futbol bi çeşit sanattır, poster de...
football is some kind of art, poster too...
macklin celebrini has autism
🪼

bliss lane
Fieri Frames
PUT YOUR BEARD IN MY MOUTH

pixel skylines
Keni
art blog(derogatory)
Color Me Curious
noise dept.

PR's Tumblrdome
Not today Justin

Discoholic 🪩

izzy's playlists!
h

oozey mess
Noah Kahan
cherry valley forever
seen from Argentina

seen from Singapore
seen from Indonesia

seen from United States

seen from Malaysia

seen from Malaysia
seen from United States
seen from Chile
seen from Singapore
seen from United States

seen from Bangladesh

seen from United States
seen from Philippines

seen from Vietnam
seen from United States

seen from France
seen from Russia
seen from Germany
seen from United States

seen from Australia
@omcbkz-blog
futbol bi çeşit sanattır, poster de...
football is some kind of art, poster too...

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
ne sevgi ne nefret rahat bırakın diegoyu başka asist istemez. al wasl'da atmış golünü daha ilk maçtan maradona, yine sol ayak. o ayak ne goller attı, çok şanslısın tekmeyi yiyen adam, gol oldun. ama diego sol eliyle tokat atsa da gol olurdu, tanrı'nın eli o ne de olsa!
Maradona kicks Al Wasl fan by his famous left foot. What a lucky man who become a goal of Maradona. Well, he could also become a score by being slapped by his legendary left hand, you know the God's one.
Terkettin ya beni sevgilim!
1.Hafta Suları
Yazan: One Point More
*Halı saha kiralarsın, sen ve belki bi adam daha takımları organize etmek için çırpınırsın, iki ya da üç adam son dakkaya kadar net cevap vermez, gelirim der ama soru işareti koyarlar, iptal de edemezsin maçı para verdin, ısınırsın, son dakka, tam adamlar gelmedi dersin, telefon gelir, yoldalar, 5 dakka geç gelirler, 1 saatlik maçın 5 dakkası gitmiştir, soğursun, herkesin motivasyonu düşmüştür, ama saha senin, hadi beyler deyip maça başlarsın, genelde çok sıkıcı olur o maç, işte öyle bir sezon.
*Playoff: Hepimiz aynı gemideyiz, önü dörtleyelim beyler!
*Playout: Hepimiz aynı gemideyiz, arkayı dörtleyelim beyler!
*Play into: Hepimiz aynı gemideyiz, önce kadınlar ve çocuklar beyler!
*Tello Batuhan, how are you Beşiktaş?
*Terkettin ya beni sevgilim, Olimpiyat Stadı’ndan yenik ayrılmış taraftar gibiyim!
*Seyircisiz oynama ya da saha kapatma cezası yerine, Olimpiyat stadında oynama cezası ver, yeridir.
*Hakemin kararına sinirlenince topu yere vuracağına üç kere öpen Melo! Ekmeğe saygı olsa gerek!
*Oyunbozanlık yapar mı bilmem ama Baros şu Galataaray’da bildiğin sol kanat oynar Hocam!
*Galatasaray’da kaptanlık paha biçilemezdir. Sabri de bunu en iyi bilenlerdendir. Yıllarca ekşide, sosyal medyada, forumlarda, stadlarda, orda burda kendisiyle ilgili "paha biçilemez" takılmalarını kaldıran adam kaptanlık yükünü hayli hayli kaldırır, demeden önce biz yine de olay yerine kart görmek için değil de kartı engellemek için atacağı ilk deparı bi bekleyelim.
*Milli Takım’a bir adayım var, ismi lazım değil: Büyük takımlara karşı çok iyi hazırlanır, lig usülü başlayıp eleme olarak devam eden kupada çok başarılıdır, taraftarsız takımda çalışmaya alışkındır, kalitesiz futbolcularla takım kalitesi yaratır!
*Nobre Barcelona da bile ilk maçında gol atabilir!
*İki taşta bi kuş: Bursa, Volkan ve Sercan’ı satınca Ozan ipek’i transfer etmiş gibi oldu.
*Samsunspor yabancı transferinde 3 gol atmış gibi duruyor, Fink yüzünden gol yemediği kesin.
*Ankaragücü düşmezse şaşırmam.
*Şota’nın bu yıl gideri var.
*Cangele’ye gelen cana gelmesin! Allah kimsenin bacağına vermesin!
*GS’nin untransfer listesinden Muntari ve Abülkader Keita Trabzon’a ne giderdi! Ama giderler miydi, akla geldiler mi bilmiyorum. Akla gelseler de Trabzon gibi kendine has şehirlerde, bazen, yani olmuyo, olmuyo istesen de kimse gelmiyo beklesen de.
