüm. Şu yaşıma kadar annemin bir çok kez vucudunu görmüştüm. Neden şimdiye kadar dikkatimi çekmemişti ? Hep kafamı çevirmiştim. Ama o anlık görüntülerde kahve rengi dut gibi bir meme ucu, kavun gibi diri bir kalça, baldırlar. Annemin vucudunun kesitleri gözümün önüne gidip geliyordu. Tabi ya annemle babamın birlikte olduğu zamanlardaki doyumsuz seks hayatları. Babam benim yanımda annemin göğüslerini sıkar, götünü okşardı. Mesela kahvaltıda olduğumuz bazı zamanlarda elini annemin bluzunun içine sokar annemin memelerini sıkıştırırdı. Annemin göğüsleri sütyeninden fırlar. Eliyle bluzunun üstünden düzeltirdi. Hatta bir kere tam düzeltirken bluzu göğsüne yapışmış, dik ve dutu andıran göğüs ucu tamamen ortaya çıkmıştı. Yemekler yapılırken annemin arkasına geçer sürtünürdü. Düşündükçe aklıma geliyordu. gece odada sikişirken yatağın çıkarttığı düzenli gıcırtı annemin derinden gelen inlemeleri, ara sıra duyduğum küfürler. Bir kere yanlışlıkla odalarına dalmıştım. Babamın aleti annemin tam avucundaydı… evet tam avucunda. Babamla oturur saatlerce porno film izlerlerdi. Sonrada seks yaparlardı. Fantezilerimi süsleyecek olan annemi… Ya annemin mor renk tül sabahlığı, normalde vucuduna oturan, biçimli göğüslerinin kavislerini meydana çıkaran bu sabahlık. Işık altında yada gün ışığında içini olduğu gibi gösterirdi. Annem bir gün ütü yapıyordu. Odanın ışığı açıktı. Diri ve dik memeleri kahve rengi halesi ve dut gibi dikik meme ucu mor renk tülün altında olduğu gibi ortadaydı. Bana dönüp “şu ışığı kapasana her tarafım meydanda demişti”. Evet anne her yerin meydandaydı. Annemde iyi sikilir dedim. Amcığını yalardım, sonra da memelerini. İçine yarağımı sokardım, köküne kadar, domaltır öz annemi götten sikerdim. Ohhhhh sikimi yalatırdım. Yala anne hadi yalaa… taşaklarımıda yala… ohhh anneciğim ne biçim bir orospuymuşsun sen… o külotlar ne öyle… bizde seni namuslu bilirdik… fahişe gibi iç çamaşırların var… ahhh anne sikiş benimle… . Dölerim yatağın üzerine süzülmeye başlamıştı. Çok uzun bir süre fantezilerimi süsleyecek olan annemi ilk defa düşünüp bu şekilde masturbasyon yapmıştım. Sakinleştiğimde… ne yapıyorsun yaa o senin annen diyerek kendi kendime kızdım. Oysaki az önce kurduğum argo cümleler kaç gündür kafamın içinde yer alan soruların cevabını da veriyordu : Annemi o sabah gördüğüm tahrik edici durum karşısında, iç çamaşırlarıyla haşır neşir olarak ve onun vucudunu düşünerek annemin kadınlığının kabullenmem içimde yatan lavların taşmasına, yıllardır içimde biriktirdiğim, kendimden bile sakladığım arzular ve tutkuların açığa çıkmasına yol açmıştı. Belkide yıllardır annem gibi minyon kızların ve kadınların beni tahrik etmesi bundandı. Aradan geçen birkaç günde suçluluk duygusuyla ne annemle doğru düzgün konuştum ne de onu düşünerek kendime zevk verdim. Anneme eskiden olduğu gibi davranıyor, birkaç gün önce aklıma gelenleri yok varsayıyordum. Öğlene doğru annem temizliğe girişmişti, altında mavi bol şortu vardı yerleri siliyordu. Kapının önüne geldiğimde annemi domalmış bir vaziyette gördüm. Küçük götünün yuvarlakları meydana çıkmış, külodunun izi belli oluyordu. Bacakları iki yana açıktı. Baldırları terden ıslanmış ve gerilmişti. Süt gibi beyaz ve pürüzsüzdüler. Annem yerleri sildikçe kalçası ileri geri hareket ediyordu. Benim kapının önünde durduğumu fark etmemişti. İşte belki birkaç gün önce olsa annemi umursamayacak, bu görüntüden tahrik olmayacaktım. Hafifçe geriye çekilip eşofmanımın içine elimi soktum ve sikimi okşamaya başladım. İnanamıyordum annemin götüne baka baka otuzbir çekiyordum. Annem ileri yatıyor, sonra geriliyordu kalçası oynarken götünün arasına doğru girmiş külodunun kıvrıldığını anlayabiliyordum. Kalbim hızla atmaya başladı. Annemin bana döneceğini hissedince parmak uçlarıma basıp odama girdim. Şimdi odamda annemin o halini düşünüyordum. Hayalimde… anneme arkadan yaklaştım, şortunu ve ardından külodunu indirdim. Diz çöküp yarağımı amına yerleştirdim. Ellerimle de memelerini avuçladım. Fantezime göre annem bu sırada yerleri silmeye devam ediyordu. İleri geri hareket ettikçe sikim amına girip çıkıyordu. Annem içeride temizlik yaparken ben onu düşünüp asılıyordum. Bir kez daha sarsılarak boşaldım. Hiçbir şeyi düşünmek beni böyle orgazm etmiyordu. Annemin göğüsleri… Annem seslendi, tül takılması gerekiyormuş. İçeri gittiğimde ne o terlemişsin diye sordu. Şınav çekiyordum dedim. Koltuğun üzerine basıp yükseldim. Yukarı çıktığımda annemin askılıklı beyaz tişörtünden portakalı andıran memelerini uçları haricinde olduğu gibi gördüm. Terlemiş, ıslanmışlardı. İnerken dengemi kaybetmiş gibi yalpaladım ve annemin göğsüne tutundum. Ohhh memesi yumuşacık ve dolgundu. Meme ucu bir mermi gibi elime batmıştı. Annemde refleksle belime dolanmıştı. Annemin göğüsleri benim çıplak göğsüme dayanmış bir anda sarmaş dolaş olmuştuk. İkimizde güldük. Ben hızlıca odama geri döndüm. Çok tehlikeliydi. Annem babamla renkli bir seks hayatı olmasına rağmen bana ve abime karşı her zaman tutucu olmuş, dış çevredede hanım bir insan olarak bilinmişti. Ve sanırım bana seks açısından bir istek beslemesi imkansızdı. Kendisine baktığımı yada yaptıklarımı hissederse başım belaya girebilir, çok fazla kızabilirdi yerin dibine geçerdim. Zaten gerçek hayatta annemle ilişkiye girmek aklımın ucundan bile geçemezdi. Bu ensest düşünce benim için fantezi olarak kalacaktı. Bundan sonra annemi düşünecektim ama onu ne gözetleyecek nede dokunacaktım. On gün böyle geçti. Annem akrabalara dönmüş babamda akşam geliyordu. Babam döndüğünde hayatım eski haline döndü. Yine gelir gelmez başımı ağrıtmaya başladı. Annen hiç eve geldimi, benim hakkımda konuştunuzmu, geri dönecekmi… . İşe gidip gelmeye başlamıştım. Annemle ya abimlerde ya işyerinde yada akrabalarda görüşüyorduk. Aradan bir seneye yakın geçmişti. Bu süre içinde zaten annemle kısıtlı sürelerde on beş günde bir görüşür olduk. Gizli dünyamda anneme ilgim üst noktalara ulaşmıştı ensest vcd’ler alıyor, internette ensest resimler indirip sitelere giriyor, başka ensestlerle chat yapıyordum. Masturbasyon yaparken artık yanlızca annemi düşünüyordum. Onu sikmediğim pozisyon hayal etmediğim hal kalmamıştı. Ensest ilişki yaşamak… Babam aradan geçen onca zamana karşı hala annem hakkında kafamı ütülüyordu. Sürekli ardı arkası gelmeyen sorular… surat asmalar, bazen tartışmalar iyice canımı sıkıyor ; bunalıyordum. Artık babam ne zaman bana ne zaman annemden bahsetse ve beni kızdırsa odama çekiliyor annemi siktiğimi ben sikerken de babamın izlediğini düşünüyordum. Bu bir çeşit intikamdı. Böylece bütün sinirim geçiyordu. Bütün bunlar olurken gerçek hayatla bu düşüncelerimi tamamen ayırmıştım. Onlar farklı dünyalardı asla bir olamazdı. Ensest ilişki yaşamak öyle hikayelerde olduğu gibi birden bire, kolayca olabilecek bir şey değildi. Çoğunlukla okuduğum hikayelere gülüyordum ne kadar basit anlatımlıydılar ve herşey ne kadar kolay gerçekleşiyordu. Oysaki gerçek hayatta bir red edilme yada fark edilme ömür boyu sürecek bir rezilliğin kapılarını sonuna kadar açabilirdi. İşte bu halde aylar geçiyordu. Bu arada, hayatın garip bir oyunu, son zamanlarda annemde bazı gözle görülür değişiklikler başlamıştı, onu her gördüğümde üstüne başına yeni birşeyler almış oluyordu. Aldıkları genelde askılıklı bluzlar, dar kotlardı ; gittikçe dişiliğini ön plana çıkartıyordu. Artık hayata bakışı değişmiş o karamsar, yorgun kadın gitmiş yerine hayat dolu, gezen, dolaşan, özgür bir kadın gelmişti ; yıllarca babamın baskısı altında yaşayan annem sanırım özgür geçen aylardan sonra kendini bulmuş, rahatlamıştı. Annemle ilişkimiz ise nasıl olduğunu anlayamadan yeni bir boyuta girmişti. Bana iltifatlar ediyor ne kadar yakışıklı olduğumu söylüyordu. Birlikte bir yerlere gitmekten bahsediyordu. Beni öpüşü bile değişmişti sanki daha ıslak ve sanki şehvetli öpüyordu. Birlikte kaldığımız zamanlarda aynı yatakta yatmak istiyor ve geneldede yatıyordu. Bu da beni çok zor durumda bırakıyordu. Neden böyle olmuştu birkaç sebebi olabilir diye düşünüyordum. belki kafamı bu düşünceye fazlaca taktığımdan her hareketini öyle yorumluyordum. Yada annem kendine laf etmeyeyeyim diye bana