
Kiana Khansmith
"I'm Dorothy Gale from Kansas"
sheepfilms
todays bird
d e v o n
almost home
TVSTRANGERTHINGS
Cosmic Funnies
🩵 avery cochrane 🩵
Mike Driver

PR's Tumblrdome
he wasn't even looking at me and he found me

⁂
noise dept.

Today's Document
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open

if i look back, i am lost
YOU ARE THE REASON
Lint Roller? I Barely Know Her

seen from Germany
seen from United States

seen from United States

seen from Chile
seen from United States

seen from United States

seen from United States

seen from T1

seen from France
seen from United States
seen from Brazil
seen from Indonesia

seen from Saudi Arabia
seen from Belgium

seen from United States

seen from Brazil

seen from Germany
seen from United States
seen from United States

seen from United States
@salih3888

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
Sevgilime Vermediğimi Komşuma verdim
Ben Nermin. 20 yaşında, 1.72 boyunda, 50 kiloda, esmer güzeli bir kızım. Üniversite için geldiğim İstanbul'da yurtta kalmak istemediğim için ailem daire tutmuştu. Güzelliğim konusunda herzaman kendime güvenirdim. Üniversitenin ilk yılında Emre isminde bir çocukla çıkmaya başlamıştık. Onunla tanışma partilerinden birinde tanışmış ve sürekli birlikte vakit geçirirken kendimizi sevgili olmuş halde bulmuştuk.
Evde tek kaldığım için Emre bazen bende kalıyor ve birlikte uyuyorduk. Birlikte uyumanın getirdiği sonuçlar, sabahları elini ya mememde ya da amımda bularak uyanmam oluyordu. Önce hiçbirşey olmamış gibi davrandım, uyku hali diye ses etmedim, ama ilerleyen günlerde, Emre'nin eli amımı okşamaya, külotumdan içeriye girmeye başladı. Ben pijamayla uyumayı sevmediğim için külotla yatardım sadece ve ona tek engel olan ince külodumdu ve bu da onu durdurmuyordu. Elleri daha cüretkar bir hal alınca, ağzımdan çıkan iniltiye engel olamadım. Bir anda beni sırtüstü yatırıp üzerime çıktı ve deli gibi öpmeye başladı. Ona aynı şekilde karşılık verdiğimde, Emre aldığı cesaretle, askılı tişörtümü sıyırıp memelerimi emmeye, ısırmaya başladı. Bir eli de amımı kurcalamaya devam ediyordu. Bakire olduğum için tereddütte kalıyordum yine de. Bekaretimi bozmasından korkuyordum. Bunu ona söylediğimde bekaretimi bozmayacağına söz verdi. Rahatlamıştım.
Daha önce Emre'yle hep öpüşür, sürekli birbirimizi ellerdik, ama hiç çırılçıplak kalıpta yapmamıştık. Beni çırıl çıplak soydu (ki bunun için tişörtümü ve külotumu çıkarması yeterli olmuştu) ve dudakları yavaş yavaş aşağıya doğru ilerleyip adresine ulaştı. Amıma yumulduğunda yaşadığım zevki şuan yazarken bile hissediyorum. Amımı öyle bir yalıyordu ki, iniltilerime engel olamıyordum. “Bal gibisin aşkım, yerim amcığını!” deyip daha çok emmeye başlıyordu. Dili deliğimden içeriye kaydığında şaşkınlıkla çığlık attım. Resmen diliyle sikiyordu beni. O kadar heyecanlanmıştım ki, o an sikse beni umrumda olmazdı. Bekaret korkum uçup gitmişti. Ama bir kere demiştim bozma beni diye. İnatla beni çıldırtacak hareketler yapıyor, ama yarak diye yanan amıma sikini sokmuyordu.
Daha önce kimseyle sikişmemiştim, ama bu konu da cahil de değildim. Sürekli porno filmler seyreder, seks hikayeleri okurdum. Emre 69 yapmamızı istediğinde bu yüzden tedirgin olmadım. Nasılsa bekaretim sağlama alınmıştı. O günden sonra hep aynı rutini tekrarlar olmuştuk, ama ben artık daha fazlasını istiyordum. Ama Emre ısrarla beklememiz gerektiğini, beni acele ettirmek istemediğini söylüyordu. Aradan geçen aylar beni daha da azgın birine dönüştürmüştü. Artık sikilmek istiyordum. Gözümü karartmıştım bir kere.
Emre ile ilişkimiz bu şekilde devam ederken, bu arada karşı komşum Levent Bey de iyice aklımı çelmeye başlamıştı. Adam 45’indeydi, ama oldukça dinç ve yakışıklıydı. Uzun boylu, küt saçlı, mavi gözlü, kısacası bir kadının onun kollarına atlamaması için hiçbir sebep yoktu ve zaten sürekli yanında kadınlar olurdu. Sevgilimle harika vakit geçiriyorduk, ama ben hep fantazilerimde kendimden büyük biriyle sikiştiğimi hayal ederdim ve Levent Bey’i düşünüyordum artık o hayallerde.
Emre sömestir tatilinde ailesinin yanına gidince ben tek kalmıştım. Bir ay daha gelmeyecekti ve bana yeterli gelmeyen o yüzeysel sevişmelerden bile mahrum kalmıştım. Bir gün yine tek başıma televizyon seyrederken elektrikler kesildi ve ben karanlıktan çok korkardım. Emre’yi aradım ve telefonda ağlayarak konuşmaya başladım. Korktuğumu ve onun burda olmamasına ettiğim lanetleri o kadar sesli söylüyordum ki, dışardan duyulacağını hiç düşünmemiştim bile. Sinirle telefonu kapadığımda çok geçmeden kapıda bir ses duydum. Birisi kapıya vuruyordu. Elimdeki telefonun ışığıyla kapıya gidip açtım ve Levent Bey’i görünce hissettiğim rahatlama duygusuyla boynuna atladım. Ama ne atlama! Resmen vücudum vücuduna yapışmış, tek beden olmuştuk. Geri çekildiğimde adamın şaşırdığı belli oluyordu, çünkü tepkisiz kalmıştı.
“Şey özür dilerim... Karanlıktan nefret ederim ve sizi de görünce çok sevindim!” dedim. O da, sesleri duyduğunu ve iyi olup olmadığımdan emin olmak için geldiğini söyledi. Yalnız kalmak istemediğimi söyleyip, içeri davet ettim. Beni kırmadı. Kanepeme oturduğunda hemen yanına oturdum ben de. Ne de olsa korktuğumu bahane edebilirdim. Havadan sudan konuştuktan sonra konuyu nasıl değiştireceğimi düşünürken, bir an bir şey alma bahanesiyle ayağa kalktım ve tökezliyormuş gibi yapıp kucağına düştüm. Ellerimi boynuna dolamıştım. Nefes alışlarının hızlandığını duyabiliyordum. O da beni istiyordu, belliydi. Çünkü ne zaman beni görse beğeniyle süzdüğünü farkederdim. Anlaşılan ilk adımı atmakta tereddüt ediyordu.
İçimdeki ateşli Nermin uyanmıştı bir kere. Dudaklarına yapıştım. Beni geri itip, “Ne yapıyorsun sen?” diye sordu. Hemen ayağa kalkmıştı. Gideceğini anladığım için panik yaptım. “Sen de beni istiyorsun biliyorum. Uzun zamandır beni siktiğini hayal ediyordum. O evine getirdiğin orospulardan neyim eksik? Niye esirgiyorsun yarağını benden?” dedim ve ağlamaya başladım. Gözlerimiz karanlığa alıştığı için yüzünü seçebiliyordum. Odayı aydınlatan mum da işe yarıyordu. Bana bakışlarından anlaşılıyordu beni ne kadar sikmek istediği.
“Güzelim benim!” diyerek kolları arasına aldı beni ve sıkıca sarıldı. Nefesi boynumu okşuyordu. “O zibidiyi yanında gördüğüm her gün nasıl uykunun bana haram olduğunu bilmiyorsun sen! Ben seni sikmek isterken o sikiyordu. O tatlı amcığının hayaliyle ya 31 çekiyordum, ya da o karıları sikiyordum. Şimdi seni sikmemi istediğini söylediğinde sana olan duygularımı anlayıp, alay ettin sandım!” dedi. Halen sarılı bir şekildeydik ve sertleşen sikini hissedebiliyordum.
O an o kadar mutlu olmuştum ki, geri çekilip yüzünü ellerimin arasına aldım, “ Sik beni Levent! Sike doyur! Sadece sen doyur aşkım. Emre’ye siktirmedim kendimi, bu am senin yarağını istiyor. Orospun yap beni. Amım yanıyor!” dediğimde, hızla öpmeye başladı. Artık aramızda sınır kalmamıştı. Öpüşleri o kadar ateşliydi ki, amım sırılsıklam olmuştu. Tecrübeli olduğu çok belliydi ve beni feci ateşlemişti. Hızla bluzumu çıkarıp memelerime yumuldu. Sütyen takmayı sevmemem işime yaramıştı. Memelerimi emiyor, dilliyor, dişleri arasına alıp sıkıştırıp beni zevkten uçuruyordu.
Sonra beni kucağına aldı ve kanepeye yatırdı. Kendisi de hızla soyunup yanıma geldi. Üzerinde boxer vardı sadece. Külodumu da çıkardığında bakire amım onun insafına kalmıştı. Hiç vakit kaybetmeden yalamaya, emmeye başladı. Ama ne yalama! Resmen yutuyordu amımı. İştahla emiyor, beni zevkten uçuruyordu. Emre de amımı yalardı, ama şimdi aldığım zevkle kıyaslanamazdı onun yaptıkları. Başını ellerimle daha çok amıma bastırıyordum. O da bundan memnun, diliyle sikiyordu beni.
Ne kadar devam etti bilmiyorum, ama feci orgazm olmuştum ve o bana insaf etmiyor, devam ediyordu. “Hadi sik artık beni!” diye yalvarmaya başlamıştım. “Hemen olmaz, iyice bir tatmam lazım seni. Hep bu anı bekledim. Artık o pezevengi umursamadan sikecektim seni zaten. Şimdi sen de istiyorken bunun iyice bir tadını çıkarmam lazım!” dedi. O an çok şaşırmıştım, ben istemesemde sikecekti beni yani. Bunu duyunca daha da isteklendim, “Ben istemesemde sikecektin yani beni?” dedim nefes nefese. “Kaçarı yoktu. Bu yarak senin amına eninde sonunda girecekti!” dedi. Bu sefer bir parağını amıma sokmuştu ve yalamaya öyle devam ediyordu.
Sonra ayağa kalkıp boxerını da çıkardı. Gördüğüm şey karşısında korktum. Yarağı o kadar büyüktü ki, 20 santimden büyük olurdu da küçük olmazdı. O kocaman şey nasıl amıma girecekti benim. Korktuğumu anlamış olacak ki, hemen yanıma gelip dudaklarımdan öpmeye başladı. Hemen ona karşılık verdim. Bacaklarımı beline doladığımda siki amıma sürtünüyordu. “Korkma aşkım. İlk seferde biraz acıyacak, ama sonra benim sikimden başka bir şey düşünemeyeceksin. Sadece benim sikim dolduracak o güzel amcığını!” diyordu.
Zaten acıyı göze almıştım, “Hadi sik artık beni!” dedim. Bacaklarımı açıp, sikinin başını sokmaya başladı. Biraz zor oluyordu, ama sesimi çıkarmadım. Yavaş yavaş sokmaya başlarken ne olacağını sabırsızca bekliyordum. Birkaç girişimden sonra tamamını soktuğunda, acıyla çığlık attım. “Tamam aşkım geçecek birazdan. Tamamını da aldın. Bundan sonrası zevkli geçecek. Bu am sikimin müptelası olacak. Hep sikilmek isteyecek. Seni sadece ben sikeceğim. Bu am artık benim!” dedi.
Gerçekten acı geçtiğinde, bu sefer de arzudan acı çekiyordum. Kalçamı kaldırıp oynatmaya başladım. İşareti alan Levent de içimde hareket etmeye başladı. Bacaklarımı beline doladım. Onu daha çok hissetmek istiyordum içimde. “Daha hızlı sik beni aşkım, sikine doyur. Daha hızlı, daha hızlı! Bu am senin yarağın için çıldırıyor!” diye onu ateşliyordum. O da daha hızlı git gel yapmaya başladı. "Ahh, ohh!" sesleri odada yankılanıyordu. Her git gelde sikini tamamen içime gömüyordu. Başta o koca sik nasıl amıma girecek diye düşünmüştüm ama alıştıktan sonra aldığım zevk o kadar büyüktü ki, yaşadığım o kısa süren korku şimdi çok saçma geliyordu. Ben bu arada orgazm üstüne orgazm yaşıyordum.
Sonunda o da boşalacağını söyleyip içimden çıkmaya çalışınca, bacaklarımla sımsıkı sardım onu. Tehlikeli dönemde değildim ve o muhteşem sıcaklığının içime boşalmasını istiyordum. “İçime boşal aşkım. Sakın çıkma. Orası artık senin yerin!” dedim. Haykırarak içime boşalırken, sanki tazyikli su fışkırtıyorlardı içime. Boşalması çok uzun sürmüştü. Daha sonra üzerime yığıldı, ama ağırlığı çok hoşuma gidiyordu. Siki halen amımla anahtar kilit pozisyonundaydı. Ona, “Harikaydın aşkım. Bundan sonra sadece beni sik. O yarağın tadına sadece ben bakacağım!” dedim.
Benimle birlikte yan döndü. O sırada elektrikler de gelmişti. Ben bir an utanır gibi oldum, ama bana sıkıca sarıldı. Bir eli kalçamı okşuyordu. “Utanma aşkım. Hem tabi ki bundan sonra seni sikeceğim. Böyle taze am bulmuşum bırakırmıyım. Uzun zaman geçse de doymam ben bu tatlı amına. Ben seni daha çok sikeceğim. Bu amı yiyip bitireceğim!” dedi. Nazlanır gibi yaptım, “Öyle mi? Ama senin sikin de Emre’ninkine kıyasla oldukça heybetli. İyiki ona siktirmemişim kendimi. Senin sikin varken onu daha istemem zaten!” dedim.
Bu söylediklerim onun sikinin tekrar canlanmasını sağladı. “Yine mi? Daha yeni siktin beni!” dedim şaşkınlıkla. Yan döndüğümüzde siki içimden çıkmıştı. Bir eliyle amımı okşamaya başladı. “Bu taze am varken benim sikim hiç inmez ki!” dedi ve beni kucağına alarak banyoya götürdü. Benim amım ve onun siki kan içindeydi. Beni bir güzel yıkarken, elleriyle de vücudumu okşayarak ikinci sefer için hazır hale getiriyordu beni.
Yıkanma faslı bittiğinde hızla dudaklarına yapıştım. Çılgınca öpüşüyorduk, dillerimiz dans ediyordu sanki. Bir bacağımı beline doladım ve omuzlarına tutunup sıçrayarak ikincisini de doladım. Şimdi tek iş sikinin amıma girmesiydi ve çok geçmeden de adresine giriş yaptı. Artık kendimde değildim, bambaşka birine dönüşmüştüm. Çılgın gibi kucağında zıplıyor ve en derinlerime kadar sikini alıyordum. Beni kucağında çamaşır makinesinin üzerine oturttu ve sikmeye öyle devam etti. Arada da meme ucumu ağzına alıyor, dişleri arasında kıstırıp, çekiştiriyordu. Git gelleri daha da hızlanmıştı ve sonunda aynı anda geldik.
Boynuna sarılıp, “Harikasın aşkım. Tükettin beni!” dedim. “Daha bu ne ki?” diye güldü. “Nasıl yani?” dedim. “Bu amın tadını almışım, iki sefer bana yeter mi? Daha sabaha kadar sikecem seni. Başka yolu yok!” dedi. Şok oldum. Gerçekten yorulmuştum ve Levent’teki enerji beni şaşırtmıştı. Ama bir yandan da mutlu olmuştum. Gerçek bir kadın yapmıştı Levent beni ve dediği gibi sikinin müptelası olmuştum. Ama, “Önce biraz uyuyalım aşkım. Sonra yine sikersin beni. Azcık dinleneyim!” dedim. Beni kırmadı ve yatak odama gidip, sarmaş dolaş yattık.
Ne kadar uyudum bilmiyorum, ama amımda hissettiğim ıslaklıkla uyandım. Kafamı kaldırıp baktığımda Levent’in amımı yalamaya başladığını gördüm. Şaşkınlıkla, “Ne arsız şeysin sen!” diye güldüm. Yorgun olmama rağmen vücudum istekli ve hazırdı. “Bu amı bırakmak kolay mı orospu? Sikim tadını aldığından beri inmek bilmedi. Bu gece sabaha kadar uyku yok. Bu sik bu amdan çıkmayacak!” dedi. Kaba konuşmaları tuhaf bir şekilde hoşuma gitmişti. Hemen havaya girdim. Onu kollarımın arasına çekerek, “Sik beni aşkım. Orospun yap. Parçalama amımı. Amım senindir artık. Terkedeceğim o Emre’yi de. Senin sikini yemişim, bakar mıyım başkasına. Tek sikicim sensin!” dedim.
Tek hamlede içime girdi. Hırslanmıştı sanki. Hızla gidip geliyordu. Bir yandan da, “Bu ama benimkinden başka sik girmeyecek orospu, duydun mu beni fahişe? Başkası sikerse onu da sikerim, bu am sadece benim!” diyordu. “Bu am senin yarağını yemiş, başkasını ister mi hiç? Sen ne zaman istersen bu am senindir. İstediğin kadar sik beni. Sikine doyur!” diyordum ben de nefes nefese.
Bu sefer boşalması epey uzun sürmüştü. Bacaklarım beline dolanmış halde kaldık yatakta. İkimiz de tükenmiştik. Yana kayacağı zaman bacaklarımı daha sıkı doladım, onunla tamamlanmış hissediyordum kendimi. “Vay orospu vay! Demek içinden çıkmamı istemiyorsun?” dedi gülerek. “Napayım, sende bu sik varken ben senden nasıl ayrı kalayım? Amım seni istiyor. Böyle uyuyalım!” dedim. Sabaha kadar içimden çıkmadı.
İlk ben uyandım. Onu uyandırmadan yan döndüm. Üzerindeki örtüyü çekip, sikine daha yakından baktım. Hep o yalamıştı beni. Ben yalamamıştım. Bir tek Emre’nin sikini yalamıştım, çünkü onunla sikişmiyorduk. Beni kadın yapan Levent’i ödüllendirmeliyim diye düşündüm ve yarağını ağzıma aldım. İştahla yalıyor, alabildiğim kadar ağzıma alıyordum. Levent hemen uyanmıştı, “Vay orospu, azgın şıllık. Bitirdin beni, harikasın!” diyordu. Yarağı çok geçmeden dimdik olmuştu. Sonra da beni altına aldı ve yarağını tek hamlede içime soktu. “Dölleyeceğim seni orospu, içine akıtacağım. Bitirdin beni. Amcığının delisi oldum!” diyerek daha da sert sikiyordu beni.
Dünden beri tahriş olan amım acıyordu, ama umrumda değildi, zevk daha fazlaydı. “Dölle beni. Daha sert sik. Sikicim. Erkeğim. Aşkım!” diye inliyordum. İnlemelerimizi duymayan kalmamıştı kesin, ama umursamıyorduk. Daha sonra beni domalttı ve arkama geçti. Götümü sikecek diye korkup itiraz edecektim ki, “Korkma aşkım, bu seferlik götünü sikmeyeceğim, ama götün de benim, kimselere vermem!” dedi ve domalmış halimle amımdan sikmeye başladı. Sonuna kadar köklüyordu. İnanılmaz zevk alıyordum. Bir süre daha bu pozisyonda devam ettik. Sonra kendisi yatağa uzanıp, beni de kucağına çekti, “Şimdi biraz da sen sür beni, kontrol sende!” dedi. Heyecanlanmıştım. Sikinde kalkıp oturmaya başladım. Sonuna kadar içime alıyor, hızla inip kalkıyordum. İkimiz de aynı anda boşaldık ve üzerine yığılıp kaldım.
Emre geldiğinde ondan ayrıldım. Artık Levent’le her fırsat bulduğumuz an sikişiyoruz. Bazen ben okulu asıyorum ve bütün gün yataktan çıkmıyoruz. Sikinin müptelası oldum ve o da amımın delisi!
Kaynımı yatağımda başka kadınla yakaladım
Merhabalar. Ben Adanadan Naciye, 32 yaşındayım, 14 yıllık evliyim. İstanbulda teyzesinin yanında okuyan bir oğlumuz var. Kocam 45 yaşında, bir fabrikanın bekçiliğini yapıyor. Günlerimiz herzamanki gibi geçerken, köyden kayınım geldi. Kayınım 20 yaşında, askerliğini yapmış, köyde birkaç ay takıldıktan sonra, Adanaya iş bulup çalışmaya gelmiş. Bizden başka kalacak yeri olmadığından da, iş ayarlayıp ev tutana kadar, bizde kalmaya başladı. Kaynım çok sevimli bir genç, çok ta yakışıklıdır kerata. Bana da saygıda sevgide kusur etmez, bende onu çok severim.
Birgün öğleden sonra kocamı işe yolladıktan sonra komşulara oturmaya gitmiştim. Akşama doğru herkes dağılınca bende eve döndüm. Kapıyı açtığımda, yatakodamdan sesler geliyordu. Bunlar bir kadının ahlamaları, inlemeleriydi. Yalan yok, hemen aklıma kocam geldi, kocam ben evden çıktıktan sonra geri gelmiş, eve karı atmış, sikiyor diye düşündüm. Çünkü bu kayınım olamazdı, tüm gün iş aramaya gidiyor ve geç geliyordu. Yavaşça yatakodama doğru ilerledim. Yok yanılmıyordum, içerden karı sesi geliyordu. Binbir öfkeyle yatakodasının kapısını açıp, o kızgınlıkla içeri dalmam bir oldu. Yatağımdaki manzarayı görünce dondum kaldım. Amanıınnnn! Benim yatağımda, ucuz bir sokak orospusu ve kayınım sikişiyorlar. Her ikiside anadan doğma çıplak, kayınım orospuyu domaltmış sikiyor. Nasıl öfkelendiysem o anda, söyleyecek laf bulamadım, elim ayağım titredi, gözlerimin önü karardı ve “Yetişin kalbim duracak...” diye bağırarak, düşüp bayılacak gibi oldum...
Kayınım hemen, “Yenge, iyimisin? Birşeyin yok ya?” diyerek, dal taşak yataktan fırladığı gibi yanıma koştu, beni tutup kaldırdı ve mutfağa su içirmeye götürdü beni. Kayınım beni mutfaktaki sandalyeye oturttuğu ve bana su verdiği sırada, o siktiği orospu da apar topar evimi terkediyordu. Suyu içtim ve ayağa kalktım, “Gitti mi o orospu?” diye koridora bakmak için. Kayınım da dal taşak, kalkık sikiyle arkamdan geldi. Orospunun gittiğinden emin olduktan sonra kayınıma fırça atmaya başladım, “Tüh sana rezil! Hadi orospu sikmene birşey demiyorum, ama niye eve getiriyorsun? Niye benim yatağımda sikiyorsun?” dedim. Kayınım da, “Yenge, hata yaptım biliyorum, otele verecek param yoktu, çok büyük eşeklik yaptım, seni üzmek istemedim, nolur abime söyleme...” falan diye elime ayağıma yapışıyor, özür diliyordu...
Sinirim daha yatışmamıştı, “Defol git, gözüm görmesin seni, siktiğin karı da karıya benzese ya...” dedim ve yatakodamı toparlamaya gittim. Kayınım yine geldi arkamdan, kendini affettirmek ve yeniden gönlümü almak için çabalıyordu. Arkamdan sarıldı bana, “Birtanecik yengeciğim benim, dünyanın en iyi, en anlayışlı, en güzel yengesi...” gibi laflar etti. Bu laflar karşısında biraz yumuşar gibi oldum, ama bu sefer de başka bir konudan dolayı kafam karıştı. Kaynımın siki halen kazık gibiydi ve bana sarıldıkça siki resmen götüme dayanıyordu. “Aslan yengem benim, affettin mi beni, abime söylemeyeceksin değil mi?” diye arkamdan bana sarıldıkça, sikiyle de götüme sürtünüyordu. O anda bana ne olduysa duygularım karmakarışık oldu, ve amımın sulanmaya başladığını hissettim. Kayınım acaba bilerek mi, yoksa kazara mı sürtünüyordu götüme? Bundan emin olmak için, “Tamam, affettim... Hadi bırak ta çarşafı değiştireyim, sende üstünü başını giyin...” dedim.
Ama kayınım arkama sülük gibi yapışmış, “Birtanecik yengem benim, anlayışlı yengem benim...” diyerek, götüme sürtünmeye devam ediyor, resmen kerkiniyordu. Bir an kendi kendime (Kaynıma haksızlık ettim galiba, aslan gibi delikanlı, askerden yeni geldi, canı tabi ki sikişmek isteyecek, garibin işi de yok, parası da yok, olan parasını da orospuya verdi ve tam sikemedi de...) diye düşündüm ve üzüldüm. Ve ayrıca ben de kadındım, benim de cinsel ihtiyaçlarım vardı, kocamla en son nezaman sikiştim hatırlamıyordum bile. Kafamda bu düşünceler ve amımın iyice ıslanması neticesinde, döndüm ve kayınımın dudaklarına yapıştım, deli gibi öpmeye başladım. Bu sefer şok olma sırası kayınımdaydı. Yaptığım bu hareket karşısında resmen heykel gibi donmuştu. Kayınıma, “Hadi çabucak git banyoya, duş al gel, az önce bir orospunun amına giren yarağın benim amıma girmesini istemiyorum!” dedim. Kayınımın şaşkınlığı daha da artmıştı, “Tamam yenge...” diyerek, koşarak gitti banyoya...
