"Bu kargaşanın, bu acımazsızlığın, bu hoyratlığın içinde biz, birbirine sığınan iki çaresiz insanız."
seen from Spain
seen from China
seen from China

seen from Malaysia
seen from China
seen from Malaysia
seen from United States
seen from Netherlands
seen from Kazakhstan

seen from United States
seen from Germany
seen from United Kingdom
seen from Spain
seen from China
seen from El Salvador
seen from Russia
seen from Russia

seen from Japan

seen from Türkiye

seen from United States
"Bu kargaşanın, bu acımazsızlığın, bu hoyratlığın içinde biz, birbirine sığınan iki çaresiz insanız."

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
Yanlış olan bendim, hayatı hep başkalarıyla birlikte düşünüyorum. Bu, doğru değil. Sevgili, arkadaş, dost, aile, hepsi bir yere kadar; tek gerçek, yalnızlığımız.
"hakiki sevgiler kıyas kabul etmez"
İbn-i Abbas radiyallâhü anh anlatır:
"Şânı mübarek ve yüce olan Allah, Arş'ı yarattığı zaman meleklere onu yüklenmelerini emretti. Fakat Arş, meleklere ağır geldi yüklenemediler. Bunun üzerine Allah Tealâ kendilerine dedi ki: "Sübhânallah deyiniz." Melekler hep bir ağızdan Sübhânallah dediler. Böylece Arş'ı yüklenmeleri kolaylaştı. Artık uzun zaman hep öyle diyorlardı.
Tâ ki Âdem aleyhisselam yaratılıp da aksırınca Allah ona Elhamdülillah demesini öğretti. O da Elhamdülillah dedi. Allah da, "Rabbin sana merhamet eylesin! Ben seni bunun için yarattım." buyurdu. Âdem aleyhisselam'ın söylediği Elhamdülillah sözünü duyan melekler: "Bizim için bu güzel ve şerefli bir kelimedir. Ondan gafil olmayalım, onu da söyleyelim." dediler. Ve Allah Nûh aleyhisselam'ı peygamber olarak gönderinceye kadar hep "Sübhânallâhi velhamdü lillâhi" dediler.
İnsanlar içinde puta tapan ilk kavim, Nûh aleyhisselam'ın kavmi idi. Onun için Allah, Nûh aleyhisselam'a vahyetti ve buyurdu ki: "Kavmine söyle. Lâ ilâhe illallâh desinler. Ancak bunu söyledikleri takdirde ben onlardan razı olurum." Bunu duyan melekler dediler ki: "Bu da güzel ve şerefli bir kelime. Onu bırakmak bize yaraşmaz. Bundan böyle onu da söyleyelim." Ve öncekilere onu da ilave ederek uzun zaman: "Sübhânallahi velhamdü lillâhi ve lâ ilâhe illallâhü" dediler.
Tâ ki İbrahim aleyhisselam gelinceye kadar. İbrahim aleyhisselam önceleri oğlu İsmail'i kurban etmekle mükellef tutulmuş, fakat tam onu kurban etmeye hazırlandığı bir sırada oğluna bedel olarak kesmesi için bir koç gönderilmişti. İşte İbrahim aleyhisselam bu koçu görünce "Allahü ekber" dedi. İbrahim aleyhisselam bunu oğlunu kurban etmekten kurtulduğu için sevincinden söylemişti. Onu duyan melekler dediler ki: "Bu dördüncü güzel kelime. Onu ihmal edemeyiz. Bundan böyle onu da söyleyelim." Ve öncekilere onu da ilave ederek uzun zaman şöyle dediler: "Sübhânallahi velhamdü lillâhi ve lâ ilâhe illallâhü vallâhü ekber."
Daha sonraları Cebrâil aleyhisselam bu hadiseyi Peygamberimiz sallallâhü aleyhi ve sellem'e aynen anlattı. Allah Rasûlü buna bir hayli taaccüb ederek şöyle dedi: "Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhil'aliyyil'azîm." Peygamberimiz sallallâhü aleyhi ve sellem'den bunu duyan Cebrâil aleyhisselam da dedi ki: "Bu söylediklerini daha öncekilere ilave et."
İşte böylece bu tesbihât meydana geldi: "Sübhânallahi velhamdü lillâhi ve lâ ilâhe illallâhü vallâhü ekber. Ve lâ havle ve lâ kuvvete illa billâhil'aliyyil'azîm."
Kaynak: Tenbîhü'l-Gâfilîn, Cild 2
Sevdiklerime, dostlarıma, arkadaşlarıma inanmazsam, yaşamın ne anlamı kalır? Doğru, kimi zaman sevdiklerimin ihanetine uğrarım, kimi zaman arkadaş bildiklerimce arkadan hançerlenirim, kimi zaman hayal kırıklıkları yaşarım ama dostlarımdan asla vazgeçmem. Onlardan vazgeçersem yaşamaktan vazgeçmiş gibi olurum. Sevdiklerim olmadan, paylaşmadan yaşamanın ne anlamı var?
Ahmet Ümit - Kavim

