Fallen Angel. Just do side crow w/ one knee. #yoga #yogapractice #shivayoga https://www.instagram.com/p/B-u_gS5gool/?igshid=1f6op8an1npu

seen from United Kingdom
seen from Canada
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from Iraq
seen from Brazil
seen from Ireland
seen from United States
seen from United States

seen from United States

seen from United States

seen from Brazil

seen from Malaysia
seen from Brazil
seen from United States
seen from United States

seen from United States

seen from Brazil
seen from Malaysia
Fallen Angel. Just do side crow w/ one knee. #yoga #yogapractice #shivayoga https://www.instagram.com/p/B-u_gS5gool/?igshid=1f6op8an1npu

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
Shiva’s contemplation tonight is cutting a mean rug with #cagetheelephant #shiva #shivayoga #yogishiva https://www.instagram.com/p/B-s51GcgmZL/?igshid=729kh3ksh24k
#Repost @adiyogi_putra (@get_repost) ・・・ Wisdom Of A Yogi: "To work with God’s happiness bubbling in the soul is to carry a portable paradise within you wherever you go." --- #OneArmStaffPose #EkaHastaYogaDandaAsana --- #Yoga#Yogi#Mens_Yoga #ShivaYoga#ShivaShakti #HathaYoga#HathaYogi #IGYogaFamily#YogaLover #Yogaaddict#YogaJunkie #YogaInspiration#InstaYoga #AshtangYoga#AshtangYogi #PeaceLoveAndYoga#Indian #YogaMotivation#IGYoga #MyYogaJourney#MyYogaFam #Adiyogi_Putra#Vegan#India
Shiva Yoga’ya İthafen..
İçim biraz sakin, yoganın bana getirdiği ağırlık ve olgunlukla kapısını çalmıştım günlerden bir gündü, çok da önemli değil! Yoga dersleri verme arayışımın henüz daha başında belki 5 belki 6. kapıydı çaldığım. Tatlı bir kadın çıktı karşıma, beni içeri davet etti, tanıştık, kendisinin hep orada olmadığını tesadüfen o gün stüdyoda kişisel danışmanlık seansı olduğu için bulunduğunu, seansının da birazdan başlayacağını belirttiği için fazlaca kalmadan, önce biraz etrafa bakındım.
İçim gibi sakin, yumuşacık küçük bir stüdyoydu, her dakika bir koşturmaca olanlardan olmadığı belli oluyordu. Bir telaşesizlik mevcuttu, sıcak değil; yumuşacık ve ılık bir havaydı soluduğum, hissettiğim. Loş ışıklı, mor, kırmızı ve ahşap renklerinin baskın olduğu ufakça bir daire. İrili ufaklı buddha heykelleri, dans eden shivalar, yoga için "olsa iyi olur" minderleri, blokları, mini mini yastıkları, mor matları, şamdanları, mumları, dairenin her yerine işlemiş sandal tütsü kokusu.. Mutfakta; çalışma masası, bir çalışma sandalyesi, iki ahşap sandalye, bir tekli koltuk ve yoga çanağının aksesuar olarak durduğu raflarında dolu dolu yoga, anatomi, felsefe, tasavvuf kitaplarıyla büyükçe bir kitaplık.. Yoga kokan, kitap kokan bir alan; okumak için "otur oku!" diye bangır bangır bağıran bir mutfak olur mu, oluyor işte..
Yoga dersleri vermek istediğimi söyledim, adımı soyadımı telefon numaramı bıraktım, bir de ortak bir tanıdığımız varmış oranın kurucusuyla onu da söyledim, olur ya sormak sorgulamak isterlerse o tanıdıktan benim ne kadar düzgün! biri olduğumu öğrenebilsinlerdi! Beş dakika sonra sokaktaydım.
Aradan bir kaç gün geçti. Telefonum çaldı, tanımadığım numara, tabii ki sert bir şekilde "Efendim?!" diye açtım "Seni tanımıyorum, kimsin?" edasıyla. Yumuşacık bir ses, kendini tanıtıyor, geçen gün orada olmadığını ama bir zaman belirlersek gelip gelemeyeceğimi soruyor.