Ben de o arada (ucuz ve kalitesiz orospu parfümü kokan) çarşafı ve yastıkların yüzünü değiştirdim. Dantelli iççamaşırlarımı giydim, üstüme de geceliğimi giyerek yatağa uzandım, kaynımı bekliyorum. Kaynım çabucak duşunu aldı, çırılçıplak geldi ve yatağa, yanıma uzandı. Siki hala kazık gibiydi. Hemen öpüşmeye başladık. Geceliğimi çıkardı, öyle bir saldırıyor ki, dudaklarımı, boynumu, gerdanımı morartacak nerdeyse. “Yavaş ol biraz, elinden alan yok, oramı buramı morartma...” deyince, “Yenge iki senedir kadın yüzü mü gördüm sanki...” dedi ve daha dikkatli öpmeye, yalamaya devam etti. Ama südyenimi ve kilodumu yırtarcasına çıkardı. Memelerimi aç kalmış bir çocuk gibi emiyordu. Sürekli, “Şşşşt yavaş, kaçmıyorum, burdayım, seninim...” demek zorunda kalıyordum. Hele amıma yumulduğunda, nefessiz kalacaktı nerdeyse, yarım saate yakın yaladı amımı. Bu yarım saatte en az üç sefer boşaldım ağzına. Amımın sularını köpek gibi yalayıp yutuyor, inim inim inletiyordu beni...
Benim halimin de kayınımdan kalır yanı yoktu, bir an önce sikilmek istiyordum. Doğruldum, kaynımı altıma aldım. Önce yarağını ağzıma aldım, yaladım emdim biraz. Sonra da amımın dudaklarını ayırıp, yarağın üstüne oturdum. Ohhhhhh! Dünya varmış! Nezamandır amıma yarak girmiyordu. Kaynımın yarağı üstünde ufak ufak hareket etmeye başladım, yukarı aşağı, ileri geri. O kadar çok zevk alıyordum ki, o anda odaya kocam değil, anam babam bile gelse bırakamazdım. Az sonra kayınım da alttan alttan köklemeye başlayınca, ben yarağın üzerinde daha da hızlandım. İkimizin de dayanacak mecali kalmamış, aynı anda orgazm olup boşalmıştık. Bir ara kaynımın boşalması hiç bitmeyecek sandım, tam bitti sandığım anda yeniden akıyordu dölleri amıma. Kayınımın dölleri amımın içinde am sularımla karışmış, amımı dolduran yarağından boşluk kalmadığı için dışarı süzülecek yol arıyordu. Tam biraz dinlenmeyi düşünürken, kayınım yarağını amımdan çıkarmadan, yeniden hareketlendi ve alttan alttan sokup çıkarmaya başladı. “Aşkım ben yoruldum, dinlenelim biraz...” deyince, kaynım, “Sen dinlen...” diyerek beni üstünden indirdi ve yatağa ölmüş kurbağa gibi, yüzükoyun yatırdı...
Ben dinleneceğimi sanıyordum, ama rahat bırakmadı, baldırlarıma oturdu ve yaba gibi elleriyle götümün kaba etlerini yoğurmaya başladı. Arada bir başparmağıyla büzüğümü okşuyordu. Sonra kaba etlerimi yanlara ayırdı ve büzüğümü yalamaya, götümün deliğine dilini sokmaya başladı. Kaynım niyeti bozmuş, götümü sikmeye hazırlanıyordu. 12 yıllık evliliğimden beri, götten sikilmenin nasıl bir duygu olduğunu merak edip dururdum zaten, o yüzden nihayet götüm sikilecek diye seviniyordum bile. Kaynımın işini kolaylaştırmak için, yastığın birini aldım, altıma yerleştirdim, götümü biraz kaldırdım. Kayınım parmaklarıyla amımdan aldığı sıvıları büzüğüme dolduruyordu. Sonra baldırlarımdan biraz daha yukarı kaydı ve kaba etlerimin yakınına oturdu, yarağının başını götümün deliğine yerleştirip içeriye itmeye başladı. Ben götümü biraz daha kaldırınca, kaynım yarağının hepsini, götümü yara yara, dibine kadar geçirdi. Çok acıyordu ama sıktım dişlerimi ve bu zevkli acıya dayandım...
Az sonra kaynım üzerime uzandı ve köklemeye başladı. Kaynımın vücudu benim sırtıma iyice yapışmış, sadece Poposu kalkıp kalkıp iniyor, yarağı götüme girip girip çıkıyordu. Götüm biraz alıştıktan sonra, altımdaki yastığı çektim ve kaynımın önüne götümü domalttım, bende götümü ileri geri hareket ettirmeye başladım. Kaynım yaklaşık yarım saate yakın sikti götümü ve ardından götümün içini de doldurdu dölleriyle. Kayınım da yorulmuştu, dizleri titriyordu. Birlikte duş aldık, yeniden girdik yatağa. Ve sabah kocam fabrikadan dönene kadar çıkmadık yataktan. İkimizde sikişmeye doyamıyorduk, dinlene dinlene, sevişe sevişe, sabaha kadar sikiştik kaynımla. Kaynım sabaha doğru gitti kendi odasına bir-iki saat uyumaya, bende kendi yatağımda kocamla birlikte uyudum. Kocam tüm gece boyunca uyumadığı ve çalıştığı için hemen sızdı ve öğleden sonra 4’e kadar uyudu tabii. Ben öğlen 2’ de kalktım, kaynımı da kaldırdım, birlikte kahvaltı yaptık. Kahvaltıda gece yaşadıklarımız hakkında konuştuk ve sabırsızlıkla kocamın işe gideceği saati ve tekrar sikişeceğimiz anı bekledik...
Benim Canım Eda Yengem
By admin on Haziran 29, 2023
Merhaba ben emre 29 yaşındayım kamu sektöründe teknisyen olarak çalışmaktayım. İsimiz gereği bazen yurt ici veya yurt dışına göreve gitmekteyiz. Suan için atamali olduğum yerde birlikte çalıştığımız Selman ağabeyin 10 aylığına yurt dışı misyonu çıktı ve hemen gitmesi gerektiği için 2 ay evvel doğum yaptığı eşi eda yengeyi oda benimle akran bembeyaz sut gibi deriyi olan fizik miktarları siradan sayilsada natürel hoşluğu olan biri memlekete birakamamisti. Eşinin annesi 3-4 gun sonra gelecegi için bana göz kulak olmamı söyledi. Eda yenge ile bende çok dürüsttük zira bekar olduğum için Selman ağabey akşam yemeklerine hep onlara götürür saatlerce hep beraber oturur sohbet eder yeni doğan yeğenimi severdim. Zamanla dosttan ziyade sırdaş gibi olmuştuk. Eda yenge basbasa kaldigimiz yarıyıllarda bana Selman ağabeyden hep ağlanır kaba biri olduğunu ve özel gunlerde ona hiç değer vermediğini ve bi erkek olarak her mevzuda makûs oldugundan filan bahseder bende bekarligin vermiş olduğu abazalik ve onun bana haddin fazla dürüst olması, yakınlığı ve natürel hoşluğundan etkilendiğim için onu bu konuşmalarda kocasına karşı hep doldurmuştum. Otagardan Selman ağabeyi göreve gitmesi için yolcu ettikten sonra Eda yenge ve çocuğunu eve bırakmıştım.Sex hikayesi Bütün gitmek üzereyken kapıda bana annem gelene kadar izin veya rapor alabilirmisin ben tek kalmaktan çok korkuyorum çocuğa bakma kısmında tek kalmaya güvenemiyorum demişti. Haklı kadın logusaliktan yeni çıkmıştı ve yalnız kalacaktı. Bu benim içinde bi fırsatti eda yenge ile daha yakinlasabilirdim ama yinede yenge girip çıktığımı gören olursa söz söz çıkar hem Selman abininde haberi yok kasvet yasariz desemde onemli degil ikimizin arasinda sir olursa kimse öğrenmez dedi ve annem gelesiye kadar 3-4 gun hiç cikmazsin kimsede seni görmez dedi. Bende peki diyerek kısım amirimden 5 gün bahane izni arz ettim kabul edince benden çok o sevindi. İster istemez icim giciklansada anlam veremedim bu kadar sevindigine ama gercekten korkuyor diye dusundum. Sonrasinda evin ihtiyaclari icin alisveris yaptim ve kimseye görünmeden eve geri geldim Akşam yemek faslı derken sonrasında yegenimle azıcık oynayıp beğendikten sonra odasina goturup çocuğu emzirdi, yattırdı ve odasının kapısını sarih vazgeçip benim yatağımı kurduğu oturma odasına geldi. Çay içerken Sohbet sohbeti acti ben burada cok bunalıyorum muhtemelen sen olmamis olsaydin başka bir deyişle sohbet edecek beşerim olmamis olsaydi tayin istetirdim selmana dedi. Bende bunalmadığımı ve kendimce bi ortamimin olduğunu ve civara gore kendime ihtimal yarattigimi söyledim oda gülerek biz öğreniyoruz senin etraflarını kulağımıza geliyor deyince bende güldüm. Bide siz varsiniz arada size gelmek yasitim olarak seninle sohbet etmek ve süre gecirmek daha guzel oluyor dedim teşekkür ederek oda benimle sohbet faktörün ona iyi geldigini burda baska kimsesi olmadığı Tek dostu ben oldugumu ve kendini bana cok yakin hissettigini ve cogu zaman beni yemeklere kendisinin cagirttigini söyledi.Bende ona dedimki hem ben senin Selman ağabeyden sikildigindan daha az bunalıyorumdur burda dedim ve fitili atesledim. Oda sorma zati faydası yoktu logusalik bitti adam gerekliyken göreve gitti dedi muzip bir gulumsemeyle olsun gelince is görür artık dedim nerdeeeee aramizda 10 yaş var bazi seyler oyle istediğin gibi olmuyor malesef bide benim çok yanlış zamanıma denk geldi zoraki kaldım evlenmeye dedi. Bende zoraki derken dedim aile baskısından kurtulmak için vs. Uzun hikaye sonra anlatırım dedi. İçimden bi ses 3-4 gun içinde enterasan biseylerin beni bekledigini söyledi. Bana sen istersen yat yat geç oldu dedi. Bende seninle süre harika geçiyor insanın uyuyası gelmiyor hem yarın iş yok 5 gun izinliyim unuttun mu hoşluk dedim lafim hosuna gitmis olmali ki güldü hoşluk mu şakacı dedi bende allahın izniyle evleneceğim insan senin gibi olur eda yengem dedim.
Ayyy aman napacaksin benim gibi birini git dışarıda bi dünya hoşlar var bende ne tip ne fizik var filan dedi bende Eda yenge hic biri senin guzeliginde ve alımında değil dedim. Bu sözüm güzeline gitmiş olacak ki yok ya ben guzelmiyim Emre nerem hoş dedi. Natürel bi hoşluğunun oldugundan tatlı dilinden insanın içini ısıtan gülüşünden bahsederken kalktı ve holdeki aynanın karsisinda kendine bakıyor benim söylediklerim güzeline gidiyordu. O kendine bakarken bende kalkıp arksindan onu yaklaştım ikimizi öğreniyorduk olacakları ve ikimizde çılgın gibi istiyorduk ve duygusal manadada beğenmekten öteye giden bi vaziyetimiz vardı sanki ama itiraf edemiyor aramizdaki arkadaslik yasak aska dogru yelken açıyordu onu izlerken ve benim onu izledigimi aynadan gorurken heycanlanmisti eda yenge dile kolay oda 9 ay gebelik 2 ay logusalik 11 aydir yarak yuzu görmemişti ilk hainimi ben atmaliydim ve tum cesaretimi toplayip ne olacaksa olsun diyerek arkadan Sarılınca hiç ters tepki vermedi kafasını geriye dogru göğsüme yasladi 20-25 saniye suskunluktan sonra ona dinlediğim alaka ve hisler bir bir döküldü dudaklarımdan. Onu ilk gördüğümden beri beğendiğimi her ne kadar evli olsada hep onu istediğimi ve arzuladığımi hatta beraber olmak istedigimi soyledim Oda bana beni hep hoşlandığını keşke Selman ağabeyin değilde onun eşi benim olmamı istediğini ve bana gun geçtikçe eflatuni asik oldugunu selman ağabeyle dahi sevisirken onun yerine beni koydugunu söyleyince onu kendime doğru döndürüp dudaklarına yapıştım istekli bi biçimde yavaş yavaş tempoyu çoğaldırarak opusmeye yigismeye başladık holde birbirimiz soyduk ve benim için hazırladığı odaya geçip lambayı söndürüp tvnin loş ışığında sevismeye devam ettik. Dudaklarından boynuna ordan memelerine kadar uzun uzun yaladim onun o beyaz sut gibi deriyi ve sicakligi coşkudan titremesi beni mest etmisti sonrasında amını es geçerek bacaklarını ve ayaklarını sonra suratı koyun yatırarak ensesinden topuğuna kadar yaladim gizeme o tap taze doğumdan sonra kocasının logusaliktan dolayı sikemedigi cillop gibi pak ami yalamaya gelmişti. Ami o kadar taze ve diriydiki sikilmemis gibi tek bi kil dahi yoktu Ben amını yalayıp gotunu parmaklarken o kendinden geçmiş ara ara kasılmalar yaşamakta bi eli kafamda ve saçlarımda diğer eli aldığı zevkten çığlıklarını komşular duymamasi için agzindaydi. Ben yalarken orgazmi dibine kadar yaşamış beni am suyuna bulamış sikmem için dilenmeler başlamıştı. Bendede vaziyet farksiz değildi hayalini kurduğum kadını 20 dakikadır yaliyor ve azıcıktan değişik değişik pozisyonlarda sikecektim hemde en az 4 gün evin her köşesinde yalamayı vazgeçip sertleşmiş olan yaragimi aminin dudaklarına surtmeye ve klitorisini iyice uyarmaya devam ettim ama o daha fazla dayanamadı eliyle aletimi amina dayadı bende yavaş yavaş içine girdim girmekle birlikte ikimizde ohhhhhh çektik. Onu sikerken ağır çekimde tadını çıkarta çıkarta dudaklarını öpe öpe bedenini yalaya yalaya sikiyordum. Ben ona askimmm karimmm edammm canım yengem seni ilk gördüğümden beri beğendim hep istedim hep seni düşünüp masturbasyon yaptım siktiğim kadınlarda hep seni aradım hayal ettim derken oda ohhh emremmm erkegimmm ne hoş sikiyorsun geçir amima daha sert sik karini daha hizli sik yengeni ohhhh ahhhh bende seni ilk gördüğüm günden beri duygusal anlamda biseyler seziyorum ve hep bana yakın olmani ve hatta benim olmani beni becermeni istiyordum ohhhhh ahhh derken tempoyu çoğaldırdım.
Misyoner pozisyonda 15 dk yakin siktim ve sonrasında onu üstüme aldım azgın Edam azginlikla atın üstündeki jokey gibi zıplıyor o ziplarken sallanan orta büyüklükteki bembeyaz memeleri ve bana yaşattığı zevk beni benden alıyordu. Ohhh kocummm seni bana verene kurban olayim keske selman degil sen karsima ciksaymissin bugune kadar ne sikerdin beni ohhh ahhh harikasin inanilmaz zevk alıyorum inanilmaz bi duygu bu ohhhh bu sozlerin sonuna Eda yenge ustumdeyken orgazmi bi defa daha yaşıyor ve 15 dk bu pozisyonda artık bende sona geliyordum. Ama onu kendime duygusal anlamda aşık etmiş ama seks anlamindada aşık etmek istedigimden bosalmamak icin pozisyon ve mekan değiştirip onu mutfağa götürüp masaya domalttigim gibi pompalamaya başladım. O komşular dinlemesin diye suskunca ohhh ahhh harikasın sen nasil biseysin boşalmak bilmezmisin Selman ağabeyin olsaydı 15 dkda gelmisti. Ahhh ohhh senden hoşlanıyorum Emre seni gerçekten seviyorum senin hep hayatımda ve cevremde olmani hep icimde olmani hatta Selman ağabeyin burda olsa dahi beni beğenmeni sikmeni istiyorummmmm. Ohhh ohhh ahhh sik askim taşaklarını da sok amima kölen yap orospun yap kadının yap ohhhhh soyle beni neyin olarak hayal edip sikiyorsun yasak aşkımız sanada zevk ve coşku aahhhh vermiyormu erkegimmm ohhhh diyordu. Bende seni karım olduğunu hayal ediyorum yengem olarak dusununcede çok zevk aldığımı ve yasak aşkın tarifsiz bisey oldugunu söylerken oda zevkten bennn ohhh senin türbanlı orospunummmm gel artık amim yandı gelll derken onu dahada kudurtup pozisyon değiştirip bacağını omzuma atıp sert sert sikmeye devam ettim sonrasında onu kucaklayip bana hazırladığı yatağa misyoner pozisyonunda sikmeye basladim hem kendimi hem onu çıldırtmaya devam ettim. 10 dk bu pozisyonda daha siktim edami onu kimseyle paylasmak istemediğimi selmanla dahi paylasmak istemedigimi soylerken sert sert pompaliyor sona yanaşırken gelmek üzere olduğumu ona söylüyordum. Eda yenge bacaklarını belime doladı sik askimmm yar amimi dağıt beni mahvet türbanlı fahişeni içime bosalt dölle beniiii Selman ağabeyin var yada yok sen benim artık erkeğim ve emin ol Selman ağabeyin ikinci çocuğu isterse o cocugumun babasi sen olacaksin askimmm sik beniiii ohhhh ahhh sikinin çılgınsı yaptin annem gelince dahi sikeceksin beni bulduğum her fırsatta sana siktirecegim kendimi gerekirse annemi uyku ilaciyla yattırır yinede bu yaragi yerim yinede senin karın senin yengen senin fahisen olurumm gerkirse yasak askimizi anneme dahi anlatirim ahhhh bunu soylemek dahi orgazm ediyor beni yasak askimizi annemin öğrenmesi dahi beni dahada azdiriyor derken ohhhlamar ahhhlamalar eşliğinde içine oluk oluk boşladım ve üstüne devrildim.
Ikimizde terden sırılsıklam ve soluk soluğaydık. Kendine ilk gelen o oldu ve eda yenge beni öpüyor bana minnet dolu aşk dolu gözlerle bakıyor beni beğendiğini söylüyordu. Bende edamin bembeyaz süt gibi vucudunu izliyor elliyor opup kokluyordum. Daha sonra neşe sigarasını yaktim. Ben sigarami icerken edam benim taze kadınım benim türbanlı fahişem benimm benim canim eda yengem yaragimi ilk defa agzina almis benim ufakligi kaldirmakla mesguldu tasaklarimi ve yaragimi oyle yaliyordu ki ben tekli koltukta kafami geriye yaslamis yasadigim zevkin sevincini cikariyordum sigaram bittikten ve yaragimi kaldirdiktan sonra beni yatagima yuzu koyun yatirip vucdumun her yerini yalamaya öpmeye başladı. Hizini alamayan edam hayatimda ilk defa yaşayacağım bisey yapip göt deligimi dahi çılgınlar gibi yaladi benim gibi sekste hic asabı yoktu bu kadının ve bana fantastik zevkler duygular yaşatıyordu. Gizeme bana gelmişti edamin hayranı olduğum dudaklarına yapıştım kemirircesine uzun uzun öpüştük ordan kulak memelerini boynunu yaladim ve vakumladim yavasca asagiya inerek bembeyaz goguslerini uclarini disleyerek yalarken kafami gogusune bastirmis inlemeye baslamisti. Ve en sevdigim yer amina gelmişti sira kilsiz mis gibi amini hayran hayran baktım. klitorisini yalayip sogurdukca yala askim yala emrem ohhh ne guzel bisey buuu ohhhhh süpersin askim süpersin nolur durma devam et beni kolen yap ohhh emremm diyor bende bibyandan yalayıp bi yandan amini parmakliyordum. Sira guzel gotune gelmisti ilk dil darbemi atinca irkildi orayı yala ama oradan vermek için hazır değilim askim dedi bende tekerrür amini yalamaya davam edip parmaklarımı gotune sokmaya basladim bu ona daha ayri bir zevk vermis ve artik sikmemi istiyor icine girmem icin bana beni ikna etmeye çalışıyordu bende yalamayi birakip onu diz cokturup yaragimi agzina verdim aletim kivama gelesiye kadar yaladi ve onu yataga domaltip arkadan yavasca gecirdim amina ilkine kıyasla daha sert tempoda sikmeye başladım eda yengemi. benden ve ondan gelen kimse dinlemesin diye kısık sesle oohhh ve ahlamalar ve şap şap sesinden başka bisey yoktu odada onu sikerken arada gözüm gotune takılıyor ama ilk geceden urkutmek istemiyordum askimi 15 dakikaya yakin bu tempoda ve pozisyonda siktikten sonra onu yataga yan yatirip arda gectim bi bacagini yukarıya kaldirip amina tek atakta girdim ami vicik vicik olan edamdan yuksek sesli bi ohhhhh sesi geldi ve hemen eli ile agzini kapatti yavas tempoda zevkini cikarta cikarta sikiyordum edami bu sefer konuşmuyor yalnızca zevkini yaşıyorduk yaşadığımız bu harika anlarin bu pozisyindan sikilan edam uzerime cikip yaragima oturdu ve ustumde ziplamaya basladi arada dudaklarima yapışıyor arada boynumu yaliyor soguruyordu. Bende onun memelerini emiyor o yoruldugunda alttan ben pompalarken gotunede parmagimi sokuyordum.
Bu pozisyonu cok sevdigini soyleyerek yaragimi nerdese kiracak gibi icine aliyor ve şap şap ustmde zıplıyor artik orgazma fazlasiyla yaklasiyordu bu sebeple kendini kaybedip kisik seslede olsa zevk cigliklari atipp ohhhh emremmm ahhhh harika harika bu muthis bisey sik beni hep sik nolur askim beni birakma ohhhh diyordu bende seni yeni buldum hayatta birakmam askim ohhh bu guzellik birakilir mi hic seni cok seviyorum seni hep sikmek seninle yatıp senile sabaha uyanmak ve uyaninca bidaha sikmek istiyorum askim derken eda yenge ohhhh ahhhh diyerek uzerime kapanip kasilmis orgaz oluyordu bende dahada siddetli orgazm olsun diye alttan çılgın gibi pompaliyordum. Eda yenge titreyerek kasılarak orgazmini olmus sira bana gelmisti 35 dakikadir bu pozisyondaydik onu ustumden indirip holdeki aynanın karşısına goturup mutfaktan aldığım sandalyenin üzerinde çıkartıp domalttim aynanin karsisinda kendimizi izleye izleye tıpkı porno izlermiş gibi sikisiyor ama baş rollerinde biz olduğumuz için bundan ayrı bi zevk alıyorduk onun yaragimi icine her sokup çıkartmamda aldığı zevki yuz ifadesini aynada görmek muthis ve benim onu hunharca sikmemi onun izlemesi daha ayri bi zevkti. Artik sona yaklasmistim icine patlamayip onu yere diz cokturtup agzina yuzune ve memelerine bosalacagimi soyleyerek yaragimi sivazladim oda hic karsi gelmeyerek hemen ağzını açıp bekledi çok geçmeden bedenimde iliklerime kadar çekilme ve elektrik çarpar gibi olup agzina suratına saçına azıcıkta o hoşum memelerine boşladım Agzina gelenleri cok istemesede yuttu ve bosalmam bitince yaragimi agzina alıp yalayarak arındı ikimizde bitkinlikten harap olmuş holde yere yigilmis ikimizde ter icinde tabi edam yuzu memeleri dollu bi sure oyle kalmistik sikismeye erken basladigimiz icin saate baktığımda 03.30 olmuştu. Sonra bana seslenip dusa girecegini soyledi bende kendime gelip onunla dusa girdim birbirimi guzelce yikayip pakledik dustan ciktik. Fazla efor sarf ettigimiz icin azıcık mutfakta karnimizi atistirdik sonra o bebegini emzirdi. Yanıma geldi burada uyuma birlikte yatağımızda yatalim diyerek beni kaldırdı ve yatagimiza geçtik birbirimize sımsıkı sarıldık artik yatarız diye umut ederken birbirimize sirnasmaya ve dayanamayıp sevismeye ve Sonucunda Eda yengeyi sabahın ilk ışıklarına kadar dinlene dinlene ohlamalar ahhlamalar ask dolu konusmalar esliginde kerelerce sikmistim. O ve ben zevk mevzusunda nirvanamizi yaşamıştık. Önümüzde 3-4 günümüzün daha olması bizi mutlu etmişti. Ama Sabah saat 11 gibi aldığımız telefon bizi üzmüştü zira annesi yola çıkmıştı. Ama hiç birimizin öğrenmediği ve hipotez bile edemegi şey başka bir deyişle ben eda yenge ve annesinin temel seruvenin daha yeni başlayacak olmasıydı.

