Üzerlik bitkisi tarihin en erken dönemlerden itibaren bilinen bir bitkiydi. İlaç, tütsü, adak, dinsel ritüel gibi çeşitli kullanım alanları vardı.
Bronz Çağı'ndan itibaren; Anadolu'da, Frigler'in başkenti Gordion'da (Yassıhöyük, Polatlı) ve Güneydoğu Anadolu'da Gritille
yerleşmelerinde bilinen bir bitkidir ve tohumları arkeolojik kazılar ile bulunmuştur. Suriye'de Fırat kıyısında yer alan Selenkahiye,
Hammam ve al-Raqai'de ve Aşağı Mısır'da Maadi yerleşimlerinde MÖ. 3000'lerden kalma üzerlik tohumları bulunmuştur.
Mezopotamya çivi yazılı kaynaklarda bitkiden; Sümerce zag.ah.lı veya zag.hı.lı ve Akadca sahlu olarak söz edilmiştir. Hititçe kaynaklarda ise zahheli olarak geçmiştir. Bitkinin tohumları ilaç olarak, tanrılara yemekler ile sunu olarak kullanılmıştır.
MÖ. 2000'li yıllardaki Kral Anitta ile ilgi Hititçe bir metinde bitkiden şöyle bahsedilmiştir: ''“Ama sonra açlıktan kırıldığında, onların tanrıçası Halmasuit bana (şehri) teslim etti ve ben onu bir gece
baskınıyla aldım. Toprağına yaban otu ektim (üzerlik otu). Benden sonra kim kral olur ve Hattuşa'yı tekrar iskân ederse, gökyüzünün fırtına tanrısı onu çarpsın”.
Ayrıca bir Hitit Asker Yemini metninin lanetleme
bölümünde tekrar üzerlik bitkisine rastlarız: "Tarlasından buğdayı, arpası gelmesin! Sonra zag.ah.lı çıksın!".
Eski Türkler'de de bitki sıkça hastalıklara karşı tütsü olarak kullanılmıştır. Tütsü yapılırken; ısrık/ısrık kelimeleri söylenirdi; bu sözcük, “ey peri ısırılmış olasın” anlamına geliyordu.
Bende çocukken yapmıştım ☺️