daha yakın ve ilgili davranmaya başlamıştı. Samimi olması gibi bir ihtimalde vardı tabiki. Annem işyerime gidip geldikçe istem dışı mahrem yerlerine bakıyordum. Bir gün pembe askılıklı bir t-şört giymişti. Gögüslerinin kenarları görünüyordu. Annem telefon açmak için eğilmişti. Aramızda masa vardı. Fazla olmasada göğüslerinin bir kısmı daha ortaya çıkmıştı. aletim hareketlenmişti. Annem aniden başını kaldırınca beni görür gibi oldu ama tam emin değildim. Görüşmelerimiz seyrekti, bazen üç haftayı bulduğu oluyordu. Bir iki hafta sonra tekrar geldiğinde üzerinde siyah bir gömlek, altında mavi dar bir kot vardı. Gömleğinin üç düğmesi açıktı. Memelerinin kenarları ve siyah sütyeni görünüyordu. Yine telefon etmek istedi eğildi, Ben sütyenini ve portakalı andıran beyaz memelerinin sütyeninden taşan kısımlarını olduğu gibi görmüştüm. Aklıma bir an geçen hafta benim ona baktığımı anladığını ve bu hafta daha açık giyip bana baktırmak niyetinde olabileceği geldi. Ürperdim. Yemeğe çıktık. Sürekli konuşuyor neyi neden yaptığını anlatıyordu. Bir ara kafamı kaldırıp yüzüne baktım. – Anne bana açıklama yapmana gerek yok, ben zaten herşeyi biliyorum. – Olsun oğlum yinede daha iyi anlaman için anlatıyorum. – Anlamıyorsun anne yaa ilgilenmiyorum istediğini yap, yani rahatsın işte istediğini yapabilirsin yani ne bileyim hayatında başka bir erkekde olabilir bu beni ilgilendirmiyor. – Yok canım daha neler yok oğlum öyle bir şey. – Dedimya fark etmez neticede 45 yaşındasın ihtiyaçların olabilir, karşılamak zorundasın. – … … Herhangi bir cevap vermedi. başka bir konuya geçtik bu benim ona cinsel konularda ilk yaklaşma çabamdı, olumsuz bir tepki almamıştım. Fakat olumluda değildi. Yinde üstü kapalıda olsa annemin seks hayatından bahsetmek beni heyecanlandırmıştı. İçimdeki ensest arzular bazen köreliyor bazen hiç kalmıyor kimi zamanda doruğa çıkıyordu. Ama tercihim her zaman üst düzeyde olması yönündeydi çünkü annemi düşünmekten çok ayrı bir keyf ve zevk alıyordum. Çoğu zaman bir yada iki hafta masturbasyon yapmıyordum. Böylece azgınlaşıyor. Annemle ilgili farklı fanteziler kuruyordum. Özellikle böyle zamanlarda annemle görüşürsek onu görmek bile beni ereksiyon ediyor. Memelerini görsem yada yanlışlıkla ! hafifçe dokunursam boşalacak hale geliyordum. Yine bir haftadır hiçbirşey yapmamıştım. Annem akşam abimlerde kalacaktı. Benide çağırdılar. Abimlerde yemek yendi, tv izlendi ve yatma vakti geldi. Annemle yine birlikte yatacağımız için bir plan yaptım. Gece yarısı o uyurken sanki uyku sersemi atmışım gibi elimi kalçasına atacak ve elleyecektim. Yatağa girdim. Annemin altında krem rengi ayak bileğine kadar bir dar tayd vardı. Küçük götünün yuvarlakları yine meydana çıkmıştı. Giydiği klasik külodun çizgileri kalçalarının kenarlarında belirginleşmişti. Işığı söndürdü ve oda yatağa girdi. Vaktin iyice geçmesini bekliyordum. Bu sırada annemi karım gibi hayal ediyor fantezi kuruyordum. Annem yanımda yatıyordu… Gece yarısı olduğunda uygulamaya geçtim ve soldan sağa dönerken elimi tam kalçasının üzerine koydum. Oohhhhhh yumuşacıktı. Sıkmamaya özen göstedim. Yarağım gemici direği gibi olmuştu. Uzun zamandır bakmakla yetindiğim göt şimdi elimin altındaydı. Hiç kıpırdatmadım. Biraz ucuz bir tabir ama sevgili annemde de tam sikilecek göt vardı. Bir süre sonra korkarak elimi çektim ama tam yanına yere koydum. Beş on dakika geçmeden annem döndü ve tam elimin üzerine kalçası geldi. Ohhhhhh ölüyorum sandım… bir an kalp atışlarımı duyacak diye korktum. Annemin götünün ağırlığı elimin üzerindeydi. Dayanamadım sol elimle sikimi çıkarıp 31 çekmeye başladım. Annem yanımda yatıyordu. götü elimin üzerindeydi. Ve ben yarağımı okşuyordum. O an üzerine attırmak istedim. Boşalmaya başlamıştım. Kenara doğru çekilip küloduma attırdım. Gelişmeler ardı ardına geliyor ben baştan çıkıyordum. Basit bir cinsel açlık ve ilgiden başlayan olaylar ne boyutlara ulaşmıştı. Ertesi gün annem çok normal davrandı. Annemin rahat ve yakın tavırları sayesinde onunla ilişkiye girebileceğimi düşünmüştüm. Fakat bir aile faciasına yol açmak ise çok kolaydı. Dikkatli ve temkinli olmak durumundaydım. Annemin ilgisini ortaya çıkaracak yada bana karşı ilgisini arttıracak bir takım planlar düşünmeye başlamıştım. Bir hafta sonu yine abimlerde kalacaktık. sabahtan başlayarak sürekli sırtımın ağrıdığını söylüyordum. Akşam üstü tahmin ettiğim gibi abimler alışverişe çıktılar annem ve ben kalmıştık. Daha önceden hazırladığım kremi alıp annemin yanına gittim. Anneme sırtımın ağrısının geçmediğini biraz sırtımı ovup ovamıyacağını sordum. Doğal olarak kabul etti. T-şörtümü çıkardım sadece boxerımla kalmıştım annem elini sırtımda gezdirmeye başladı. Bense seviştiğimizi hayal etmeye başladım. Elleri vucuduma değdikçe sertleşmiştim onu tahrik etmek için hafif hafif sanki ağrıdanmış gibi inliyordum. Oflamaya başlamıştım : – Offf offf evet anne çok iyi orası biraz yukarı uhmmm çok iyi. – Nasıl daha iyimi. – Evet anneciğim bastır biraz ahhhh işte bu iyi geldi, ohhhhh harikasın!!! Harikasın diye inleyince. Annem birden hadi bakalım yeter diye çekildi. Doğruldum. Şakayla karışık istersen bende sana süreyim dedim. Aldığım cevap kısa ve netti. Hayır. Fakat bunu söylerken gözü boxerimden rahatlıkla belli olan iyice kalınlaşmış ve irileşmiş yarağıma takılmış. Ama bakışlarını hemen kaçırmıştı. Ne zamandır kolladığım fırsat birkaç gün sonra geldi. Babam tekrar memlekete gidecekti. Anneme telefon açıp üç günlük iznini o günlere alması için sözleştik. Annemin sorun çıkarmaması hoşuma gitmişti. Birkaç gün sonra evde yine yalnız kalmıştım. Akşamüstü annem geldi. Elinde alışveriş torbaları vardı. Akşam güzel bir sofra hazırladık. Annem kendine votka bana bira almıştı. Annemin üzerinde kırmızı bir bluz altında beyaz bir şort vardı. Kırmızı bluzundan içine giydiği siyah sütyen belli oluyordu. Sütyenin omuzlarındaki lastikleri bluzun omzu genişledikçe ortaya çıkıyor içimi gıcıklıyordu. Beyaz şortundan hiçbir külot izi belli olmamasından içine yine tanga türü bir şey giydiğini anlayabiliyordum. Hafta sonu denize gittiğinden hafifçe esmerleşen baldırları etli ve pürüzsüzdü. İçtikçe daha çok konuşuyor şakalaşıyorduk. İyice sarhoş olunca onu sikebilirim diye düşündüm. Konuyu yavaş yavaş erotizme getiriyordum. Televizyondaki mankenlerden konu açıldı : – Ne kadar uzun bacakları var. – Bırak anne yaa hepsi pörsümüş… – Olurmu canım şuna baksana… – Bu yaşta vucutlarına bak televizyondan göründüğü gibi değil hepsi hayat kadını gibi… tabi mesleğini namusuyla yapanlar çoğunluktadır belki ama parayla çalışanları da varmış. Annem gülerek : – Sen hayat kadınlarıyla çok haşır neşir oluyorsun galiba aman dikkat et hastalık kapma – Aman açtırma ağzımı… sanki veren varda yapmıyoruz. – Neyi veren ? – Nınını – Neyi ? – Önündekini… – Terbiyesiz çocuk… kime çektinki sen böyle… – Bilmem ki… – Valla oğlum yaşın genç önlemini aldıktan sonra hayatını yaşayacaksın, bunu bilir bunu söylerim. – Aynı şey senin için de geçerli anne bu hayat zevk almak için, rahat etmek için var. – Nerde oğlum baksana bizim dere çağlıyor, suları akıyor boşa… derede kuruyacak bu gidişle. – Ne deresi anne yaaa. – Hiiiç bizim köydeki dere diyorum. – Haa, bizim ağaçtaki dalında kabuğu soyuldu artık asılmaktan. – Hangi ağacın ? – Bizim köydeki ağacın ; hani onun kalın uzun bir dalı vardı ya asılıp sallanırdım ona onu diyorum. – Öylemiii… . Televizyona dönerek : – Offf kızdaki vucuda bak. – Benden meraklısın anne yaa kaçırmıyorsun hiçbirini. – Bende böyle vucut olacak… . – Amann ne güzel bak yaşını göstermiyorsun. Piliç gibisin işte. Vucudunda diri. – Yok be oğlum yaşlandık artık. – Bırak şimdi taş gibisin be anne. – Beğeniyormusun beni ? Ciddi ciddi bir kadın olarak yani… Güldüm : – Tabi canım hastayım sana… annem olmasan. – Annen olmasam neremi beğenirdin en çok ? – Hımm bir düşüneyim memelerini sanırım bir de kalçalarını… – Yok be küçücük onlar. – Ben küçük severim. Bu konuşmaları iyice sarhoş olmuş bir halde yapıyorduk. Neredeyse sarhoşluktan kendimizden geçmiştik. Arsızlaşmış azmıştık. Annemin meme uçları belirginleşmiş, bacaklarını birbirine kenetlemişti. Kimbilir belkide zevk sularının