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
Türbanlı Çıtır Kuzenimin Daracık Götü
Selam. Adım Serkan, 27 yaşında, dolgun maaşla çalışan, bekar biriyim. Babam Almanyada yaşıyor. Annemden ayrıldılar ve annem başka birisiyle evlendi. Ben kendi evimde tek başıma oturuyordum. Evi babamın gönderdiği parayla almıştım, ama babam hiç arayıp sormazdı. Amcamlarla komşuydum, evlerimiz yanyanaydı. Amcamla da aramız hiç iyi değildi, aslında tek kavga sebebimiz arsalarımızın sınırı yüzündendi. Amcamın Filiz adında çok güzel vede sexy bir kızı var. Filiz üç kardeşten en büyükleri, yaşı 24. Filizle aramız çok iyi. Filiz nişanlısından ayrılmıştı. Dışarıda kapalı giyinmesine rağmen aslında öyle kapalı falan bir kız değildi. Evde acayip sexy giyinirdi, diz boyunda dar etekler falan. Amcamla anlaşıp evi amcama sattım ve başka bir yerden arsa alıp ev yaptım. Filiz arada bir arayıp hatırımı soruyordu…
Filiz birgün tam mesai bitimi, (6 yaşındaki) erkek kardeşi ile bana uğradı ve akşama bende kalacağını söyledi. Şaşırmıştım, “Hayırdır?” diye sorduğumda, “Korkma, annemin babamın haberi var, bizim evde kalabalık yatılı misafir var, kardeşimle birlikte bu gece sende kalacağız!” dedi. Neyse akşam eve gittik, yemek yaptı, yedik. Çaydı kahveydi Televizyondu derken, kardeşinin uykusu geldi, götürdü yatırdı geldi. Oturduk sohbet ediyoruz. Konuşurken gözümün içine bakıp duruyordu. Bacak bacak üstüne attı, etek diz hizasında olduğu için baya bacaklar gözüküyordu. Ayrıldığı nişanlısından falan konuştuk, internetten yeni birisiyle Chat yaptığını falan anlattı. Ben de, “Neye benziyor, yakışıklı mı?” diye sorunca, “Bilgisayarı aç ta, E-Mailimden resimlerini göstereyim!” dedi. Kalktık Bilgisayarın başına geçtik. Yan yana iki sandalye koydum, yanıma oturdu. Resimleri gösterdi. “Hmmm, çapkın birine benziyor!” diye yorum yaptım. Filiz de bana kız arkadaşım olup olmadığını sordu. “Yok!” dedim ve makara yapmak için, “Bulsana bana birtane!” dedim. “Olur bulayım!” dedi. “Söz mü?” dedim. “Valla, söz!” dedi ve dizini dizime değdirmeye başladı. Ben arada Filizin dizine bakıyorum ve yaptığı bu harekete anlam veremiyordum…
Neyse baya oturduk Bilgisayarın başında, ben üzerimi değiştirmek için müsade istedim, odama gittim Kaprimi ve penyemi giydim geldim. Filiz nette geziniyordu, ben de yanına oturdum. Kadın iç çamaşırlarına bakıyordu. “Kız bunlar ne?” dedim. Güldü, “Hiiç, öylesine bakıyorum, bakmayım mı?” dedi. Ben de, “Bak tabi ki, hatta birlikte bakalım!” dedim. Sütyenlere bakıyordu. Ben, “Pembe olanı güzel!” dediğimde, “Yok ya? Ama erkekler hep siyahı beğenirler!” dedi. “Ben pembe severim, kadının vücudunu açar!” dedim. “Sen çok biliyorsun!” dedi. Bu arada külotlara bakmaya başladığında içim gıcıklanmıştı. Bir süre külotlara baktıktan sonra Filiz, “Offf, sıkıldım!” dedi. “Dur içecek birşeyler getireyim!” dedim, “Olur.” dedi. Mutfaktan iki bardak meyvalı meşrubat alıp geldim. Geldiğimde daha da şaşırmıştım, Filiz bir pørnø sitesi açmış, içine düşecekmiş gibi bakıyordu. “Filiz al bardağını!” dedim. Filiz aldı bardağını ve hiç birşey olmamış gibi, “Otur da bak, adam nasıl am sikiyor, gör!” dedi. Kızdım, “Ne alaka?” dedim. “Siz erkekler odunsunuz, am sikmeyi bilmiyorsunuz!” dedi.
Ben şoka girmiştim adeta. Bir site daha açtığında gözlerim yuvalarından çıkacaktı. Sitede amdan götten müthiş sikişyorlardı. “Vayy neler biliyormuşsun!” dedim ve siteye bakmaya başladım. Bakarken benim yarak kazık gibi oldu tabii. Filiz ansızın, “Sen milli oldun mu? Yani hiç kız siktin mi?” dedi. Güldüm, “Kız, bu laflar da ne?” dedim. Sırıtarak baktı, “Bilinmeyecek laflar mı bunlar?” dedi. “Evet milli oldum! Peki sen milli oldun mu?” dediğimde güldü, “Çoktaaan!” dedi. “Kim yaptı seni?” dedim. “Eski enişten, yani eski nişanlım yaptı!” dedi. Ben dayanamayıp elimi dizinin üstüne koyup yukarı doğru okşayıp çıkmaya başladım. Filiz göğüslerini ileri doğru şişirip gözlerini kapattı, ben de bacak arasına doğru elimi atıp, Tanga külodunun üstünden amını okşamaya başladım. Filiz bana doğru dönüp bacaklarını actı, ben de külodunu yana çekip amını ellemeye başladım. Amı sulanmıştı, ıslaklığını parmaklarımda hissediyordum. Hemen dudaklarına yapıştım ve öpüşmeye başladık…
Bir süre öpüştükten sonra Filiz ayağa kalktı ve “Hadi yatağa gidelim!” dedi. Kalktım ve yatak odasına gittik. Ayakta öpüşmeye devam ettik. Eteğinin fermuarını açıp eteğini aşağıya düşürdüm. Bacakları müthiş güzeldi, kaymak gibi bembeyazdı. Sonra gömleğinin düğmelerini çözdüm ve siyah sütyeni ortaya çıktı. Hemen boynuna yapışıp öpmeye başladım. Filiz ise boynunu sağ sola doğru hareket ettirip bana yön veriyordu. Sonra Filiz de benim penyemi çıkardı ve göğüslerimi mıncıklamaya başladı. Ben de Filizin sütyenini çözüp memelerine gömüldüm, meme uçlarını öpüp yalamaya başladım. Filizin solukları hızlanmış ve “Em! Em göğüsuçlarımı!” diye mırıldanıyordu. Filizi yatağa uzatıp külotunu da çıkardım. Harika bir amı vardı, biraz seyrettikten sonra amını yalamaya başladım. Filiz vücüdunu adeta bir lastik gibi sağ sola oynatıyor, ara sıra kafasını kaldırıp bakıyor ve “Ohhhhh!” çekip titriyordu. Amı iyice sulanmış, vıcık vıcık olmuştu…
Filiz birden, “Dur, dur!” diye mırıldandı. Durdum, “Ne oldu?” dedim. “Ben de seninkini yalayacam!” deyip doğruldu ve benim Kapriyi aşağıya sıyırdı. Sikimi eline alıp, “Bu ne ya? Kocaman bir şeymiş!” dedikten sonra sikimi öpüp yalamaya başladı. “Sen de benimkini em!” dedim, ağzına aldı, baya emdikten sonra sırtüstü yatarak, “Sok şunu artık!” dedi. Ben de bacaklarını gerdim ve arasına yerleştim. Sikim amının deliğini zorluyor fakat am dudakları engellediği için girmiyordu. Filiz eliyle amının dudaklarını kenara çekti, sikimin başını amının deliğine dayadıktan sonra, “Hadi şimdi sok, ama yavaş yavaş!” dedi. Hafiften yüklendim. Filiz, “Ahhh!” dedi ve elini göbeğime koydu ve sokmayım diye beni ileri ittirdi. Ben de geri çekerek Filizin baş ucuna geldim, sikimi Filizin dudaklarına doğru uzatıp, “Al şunu ağzına, iyice tükürükle!” dedim. Filiz, “Bu ne yaa, ben bukadar büyük sik görmedim, nerde büyüttün bunu?” dedi. Ben de, “Altı üstü 19 cm!” dedim. “Lan bu çok kalın! Enişteninki çok inceydi!” dedi. “Ne var bunda kızım ya? Alırsın alırsın, hadi mızmızlanma!” dedim.
Filiz eline aldı sikimi ve “Baksana parmaklarım bile kavuşmuyor!” dedi ve sadece başını ağzına aldı. Ben de ileri geri oynatmaya başladım. Filiz biraz emdikten sonra sikimi ağzından çıkarıp, “Böyle rahat olmuyor, sen yatsana!” dedi. Sırt üstü uzandım, Filiz sikimi eline aldı ve “Serkan, sikinin başı aynı itfayiye erlerinin şapkasına benziyor!” dedi ve sikimin başını tükürükledi. Sonra ayağa kalkarak sikimin üstüne çıktı. Ve yavaş yavaş oturuyor, bir yandan da dişlerini sıkıp, “Aahhhh!” diye sesler çıkarıyor, kalkıyor ve yine oturuyordu. Sonunda hepsini amına alıp, yavaş yavaş oturup kalkmaya başladığında, inlemelere ve ohlamalara başlamıştı. Filiz ellerini göğüslerime dayayarak bir süre üzerimde hopladıktan sonra Orgazm olmuştu. Durmasını ve sırt üstü uzanmasını söyledim. Uzandı. Bacaklarını açıp omuzlarıma aldım ve sikimi amına sokmaya başladım. Tamamen kökleyip, “Bak hepsini dayadım!” dedim. Filiz kafasını kaldırıp baygın gözleriyle baktıktan sonra tekrar başını yastığa koydu. Ben de hızlı bir şekilde Filizin amına girip çıkmaya başladım…
Filiz ise, “Sik amımı, parçala, dağıt! Nişanlım doğru dürüst beceremedi, sen becer beni!” diyerek yalvarıyodu. Ben amına tam gaz çıkıp giriyordum. İyice hızlanmıştım. Piston gibiydim. Filiz birden inlemelerini yükselterek kendini kasmaya ve titremeye başladı, yeniden Orgazm olup boşalmıştı. Ben de boşalacaktım, amından çıkartıp Filizin üstüne fışkırtmaya başladım. Filiz döllerim yüzüne gelmesin diye elleriyle yüzünü kapatmak zorunda kalmıştı. Fizilin üzerine uzandım kaldım bir süre. Karnı göbeği ve göğüsleri döl olduğu için ikimiz de yapış yapış olmuştuk. Bir süre öyle kaygan kaygan öpüştükten sonra birlikte banyoya gidip, beraberce duş aldık ve tekrar yatağa geldik. Çarşaf ıslanmıştı. Çarşafı tazeleyip yeniden öpüşmeye ve sevişmeye başladık…
Filizin ağzına tekrar verdim. Yarağımı emerek yeniden canlandırmış, kazık gibi yapmıştı. Sonra Filizi yüz üstü yatırıp karnının altına yastık koyup arkadan tekrar amına yüklendim. Baya gidip geldikten sonra Filizi köpek gibi dörtayak domaltıp amını sikmeye devam ettim. Kalçalarından çıkan şap şup sesleri odada yankılanıyordu. Bazen sikimi tamamen çıkarıp tekrar sokuyor ve yükleniyordum, bunu yaparken amından osuruk gibi ses geliyordu, fakat ben aldırmadan sikmeme devam ediyordum. Filiz altımda çırpınarak birkez daha Orgazm olmuş, “Ben bittim aşkım, hadi sen de boşal artık!” diye inliyordu. Sikimi çıkarıp, amına elimi sürüp amının suyunu aldım ve götünün deliğine sürdüm ve parmağımı soktum götüne. Filiz birden irkildi ve telaşla, “Ne yapıyorsun?” dedi. “Birşey yapmıyorum aşkım, sus!” dedim. Filizin götünü biraz parmakladıktan sonra sikimin başını o müthiş dar götüne dayayınca, Filiz götünü sikeceğimi anladı ve kendini ileri çekerek, “Ne yapıyorsun yaa, götüme sokuyorsun!” dedi. Ben de, “Sus biliyorum!” diyerek birden yüklendim ve belinden tutup Filizi kendime doğru çektim. Haşırt diye girmişti, ve Filiz de acı çığlığı basmıştı…
Ben götünü sikmeye başladığımda Filiz ağlamaya başladı. “Çıkaarrr! Çok acıyor! Mahvettin götümü!” diye bağırıyor ağlıyordu. Ben ise aldırmayıp götüne gidip geliyordum. Filizin daha önce hiç sikilmemiş götü okadar dardı ki, fazla dayanamadım ve birkaç dakika iöerisinde götüne boşaldım. Sikimi götünden çıkardığımda götü kanamıştı. Yanına uzandığımda Filiz bana çok kızgındı, “Ne yaptın sen yaa! Götümü siktin! Erkek değilmisiniz, hepiniz Domuzsunuz! Am dururken hiç göt sikilir mi! Nişanlımla, ona götten vermemek için amdan verdiğim halde götümü sikmek için ısrar edince ayrıldık! İnanamıyorum yaa, zorla götümü siktin!” dedi. Filizi sakinleştirmek ve kendimi affettirmek için yaptığım şirinlikler işe yaramadı ve o gece bana birdaha siktirmedi kendini.
Sabah kahvaltıda da bana surat yaptı. Arabamla önce kardeşini amcamlara bıraktık, sonra Filizi çalıştığı mağazaya götürdüm. Tam inerken, “Az gel benimle, aslında götümü siktiğin için yapmayacaktım ama, sana birini ayarlayacağıma söz verdiğim için yapıyorum!” dedi. Ben de indim mağzaya girdim. Orada tezgahtar olarak çalışan bir kızla konuştuktan sonra bana gelerek, “Bu kız işte! Ayarlayım mı?” dedi. Kız kapalıydı, ama Filiz gibi (Altı Otoban) değildi, bu kız harbiden kapalı bir kızdı. “Ayarla!” dedim, ayarladı. Şimdi o kızla nişanlıyım, ama Filiz o günden sonra bana birdaha hiç siktirmedi. Siktirmeyecekmiş
Günaydın hayırlı sabahlar hayırlı günler 🥰ben geldim 🥰🥰🥰🥰🥰🥰🥰🥰🥰
LİSELİ KIZLARIN EVDE AZDIRICI SOHBET VE FRİKİKLERİ FENA BİRŞEY AMK
Sadece tanitim amacli paylasilan suresidir trvipcity net adresinde full surumunu izleyebilirsiniz

