monolog 02
‘’hikayemin özeti şu şekil,
güvendim, inandım ve yanıldım..
hepsi bu!’’
dedi Kadın.
hikayenin özeti miydi yetersiz olan,
yoksa anlatma ihtiyacı mıydı içini kemiren bilinmez.
hikayesini anlatmaya devam etti Kadın,
hissedilenlerden bi haber ihanetinin keyfini çıkartırken Adam..
‘’bi kısır döngünün içindeyim.
belli ki tek sorumlusu benim.
peki;
bi insana güvenme ihtiyacınızı,
bi insana güvenmeden nasıl karşılayabilirsiniz ki?
bi insana inanma isteğinizi,
bi insana inanmadan nasıl törpüleyebilirsiniz ki?
ama ihtiyaç sahibi bilmiyor ki; her insan dağ değildir.
yaslanmadan bakmak, baktığında görmek gerek.
kör de değildim aslında, kalıbına güvendim diyelim.
nasıl sabrettiğime benim bile şaşırdığım mevzular var.
nasıl dayandığımı benim bile bilemediğim acılar.
nasıl durduğuma benim bile anlam veremediğim yollar var.
nasıl inandığıma benim bile inanamadığım masallar.
neşeli biriyim ama çoğunuzu sevmem.
hele ki artık böyle oldum ben;
çokça güvensiz,
fazlasıyla hissiz,
şimdilik kimsesiz,
olması gerektiği kadar
sessiz,
tepkisiz,
isteksiz.
ne güzel sormuş Sabahattin Ali;
‘’Ne diye benim ruhumun ahengini bozdun?’’
kalbimi kıranları affetmek için ürettiğim bahaneler vardı.
zamanla ‘Ben’i yok eden bahaneler.
işe yarayan bahaneler..
ama bu son kez,
nefes alabildiğim yerle boğulduğum yer aynıydı.
belki de insan her şeyi içine atmaktan boğuluyor zamanla..
seni bir ömür affedemem.
şu an bana iyi gelecek tek yer senin yanın
ve
şu an gidemeyeceğim tek yer senin yanın.
çünkü sen artık sen değilsin.
ve bu da senin başka bi yanın.
yan yan-a,
yan-ak yan-ağa,
yan-larımızla var olabilmeyi yan-sız düşündüğüm zaman,
yan-ıyorum yan-ında olabilmek için yan-ıtsız bıraktığım her duyguya.
yan-ılsamalar içinde yaşadığım yan-lışlar,
yan-sımalardan ibaretmiş aslında, yan-ılmışım..
yan..
ama öyle yan değil,
fiilen yan.
bi eylem olarak yan,
tutuş, kavrul, yan..
öyle bi ısınsın ki ruhun,
bi boka yaramazsın gözyaşların.
dönüp bakıyorum,
güvendiğim şeye inanmak,
inandığım şeyin yan-ında olmak,
yan-ında olduğum şeyde yan-ılmak..
bi hataymış.
neyse ki;
hata yapmak, hile yapmaktan çok daha onurluca bir eylem.’’
Kadın ne dese hissine denk değildi.
ne yazsa kelimeler yeterli gelmedi.
yanmıştı çokça,
yansın istiyordu o da.
ah be Adam.
AH be Adam..
AH..