bacaklarından süzülmesini engellemeye çalışıyordu. Benimse kasıklarım ağrımaya başlamış. Dokunsam boşalacak bir hale gelmiştim. – Görsen beğenmessin. – Göster o zaman. – Sen benim oğlumsun ayıp… – Peki sen benim hakkımda ne düşünüyorsun. – Humm bence sen çok seksi bir erkeksin. kızlar eminim sana deli oluyorlardır. Bizim işyerinde beraber çalıştığım kız resmini gördü çok beğendi seni. Bir görsen daracık giyiniyor. İçine don sütyen bile giymiyor bazen ama bebek gibi kız. – Aman anne beni deli mi etmek istiyorsun… zaten zor durumdayım. – Oğlum zor durumdaysan gidip göreceksin işini. şiiişşt yanlız bak söyledim… hastalık kaparsın kılıfını tak… – Amann o da en sevmediğim şey… bütün zevkini yok ediyor işin… – Niye oğlum hassası var binbir çeşidi var… renklisi bile var neler yaptılar yahu, ne işe yararki renklisi… – Fantezi herhalde… Tatlı olanlarıda varmış… – Iyyy hayatta ağzıma almam plastiği ne iğrenç… Annem bacak bacak üstüne atıp şortunun iyice kasıklarına doğru sıvadı, baldırlarının üst kısmı tamamen meydana çıkmıştı. Bir peçete alıp “ooff amma sıcak” oldu diyerek boynunu memelerinin kenarlarını silmeye başladı. Elini kenarlara doğru soktukça ortaya çıkan memeleri titriyor, içe doğru gömülüyordu. İçkisinden bir yudum aldı derin bir iç çekti. – Ooo konu nerelereden nerelere geldi. Ne diyeceğim sana yarın tavernaya gidelimmi ? – Aman anne ne yapacağız orda… – Ne yapacağızı varmı eğleniriz… – Tamam bakarız… – Ben bir işyeyim… Annem tuvalete geçti. Bende parmaklarımın ucuna basarak tuvalet deliğine gözümü dayadım. Annem o sırada klozete oturmuştu. Tıssssssssssssssssssss diye bir ses geldi. Ooooohhh işiyordu. Kalçalarının kenarlarını ve bacaklarının tamamını görüyordum. O an sertleşmiş sikime dokunsam. Boşalabilirdim. Ama yapmadım çünkü bu akşam annemi sikecektim. O da istiyordu biliyordum. Alkolün verdiği bir cesaret vardı. Annem kalktı o an ilk defa amcığını görecektim. Fakat annemin amı orman gibi kıllıydı. Bir tuvalet kağıdı koparıp kılların üzerinden amcığına doğru bastırdı. Annemin altını çıplak ilk defa görüyordum. Kasıklarına kadar dağılan kıllar her yanı kaplamıştı, baldırları hafif kırmızıydı. Mayo izi olan yer bembeyazdı. Altına kadife tangasını giymişti önce onu çekti arkasını döndü. Şortunu çekmek için hafifçe eğilince dolgun götünün arasından yarılmış bir sulu şeftaliye benzeyen amcığını gördüm. Tanganın ipi tamamen içine girmişti. Amının dudakları iki yana açılmış yaprağı andırıyordu. Hızla şortunu çekti. Annem odama girdiğinde… O gece işi neden bitirmedik bilmiyorum. İkimizde sarhoştuk, azgındık. Annem tuvaletten çıkar çıkmaz odasına gitmiş üzerini bile değişmeden yatıp uyumuştu. Belkide çok sarhoş olduğundan sızıp kalmıştı ya da annelik içgüdüleri ağır basmıştı… toplumun en büyük tabusunu, dini sorumlulukları, ahlaki değerleri bir kalemde silip atmak kolaymıydı, peki ya oğlunun koynuna giren kadın olmak, ucuzlamak, basitleşmek ne kadar kolaydı. İlk adımı benim atmam gerekiyordu ama bende bu cesaret yoktu. Ama artık annemden emindim ve onu baştan çıkarmak için bir kaç düşüncem daha vardı. Sabah olduğunda akşamki cesaretimden eser kalmamış bir vaziyette uyandım, vakit daha erkendi. Altımda boxerim vardı. Dün geceki konuşmalar ve annemin tuvaleyeki hali aklıma gelince yarağım kalınlaştı. Annem sabahları genelde perdeleri açmadan odam havalansın diye camları açardı. Yine geleceğini düşünerek sikimi boxerin düğmeli yerinden çıkarttım. Amacım annem odama girdiğinde rüyamda ereksiyon olmuşum ve sikim boxerimdan fırlamış sanmasıydı. Çok beklemeden yaklaşık bir on dakika sonra yarağım dimdikken annem içeri girdi. Tek bacağımı yana doğru atmış iyice meydana çıkartmıştım. Gözümü iyice kısmıştım ama ortamı görebiliyordum. Annem daha odaya girer girmez benim aleti fark etti. Başını iki yana sallayıp camları açtı. Sonra gereksiz yere masanın üzerini toplamaya başladı. Odada oyalanıyor dönüp dönüp sikime bakıyordu. Yanıma kadar geldi. Annem gözlerini yarağıma dikmişti. Yanımdaki pikeyi alıp üzerimi örttü. Pikeyi örterken elini sikimin o kadar yakınından geçirmiştiki, kalbim duracak sandım. Annem çıktıktan sonra on onbeş dakika sonra bende altımdan boxerimi sıyırdım. Duşa girecektim ve evin içinde çırılçıplak geziyordum. Tam tahmin ettiğim gibi annemle koridorda karşılaştık. Annemin gözleri açıldı. Elimle yarağımı kapadım ama başını bilerek açıkta bırakmıştım. – Oğlum bu ne hal. – Sen uyandınmı yaa anne bende duşa girecektim, bakmasana. – Bir bornoz giysene yavrum üstüne. – Ne bileyim ya kusuruma bakma. Elimi sikimden çekip arkamı döndüm. Annem arkamıda görmüştü. Banyoya girdiğimde zevkten dört köşeydim, anneme her yerimi göstermiştim, bundan daha büyük bir keyf olabilirmiydi. Akşam olduğunda tavernaya gitmek için hazırlanıyorduk. Annem kırmızı bir gömlek giymişti. Altında ise baldırlarını ve kalçalarını sımsıkı saran beyaz kumaş bir pantolon vardı. Mavi, kırmızı neon ışıklar ; basık bir tavan. Beyaz üzerine sarı masa örtüleri, takım elbise giymiş papyonlu gül satan bir kız, sıra sıra duran garsonlar, bol aynalı geniş pist, kabartma işlemeli bir sahne, eski Türk Filmlerinden fırlamış gibi duran kırmızı bir halı bu küçük tavernayı tipik hale getiriyordu. Fiks menü alıp oturduk. Yemekler gelirken annem rakı ben votka içiyordum. Bir süre sonra şarkıcı sahneye çıktı. Hiç sevmediğim ama oynak parçalar çalıyordu. Aradan geçen saatlerde yine annemle yine çakır keyf olmuştuk. Bir ara annem kalkıp oynamaya başladı. Gördüğüm görüntü karşısında dehşete düştüm. Pistin ortasında onlarca insan dans ediyordu. Annem kıvırttıkça sahnede dolaşan parlak ışık vucudunda geziniyordu. Ama o ışığın etkisiyle annemin ince kumaş pantolonundan götü ve kıçına geçirdiği kırmızı tanga külotu olduğu gibi görünüyordu. Slow bir müzik başlayınca tekrar yanıma gelip oturdu. Yüzümde muzip bir gülümseme vardı: – Anneciğim… – Ne var ? – Hani dün senle konuşmuştuk ben sana bana şakayla poponu gösterirmisin demiştim ya… – Öyle mi dedim ? – Hıı ama gerek kalmadı… – Neden… – Çünkü sen dans ederken sahnede ışık vurdukça her tarafın olduğu gibi göründü zaten… – İnanmıyorum ciddimisin lan ! Şaka yapma bak… . – Cidden külotun kırmızı değilmi tanga tipi. – Evet… desene rezil oldum… ayyy kalkmam ben yerimden artık. – Bırak canım kimse fark etmez hem etse ne olur millet neler giyiyor. Kimse bakmaz kıçına. – Beğenmedin yani… – Yok canım dikkat atmez dedim taş gibi yoksa taşş maşşallah. Gülüştük. – Dans edelimmi anne… Ağır bir müziğin eşliğinde dans etmeye başladık. – Her tarafım görünüyor yaa sende dansa kaldırdın. – Aman… baksana millet donsuz geziyor. Kafasını çevirdiğinde orta yaşlı mini etek giymiş sarışın kadını gördü. kadın derin dekolteli bir bluz giymişt. – Off çok seksiymiş be. Gidip konuşsana yanına. – Hadi yaa sonrada yanındakiler oysun dimi beni. Hem bakmaz o bana – Neden bakmasın aslan gibi çocuksun… senden iyisinimi bulacak. Off off olamadık şöyle kısrak gibi bir hatun… – Niye öyle diyorsun anneciğim bazıları tay sever!!! Annemin vucudu elimin altındaydı. Çok fena olmuştum. İstem dışı kasılmış, gerilmiştim. – Ama sende çok kötü bakıyorsun bu kadına, baksana kasıldın, gözlerin falan kayıyor, dur bakiimm kaldırdınmı yoksa sen!!! Daha annemin ne dediğini anlamadan annem dibime kadar sokulup göbeğinin alt kısmına doğru sikime bastırdı. – Hımmmm… tam tahmin ettiğim gibiAyıp bee. – Oh anne evettt… Müziğin ritmiyle sağa sola hareket ediyorduk. Bu hareket sırasında annem göbeğini bana doğru bastırıp kasığına doğru sürttürüyordu. Sonrada kasığında tekrar göbeğine… – Uhhh anne işte böyle. – Ne olduki oğlum dans ediyoruz işte – Pufhhh evett anne dans ediyoruz. Terlemiştim ve neredeyse kendimden geçiyordum. Pist çok kalabalık olduğundan birde sürtünmemiz sanki dansın kendi ritmindenmiş gibi göründüğünden kimse ne yaptığımızı anlayamazdı. Artık ok yaydan çıktı diye düşündüm. bu nedenle dudaklarımı annemin dudaklarına doğru götürdüm. Fakat annem kendini geriye doğru çekti. – Şişşşş ne yapıyorsun. Ben senin annenim. Hadi yeter bu kadar dans oturalım. – Az önceki sadece dansmıydı sence anne. – Evet oğlum dans – Danstı yani. – Evett ne olabilirki başka. Annemin ne dersem diyeyim