Öğretmenleri ve profesörleri daima sadece, her yıl zeka insanlığının yüzde doksanını yok eden bu doğa bozma, tahrip etme ve yok etme mekanizmasının bir uzantısı olarak nitelerdi. Ona göre, her kim erken yaşta enerjisinin büyük bölümünü sırf bu kitle çılgınlığına direnmek için kullanmazsa, kaçınılmaz bir biçimde ahmaklığın pençesine düşermiş. Ama hayatta kalabilmek için kitle olarak tarihle kitle olarak şimdiki zamanın daima aynı anda hakkından gelmek gerekiyormuş, ki pek az insan bunu başarırmış. Açık konuşmak gerekirse, daima her ley bireye karşıymış ve birey süreç içinde daima her şeyle tek başına mücadele etmek zorundaymış, ki bu süreç de doğal olarak daima ancak ölümcül bir süreç olabilirmiş. Hayat ya da varoluş, kendini her anlamda her şeyden kurtararak geleceğe atma yolunda sergilenen bitmek bilmez ve gerçekten aralıksız, umutsuz bir çabadan başka bir şey değilmiş, ki gelecek de yine o aynı, bitmeyen, ölümcül sürece kapı açıyormuş. Kitle, bırakın düşünmeyi, düşünceyi bile reddeder, çünkü aksi takdirde göz açıp kapayana dek yok olurmuş, dolayısıyla temelde, hiçbir şeye değil bir tek düşünmeye karşı olan, bütünüyle düşünce yoksunu bir kitleyle uğraşıyormuşuz..