18 yy. felsefesi / iskoç aydınlanması
‘‘coğrafi olarak adada konumlanmış olmak ve büyük ölçüde ingiliz aydınlanması’ından beslenmekle birlikte, ondan yaklaşık elli yıl sonra başlayan iskoç aydınlanması’nın başlangıç tarihi olarak hume’un insan doğası üzerine bir deneme adlı eserinin yayımlanış tarihi, yani 1739 kabul edilir. en önemli temsilcilerinin francis hutcheson, david hume, adam smith ve thomas reid olduğu iskoç aydınlanması, aslında birbirlerinden haberdar olan yaklaşık elli entelektüelin katkıda bulunduğu, kurumsal desteği olan bilinçli bir hareketi ifade etmekteydi.’‘
‘’insan zihninde olup bitenleri newton'un deneysel yöntemini uygulayarak, yeni bir insan bilimi kurmayı ve geliştirmeyi öneren hume, tüm iyi niyetine ve yüksek amaçlarına rağmen, ingiliz empirizminin temel tezlerini koruduğu için son çözümlemede kuşkuculuğa düşmekten kurtulamamıştır. bizim yalnızca, kendi zihnimizde doğrudan ve aracısız olarak tecrübe ettiğimiz ideleri, duyum ve izlenimleri bilebileceğimizi, bilgide kendi zihnimizin ötesine geçemediğimizi ve bundan dolayı herhangi bir şeyin insan zihninden bağımsız olarak var olduğunu söyleyemeyeceğimizi belirten hume, insan zihnini bilgi bakımından analiz ettiği zaman, insan zihninin tüm içeriklerinin bize duyular ve deney tarafından sağlanan malzemeye indirgenebileceğini görmüştür, bu malzeme ise algılardan başka hiçbir şey değildir.’’
gilles deleuze'e göre, "hume için söz konusu olan zihin psikolojisini, zihnin duygulanımlarının psikolojisiyle ikame etmektir. zihin psikolojisi imkânsız, kurulamaz olandır, çünkü nesnesinde ne gerekli istikrarı ne de gerekli evrenselliği bulabilir; insanın gerçek bilimini yalnızca bir duygulanımlar psikolojisi kurabilir."
insan zihni üzerine bir araştırma - david hume
‘’insan akıllı bir varlıktır ve böyle olduğu için de kendisine elverişli olan gıdayı ve beslenmeyi bilimden sağlar; fakat, insan zihninin sınırları o kadar dardır ki elde ettiği bilgilerin gerek kapsamı gerekse kesinliği üzerinde ancak pek az bir tatmin umabilir.’‘
‘’zihnin bazı güçler ve yeteneklerle donatıldığından, bu güçlerin birbirlerinden farklı olduklarından, dolaysız kavrayışa göre neyin gerçekten belirgin olduğunun düşünce sayesinde ayırdedilebileceğinden ve sonuç olarak bu konu üzerindeki tüm önermeler içinde bir doğrunun ve birçok yanlışın bulunduğundan ve bunların insan zihninin sınırları ötesinde bulunmadığından şüphe duyulamaz.’‘
‘’insan aklının ya da sorgulamasının tüm objeleri doğal olarak iki türe ayrılabilirler: fikirlerin ilişkileri (relations of Ideas) ve somut olgıılar (matters of fact).’’
‘‘geometri, doğa felsefesi yardımcılığına getirildiğinde, öylesine haklı bir şekilde yüceltildiği akıl yürütmelerinin tüm doğruluğu sayesinde bile, ne bu eksikliğin bir çaresini bulabilir ne de bizi nihai nedenlerin bilgisine yönlendirebilir.’’
‘’kesinlikle kabul etmeliyiz ki doğa bizden objelerin etkilerinin tamamıyla bağlı bulunduğu kuvvetleri ve ilkeleri saklarken bizi bu gizinin tümünden oldukça uzakta tutar ve onların sadece birkaç yüzeysel niteliğinin bilgisini verir.’’