analamamazlıktan geleceğini anlamıştım. Sesimi çıkarmadım. Yarım saat kadar sonra program bitti eve döndük. Evde annem üzerini değişmek için odaya girdi. Su almak için odasının önünden geçerken kapısını ardına kadar açık bıraktığını gördüm. Sırtı dönüktü. Altında pantolonu vardı üstünü ise çıkartmıştı. Siyah sütyeninin sırt lastiğini ve pürüzsüz sırtını görünce kapının önünde hareketsiz kaldım. Annem yüzünü hiç bu tarafa dönmüyor. Sırtı kapıya dönük soyunuyordu. Ve eminimki bunu bilerek yapıyordu. Pantolonun indirdi. Bir kez daha iri kavunu andıran kalçalarını ve o iki topaçın arasında kaybolup giden külodunu görmüştüm. Annem külot sütyen önümdeydi. Dantelli siyah sütyen yine dantelli kırmızı küloduyla karşımda duruyordu. O yüzünü bana dönmeden kendimi odama zor attım. Duavara yaslanıp sayıkladım : “Offf sik işte orospuyu… fahişe, fahişe, fahişe!!!! istiyor işte orospu git sik!!! domalt gir götüne oooff!!! Annem başını göğsüme yasladı… Biraz sakinleşince içeri geçtim. Dolaptan sabah aldığımız buz gibi beyaz şarabı çıkarttım. Yanına armut, elma, muz, ve üzümden oluşan bir meyva tabağı hazırlamıştım. Romantik bir müzik açtım. Işıkları söndürüp mum ve tütsü yaktım. Odanın içi iyice loşlaşmıştı, mum alevinden çıkan ışık esen hafif rüzgarla dalgalanırken, tütsünün egzotik kokusu odaya yayılıyordu. Annem odaya girdi. Elini yüzünü yıkamış, üstüne beyaz uzun geceliğini giymişti. İçinde sütyen olmadığı yuvarlak memelerinin serbestliğinden ve hafifçe çıkık olan göğüs uçlarından anlaşılıyordu. Kanepeye oturdu. Bacak bacak üstüne atınca yırtmacı sıyrılıp baldırlarının üst tarafı meydana çıktı, vucudunu geri doğru atmıştı. Bir kadeh ona bir kadehte kendime doldurdum. Bir süre sonra müzik ve alkolün etkisiyle anneme dans edelim mi ? diye sordum. Önce biraz tedirgin, ürkek sallanmaya başladık. Sonra biraz daha yaklaştık. O ellerini boynuma dolamıştı, benim bir elim sırtında diğer elim ise belindeydi. Bir süre sonra vucutlarımız birbirine kenetlenmişti. Annem başını göğsüme yasladı. Ellerimi vucudunda gezdirmeye başladım. – Oğlum… – Efendim – Aletin kalktı. Gözlerimin içine baktı : – Bana da mı ? – Evet anne… Başını iki yana sallayıp parmak uçlarını dudaklarıma götürdü. – Olmaz… Biraz daha yaklaşmaya çalıştım. Ama beni ittirdi. Başımı öne eğdim, suratımı astım. Elimi anlıma götürüp, saçımı düzelttim. Amacım kendime acındırmaktı. Odama geçtim. Emindimki annemin yüreği parçalanmıştı. Bilgisayarı açıp daha önce hazırladığım. Taboo 3 ‘ ü başlattım. Filmi izlerken annem içeri girdi. Bana baktı : – İçeri gelmeyecekmisin ? – Burada oturalım. Mavi ekrana doğru baktı : – Bunlarımı izliyorsun ? – …. Arkasını dönüp gidiyordu. – Anne. – ??? – Otursana birlikte izleyelim. – Dul bir kadın olduğumu unutuyorsun ? – Otur bak bu film konulu senin durumundaki bir kadının bulduğu çözüm var. – Oğlum, benim durumumun tek bir çözümü var neyse konuşturma beni şimdi. Bunları izletip günaha sokacaksın beni. Yanıma ilişti. Filmi baştan başlattım. Taboo 3 de annem yaşlarındaki dul bir kadının hikayesi vardı. kadın cinsel açlık çekiyordu. Bir oğlu vardı. Oğlunun en yakın arkadaşının annesi bu kadının yakın bir arkadaşıydı ve kendi oğluyla ilişkiye giriyordu. kadın bir gün yakın arkadaşını oğlunun arkadaşı yani diğer kadının kendi oğluyla sevişirken yakaladı. Ve sonra önce arkadaşının oğluyla gelişen olaylar neticesindede kendi oğluyla ilişkiye girdi. Annemin lise düzeyinde ingilizcesi vardı. kadının kendi oğluyla ilişkiye girmesinin bitiminde elini boynuna götürüp terini sildi. Biraz hırıltılı bir sesle: – Oğlum sapık bunlar… günahkar… – Neden anne başka adamlarla ilişkiye girmek de öyle değilmi ? Anne ve oğul herşeyi paylaşırken bunu neden paylaşmasın. Birbirlerinin ihtiyaçlarını karşılıyorlar. Yutkundu : – Sendemi böyle şeyler hissediyorsun ? – Anne dayanamıyorum seni istiyorum ben. Hemde çok uzun zamandan beri, biliyorum sende beni istiyorsun. – Hayır. Nasıl böyle bir şey düşünürsün. Sen çekicisin, seksisin, yakışıklısın ; bana bakman, seni tahrik etmek hoşuma gidiyor ama sen benim oğlumsun. Beni düzmene izin veremem. Bak anne oğlun olarak sana karşı vazifelerim var. İhtiyaçlarını karşılamalıyım. Anne olarakda senin bana karşı vazifelerin var sen her zaman çok iyi bir anne oldun, ihtiyaçlarımın büyük bir kısmını her zaman karşıladın sana minnettarım ama benim için yaptığın onca şeyden sonra ancak bana kendini verirsen harika bir anne olacaksın, ancak o zaman mükemmel anne olabilirsin. – Allah aşkına sen bu söylediğine inanıyormusun ? – Anne anlamıyormusun ihtiyacım var. Sana bir kere girmezsem kafayı üşüteceğim. Bunu mu istiyorsun. Elinden tutup kaldırdım. ”Hadi dans edelim anneciğim”. Müzik açtım. Bedenlerimiz yine kenetlenmişti. Ellerimi vucudunda gezdirneye başladım. Annemin yüzü ağlamaklı bir hal almış. Başını kimi zaman iki yana sallıyor kimi zamansa geriye atıyordu. Meme başları iyice irileşmişti. Sol elimle memesini sıkıp ucunu iyice belirginleştirdim. – Lütfen şu meme uçlarına bir bak neredeyse geceliğini parçalayacak… Bu sırada sağ elimi etekliğinin içine sokup amına attım. Annemin amı köpürmüş. Klasik düz beyaz külodu sırılsıklam olmuştu. Annem ıhhh la ohh orası bir ses çıkarttı. O anda gergin vucudu gevşedi ve kendini bana bıraktı. – Ohhh şu haline bir bak. – Oğlummm günaha gireceğiz. – Oh anne bütün günahı bana. – Bak bir kere sadece bir kere başka hiç bir zaman istemeyeceksin. Sonra abdest alıp tövbe deceğiz!!! – Anneciğim bir kere tamam bir kere… Anneminle dudaklarımız birleşmişti. Dilini emiyordum oda dudaklarımı ısırıyordu. Çenesini boynunu öptüm. Geceliğini bir çırpıda çıkarttım. Oda altımdan şortumu sıyırıp sikimi avuçladı. Yatağa yatırdım külodunu çıkartım tüm vucudunu emmeye başladım. Baldırlarını, göbeğini, memelerini, meme uclarını, boynunu ; dilim tüm vucudunda geziniyordu. ”Cehennemde yanacağız” diye inledi. ”Cehennem alev gibi yakıcı ve sıcaktır tıpkı senin amın gibi cayır cayır yanıyordur anneciğim” diye cevap verdim ve yarağımı kıllı amına tek hamlede soktum. – Ohhhhhhhh yarakkkkkkkkkkkkkk!!!!!! Anneme saydırmaya başlamıştım yarağım amcığına girip çıkıyordu annem kollarını iki yana açmış yatağı çekiştiriyordu. Yarağım girip çıktıkça el şaklatması gibi bir ses odanın içine yayılıyordu. Annem bacaklarını belime dolayıp, hafifçe havalandı. Bu ufak tefek kadın ben geçirdikçe yataktaki maharetini ortaya koymaya başlamıştı. Şimdi oda kalçalarını ileri geri sallamaya başlamıştı. Memeleri sağa sola pervasızca sallanıyor, birbirine çarpıyordu. Annemin tırnaklarını sırtımda hissettim “arrrrggggghhhhhhhh geliyorummmm!!!!!!”Kafasını iki üç kere yastığa gerisin geri vurdu ve yığıldı kaldı. Gelmek üzereydimki eliyle sikimi tutup iki kere sıvazladı. Şiddetle göbeğinden memelerine kadar fışkırttım. Üzerine yığılıp kaldım. Uyuyup kalmışız, vakit ne olduğunu anlamadan öğlen olmuştu. Göz kapaklarımı araladım. Annemle aynı yatakta çırılçıplak yatıyorduk. Sarhoşluğun verdiği derin baş dönmesi ve kendinden geçme kalmamıştı. Ben istediğimi almıştım. Ama bu kadarıyla yetinebileceğimi hiç sanmıyordum. Acaba annem ne tepki verecekti. Bir ara kalkıp giyinmeyi bile düşündüm. O sırada annemde göz kapaklarını araladı. Üzerimizde bir pike sırt üstü yan yana yatıyorduk. Günaydın dedim. Günaydın dedi : – Nasılsın anne. – Nasıl olayım oğlu tarafından sikilmiş gibi. – Yani ? – Yani zevkten gebermiş ama kirli, ahlaksız. – … . – Babana sapık derken başıma gelene bak. – Nasıl yani ? Kolunu üzerime ayağınıda ayağımın üzerine attı. Sessiz ve sakin bir tonda konuşmaya başladı : – Baban onunla yaparken bana hep seni hiç abilerin siktimi yok şu abin siktimi bu abin arkadan girdimi diye konuşur zevk alırdı. – Nasıl yani dayılarımın seni düzdüğünü mü düşünürdü ? – Evet. Hatırlarmısın eskiden bir adam vardı bize gidip gelirdi. – Evet. – Bir kerede beni sarhoş edip onun koynuna soktu. – Siktimi adam seni. – Hayır ama her yanımı elledi. Amımı yaladı. – Ya babam. – Sandalyede oturup bizi izledi. – Sen git bu sebeplerden adamdan boşan sonrada oğlunun koynuna gir iş mi ? – Ama anne… – Boşverr hadi bakalım bin bana gece bir bok anlamadım birde gündüz gözüyle görelim senin aleti. Bende kaşınıyordum. Sende kaşıdın işte. Artık kocam da oğlumda sensin. Zaten kalkmış olan yarağımı annemin amına sürtmeye başladım. Annem “ off hadi memelerimi em” dedi. Göğüslerini yalamaya başladım. Bir süre sonra annemin amı sulandı. Meme uçlarını emerken yavaşça içine kaydırdım. ”Evladım!!!” diye inledi annem. Geceki kadar ateşli değildik ama iyi sikişiyorduk. Yaklaşık yirmi dakika bu pozisyonda girip çıktım. Kimi zaman yavaşlıyor kimi zaman hızlanıyordum. Annemin götünü avuçladım. Sırtını iyice yere bastırıp ittirdim. ”Ahh anne attıracağım”. ”dur oğlum içime değil ayyyyyyyyyyyy patlat içime bende geliyorum!!!!!!”