Gittim, bu sefer tanıdık bir yere gider gibi, yine içimdeki o sakinlikle. O, öyle bir sakinlik ki bazı zamanlar zoraki benimle kalıyor gibi geliyor, çok daha coşkuluyken içim, o sakinlik beni dengeye getiriyor ya da denge için zorluyor gibi sanki. Ama karşımdaki genç kadın daha sakin ben de duruluyorum iyice, üstüste konuşmuyor hiçbir zaman, saatlerce konuşsam mesela; kesmeden dinleyecek gibi. Mesafeli ama soğuk değil, o yarattığı stüdyosu gibi ılık, sanki biraz daha zaman geçirsek yumuşak bile diyebileceğim.
Biraz sohbet ediyoruz, haftada iki gün için yoga dersi verecek bir hocaya ihtiyacı olduğunu ama bunun için hiç harekete geçmediğini, zaten gelecekse, olacaksa kendiliğinden olacağını söylüyor, inanamıyorum! Ne kadar kolay görünüyor böyle düşününce ve gerçekten de olabilmesi böyle isteyerek! Bir taraftan da dinginliği, sakinliği beni de oluruna bıraktırtıyor, "olsa güzel olur, olmasa da güzel olabilir", gibi bir halin içine giriveriyorum.
Velhasıl haftada iki gün ders vermeye başlıyorum burada, eşi derslere geliyor, geri bildirimler alıyorum. Benden daha uzun zamandır yoga yapan birine ders vermek! Nasıl değerli bir şey bir "hoca" için. Derse gelenlerin sayısı bir ila dört arasında değişiyor, bazen hiç gelen olmadığı gibi gelemeyeği zaman nerde olduğunu, neden gelemediğini söyleyen öğrencim de oluyor.
Ben de O'nun derslerine giriyorum cumartesi günleri 10:30'da. Yaptığım yoganın O'nunkinden ne kadar farklı olduğunu anlıyorum, şaşırıyorum. Bu şaşırmalar hiç bitmeyecek heralde :) Ara sıra kısa zamanlara sıkıştırdığımız sohbetlerimiz oluyor, minicik bir bebeği var, bütün zamanını O'na ayırıyor. Konu; çocuklara anlatılan pamuk prenses, kırmızı başlıklı kız masallarının aslında çocuğun bilinçaltını kötü etkilediğine ve hatta korkunç olduğuna geliyor, ne kadar bilinçli bir anne olduğunu görüyorum, "O'nun yaşına geldiğimde çocuğumuz olduğunda O'nun gibi olabilmek gerekir" diye aklımda geçiriyorum.
Bugün yine bir cumartesiydi, 10:30' daki dersi için evden 09:30'da çıktık, eşim bıraktı beni stüdyoya. Benden 15 dk sonra geldi Senem ve derse öğrenci gelmedi, biz de sohbete daldık. Eğitimlerden, kitaplardan, yogadan, yoga derslerinden, ev hayatından, çocuk yetiştirmekten, ebeveynlerden, herkesin bir yolu ve de bir sınavı olduğundan..
Biz eşimle hep sakindik, kendi içimizde yaşardık ne varsa, ne oluyorsa iyi veya kötü, zor veya kolay, komik veya acı, her ne geliyorsa kendi kabuğumuzdan dışarı çıkarmazdık. Senem ile konuştukça; çevre, mahalle, okul, akrabalar, aile, arkadaşlar (iyi-kötü) gibi bir sürü dış etken varken bir birey olabilmenin, kendini, özünü, içindeki çocuğu kaybetmeden saf kalabilmenin ve sonra üstüne bir aile olabilmenin, bir de çocuk dünyaya getirip O'nu gerçekten yetiştirebilmenin ne kadar zor ve önemli olduğunu düşünen -şükürler olsun ki- bir biz değilmişiz, onu anladım.
Ve hayat, karma her ne ise, beni, ayaklarımı doğru yere götürdüğün için minnettarım. İyi ki kapısını çalmışım, o sandal tütsü kokulu, ılık, yumuşacık stüdyonun ve insanların..