*Zokora’ya Zokoro diyen performans sanatçısından Obi’ye Abi demesini bekledim ama doğaçlamadı.
*Lucio'nun içindeki Servet'i siz de görebiliyor musunuz?
*CR7’nin attığı her pası atar, yaptığı her şeyi yapar da Q7, büyük takımlarda değil, küçük fark bu!
*O top girmedi ya! Trabzon 2. Tura çıkabilir mi bilmem ama Tolga 2. tura çıkabilecek kalibredeki takımların listesine girdi. O top girmedi ya! Tolga, Milito’nun da kaçırdığı net goller listesine ilk sıradan girdi! O top girmedi ya! Tolga, Milli Takım kadrosuna girdi mi emin değilim ama Çağlar kesin girdi.
*Helal Altıntop!
*Kötü oyunu Bozbaykuşlar!
*Oyun güzel, hayat devam ediyor!..
placebo etkisi
İBB-Galatasaray 1. Hafta
Yazan: One Point More
*Galatasaray, defansif yönü ağır basan oyuncularla hücum takımı olma çabasındaydı İBB karşısında. Hücumdaki defansçılar özellikle ilk çeyrekte hemen hemen hiç, maçın devamında ise çok fazla sırıtmadı; ancak asıl defanstaki defansçılar, özellikle de topu hücuma taşımada sırıtıyordu. Galatasaray’ın geçen yılki ağlanacak haline, bu yaman sırıtma sebep olmuştu belki yine.
*Fatih Hoca’nın Cimbom'a geçen yıldan miras kalan sportif ve idari sorunların farkında olmadığı düşünülemez. Hazırlık döneminde yaptığı özgüven aşısının sadece placebo etkisi yaratabileceğini de biliyordur; bu placebo etkisinin ancak galibiyetle, üst üste galibiyetlerle gerçek özgüvene dönüşeceğini de çok iyi biliyordur, ki bu galibiyet ihtiyacı kısmını kendisi de deklara ediyor sık sık.
*Ancak -belki aşırı ciddi takımlarla oynamanın etkisiyle belki ligin ertelenmesinin yarattığı etkisizlikle- Hoca’nın kendisi de ligin ilk maçında o placebo özgüven etkisine yakalanmış gibiydi, oyuncularının özgüvenine güvenmiş gibiydi. Terim'in bir önceki kabus GS döneminden sonra, Olimpiyat Stadı’nın hafızasından silmek istediği kesin. Ancak İnter, Liverpool ya da Real Madrid’e karşı doğal yoldan oluşan konsantrasyonun, 1)geç ve sorunlu başlayan ligin ilk maçında 2)İBB karşısında 3)hele hele bu stadda oluşmayabileceğini ya da bir golle bozulabileceğini hesaba katmamış gibiydi. Bu kadar hazırlık kampına ve maçına rağmen Hoca’nın takımla maç içinde bu kadar oynaması, temel arayışlar içinde olması, hatta sol bek sorunu ile ilk defa karşılaşması onun da takımın kaderini yaşadığını gösteriyordu. Takımı hazırlayamamış olması ya da daha fazla hazırlaması gerektiğini farkedememiş olması, yıllar sonra ilk sınavında onun da takımı gibi maça tam hazır çıkmadığını gösterir nitelikteydi.
*Ama Fatih Hoca’nın durumu farketmesi ve olaya müdahale etmesi, oyuncular kadar uzun sürmedi: Bu durum, Cimbom için en büyük artı zaten, kimse 2002'deki "hata"ları beklemesin Fatih Hoca'dan, ki belki 10 numara yok takımda ama transferler toplamda 10 numara. İkinci yarıda hücumdaki defansçıları, bilinçli ya da zorunlu farketmez, bir bir defansa çekti Hoca. Engin Baytar ve Sercan’a şans tanıdı ki başka ciddi hazırlık maçı şansının olamayabileceği ortamda, hem maç için hem de takımı genel olarak hazırlamak adına çok doğru bir zamanlamaydı.
*Çünkü Terim, çok tecrübeli. Bu maçı kazanmak istediği kesin ama... takımın hala hazırlanması gerektiğini ve başka ciddi hazırlık maçı şansı olmayabileceğini maç anında da olsa fark ettiği için hazırlık maçıymış gibi oynadı takımıyla: günü değil sezonu kurtarmaya çalıştı.
*Sabri iyi niyetle oyuna hareket katsa da kalite katamıyor, kapasitesi bu. Sercan oyuna girince kaliteli bir hareket kattı, kapasitesi yine de bu değil. Eboue yerinde oynamasa da oyuna küsmedi. Baros yerinde oynasa da bal yapmayan arı. Kazım bal yapamayan arı. Selçuk’a takım özgüveni lazım, bir de önüne gerçek bir santrfor. Yekta benim için hayal kırıklığı olma yolunda, Kasımpaşa’daki cesur ve lider oyununu şu zamanda ortaya koyamazsa, insiyatif almazsa ne zaman alabilir! Muslera, nazar boncuğuna rağmen, A klas bir kaleci, sezonun en iyi transferi. Hücumla ilgili en önemli not, şu an kadar ligde tek gol atamamış takımın GS olması. Defansa yazının başında Webo gibi fazlasıyla yüklendim zaten.