. Annem bana zaten güvenli günlerinde olduğunu hamile kalmasının zor olduğunu anlattı. Zaten hiç gelmeye niyeti yokken amcığına fışkırtmam öyle bir zevke getirmişki onu o anda anında onunda beli gelmiş. Bir insan annesiyle yattığında bundan sonraki seks yaşamı tek düze geçecek her seferinde annesinin üzerine çıkacak on beş dakikada işi bitirip uyuyacağını sanıyor. Bende öyle sanmıştım. Ama annemin buna hiçde niyeti olmadığını az sonra öğrenecektim. Bana döndü : – Amım çok kıllı değilmi ? – Evet anne orman gibi kaç aydır kesmiyorsun… ? – Çokk üşeniyorum… bana yardım edermisin ? – Kesmeyemi tabi neden olmasın… Annem klozete oturup bacaklarını iki yana doğru genişçe açtı. Traş köpüğüyle kıllarını iyice köpürttüm. Tüm kılların üstü bembeyaz köpük olmuştu. Annem traş bıçağını yaklaştırdığım sırada gülerek”amımı kesme lan sakın”dedi. Yukarıdan aşağı doğru tek hamlede indirdim. Yukarıdan aşağı bir jilet boyu kadar alan tertemiz olmuştu. Kıllar çok uzun olduğu için bıçağı sık sık yıkıyordum. Ben kestikçe annemin amı gün gibi ortaya çıkıyordu. Annemin amı nasıl ?Annemin amı bir kere genişti, dudakları hafif sarkmış, yaprak gibi kıvrılmıştı. Klitorisi iri ve biçimliydi. Annemin kasıklarına kadar başımı kokmuş itinayla ince detaylarıda traşlıyordum. Annemin amı hoş bir ter kokusuyla birlikte sabun kokuyordu. Bir süre sonra işim bitmişti. Ilık su döküp duruladım, yıkadım. Ama sikimde dikilmişti. Annem bunu görünce eline alıp biraz okşadı. Ayaktaydım. Sikimi ağzına soktu. ”ohh anne” diyebildim. Köküne kadar yalıyordu. Annemi azğından sikeceğimi hiç ummamıştım. Annemse aşağılarda taşaklarımı sıvazlamakla meşguldü. Sonra taşaklarımıda yalamaya başladı. Daha sonra sikimin kafasını hafifçe ısırıp, vakumlamaya başladı. Çok dayanamayıp ağzına boşalmaya başladım. Ufalan sikimi ağzından çıkarttı. tıpkı porno filmlerde olduğu gibi dilini çıkartıp bana gösterdi. Dilinin üzeri ağzı döl doluydu. Suratını ekşitip hepsini yuttu. Aradan neredeyse iki ay geçmişti. O iki ay boyunca annemle yanlızca telefonda görüşmüştük. O günden ve ertesinden hiç bahsetmemiştik. Annemin altında… Annem sabah telefon etti ve öğlen işyerimde olacağını söyledi. Öğlen geldiğinde annemde odamın kapısında öründü yemek yedik. Daha sonra kahvelerimizi alıp odama geçtik. Annemin altında klasik kesim keten kahve rengi bir etek. Üzerinde yine keten daha açık kahve bir gömlek vardı. ”Neler yapıyorsun bakalım” dedi. ”Ne olsun anne işte bildiğin gibi, sana hasretim bir tek” diye cevap verdim. ”Özledin mi beni ?”. ”Evet çok özledim anneciğim””Tabii, benim gibi annesi olsa herkes özler, anasını satayım önceden haftada bir aradın şimdi iki günde bir arıyorsun”. Annem kahvesinden bir yudum daha aldı. ”Nasıl idare ediyorsun 31 ‘ mi çekiyorsun”. ”Valla anne iki aydır elimi bile sürmedim, en son seninle işte, ya sen ne yapıyorsun”dedim. ”Bende öyle”. ”Azgınsın o zaman””Evet tıpkı senin gibi. ”Ya anne ne yapacağız otele falanmı gitsek ne yapsak””Bilmiyorum, olmassa gideriz ama bu gece abinlerdeyim sende gel görüşelim, o işi haftaya yaparız””offff dayanamam ben”. O anda aklıma azgınlıktan işi odamda bile bitirebileceğimiz aklıma geldi. İşyeri öğlen olduğu için tenhaydı. Ama her an biri gelebilirdi. Bu çok riskli oldurdu. Sordum : – Ne giydin içine ? – Beyaz dantellileri… – Ohhh… Anneme gelsene diyerek odanın kenarına çektim. İkimizde ayaktaydık. Eteğinin havalandırıp ellerimi kalçalarına attım, okşamaya başladım. Sıkıyordum. Pürüzsüz, yumuşak, etli kalçaları avuçlarımdaydı. Külodunun dantellerini hissediyordum. Hastayım senin şu kalçalarına dedim. götçü’sün yani dedi. Ohh evet götçüyüm. Birazda amını okşadım. Hemen sulanmış ıslanmıştı. Kimse gelmeden yerimize oturduk. Akşam abimlerde her zamanki gibi yemek yenildi. biraz sohbet edildi ve tv izlendi. Tam sevdiğimiz bir dizi başlamıştıki. Kapı çalındı. Abim camdan baktığında bize döndü. – Babam. Annem panik oldu : – Amannn hayatta görmek istemiyorum. Babam benide bu gece mesaide sanıyordu. İkimizde abimlerin yatak odasına geçtik. Buzlu camlı kapıyı sıkı sıkıya kapatıp, anahtarını çevirdimArdından otomatın, bir süre sonra da babamın sesi duyuldu. Oturma odasına geçtiler. Sohbet sesleri az da olsa duyuluyordu. Annem: – 2 saatte gitmez şimdi bu dedi. Karanlıktaydık. Babamların evden çıkmak için bu kapının önünden geçmeleri gerekiyordu. Benim yüzüm kapıya dönüktü. Karaltılarını görebilirdim. Elimi annemin amına attım. Ne yapıyorsun diyecek oldu. Ama sesini çıkartamadı. Yatağın kenarındaydık. Yat diye fısıldadım. Sırt üstü uzandı, ayakları yere değiyordu. Bacaklarının arasına geçip. Dizlerimin üstüne çöktüm. Karanlıkta parlayan beyaz külodunu kalçalarını hafifçe havalandırıp çıkardım. Çıkardığım külodu annemin eline tutuşturdum. Eteğini yukarı doğru sıyırdım. Amcığı karşımdaydı. İştahla yalamaya başladım. Hoş bir tadı vardı. güzel kokuyordu. Bir süre sonra vıcık vıcık oldu. Dilimi bir organ gibi kullanıp. İçine sokup çıkartıyor, klitorisini emiyor ; ısırıyordum. Annem bir eliyle kafamı kasıklarına bastırıyor. Diğer eliylede çığlık atmamak için kendi külodunu ağzına tutuyordu. Ellerimi iki yanına koyup yükseldim. Annemin genişlemiş amcığına soktum, girip çıkmaya başladım. Annem altımda kıvranıyordu. Salonda babam, abim ve yengem otururken ben abimlerin yatak odasında annemi düzüyordum. Bir ara sesler salona gidecek diye yavaşladım. Neyse ki yatak kaliteliydi ki tek ses çıkmıyordu. Hızlanmaya başladım. Bir yandan annemin memelerini emiyor öte yandan göt deliğini okşuyordum. Annem zevkten çarşafları çekiştiriyordu. Bir süre sobra salondan sesler gelmeye başladı. Babam kalkıyordu. Annemin içinden çıkmak için hamle yaptım. Annem ise bacaklarını bacaklarıma doladı ve amcığını sikime doğru ittirdi. Diğer bir yandan elleriyle kalçalarımı kendine bastırdı. Derin bir kasılma ve titremeyle boynuma dolandı. Annemin kulağına eğilip… Abimler ve babam tam kapının önündeydi. Karaltılarını görüyor, seslerini duyuyordum. Annemin bastırmasına dayanamayıp bende içine boşalmaya başladım. Annem sırt üstü yığılıp kaldı, kolları iki yana düştü, işi bitmişti. Bir kaç saniye sonra bende bitirdim. Hızlıca kalktım. Şortumu çektim. Annem eteğini çekiştirip, külodunu elime tutuşturdu. O an ki panikle külodu cebime soktum. Kapı tıklatıldı, yengemin sesini duyduk. Gitti dedi. Soluğumuz yerine gelmişti. Ama az kalsın yakalanıyorduk. Annem kıpkırmızıydı. Bir kaç espri, konuşma geçistirmiştik. Annemin kulağına eğilip :”Yine içine boşaldım, başımıza bir iş gelecek” dedim. O ise : “Yok be oğlum ilişkiye girdiğimiz günden sonra doğum kontrol hapı kullanmaya başladım. ” dedi. Derin bir nefes almıştım. Gece oldu ve yatma vakti geldi. Bize yine aynı odada yatak ayarlamışlardı. Ben önce yattım annem pijamasını giyip gelmişti. Yanıma yatınca elimi baldırlarına attım. Elimi ittirdi. Sikişmeyecekmiyiz diye sordum. Herkesin uyumasını beklememi söyledi. Yorgunluktan uyuya kalmışım. Ne kadar uyudum bilmiyorum. Sikimin okşanması hissiyle gözlerimi araladım. Annem yarağımı eline almış sıvazlıyordu. Uzun uzun öpüştük. Dudaklarını dilini emdim. Elimi bacak arasına attığımda pijamasını ve külodunu çıkardığını fark ettim. Kayısı gibi amcığı elime gelmişti. Saate baktım dördü geçiyordu. Aşağı kaydı, şortumu çıkarıp sikimi ağzına aldı. İnsan annesini hiç o halde düşünmediğindenmidir nedir ? Ağzının mahareti karşısında hayrete düşüyor, annemin yalamak konusunda bir orospudan aşağı kalır hiçbir tarafı yoktu. vucudmu emerek ykarıya çıktı. yarağımı amına sokacaktıki kulağına fısıldadım : “Götten girmek istiyorum”, “ Olmaz!!!”, “ Neden ? “, “Hem abinlerdeyiz hemde ne zamandır almadım arkadan”, “Ne farkeder sana girmemi istemiyormusun”, “ Ohhh evet oğlum ama önden yap hadi”, “Anneciğim yarağımı köküne kadar göt deliğine sokmak istiyorum” “ Ohhhhh çıldırtma beni”. Usulca kıçını bana döndü. ama önce parmağınla alıştır dedi. göt deliği küçücük ve pütürlüydü. Parmak uçlarımla alıştırmaya başladım. İşaret parmağımın birazını sokunca kasıldı. Biraz daha ittirdim. Yatağı parçalayacakmış gibi sıktı : “arrggghhh oğlum!!!! yapamayacağım çok acıyor”, “ Hadi anneciğim alırsın, gevşe biraz rahat bırak kendini”. Kasılması hafifçe geçti, kalçalarını okşayıp, gevşe diye fısıldadım. Sikimi deliğine dayamıştım. Kafası girince gerisi ağır ağır içine kaydı. Annem “ohhhhh girdin götüme “ diye inledi. Annemin topaç gibi götüne saydırmaya başladım. Daracık göt deliği sikimi sarmıştı. Kısa sürede gelecek duruma gelmiştim. ”Ohhh anne harika bir götün var, ohhhh ohhhh aahhımmmm geleceğim ben sende gelebilirmisin”, “ ahhhh götten gelemem ben oğlum sen gel çok acıyor… ”, “Ohhh anamın götünü sikiyorum, oaahhıhhh anacığım ne güzel götün var ohhh siktim götünü ahhhh ohhh geliyoooooooorumm… ne göt varmış sende orospu!!!!”