*COMOS’u ucundan gördüğünüzü düşünüyorum. İşte o programı sunan beyefendi, NatGeo’da STAR TALKS isimli bir programı sunuyor. O adamcağız çocukluğunu Bronx’ ta geçiren şanslı kişilerden biri malum o zamanlar Bronx çok da yaşamak isteyeceğiniz bir yer değil. Birazcık kaos var.
[tatlı yüzler için lütfen tıkla. http://listelist.com/camilo-jose-vergara/ ]
*ESCOBAR’ı duymuşsunuzdur. Bir dönem dünya uyuşturucu ticaretinin %90’ını kontrol ediyormuş. bir takım şeyler. Oradaki hikayeyi de az biraz biliyorsunuzdur.
[ beğendiğinizi alın https://www.google.com.tr/search?q=escobar&oq=escobar&aqs=chrome..69i57.2151j0j4&sourceid=chrome&ie=UTF-8 ]
*MEKSİDA’daki kartel meselelerini duymuşsunuzdur. Ama yakın zamanlarda “AUTODEFANSA” diye bir örgüt kartellere savaş açıyor.
[ bunu vikilemekte fayda var. Her ne kadar link olmasa da. Başına “0” koy çalışır o. ]
[ - https://en.wikipedia.org/wiki/Grupos_de_Autodefensa_Comunitaria - ]
[ - https://en.wikipedia.org/wiki/Jos%C3%A9_Manuel_Mireles_Valverde - ]
*”KÖPRÜ ÇEVRESİNDE ESRAR VE ALKOL TÜKETMEK YASAKTIR!” bir tabela gördüğüm on gözlü köprü yanında. Diyarbakır’da…
*Bazen toparlamak istiyorum. Onun için biraz daha derine dalacağım. Başımdan geçen bir aksiyondan bahsedeceğim öyle veya böyle.
Abi evime hırsız girdi. O yirmi dört saati anlatmak istiyorum. Bayadır anlatmak istiyordum sadece hiç etmek istemiyordum.
[ https://www.instagram.com/p/BN8fB_Tja5wX0zTjD4t6YRv_0GHvZzQQuuZgRk0/ ]
[K]ayseriden yeni gelmiştim. Zorlu bir hafta beni bekliyordu.
[ https://www.youtube.com/watch?v=OV6ZAdUuSlM ]
toparlandım işe gittim. Öğlene kadar normaldi her şey bir numara yoktu. Öğle arasında çorbam önümde. Telefon çalıyor. Yönetici arıyor. Evine hırsız girmiş gel diyor. İş yerindekiler “oğlum gitsene ne bekliyorsun?” diyor. Cevaben yemek yiyecek vaktim olmaz diye yemeği yiyorum. Akabinde “olay yerine” gidiyorum. Zaten budan sonraki 24 saat boyunca olay yeri diye bahsedilecek oradan. Hülasa çok bir şey çalınmamış… Ama çokta bir şeyim yok zaten. Çalan çocuğun adı Serkan Gezgin. Hiçbir şeye dokunmadan polisi aradım. Takip eden yarım saatte bir ekip geldi. 3 kişi idiler. Bana bir şeyler yazıp imzalattılar. “olay yeri gelecek parmak izi alacak” dediler. İki saate onlar geldi evin etrafındayım içeri kimse girmesin diye kapı tutuyorum. Falan filan işte. “kamera kayıtlarını almaya bir ekip gelecek “ dediler ve gittiler. Saatlerce onları bekledim. Gelmeyince aradım karakolu. Saygıdeğer emniyet mensuplarımızın içine sızmış bazı fetöcü ateyist dehaşkapeceli pekakalı deaşlı şerefsiz ve hain olan bir memur beni kandırmış. Meğerse kamera kayıtlarını ben götürecekmişim. Saatlerce yalandan bekledik. Kayıtları götürdüm. Bunları alamayacaklarını söylediler. Bu dosyayı inceleyebilecek bilgisayarı mı ne yokmuş artık. Bunu nasıl vereceğim ben diye söylenirken bir memur “ne onlar?” dedi. Telefondan gösterdim. “Serkan Gezgin. Bu hafta 4. Vakası bu. “ dedi ve kayıtları almadı. Yetkisi yokmuş.
