Avuntuyu, umudu ve sessizliği ancak kendimde bulduğum için; ölene dek yalnızım, kendimden başka hiç kimseyle uğraşmayacağım ve uğraşmamayı istiyorum.
Jules of Nature

Game Changer & Make Some Noise
Show & Tell
occasionally subtle
The Bowery Presents
Misplaced Lens Cap
★
todays bird

Sade Olutola

bliss lane
Sweet Seals For You, Always

Kiana Khansmith
ojovivo
Not today Justin
hello vonnie

gracie abrams


seen from Malaysia

seen from Italy
seen from Italy
seen from United States

seen from Panama
seen from Pakistan

seen from Türkiye

seen from Türkiye
seen from Colombia

seen from United Kingdom

seen from Italy
seen from Türkiye
seen from United States

seen from Türkiye
seen from Brazil

seen from Canada

seen from United Kingdom
seen from Uzbekistan

seen from Italy
seen from Türkiye
@vedazamani
Avuntuyu, umudu ve sessizliği ancak kendimde bulduğum için; ölene dek yalnızım, kendimden başka hiç kimseyle uğraşmayacağım ve uğraşmamayı istiyorum.

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
Sizin düzeninizle, akıl anlayışınızla, namus anlayışınızla, başarı anlayışınızla hiç bağdaşan yanım yok. Aranızda dolaşmak için giyiniyorum. Hem de iyi giyiniyorum. İyi giyinene iyi yer verdiğiniz için. Aranızda dolaşmak için çalışıyorum. İstediğimi çalışmama izin vermediğiniz için. İçgüdülerimi hiçbir işte uygulamama izin vermediğiniz için. Hiçbir çaba harcamadan bunları yapabiliyorum, bir şey yapıldı sanıyorsunuz. Yaşamım boyunca içimi kemirttiniz. Evlerinizle. Okullarınızla. İşyerlerinizle. Özel ya da resmi kuruluşlarınızla içimi kemirttiniz. Ölmek istedim, dirilttiniz. Yazı yazmak istedim, aç kalırsın dediniz. Aç kalmayı denedim, serum verdiniz. Delirdim, kafama elektrik verdiniz. Hiç aile olmayacak insanla bir araya geldim, gene aile olduk. Ben bütün bunların dışındayım…
Tezer Özlü (via sokaktakiyazar)
çoğul teklik.
Albenin var, kabul. Dışta, kibar ve naziksin, kabul. Sesin dokunur kalbe mesela. Anları asla kaçırmazsın, zamanı dondurabilmek gibi yeteneklerin var. Aklını kağıtlara renklerle dökebiliyorsun sen de, kabul. İnsanlara nasıl dokunacağını iyi biliyorsun, zaaflarına oynuyorsun çünkü. Kabul. Her şey kabul. Ama hiçbir zaman özde kim olduğunu bilemedin. Bilemediğin gibi, hangi maskenle hayatımda yer kapladığını ben de çözemedim. Gerçekte kimi özlediğini, kimi sevdiğini, hangisine aşık olduğunu, hangisinden nefret ettiğini, hangisini artık hatırlamadığını, hangisine nötrleştiğini bilemedim. Egon sevginden büyüktü her zaman. Birisi için bir şey yaptığında “bunu yaptım ben” diyebilmek için yaptığını geç farkettim. Çünkü sen insanların ruhunu emmekten haz alanlardansın. Çünkü sonra bunun dışavurumuna sanat diyeceksin.
Karakutun olmak zamanla mide bulandırıcı olmaya başlamıştı biliyor musun? Gıyabında bildiklerim, seni tanıma aşamasında gördüklerim ve senden sonra öğrendiklerim… Her şey çokça anlamsız. “Lütfen bize benzeme.” diye üzüldüğüm zamanları hatırlıyorum. Boşaymış. Senin içteki kötülüğün kimseninkiyle yarışamazmış.
tanrım, bir çiçeğe bakmak için yavaşlamayı, güzel bir köpek ya da kediyi okşamak için durmayı öğret.
(via ceyhunerdas)

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
yüzünü görmek zorunda kalmayayım derken sırtında taşıyıp durduğun insanlar.
Hayatın beni yorduğu anlarda Ahmet Arif’in dizeleri yardımıma koşar hep..
“ben onun göklerinden biraz fazlayım o bana sığsın yalnızlık ondan gitsin, kötü mü dedim”
— edip cansever
Bir mektup, sonunda şöyle yazıyor; “Bir şeyler hep böyle yarım kalsın, öpüp başucuna bırakıyorum, öyle kalsın…”
(via beklentileruzer)
Bunu @WeHeartIt'te paylaşmalıyım http://weheartit.com/entry/184325910/via/ecetimucin

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
Bütün pişmanlıklarımın, hatalarımın, hüzünlerimin arkasında seni görüyorum. Oysa ben sana iyileşmek için sığınmıştım.
(via beklentileruzer)
Gittiği en büyük uzaklık evinden işi olanlara, ne aşk, ne özgürlük, ne barış anlatılabilirdi…
(via aylakdam)

