Bu aralar zihnim sık sık aynı merakla bulanıyor. Ne olurdu şimdi zengin kocamın aldığı evin döşenmiş salonunda kolumda bileziklerle çay yapıp tvde olağanca şaklabanlıklarıyla tartışan, yemek yapan, kayınvalidlerine yemeklerini beğendirmeye çalışan, cinayet çözen insanları izleyip keyif yapsaydım? Bense şimdi yukarıda “beyindeki östrojen reseptörleri ve çalışma mekanizmaları” başlığının altına bu satırları yazıyorum. Hocalarım benden orijinallik bekliyor, buyrun işte bu metinde çalıntı hiçbir ibare yoktur. Ne diye kalkıp da okumaya devam ediyorum? Bu; işsizliği geciktirmek için hem de bi miktar statü sahibi, unvan sahibi olmak için bir çaba değil midir? 22 yaşında hala maddi özgürlüğü olmayan bir kadınım ve östrojen, alzheimer araştırıyorum. Bilim uğruna ben yaşlanıyorum. Alacağım unvan da “bilim kadın <3”. Bir an olsun merak ettiğim o hayatı yaşamak istedim. Makalemin başından kalkıp tvyi açtım. Elimde çay ben ayaktayım. Birileri yine birilerini dolandırmış, kayınvalidine yemek yapan ablanın yakasında yirmi dokuz bin beşşüz tane çeyrek altın var, ülkeye afganlar gelmiş, ter kokularını getirmiş. Zengin kocamız işte, benim tek derdim akşama ne yemek yapsak, neyse zaten zenginiz birileri o yemeği yapar biz de satın alırız. Bu simülasyona girince mevzunun gerçek yüzünün de kilidi açılıyor tabi. Evdeki yastığın renginden tutun da yatak odasına kadar burnunu sokan agresif, ketum kayınvalid. Sürekli misafirliğe gelen, iyiliğini istemeyen bok burun akrabalar. İçerde namazını kılarken bir an önce ekibe katılıp yapacağı dedikoduyu hayal edip sabırsızlanan komşular. Para var, huzur ve insanlık yok, keşif yok, yok anasını satayım. Zengin koca ve şu şekil hayat bir miktar dahi olsa tercih edilmemelidir. Uğruna çabaladığımız, vaktimizi yatırdığımız ülkeler, okullar düşünülüp yazmaya devam edilmelidir. Tabi bunların hiçbiri de yatırım tavsiyesi değildir!