İki saat sonra aradılar. “eşyalarından bazıları bulunmuş gel al” diye. Gittim ve doğruladım. İki makine bir telefon çantanın içinde geldi. Ama eşyaları vermediler. Savcı parmak izi istemiş. Ve kamera kayıtlarını veremedim yine. Eve geldim. Saat iki… Karakoldan geldim. Sabah işe gideceğim diye uyudum.
Ve saat 4. Ve aradılar.
-alo!
+Mehmet ben memur Şevki Dudullu polis karakolu…
-memur ne?!
+şevki…
-buyurun n’oldu?
+hırsızı yakalamış olabiliriz. Elimizde şüpheli birisi var. KAMERA KAYITLARI İLE DOĞRULAMAK İSTİYORUZ. Kayıtları getirebilir misiniz? (ve saat 4. Ve kayıtlar instagram hesabımda bile var. Mahalleden bir gence atmışım whatsapptan oda yarım saat sonra hırsızın adını soyadını ailesini ve evini falan bulmuş bana. Tabi bu olay üzerinden 12 saat falan geçmiş. )
-HAYIR.
+elimizde tutacak. Bir şeyimiz kalmaz salmak zorunda kalırız.
-kayıtları size vermek için çok uğraştım. Telefon kayıtları ve deliler var elimde. Şuan beni herhangi bir güç yatağımdan çıkarırsa kamera kayıtları için. Ömrümün sonuna kadar onu unutmam.
+whatsapp var mı? Oradan atsana bu numaraya.;
-tamamdır.(işbu rehberimde memur şevki diye bir kayıt olmasının sebebi de budur.)
Ve saat 6. Ve aradılar.
-gel eşyalarını al.
+8’e doğru gelsem olmaz mı?(sanki annem uyandırıyor. Okula geç kalacaksın diyor.)
-7 de başka ekip gelecek. Değişimden önce gelsen iyi olur senin için.
Ve emniyete gittim.
Bir sürü saçma sapan olaydan belki de en saçmasına geldik. Polisin hırsızı saldığını söylemesi idi. Adam ben kadar yorulmadı be. Adamın adresini verebileceğini söyledi. Ama telefonunu paylaşmazmış. Adresi aldım bilgisayarım kaldı. Bir elimde sımsıkı tuttuğum bir not kâğıdı var polis hırsızın adresini vermiş.
Çünkü.
Polis hırsızı arıyor hoparlöre veriyor sesi. Ve adamın çalarken dinlet teknolojisi var. Evet, polis tarafından aranan bir hırsızsanız, sizi arayan polis sizi ararken onu mutlu etmelisiniz. Zira 24 saatin her saatinde arayabilir. Rüşvet gibi düşünün. Ama neden serdar ortaç. O da “bilgisayarı bende değil. Sana verdiğimi alsın işte” diyor. Pişkin pişkin.(ortada bir başka çalıntı bilgisayar var. Onu da gördüm. Sahibini de ben buldum.) sesini duyabiliyorum, hırsız uykulu. Hayvan terli. Sakince dinliyorum. Neyse nerde kalmıştık. Adresi aldım. Ama ne yapabilirim bilmiyorum. (?) mafyaya mı vereceğim? Kartellere mi? Terör örgütlerine mi? Devlet niye var? Tüm bu bir birini kovalayan sorular düşünmem için yeni ufuklar verdi.
[MÜLKSÜZLÜK]
Adalet mülkün temeli midir?
mülk?
adalet?
Fevziye hocamın kompozisyon sorusu gibi olsun istedim. Bir takım şeyler düşündüm. (toparlayabileceğimden emin de değilim artık konuyu…)
KONU: ADALET MÜLKÜN TEMELİDİR.
1. Ev, dükkân arazi vb. taşınmaz mal.
2. Vakıf olmayıp, doğrudan doğruya birinin malı olan yer veya yapı.
3. Devletin egemenliği altında bulunan toprakların bütünü. Ülke. (haydaa!!!)
Mülk’ ün tanımı TDK ’ya göre. Peki ya bunların temeli olan adalet(?)