*Gelelim öldürmememiz gereken yiğide: İBB ve Avcı’ya. Fatih Hoca’nın değişiklikleriyle dağınık bir görüntü verse de oyunun genelinde GS, o kadar da kötü top oynamadı. Şunu belirtmek gerekir: Büyük takımlar ve hocalar, maçı her zaman kontrol edemez, kazanmak ya da kaybetmek onların tekelinde değildir, öyle olsa GS UEFA şampiyonu olamazdı örneğin. Maçı GS kaybetmedi, İBB ve Avcı kazandı. Hazırdılar. Yıllardır bu maçlara hazırlar, aynı sistemle oynuyorlar. Terim’in tam hazır olmadığını gösteren bir sebep de İBB’nin bu özelliği zaten. Pierre Webo, genelde 7.lik sularında gezen İBB’yi play-off çizgisine yaklaştırabilecek bir deneyim.
*İBB ile sezonun ilk maçını bir de Olimpiyat kabusunda oynamak takımlar için büyük şanstır. 5 yıldır hazır bir takımla oynuyorsunuz çünkü. Kolay başlayan bir fikstürle bazen orta ve uzun vadede ortaya çıkabilecek sorunlar, İBB karşısında ilk maçtan ortaya çıkabiliyor. İBB son sezonlarda bunu hep yaşatıyor ve yendiği takımlar maçı kaybetse de doğru analiz yaparlarsa sezonu kazanıyorlar. Terim’in de olaya böyle baktığına inanıyorum. Galatasaray en ciddi ve en son hazırlık maçını oynadı. Haftaya asıl özgüven sınavı başlayacak.
*Ha son olarak, Bozbaykuşlar, üç nokta...
*Oyun güzel, hayat devam ediyor...
Alex Alex Alex Alex Alex
Fenerbahçe - Ankaragücü 33. Hafta
Mustafa Muratoğlu
Kadrosundaki isimlere ve sezon içinde bilhassa İstanbul takımlarına karşı sergilediği performansına bakınca Ankaragücü’ne karşı maçın zorlu geçebileceği fikri aklının bir kenarındaydı Fenerbahçe taraftarının. Bu sezon Fenerbahçe ve Galatasaray’ı ikişer kez yenip Beşiktaş’ı da Ankara’dan eli boş gönderen Başkent’in sarı lacivertlilerinde 2010 Dünya Kupası’na damgasını 4 golle vurmuş bir Vittek; bu sezon 10 gol atan, kariyerinde 28 Bundesliga golü bulunan ve bu sezon tüm kupalarda attığı 11 golün 8’ini 5 büyüklere kaydeden bir Şestak; Trabzonspor taraftarının çok şey beklediği, kariyerinde 4 kadıköy golü bulunan bir Fatih Tekke epeyce çekinilecek bir hücum hattıydı.
Fenerbahçe’de Alex, fenomen sıfatının içeriğini doldurmaya ve genişletmeye devam ediyor. Maça iyi başlamayan hatta hem tribünde hem de saha içinde tedirgin bir oyun sergileyen takımını yaptırdığı bir penaltı, yine pasıyla yaptırdığı bir başka penaltı ve sonucunda çıkan kırmızı kartla 6-0 lık galibiyete sürükleyen senaryoyu yazıverdi iki dakikada.
3 penaltı golü, artı bir frikik, bir de koşarken dokunuşuyla aşırtma... Bu oyuncuyu tartışanın dili cehennemde yanar. En son 2003’te Cruzeiro’da oynarken Bahia’ya şampiyonluğu ilan ettikleri maçta 4’ü penaltıdan 5 gol atmıştı. Bugün attığı gollerle 27 gole ulaştı. Türkiye kariyerindeki en başarılı lig performansı... Yaşıyla ters orantılı performansına devam ediyor. Öyle bir maç ki Alex dışında kime değineceğimi bilemedim. Alex, penaltıyı yaptırana kadar kimse ortalıkta yoktu. 2-0 ve Senecky’nin kırmızı kartından sonra da kimsenin ön plana çıkmasına zaten gerek kalmadı. Sadece Bekir’in Gökhan Gönülvari golünün altı çizilebilir. Ha bir de 9. iç saha maçında da gol yemeyen Volkan Demirel. Emenike’den yediği golle Şükrü Saraçoğlu’nda kalesi adına gol sezonunu kapattı Volkan. Fenerbahçe’de Napoli’den “Avrupa’nın iç sahada en fazla süredir gol yemeyen takımı” ünvanını aldı.
Trabzonspor son yıllarda özlenen performansı fazlasıyla sergiliyor ancak en büyük şanssızlıkları, rakibinin yakaladığı ve bir daha kolay kolay tekrarlanamayacak serisiyle baş etmek zorunda kalmaları... Fenerbahçe adına 17. maçta 16. galibiyet ve bir beraberlik söz konusu... Bordo mavililerin tek umudu Fenerbahçe’nin 2006’da ve geçen sezon yaşadığı tecrübeler doğrultusunda tarihin tekerrür etmesi... Eğer bu gerçekleşmezse tarih, onlar adına 1996’nın tekerrürü olacak gibi görünüyor.