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
Devir, ciğeri beş para etmez adamların devri..
—Ahmet ümit
HAZRETİ YUNUS (A.S) VE ZALİM NİNOVA KAVMİ
Yunus (Arapça: يونس, Yūnus) veya Yonah (İbranice: יוֹנָה, lit. "güvercin"; Grekçe: Ἰωνᾶς, Iōnâs; Latince: Ionas), MÖ 8'inci yüzyılda Kuzey İsrail Krallığı'nda yaşamış, Tanah'ta ismi geçen bir Yahudi peygamber. Yunus, daha çok Ninova'ya seyahat edip yerel sakinlerini yaklaşan ilahî gazap konusunda uyardığı ve Yunus Kitabı'nın ana figürü olmasıyla bilinir. Yunus İslam ve Bahâîlik inançlarında da yer alır.
Mitolojik bağlantılar / Tarihsel gerçeklik[değiştir | kaynağı değiştir]
Olası bir Apkallu kabartması, Ninurta tapınağı
Yunus efsanesinin Sümer panteonunda amfibik tanrılardan insan başlığına eklemlenmiş balık şeklinde vücudu bulunan Oannes’in (Yunanca Jonas) farklı kültür ve zaman dilimlerinde evrilmesi ile oluşturulduğu düşünülmektedir. Oannes, birden ortaya çıkmış, balık kıyafetli ya da yarı balık yarı insan görüntüye sahip bir abgaldır. Bir erkeğin ayaklarına, kollarına ve kafasına sahiptir, insan gibi konuşur, yemek yemez; hem karada hem suda yaşayan, amfibik bir yaratıktır. Oannes daima 7 abgal ile birlikte iş yapar ve onların lideri durumundadır.[1][2]
Oannes kültü iki farklı isimle, Jonah ve John olarak Tevrat hikâyelerine aktarılır. İddiaya göre bahsedilen isimlerin Kur’andaki karşılığı Yunus ve Yahyadır. Kur’anda mukattaa harfleri arasında geçen ve anlamı bilinmeyen Nun harfi ise Sabienlerde Yahya kültünün sembolüdür.[3]
Tevrat bilginlerinin çoğu Yunus kitabının içeriğini gerçek dışı bir anlatı olarak değerlendirmektedir.[4][5][6] Yunus'un İ.Ö 8. yy.da yaşadığı ileri sürülmesine rağmen kitabın yazılışı bundan yüzyıllar sonradır.[7][8] Birçok bilgin kitabı bir parodi veya satirik bir anlatı olarak değerlendirir.[9][10][11][12][13][14] Eğer bu doğruysa hikâye O'nun satirik doğasını anlamayan bilgeler tarafından İbrani Kutsal Kitabı'na sokulmuş olmalıdır. [15][13][14]
Yunus kitabının kurgu olup olmadığına dair farklı görüşler bulunmaktadır. Her ne kadar Yunus kitabı kurgu olsa bile Yunus'un kendisi tarihsel bir peygamberdir.[16] Krallar kitabında kendisinden kısaca bahsedilmiştir.[17][18]
Tevrat’ta Yunus’un hikâyesi[değiştir | kaynağı değiştir]
Yunus’u anlatan Kitab-ı Mukaddes’teki Yunus kitabının, Yunus’un yaşadığına inanılan dönemden sonraki dönemlerde kaleme alınan ve Midraş türü eğitim amaçlı bir kitap olduğu kabul edilmektedir. Bundan dolayı Tevrat’a ait olan kıssanın tarihi bir gerçekliği olmadığı, eğitim veya nasihat amaçlı olduğu ifade edilir.[19][20] Tevrat'ın ilk tercümelerinde Yahudi tercümanlar, antik metindeki olası antropomorfik betimlemeleri kaldırmıştır;
Yunus 1:6'da Masoretik Metin'de (MT) "... Tanrı belki halimizi görür de yok olmayız..." diye yazarken Yunus Targum'unda bu pasaj "...belki Tanrı'dan üzerimize rahmet gelir..." yazmaktadır. Gemi kaptanının teklifi ilahi geleceği değiştirmekten ziyade ilahi acımayı elde etmeye yöneliktir. MT'de Yunus 3:9'da "Belki o zaman Tanrı fikrini değiştirip bize acır, kızgın öfkesinden döner de yok olmayız" derken Targum'da "Her kimin idrakında günah varsa tövbe etsin ve Tanrı tarafından bize acınacak" yazar. Tanrı fikrini değiştirmemektedir; acımaktadır.
Yunus'un elçi tayin edilmesi, kaçması ve denize atılması[değiştir | kaynağı değiştir]