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
Evlilik Yıldönümü! (Tuğçe 32 Y., Muğla)
Merhaba, ismim Tuğçe. 32 yaşındayım, 3 yıllık evliyim ve yakın zamanda bir de çocuğum oldu. İyi bir işim ve mutlu bir evliliğim vardı. Kumralım, 1.70 boyundayım ve 48 kiloyum. Zayıf olmama rağmen biçimli bir popom vardır (pilates sağolsun). Memelerim A-Cup. Belki de vücudumda sevmediğim tek yanım memelerimin küçük olması. Kocamla birbirimizi severek evlendik. Seks hayatımız da çok iyiydi. Tutkulu ve romantik sevişirdik. "-dik" diyorum, çünkü uzun bir süredir sevişmedik. Hikayem de bununla başlıyor zaten.
Hamilelik, doğum vesaire bu işlere mecburi ara verdik. Ama ben hazır olduğumda da kocam bana yanaşmadı. Hatta 4-5 kez de bahanelerle beni reddetti. İlk başlarda anlayışlı olmaya çalıştım ve ona çok kızmadım. Bu sürede de ben mastürbasyon yaparak kendimi tatmin ettim. Pørnø sitelerini, hatta sürekli seks hikayeleri okuduğum bu siteyi de bu dönemde öğrendim. Kocama karşı anlayışlı tavrım ise evlilik yıldönümümüzde değişti. O gece özel bir yemek yapmış, şık ve sexy giyinmiştim. Ama kocam o gece de beni sikmek istemeyince, "Artık beni arzulamıyorsun!" diyerek kavga ettik, ben evden çıkıp en yakın arkadaşım İpek'in yanına gittim. Bütün gece dertleştik.
İpek biraz uzaklaşıp kafa dağıtmanın bana iyi geleceğini söyledi. Ve ertesi gün Bodrumda'ki yazlığımıza gitmek için plan yaptık. Ertesi sabah annemi arayıp çocuğa 2-3 gün bakmasını rica ettim ve evden de bir bavul hazırlayıp yola çıktık. Bu arada İpek benim üniversiteden beri 10 yıllık arkadaşımdı. Benden bir yaş küçük ve bekar. Benim aksime o biraz daha kısa ve kıvrımlı bir vücuda sahip. Gittiğimiz ilk akşam meyhanede dertleştik. Ben sürekli, "Artık güzel değil miyim, tüm doğum kilolarımı verdim, karnım bile dümdüz, kocam beni neden istemiyor?" diye ağladım. İpek de teselli etti.
Ertesi gün tüm gün havuz, güneş, bira takıldık. Akşam da İpek tutturdu eğlenmeye çıkalım diye. "Klüpte erkeklerin ilgisini görünce ne kadar güzel bir kadın olduğunu hatırlayacaksın, keyfin yerine gelecek" diye beni ikna etti. Ben de kocamın beni evlilik yıldönümümüzde reddettiği elbiseyi giydim. Elbise siyah, askılı ve derin sırt dekolteli ve miniydi. Göğüs dekoltesi yok gibiydi, ama sırtım tamamen açıktı. İpek de benim tersim derin göğüs dekolteli mini bir çiçekli elbise giymişti. Akşam 20:00 gibi bir mekana gittik. Zaten tüm gün içtiğimiz için 1-2 birşey içip kendimizi dansa vermemiz uzun sürmedi. Tabi bu sırada bazı erkekler geliyor, bazıları da uzaktan kesiyordu. Hiçbirinden hoşlanmadığımız için yüz vermiyorduk.
Bir ara soluklanıp birşeyler içmek için kokteyl masasına geçince, hemen iki erkek ellerinde içkilerle yanımıza geldiler. İkisi de 1.80-1.85 boylarında, kaslı ve geniş omuzluydular. Hoş vücutları vardı, ama, kısa, dar paça pantolonlu, beyaz yapışan gömlekli, nargileci tiplerdi. Normalde bu tip erkeklerden hiç hoşlanmam, ama nedense o gece gözüme bir hoş geldi ve uzattıklari içkiyi aldım. Yanımıza gelmeden önce zaten bizi paylaşmışlar. Benim yanıma gelenin adı Engin, İpek'in yanına giden de Aslan'dı. Yaşları da en fazla 25 falandır. İpek tiplerden hoşlanmadığını bana kaş gözle anlatıyordu, ama ben anlamamazlıktan geldim ve Engin ile dans etmeye başladık.
İlk başlarda düzgün dans ederken, vakit geçtikçe Engin bana sokulmaya başlamıştı. Arada belimden sıkıca kavrayıp iyice kendine çekiyor, öpüşme mesafesinde dans ediyorduk. Sonra belimi bırakınca ben yine 1-2 adım uzaklaşıyordum. Bu sırada da İpek ile aslan da dans ediyordu, ama İpek aslanın yakınlaşmasına izin vermiyordu. Bir ara ben Engin'in önünde arkamı dönüp dans etmeye başladım. O da hemen götüme sürtünmeye başladı. Dar kumaş pantolonunun altındaki sikinin sertleştiğini hissedebiliyordum. Ben kendimi geri çekmeyince, boynuma, omuzlarına küçük öpücükler kondurmaya başladı. Heyecandan ellerim buz gibi olmuştu.
O sırada İpek gelip, "Tuvalete gidelim!" dedi. Tuvalete gidince de, "Kızım ne yapıyorsun demeyeceğim de, o kadar erkeğin arasında bu tiplerle mi yapacağız?" diyerek kızdı. Ben de, "Merak etme, biraz oynaşacağız sadece, sen istemiyorsan yapma!" dedim ve tuvaletten çıktık.
Yine Engin'in önüne geçip, bu sefer ben sürtünmeye başladım. Engin de cesaretlenip bir elini bacağıma atıp okşamaya başladı. Elini yavaşça elbisemin içine ilerletirken diğer eliyle de mememi okşadı. Eli külotuma doğru ilerleyince elini tutup çektim ve yüzümü döndüm. O an burun buruna geldik ve dudaklarına yapıştım. Barın ortasında deli gibi öpüşmeye başladık. Bu anı en son 10 sene önce öğrenciyken yaşamışımdır. Engin'in de eli hiç boş durmuyor, bu sefer de iki eliyle popomu okşuyordu. Birkaç dakika öpüştükten sonra yine içki molası verdik.
Aslan ve İpek de yakınlaşmaya başlamıştı. Ben yine dans etmek için Engin'in elinden tutunca, belimden kavrayıp kulağıma, "Ben yoruldum burdan, daha sakin bir mekana gidelim!" dedi. Ben de, "Tamam!" deyip toplandım ve İpek'le Aslan'ın yanına gidip, "Biz başka yere geçeceğiz!" dedik. İpek hemen lafa atlayıp, "Biz burda iyiyiz!" dedi. Vedalaşırken de İpek kulağıma, "Dikkatli ol!" diye fısıldadı. Ben de, "Merak etme, ileri gitme niyetinde değilim!" dedim. Ama kulüpten çıkınca, Engin, "Sahile mi gitsek?" diye sorunca, ben, "Direkt sana da gidebiliriz!" dedim.
Engin'in gözleri parladı ve hemen oteline gittik. Odaya girer girmez çantamı sehpaya atıp lavaboya girdim. Çıktığımda Engin gömleğini çıkarmış, tekli koltukta oturuyordu. Minibardan bir viski açıp bardaklarimıza koymaya başladım. Bu sırada da Engin, "Telefonun geldiğimizden beri çalıp duruyor!" dedi. Dönüp elimde bardaklarla yanına geçene kadar telefonumu almış ekrana bakıyordu. Şaşkınlıkla, "Sen evli misin?" diye sordu. Telefonda arayan kocamdı. Ben de bardaklardan birini ona uzatıp, sakince kucağına oturdum ve "Bu gece benim tek kocam sensin!" deyip dudaklarını öpmeye başladım.
Biraz öpüştükten sonra kalkıp önünde yere oturdum. Yavaş yavaş kemerini çözdüm, sonra fermuarını açıp pantolonunu sıyırdım. Sonra da boxerını. Siki dimdik olmuş ve başı da kıpkırmızıydı. Bu sırada da Engin keyifle beni izliyor ve içkisini içiyordu. Ben de bardağımı shot yaptım ve ayağa kalkıp tekrar dudaklarına yapıştım. Biraz öpüşünce Engin de ayağa kalktı ve arkamı çevirdi. Bir yandan sırtımı öpüp bir yandan da elbisemi çıkarttı. Karşısında dantelli külotumla kalınca da bir hışımla yatağa götürdü beni. Yatakta boynumu, memelerimi hatta karnımı bile öpüyor, yalıyordu. Siki bacağıma sürtündükçe heyecanım iki katına çıkıyordu.
Engin yavaşça memelerimden karnıma, oradan da kasığıma geçti. Baldırlarımı öperek külotumu çıkardı ve bacaklarımı omzuna aldı. Sikini yavaşça amıma yerleştirdi. Amım zaten sırılsıklamdı, Engin de zorlanmadan girmeye başladı. Ama siki gerçekten uzundu ve sanki sok sok bitmiyordu. Tamamını içime aldığımda artık yastıkları tırnaklıyordum. Bir müddet durup yavaş yavaş git-gel yapmaya başladı. Ben inledikçe de Engin hızlanıyordu. Birkaç dakikada ben kasılarak orgazm oldum. Ama Engin aynı tempoda devam ediyor, "Aşkım, harikasın, çok güzelsin!" diye inliyordu. Ben tam ikinci kez orgazm olurken de yavaşlar gibi oldu, ama sonra sikini çıkarıp misyoner pozisyonunda sikmeye devam etti. Toplam yarım saatten fazla siktikten sonra inleyerek içime boşaldı. Ben de 4 kez orgazm olmuştum. Engin sikini amımdan çıkardığında halen dimdikti.
Biraz soluklanıp birer viski daha içip öpüştük. Engin, "Bebeğim senle anal yapmak istiyorum!" diye kulağıma fısıldadı. Ben de yatakta doğruldum ve önünde domalıp, "Bu gece seninim canım, beni istediğin gibi becer!" dedim. Engin de hemen arkama geçti. Önce biraz götümü dilledi. Bu sırada da durup durup bana iltifat ediyordu. Sonra da sikinin başını yavaşça götüme dayayıp sokmaya başladı. Amıma yaptığı gibi hızla sokamıyordu. Hepsini oktuktan sonra da yine önce yavaş sonra hızlı tempo sikmeye başladı. Ben hem acıdan hem de zevkten çığlıklar atıyordum. Engin de, "Harikasın, dayanamıyorum sana, müthişsin!" diye diye boşaldı. Bu sefer maksimum 10 dakika sürmüştü.
Nefes nefese yanıma yattı. Bir içki molasından daha sonra bu sefer ben hareketlendim ve inmiş sikini yalamaya başladım. Engin de hafifçe doğrulup sırtını yatağın başlığına vermiş, anın tadını çıkarıyordu. Siki saniyeler içinde yine dimdik olmuştu. Sikini tamamen ağzıma alıyor, taşaklarını emiyordum. Bir ara bir fotoğraf sesi duyunca fırladım. Engin elinde telefon, fotoğrafımı çekmişti. Refleksle elinden telefonu kapıp, "Napıyorsun sen?" diye çıkıştım. "Birşey yapmadım, bizim Aslan'a atacaktım fotoğrafı!" dedi panikleyerek. Tabi ben fotoyu göndermeden sildim. Engin de, "Özür dilerim, kötü niyetim yoktu. İpek bu salağı mekanda bırakmış gitmiş. Bu da tek başına odasındaymış. Azıcık kıskandırayım, hem de o da bakarak 31 çeksin diye atacaktım. Söz bir daha telefon falan yok!" dedi.
Ben de, "İpek de ayıp etmiş, şimdi Aslan'a üzüldüm. O zaman onu da çağır da yazık tek başına sıkılmasın!" dedim gülerek. Engin bu dediğime çok şaşırdı, "Bak çağırıyorum?" diye tekrar tekrar sordu. Ben, "Çağır, ciddiyim!" deyince de mesaj atıp çağırdı. Viskimiz bittiği için gelirken de viski getirmesini istedik. Bu sırada ben de duşa girip çıktım. Benden sonra da Engin girdi.
Ben bornozla uzanırken kapı çaldı ve Aslan geldi. Elinde birazı içilmiş viski şişesi yalpayalarak odaya girdi. Şöyle bir beni baştan aşağı süzdü. Hiçbir şey demeden bornozumun önündeki kuşağı çözüp beni sertçe duvara dayadı. Eğilip memelerimi öpmeye, ısırmaya başladı. Sanki sevişmiyor, ayı gibi saldırıyordu. Ben acıyla bağırınca da dudaklarıma yapışıyordu. Hayatımda ilk defa böyle bir sevişme yaşıyordum. Onu odaya ben çağırmıştım, ama sanki zorla girmiş gibi davranıyordu. Bir yandan memelerimi yalayıp yutarken, bir eliyle de amımı parmaklamaya başladı...
Sonra pantolonunun fermuarını açıp sikini çıkardı ve amıma tek seferde soktu. Yavaş yavaş git-gel yapıyordu, ama sertçe yapıyordu ve canımı acıtıyordu. Sanırım siki Engin'inkinden kısaydı ama daha kalındı. Bu şekilde sikişirken Engin de duştan çıktı ve yatağa uzanıp bizi izlemeye başladı. Benim için de acıyla zevk birbirine karışmış ve orgazm olmuştum. Aslan da bir yandan sikiyor bir yandan viski şişesini bir tepesine dikiyor, bir bana içiriyordu...
Beni ayakta 15 dakika falan siktikten sonra Aslan içime boşalıp gidip yatağa uzandı. İkisi de yatakta yanyana çırılçıplak yatmış, ben üstümde bornozla önüm açık dikilirken bana bakıyorlardı. Ben de ne yapacağımı bilememiştim. Sessizliği Aslan bozdu, "Kanka bu nasıl güzel karı böyle ya, ben hayatımda bunun gibisini sikmedim!" dedi. Engin de, "Kardeşine dua et, bak seni de çağırdım!" dedi. Sanki ben yokmuşum gibi konuşuyorlardı. Engin bana, "Canım, bak misafirimizin siki inmiş, yardımcı ol!" dedi. Aslan da heyecanla, "Yok artık, sakso da mı çekiyor?" dedi. Ben de bir şey demeden bornozumu çıkarıp yatağa geçtim ve Aslan'ın sikini ve taşaklarını yalamaya başladım...
Bu sırada yine ben yokmuşum gibi konuşmaya devam ediyorlardı. Engin, "Kanka bu gece sabaha kadar her deliğini sikeceğiz, merak etme!" diyor, Aslan da, "Yok şöyle sikeceğim, böyle sikeceğim!" diye konuşuyordu. İkisi ben 5 dakika yalayana kadar koca şişe viskinin çoğunu içmislerdi. Sonra Engin saçımdan tutup kafamı sikine yöneltti. Aslan da kalkıp kalkıp arkama geçip, "Domal bakalım!" dedi. Ben de dediğini yaptım. Önümde Engin'in sikini yalarken, Aslan da sikini götüme geçirmeye çalışıyordu. Ama o kadar hızlı sokmaya çalıştı ki, canım yandı ve ve kendimi kasıp girmesini engelledim. Aslan da ilerleyemedikçe daha sert sokmaya çalışıyordu. Benim de gözümden yaşlar akmaya başladı ve Engin'in sikini de yalamayı bıraktım. Arkamda Aslan, "Kasma kendini, serbest bırak!" diyerek popomu şaplaklıyor, Engin de sikiyle yüzüme vurup, "Hadi yala!" diye kızıyordu.
O an kendime, (Ben burda napıyorum?) diye sordum. Bir saat önce bana tapan Engin, Aslan'la birlikte ayıya dönmüş, bana orospu, köle muamelesi yapıyordu. Ama ben de itiraz etmek yerine dediklerini yapıyordum. Ben kendimi biraz serbest bırakınca Aslan götüme sikini komple geçirdi. Ben çığlığı basınca da Engin ağzıma sikini soktu. Aslan, "Kanka beli çok ince, kırmayalım!" deyip güldü. Engin de, "Valla ben sikerken öyle bir kasıldı ki, tüm kaburgaları sayılıyordu. O an kırılmadıysa bir daha kırılmaz!" dedi gülerek. Böyle konuşmalarından hem rahatsız oluyordum, ama bir yandan da orgazm olmaya devam ediyordum...
Aslan içime boşalınca yer değiştirdiler. Engin götümü sikiyor, ama bir türlü boşalmıyordu. Aslanın siki kalkınca yatağa yattı ve üstüne çıkmamı söyledi. Engin de sikini götümden çıkarınca dediğini yaptım ve Aslan'ın sikinin üstüne oturdum, amıma aldım. Sonra Aslan beni sıkıca kucakladı, göğüslerimiz birbirine değiyordu. Popom açığa çıkınca da Engin arkama geçip götüme sokup sikmeye başladı. Şimdi içimde iki yarak vardı, biri amımda, biri götümde. Ben deli gibi inliyor, ardı ardına orgazm oluyordum. Engin ve Aslan ise hiç konuşmadan, sanki makina gibi sikiyorladı...
Sonunda ikisi de boşalınca kalktılar ve yer değiştirdiler. Artık benim halim kalmamış, tüm kaslarım ağrıyordu. Kendimi onlara teslim etmiş, bitirin de yatalım modundaydım. Yarım saat kadar siktiler, ama bu sefer boşalmadan üstümden ve altımdan çekildiler. Ben şimdi hangi pozisyonda yapacağız diye onlara bakarken, kalktılar ve karşımda 31 çekmeye başladılar. Ben ne oluyor demeye kalmadan da yüzüme boşalmaya başladılar. Yüzüm, gözüm, dudaklarım, saçlarım hep döl olmuştu. Aslan sikinde kalanları ve eline bulaşanları memelerime siliyordu. Yüzümden akan döller de boynuma süzülüyordu. İkisi de kahkahalarla bana bakıyordu...
Ben de fırlayıp banyoya girdim ve yarım saate yakın duş alıp temizlendim. Duştan sonra odaya geçtiğimde ikisi de halen uyanıktı. "Gel bakalım!" diye beni yatağın ortasına aldılar. Biri bir yanımda, diğeri öbür yanımda yatıyordu. Bornozumu çıkarıp soydular. Sakin sakin oynaşmaya başladılar. Kimi kolumu öpüyor, kimi göbeğimi. Ben, "Artık yeter, ben uyumak istiyorum!" dedim kararlı bir tavırla. Engin de, "Canım sen yoruldun mu, iki yarrak çok mu geldi?" diye güldü. Aslan hiç oralı olmadan mememi öpüp yalıyordu, sonra bir anda fırlayıp, "Lan ağzıma bir şey geldi, bu ne?" diye bağırdı. Mememi emince sütüm gelmişti. Ben bir şey demedim. Engin de hemen, "Ne o lan?" diyerek mememi emmeye başladı. Sonra da, "Lan memeden ne gelir, süt işte, baksana!" diyerek emmeye devam etti. İki sarhoş bir süre daha memelerimle oynadıktan sonra üçümüz de sızdık...
Sabah da ikisi uyurken yavaşça kalkıp giyinip gittim. İpek'e, üçlü yaptığımızı anlatamadım, ama Engin'le seviştiğimi anlattım :)
[Tuğçe]
Şantiyenin Orospusu! (Aslı 45 Y., Antalya)
Merhaba, adım Aslı. 45 yaşında, 1.70 boyunda, esmer, hafif balıketli bir kadınım. Uzun yıllardır evliyim, ama sadece evlilikle ilgili değil, hayata karşı genel bir mutsuzluğum vardı. Hiçbir şey beni tatmin ve mutlu etmiyordu, ta ki o güne kadar.
Büyük bir inşaat şirketinin şantiyesinde yönetici olarak çalışmaya başlamıştım. Çalışırken bakımlı olmaya, giydiğime, saçıma başıma dikkat ederim. İşim gereği şantiyede çalışan 25 işçi ve 1 formenin sorumluluğu bana ait idi. Fakat ne işçiler ne de formen iş güvenliği kurallarına hiç uymak istemedikleri için bunlarla sürekli kavga ediyorduk. Oysa benim tek derdim günün sonunda herkesin kazasız belasız sağ salim evine dönmesi idi.
Zaman geçtikçe birbirimizi daha iyi anladık ve aramız da düzelmeye başladı. Ancak formen olan Kemal bana biraz farklı davranmaya başladı. Çok emin olmasam da beni sahiplenmiş tavırları vardı. Bu bana çok saçma geliyordu. Evliydim ve onunla iş dışında hiçbir alışverişim yoktu. Belki de kendi kendime kuruntu yapıyorum diye bu konunun üzerine düşmedim.
Bir gün sabah mesaiye başladığımda Kemal telaşla yanıma gelip işçilerden birinin (Taner'in) yüksek ateşle evde yattığını ve hemen hastaneye götürülmesi gerektiğini söyledi. Bunlar firmanın tuttuğu bir evde 4 kişi kalıyordu, yani Kemal ve akrabası olan 3 diğer işçi. Ben de telaşlandım ve resmi evrakı ben takip ettiğim için benim de gitmemin doğru olacağını düşünüp eve vardık. Evde kimseyi göremeyince sinirlendim ve "Nerede bu adam?" diye Kemal'e bağırdım. Kemal bir yandan beni sakinleştirmeye çalışıp bir yandan da Taner'i aradı telefonla.
Telefonu kapattığında, Taner'in kendini biraz iyi hissetmeye başladığını, karnı acıktığı için dışarı yemek yemeye çıktığını söyledi ve "Bir saate gelirmiş!" dedi. Ben iyice sinirlendim, sıcak bir yandan, Taner'in sorumsuzluğu bir yandan, bir de Kemal'in rahatlığı beni gerdi iyice. Hem dışarısı hem evin içi çok sıcaktı, üstelik evde klima falan da yoktu. "Çok sıcak burası!" dediğimde Kemal mutfağa gidip buzdolabından sürahi ile limonata ve bardak getirdi. Beni sakinleştirmeye çalışıyordu halen. Sıcaktan bunaldığım için bardağıma doldurduğu limonatayı tepeme dikip bitirdim hemen.