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
Hala oğlu Nuri'ye gelsin videomuz, Madrid'de en iyi dileklerimizle!..
Best wishes to Nuri Şahin @ Real Madrid! Hala Nuri!
vatandaş taraftar da katil kim?
31. Hafta suları
Yazan: One Point More
*Guti’nin kafasında kaç promil futbol var?
*İkiz kere ikiz: Hamit’i transfer etmenin yolu Halil’i ikna etmekten geçer.
*Beşiktaş taraftarı Ali Gültekin de o büyük statta yerini aldı... Huzurla bekle sen de maçın başlamasını...
*Mayıs 1 Sermaye 0. Çarşı 1 Küfür 0.
*1 mayıs: Maç verilmez alınır...
*Cimbom, siyah beyaz resim gibi biraz...
*3 Mayıs: “Bu da mı seçim değil be? Adeletine insanlığına kurban olim hakim bey, bu da mı seçim değil?” bkz: http://www.youtube.com/watch?v=qGA5vdCKja4
*Cimbom’un H fobisi: Hakem, hekim, hakim...
*”Kıran kırana bir duruşma oldu ama sonuçta adil olan kazandı. Mahkemede olan mahkemede kalır. Önümüzdeki duruşmalara bakıcaz.”
*Arena 49 yıllığına Gs’ye tahsil edildi ama daha ilk yılında taraftarın ömründen 49 yıl götürdü...
*Kaleci Neuer de başarısını o bütün meşhurların traş bıçağına borçlu galiba, yanında da gibicibicis marka kreme: http://www.youtube.com/watch?v=sGlSySuBaoI&mode=related&search=
*Jose, Unicefilleri oynuyo...
*Yerel-Clasico: Madrid’de Nuri, Barça’da Gökhan…
*Fener Stoch’tan ve scout'tan yedi bu hafta...
*Serdar Kesinal...
*Küme düşen Yılmaz Vural ekolüdür... ya da ekolsüzlüğü...
*Manisa-Es Es maçı kaç kaç bitti? Buca kimle oynadı bu hafta? Konya’da o müthiş golü kim attı?
* Siz de Brozek ismindeki o Laz şivesini duyuyor musunuz?
*Ünal Karaman: “Her takım her takıma takılabilir.” Arada esprili takılmalar da hiç fena olmaz.
*Çılgın proce: İlk dört takım arasında sezonu tamamladıkları puanlarla devam edilecek şampiyonluk grubu ya da final ligi… Takımlar üstündeki bunca spekülasyonun, hakem ve futbolcular üzerindeki stresin, orta sıraların konsantrasyon bozukluğunun ve hedefsizliğinin ortasında Türk futbolunun gemileri yakmaması için… Şampiyonluğa oynayan takımlar arasında geçecek, herkesin günahı sevabı kendine olacak son 18 puan… TSYD derbilerinin heyecanını da nostalji ile analım bu arada…
*Benim bildiğim hırsız polis oyununda takip etme yok, göz kırpma var. Ya şampiyonluğa göz kırpmaktan bahsediyor Burak ya da onun hatırladığı oyun belki de sprintlerini de borçlu olabileceği yakalamaç. Tolunay Hoca’nın bahsettiği ise, evet, hırsız polis oyunu: Herkes kendine düşen rolü oynar.
*Benim bildiğim hırsız polis oyununda vatandaş ve katil de var. Vatandaş taraftar da katil kim?
