İşler Güçler
Kendimi överek başladığım günden, gün sonunda selamlar. Kendimi anlata anlata bitiremedim bugün. Nasıl da kendini öven insansın diyecek olana orada bir dur diyeyim, iş görüşmeleri bunu gerektirir.
Prangalardan kurtulup çalışmakta olduğum son işe güzelce bastım istifamı. Hikayeleri sevdiğimden ötürü traji komik bir hikaye ile istifamı verdim. İki buçuk aydır ha düzelir, ha anlar diye çabaladığım elimden geleni yaptığım patronumun yüzünde o son günkü ifadeyi görmek için beklemeye değermiş. ( bu başka bir yazının konusu olacak) Kişisel hayata saygısızlığın, iş etiğinin olmadığı bir yerde daha fazla da duramazdım zaten. Bu defa işsizim diye sızlanmakta, ağlaşmakta acele etmemeye karar verdim. Hatta haldır huldur iş başvurularına başlamayacağıma dostlarıma da söz verdim. Gel gelelim kafamda belirlediğim birkaç yere de mail göndermezsem içim rahat etmezdi.
Ve bingo!
Dün gelen telefon ile bugün görüşmeye davet edildim. Hiç de fena geçmedi (galiba) Şimdi nazar değmesin diye daha fazla ayrıntı vermeyeceğim de güzel gelişmeler olursa gelecek günlerde bahsederim. Hedeflediğim iş görüşmesini tamamlamanın (iş bulmayı değil görüşmeyi hedefleyen bir deliye dönüştüğüm için teşekkürler iş dünyası) verdiği mutluluk ile sevgili ile buluşup verdim kendimi yemeğe. (alınan kiloların hesabını kim verecek ya rab) 0312 ile başlayarak gelen telefonlar ben de heyecan belirtisi olsa da ağzımda tostumdan bir parça hunharca açtım telefonu. Hop süpriz bir iş görüşmesi daveti daha. Prensip olarak aynı gün içinde gelen görüşme davetlerini kabul etmesem de baktım Tunalı’ya yakınım, gelip bir kahvenizi içeyim dedim. (yok daha neler, tabi ki demedim) Bu görüşme de hiç fena geçmese de bazen kişi ve kurumları kafamızda büyütebildiğimize şahit oldum. Aylardır dikkatimi çeken ajans bu muydu, onların yaptığı iş görüşmesi böyle mi olmalıydı? Kendimi iyice ifade edip topu onlarda bırakıp çıktım ofisten, saldım kendimi Kuğulu’ya doğru.Sevgili ile arkadaşının ofisinde buluştuk. Günün üçüncü sürprizi freelance bir iş çıkmasın mı karşıma? “Ben yaparım, ben ben! “ derken buldum kendimi. Ben yaparım da ben para konularında pazarlık yapıp tek laf söyleyemem, karşı taraf ne dediyse kabul ettim. Çok da iyi insan, bu yüzden pişman değilim.
Akşam yemeği faslını da davet üzerine sevgili annesinde tamamladıktan sonra ağrıyan ayaklarımla evimde kanepe üzerine yayılmış kıpırdayamaz halde beyi bekliyorum. ( iş arayan bir iş kadınından evinin kadını çocuklarının anasına ani dönüş) Ayaklarıma kara sular indi a dostlar. Bakalım bu kadar aksiyonlu günün ileriki günlere yansıması nasıl olacak, beklemedeyiz efendim.
Selamlar, sevgiler..