RAB bir gün Amittay oğlu Yunus’a, “Kalk, Ninova’ya, o büyük kente git ve halkı uyar” diye seslendi. Ne var ki, Yunus RAB’bin huzurundan Tarşiş (Tarsus)’e kaçmaya kalkıştı. Yafa’ya inip Tarşiş’e giden bir gemi buldu. Ücretini ödeyip gemiye bindi. Yolda RAB şiddetli bir rüzgâr gönderdi denize. Öyle bir fırtına koptu ki, gemi neredeyse parçalanacaktı.
Gemiciler korkuya kapıldı, her biri kendi ilahına yalvarmaya başladı. Gemiyi hafifletmek için yükleri denize attılar. Yunus ise teknenin ambarına inmiş, yatıp derin bir uykuya dalmıştı. Gemi kaptanı Yunus'un yanına gidip, “Hey! Nasıl uyursun sen?” dedi, “Kalk, tanrına yalvar, belki halimizi görür de yok olmayız.” Birbirlerine, “Gelin, kura çekelim” dediler, “Bakalım, bu bela kimin yüzünden başımıza geldi.” Kura çektiler, kura Yunus’a düştü. Bunun üzerine Yunus'a, “Söyle bize!” dediler, “Bu bela kimin yüzünden başımıza geldi? Ne iş yapıyorsun sen, nereden geliyorsun, nerelisin, hangi halka mensupsun?” Yunus, “İbrani'yim” diye karşılık verdi, “Denizi ve karayı yaratan Göklerin Tanrısı RAB'be taparım.'' Denizciler bu yanıt karşısında dehşete düştüler. “Neden yaptın bunu?” diye sordular. Yunus'un RAB'den uzaklaşmak için kaçtığını biliyorlardı. Daha önce onlara anlatmıştı. Deniz gittikçe kuduruyordu. Yunus'a, “Denizin dinmesi için sana ne yapalım?” diye sordular. Yunus, “Beni kaldırıp denize atın” diye yanıtladı, “O zaman sular durulur. Çünkü biliyorum, bu şiddetli fırtınaya benim yüzümden yakalandınız.”. Denizciler karaya dönmek için küreklere asıldılar, ama başaramadılar. Çünkü deniz gittikçe kuduruyordu. RAB'be seslenerek, “Ya RAB, yalvarıyoruz” dediler, “Bu adamın canı yüzünden yok olmayalım. Suçsuz bir adamın ölümünden bizi sorumlu tutma. Çünkü sen kendi istediğini yaptın, ya RAB.”. Sonra Yunus’u kaldırıp denize attılar, kuduran deniz sakinleşti. Bu olaydan ötürü denizciler RAB'den öyle korktular ki, O'na kurbanlar sundular, adaklar adadılar. Bu arada RAB Yunus’u yutacak büyük bir balık sağladı. Yunus üç gün üç gece bu balığın karnında kaldı. Yunus balığın karnından Tanrısı RAB’be dua etti: RAB balığa buyruk verdi ve balık Yunus’u karaya kustu. Yunus kente girip dolaşmaya başladı. Bir gün geçince, “Kırk gün sonra Ninova yıkılacak!” diye ilan etti. (Yunus 1/1-17)Yunus ve balık, Verdun'lu Nikolas'ın tasviri, Klosterneuburg, Avusturya
Balığın içinden çıkışı[değiştir | kaynağı değiştir]
Yunus balığın karnından Tanrısı RAB'be şöyle dua etti: ''Ya RAB, sıkıntı içinde sana yakardım, Yanıtladın beni. Yardım istedim ölüler diyarının bağrından, Kulak verdin sesime. Beni engine, denizin ta dibine fırlattın. Sular sardı çevremi. Azgın dalgalar geçti üzerimden. 'Huzurundan kovuldum' dedim, Yine de göreceğim kutsal tapınağını. Sular boğacak kadar kuşattı beni, Çevremi enginler sardı, Yosunlar dolaştı başıma. Dağların köklerine kadar battım, Dünya sonsuza dek sürgülendi arkamdan; Ama, ya RAB, Tanrım, Canımı sen kurtardın çukurdan. Soluğum tükenince seni andım, ya RAB, Duam sana, kutsal tapınağına erişti. Değersiz putlara tapanlar, Vefasızlık etmiş olurlar. Ama şükranla kurban sunacağım sana, Adağımı yerine getireceğim. Kurtuluş senden gelir, ya RAB!”. RAB balığa buyruk verdi ve balık Yunus'u karaya kustu. (Yunus, Bölüm 2)
Üzerine ot bitirilmesi[değiştir | kaynağı değiştir]