*Benim bildiğim hırsız polis oyununu boşverelim de artık hepimizin bildiği Burak Yılmaz, bu yıl sadece futbolunu değil futbolu geliştiriyor, sadece futboluyla değil aklı ve ahlakıyla. Herkes hakemle rakiple ateşle oynarken Burak oyununu oynuyor. Çocukluk oyununu...
*Oyun güzel, hayat devam ediyor...
Sevgi-Saygı
13. oyuncu Luis Gonzalez
Fenerbahçe – İBB 31. Hafta
Mustafa Muratoğlu
Fenerbahçe taraftarı herhalde son 2 haftada 5 yıl yaşlanmıştır. Önce 90+4 teki Gaziantepspor galibiyeti, sonra İzmir’de 3-1 lik mağlubiyetten geri dönüş... Tıklım tıklım dolmuştu Şükrü Saraçoğlu tribünleri ve bu sefer daha rahat bir galibiyet bekliyorlardı. Buca maçının kahramanı Guiza’nın sahaya ısınmak için çıkışı ve taraftarla bütünleşmesi de görülmeye değerdi. Çocuklarla birer birer fotograf çektirdi ve tabii ki gözler yine buğuluydu.
Geçen sezon Twente formasıyla kaydettiği 10 gol ve şampiyonluktaki dev payıyla büyük beklentileri de beraberinde getirmişti Miroslav Stoch. Ligdeki ilk golünü Konya’da kaydetmiş, en çok gol kaçırdığı maçını da Konyaspor’a karşı İstanbul’da oynamıştı. Son haftalarda sonradan girdiği maçlarda hep fark yaratmayı başaran bu Overmars kılıklı Slovak, son 2 haftada yaşanan stresin bu maça taşınmasını da engelledi attığı golle.
İBB’nin aklı 11 Mayıs’ta Beşiktaş’la oynanacak Ziraat Türkiye Kupası finalinde... Onlar için iki tane 1 Mayıs değerinde olsa gerek.. Ama erken gole ve baskıya rağmen İBB, devrenin son bölümünde kendisini hissettirdi rakip kalede.. Ancak ilk yarı boyunca hücuma çok destek vermeyen Gökhan Gönül, ilk kez çizgiye inip ortayı yaptı 45’te ve Alex maçı bitiren golü kaydetti. Aynı anlarda Trabzon’da G.Antepspor’un 10 kişi kalması ve Trabzonspor’un 3-0 lık üstünlüğü 31.haftada şampiyonluk yarışı için ikinci 45 dakikaları formaliteye dönüştürmüştü bile..
İBB’de, kariyerinde Fenerbahçe’ye 4 golü olan Holosko sahanın hayalkırıklığı olurken, Hacettepe faciası sonrası Fenerbahçe formasını bir daha giyemeyen Can Arat ise maçın yıldızlarından birisiydi. Fenerbahçe’de Alex gol sayısını 22 yaptı. Artık gol kralı oldu da diyebiliriz. 3 gol daha atarsa 2004/05 teki gol sayısını geçerek ligdeki en golcü sezonunu da yaşayacak. Kart sınırındaki 6 ismi birden korumuş olması Fenerbahçe adına bir başka satırbaşı...
Satırbaşı demişken.. Barcelona scout’larından Luis Gonzalez’in tribünde yerini alması ve hem Gökhan Gönül hem de Andre Santos için bol bol not tutması da futbol gündemine damgasını vurdu. İkisi de bu maçta çok iyiydi. Özellikle Gökhan’ın performansı giderek sarı lacivertlileri korkutuyor. Zira yuvadan uçması an meselesi gibi. Böyle giderse Rüştü’den sonra Camp Nou’ya Barcelona formasıyla çıkacak ikinci Türk olacak.
El classico... A work of art...
El clasico... Maç öncesi ısınma hareketleri...