. Döllerimin tamamını arka deliğe akıttıktan sonra. Annemin amcığını yarım saat kadar yaladım, o da boşaldı. Annemle görüşemediğimiz dönemde sık sık Erotik telefon görüşmeleri yapıyorduk. Yatağıma uzanmış annemle sohbet ediyordum. Konuşmamızın geneli bizim karı koca olmadığımız bu sebeple bir karı ve kocanın arasında asgari ölçüde bulunması gereken kıskanma, evlilik ahlakı gibi olayların bizim aramızda olmadığı istediğimiz fanteziyi gerçekleştirebileceğimiz yönündeydi. Anneme bana fantezilerini anlatmasını ve bunları uygulayabileceğimizi söylemiştim. Annem : – Tabi oğlum yaa her kadın gibi benimde fantezilerim var ama zaten seninle bir ilişkim var ve bu bile bana fazla aslında. Yani ne bileyim bu zevk, seks deryası içinde kaybolup gitmek, iyice ahlaki değerlerden kopmak istemiyorum açıkçası. Saatlerce bunun hakkında konuştuk neticede sınırlamaya karar verdik. Sadece bir kereye mahsus üç fantezi gerçekleştirecek, bunu sadece ilerki sevişmelerimizde hatırlayıp zevk almak için yapacaktık. Konuşmaya başladık. Anlat bakalım dedi : – Hayır yaa, sen söyle önce anne. – Olmaz sen söyle… – Lütfen sen başla… – Oğlum utanırım sen aklındakini söyle ben olur olmaz diyeyim. – Off peki ne bileyim yani… işte başka birisiyle, yani başka bir erkekle yapman. – Nasıl sen ve başka bir erkek mi. – Hayır sadece o yapacak ben izleyeceğim. – Gizlice ? – Hayır açık açık. Sandalyede oturarak. – Hımmmm hatta beni nasıl düzeceğini sen söylersin şöyle yap böyle yap diye. – Gittimi hoşuna ? – Ohh evet, ıslandım. Peki bu beni düzecek adam zenci olsa ? – Evet… olur. – Bulabilirmiyiz zenci ? – Sanırım. Elde var bir sende sıra. – Evet ben birde hep şeyi düşünürdüm. Sen aslında özellikle o yüzden tahrik ederdim. Bana tecavüz ettiğini. – Seni zorla siktiğimi mi? – Evet. Buda iki olsun. – Gelelim üçe. – Üçde benim sırrım olsun. – Tamam anne sen bilirsin. Bir hafta sonu kararlaştırdığımız ilk fantezi için buluştuk. Oturduğumuz yerden çok uzak semtteki barlara gidecek ve bir adam bulacaktık. İş otelde bitecekti. Anneme baktım akşam çıktığımızda bu kot ve tişörtle olmaz dedim. Sana seksi iç çamaşırları ve kıyafetler almalıyız dedim. Annem buna sevindi : “Evet oğlum bana iç çamaşırı beğen, zaten açık saçık giyinmek hep hayalimdi biliyorsun baban hiç izin vermezdi” Zaten kalçaların küçük… Çok büyük ve yine bizi kimsenin tanımayacağı bir alışveriş merkezine gittik. Bir biri ardına dizilmiş mağazalardan oldukça iyi bir iç çamaşı mağazasına girdik. İçeride biri yaşlı üçü genç kız dört kadın vardı. Bize doğru yakşalana annem iç çamaşırı bakacaktık dedi. kız ne tür bir şey bakmıştınız diye sordu. Modellerinizi görebilirmiyim diye sordu. kız annemi dükyanın öteki tarafına doğru götürdü. Ben mayaolara bakıyordum. Annem yüksek sesle seslendi : “ Oğlum baksana”. Bende yine dördünün duyacağı bir şekilde : “Efendim anne” “ Gel bak şu modellere”. Bizim anne oğul olduğumuzu anlamalarını istiyorduk. Bu bize ayrı bir zevk ve heyecan veriyordu. Satıcı kızın suratı bir tuhaf olmuştu. Annem ne dersin şu güzelmi diye kırmızı dantelli bir külot gösterdi. Burun kıvırdım. – Ya anne bunlar iyi değil. String olsun. Dantelli olursa aa birde mor renk bence mükemmel olur. Satıcı kız mor üzeri dantelli yer yer trasparan bir külot getirdi. Satıcı kıza baktım. Yanlız en küçük boy olsun lütfen dedim. Annem:”oğlum öyle sıkar dedi”, “ zaten kalçaların küçük külotta kalçalarından biraz küçük olursa daha dolgun ve iri durur” Diğer kadınlarda kulak kabartmışlardı. Biz neydik anne oğul gibi gezinen olgun kadın ve onun jigolosumu, rahat modern bir ailemi, geniş meşrepli arsız iki kişimi ; sanırım en son akıllarına gelecek şey benim annemi siktiğim di. Evet onlar bilmiyordu ama şu gördüğünüz ufak tefek kadın benim annem, ve ben onu amından, götünden, ağzından defalarca siktim. Artık o kadar çok sikiştik ki fantezi arıyoruz. Ve siz sevgili satıcı bayanlar istemeyerek de olsa bu fanteziye hizmet ediyorsunuz. Sarışın satıcı kıza baktım. Uzun boylu ve güzeldi. Altında dar bir tayt vardı. İçindeki kıçına kaçan külot belli belirsizdi. İri, dolgun çıkık kalçalarına baktım. İnsanın böyke bir afetle seks yapmak istememesine imkan yoktu. Acaba abisi yada erkek kardeşi varmıydı. Onlarda her gün gördükleri şu kalçalar, diri göğüslere benim baktığım gibi, kendilerine itiraf edemeselerde, bakıyorlarmıydı. Yada babası annesine binerken, hala bir seks hayatları varsa, bir an bile kızının götü gözünün önüne gelmiyormuydu. Bence kim olursa olsun bu kıza baktığında kaldırırdı. Aileden biri olsa bile. Annemin sesiyle irkildim. – Oğlum bakarmısın ? – Efendim Anne ? Tamam geliyorum. Annem kabinin perdesinden kafasını uzatmış beni çağırıyordu. Kabinin perdesinden kafamı içeri uzattım. Annem kabinde çırılçıplak soyunmuştu. Altına avuç kadar külodu giymişti. Külot amına iyice yapışmış yarığını meydana çıkarmıştı. Annemin çıplak meme uçlarına baktım dut gibi irileşmişti. Arkasını döndü. İnce ip götünün içinde kaybolmuştu. Kalçalarını ikiye aralayıp neredeyse göt deliğine girmiş mor dantelli ipi gösterdi. Eğer zevkin ne olduğunu öğrenmek istiyorsanız bir iç çamaşırı dükkanına gidip annenizi çırılçıplak bir kabine sokun el kadar bir külot giydirip seyredin. ”ohhh orospu” diye fısıldadım. Beş dakika sonra annem kabinden çıktı. Külodu masaya koydu. ”Bunu alalım”. Satıcı kız sütyen düşünürmüsünüz diye sordu, annem kafa sallayıp hayır dedi. O küçücük şeye dünyanın parasını ödedik. Oradan çıkıp kıyafet reyonlarına baktık. Girdiğimiz bir mağazdan anneme dizinin neredeyse bir karış üstünde pileli bir etek aldık, annem oturduğunda baldırlarının üst kısmı meydana çıkıyor, bacaklarını hafifçe araladığında apış arası görünüyordu. Annem kabinde altına daracık mor külodunu giydi. Birde askılıklı hafif bol bir body aldık. Kabinin içinde anneme baktığımda altında eteği, sütyensiz bol body’siyle seks filminden fırlamış gibi görünüyordu. Pahalı kıyafetlerle ucuz bir orospu gibi görünüyordu. Hepsini paket yaptırdık. Bu gece anname kayacak… Gece barlar sokağına girdiğimizde bakan dönüp bir daha bakıyordu. Annem bana nereye gideceğimizi sordu. Bende reggy müzik çalınan zencilerin çokça olduğu bir bara gideceğimizi söyledim. Barın kapısından geçtik. İçerisi her zamanki gibi afrikalı kaynıyordu. Çalan benim pek hoşuma gitmeyen reggy müziği konuşmayı nerdeyse imkansız hale getirirken, insanlar yinede sohbet etmeye çalışıyordu. İçerisi oldukça karanlıktı. Ortalıkta gezinen kırmızı, mavi, sarı ışıklar sürekli yer değiştiriyordu. Annem bara oturup bacak bacak üstüne attı. Bir kaç göz hemen üzerinde toplanmıştı. Bu gece anneme kayacak birini bulmak hiç de zor olmayacak gibi görünüyordu. Vakit ilerleyip biz içkileri peşi sıra içerken, ortam iyice ısınmış, kalabalıklaşmıştı. Hızlanan müzikle birlikte annem kalkıp kalabalığın arasında dans etmeye başladı. Annem sallandıkça birbirine değen göğüsleri hafifçe eğildiğinde meydana çıkıyordu. Önce çekine çekine ona yaklaşanlar pervasız tavırları