Selam size ey okuyanlar, yazanlar!
Kitapta aşırı yoğun, en başlarda çok safiyane görünen ama oldukça da hastalıklı bir aşk, sevgi var. On üç yaşında bir kızın, bir hayale, kendince bir zirveye tutulması. Ama ne tutulma. Tabi on üç yaşındaki halini ve sonraki yıllarını anlatmakta.
Gerçekten hastalıklı bir durum. Okurken bu durumda olan insanları düşündüm. Bunun yegane sebebi kesinlikle aileden yeterli sevgiyi hissetmemek. Çocuklarınızı sevin be. Lütfen sevin. Anne baba sevgisi hayatın yönünü çiziyor bir nevi. Onları yabancı görmeyin, onları emir verip itaat ettirmeniz gereken nesneler olarak görmeyin. “Şımarır o kadar çok sevmeyeyim” diyeceğiniz deneme tahtası olarak da. Zaten o sevgiyi bir yaşa kadar verebilirsiniz, sonra sizin sevginize ihtiyaç duymadığı yaşa gelir ve sevginizi göstermeye çalışsanız bile artık o başka dünyalardadır. Kaybetmişsinizdir yavrunuzu, bağınız kopmuştur. Ama çocuğun içinde de ne fırtınalar kopmuştur o zamana kadar, Allah bilir. Yapmayın yani. Kalplerine o sevgi açlığını bırakırsanız eğer, karşılarına çıkan ilk olası insana tutulurlar. Yani aslında çocuğunuzu bir insana mahkum eden, sizsiniz. Tavrını koyamamasını sağlayan, karakterini oluşturmasına izin vermeyen, sizsiniz. Vazgeçebilme özelliğini keşfetmesini engelleyen, sizsiniz. Sizsiniz ve o vermediğiniz çok değerli sevginiz.
Böylesi romantik, böylesi içi cız ettiren bir kitabı bu şekilde yorumluyorum evet. Evet bir yerlerde ben de “ah be” demiş olabilirim ama daha çok sayfalarca mektup yazıp yıllardır içinde yaşadığı hastalıklı aşkı anlatan o kadının haline üzüldüm. Onun çocuk halinin başını okşamak, ona hakiki bir sevgi verip, iyileştirmek istedim. “Sanırsın kırk yıllık ana” dediğinizi duyar gibiyim. Haklısınız. Ama ben bir evladım ve sevgiyi tanıyorum, -burada şükrediyoruz-
Bütün bunların dışında, sahiden kitabı bir kadın yazmış gibiydi. Sanki şöyle zarif, olgunluk yaşlarına erişmiş bir kadın, masasında oturmuş bir gece vakti mum ışığında bu acı satırları yazıyor gibiydi. Ama kitabın yazarı erkek biliyorsunuz ki. Dili akıcıydı, zaten çok kısa bir kitap, daha doğrusu çok uzun bir mektup. Kitabı önermiyorum. Dolu, size güzel şeyler katacak kitaplar okumanız hayrınıza olur. Kendime de not: sana hayırlı şeyler kazandıracak kitapları oku. Aferin. Kitabı bitirdim ve içimde gereksiz bir huzursuzluk hakim, şu an gerçekten bana iyi gelecek bir kitaba ihtiyacım var. Şimdilik bu kadar. Hoşça kalın, güçlü kalın. - @okuyorumla



