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
aşk taraf olmaktır
30. Hafta suları
Yazar: One Point More
*Güven Sazak ve Emre İncemollaoğlu... Hepimizin buluşacağı o büyük tribünde yerlerini aldı onlar da... Huzurla bekleyin o büyük maçı...
*Üç hakem üç mazeret: Duymadım... Görmedim... Bilmiyorum...
*Forvette Bulut, sen golü unut!
*Vardır Şenol Hoca’nın bir bildiği ama benim bildiğim Mehmet Çakır takımına en azından bir maç kazandır’ability...
*Bülent Uygun’un yüzünden düşen bir beraberlik...
*23 Nisan’da bile çocuklara vermiyosun topu Cimbom...
* İşte bütün mesele bu: 4-4-2 yetişmiş bir altyapının tam da A takıma çıkacağı dönem 4-3-3 sistemine dönmek...
*Guiza’nın Küçük Emrah olduğu yerde Alex Kara Murat’tır. İsim problemini de çözmüş olduk: Murat Kara...
*Maç başı ağlama primi...
*Tamam Slovak’sın, sarı soğuksun, etkili de oluyosun ama ağla olm sen de biraz, Stoch! Akdeniz burası, gözünün yaşına bakarlar adamın...
*İki arada bi sahada: Kenny Miller ne ona göre takım kurulacak adam ne de kenarda oturtulacak adam...
*Karabük’ün diyeceği: Emeğine sağlık Emenike!
*İbrahim Akın’daki gizli “Burak Yılmaz başarı hikayesi” potansiyeli... Abdullah Avcı’nın artık ustalık dönemi...
*İBB: İşim Beşiktaş’la benim!
*Konyanın can havli... Beşiktaş’ın canına minnet... Nihat’ın canına tak...
*Yeni çıkanlar için asansör fobisi: Süper Lig’e çıkan takım aynı yıl iniyosa aşağıya, iki kat aşağı insin madem, sonra merdivenle çıksın, sağlam basarak, adım adım, ağır ağır, şairin dediği gibi...
*Topun kontrolü Barça’da maçın kontrolü Jose’de...
* Aşk taraf olmaktır: Stada gelen her kalabalık taraftar değildir. Taraftarlık bir altyapı ister, geçmiş ister, nostalji ister. Taraftar birikir, taraftar biriktirir. Kültürel bir birikimdir taraftarlık, toplumsal bir olgudur. Bir kişi tek başına taraftar olamaz, taraftar çoğul ve sosyal bir kimliktir, nicel bir görüntüdür, nitel bir değerdir, aidiyetdir. Kuru gürültü değildir, çok sesli korodur, tek ağızdan dolby surround ses çıkartır, içten. Samimidir taraftar. Takımını tutar, gözyaşlarını tutamaz. Profesyonel olamaz. Amatördür: Amatör kelimesinin latince kökeninde aşk kelimesi (amor) vardır. Aşk taraf olmaktır. Taraftar olmaktır. Taraftar önce oyuna, sonra takımına, sonra galibiyete aşıktır. Taraftar one night stand takılmaz, aldatmaz, kıskanır. Taraftarın bonservisi yoktur. Taraftar, scoutlar tarafından takip ettirilmez, parayla satın alınmaz. Taraftarla 3 yıllık 5 yıllık anlaşma yapılmaz. Taraftar basın fotoğrafı vermek için formayı giymez, çünkü üzerindedir zaten.
*Oyun güzel, hayat devam ediyor...
Sevgi-Saygı...
çare gelmiyor "el"den
Konyaspor – BJK 30. Hafta
Mustafa Muratoğlu
Haftaya güzel başlamamak için pek bir neden yoktu ancak Beşiktaş alt yapısından yetişen ve Balıkesirspor’da oynayan Emre İncemollaoğlu’nun trafik kazasında hayatını kaybettiği haberi, tekrar hayatın ne anlama geldiğini derin derin sorgulamamıza neden oldu. 2006/07 sezonu Paf liginde 11 gol atmış sonrasında da Bank Asya macerasına başlamıştı Emre. Küçük yaş kategorilerinde Nuri’lerle, Özgürcan’larla Milli forma’yı da giymiş, hatta goller atmıştı. Bu sezonun ilk yarısında da Samsunspor’da oynuyordu. Ne desek boş. Daha bir ay önce Denizli Belediyespor’lu Erhan Kayar’ı defnetmişti futbol dünyası. Ailesine başsağlığı dilemekten başka da çare gelmiyor elden.
1988 doğumlu genç kardeşimizin vefatı nedeniyle siyah formayla çıkmıştı Beşiktaş maça. Karşılaşmaya damgasını vuran oyuncuysa yine Beşiktaş alt yapısından yetişen ve rahmetli Emre’nin bir yaş büyüğü ve alt yapılardan eski takım arkadaşı Mehmet Sedef’ten başkası değildi. Savunmanın solunda oynadı, ligin genelinde olduğu gibi. Her ikili mücadelede ön plandaydı, Q7’nin Ekrem’e yardım etmemesini değerlendirip etkili bindirmeler yaptı; kısacası sezonun en istekli Mehmet Sedef performansıydı. Marcin Robak’a müthiş bir asist yaptı ve Konyaspor da tam 7 maç sonra Konya’da gol attı.
2004/05’te Zafer Biryol 18 gol atmıştı Konyaspor’da. Bu sezonsa lig tarihinin en az gol atan Konyaspor’unu izliyoruz. Yılmaz Vural’ın etkisi, takımda ne zaman kendisini gösterecek merak ediyorduk. Kayserispor maçının 86. dakikasından itibaren de bunu hissetmeye başladık. Bu sene bir çok Konyaspor maçı anlattım ancak hiç bu kadar özgüveni yerinde ve topa sahip olan bir Konyaspor görmemiştim. Özellikle de golden sonraki oyun...
