Adini sayiklayan meleklerin yanmis kanatlarinin golgesinde uyandim. Gittin. Ne bi sozle ne bir nefesle ne de acima kisvesine burunmus bi acimasizlikla. Golgeler geldi ve golgeler gecti sen o golgelerin soguk ve lanetli kayitsizligiyla yok oldun. Agladim bagirdim cagirdim ardinda biraktigin sessizligi tirnakladim. O bile kanamadi. Dunya curudu ama yerinde kaldi. Bir kabusa uyandim ve bir daha uyuyamadim.
Hep bacaklarima bir iz daha birakmani diledim hic degilse cilalayabilecegim kanattikca seni anabilecegim bir yara olurdu elimde ama yok. Yok. Bunun ne kadar asagilik oldugunu bile goremedin. Inancini kusan bir peygamber gibi eriyip gittin gozumun onunden. Sustum. Icime kustum.
Zamansiz sehirlerde yurudum alabildigine. Yurudum yurudum yurudum kostum nefessiz kaldim ve daha cok yurudum. Zaman cok agir ama cok hizli. Ayaklarim cok kanadı. Mermer kaidelere civilenmislere sordum acaba kulagina bir sey fisildadin mi diye. Gittigin yollarin tas zeminlerini optum dudaklarim kanayana kadar. Dualarimi kurtlara yem ettim ve buna umut dedim.
Fakat les bile bikar bayat ilahilerden.
Inanacak bir sey kalmadi. Inanc kalmadi inanc bitti ici gecmis hatiralarla oyuldu. Sessizligin bin ilahiden daha kutsal hakikatten daha zalim ve askindan daha sadikti. Sessizligin omurgami aldi.
Simdi gunesin kendini ufka kusmasini izliyorum her sabah. Hakkinda inandigim her seyi ve gelecegin umudumu bayat ekmek gibi yedim. Ben beni artik sana inanmama ugruna mahvettim.
Olmaz ya olur da bir gun donersen inancimin iskeletiyle karsilasacaksin. Goz cukurlari derin ve durmadan aglar korkma olur mu. Neden gittigini sormayacagim. Onemi yok. Yalnizca neden inandirdiginin hesabini soracak, bu kabusla er ya da gec barisacagim.













