Yamalı Hüzünler Metrosu
Yılları zamana bölüp mestur aşkta yakamoz oluyorum bu gece. Her acının beni sevdiğimden ayrı güneşe doğurup, gökyüzünde istihdam şansı verdiği aşkta, efkarûn gönlümün duvarlara vurmak istediği yamalı hüzünlerde, şarkıların değiştiği kadar bahtımın değişmediği kader metrosundayım. Dilâra’nın gönül alan, kalbi büyüleyen o tılsımı adı kadarmış meğer. Yazar, bu yüzden Ra’sını kaldırdı büyülü adının. Afitap, kendiliğinden mutluluk saçarken klavyesine öldürücü darbesi vuruldu umudumun. O, her şarkıda aynı mutluluk yaşanır sandı. Lüzzattı benim için. Derin kelimesinde nüshasının gizlediği bir kader çaresi vardı, sanmıştım yani. Huysuz ve Tatlı Kadının Türk Sanat Musikisi Suz-i Dilâra’ya makamca hep ayrılık. İhtizazına pervane, dilin uşağına tekli bir yatak faslı bu söylediğim.
Bîkarar; pek tabii, gecenin derununda sevda naçarlığı, mutluları sellerden koruyan bir şemsiye… Bu vecizem, hüzün dalgasında efkârı denizimin martılara soytarısı; bir kalıpta hiç gidememek, bin beklemekte milyon çaresizlik alanım. Derinliğimde boğum, yatağına geç uyan zehirli sarmaşığım. Adım, muhabbet gecesinin muhabbet kuşuna yavaş; muhabbeti sevdaya çok hasret oluşunun damar yollarına takılan yaralı serumu artık…
Dila VARLI




