Ernst’in sakatlanıp yerini Aurelio’ya bırakması, Guti’yi bekleyen Beşiktaş’lıları hayal kırıklığına uğratırken, Nobre’nin sakatlanıp çıkması da Tayfur Havutçu’yu derin düşüncelere itti. Bobo, Almeida ve Nobre üçlüsü de sakatlanmış oldu böylelikle..
Q7, son haftalardaki paylaşımcı ruhunu Konya’ya getirmedi. İlk yarıda Nobre, kendisinin bir şutunu engellerken, ikinci yarıda vermediği paslar Nihat’la sert bir şekilde tartışmasına neden oldu. Bu sırada da 2 tanesi Kamil Zayatte’nin olmak üzere tam 3 net fırsatı değerlendiremedi Konyaspor. Aynı Zayatte, 75’te elle oynayınca da Beşiktaş için beraberlik fırsatı doğdu. Hull City ile EPL’nin tozunu uzun süre yutan Zayatte, Konya’lıların deyimiyle 3 puanı “zayetti”. Mehmet Sedef’in yine etkili bir bindirmesi sonrasında kırmızı kart gören Necip, son bölümde maçın halı saha kıvamına gelmesine neden olurken; maç da berabere bitti.
Konyaspor’un kaybı çok daha büyük… 4 hafta kaldı ve Sivas’la fark 10 puan. Maç içindeki hamleleri nedeniyle Tayfur Havutçu’nun geleceği için bu maç pek olumlu bir referans olmadı bana kalırsa. Ama Fernandes’in Beşiktaş’ta bir geleceği olacaksa Konyaspor deplasmanının payı çok yüksek…
Gider ayak Emenike
Karabükspor - Sivasspor 30.Hafta
Mustafa Muratoğlu
Uzun süredir Karabük’e gitmemiştim. En son gittiğimde Medical Park Antalyaspor’la oynuyorlardı. Ama ben o maçı radyodan takip etmiştim. Zira o yolculukta Karabük’e 50 km kala tipi altında bir benzinliğe zar zor sığınmıştık. Sabah 6’da Eskişehir’de başlayan seyahat İstanbul’da akşam 9 buçukta son bulmuştu.
Emmanuel Emenike de o maçtan bu yana Karabük’te gol atmamıştı. 78 numaranın hakkını, iç sahada kaydettiği 11 golle veren bir isimden bahsediyoruz. 2011 yılında Karabük’te golü olmayan Emenike, Beşiktaş maçından bu yana da ligin genelinde rakip fileleri sarsamamıştı. Devre arasında stat hoparlöründen Candan Erçetin’in gelen “meğer” isimli şarkısının “ağlamam artık gidenlere” kısmını duyunca şunu net bir şekilde idrak ettim: 78 numaranın gidişine Karabük taraftarı da hazırlanıyordu yavaş yavaş. Zaten onsuz oynamaya da alışmışlardı. Beşiktaş maçından sonra iki maçta oynadı Emenike, iki maçı da kaybetti Karabükspor. Oynamadığı maçlardaysa bu periyotta 11 puan topladılar.
Sivasspor, son 5 maçının 4’ünü kazanıp 13 puan toplayınca -matematikselleşmese de henüz- ligde kaldı diyebiliriz. Bucaspor’la 8 puanlık bir fark var. Üstelik Buca’nın Fenerbahçe ve Trabzonspor maçları da cabası. Hal böyle oyunca Kasımpaşa maçındaki tutuk futbol Karabük’te de devam etti. Grosicki adete uyurgezer gibiydi. Eneramo çok çabaladı. 2-1 lik mağlubiyetten çok, oynanan ruhsuz futbol da Rıza Çalımbay’ı çileden çıkardı. Alt sıralar netleşince ligde artık 750 milyarlık galibiyet primi maçları oynanıyor. İşin maddi boyutu dışında futbolcuları motive etmek kolay değil.
Sivasspor 200. lig maçına çıktı bu arada. 2005-06’dan bu yana Lorant’tı Pecze’ydi, Bülent’i Muhsin’i Mesut’u derken 2 sene orta sıralarda gezdi, 2 sene de zirve kovaladı Sivasspor. Son iki sezonda ise 15. sıranın müdavimi oldular. Çağdışı bir sistemi var dendi, zaman zaman Bülent Uygun’un açıklamaları sonrasında tepki alan bir klüp oldu belki ama Anadolu’yu kalkındırdıkları kesin. Bir kapıyı sonuna kadar açtılar. Bursaspor da o kapıdan geçti. Emeği geçen herkese kendi adıma teşekkür ediyorum. 3 büyüklerin maçları dışındaki bir maçı izlenir kılan her türlü etkeni baş tacı yapmalı futbol dünyası!
Batı Karadeniz – İç Anadolu hattında ikinci durak Ankara... Gençlerbirliği – Kasımpaşa maçında buluşmak dileğiyle...
EL CLASICO DI STEFANO
Real Madrid'in yaşayan efsanesi, tarihinin belki de en büyük futbolcusu ve Onursal Başkanı 84 yaşındaki Alfredo di Stefano, Mourinho'yu korkak futbolla suçlayınca, merak ettik Di Stefano'lu Puskas'lı Real Madrid'i... Korkak oynamadıkları kesin... 1960-61 sezonu... El Clasico Barcelona'da... Skor 3-5... 2 gol Di Stefano'dan...
F.C. BARCELONA : Ramallets; Olivella, Garay, Gracia; Vergés, Segarra; Kubala, Evaristo, Eulogio Martínez, Suárez L., Villaverde. T.D. : Ljubisa Brocic REAL MADRID C.F. : Vicente Traín; Miche, Santamaría, Casado; Vidal, Antonio Ruiz; Canario, Del Sol, Di Stéfano, Puskas, Gento. T.D. : Miguel Muñoz
Goller : 0:1 (3) Di Stéfano, 0:2 (16) Del Sol, 1:2 (28) E.Martínez, 2:2 (33) Villaverde, 2:3 (42) Gento, 2:4 (78) Gento, 2:5 (80) Di Stéfano, 3:5 (84) Kubala.