Birkaç dakika kadar sonra içimin ateşi iyice arttı ve daha önce hiç hissetmediğim bazı kıpırtılar başladı içimde. Tuhaf olmuştum, ama engelleyemiyordum duygularımı. İçimde Kemal denen bu adama vücudumu sergilemek, onu tahrik etmek gibi duygular dolaşıyordu. Sex yapma isteğimi bastıramıyordum. Banyoya gidip yüzümü yıkayıp serinlemek istedim. Lavaboda yüzümü yıkarken içimdeki bu seks yapma isteği artarak devam ediyordu.
Kendimi süzdüm aynada, üzerimde kot gömlek, içime de sporcu sütyeni giymiştim. Altımda ise tayt vardı. Çalışırken rahat hareket etmek için genelde böyle giyinirdim. Taytla eğilirsem götümün hatlarını sergileyebilirdim, fakat gömleği nasıl halledecektim? Önce üstten sonra alttan ikişer düğmesini açtım gömleğimin. Sütyenimin askısı uzun ve göğüslerim büyük olduğundan göğüs dekoltem epeyce ortaya çıkmıştı. Alttan da göbeğim görünüyordu. Külotumu da tanga gibi götümün yanakları arasına sıkıştırmıştım bile.
Sonra Kemal'in yanına gittim. Halen kızgınmışım gibi bir ileri bir geri yürüyor, göğüslerimi ve arkamı görmesine fırsat sağlıyordum. Kemal kanepede oturuyordu ve durumu anlamış gibi bakışlarıyla beni süzüyordu. Sakinliği aynıydı. Hiç hareket etmiyordu. Ya önceki kavgalarımızın intikamını alıyordu veya benim ters birşey dememden çekiniyor ve ilk hareketi benden bekliyor gibiydi. Ben konuşurken bazen kollarımı kaldırıp saçlarımı düzenliyormuşum gibi yaparak hem göğüs hem göbeğimi teşhir ediyorum. Ancak Kemal sadece bakmakla yetiniyordu.
Sonra arkamı ona döndüm ve yere elimdeki evrağı düşürüp almak için resmen adama domaldım. Tam önündeydim. Domalmış halde biraz bekledim, sonra yavaş hareketlerle doğruldum. Sanki Taner'e sinirlenmişim gibi, "Nerde kaldı bu adam?" deyip bu sefer kalemi düşürdüm yere. Kalem sehpanın altına yuvarlanmıştı. Yine domalıp kalemi arıyormuşum gibi oyalandım bir müddet. Nerdeyse Kemal'e (Gel sik beni!) demediğim kalmıştı. Kemal daha fazla dayanamadı ve sonunda, "Taytla götün çok tahrik edici görünüyor!" dedi ve götümü avuçlamaya başladı. (Evet, işte bu!) dedim içimden domalma pozisyonumu bozmadan.
Beni belimden tutup kendisine doğru hafifçe çekip iyice yaklaşmamı sağladı. Ayakta domalmış haldeydim. Götümü okşamaya devam ederken, "Şu gömleği de çıkartırsan daha da güzel olur!" dedi. Ben de kalan son iki düğmemi de açıp gömleği yere atarken, "Böyle mi?" diye sordum. "Evet aşkım, böyle!" dedi. Bana aşkım demişti ve bu beni daha da tahrik etmişti. Hemen ona doğru döndüm ve eğilip dudaklarına yumuldum, öpüşmeye başladık. O kanepede otururken ben ayakta tam önündeydim. Ama nasıl öpüşüyorum, resmen adamın dudaklarını kemiriyordum.
Sonra taytımı aşağı sıyırıp külotumun içine önlü arkalı ellerini soktu. Bir eli ile götümü okşuyor, diğeri elinin parmakları amımın kıllarında ve klitorisimde geziniyordu. İlk defa kocamdan başka bir erkek en mahrem yerlerime dokunup öpüyordu beni. Ben ise saçlarını ve boynunu okşuyor ve Kemal'i kendime bastırıyordum. Öpüşme iyice kızışmış, dillerimizi emmeye başlamıştık.
Derken, Kemal, "Bir saniye aşkım, bu anı ölümsüzleştirmemiz lazım!" deyip cep telefonu ile resimlerimi çekmeye başladı. Altımda külot üzerimde sütyenimle Kemal'e bir sürü poz verdim. Aklım uçmuştu yerinden sanki, hiçbir şeye itiraz edemiyordum. Tam tersi hepsi daha çok tahrik ediyordu beni. Resim çekmeyi bitirdikten sonra sütyenimi hızlıca çıkartıp kaldığımız yerden devam ettik yiyişmeye. Memelerim tam önünde ağız hizasındaydı. Uçları fındık gibi büyümüş, emilmeyi bekliyordu. Önce birini sonra diğerini öpüp emmeye başladı, uzun uzun ve yavaş yavaş...
Zaman durmuş gibiydi, yiyişirken bir saat çoktan geçmişti bile. Ben Taner'i sordum telaşla, gelirse böyle görmesin bizi diye. "Merak etme, mesaj atarım, gelmez!" dedi ve telefonunu alıp mesaj yazıp gönderdi. Sonra daha aşağıya amıma doğru eğildi ve külotumu kenara sıyırıp amımı ortaya çıkardı. Önce öpüp kokladı amımı, sonra yalamaya ve emmeye başladı, uzun uzun öpüştü amımın dudaklarıyla. Elleri arkamda götümü sevmeye devam ediyordu. Parmağının biri göt deliğime girmeye başlamıştı bile. Ben amımı rahat emsin diye bir bacağımı kaldırıp kanepeye koymuştum. Kafası tam bacak aramda, amımı emmeye yalamaya ve götümü parmaklamaya devam etti...
Sonra geri çekildi, kanepenin arkasına yaslandı. Üst kısmını kendisi çıkartırken benden alt kısmını soymamı istedi. Ben dediklerini yaparken yine telefonu alıp video çekmeye başladı. Bu sefer sadece külotum vardı üstümde, ama o da kenara sıyrılmış, kendine hayrı kalmamıştı. Bolca çekti her yerimi, ben de gülümseyerek poz verdim yine...
Bu arada susamıştım, sürahiden bir bardak limonata daha doldurdum ve içtim. Sonra eğilip boxerini sıyırdım ve kalkmış sikini ortaya çıkardım. Normal boyda birşeydi siki, koyu renkli, sert, damarlı ve kalındı. Kısa bir odun parçası gibi duruyordu önümde. Baş kısmı daha şişkin ve mantar gibiydi. Yalayıp öpmeye başladım hemen sikinin kafasını. Sikini komple ağzıma alıp çıkartmaya çalışıyordum, ama zorlanıyordum, ağzım küçük kalıyordu bu sik için. Ben sikini emerken hiç konuşmuyordu, ama zevk inlemelerini duyuyordum. İki eliyle saçlarımı okşuyordu...
Sonra Kemal birden dillendi ve "Amma da kaşar orospuymuşsun Aslı! Çok güzel emiyorsun yarrağımı!" dedi. Ben gururlanarak daha iştahlı yalamaya devam ederken, o ara ara, "Orospum benim, ohhh, yala yarrağımı, öp yeni kocanın taşşaklarını!" gibi şeyler söylüyordu. Bazen de, "Ooh yala, işte böyle, ağzını siktir bana kaltağım benim!" diyordu. Bu sözleri de beni tahrik ediyor ve daha sıkı emmeye, yalamaya devam ediyordum yeni kocamın sikini. Sikini yaladıkça hoşuma gitmeye başlıyordu ve nikahlı kocama bile göstermediğim yalama emme hünerlerimi gösteriyordum Kemal'e...
Nihayet işte sikişme vakti gelmişti, yavaşca başımı kaldırıp yalamamı durdurdu ve "Otur kucağıma aşkım!" dedi. Üzerimde son kalan parça olan külotumu da çıkarıp yavaşca oturdum Kemal'in kucağına. Önce içime girmeden öpüşmeye başladık. Memelerimi avuçluyor, yalıyor, uçlarını emiyordu. Bu şekilde biraz yiyiştikten sonra ben fazla dayanamadım ve amıma yerleştirdim sikini. Çok kalındı, ama rahatlama geldi girince. Alttan yavaş yavaş girip çıkıyordu aynı tempoyla. Çok geçmeden ben orgazm olmuştum bile. Benden bir süre sonra da o boşalacağını söyledi, ben de üstünden kalkıp ağzıma aldım sikini tekrar. Döllerini akıtana kadar emdim. Ağzıma boşaltmıştı, yuttum bütün döllerini...
Sonra oturduk, beni ellemeye, öpmeye devam etti. Sevgi ve iltifat sözleri ile yiyişmeye devam ettik ara vermeden. Bu arada susamışlığım halen devam ediyordu, bardağım boşaldıkça o limonatadan istiyor ve içiyordum. "Hadi bir daha sik beni!" diyerek eğilip sikini yeniden ağzıma aldığımda, "Sen nasıl azgın bir orospuymuşsun böyle Aslı!" dedi. Emdiğim sikini ağzımdan çıkarıp, "Valla ben de çok şaşkınım, anlamadım nasıl olduğunu!" dedim. Kemal gülerek sürahiyi gösterip, "İstersen daha fazla limonata içme Aslı, içine azdırıcı katmıştım. İçmeye devam edersen seni şantiyedeki bütün işçiler sikse bile yarağa doymazsın!" dedi.
Aslında çok kötü kızmam, bağırıp çağırmam gerekiyordu bana böyle bir oyun oynadığı için, fakat aldığım müthiş zevk yüzünden kızamadım bile. Aksine gülerek, "Şantiyedeki bütün işçiler birden sikse pert olurum herhalde!" deyip yeniden yumuldum sikine ve emmeye devam ettim. "Vay orospu vay, demek bütün şantiye sikse hayır demeyeceksin, ha? Sen yanlış meslek seçmişsin aşkım, profesyonel orospu olmalıymışsın!" dedi. Ben de yine gülerek, "Zaten senin orospun olmadım mı?" dedim cilve yaparak, bir orospu gibi. Aslında haklıydı, burada o ne isterse yapan bir orospu gibiydim. Zevk alarak ve isteyerek hem de. Tek fark vardı, para almadan yapıyordum bunları...
Sonra kanepeyi açtı, beni domaltıp arkama geçti ve göt deliğimi yalamaya başladı. Bu beni iyice çıldırttı, zevkten inlemeye başladım. Birkaç dakika yaladıktan sonra, "Götünü de sikmeden bırakmam seni orospu!" dedi. Kocam da götümden çok siktiği için ve ben götümden de zevk aldığımdan problem yoktu. "Sik!" diyebildim sadece. Önce yavaşca ve zar zor girdi götüme o kalın yarağının kafası. Kayganlaşsın diye tükürüyordu göt deliğime arada bir. Sonra alıştı göt deliğim ve daha kolay almaya başladı sikini. Artık sikini daha hızlı ve hafif tempolu sokup çıkartabiliyordu götüme ve bu da beni yeniden çıldırtıyordu...
Tam hoşuma giden tempoyu yakalamışken evin dış kapısının açılma sesini duyar gibi oldum. Dört ayak domalmış haldeydim, kafam zevk ve acı ile karışık yere doğru eğilmişti. Kafamı kaldırıp baktığımda Kemal'in evde birlikte kaldığı diğer üç işçinin sırayla içeri girdiğini gördüm. (Eyvah, bu olamaz!) dedim içimden, çok utanmıştım. Fakat olmuştu işte. Baş ucumuzda soyunmaya başlamılardı bile tek kelime etmeden. Kemal de tek kelime etmedi, götümü sikmeye devam etti. Bir iki dakika sonra utanma duygum kaybolmuştu ve diğer üçünün çıplak halde ve kalkmış siklerini sıvazlayarak bizi izlemelerine aldırmadan götümün sikilmesinden aldığım zevkle inliyordum...
Kemal götümü bir süre daha sikti ve götümün içine boşalıp çekildi. Kemal arkamdan çekilir çekilmez en yakın akrabası olan Taner yanaştı arkama, sırtımı, omuzlarımı öpmeye başladı. Taner Kemal'in amcaoğluydu. Şantiyede Kemal'den sonra en çok onla kavga ederdim. Hiç sevmezdim Taner'i ama şimdi sırtımı öpüyor, ellerini de memelerime atmış okşuyordu. Bu arada da kazık gibi siki amımın dudaklarına sürtünüyordu. Ben halen Kemal'in son bıraktığı pozisyonda, dört ayak domalma pozisyonunda adeta donakalmıştım. Bu olanlar rüya, yok yok kabus olmalıydı, ama değildi işte, adam benimle sevişiyordu resmen...
Taner sikini amıma sokmaya çalıştığında sokturmadım ve önünden çekilip ayağa kalktım, Kemal'e neler olduğunu sordum. Kemal de, "Mesaj attığımda ben çağırdım onları. Bırak çocuklar biraz eğlensin. Onlar da şantiyede seni görüp tahrik oluyorlardı, evde de hep seni düşünüp 31 çekiyorlardı! Hem sen benim orospumsun, seni istediğime siktiririm!" dedi. Bu fikir fena gelmedi aslında, hatta biraz tahrik edici bile buldum. Saate baktım nedensizce, 11'e geliyordu. Eve saat 9'da gelmiştik, Kemal ile sevişip sikişirken neredeyse 2 saat geçmişti. Öğlen yemek paydosuna kadar daha kalır sonra işe giderim diye geçti kafamdan.
Kemal'e, "İyi, doldur o zaman bir bardak limonata daha!" dedim. Kemal'in doldurup verdiği limonatayı bir dikişte bitirdim. Üçü de kanepeye oturmuş kalkık siklerini sıvazlayarak beni bekler gibiydiler. Önce Taner'e yaklaştım. Hiç konuşmadan öptüm Taner'in dudaklarını önce, sonra önüne eğilip sikini ağzıma aldım, yalamaya başladım. 5 dakika kadar yaladıktan sonra ağzıma boşalmıştı. Döllerini yutup sonra sırayla diğer iki işçiye de aynı şeyleri yaptım, öpüştük, siklerini ağzıma alıp boşalttım. Biri 3 dakika, diğeri 10 dakikayı biraz geçtiğinde boşalmıştı.
İçimden (Tamam, yeter bu onlara, hepsini de boşalttım işte!) diye geçirip kalkacağımda Taner'in beni kanepeye domaltıp sikini amıma geçirmesi bir oldu. Hayatında hiç am sikmemiş gibi hoyratça sikiyordu amımı. Sanki şantiyede ettiğimiz kavgaların intikamını alıyor gibiydi. Ama itiraz edecek durumda değildim, zira müthiş bir orgazm olmuştum. Taner'in temposu değiştiğinde boşalacağını anladım ve "Amıma boşalma sakın!" diye uyardım. Taner de amımdan çıkıp götüme girdi ve birkaç kez pompaladıktan sonra götümün içine boşalıp çekildi.
Dinlenmeme fırsat kalmadan ikinci işçi geçmişti arkama ve amımı hızlıca sikmeye başlamıştı bile. O da aynı Taner gibi amımı siktikten sonra götüme girip boşaldı. Yorgunluktan dizlerimin bağı çözülmüştü ve hoyratça sikmelerinden dolayı amım sızlıyordu. Aslında kalkacaktım, ama üçüncü işçinin heyecanla ve istekle sırasını beklediğini görünce, "Gel hadi, ama sadece götümü sikeceksin!" dedim. İşçi sevinerek, "Tamam abla!" deyip geçti arkama. Direkt götüme girdi ve sikmeye başladı...
Ama 5 dakika oldu boşalmadı, 10 dakika oldu boşalmadı, halen zevkini çıkararak ağır tempoda götümü sikmeye devam ediyordu. Dört ayak domalmaktan diz kapaklarım sızlamaya başlamıştı. Ona, "Daha boşalmaya niyetin yok mu?" diye sordum. "Abla harika götün var, akşama kadar siksem doymam!" dedi. Bu beni her ne kadar gururlandırsa da, "Yeter, ne olursun boşal artık! Bittim, tükendim! Dizlerim ağrıyor!" diye yalvarmaya başladım. İnsafa geldi ve tempoyu artırdı. İki eliyle belimden sıkıca kavrayıp kendine çeke çeke son sürat sikiyordu götümü. 'Şlap, şlap, şlap!' sesleri ve benim inlemelerim eşliğinde sonunda arkama kenetlenip götümün içine boşaldı...
Arkamdan çekildiğinde kanepeye yüz üstü yapıştım. Kemal yanıma gelip saçlarımı okşayarak, "Orospu aşkım benim, harikaydın! Orospuluğun hakkını verdin, çocuklara rüyalarında bile göremeyecekleri bir zevk yaşattın! Baştan sona hepsinin videosunu çektim!" dedi. Böyle demesi nedense gurulandırmıştı beni, "Hadi aşkım, duş alıp çıkalım, öğlen paydosu bitmek üzere!" dedim. Kemal yardım edip beni kaldırdığında götümden oluk oluk döller akıyordu. Ee, hepsi de götümün içine boşalmıştı, yani götümde dört kişinin dölleri vardı :)
(Aslı)
Tatlı Komşum! (4) (Furkan 31 Y., Manisa)
Günler Ebru, Hatice, ev ve iş arasında akıp gidiyordu. Mayıs sonunda Hatice, yaz için okullar kapanınca gideceğini söyleyince, "Olsun, gelirsin sık sık, ev burda nasılsa!" dedim...
Bir akşam Cevat'la yine bira içerken, Ebru, "Tatil işini ne yapacağız?" dedi kocasına. Cevat, "Ben bu sene tatile falan gidemem, sevkiyat hızlı!" dedi. Karım da bana dönüp, "Biz ne yapacağız?" dedi. Her yıl Haziran'ın ikinci yarısında Antalya taraflarında 1 hafta tatil yapar, sonra da karımla oğlumu memlekete bırakır işime dönerdim. Karım, Ebru'ya, "Siz de bizle gelin, madem Cevat abi gidemiyor, hem kalabalık tatil daha güzel olur!" dedi. Ebru sanki istemezmiş gibi, "Ya siz ailece tatil yapın..." diye geveledi. Cevat, "Gidin gidin, senin de çocukların da ihtiyacı var!" dedi. Otel bulma görevi bana kaldı. Ebru mesaj atıp, "Güzel bir yer bul, evdekilere düşük fiyat söyle, ben takviyelerim!" yazdı.
Ertesi gün araştırmaya başladım. Belek'te ultra lüks, herşey dahil, yanyana 2 tane havuz manzaralı 2 yatak odası ve oturma odasından oluşan villaların olduğu bir otelden yer ayırttım.
10 Haziran'da okullar kapandı. Hatice Perşembe günü mesaj atıp, "Yarın okullar kapanıyor, Cumartesi gününü bana ayırır mısın?" yazmış. Hem karıma, hem Ebru'ya Cumartesi mesaim olduğunu söyledim. İşe gider gibi çıkıp Hatice'ye gittim. Aşağıdan mesaj attım, "Senin oğlan var, sen alt kata gel!" diye. Hatice, "Yok, sen gel!" diye yazmış. Çıktım yukarıya. Meğer Cuma akşamı kocası gelip bir miktar eşya ve oğlanı alıp gitmiş. Hatice, "Ben de buraları toparlayıp, kalan kıyafetleri falan ayarlayıp kendi arabamla arkadan getireceğim dedim oğluma!" dedi.
Dudaklarına yumuldum. Dilini dilimde gezdiriyor, kasıklarını ve göğüslerini kasıklarıma ve göğsüme bastırıyordu. Şifon bir sabahlık giymiş, belden kuşağını bağlamıştı. O uzun kahverengi kıvır kıvır saçlarını salmış gerçekten çok güzel bir kadındı. Yüksek bel siyah bir tanga ve dantel siyah transparan sütyen takımını ilk kez görüyordum ve çok yakışmıştı. Duvara dayayıp bir bacağını kaldırıp belime dol adım. Yarağım tangasının üzerinden amına baskı yaparken, sabahlığı omuzlarından düşürüp, boynunu, omuz başlarını emdim, yaladım. Göğüslerine inip transparan kumaşın üstünden emdim uçlarını, küçük ısırıklar attım...
Bacağını indirip ters çevirdim, ellerini duvara yasladım, ensesinden başlayıp aşağıya inerken sütyenini çözüp devam ettim. Bel çukurunu dilledim, kalçalarına inip avuçladım, küçük ısırıklar, tokatlar attım. Kalçasını biraz daha eğip tangasını kenara çektim, amcığını ve göt deliğini emdim. Yaladıkça parlayan amcığı daha çok sulanıyor, kasılıp titriyor, sonra tekrar emmem için ağzıma doğru itiyordu kalçalarını. Ayağa kalkıp o domalmış haliyle alttan amcığına geçirdim yarağımı. Duvarı yıkacak gibi eliyle kendini geri itiyor, daha daha derine almaya çalışıyor, kalçalarını kıvırarak aldığı zevki arttırıyordu...
"Ben koca yaz tatili bu yaraksız geçiremem, kaçar kaçar gelirim Furkan'ıma, ohhh, sik, sik!" diye inliyordu. "Gel güzelim, ne zaman amcığın yarağımı istersen koş gel!" diye gaza getiriyordum. Orgazm kasılmaları dinerken yarağımı amından çekip göt deliğine dayadım. Onu hiç götten sikmemiştim. Kafasını çevirip, "Dur, kocamın durumundan dolayı anal sikişmekten nefret ediyorum, hiç yapmadım! Ama bunu istediğini biliyorum, o yüzden şimdi götümü sikmeni istiyorum!" deyip dudaklarımdan öpüp, kalçasını daha geri çıkardı.
Zaten amcık sularıyla parlayan yarağımı göt deliğine dayadım. 5 dakika sırf kafası girdi ve durakladım ve yavaş yavaş ittirmeye başladım. Dudaklarını ısırıyor, gözleri kapalı, doğum yapar gibi nefes alıp veriyordu. Sonunda tamamı içine girdiğinde, "Sen hareket et!" dedim. Yavaş yavaş kalçasını oynatmaya başladı. Sonra biraz daha hızlı, biraz daha hızlı derken, birkaç dakika sonra boşalmak üzereydim. Uzanıp amcığını avuçladım, sırılsıklamdı ve yine kasılmaya başlamıştı. Götünden sikerken amcığından orgazm olmak ürereydi. Dayanamayıp döllerimi götünün içine boşaltırken, o da titrerye titreye orgazm oldu amındaki parmaklarıma...