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
taşınırken odanda bir kutu bırakmışsın. koca bir deniz ve birkaç deniz kabuğu. deniz nasıl bir kutuya sığar deme, geride bırakılmak istenen her şey bir kutuya sığdırılabilirmiş.
Eşini öldüren Çilem Doğan'ın savunması… Bu kadın ceza alırsa Türkiye'nin hukuk devleti olduğuna beni kimse inandıramaz. ………………… “Olay şöyle oldu Hakim Bey, ben anlatayım en baştan; İnsan çocukken, anasında babasında ne yoksa onu arıyor demek ki. 14-15 yaş da çocuk yaşı bence. Annem sürekli bir evi çekip çevirme telaşında, baba desen ne iş bulsa onun peşinde, kolay değil evde kaç nüfus onun eline bakıyor. Yani evde a’federsin aşk yok Hakim Bey. Zaten daha yeni genç olmuşum, kalbim her daim ağzımda, televizyonda izliyorum dizileri, nasıl da tutkulu aşklar, kıskançlıklar, vazgeçememeler. Çocukmuşum daha ama kazınmış aklıma, “ben aşık olup evleneceğim” dedim. İstedim ki uyurken yüzüne keyifle bakayım, bir bulgur bile pişse evde soframı özenerek kurayım. Ben bunun a’federsin yeşil gözüne kandım Hakim Bey. Yeşil böyle çayır çimen ormandır ya hani; ruhum kanatlanıp uçacak sandım. Yeşile uzun bakılır, bıkılmaz sandım. Çocuk da değildim artık ya işte insanın gönlü kaymayıversin. Kabul ediyorum. Buraya kadar benim suçum. O çok ağladığım film gerçekmiş; sevgi emekmiş, bilemedim. Cahilliğime verin. Ama yeminle gerisinin günahı bende değildir. 28 gün sürdü o yeşil gözlerin derinliği, 29. gün yediğim yumrukla al oldu elmacık kemiklerim, sonrasında öğrendiğim; morluklar iyileşirken yeşile dönüyor insan derisinin rengi. O’dur yani. Bitmedi Hakim Bey. Bir yumrukla bitmedi. Ne iş yaptığını bilemiyordum, dükkanı vardı esnaf sanıyordum. Milleti haraca bağladığından, tefecilikten kazandığı ile benim çorba kaynattığımdan haberim yoktu. Her öğrendiğim yeni bir iz oldu bedenimde. Allar mora, morlar yeşile dönüştü. Ben zaten elimden geleni yaptım. Mahkemede ben değil, o sanık olsun istedim. Her bir fiskeden sonra karakolda aldım soluğu. İnsanım sandım devlet nezdinde. Devletin verdiği nikah cüzdanı benim yaralarımdan daha geçer akçe çıktı. Her seferinde benzer tavsiyeler ile yollandım karakoldan. Azıcık sabırlı olacaktım, yuva kolay kurulmuyordu, biraz suyuna gideydim, erkeklik onurunu rahat bırakaydım. Aile içinde olan biraz da aile içinde kalsındı. Canım çok yanıyordu ama Hakim Bey. Onun erkeklik onurunun limiti yoktu. Fasulye kılçıklıysa onuruna mı dokunuyordu? Çocuk yaramazlık yaparsa gururu mu zedeleniyordu? Halı bizim namusumuz muydu da leke olunca beynimde patlıyordu? Ellerime bakın Hakim Bey, çamaşır suyu ile çatlamıştır, bir de ciğerimi görebilsek keşke, kederden ve soluduğum deterjanlardan çoktan solmuştur. Dedim ki kendime, benim canım değilse de, kendi parası, yasası bu devletin önemlidir. Bu adam yasaları çiğniyor, bari gideyim onu ihbar edeyim. Dövmekten yargılanmazsa, eve giren kanlı paradan yatsın bari. En azından soluk alırdık birkaç yıl kızımla ben. Kızım var benim Hakim Bey, ellerinizden öper. Çok akıllı çok usludur aslında. Bebekken de böyleydi. Hamileyken yediğim dayaklardan bir haller oldu sanırdım başlarda. Ama demek ki anasına daha da dert olmamak için Tanrı vergisi sakin oldu yavrucak. Benim ihbarlar kafi gelmedi. Savcıya söyler sandığım polis gitti durumu koca dediğim adama anlattı. Yolun başında göründüğünde anladım. Malum olmuştu zaten, kalbim ağzımda atıyordu gün boyu. Analık refleksi de istersen Hakim Bey, ilk iş kızıma sarılıp kokladım. İnsan öleceğini anlıyor biliyor musun? Kırar gibi çaldı kapıyı. İlk 10-15 dayaktan sonra, insan korkmaz oluyor kaba dayaktan. Canının ne kadar yanacağını biliyorsun. Acı eşiğin de yükseliyor. Yine de her seferinde yüreğin ağzına geliyor, için kanıyor gibi hissediyorsun. İçin kanarsa ölürsün. Biz filmlerden, biz ölenlerden öyle gördük. Dayaktan değil de ölmekten korkar