Yunus kentten çıktı, kentin doğusundaki bir yerde durdu. Kendisine bir çardak yaptı, gölgesinde oturup kentin başına neler geleceğini görmek için beklemeye başladı. RAB Tanrı Yunus’un üzerine gölge salacak, sıkıntısını giderecek bir keneotu sağladı. (Keneotunun kuruması Yunus’u öfkelendirdi.) Tanrı, “Keneotu yüzünden öfkelenmeye hakkın var mı?” dedi. Yunus, “Elbette hakkım var, ölesiye öfkeliyim” diye karşılık verdi.
Hikâyenin sonu[değiştir | kaynağı değiştir]
Ninova halkı Tanrı'ya inandı. Oruç ilan ederek büyüğünden küçüğüne hepsi çula sarındı. Tanrı Ninovalılar'ın yaptıklarını, kötü yoldan döndüklerini görünce, onlara acıdı, yapacağını söylediği kötülükten vazgeçti. (Yunus Kitabı 3)
İslami anlayışta Yunus[değiştir | kaynağı değiştir]
IŞİD tarafından yıkılmasından sonra Yunus Camii'nin kalıntıları
Kur'anın Yunus Suresi adını bu peygamberden alır ve hikâyenin ayrıntıları hakkında Saffat suresinde bilgi verilmektedir. İnanca göre Yunus Ninova halkına gönderilen peygamberdir ve azaptan kurtulan tek halk Ninova halkıdır. Azap yaklaşmaktayken tövbe ettikleri ve tövbelerinin Allah tarafından kabul edilerek affedildiklerine inanılır.
Ninova halkına peygamber olarak gönderilen Yunus, 33 yıl onları tanrının dinine davet etmiş, kendisine bu süre içerisinde sadece iki kişi inanmıştır.[21][22] Bu durum kendisinin canını sıkmış, ALLAH'ın izni olmadan Ninova'dan ayrılıp Akdeniz’e kadar giderek bir gemiye binmiştir.
Hikâyeye göre Yunus’un bindiği gemi denizin ortasına geldiğinde fırtına çıkar, gemidekiler orada günahkâr birinin olduğunu, O'nu denize atarak fırtınadan kurtulacaklarını düşünürler. Çekilen kur'a Yunus peygambere çıktığı için denize atarlar ve (Saffat 141-146) O'nu büyük bir balık yutar. Yunus hatasını anlayıp balığın karnında dua eder ve duası kabul edilir.[23] Ama balığın karnında bizi andı, tespih etti, biz de onu hasta bir halde ağaçsız, boş bir yere attık ve üzerine kabak türünden bir ağaç bitirdik.” (es-Saffat 145-146)
Balık Yunus’u sırasıyla Nil nehrine, Fars denizine, el-Betâik Denizi'ne ve Dicle'ye götürüp, Nusaybin topraklarında düz ve geniş bir yere atar.[24] Bir başka rivayete göre, balık O’nu önce Eyle’ye sonra Dicle’ye götürmüş, sonra da Ninova’ya atmıştır.[25][26] Yunus tekrar kavmine döndürülür ve 100 bin kişi O’na inanır.Yunus ve balık, Metropolitan Müzesi
Yunus hikâyesinde balığın dolaştırdığı yerlerin Süveyş Kanalının bulunmadığı bir dönemde coğrafi olarak bağlantısız oluşu rivayetlerin tutarsızlığını ortaya koymaktadır.[19]
Hikâyenin durumu yorumcuları ayetlerin dış anlamlarına aykırı yeni açıklamalar yapma çabalarına itmiştir. Buna göre hikâye hayaldir ya da rüyadır veya alegoriktir; Hikâyedeki balık bir teknedir veya bunalımın Yunus’u yutması kastedilmektedir.
Konuya bir başka yaklaşım ise hikâyeyi kısaltarak vermek ve rasyonalize etmektir. Örnek olarak; “Hazret-i Yunus Aleyhisselâm'ın kıssa-i meşhuresinin hülâsası: Denize atılmış, büyük bir balık onu yutmuş. Deniz fırtınalı ve gece dağdağalı ve karanlık ve her taraftan ümid kesik bir vaziyette münacatı, ona sür'aten vasıta-i necat olmuştur”.[27]
Tarih milletlerin, kavimlerin varlıklarını korumaları, kuvvetlerini geliştirmeleri içindir
Tarih soyut bir bilim değildir. Tarih hayat içindir. Tarih milletlerin, kavimlerin varlıklarını korumaları, kuvvetlerini geliştirmeleri içindir. 💬 Yusuf Akçura
View On WordPress