Nefes nefese dinlendik koltukta oturarak. "Baştan çok canım yandı, ama sonrası çok zevkliydi, orgazm oldum farkettin mi?" dedi dudağımdan öperek. "Evet, bakire götünü bana vermen harikaydı!" dedim. Hatice, "Şimdi mola, giyinip çıkıyoruz!" dedi. "Nereye?" dedim. "Görürsün!" dedi. Daireden çıkarken, "Sen beni marketin sokağında bekle, ben arabayı otoparktan alıp geliyorum!" dedi. Marketin biraz ilerisinde beklerken, Hatice önümde kıpkırmızı bir araba ile durdu. Bindim ve İzmir'e gittik.
Önce Bornova Forum'a uğradık, Hatice bir sürü alışveriş yaptı, oğluna, kocasına, kendine. Her mağazadan birşeyler beğenip aldı, ama çok seri bir alışveriş oldu. Bir saat sonra arabanın arka koltuk dolu çıktık. Özdere'ye bir restorana gittik. Dün akşam internetten bakıp tüm rotayı çizmiş zaten, güzel bir yemek yedik. Ben rakı, o bir tane bira içti. Saat 16:00'da tekrar Manisa'ya döndük. Yine beni marketin orda bıraktı.
Ben binaya girdiğimde karşı dairenin kapısı açıldı. Ayşe çıktı kapıdan. Eyvah, ne diyecektim, ne yapacaktım. "Aaa Furkan bey!" dedi. "Merhaba!" dedim. "Siz bugün buluşacak mıydınız, Ebru çalışıyor demişti. Ben de o yüzden izin aldım, dükkana döneyim bari, görüşürüz!" dedi acaleyle çıktı.
Bir dakika kadar kapıyı açar gibi yaptım. O sırada Hatice gelip yukarı çıktı, kapısı kapanmadan ben de içeri girdim. Durumu anlattım. Hatice, "Dur. Kadın benim ölçülerimde, ya da çok yakın, (çantalarının birinden bir iç çamaşırı takımı çıkardı) aşağı in yatağın üstüne bunu bırak. Eğer kadın gelirse yatakta bulur, arar seni, sana sürpriz yapacaktım dersin o yüzden önceden gidip eve bıraktım diye kıvırırsın!" dedi.
Ulan bu kadınların kafası aldatmak mevzu olduğunda zehir gibi çalışıyordu. Aşağı inip kutuyu yarı görünür yarı görünmez halde bıraktım. Tekrar yukarı çıktım. Hatice'ye pencerenin önüne geçmesini söyledim. Pencereden kafasını çıkarıp perdeyi beline çekti. Arkasına geçip yere oturdum eteğini sıyırıp amını yalamaya başladım. Dışarı belli etmemek için neler yapıyordu bilmiyorum, ama 10 dakika sonra eliyle beni ittirdi. Hem orgazm olmuştu, hem de içeri girip, "Geliyor seninki tozu dumana katarak!" dedi. Perdenin arkasından baktım, gerçekten çok hızlı ve hınçla geliyordu Ebru...
Telefonu sessize alıp, arka odaya geçtim. Merdiven boşluğu ve kömürlükler nedeniyle üst katlar birer oda büyüktü. İki dakika sonra aradı, "Aşkım nerdesin?" dedi. "Arkadaşlarla bira içmeye geldik." dedim. "Hımm, tamam, Ayşe seni eve girerken görmüş te, burdasındır diye geldim..." dedi. Ben de, "Yani sürprizi mahvetti değil mi, ne boş ağızlı kadın!" dedim. "Gördüm hayatım, da ne gerek vardı aşkım?" diye yavşadı. "Arkadaşlar huylandı, kapatıyorum ben, görüşürüz!" dedim. "Tamam aşkım, iyi eğlenceler!" dedi kapadı.
Tekrar ön odaya geldiğimde, Hatice, "Gel buraya!" deyip yarağımı avucuna aldı, "Pencerenin önünde kudurttun beni, tüm mahalle nasıl orgazm olduğumu biliyor artık!" diye gülüyordu. Uzun uzun yarağımı yaladıktan sonra, "Götten sik yine!" dedi kulağıma. Yere diz çöküp, kollarını ve yüzünü koltuğa koydu. Sabahkinden çok daha kolay girdim götüne, göt deliği artık yarağımın beden ölçüsünü almıştı, ama halen daracık ve çok sıcaktı. Parmağımı ağzına soktum, yarak yalar gibi yalıyor, ben götüne pompaladıkça parmağıma dil darbeleri atıyor, somuruyordu. Bu kez kendisi sağ elini amına atıp, art arda orgazm oldu. Veda zamanıydı, yarağımı götünden çıkardım, yüzünü çevirip, göğüslerine, yüzüne, uzattığı diline boca ettim döllerimi. "Ben sık sık kaçarım, zaten bizimkilerin yazın tarla tapan işleri çok olur. Ben sana buranın anahtarını da vereyim, ona göre haberleşiriz!" dedi. Sımsıkı sarılıp ayrıldık. Eve giderken bir bira alıp, bir kenara çekip içtim. Karıma ve Ebru'ya (Arkadaşlarla bira içiyoruz) demiştim, alt yapı sağlam olmalıydı.
Bir hafta sonra, 16 Haziran'da tatile yola çıktık. Ebru ile o hafta içi yalnızca bir kez görüşebilmiştik. Otele vardığımızda hepimiz pert olmuştuk, ama çocuklar hemen denize gitmek istiyordu. Karım uykuyu sever, bana, "Sen oğlanı havuza götür!" dedi. Çocukları almak için Ebru'ların villasının kapıyı çaldım. Çocuklar kendi odalarında üstlerini değiştirirken, Ebru beni kendi odasına çekti ve "Bu odada bu hafta her fırsatta her deliğimi dolduracaksın, tamam mı?" dedi gülerek. Zaten altında bir şey yoktu, parmağı taktım amcığına ve "Tamam yavrum, havuza gelecek misin?" dedim. "Sen bak, çocuklar kendi başına takılabilirse çık gel!" dedi.
Çocukları havuza götürdüm. Animatörler çocuk külübüne kaptılar hemen, ben de ters yönden Ebru'nun odaya gittim. Ebru yatağın üzerine 5-6 tane bikini sermiş, hangisini giyeceğine karar vermeye çalışıyordu. Tersten taraftan geldiğim için, ardına kadar açık ama perdesi kapalı sürgülü kapıdan daldım içeri. Ebru küçük bir çığlık attı. Sarıldım hemen. Dönüp dudaklarıma yapıştı ve "Nerde kaldın, bak ıslak ıslak seni bekliyorum, tüm yol boyu bu anı düşledim, aşkım sok hemen sok ki sularım yarağına süzülsün!" diye öperken yatağa doğru ittim. Bikinilerin üzerine düştü. Bacaklarını omzuma alıp hemen soktum yarağımı amına.
"Oh aşkım, yol boyu ikimiz olsak şurda ağzıma verse, şu ağacın altına çekse kucağında hoplatsa diye düşler kurdum, sik aşkım, çok özledi amcığım seni!" diyor, sırılsıklam olmuş amcığına gömerken, buz gibi klima sırtıma vuruyor, bir yandan ürpertiyor bir yandan da daha da tahrik ediyordu... Epey bir sikiştikten sonra inlemeler ohlamalar arasında boşaldık ikimiz de. Daha nefeslerimiz düzelmeden dış kapı çalındı.
Karım, Ebru'ya sesleniyordu. Ebru bir bornoz giyip kapıya gitti, ben odada kapının arkasına geçtim. Ebru, "Furkan çocukları götürdü, ben de duş alıp gelecektim, sen git gelirim!" dedi kapı aralığından. Şortumu giyip arkadan çıktım, havuzun oraya gidip direkt havuza atladım. Karım geldiğinde havluyu koyduğumuz şezlonga doğru yüzüyor havasındaydım. İlk günden ilk yakalanma tehlikesini atlatmıştık.
[Furkan]
Tatlı Komşum! (5) (Furkan 31 Y., Manisa)
Ertesi gün öğlen yemeğinden sonra havuza doğru yürürken, sanırım Rus, iri yarı bir adamın gülümseyerek Ebru'ya selam verdiğini gördüm. Belki yanlış görmüşümdür dedim. Bir saat kadar havuzda yüzerken adamın ve yanında süpermodel bir kadının karşıdaki şezlonglara oturduğunu gördüm. Kadın direkt bikini (pardon ipkini) üstünü çıkarıp Toppless güneşlenmeye geçti. Kadın sanki, Buranın en güzeli benim, var mı meydan okuyan? der gibiydi. 5 yaşlarında bir kız çocuğu vardı yanlarında, animatörler aldı.
Havuzdan çıkıp, Ebru, karım ve ben şeklinde sıralandığımız şezlonglara uzanıp güneş gözlüğümü taktım etrafı kesmeye başladım. Adam sürekli Ebru'ya bakıyor, Ebru da kaçamak olarak adama karşılık veriyordu. Bu beni kızdırmaktan çok tahrik etti, çünkü ben de onun karısının göğüslerinden gözlerimi alamıyordum. Göğüs uçları resmen başkaldırmış yukarı doğru bakıyor, göğsü uca doğru yukarı kıvrılıyordu, hani füze gibi denir ya...
O ara karım hareketlendi. "Ne oluyor?" dedim. "Sanırım regl oluyorum, dünden beri az bir ağrım vardı, ben odaya gidip geleyim!" dedi. Eyvah yandık, eşimin regl ilk 2 gün fena sancılı oluyor ve en az 6-7 gün sürüyordu. Tatil burnumuzdan gelecek diye düşündüm. Karım gidince, Ebruya, "Ne o kız, herif seni gözleriyle sikiyor?" dedim. "Sorma hayatım, akşam hani animasyon esnasında bira almaya gittim ya, bu herif bardaydı, bana sırasını verdi, gülümseyip teşekkür ettim. Birşeyler söyledi. Barmen de tercüme etti. Ne mutlu, sıra beklerken manzaram sizsiniz mi ne demiş. Gülümseyip teşekkür ettim. O saatten beri adam heryerde, sabah kahvaltıda tam karşımda çaprazda, sonra havuz da karşımda, öğlen yemeğinde karşımda, yemek alırken ensemde, sabah kahve makinasının orda dayayacak kadar yaklaştı nerdeyse!" dedi.
"Ne o, zevk mi aldın?" dedim. "Baştan korktum, ama şimdi cayır cayır yanıyor amım! Karısı süper güzel, adam bana niye bakar ki?" dedi. "Sen de en az karısı kadar güzelsin yavrum! Eeee, ne olacak şimdi? Adam bir hafta peşinden ayrılmaz, ya bir kuytuda bastırırsa, baksana ilk sabah sıkıştıracakmış!" dedim. "Bilmiyorum, sen ne dersen onu yapacağız. İstersen denize gidelim bugün, hem uzaklaşmış oluruz?" dedi. "Bakalım! Ama tahrik olduysan devam et biraz istersen, hem tatil renklenir!" dedim. "Ciddi misin?" dedi yüzüme bakıp. "Çok ileri gitmeden!" dedim gülerek. "Tamam!" dedi.
Havuza girip biraz yüzdük, tabii şakalaşarak. "Söndü mü biraz ateşin?" dedim amını işaret edip. "Nerdeee! Ancak sokarsan alırsın ateşimi, sikmen lazım!" dedi. "Kim alevlendirdiyse o söndürsün!" dedim gülerek. "Söndürtürsem görürsün!" dedi, güldü. İkimiz de şaka yapıyorduk güya, ama alttan alta da merak, tahrik herşey vardı. Tam o sırada kadın kalkıp sıcak tarzı bir hareketler yaptı kocasına ve havuza atladı. Kadın senkronize yüzmeciydi kesin, suyun içinde kuğu gibiydi. Ağzımız açık ona bakıyorduk. Herhalde dalmışız. Sonra kendime gelip, şezlongta bira yudumlayan adama kaydı gözüm. Adam gülümsüyor, bir karısına, bir Ebru'ya bakıyordu. Ama eli ile şortunu düzeltir gibi bir hareket yaptı. Ebru herhalde havuzu ısıtmıştı ateşiyle.
Havuz Bar'ın arkasında alt kata inen merdivenler vardı. Alt katta kadın ve erkek tuvaletleri ve geniş bir alanda ilave şezlong ve sandalyelerin üstüste yığıldığı depolama alanı vardı. Ebru'ya, "Bar'ın ordaki tuvaletlere git bakalım, gelecek mi adam, hem gelirken de bize bira al bardan!" dedim. "Başımıza iş açacağız bak!" dedi. "Birşey olmaz!" dedim.
Ebru çıktı havuzdan, biraz kurulanıp tuvaletlere doğru gitti. 30 saniye sonra adam da peşinden. Bu arada ben de kadını izliyordum, aval aval havuzun ortasında dikilip kalmıştım. Kadın tek damla su sıçratmadan yanımdan geçerken, bana bakıp gülümsedi ve kırık bir Türkçeyle, "Pardon, birşey mi oldu?" dedi. Bir an gülümsedim, "Yok, sanki olimpiyatlarda senkronize yüzme seyrediyorum, yüzmüyor adeta suda dans ediyorsunuz!" dedim. "Teşekkür ederim, gençliğimde yapmıştım o sporu, ordan kalma!" dedi. "Yani halen sporun içindesiniz, çünkü daha çok gençsiniz!" dedim. "Oooo, kadınlarla konuşmayı biliyorsunuz!" dedi.
Ben de, "Aslında suda olmasak elimin ayağımın titrediğini görürdünüz!" dedim. "Neden ki?" dedi. "Hayranlıktan!" dedim. "Ay teşekkür ederim, ben Olga!" dedi suda elini uzatıp. "Ben de Furkan!" dedim. "Sizin de yanınızda hayran olunacak kadar güzel bayanlar var, kim onlar?" dedi. "Karım ve baldızım!" dedim. "Baldız baldan tatlı mı, siz Türkler öyle diyorsunuz ya! Havuzdaki hareketlerden onu anladım da!" dedi gülerek. Gülümsedim cevapsız.
Olga, "Türkçeyi nerde öğrendin diyeceksiniz, klasik soru. Kocam Boris Ankara'da resmi görevli 4 yıldır!" dedi. "Ya siz?" dedim. "Ben de çevirmenlik, tercüme, kendimce birşeyler yapıyorum vakit geçsin diye!" dedi. "Ne kadar buradasınız?" derken elinde biralarla önce Ebru geldi, ardından da Boris. Olga, "Tanıştıralım, hem daha çok sohbet etme şansımız olur, böyle güzel konuşan bir adamla daha çok sohbet isterim. (muzipçe gülümseyip) Yarım saat sonra olur mu?" dedi. "Karıma bakayım, odaya gitmişti, sonra birşeyler içeriz hep beraber!" dedim. "Peki!" dedi. Ben havuzdan çıktım, Ebru, "Yürü odaya gidelim!" dedi. Biradan bir fırt aldım. Herşeyi bırakıp villalara doğru yürümeye başladık. Tam o sırada Boris'e baktım, bıyık altından gülümsüyor derler, ya tam da öyleydi bakışları.
Yolda Ebru anlattı. "Tuvalete girdim çıktım, biri elimi tuttu çekti beni, ben sen sandım bir an, sonra bu adammış! O sandalyelerin olduğu yer var ya, labirent gibi, arasına yürüttü, ne diyeceğimi bilemedim, direk dudaklarıma yapıştı, bana Türkçe çok güzelsin dedi. O kadar seri hareket ediyordu ki, dili dilimi resmen sikti, elini bacaklarıma attı ve bikinimin içinden kalçalarımı sıkmaya yoğurmaya başladı. Elim otomatikman şortuna gitti. Önce şortun üstünden okşadım, sonra da elime aldım. O an parmakları içime girdi. Bir sesler oldu, yakalanacağız diye elinden kurtulup Bar'a geldim. Biraları almış gelirken iki adım arkamdan gelip, Tadın damağımda dedi. İçimden bir ses cevap ver dedi. Benim de dedim adama!" dedi.
Ebru, "Yanıyorum, sikilmek istiyorum Furkan!" dedi. "Sen geç villana, ben iki dakika benimkine bakıp garantiye alayım!" dedim. Villaya girdim, karım perdeleri kapamış yatıyordu. "Nasıl oldun?" dedim. "Kötü!" dedi. "Ağrı kesici al!" dedim. "O da adeti düzensizleştiriyor biliyorsun, sonra 20 gün parça parça 2 gün çekecğim! Aşkım sen git eğlenmene bak, uyumak istiyorum!" dedi. Çıktım, Ebru'nun villasına gittim. Ebru yatağa yatmış çırılçıplak, bir eli amında, diğer eli göğüslerini sıkıyor, gözler kısık, "Gel ne olur, gel sok artık!" dedi...
Derin bir, "Ohhhh!" çekti daha kafası girince. Birkaç kez gidip geldim, "Oh oh oh oh!" diye klasik Ebru orgazmı başladı. "Çok doldum, yürürken yolda sokacaktım elimi amıma, ohhhh sik aşkım, sikkk!" diyor, kalçalarını ittirip beni kendine çekiyordu. "Şimdi seni Boris sikse daha iyi olurdu sanırım!" dedim. "Boris mi, adını nerden öğrendin?" dedi. "Karısı da Olga!" dedim. "Ohhhhh, sikişecek miyiz Olga ve Boris'le?" dedi. "Sikişelim mi?" dedim. "Eveeeet!" diye tekrar tekrar orgazm olmaya başladı. Halen azgındı ama...
"Olga bizi tanıştırmaya ve birşeyler içmeye çağırdı!" dedim. "Bekletmeyelim o zaman! Hadi aşkım boşalt döllerini heryerime, sonra da gidip daha çok tahrik olalım, ohhhhhh, sik amcığımı, ağzıma yüzüme boşalt, aşkımmm ohhhh, hadi Boris beklemesin!" dedi. "Verecek misin mi yavrum Boris'e?" dedim. "Vereceğimmm!" dedi. "Ohhhh, ben de Olga'yı sikeceğim!" dedim. "Sik aşkım, hem de ben sikilirken yanımda sikkkk, ohhhh, aşkımmmm, çok istiyorum o kabuklu yarağı yemek, elime alınca kimse gelmese domalıp siktirecektim orada!" dedi. "Ohhhh, geliyorum!" dediğimde, kalkıp oturdu önüme, yarağımı ağzına alıp somura somura boşalttı yarağımı...
Havuz başına gittik, Olga hepimizi tanıştırdı. Sikişten dolayı kıpkırmızıydık sanırım, Boris de Olga da sırıtıyorlardı. Havuza girdik biraz vücut ısımız düşsün diye. Ebru biraz daha cüretkar bir bikini giymişti. Gözler birbirine kilitlenmişti, Olga ile ben, Boris ile Ebru. Boris hareket yaptı, bira içelim mi diye. Kafa salladık. Çıkıp kurulanıp peşlerinden Bar'a gittik. Barmen imalı imalı bakıyordu biraları alırken. Olga, "Çabuk geldiniz?" dedi. Ben de, "Ebru'yu Boris hazırlamış zaten!" dedim. Gülüştük sırf. Ebru utanıp gözlerini kaçırdı Boris'ten...
Boris, "Ne yapalım, bizim odaya geçelim mi?" dedi. "Yok, tüm gün ortadan kaybolmak doğru olmaz, çocuklar falan arar, ortalık karışmasın, akşam daha müsait!" dedim. Boris ve Ebru'nun hevesi kırılsa da, Olga lafa girdi, "Furkan doğru söylüyor, Svetlana da var hem, arar odaya gelir falan, mantıklı olalım!" dedi kocasına. Ben de Ebru'ya, "Siz gidip ateşi biraz daha harlayın!" dedim. Boris anlamamıştı sanırım, "Harlamak?" dedi. Ebru, "Gel!" dedi Boris'e, tuvaletlere doğru yürüdü, Boris de 5 metre arkasından. Olga bana bakıp gülümsüyor, "Biz ne zaman harlayacağız?" diyordu. "Gel o zaman!" dedim. Biz de lavabolara yürüdük...
Usulca sandalyelerin arasına girdik. Boris iki parmağını ebrunun amcığına sokmuş, diğer elinin orta parmağı göt deliğinde, Ebru Boris'in yarağını avuçlamış, deliler gibi öpüşüyorlar. Ebru'nun hareketlerinden anladığım kadarıyla Boris'in parmaklarıyla orgazm oluyordu. Sesimizi duyunca göz ucuyla bakıp devam ettiler, tüm otel gelse o an duracak durumda değillerdi zaten. Birkaç metre ötelerine labirentin köşesine doğru geçip, Olga'nın dudaklara yumuldum. Bir elimle göğüslerini sıkarken, diğeriyle götünü avuçlamış okşuyordum. O da elini yarağıma atıp okşamaya başladı.
Bir dakia geçmeden sandalye yığınına Olga'nın ellerini dayayıp, kalçasını geri doğru alıp, arkasında yere çöktüm, amını ve göt deliğini yalamaya başladım. "Uhhhh, buna dayanamam işte, aklımı mı okudun?" dedi fısıltıyla. Sol tarafımızda birkaç metre ötede Ebru diz çökmüş Boris'in yarağını koparırcasına emiyor, Boris de hafif bükülmüş halde Ebru'nun göğüslerini okşuyordu. Sağ tarafımda bir hareket sezinledim, kafamı çevirmeden göz ucuyla baktım, ama Olga'yı yalamaya devam ediyordum. Olga, "Offf, offff, ohhhh!" diye inlerken, 10 metre ötemizde sandalye yığınının arkasında bir gölge gördüm. Ayağa kalkıp yarağımı Olga'nın amına sapladım. Derin bir, "Ohhhhh!" çıktı ikimizden de. Olga, "Dayanamadın mı?" dedi fısıltıyla. "Dayanılır mı bu güzelliğe?" dedim. "Sik o zaman!" dedi...
Hafif kafamı çevirdim, yine göz ucuyla baktım. Temizlikçilerden biriydi, zenci bir kadın. Farkettiğim, aşağısı görünmese de eli hareket ediyordu, bizi seyredip kendine dokunuyordu. Bu arada Boris boşalmış, Ebru yalanıyordu. Şimdi solda 2 seyirci, sağda bir seyirci varken, yarım saat önce tanıştığım Rus karısının amına pompalıyordum. Olga titriyor, orgazm oluyor, kasılıp tekrar salıyordu kendini. Boşalacağımı hissettiğimde yarağımı aniden amından çekip göt deliğine bastırdım. "Ahh!" diye küçük bir çığlık atsa da, flop sesiyle götüne daldım. "Bu muhteşem!"deyip parmaklarını amına atıp tekrar titreyip kasılmaya başladı. İşte o an ılık ılık aktım götünün içine...
