Şimdi anlıyorum, annemin zamanında neden ilaç kullanmamı istemediğini. Kendini alıştırma, sonra her ağrın olduğunda ona başvurursun, demişti. Sözünü hiç dinlemezdim ben annemin. İlaçlara alıştırdım kendimi. Hatta dedim ki, sanki doktor, ne anlar yahu. Mesaj, derindeymiş meğersem.. İnsanları ilaç olarak görmeye başlamışım ben. Alışmışım varlıklarına. Ne zaman içim acısa, geçirecekler sanmışım. Öyle sarılmışım hep. Sarılmak dururken, ne yapayım anne ben ilacı? Hep aynı dozda alınca, ağrıyı kesmez olur ya bu meretler, hah, işte yine öyle olmuş. Bazısından bir doz daha fazla istemişim. Kesmiyor, bak başıma, ahh, başım tuttu yine, diye mızmızlanmışım. Annem derdi diyorum ya, dediği gibi bazılarına fena alışmışım.
İnsanlar, alışkanlık olmaması gereken varlıklarmış. Kendine alışmalıymışsın mesela. Yalnız kaldığın zaman oturup kendinle bir şeyler yapabilmeliymişsin. Bir insana ihtiyaç duymamalıymışsın meğer. Çünkü başını alamadığın zaman, ihtiyaçların karşılanmadığı gibi daha fazlasına muhtaç oluyormuşsun. Ben insanları hep güzel görmüşüm. Öyle sevmişim, öyle bağlanmışım. Sorgusuz sualsiz. Sonunda başımın ağrıdığı ile kalmışım. Kıvrandığım vakit kutu gibi odamın en solundaki yatağımda, yarı yolda bırakıldığım hikayeleri tamamlayarak uyumaya çalışmışım.
Demem o ki, bağlanmayacaksın bir şeye öyle körü körüne, o olmazsa yaşayamam demeyeceksin, demeyeceksin işte, derken doğru söylemiş Can Amca. Yaşayabiliyormuşuz çünkü.
M.Ö. Ben daha ufakken de akıllı bi bıdıkmışım.