nedeniyle cesaret almıştı. Bir süre sonra annem iki üç tane zencinin arasında kaldı. Zencilerden biri anneme iyice sokuldu. İri yapılı ve kaslıydı. Annem ellerini adamın beline doladı. Zenci hemen tepki verdi. Elini annemin kalçasının biraz üstüme attı. Annem kasıklarını adamın bacağına yasladı. Zenci bundan cesaret alıp annemin götünü avuçladı. Annem memelerini adama sürtüyordu. Müziğin ritmi eşliğinde ileri geri hareket ederken. Resmen sikişiyor gibiydiler. Zaten az sonra öpüşmeye başladılar. Annem adamın dudaklarını emiyor dilini yalıyordu. Adam annemi elinden tutup kuytu bir köşeye götürdü. Annem zenciyle barın karanlık bir köşesine oturmuştu. Zenci elini annemin bacaklarına attı. Siyah iri elleri annemin süt gibi beyaz baldırlarını yoğuruyordu. Annem ise pantolonunun üzerinden adamın organını sıkmakla meşguldü. Zenci etrafına şöyle bir bakındı. Bu underground ortamda kimse kimseyle ilgilenmiyordu. Ve elini annemin eteğinin içine attı. Annem zevk içinde kasıldı. Annem benim rahatça görmem için bacaklarını aralayınca eteği iyice sıyrıldı. Adam annemin külodunu kenara çekiştirmiş üç parmağını birden annemin amına sokup sokup çıkarıyordu. Zamanı gelmişti. Yanlarına yaklaştım. Adam git başımızdan der gibi baktı. Annem ingilizce o benim oğlum dedi. Adamın surat ifadesi birden değişti. Adama annemi sikmek isteyip istemeyeceğini sordum. İsterim dedi. otele gitmeyi teklif ettik. Zenci ise önce ıslak parmaklarına dilini değdirdi annemin amının çok tatlı olduğunu söyledi. Adam ona gitmemizi istiyordu. Ne kadar süre konuştuk bilmiyorum. Adam nedense çekinmişti. Bilmediği bir yere gitmek istemiyor hatta korkuyordu. Razı edemeyeceğimizi anlayınca. Başka adam mı yok diyerek kalkıp gitti.. Annem başka bir zenciyle daha yakınlaştı ama ardından hemen uzaklaştı. Ne oldu diye sordum. Adam ter kokuyordu dedi. Bu arada diğer zenci arkadaşlarına bizi gösterip bir şeyler anlatıyordu. Üç dört zencinin bakışları üzerimizde toplanınca tedirgin olduk. Ortam tehlikeli bir hale bürünmüştü. Bu zencilerin içinde çeşit çeşit adam vardı uyuşturucu satan, kadın satan esrarkeş eroinman. Böyle birine çatmaya ve başımızın belaya girmesine imkan vermeden oradan hızla çıktık. Taksiye atlayıp başka bir semtteki. Dinleti müziği yapan, kırmızı loş ışıklı bir bara girdik. Burası daha çok sohbet etmek isteyenlerin seçtiği bir bardı. İçeri birlikte girdik ama ben bara annem tek başına bir masaya oturdu. İçeride genelde çiftler vardı. Birkaç tane bayan bir ikide adam. Tabi ki yabancı ve zenci hiç yoktu. Annemin karşısına sarışına çalan uzun boylu bir adam oturdu. Annem bara benim yanıma doğru yürüdü. Boyu kısa olduğundan hafifçe yükselip barmene seslendi. Kalçaları dışa doğru çıkmış, eteği havalanmış neredeyse kalçalarının hizasına gelmişti. Eğildiği için memeleri olduğu gibi görünüyordu. Barmen geldi içkiyi doldurdu. Annemin memelerini süzdükten sonra arkasından götüne doğru baktı. Annem masaya döndükten sonra kendine bakan adama doğru bacaklarını araladı. Adam annemin amına yapışmış külodunu olduğu gibi görüyordu. Adam gereksiz bir cesaretsizlikle anneme yaklaşamıyordu. Annem bir sigara yakınca. Anneme doğru eğilip sigarasını yaktı. Bir süre konuştular. Annem bir ara beni işaret etti. Adam biraz ürkek tavırlarla yanıma yaklaştı : ”Afedersiniz”, “Ne vardı”, “Şuradaki bayanla konuştum, bu geceyi onunla geçirebilmek için sizinle konuşmam gerektiğini söyledi”. Adama “nasıl iyi sikebilirmisin ? “ diye sormayı düşünürken adam şok olacağım bir cümle sarf etti. ”Saati ne kadar ?”. Adam annemi orospu benide pezevengi sanmıştı. Bozuntuya vermedim : ”Yaparız sana birşeyler, standart fiyat 100 dolar”, “Saati mi ?”, “Geceliği artı otel masrafı”, ”Peki nasıl muameleli mi ?, iyimidir yatakta”, “İstediğin gibi kullan önden, ağzından ; arkadan bin, baksana ufak tefek hatun evir çevir geçir”, “Tamam uygundur”. Adamın fiyatı çok ucuz bulduğunu sezmiştim. “Yalnız fiyatın bu kadar uygun olmasının şartı var”, “ Nedir ? “, “İşi yaparken bende odada olacağım”. Bir süre düşünüp peki dedi. Dışarı çıkıp taksi çağırmasını istedim. Annemle çıkarken merakla fısıldadı : “Ne konuştunuz ?”. Cevap verdim”Seni o adama bu geceliğine sattım”. Annem ise bana amının sulandığını söyledi. Oldukça lüks olan otel odasında. Ben, annem ve adam vardık. Çift kişilik yatağın yanına bir sandalye çekip oturdum. Annem yatağa oturdu. Adam bana dönüp “Buradamı oturacaksın”, “… ”. Annem adamı yatağa yatırıp… Annem adamın elinden tuttu memelerini okşatmaya başladı diğer yandan eteğinin altından külodunu çıkarıp adama koklattı. Baştan çıkan adam gerildi. Annem adamı yatağa yatırıp pantolonunu ve külodunu çıkardı. Adam yarım sertleşmişti. Bu haliyle bile siki hayvan siki gibiydi. Annem ağzına aldı. Yukarı aşağı emerken diğer yandan adamın taşaklarını sıkıyordu. Bir süre sonra adamın devasa yarağı annemin küçük ağzına sığmayacak hale geldi. Annem yarağı ısırmaya başladı. Kafasını emiyor gövdesinde dilini gezidiyordu. Ben ise diplerindeki sandalyeye oturmuş adamın annemi sikişini izliyor pantolonumun üstünden sikimi sıkıyordum. Annem adamın taşaklarını emmeye başladı. Sarı tüylü taşakların kıllarını emiyor çekiştiriyordu. Bir ara adam annemin ağzına neredeyse tamamen soktu. Annem “arggghhhhhhh” diye inledi. Ağzından çıkınca ”oohh boğazıma girdi ”. Adamla annem çırılçıplak kalmış çılgın gibi sevişiyorlardı. Annemin bacaklarını aralayıp yarağını tek hamlede sırılsıklam olmuş amcığına köküne kadar yerleştirdi. Annem çığlığı bastı. ”oooooohhhhhhhhhhh harika!!!!!!!!!!”. Bende fermuarımı çözmüş sikimi okşamaya başlamıştım. Damarlı, uzun ve kalın yarağı annemin amında bir görünüyor. Sonrada yarığın içinde kayboluyordu. Adamın sadece hızlı ve keskin soluğu duyuluyordu. Annem ise : – ohhhh, hımmmm… – evetttt geçirr işte böyle ohhh evevvtt ııııhhh ıhhhhhhh ahhh daha hızlı… – sağa kay biraz ahhh canım yanıyor eve şimdi iyi geçirrrr – ohhh uuhhhhhhmmmmmm hayvannn ohhh hayvan gibisinn, – sik beniii ohhh offffffff. Küçük kalçaları yarağın üzerinde yukarı aşağı inip kalkıyor, arasıra sağa sola çeviriyordu. ”Geliyorummmmm, geliyorummm” diye inledi. Annem sarsılarak boşalmaya başladı. Adamda bir hareket yoktu anamı hayvan gibi sikmeye devam ediyordu. Annem “durma sakın durma sik beni diye inledi”. Annemin am sularına bulanmış yarağını amdan çıkarıp ağzına verdi. Annem şimdi tekrar yalıyordu. Evet zenciye niyet etmiştik ama bu adam çok daha iyidi. Annem yarağı kavradığı gibi memelerinin arasına sıkıştırdı. Şimdi göğüslerinin arasında gidip geliyordu. İri yarak annemin yuvarlak memelerini sıkıltırdıkça dışarı taşıyor, sağa sola çarpıyordu. Adam annemi yan çevirip iki bacak arasına girdi. O pozisyonda yerleştirdi. Annem “oooohhhhhhhh”. Herif geçirdikçe lap lap diye diye ses çıkıyor annemin başta kalçaları tüm vucudu titriyordu. Annemin her yanı uyuşmuş gözleri kapanmıştı. Adam saydırmaya başladı. Annem bağırdı “ohhhhhhhh geçir erkeğimmmmmm”. Adam bu kez annemi domalttı annemin saat gibi atan göt deliğine kafasını dayadı. Annem inledi “çok iri alamam”. Adam “Orospulukta alamam varmı fahişe” diye inleyip. Köküne kadar geçirdi. ”Ahhhhrrrrgggggggggg”. Ben kasılmış ve kendimden geçmiş bir halde annemin düzülüşünü izliyordum. Adam annemi kelimenin tam anlamıyla sikiyordu. Annem çığlık atarak… Annemin acı çığlıkları ohhlara harikalara geçirlere dönmüştü. Annem domalmaktan yorulmuş olacakki Adamın yarağı götünden çıkmadan yüz üstü uzandı. Adam yine hızlandı. Tam bir azgın boğa gibiydi. Yatağa sırt üstü uzandı, annemin sırtını kendine doğru çevirdi. Annemin arkası adamın yüzüne dönüktü, o vaziyette sikinin üzerine oturdu. Adamın siki annemin amına tersten girmişti. Adam bir yandan annemin kalçalarını tokatlıyor diğer yandan annemin göt deliğini parmaklıyordu. Annem çığlık atarak bir kez daha geldi. Adamında dayanacak takati kalmamıştı. Sikini çekti ve annemin suratına boşaldı. Tazzikli fışkırtıyordu. Bende dayanamayıp annemin suratına attırmaya başladım. Annemin yüzü döl içinde kalmıştı. Gülmeye başladı dilini dudaklarında şöyle bir gezdirip yalayabildiği kadar döl yuttu. Annemin ilk ve son kez yabancı bir erkekle sikiştiği o gün ilerki sevişmelerimizde