Delik İskarpin huzuru
İskarpin, sandalet... Pabuç işte, parmakları açık, belki delik. Yazmıyor üstünde bir şey. Marka bilinmiyor... Yanlış anlaşılmasın, hangi marka olduğu degil, kavramı pek bilinmiyor.
Devir, adın değil, her şeyin tadının olduğu devir. Tadının dedikse, delik ayakkabı işte. Var düşün sen ama.... Mutlusun işte. Ayaklarını korusun diye dişinden tırnağından arttırarak aldığın, ayağına vurup, su geçirirken, arşınlıyorsun sokağı gülümseyerek. Markası yok çünkü ruhunun, trendlerle işlemiyor duyguların. O huzur varya, o huzur… Tarifsiz, tanımsız, markasız, kıyassız… Hiç gördünüz mü boşvermişcesine sokakta önüne gelen tenekeye tekmeyi savuran markalı ayakkabı. Kıyamazsın ona…Uçarı olamaz o ayaklar üzerindeki ruhlar. Oysa, yok iskarpin gibisi. Özgür o, kaybedecek neyi var ki? Olan parasını, bulabileceği tek ayakkabıya vermiş, o da zoru gördüğünde su alan…. Kanatlı logosu yok ama uçuyor iskarpinleriyle ruhunun hafifliğinde. Modern çağlara, kaygısızca atıyor tekmesini. O başka bir devirden… Özlediğimiz, dönemediğimiz…