Kafamı çevirdim aleni, zenci temizlikçi kadınla gözgöze geldik. Kadın fırlayıp kaçtı. Hepimiz toparlanıp teker teker çıktık labirentten. Ben Ebru'yla bar'a doğru giderken, "Aşkım, Boris yarağını sokmadan parmaklarıyla 3 kez orgazm etti beni!" dedi ve yanağımdan öpüp, "Sen de iyi siktin karıyı!" dedi göz kırparak. Biraları alıp bizim şezlonglara gittik. Boris, "Başlangıcı böyleyse gece çok güzel olacak!" dedi. Gülüşüp sohbet ettik...
Akşam yemeği için hazırlanmaya gittik. Karım uyanmış, ama darmadağın halde yatakta oturuyordu. "Ağrıdan uyuyamadım!" dedi. Duş alıp hazırlanırken oğlumuz geldi, onu da duşa sokup, sonra da giyinmesi için birşeyler çıkardım. "Gelebilecek durumda mısın?" dedim. "Yok!" dedi karım. Restorana gidip yiyecek birşeyler aldım. "Şu ağrı kesiciyi iç!" dedim. "Yok, bu gece dinlenirsem sabaha geçer umarım!" dedi. "Ama aklım sende kalıyor!" dedim. "Yok aşkım, sen git tatili zehir etme, bak ben de üzülürüm!" dedi. Oğlan fırlayıp gitti zaten, ben de çıkıp Ebru'nun kapıyı çaldım.
Onun oğlanlar da gitmiş. Siyah kısa fırfırlı eteği olan boyundan bağlamalı sırtı açık bir elbise giymiş, ayağında rugan topuklu ayakkabıları, sütyensiz göğüsleri. Küçük salınışlarda eteği kaldırıp baktım, siyah bir tanga. Azıcık makyaj yapmış. "Ufff yavrum, Boris'e mi süslendin böyle?" dedim. "İstersen gitmeyelim onların yanına, tüm gece sik beni aşkım!" dedi ama yarım ağızla. "Siktir ordan, amcığın şimdiden suları salmış Boris diye!" dedim götünü avuçlayıp. "Doğru valla!" dedi kırıtıp gülerek. Sonra çantasına uzanıp, "Şunu iç!" dedi. "Ne bu?" dedim. "Zerzevatın ilaçlarından, doktor vermişti, bu gece sana lazım olacak!" dedi. "İhtiyacım yok!" dedim artistçe. "Bence iç, Olga seni mahvedecek!" dedi. Aldım içtim.
Yemek salonuna girince Olga el kaldırdı oturdukları yerden. Yanlarına gidince ikisi de ayağa kalktı. Sanki Ebru ile sözleşmişler, Ebru'nun kıyafetinin sarısı vardı Olga'da da. Ebru gülümseyip bir marka söyledi, Olga da, "Evet, aynı marka!" dedi. Erkekler olarak kalkıp tabak hazırladık. Sonra içecekler geldi. Hepimiz rakı söyledik. Herkes sessiz ama seri biçimde birşeyler atıştırdı, ama sadece birkaç lokma. Rakı bitince kalktık...
Odaları bizim villalarının çaprazındaydı. Villalar tarafına geçip, yürüyüş yoluna girince, Boris Ebru'yu çekip öpmeye, götünü avuçlayıp, sarılarak yürümeye başladı. Bense Olga'nın elini tuttum. Olga diğer eliyle pazumu tutup, başını omzuma koydu ve "Çok incesin!" dedi kulağıma. Odalarına girince birer shot tekila doldurdu Boris, şerefe deyip fondipledik. Boris Ebru'yu kucağına oturttu koltuğa oturup. Olga da beni koltuğa oturtup önümde diz çöktü, fermuarımı açtı ve "Bugün beni tek sikişte defalarca orgazm eden şu yarağı yalamak istiyorum!" dedi. Yarağımı avuçlayıp, "Hımmm!" dedi ve kafasını yalamaya başladı. Diliyle yarağımın ucunda daireler çiziyor, resmen içimi çekiyordu.
Bizimkilere baktım, Boris çoktan, elbisesini bile çıkarmadan koltuğa domalttığı Ebru'nun tangasını kenara çekip, amına köklemişti. Gün içinde iki kez sevişmiş boşalmış ama sikişememişlerdi, sabırları kalmadı diye düşündüm.
Olga'nın yalaması biraz daha sürse ağzına boşalacaktım Olga'nın. Elbisesini çıkardım, sadece ayakkabıları kaldı. Koltuğa sırtımı dayayıp oturdum ve kucağıma aldım. Bacaklarını kırıp oturdu ve eliyle düzeltip yarağımı hizalayıp içine aldı. O kadar yavaş oturup kalkıyor, kalçalarını oynatarak yarağımı kafasına kadar getirip tekrar amına gömüyordu. Ben de dudaklarını, boynunu, göğüslerini öpüyor yalıyordum. Ama öylesine yavaştı ki, sanki ağır çekimdeydik. "Bugün amımdan çıkıp hemen götüme soktun ya yarağını, ben hayatımda öyle bir şeyi ilk kez yaşadım, sanki hem götümden hem amımdan orgazm oldum, harikasın!" deyip boynuma sarılmış, yüzümü öpüyordu...
Ebru da, "Sik, sik hadi, daha çok sok, dünden beri amımın suları kesilmedi, gözünle siktin, şimdi de yarağınla sik, ohhhh!" diye bağıra bağıra inliyordu. Boris amını sikerken orta parmağını da götüne sokmuş, parmağıyla götünü sikiyordu Ebru'nun. Onlar ne kadar erotizmdeyse, biz de o kadar romantizmdeydik. Ebru'nun sesi kaplıyordu odayı, "Oh oh oh oh!" diye. Boris de dayanamayıp boşaldı. Bense, Ebru'nun verdiği haptan mı, ortamdan mı, ben daha yeni başlıyorum gibi hissediyordum...
Olga bana birden, "Şimdi!" deyip kalktı, amından çıkan yarağımı tutarak götüne soktu ve "Bak yine oluyor!" diyerek, bu kez çok daha hızlı oturup kalkıyor, "Offff, Furkannn, offf!" diyordu. Kafamı çevirdim, Ebru ile Boris koltuğa yıkılmış halde bize bakıp, Olga'nın delirmesini seyrediyorlardı. İki elimle kalçalarını tokatlarken, Olga götündeki yarağımla dansöz gibi kıvırıyor, iki eliyle çektiği kafamı göğüslerine bastırıyordu.
Sanki kısacık gibi gelse de, bir saatten fazla olmuştu odaya gireli. Daha dayanırdım da, iyice yavaşlayan Olga'nın hareketlerinden sonra ben de bıraktım kendimi ve götünün içine boşaldım.
[Furkan]
Tatlı Komşum! (6) (Furkan 31 Y., Manisa)
Teklifim üzerine 23:15 gibi odadan çıkıp Bar'a gittik. Biraz ortada görünüp, çocukları toparlayıp, sonra yine buluşacaktık. Çocukları alıp zorla odalara götürdük. Oğlumu yatırdım, karıma baktım yatakta uzanıyordu. "Uyuyabildin mi?" dedim. "Uyumuşum biraz." dedi. "Kalk bir ılık duş al, iyi gelir!" dedim. "Siz ne yaptınız?" dedi. "Ebru Rus bir kadınla tanışmış, onlar animasyon izlemeye gitti, biz de adamla Bar'da oturup hem konuştuk hem içtik, oğlanı yatırıp sana bakmaya geldim. Bu gece disko gecesi varmış, Boris'le Bar'da içip milletin dans edişiyle dalga geçeceğiz!" dedim. "Nasıl anlaştınız?" dedi. "4 yıldır Türkiye'de çalışıyormuş, Türk gibi zaten!" dedim. "İyi bari!" dedi. Duşa girdi.
Duştan çıkınca, "İyi geldi sıcak su, kasıklarıma tuttum!" dedi. Yatağa uzandı, "Hadi git, başımı bekleme!" dedi. "Tamam, iyi geceler!" dedim. Ebru'ya baktım odası karanlık. Aradım, nefes nefese açtı telefonu, "Boris'le plajdayız, Olga seni odada bekliyormuş, biz de geleceğiz birazdan, ama cam kapıdan gidecekmişsin!" dedi. Sabredememiş orospu dedim içimden.
Olgaların villaya arkadaki sürgülü kapıdan gittim. Loş ışıkta, çok güzel kırmızı kısa bir gecelik giymiş. "Nerde kaldın Furkancığım!" diye karşıladı. "Boris'le Ebru dayanamamış?" dedim. "Evet, bir şişe şarap alıp gittiler, çıplak denize girip sikişeceklermiş! Sen ne içersin?" dedi. "Amının suyunu!" dedim. Gülerek, "Ne kadar istersen!" dedi. Yatağa uzandım, gelip yatak başına tutundu, bilekten bağlamalı yüksek topuklu ayakkabıları ile, ağzıma çömeldi. Biraz aşağı kayıp amını dudaklarımın arasına aldım. Ben yaladıkça amını daha çok bastırıyor, dizleri titriyor, yatak başını sökecekmiş gibi oynatıyordu...
En son bacakalarında derman kalmayıp dizlerinin üzerine çöktü. Bense halen amını yalıyor, parmağımı göt deliğine sokuyordum. Burnumdan zor nefes alıyordum, bu da başımın dönmesine neden oluyordu. Ben amını öyle emerken uzanıp bir sigara yaktı, diğer eline de bira bardağını aldı. "Ohhhhhhh!" diye inliyor, sonra bir sigaradan bir biradan çekiyordu. Bu bana inanılmaz tahrik edici geldi, belinden tutup kaldırıp yarağıma oturttum. Sigarayı ağzıma tuttu, sonra da biradan biraz ağzıma dökmeye çalıştı, ama kucağımda hopladığı için bira ağzımdan çok yatağa döküldü. Kucağımda hopluyor, "Ohhh, Furkan tatilimi şenlendirdin, teşekkür ederim!" diye inliyor, arkasına attığı eliyle taşaklarımla oynuyordu. Ebru'nun hap çok sağlamdı, dakikalarca hoplattım kucağımda. En sonunda, Olga, "Yeteerrrrr, aşkım biraz mola verelim!" dedi.
Dolaptan 2 bira çıkarıp açtı, 2 shot votka doldurdu. "Sabah Boris sizi işaret edip, Ebru'ya akşamdan beri asıldığını söylediğinde sana baktım, ilk anda ateşler bindi!" dedi. Güldüm, "Ateşler bastı!" dedim. "Evet ateşler bastı! Kalkıp havuza girdim ve senin beni seyretmeye başladığın anda orgazmlar başlamıştı! Tatil bitince aklımdan çıkmayacaksın, bir uçak bileti ne olacak ki? Daha önce de yaşadık biz bunu Ankara'da, ama adam çok rahatsız etti, her gün aradı, tek görüşmek istedi hep, ben de engelledim, Boris de uzaklaştırdı zaten!" dedi...
Boşalmadığım için yarağım kazık gibiydi. Elini atıp okşayarak, "Hiç inmez mi bu?" dedi. "Kaldıran bu kadar güzel olunca inmez!" dedim. Eğilip ağzına aldı emmeye başladı. Biraz yaladıktan sonra gidip yatağın kenarına indi, boy aynasının karşısına geçip yatağa ellerini koyup, "Gel!" dedi. Götünden sikmemi istiyordu. İkiletmeden kalkıp sikmeye başladım götünü. Kendi kendime, Bu ilacın adını almam lazım dedim, en az 15 dakikadır götünden sikmeme rağmen boşalamıyordum. Yorulmuştum. Olga'nın da sırtı ter içindeydi klimaya rağmen...
Tam o sırada cam kapı açıldı, Ebru ile Boris içeri girdi. Ebru biraz yalpalıyor ve yarı korkmuş, yarı baygın gözlerle bakıyor, Boris onu koltuk altından desteklemese düşecek gibiydi. Olga ile sikişi bırakıp, ne olduğunu sorduk. Boris tüm soğukkanlılığıyla, "Üç tane serseri geldi az ilerde kayalıkların arasında çıplak yüzüp sevişirken, dikkatim öyle dağılmış ki, kıyıya çıkınca orda beklediklerini farkedemedim..." deyince, Olga, "Neden durdurmadın onları, sen Spetsnaz'sın?" dedi. "O ne demek?" dedim. "Bir çeşit özel asker!" dedi. Benim anladığım bizim bordo bereliler gibi birşeydi herhalde.
Boris, "Onlara zarar vermeden durdurma şansım yoktu, birinde tabanca, birinde bıçak vardı. Canlarını yakardım, ama sonra etraftan duyulup polis gelecekti. Hadi ben durumu Moskova'ya açıklarım da, Ebru olanları nasıl açıklayacak?" dedi. Haklıydı. Boris Ebru'dan özür diledi. Ebru'yu aldım. Villasına götürdüm. Her tarafı döl olmuştu. Ağzı, yüzü, saçları, göğüsleri, amı ve götü, parmaklarının arasında bile kurumuş döller vardı. Banyoya sokup güzelce duş aldırdım. Sonra da bornoza sarıp yatağa uzattım.
Saçlarını okşarken gözlerime bakıyordu. "Kızmadın değil mi?" dedi. "Kızmadım, senin suçun değil!" dedim. "Biraz benim suçum! Ben de azdırıcı bitkisel bir ilaç aldım bu akşam, ondan seni beklemeden gidip Boris'i aldım odalarından. Hep denizde sevişme fantazim vardı, onu yapmak istedim. Ama biz giderken adamlar bira içiyordu sahilde. Boris kalçalarımı sıkıyordu, onların önünden geçerken elini omzuma koydu, ama eteğim köşeden tangamın içindeydi, yani götüm görünüyordu ve bu beni tahrik etti, sikecek gibi baktıklarına emindim. Sonra da geldiler işte..." dedi.
"İyi oldu mu bari?" dedim gülerek. "Hepsi ikişer kez boşaldı, en sonda da tost yaptılar. Ama gecenin finalini seninle yapabilmek için Boris'e perişan olmuş numarası yaptım. Şimdi onların siktiği her delikten bir kez de sen sikeceksin aşkım!" dedi. Ebru'nun amını, ağzını, götünü siktim, en son yüzüne boşaldım. Sonra da beraber duş aldık sessizce. Gece 03:30'da ancak odamıza geçtim. Uyudum...
Sabah 10:30'da uyandım. Karımı havuz Bar'da Olga ile kahve içerken buldum. "Tanıştınız mı?" dedim. "Evet!" dediler. Olga, "Ebru hanım nasıl, gece biraz fenaydı?" dedi. Olga'ya, "İyi sanırım, gece odasına bıraktım, alkol çarptı sanırım, gelir birazdan, bakmadım. Ben kahvaltıya geç kaldım, açım, müsadenizle!" dedim. Karım, "Ben de bir Ebru'ya bakayım!" dedi. Olga, "Tamam!" dedi, ama telefonunu eline aldı. Karım, "Ne oldu ki Ebru'ya?" dedi. Ben de, "Akşam yemekten sonra sarhoş olmuş Olga ile içerlerken, ben de odasının önüne kadar götürdüm!" dedim. Ben kahvaltı salonuna giderken, karım da Ebru'ya doğru gitti...
20 dakika sonra ben havuz Bar'da kahvemi yudumlarken, Olga ve Boris'le beraber karım da geldi. "Nasıl Ebru?" dedim. Karım, "Kadın battaniyeye sarılı, kıpkırmızı suratla açtı kapıyı, biraz daha uyuyayım öğlene toparlarım dedi, saç baş darma duman, çok çarpmış alkol!" dedi. Karıma, (Bence alkol değil, az önce sen geliyorsun diye mesaj alıp arka kapıdan sıvışan Boris çarpmıştır!) diyemedim. Olga ile Boris, "Vah vah!" derken bıyık altından gülüyorlardı...
Öğlen yemekten sonra karım, "Benim ağrım başladı, gidip uzanayım biraz!" deyip odaya gitti. Ben Olga'yı alıp onlara geçtim. Boris Ebru'ya bakmaya gitti...
Saat 15:30 gibi havuz başına döndüğümüzde, Boris ile Ebru Bar'da bira içiyordu. Bende akşamki hapın etkisi geçmemişti daha, Ebru'nun kulağına, "Bu ilaç neymiş böyle, bana bundan bir kutu ayarla!" dedim. O da kulağıma eğilip, "Bir kutuyla tüm Manisa'yı elden geçirirsin! Cevat bununla bile bir kez zor yapıyor!" dedi...
Akşam yemeğinden önce yarım saat kaçtık, Ebru'yu odalarında siktim, bu kez duşun altında. Akşam yemeğine karım da geldi. Yemekten sonra 1 bira içti. Zaten iki gündür hastalığın yıprattığı bedeni biraya dayanamadı, 22:00 gibi odaya geçmek için izin istedi. "Geleyim!" dedim, "Yok, sen keyfine bak!" dedi. Ulan benim hatun bu kadar rahat bırakmazdı beni, demek ki çok canı yanıyor diye düşündüm. Yarım saat sonra Boris masadaki birasını kafaya dikip, "Kızlar ben yarım saat kaybolacağım, gelirim!" dedi. Olga, "Sen de git Furkan!" dedi. Takıldım Boris'in peşine, "Nereye?" dedim. "Sessizce gel, karışma!" dedi.
Sahile gittik. Biraz ilerde 4 kişi ateş yakmış, alkol alıyordu. Boris onlara doğru yürüdü. Adamlardan biri, "Ne o lan pezevenk, bu akşam da ibne mi siktireceksin bize?" deyip beni işaret etti. Biri ayağa kalkıp elini beline attı. Diğeri de oturdukları yerden bir bıçak aldı. Diğer ikisi de nerden çıktığını anlamadığım birer sopa aldılar. Boris hızlanıp adamların arasına daldı. Sadece kırılan kemik sesleri ve adamların teker teker boş çuval gibi yere düşüşünü gördüm. Tüm olay 1 dakika bile sürmedi. Bir de nasıl yaptı bilmiyorum, hiçbirinden çıt çıkmadı ve hepsi yalvaran gözlerle bakmalarına rağmen kıpırdayamıyor, konuşamıyor, felç olmuş gibi yatıyordu. Hele o elini beline atıp silah çekmeye çalışanın eli, bilekten komple ters dönmüş, havaya bakıyordu. Boris bana, "Hadi gidelim!" dedi.
Yarım saat kadar sonra sahilde ambulans ve polis siren ve ışıkları birbirine karışıyordu. Olga Boris'e, "Yaptın mı yapacağını?" dedi. Boris gülümsedi. Ebru soran gözlerle bana baktı. "Sonra!" dedim. O gece erken dağıldık. Karım huylanmasın dedim ben, ama içeri gidince onu uyurken buldum. Ben girince uyandı. "Erken geldin?" dedi. "Senle hiç ilgilenemedim, onun için erken geldim bu gece!" dedim. "Git sen, git eğlen!" dedi. Oğlan gelip yatmıştı zaten odasında.
"Peki!" dedim. Çıkıp Ebru'ya yazdım, "Hadi Olga'lara gidelim!" diye. Onların odaya gidip camı tıklattık. Olga açtı. Boris'i memleketinden tatile gelen arkadaşı aramış tesadüfen, merkeze gitmiş onunla buluşmaya. Olga, "Gelsenize!" dedi. Girdik. Votkalar su gibi akmaya başladı. Biz Ebru ile votkaya alışkın olmadığımız için, kafamız iyi olmaya başlamıştı. Üçlü koltukta yanyana oturuyorduk, otomatikman ben ortadaydım. Ellerim vücutlarını dolaşıyordu. İkisinde de ince penye kısa elbiseler vardı. İkisinin de amcıklarını parmaklamaya başladım. Onlar da yarağımı çıkardı şortumdan, Olga eğilip ağzına alırken, ben de elimi sırtında atıp, arkadan amcığına işaret parmağımı götüne de başparmağımı soktum. Aynı şeyi Ebru da yapınca, ona da diğer elimin parmaklarını taktım. Şimdi yanlardan yarağımı yalıyorlar, kafasına gelince de öpüşmeye başlıyorlardı.
Ayağa kalkıp birbirlerinin kıyafetlerini çıkarıp elele yatağa geçtiler. Yatakta dizlerinin üzerinde dudaklardan boyna geçiyor, sonra birbirlerinin göğüslerini okşayıp emiyorlar, tam karşımda lezbiyen show yapıyorlardı. Az sonra 69 olmuş birbirlerini yalarken, benim de elim yarağımda 31 çekiyordum. Birer shot daha votka doldurup yatağa servis yaptım. İkisi de tuhaf tuhaf bakarken amcıklarına doğru döktüm kadehin bir tanesini. Buz gibi votka amcıklarına değdiğinde ikisi de irkildi. Sonra ikisi de yalamaya devam etti. Aynı hareketleri yapıyor, hem birbirlerini yalarken hem de orta parmaklarını birbirlerinin götüne sokmuş piston gibi sikiyorlardı götlerini. İnliyorlar, kasılıyorlar, Ohlar Ahlar havada uçuyordu. Neredeyse aynı anda orgazm olup yığıldılar yatağa...
Biraz kendilerine gelince, ikisini yanyana domaltıp, birinin amcığına parmaklarımı, diğerine yarağımı gömdüm. Dakikada bir değişerek siktim ve ikisinin de kalçalarına eşit paylaştırdım döllerimi.
02:45'de çıktık. Ebru, "Sahi, bu akşam sahilde ne oldu?" dedi. Güldüm, "Hani yumurta kırarsın ya sabah kahvaltısı için, diyelim 4 tane yumurta, kaç dakika sürer kırmak?" dedim. "Belki 1-2 dakika!" dedi. Boris dört kişinin kafasını senin 4 yumurta kırdığın zamandan daha kısa zamanda kırdı!" dedim. "Vayyyy!" dedi.
Odaya gittiğimde karım uyuyordu. Telefonuma baktım, gerçi kimse aramasa da şarja takayım dedim. Ama dikkatimi çeken şey, karımın telefonu 3 gündür hep şarjdaydı. Kafa zaten bir milyon, bir süredir değiştirmek istiyordu telefonunu, herhalde şarj tutmuyordu. Yattım leş gibi, uyumuşum.
[Furkan]