bize derin bir fantezi dünyasının kapılarını açmıştı. Aradan bir kaç hafta geçmişti. Annemle karşı tarafta oturan bir akrabamızın çocuğunun sünnet düğününe gitmek için buluşmuştuk. Siyah rugan ayakkabıları, süper ince siyah naylon çorabı, diz hizasında siyah düz kesim eteği, beyaz gömleği, boynundaki sade gümüş kolyesi, düz taranmış saçları ve hafif makyajıyla annem bir memur edasıyla düğüne gitmeye hazırdı. Pek vaktimiz kalmamıştı. Acilen çıkmamız gerekiyordu. Bende takım giymiştim. Annem ayakkabısınının ilmeğini takmak için eğildiğinde elimi kalçasına attım. Elimi tutup çekti. ”Şişşt yaramazlık yok, biliyorsun çok az vaktimiz kaldı acele etmeliyiz, kuzeninin sünnetine geç kalırsak çok ayıp ederiz, kaç gün önceden haber verdiler.” Annem fantezi yapmak istediğimi… Elimi bacağına attım. Elimi yine hafifçe çekti. Onu kızdırmak istiyordum. Bilerek hoşuna gitmeyecek şeyler söylemeye başladım. ”Biliyormusun anne dayımın karısının götüne hastayım, dibine kadar geçirmek isterdim ona”, “Oğlum !”, “Ne var anne asıl ya kızı ohh aynı annesi gibi küçücük ama ne koyulur ona biliyormusun”, “Terbiyesizlik etmede yürü”, elimi annemin memelerine attıp sıktım “Ne dersin anne amı kıllımıdır daha bu yaşta”, annemin sinir kafasına çıkmıştı önce elbisemi buruşturuyorsun diye çıkıştı, susmadım kulağına fısıldadım “ohhh üçünüzü aynı yatakta sikmek isterdim”, “Oğlum!!! bunları baştan konuşmuştuk, sen sapıklığı ele almak istiyorsun anlaşılan sesini kes yürü!!!”. Hırsla elini kapının koluna attı. Elini sıkıca kavrayıp geri çektim. Bana doğru hışımla döndü. O anda anneme bir tokat yapıştırdım. Savruldu, çamaşırlığın dibine geçti. Eteği bacaklarından sıyrılmış baldırları meydana çıkmıştı. ”Ne yapıyorsun” diye haykırdı. ”Orospu altımda inlerken böyle demiyordun ama“ ”Ne yapıyorsun sen ya delirdinmi” ”Ne mi yapıyorum o dar amına geçireceğim, sikeceğim seni kancık!!!”. Annem fantezi yapmak istediğimi anlamıştı. ”Oğlumm şimdi fantezinin sırası değil geç kalacağız ayıp olacak”. ”Siktir orospu fanteziymiş oğlunum ulan ben senin insan hiç öz oğluna siktirirmi kendini, yarrak hastası fahişe, senin gibi annenin götüne koyayım ben”. Annemi saçından ve kolundan sürekleyip, hafif hafif tekmeleyerek yatağa yatırdım. Çırpınıyordu ağzının üstüne bir iki tokat daha geçirdim. Ellerimle gömleğini iki yakasından tutup, ikiye ayırdım bütün düğmeleri kopmuştu. Memelerinden biri kırmızı sütyeninden dışarı fırladı. Sağ dizimi omuzuna bastırıp sütyenini çekip kopardım. Sırtını çevirdim annemin gücü tükenmişti sağ bileğinden sütyeniyle yatağa bağladım. Kravatımı çıkartıp diğer elinide kravatımla bağladım. Üst kısmı tamamen çıplaktı. Altında eteği, çorapları ve ayakkabıları duruyordu. Eteğini beline sıyırdım. Altında g-strig dantelli kırmızı külodu vardı. Çekip çıkarrtım. İki yana çektiğimde kolayca koptu. Annemin sırtına çıkıp dantelli amına ve götüne gelen kısımları ağzına gelecek şekilde annemin ağzını bağladım kenarlarını birbirine düğümledim. Süt beyazı kalçaları ve kıllı amı karşımdaydı. Kıllarını okşamaya başladım : – Oropu neden kesmiyorsun bu kılları, ohhh çok uzamışlar ama. Birşeyler mırıldandı ama ağzı bağlı olduğundan bir şey anlaşılmıyordu. Sikimi göt deliğine sürtmeye başladı. Kafasını istemiyormuş gibi iki yana salladı. Kuru kuruya götüne soktum. Çok zorlanmıştım. Zor giriyordu götüne. Annem çığlığı bastı. Annemi saatlerce bağlı tuttum o yatakta bağlıyken ben televiyon izliyor yemek yiyordum. Sikim kalkınca tekrar sikiyordum. sabaha kadar defalarca tecavüz ettim. Sabaha karşı annemi çözdüm. Annem bitkin bir halde bana baktı ve sarıldı. Dudaklarıma bir öpücük kondurup canım oğlumm harikaydın diye fısıldadı. Sonbahar gelmişti. Kısalan sadece günler değil yaşamımız içinde kendimize ayırdığımız paydı da aynı zamanda. Kış yaklaştığında kendimizi daha çok işimize veriyor. arzularımızdan ve tutkularımızdan uzaklaşıyorduk. Oysa ki farkedenler için sonbaharın daha yakıcı, tuzlu, bir tadı vardır. Daha küçük bir çocukken resim kağıdına yarım yamalak çizdiğim, özensizce boyadığım resimler, ünlü bir yazarın oldukça kalın kitabında tasvirlediği, bir şarkıda ; şiirde anlatılanlar gibi değildi sonbahar. Belki sonbaharda ağaçların yaprakları dökülür, çöpçüler onları süpürür diye anlatıldığı için o dikdörtgen resim kağıdına hiç görmediğim birşeyleri çiziktiriyordum, yazar kendini çok derinden etkileyen bir aşk yaşadığı için ve bu aşk sonbahara denk geldiği için öyle tasvirlemişti, yazılan o şarkı ve şiirler kafiye olsun diye yazılmıştı. Bence sonbahar üzerine yapılan hiçbir anlatım, tasvir, yazın sonbaharın kendisinden daha gerçek olamaz. İşte benim sonbaharım böyleydi. Annem hava soğudu diye hayıflandı. Kafamı salladım. Ayağa kalktım. Bana dönüp çayını bitirmedin nereye gidiyorsun diye sordu. Bitireceğim dedim, sıkıştım sadece ; Aynanın karşısına geçip kirli sakalıma baktım. Üzerimde pijamam vardı. Daha henüz girmiştim ki annem peşimden geldi. Ne var dedim. Güldü bende sıkıştım dedi. Ağzı çişimle dolmuş… Yanıma doğru geçip elini pijamamın içine sokup henüz küçük olan sikimi eline aldı. Biraz sıktı. Ellerini taşşaklarıma kaydırdı. aletim hemen hareketlenmiş. Yarım kalkık hale gelmişti. Kolzetin yanına diz çöktü. Ağzına alacağını düşündüm, yapma çişim var dedim. İyi ya dedi. ”Hadi ağzıma işe!!!”. Sikim kalkmıştı. Çok hoşuma giderdi ama kalkıkken yapamam dedim. Bir süre bekledik. Tekrar yumşamıştı. Annem bir eliyle taşaklarımı sıvazlıyor diğer eliyle sikimi aşağı yukarı çekiştiriyordu. Bir taraftanda küçükken yaptığı gibi çişimi yapabilmem için “çişşşşşş, çişşşşşşş” diye bir ses çıkartıyordu. Çok sıkışmış olduğumdan önce birkaç damla ardından tazzikle işemeye başladım. Annem önce bir kahkaha attı. Ardından : “ohhhhh evetttt işe hadi” diye fısıldadı. Ağzını sonuna kadar açmıştı. Ağzı sarı ve sıcak çimle dolmuş taşıyordu. Taşan çiş dudaklarından süzülüp giyinik olduğundan pembe trikosunun üzerine boşalıyordu. Kafasını eğip ağzındaki tüm çişi üzerine boşalttı. Sikimi yüzüne tuttu. Suratına işiyordum. Boynuna, yanaklarına, çenesine ; altındaki taytı bir çırpıda çıkarttı. Benide soymuştu. Banyo halısının üzerine uzandım amını tam göğsümün hizasına getirdi. Tısssss diye bir ses duydum. Tazzikler göğsümden başlayıp, yarağıma kadar işedi. O ekşi sıcaklık karşısında ürpermiştim. Yarağımın üzerine işiyordu. Çişi bitince çişli sikimi amcığına soktu. Her tarfımız çiş içindeydi ve sikişiyorduk. Ohhh anneciğim diye inledim. Yarağım amına girip çıktıkça. Çişlerimiz birbirine karışıyordu. Hiç umursamadan öpüşmeye başladık. Çişli ağzını emiyordum. Diğer bir taraftanda götünü parmaklamaya başlamıştım. Hırıltıyla karışık inliyordu. Memelerini ısırdım. Ayağa kalktık annemi kucağıma almış. Kucağımda geçiriyordum. Boynuma asılmıştı. Yarağımın üzerinde zıplatıyordum. Annemin yarığına girip çıkan yarağım köküne kadar giriyordu. Annemi tam küvetin kenarına domalttım. Amından çekip çıkarttığım sikimi küçük deliğine yaslayıp ittirdim. Annemin kolları küvetin içindeydi zeminden destek alıyordu. götü havalanmıştı. Ellerimle kalçalarını sıkı sıkıya yakalamış ata biner gibi biniyordum anneme. göt deliği dar ve sıkıydı. Çok fazla götten yemediğinden taze kalmıştı. Ohh anne götün harika diye inledim. Vur vur daha sert vur diye çığlık attı. Dibine kadar geçirip fışkırtmaya başladım. Annem benim işim bitmedi diye fısıldadı klozete oturup bacaklarını aralayarak küvete dayadı Yalamaya başladım ekşi ama güzel bir tadı vardı. Yalıyordum yalıyordum bir türlü gelmiyordu. Uzun süre yaladım nihayet annem titreyerek geldi. Güzel bir banyo yaptık. İyice temizlendik. Sonrada yatağa geçip sikişmedik ama bir süre seviştik. Uykuyla uyanıklık arasında gidip geliyordum. Açık pencereden içeri dolan rüzgar tenimizde geziniyordu. İçeriye kış güneşi dolmuştu. Annem ayağa kalktı. Mor tülden geceliğinden tüm vucudu ortaya çıkmıştı. Vucuduna güneş ışığı vurmuştu. Kafamı kaldırıp şöyle bir baktım. O benim annemdi. Yıllarca saçını süpürge etmiş beni bakmış büyütmüştü. Bana verebileceği herşeyi vermişti. Fakat artık dört dörtlük bir anneydi. Karşılayabileceği tüm ihtiyaçlarımı karşılayan mükemmel bir anneydi. O benim annemdi.
Amk hikayeye bak be 👃