1. Yasalarla sahip olunan hakların herkes tarafından kullanılmasını sağlanması. Türe. (?)
2. Hak ve hukuka uygunluk hakkı gözetme.
İki madde daha var TDK ’da temelimiz oluştu. 3 kelimelik veciz laftaki iki kelimenin anlamını biliyoruz. Artık helva zamanı. Öncelikle bu cümle kesinlikle sizin gayrimenkulleriniz ile alakalı bir şey değil. İnşaat sektörünü dışarıda bırakıp konuya odaklanmam biraz zaman alacak ama…
Devleti bölmeye falan çalışmıyorum. Bunu bilin istiyorum. İsterseniz altını da çizerim. “Devleti bölmeye falan çalışmıyorum.” Bu ön kabul ile başlıyorum devlet algısının bende ki tecellisine…
Kardeşim ile veya annem ile bir anlaşmazlık yaşarsam babama giderim. Onlar adil bir yolda uzlaşırlar. Evin devleti demokrasinin gereği mazlum olan tarafın hakkını gözeten kısmen mantıklı bir bireydedir. –ki bu gayet makul ve anlaşılabilir. Bu uzun yıllardır böyle. Annemi, babama şikâyet ederim. İzin vermiyor… falan… filan… işte biliyorsunuz. Çünkü o devrin devleti o dur. Bakın burada o ev gerçekten bir MÜLK oluyor. Sonra devam edelim. Bir tık büyüdük. Mahalleden arkadaş edindik. Mahalleden abiler bizim adalet savunucularımız oldu. Yeni bir devlet; MAHALLE… Sonra öğretmenler. Sonra çalıştığımız kurum. Sonra da belki kendi ailemiz. Ama hepsinin üzerinde bir güç (buradan anarşist olmadığımı bilakis Devlet’e olan büyük özlemimi görebilirsiniz. Halen daha bölmüyorum. Terörist falan değilim yani. –malum günümüz korkusu.)
Ilık ılık toparlıyorum… HAKLARINIZ İÇERSİNDE SEÇİM YAPABİLİYORSANIZ ÖZGÜRSÜNÜZDÜR. Bu durumda, HAKLARIN GARANTİ ALTINA ALINMASI DA ADALET. Tahmin edeceğiniz üzerine… BU HAKLARI GARANTİ ALTINA ALAN YEGÂNE KURUM DEVLET. (konu ile çok alakalı olmayabilir belki ama evime hırsız girmesi üzerine şikayetçi olmak gibi bir hataya düştüm. Bundan bir-iki ay sonra hazreti savcı takipsizlik kararı vermiş. –I mean, who cares.? Olur böyle şeyler.)
Varabildiğim kısmi sonuç;
adalet özgürlüğümüzün temelidir.
Peki bu özgürlüğü edinmek için ne yapmam gerekiyor. Hakim güce, -yani mahalledeki abiye, kafa tutmamalıyım. Ya da öğretmenime, yada babama…
Eğer görüyorsam öğretmen zengin çocuklarını kayırıyor. Bizi sallayan yok. İster istemez bu ön kabul hareket etmek zorunda olurum (lisansımı tamamlarken bunları görmek zorunda kaldım. Minik lanetler…)
Güç sahiplerine sesleniyorum.(size sahip sesleniyorum…[link from youtube]) bu gücü adil bir şekilde kullanmazsanız, başka bir güç doğacaktır. Çok başlılıktan yakınan kardeşlerim, o zaman beni daha iyi anlayacaklardır. Geçirdiğimiz darbe krizinin başarısız olmasının sebebi(darbeyi istemiyorum ve onu savunmuyorum ve bunu açıklamaktan çok sıkıldım.) halkın desteğini alamaması… bu son cümleyi en az yüz elli yerde falan duymuşsunuzdur. Sonuçta adamlar asker ve silahları var. Hatta tank ve uçak… Biliyorsunuz meseleyi.
En başında vermiş olduğum küçük konular kafanıza farklı dalga boyunda bir ışık katabilmiştir umarım.
Adalet’in olmadığını kabul ediyorum. –ki kimse olduğunu ispatlayamaz kimse. Nihayetinde birkaç ay sonra savcı takipsizlik kararı vermiş. Eve bir kâğıt geliyor ve öyle öğreniyorsunuz.
OHAL’de adaleti başka yollarda aramak gerekecek. Ya da siktir et mülkü de adaleti de. Ne yapabilirim gerçekten bilmiyorum. Gerçekten adil bir sonuç alacaksam, şuan ki adalet servis sağlayıcım olan (özgürlüğümü garanti altına alan) bu mülk ile olamayacak.(YEİS!!!) ESCOBAR ölmese idi ona söylerdim. Belki ne bileyim ÇATLI’ya. Kim güçlüyse adaleti o dağıtır. Bana adaletini dağıtamayan öğretmen, saygıyı ona göre hak eder. Ona bu acziyet ömrü yettikçe yeter. Budur işte mülkün temeli adalet.