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
Tatlı Komşum! (1) (Furkan 31 Y., Manisa)
Olacaksan evli kadınla olacaksın derdim her zaman; çünkü sen de evlisin o da, müsait değilim dediğinde anlar, zırt pırt çağırıp beni oraya götür buraya götür demez, ay sevgililer gününü unuttun, doğumgünümde bir çiçek bile almadın diyemez. Canı istediğinde çağırır gidersin, canın istediğinde çağırırsın gelir, bağlılık olmaz, yarım saatte bir mesaj yazmadın diye küsüp trip atmaz. Çapkınlık mevzusu açıldığında arkadaş arasında beylik haline gelmiş laflarımdı bunlar...
İsmim Furkan, 31 yaşında, evli, tek çocuklu, özel sektörde çalışan, yakışıklı olduğu söylenen biriyim. Karımla severek evlendik. Karım öğretmen benden 1 yaş küçük. Hovardalığı her zaman sevdim, ama her zaman da dikkatli oldum. Manisa'da yaşıyoruz. Gelelim başıma gelenlere. 2 yıl önce Kasım ayında bir daire alma fırsatı doğdu, aileler yardım etti, biraz kredi çektik, 5 katlı, çift daire bir binanın 3. katından bir daire aldık. Daire ikinci eldi, taşınmadan önce boya badana yapıyorduk. Akşam üzeri iş çıkışı ben, fabrikadan bir abim (fabrikada da boyacı) ve karım birlikte, boya kokusu çıksın, çabuk kurusun diye pencereler ve dış kapı açıktı.
Birisi, "Merhaba!" diye seslenince koridora çıktık karımla. Kısacık simsiyah saçları, müthiş güzel bir yüzü olan, 1.65 boylarında, zayıf, kot gömlek ve pantolonlu, ama muhteşem çekici bir kadın çaydanlık ve çay bardaklarıyla kapıda duruyordu. Arkasında karşı dairenin kapısı açıktı. "Hoşgeldiniz, size çay yapmıştım!" dedi. Karım koşup çaydanlığı aldı, içeriye buyur etti. Kadın, "Ben Ebru. karşı dairede oturuyoruz, hoşgeldiniz, daha erken gelmek isterdim, ama işten gel, yemek bulaşık ancak bu saati buldu!" dedi. Karşı kapıdan kocası çıktı, aynı karısının boyunda, zayıf, bıyıklı, kadınla tam ters görüntüde biri. Kadın ne kadar havalı ve Cool görünüyorsa, adam o kadar paspal, üzerinde hani pazarlarda satılan koyu renk çizgili bir polo tişört, altında penye diz altına kadar şort ve nefret ettiğim şort altına diz altına kadar gelen siyah çoraplar. Ulan evde bari giyme o çorapları, görgüsüz! Cevat'mış ismi, zerzevat gibi. Kadın ne kadar çekici geldiyse adam da o kadar iticiydi.
Neyse çayları hepimize servis etti, hep beraber 2'şer bardak içtik. "Biz sizi daha fazla tutmayalım!" dediler. Teşekkür ettik. Ama bu arada apartmanda pek komşuluk olmadığını, çünkü herkesin çalıştığını öğrendik. İşimize gelirdi aslında.
Bir hafta içinde taşındık. Taşındığımız akşam yine aynı olay gerçekleşti. Ama sanırım günlerden Cumartesi olması sayesinde poğaca ve kek te vardı çayın yanında. Ama kocası gelmedi bu sefer. Saat 22:00 civarı arabamda kalan ıvır zıvırı çıkarırken, kapı ağzında Cevat vardı. Abi diyemiyorum ama benden 9 yaş büyükmüş. "Ebru sizde mi?" dedi. "Ben inerken yoktu, ama bakayım!" dedim. Baktım, "Yok!" dedim. "Yine hangi kapıya daldıysa!" deyip kapıyı kapattı. Benim karım saat 22:00'de bana haber vermeden ortadan kaybolacak, ben de kapıyı kapatıp içeri gireceğim ha, imkansız.
Saat 23:45 gibi kağıt atıklarını bir çuvala koyup çöpe atmak için indim. Ebru arabayla yanaştı. Beni gördü, gülümseyip, "İyi geceler!" dedi. Önümden binaya girdi. Merdivenlerden çıkarken arkasından baktım. Sanki biri götüne bakıyor dedi kadına, ikinci katta aniden kafasını çevirip baktı. Önüne dönüp evine girdi.
Ertesi akşam saat 20:30 gibi zil çaldı. Açtım. Ebru, "Yerleşe bildiniz mi?" dedi. "Nerdeee!" dedim. Buyur ettim, karım da geldi kapıya. Ebru, "Yok, siz gelin, bir nefes alırsınız!" dedi. "Peki olur!" dedik. Yarım saat sonra ordaydık. 12 ve 8 yaşlarında iki oğulları vardı. Bizimki de 7 yaşındaydı. Onlar odaya çekilip bilgisayar oynamaya başladılar. Cevat dönüp, "Ebru, bira getir!" dedi. O ana dek görmemiştim, koltuğun yanında yerden aldığı boş şişeyi karısına uzatıp, bana dönüp, "İçersin değil mi?" dedi. Şaşkınlıktan içerim bile diyemeyip kafamı salladım. Kadınlar da kendilerine kahve yaptılar.
O arada öğrendik. Cevat'ın büyük bir bisiklet firmasına malzeme üreten bir fabrikası vardı OSB'de, fabrikayı biliyordum. Kadının da çarşının göbeğinde bujiteri parfumeri dükkanı varmış, (ulan bunlar neden bu binada oturuyorlar diye düşündüm ilk an), dükkanı karım da ben de biliyorduk, iki katlı kocaman bir dükkandı. Ebru, "Taşınacaktık..." dedi, sanki aklımdan geçenleri okumuş gibi, "Ama iki yıl önce bana dükkan açtık, sonra da dükkan sahibi satmaya karar verdi. Dükkanı satın aldık. O yüzden kaldık. Hatta borçlar bitene dek burdayız!" dedi gülerek.
Bu arada dikkat ettim, ben 1 bira bitirene dek Cevat 3 içmişti. Kahveden sonra Ebru karıma da bira teklif etti, ama karım, "Ben içmem!" dedi. Ebru, "Ben içsem mahsuru var mı?" deyip kendine de bir bira açtı. Her seferinde de aynı işlem oluyordu, adam kısaca, "Ebru bira!" deyip, boş şişeyi veriyor, kadın dolusunu getiriyordu. Aslında genel anlamda güzel sohbet oldu. Ben de 3 bira içtim, ama adam yanlış saymadıysam 12 tane içti, o ufak tefek adama gram birşey olmamıştı. Eve dönünce karımın anlatışından Ebru'yu çok sevdiği belli oluyordu. Bunda hediye ettiği Teaserların ve incik boncuğun etkisi var mı bilmiyorum.
Hemen hemen her akşam ya Ebru bizde, ya biz onlardaydık. Cevat çok nadir geliyordu, zaten gelse de ben onun içtiği birayı karşılayamazdım. İlk seferinde aldım 15 bira adama yetsin diye bir taneyi emzik gibi ağzımda tutunca anladı sanırım, "Ebru bira getir!" dedi yine. Ebru gidip evden bira getirdi. Cevat, "Kardeş, bana her hafta 10 kasa bira gelir, biliyorsun seviyorum birayı, o yüzden senin almana gerek yok. Canın istedi mi çal kapıyı iste Ebru verir!" dedi. İste Ebru verir kısmında gülecektim, ama yemin ederim Ebru gözlerime bakıp, "Veririm!" dedi gülümseyerek. Bereket yanımızda karım yoktu, çay koymaya gitmişti. Adam lafın nereye gittiğine bakmayan, sonradan görme bir tipti...
Şubat ayında 15 tatil olduğunda, karımla oğlumuzu da alıp memleketimize aileleri ziyarete götürüp bırakıp geldim. Bu her yıl yaz kış yaptığımız bir rutindi. Geri geldiğim Pazartesi akşamı zil çaldı. Ebru, "Maç varmış (tuttuğum takımın maçı vardı) galiba, Cevat seni çağırıyor, yalnız oturmasın kukumav kuşu gibi dedi!" dedi. "Olur!" dedim. 10 dakikaya gittim. Biralar su gibi akıyordu. Cevat, "Seviyorum senle içmeyi be Furkan!" diyordu. Sonra Ebru, "Ben mutfakta dizi izleyeceğim!" deyip gitti. Bira bitince Cevat sadece, "Ebruuuuu!" diye sesleniyordu...
Maç bitince telefonum titredi. Aldım telefonuma baktım. Ebru fotoğraf çekip yollamış, mutfakta masada bira ve çerez var önünde ve "Ben de seviyorum seninle içmeyi!" yazmış. "O zaman ben eve geçiyorum, 10 dakika sonra gel!" yazdım. "Tehlikeli!" diye yazdı. Telefonu sessize aldım, yazışmaya başladık. O gelemem dedi diye kalkmadım ben de, maçın geyiğini yapıyorduk Cevat'la. "Ebruuuu!" dediğinde bira geliyordu, ama her seferinde Ebru koridora çıkıp Cevat'ın görmeyeceği pozisyona geçip, boğma işareti yapıyor, kafasına vurma işareti yapıp, gülüp mutfağa gidiyordu...
Saat 24:00'e gelirken kalktım. Cevat yine yerinden kalkmamış, kapıdan geçirmek Ebru'ya kalmıştı. Kendime çekip dudağından öptüm. "İyi geceler!" dedi gülerek. "İyi geceler!" dedim içerden duyulacak sesle. Eve geçip, "Offf, ne tatlı dudaklar!" yazdım. "Daha tatlı yerlerim var!" yazdı. "Onların da tadına bakmak isterdim. Gelsene!" yazdım. "Bu saatte imkansız, ama orda olmak istediğimi bil!" yazdı.
Sabah işyerine telefon edip, biraz geç kalacağımı söyleyip, öğlene kadar izin aldım. Cevat 09:00'da gitti. Ebru 10:00'dan sonra çıkıyordu evden biliyordum. Mesaj attım, "Ben evdeyim, hadi gel!" dedim. "Tamam!" yazdı. En az 15 dakika gözümü kırpmadan kapı deliğinden baktım. 15 dakika sonra kapının arkasında o filmlerde dizilerde seyrettiğimiz kapıdan girer girmez birbirine yapışıp delice sevişen çiftler gibi hem soyunmaya çalışıp, hem de öpüşüyorduk. Erik tipi denilen bir kalçası vardı ve bu kadında sevdiğim bir özellikti. 75 beden vardı sanırım göğüsleri, göğüslerini ağzıma alıp, kalçalarının ikisini birden sıkıyor okşuyordum. Yatağa sürükledik birbirimizi.
Öpüşerek altıma alıp, amcığına girdim, çünkü haftalardır bu kadını düşlüyordum, daha fazla ön sevişme yaparsam yatağa boşalacaktım. Ne kadar kontrol etmeye çalışsam da (normalde ederim) o orgazm olmadan boşalacağımı söyledim. "İçime değil!" dedi. Zaten zor geri çekilip başta korktuğum şeyi yaptım, yatağa boşaldım. Ebru, "Benim dükkana gitmem lazım!" deyip kalkıp giyindi. Kendi kendime (Tamam Furkan bu ilk ve sondu, ne o oğlum kerhaneye ilk kez gelmiş ergen gibi?) dedim. Tam bu düşüncelerle boğuşurken. Giyinmiş halde yatakta yanıma oturdu. Bu kadın düşüncelerimi okuyordu. "Dert etme, aşırı heyecan ikimizi de gerdi. Sen erken geldin, ben kasılıp gelemedim. Daha vücutlarımız birbirini tanıyacak, tenlerimiz uyumlu, bunu ilk akşam hissettim!" dedi. Sonra beni öpüp kalkıp gitti...
Kendimi ergen gibi hissediyordum. Kadında gerçekten müthiş Cool bir hal vardı ve ben beni seçtiğini düşününce havaya giriyordum. Tüm gün yazıştık. Bana, "18:30'da sendeyim, akşam üstü kapıyı bacayı kontrol et!" yazdı. Karanlık odada pencerenin ardında bekledim yarım saat. Arabası geldiğinde merdivenleri kontrole başladım. Zaten sorun yoktu, karşı kapı yerine bize girecekti. Kapıyı açıp aralık bıraktım.
İçeri girdiğinde direk kucakladım. Bacaklarını belime doladı. Kollarımda doğru yatak odasına götürdüm. Yatağa yatırıp çizmelerini ve montunu çıkardım. Kucağıma alıp sırtımı yatağın bir tarafındaki duvara dayadım. Öpüp okşamaya başladım. Alışmıştım bile, sabahki o ilk heyecan yerini şehvete bırakmıştı. Dudaklarını boynunu yaladım, kazağını çıkarıp göğüslerine indim. Göğüs uçlarını dudaklarımla ezerken alttan pantolonunun üzerinden amına baskı yapıyordum. Yatakta ayağa kalkıp dans edercesine hareketlerle üstündeki herşeyi çıkardı. Ben de o anda eşofmanımı sıyırıyordum oturduğum yerden...
Ayakta duvara tutunup amını ağzıma dayadı. Yalayıp yuttum, dilimle sikerken ellerim kalçalarından tutmuş, ağzıma daha çok bastırıyor, okşuyor, sıkıyordum kalçalarını. Ebru inliyor, "Harikasın!" diyordu. Ben de, "Yok böyle bir tat!" deyip emmeye devam ediyordum. Kasılarak orgazm oldu, ağzıma sularını akıttı. Dizleri tutmaz gibi oldu. Orgazm olması bitince kucağıma oturup göğüslerini ağzıma verdi. Amını yarağıma sürtüyor, vıcık vıcık olmuş amına yarağımın kafasını alıyor, sonra ani hareketle dışarı çıkarıyor, zaman zaman saçlarımdan çekerek kafamı göğüslerinden uzaklaştırıp dudaklarını dudaklarım arasına alıyor, diliyle dilimi iğfal ediyordu. Bütün sikişin kontrolü ondaydı.
Sonra tek hareketle yarağımı amcığına alıp, "Ohhhh!" diye inledi. Başrol onundu, "Immm!" diye bir ses çıkardım ancak. Kucağımda hoplamaya, göğüslerini yalatıp, dudaklarımı öpmeye, yanaklarımı öpmeye devam etti. Kucağımda onu tutmakta zorluk çekiyordum, belini kalçalarını tutmaya çalışırken ellerimin arasında kayıp gidiyordu. Birkaç dakika sonra sadece, "Oh, oh, oh, oh!" diye kısa inlemelerle orgazm oldu. Bir dakika yarağımı içinde tutup kalktı. Yarağımı ağzına alıp, "Hadi erkeğim, geç kaldım, akıt döllerini komşuna!" dedi. Daha cümlesi biter bitmez doldurdum ağzını, sanki sabah boşalmamış, günlerdir biriktirmişim gibi. İki dakika yalandı, temizlendi, kalktı, giyindi ve "Aşkım yarım saate yemeğe çağıracağım haberin olsun!" deyip apartman boşluğunu kontrol edip gitti.
Koridordaki ışıkta bile sakallarımın sürtmesinden kıpkırmızı olmuş çenesini yanaklarını görebiliyordum, ama o aldırış etmeden girdi evine.
[Furkan]
Tatlı Komşum! (2) (Furkan 31 Y., Manisa)
Yarım saat sonra zil çaldı. Yemeğe çağırdı. Cevat, "Bekar adamsın, yemek falan yapamazsın!" diyerek gevrek gevrek gülüyordu. Yemekten sonra biz odaya geçtik. Ebru bulaşıkları makineye diziyordu, "Furkan, Türk kahvesi bitmiş, sizde var mı 3 fincanlık kahve?" dedi. "Var var, sen cezveyi ver, ben koyayım!" dedim. Ebru, "Sanki 3 fincanlık kahve ne kadar konur biliyor da! Dur ben de geleyim de, getir götür yapma!" dedi.
Bizim kapıyı açıp koridorda yine öpüşmeye başladık, az kalsın cezve düşüyordu elinden. Mutfak tezgahına dayanıp, "Sadece sürtsen yetecek!" dedi, evde giydiği eteği yukarı kaldırıp. İki dairenin de kapısı açık. Abartmayayım, ama 3 kez girip çıktım içine, "Ohhh!" diye boşaldı. Ben zaten heyecan korku panikle küçülüverdim. "Nerede kahve?" dedi eteği indirip. Dudaklarımdan öptü, "harikasın!" dedi. Kendi dairelerine geçti. Başım döndü o an, birkaç dakika bekleyip kapıyı çektim. Ebru kahveleri yapmış, ben koridordan odaya giderken, "Ne o be, gelemedin?" dedi Cevat'a duyurmak için. Ben de aynı ses tonuyla, "Lavabo..." dedim.
Çarşamba günü telefonla konuştuk. Akşamüzeri 18:30'da şuraya gelebilir misin?" dedi. Gittim. Okullar bölgesinde bir yerde bir binaya girdik beraber. Anahtarla giriş katındaki daireyi açtı. 2 odalı bir evdi. Oturma odası gibi büyük bir oda vardı. Eski koltuk takımı vardı. Yerde ise 2 kişilik kocaman bir yatak. Yerdeki yatak ve koltuklar odayı hıncahınç doldurmuştu. Solda kapalı bir kapı, yanında tuvalet ve banyo, sağda küçük tüp, çaydanlık ve bir iki kap kaçak olan bir mutfak.
Ebru, "Konuşmalıyız! Seni taşındığınız günden beri gözlüyorum. Bende öyle bir güven öyle bir huzur, şefkat ve aşk duygusu yarattın ki, son bir aydır senin kucağına atlamak için zaman kolluyordum. Geçen akşam hazır karın da yokken seni tartmak için attım o fotoyu ve bak şimdi burdayız. Benim bir elemanım var hem eski bir arkadaşım dükkanı açınca onu da yanıma aldım. O da evli ama mutsuz ve gençlik aşkı ile beraberler geçen yıldan beri, karşı daireyi kiraladılar onlar da. Bu sabah ona bahsettim senden, zaten 3 aydır dilimden düşmüyormuşsun da. Bu sabah birlikte olduğumuzu söyleyince, burayı söyledi, sana da orayı tutalım dedi. Gelip baktık bugün, eşyalar önceki kiracıdan kalmış, tuttum burayı, öğleden sonra biraz temizledik, nevresim takımı falan alıp değiştirdik, sana sormadım ama burası bizim aşk yuvamız olsun istedim!" dedi.
Elinden tutup kendime çektim. "Sen sadece güzel bir kadın değilsin, sen herşeyiyle muhteşem bir kadınsın!" deyip dudaklarını dudaklarıma aldım. Ev sıcacıktı. "Kombiyi açık bıraktım geleceğiz diye!" dedi. Aşk yuvamızda ilk sikişimizde önce birbirimizi uzun uzun öpüp okşadık, şefkatle başlayan sevişme ihtiraslı bir sikişe dönüştü. Kasıklarını yaladım, amını dilledim, göğüs uçlarını emdim ve o kısa zamanda amından iki kez siktim...
Beraber çıktık, elele karanlıkta arabalarımıza kadar yürüdük. 5'er dakika arayla evdeydik. Yarım saat sonra mesaj geldi, "Cevat misafiri olduğu için dışardaymış, çocukları doyurup sana koşacağım aşkım!" diye. Duşumu almıştım, uzanıyordum. Kalkıp birkaç kaşık bal yedim, bir avuç fındık attım ağzıma, gelirken enerji içeceği almıştım onu kafaya diktim...
Kapıdan girdiğinde yine yapıştık birbirimize, ama bu kez yatağa değil oturma odasına geçtik. Koltuğa oturtu beni, eşofmanımı indirip yarağımı eline aldı, öpüp yalamaya başladı. Sadece yarağımı değil taşaklarımı da emiyor, çekiştiriyordu. Elinin biri yarağımda, diğeri göğsümde göğüs kıllarımı okşarken, ben boşalmamak için Beşiktaşın o hafta sonu yapacağı maçın skorunun ne olacağını düşünmeye çalışıyordum. "Yapma!" dedim, kollarından kaldırıp kucağıma oturttum. Boynuma kollarını dolayıp, "Ne oldu aşkım, sevgilisinin ağzını sikmeyi sevmedi mi?" dedi şımararak. "Bayıldı, ama fazla bayıldı, boşalacaktım nerdeyse!" dedim. "Boşalsaydın aşkımmm!" deyip yüzümü gözümü öpüyordu.
Bu sefer ben onu koltuğa oturtup bacaklarını omzuma aldım, sanki ilk kez yalıyormuş gibi itinayla santim santim yaladım kasıklarından klitorisine kadar. Dilimi amının içine kaydırıyor, bızırını dudaklarımın arasına alıp kafamı hızla sağa sola sallıyordum. Saçlarımı okşuyor, kafamı amına bastırıyor, ellerini kısa saçlarımın arasına sokmuş koltukta kıvranıyordu. Beni itti yere uzandım. Ata biner gibi bindi yarağımın üstüne, kıvrak sexy hareketlerle kucağımda zıplıyor, "Oh, oh, oh, oh, aşkımmm, erkeğim, tatlı komşum!" diye diye orgazm oluyordu. "Aşkım içime akıt döllerini, amımın duvarlarına fışkırt!" dediğinde, "Ahhhh, böyle tatlı amcık sikmedim!" diye diye boşaldım amına...
Biraz dinlenip, "Aşkım ben çocukları yatırıp gelirim!" dedi. "Zerzevat ne zaman gelir?" dedim. "Zerzevat mı?" dedi gülerek, "Belki sabaha karşı, belki sabah, ana fabrikadan genel müdür geldi, içerler, sonra masaj salonu, sonra da belki otel!" dedi. İçimden Vay anasını dedim. Yarım saatte geri geldi. Saat 03:00'te gidene dek öpüşüp, birbirimizi elledik, konuştuk, hatta kocasının biralarından ikişer tane bile içtik.
Ertesi gün işyerinde kızlar konuşurken farkettim ki, 14 Şubat sevgililer günü. Karımı aradım konuştuk, kutladım. Sonra da internet uygulamasından Orkide seçip, "İYİ Kİ..." yazıp Ebru'nun dükkana yolladım. İsim falan yazmadım, Zerzevatın bunu düşüneceğini sanmadığımdan benden geldiğini anlardı. Yarım saat sonra yazdı. "Ben bu akşam yemeğe arkadaşlarla dışarı çıkacağım diyeceğim. Ne yapmak istersin?" diye sordu. Çiçekten bahsetmediğine göre daha gitmemiş. "Sen ne istersen!" dedim. "İzmir'e yemeğe gidebiliriz?!" dedi. "Gerek yok, aşk yuvamıza da gidebiliriz, ama en iyisi ben evde güzel bir masa donatayım, ne dersin?" diye yazdım. "Olurrr aşkımmmm!" demiş.
Sanırım bir saat sonra, Orkideler masasında, kartımı kalbine doğru tutmuş şımarık bir kız çocuğu edasıyla bir foto, altına da, "Sen harikasın, hiç keşke demeyelim, hep İYİ Kİ..." diye yazmış. Eve giderken birşeyler aldım, güzel bir masa kurdum. Şarabı soğuttum. 20:00 gibi evden çıktığını duydum. Topuklu ayakkabılarıyla tak tuk merdivenlerden indi. Arabaya binip gitti. Ne oluyor lan dedim. Oysa ben mumları bile yakmıştım...
Beş dakika sonra, "Kapıyı aç!" diye bir mesaj. Açtım, süzüldü içeri. Ayağında terlikler, elinde ayakkabıları vardı. Terlikleri çıkardı ayakkabıları giydi, montunu çıkardı. Siyah bir mini etek, üzerinde yakası boğazlı kolsuz kırmızı siyah saten bir bluz, ayakta siyah çorap ve topuklu siyah rugan ayakkabıları ile muhteşem görünüyordu. Bense mal gibi eşofmanlarımlaydım. "Bir dakika, geliyorum, sen geç otur!" dedim. Lacivert takımımı içine beyaz gömleğimi giydim, yakadan iki düğme açıp içeri gittim. Bir an gözleri doldu ağlayacak sandım.
Sandalyesini çekip oturttum. Kırmızı şarabı açtım. Masayı öyle ayarlamıştım, onu kısa kenara, ben uzun kenarın ona yakın köşesine. "Hoş geldin hayatıma!" dedim kadehleri tokuşturduk. Mezelerden uzattım, tabaklarımıza aldık. "Çok güzelsin, her zaman çok güzelsin!" dedim. Eriyordu o an, evlendiği günden beri böyle bir muamele görmediğine emindim. İlk yarım saat komplimanlarla, iyi ki'lerle ve son 3 aydır yaptıklarımızı anlatmakla geçti. Birbirimizi kollamakla geçmiş farketmeden. Şurda şöyle yaptın, sen şurda şunu yaptın ,orda kolun değdi eridim, burda dokunmak için geberdim gibi itiraflarda bulunduk durduk.
Yarım saat sonra Hotel California çalmaya başlayınca dansa kaldırdım. Sarmaş dolaş dans ettik. Şarkı ikinci kez çalmaya başladığında artık dudaklarımız buluşmuş, romantizmden tutkuya geçmiştik. Artık hoyratça sikmek istiyordum. Pantolonumun içine bir şey giymemiştim zaten, bunu masanın boş olan tarafına kollarını dayatıp eğdim, eteğini sıyırıp parmaklarımı geçirip külotlu çorabın ağını yırttım ve tangasını kenara çekip yarağımı soktum. İkimizden de aynı anda çıkan, "Ohhhhhh!" sesi bir an şarkıyı bastırdı. Alttan yukarı doğru yarağımı içinde gezdirerek pompalıyordum. Arada kalçalarına şaplaklar atıyor, bazen de uzanıp bluzun üstünden sütyenli göğüslerini sıkıyordum. O bana dokunamıyor, kalkamıyor, ellerini geriye doğru uzatıp ceketimin eteklerinden ya da kalçalarımdan tutmaya, kendine daha çok çekmeye çalışıyordu...
10 dakika siktikten sonra dayanamayacaktım. "Geliyorum!" dedim. "İçime gellll!" dedi. İkimiz de nefes nefese orgazmın tadını çıkardık bir süre. Birer sigara yakıp masaya geri döndük. Ebru, "Harikaydı, ama sana dokunamadıkça daha çok kudurdum, intikamım feci olacak!" dedi gülerek. "Senin intikamının en fecisi bana bayram!" dedim, masada tuttuğum elini öperek. "Yapma böyle, şimdi kalk kaçalım buralardan diyeceğim!" dedi. "Seninle dünyanın öbür ucuna giderim!" dedim. Ağlamaya başladı...
Kucağıma aldım, yatak odasına götürüp yatağın üstüne uzattım. Akşam üstü alıp komodinin çekmecesine koyduğum tek kırmızı gülü uzattım. Ağlamaya devam ederken yanaklarını sildim, öptüm. Kollarını boynuma dolayıp kendine çekti. Dudaklarımız hissizleşene dek öpüştük. Ceketimi çıkardım. "Dur, filmlerde en çok özendiğim sahnedir!" deyip doğruldu, dizlerinin üstünde tek tek gömlek düğmelerimi çözüyor, çözülen her düğmenin altını öpüyor, kokluyor, sonra yeni düğmeye geçiyordu...
Sonra fermuarımı açıp yarağımı eline aldı. Önce uzun uzun okşadı. Gözlerime bakarak dudaklarının arasına aldığında ıslak sıcak bir tünel gibiydi. Emdikçe emiyor, avucuyla sağıyordu. Ben geri çekilmek istedikçe, "İntikam!" diyordu. Ayağa kalkıp bir çırpıda soyundu. Sanki ateşler içinde yanarsınız da söndürmek içn soğuk birşeylere sarılmak ister gibi duvara yanağını ve vücudunun üst kısmını verip, sadece kalçasını arkaya çıkardı.
Uzanıp krem aldım aynanın önünden. Parmaklarıma ve götüne sıktım. Parmaklarımı içine soktuğum anda, "Ahhhh!" dedi. Canı yanmıştı, ama, "Aşkım, devam et lütfen!" dedi. Canı yanıyor, yüzü şekilden şekile giriyordu, ama istiyordu. Birkaç dakika sonra biraz daha gevşediğini hissettiğimde, yarağımın kafasını dayayıp, belinden tuttum. Canı yandığını anladığım her anda durup, sonrasında milim milim doldurdum daracık bozulmamış göt deliğini. Az önce boşaldığım için rahattım, uzunca siktim götünü...
Dudağının yanını, yanağını öpüp, "Aşkım, birtanem!" diye diye akıttım döllerimi götünün içine. Mutlu, ama canı yanmış şekilde sarıldı bana, "Aşığım sana!" diyerek.
[Furkan]