oluyor insan. Öyle bir ölüm korkusu vardı yine içime. Ama ilk kez o gece, çocukken anamın yaptığı keşkeğin tadı geldi ağzıma. Bir de çocukluğumdan kısacık bir piknik anısı, ayaklarımı dereye sokmuş oynarken annemin elime tutuşturduğu ekmek arası köfte, bir de kızım doğduğu gece kucağımda bir bebek kokusu ile daldığım yorgun ama mutlu ilk uyku. İnsanın hayatı bir film şeridi gibi geçiyorsa ölmeden önce gözlerinin önünden; işte benim mutlu sahnelerim de bu kadarcıkmış demek ki. “Çocuğu odaya götür” dedi bana. Ahlakı da bu kadar işte, anasız kalsın çocuk, ama anasını da ölü gözleri tavana bakarken hatırlamasın istedi herhal. Aklımdan o kadar çok şey o kadar kısa sürede geçti ki Hakim bey, ben inanın sandığınızdan daha akıllıyım sanırım. Uzattım biraz kızımı odaya götürüp yatırma faslını. Hatta sonra bir de “dur çamaşırları asayım” dedim. Ama bu kadardı yeminle Hakim Bey. Tüm planım azıcık daha hayatta kalabilmekti. Bir kaç dakika daha. Yüzümde patlayan kabza planda yoktu, yatağa savrulmayı planlamadım, elim yeminle kazara girdi yastığın altına. O yastığın altına daha o sabah silah sakladığını bile bilemezdim. Gözlerini görseniz, kafasından çok daha öndeydi, tükürükleri yüzümde patlıyordu. Yumruğu öyle hızlı iniyordu ki aralarda nefes bile alamıyordum. Seyit Çavuş’u hatırlayın Hakim Bey, bize ortaokulda anlattılardı. 200 kiloluk mermiyi kucaklayıveren Seyit Çavuş. Savaş gibi bir şeydi, memleket değil, ben elden gidiyordum. Elim metale değdi. 200 kiloluk mermiyi kavrar gibi, parmaklarım yerini buluverdi. Yoksa Hakim Bey yeminle, sahil kenarında balon bile vurmuş değildim. Sıktım mı hatırlamıyorum, kaç kere sıktım hatırlamıyorum. Üzerime düştü bir onu biliyorum, bir de ağırlığından kurtulmaya çalıştığımı. Üzerimde hep bir ağırlıktı zaten ama böylesini ilk yaşadım. Nasıl kalktım bilmiyorum, kızımı nasıl aldım kucakladım, ayağımda terlik var mıydı, üstüm kan mıydı vallaha hatırlamıyorum. Öldüğünü duyunca kendim geldim söyledim Hakim Bey. “Sanırım ben yaptım” dedim. Nasıl oldu anlamadım ama sanırım ben yaptım. Erkekler takım elbise giyip önüne bakınca cezası iniyor, benim takımım, kravatım yok. Annem apar topar bu tişörtü bulabilmiş. Bir de ne yalan söyleyeyim hayatta kalmış olmanın saklayamadığım bir sevinci var içimde. O ölmese ben ölecektim. O size, beni pazarlamaya karar verdiğini söylemeyecekti, başka adamların koynuna beni sokma planlarını anlatmayacaktı, benim patlıcan fazla pişti diye, perdeler azıcık kirlendi diye, masada kırıntı kaldı diye yediğim dayakları söylemeyecekti, kaç kere hastanelik olduğumdan bahsetmeyecekti. Çay bahçesinde çekilmiş bir fotoğrafım var. Biraz yan gülmüşüm. Belki de o fotoğrafı gösterip namussuz karılar gibi çıkmış filan diyecekti. Karısını başka adamlara satan o değilmiş gibi “namusumu temizledim” diyecekti. Siz onu 3-5 yılla yargılayıp, namusu kirlendi diye mazur görüp, yandan gülüşümü tahrik sayıp bir de üzülecektiniz adama. Oysa namus benimdir Hakim Bey, bir kağıda imza attık diye kimselere bırakmam. Sonuna kadar idare edebilmiş olmam, elaleme değil de başıma gelenleri hep karakollara anlatmış olmam, kızıma hiç fark ettirmemiş olmam namusumdur. O utanmamış yaptıklarından, benim utanacak bir şeyim yoktur. İçimdeki hayatta kalma mutluluğunu atamıyorum Hakim Bey. Ağlayamamam bundandır. Ne yalan söyleyeyim aynı acının çemberinden geçmiş, sağ kalabilmiş kadınlarla aynı koğuşta, bir ömür kazasız belasız da yaşarım ben ama benim bir kızım, bir de memleketin aç kaldığı bir adalet var. Gel sen, ölmedim diye beni cezalandırma, benim bir derdim; kızımın bari mutlu olmasıdır. Yanında ben olayım. Can alan bir katil değil, can derdinde bir kadın de bana. Kurşunla yatıp kurşunla kalkan, yastığın altında silahla yatan adamlar hiç eceliyle ölmüş mü? Hem sevebilseydi o da ölmezdi di mi ama? Öldüyse hepsi benim suçum mu?