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
gözlükler pembe olmasın yeter ki!
One Point More! 29. Hafta suları...
*90’a atılan gol mü 90’da atılan gol mü?
*Şampiyonluk yarışında son haftalar... Skoru değil puanı koruma futbolu...
*Üst üste 6. tek farklı galibiyet... Tek farkı: Burak Yılmaz...
*Burakmamak ve yılmamak temalı manşetler tükendi, O devam ediyor...
*Yıldırım hızıyla tribünden aşağıya (saha, koridor, soyunma odası vb.) inebilen başkan... Süper kahraman gibi...
*Davasının adamı Tolunay Kafka!
*Hüseyin Göçek’in “sarıya” sürdüğü Antep’ kadrosu : Emre Güngör- Ivan de Souza - Dany Nounkeu - Murat Ceylan (çift sarıdan kaptan) - Hürriyet Güçer - Ivelin Popov - Ismael Sosa - Wagner Ferreira - Şenol Can - Cristian Zurita... Kaleciyi unutmuş ama o kadar hata kadı kızında da olur!
*Hata yapan hakemin önce bi yüzü sapsarı kesilmeli, sonra devam ederse kıpkırmızı olmalı! Hakem dediğin kendini oyundan atabilmeli! Bak Son Kale'ye!
*RTÜK: Son Kale'ye seyircisiz oynama cezası verilmesine...
*Bu işi çözse çözse Acun çözer: Son Survivor gönülsüzler adası!
*Kara videodan pembe tespit: Meğerse Galatasaraylı futbolcular Adnan Sezgin ile iletişim kurmayı denemiş ama pek sonuç alamamış.
*Ya Palermo forması... ne de güzeldir!
*Forma neyse de gözlükler pembe olmasın yeter ki!
*Ey Galatasaray gençliği! En büyük üzüntün kulübün şu halinde bile takımını sahada muhafaza ve müdafaa edememektir. Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegane sorunu budur!..
*Her Anadolu takımına en az iki Yiğit futbolcu şart!
*Dost acı söyler: Demir çelik gibi görmek istediğimiz Karabük, seneye küme düşecekmiş izlenimleri veriyor şimdiden...
*Düşenin dostu olmaz: Konya, Paşa ve Buca asansöre çoktan binmiş, başka inen varsa yer verelim diye bekliyorlardı ama bu hafta 1’e bastılar artık.
*Holosko’nun golleri İBB’ye kısmet, BJK’ye niyet...
*Beşiktaş, maçını bi de Cuma günü yapınca hepten ligden kopuyo mu ne!
*Futbolun Baba Hakkı ödenemez... Ruhu için El-Fatiha!
*Bütün futbol geçmişlerimizin ruhu için El- Classico!
*Barcelona’nın penaltı sevinci ile Real Madrid’in penaltı sevinci takımlar arasındaki güncel farkı ortaya koyuyor...
*Hani benzetmek gibi olsun: Antalya Barça, Es-es Madrid gibiydi bu hafta oyun tarzı itibariyle!
*Kavram kargaşası: Kayseri’ninki istikrar mı oluyor istikrarsızlık mı?
*Kaybetme serisine bağladı Kayseri!
*Oyun güzel, hayat devam ediyor!
Sevgi-Saygı!
"tam ortasındayım şampiyonluk virajının"
Trabzonspor-Bursaspor 29. Hafta
Mustafa Muratoğlu
Trabzon’a gitmek için Cumartesi gecesi hava alanına gittiğimde Almanya’dan gelen bir çok Trabzonspor taraftarını gördüm ve şehrin nasıl şampiyonluk havasına girdiğini iyice anlama fırsatı yakaladım. Zaten maç günü de sabah 10’dan itibaren kornalar, dev bayraklı taraftar grupları kendisini belli etti. Saat 14’te de zaten otelin önündeki yolu trafiğe kapattılar.
Avni Aker’de, Karadeniz turu çerçevesinde tribünde yerini alan 20 kadar Çinli, bize Barcelona tatiline gidip Camp Nou’u gezen turistleri hatırlattı. Stadı 22bin61 taraftar doldurmuştu. Dakika 52’yi gösterdiğinde skorbordda “Şampiyon Orduspor”, 53’ü gösterdiğinde “Şampiyon Rizespor” ve 55’i gösterdiğinde “Şampiyon Samsunspor” yazıları göründü. Karadeniz takımları adeta birer birer süper lige davet edildi.
Maçtan akılda kalanlarsa: ilk 55 dakikadaki yüksek tempo; Ozan İpek’in direğe, devamında Batalla’nın çizgi üstündeki Giray’a takıldığı pozisyon; Burak’ın maçın başında kaçırdığı, sonrasında da 45’te attığı gol... Burak öyle istim üstündeydi ki İbrahim bir hata yaptı o da gol oldu. 15 oldu Burak Yılmaz. Ligde en az gol pozisyonu veren iki takımın maçında stoperler çok başarılıydı. Trabzonspor’da Giray mıknatıs yutmuş gibiyken, Bursaspor’da Ömer ve İbrahim mükemmel oynadı.
Trabzonspor üst üste 6. maçını da tek farkla kazandı. Bir gün önce Fenerbahçe; Galatasaray- Bursaspor-Eskişehirspor-Gaziantepspor virajını 10 puanla döndü. Trabzonspor ise bu virajın tam ortasında ve şu ana kadar da kayıpsız... Her hafta, geçen sezonun son haftası gibi yaşanmaya başladı. Ligin sonuna kadar da böyle gidecek gibi. Benim için de otelde kara lahana çorbasıyla başlayan gün, salaş bir balıkçıda müthiş bir mezgit keyfiyle bitti.