Babaanneme..
Yarım kalan bir hayatın arkasında gizlenmiş acılarım. Yarım kalan şey benim hayatım değil oysa, o hayat senin hayatın. Kucak dolusu sevginin arkasına gizlenen o mutlu sarılışlar, yanağıma konan bir öpücük kadar içimi hoş eden bir çift göz. Kahverengi gözlerin. Bu hayattaki en büyük destekçim, bana en çok inanan kişi. Neredesin? Bir avuç toprağın altında yatıyor şimdi hayallerim.. seninle beraber. İnsan bazı şeyleri kabullenemezmiş. Ben bu hayatta başıma gelen bütün felaketleri kabullendim, tek bir yutkunuş misali hepsini yutkundum ve boğazımdan geçip gitti acılarım kalbime doğru. Bazıları iyileşmedi belki ama kabuk tuttular, artık kanamıyorlar. Ben senin gidişini kabullenemiyorum. Sen artık benim rüyalarımdan ibaretsin, ben sana dokunamıyorum, uyanmaya kıyamıyorum yüzün gözlerimin önünden gidecek diye fakat her geçen gün senin sesini unuttuğumu hissediyorum. Ne kadar korkunç bir hismiş birinin sesini unutmak, hatırlayamamak, unuttuğun o sesin can vermeden tekrardan duyamayacak olmak. Senin kızın olmaya devam edeceğim fakat ne yazık ki sen sadece rüyalarımda beni çocuğum diye seveceksin. Ben uzun yıllar senin acını yaşayacağım, kalbime gömeceğim fakat o yara hiçbir zaman kabuk tutmayacak. Sana yeminler ettim ben kendimce. Hayatımda başarılı bir kadın olacağım. Ayaklarımın üzerinde durduğum her an seni gururlandıracağım. Sen benim her hareketimi bileceksin oradan. Belki de mutlu olacaksın. Hiçbir zaman pişman etmeyeceğim seni bana inandığın için. Şuan olan şey ise tamamen kabullenemeyişim. Gittin ve ben kaldım. Artık yüzünü şefkatle seveceğim birisi yok ve bana şefkatli gözlerle bakan bir kadın da yok. Kederle doluyor kalbim, tıpkı gözlerimin dolduğu gibi. 40 gün oldu. KIRK. Ben haykıramadım sen gittikten sonra. Sustum ve kanadım sessizce durduğum yerde. Sensiz bir hayatın her geçen gün daha fazla farkına varmak benim canımı daha fazla yakıyor. Bu çırpınışlarım son bir kez elinin tutabilmek içindi o gün. Senin gittiğin gün. Bacaklarım titreye titreye oraya koştuğumda ben kendi naaşımı kaldırmışım meğer. Orada olan sen değildin ki, bendim! Son nefesimizi verdik o gün seninle ve ben sustum. Gözlerimden süzülen kanlı yaşlar vardı, onlar hiç durmadılar fakat ben ses çıkarmıyordum. Sessiz bir şekilde ağlamayı en iyi o gün öğrendim. Ayaklarımda kalmayan dermanlar ve senin bedenin. Göremedim. Son kez gördüğümde ise senin ruhun ebediyete doğru yol almıştı çoktan. Ellerimden kaymıştı ellerin, yüzün, gözlerin; şefkatli sesin, gururlu ifaden ve o sıcak tebessümün. Hepsini götürdün benden. Bir daha hiçbir şey tutamayacak bunların yerini ve ben büyümeye devam edeceğim. Çünkü hayat devam ediyor ve ben hala o günkü gibi titreyen bacaklarımla adımlar atıyorum fakat korkuyorum. Başka bir felakete yürümek istemiyorum bile isteye.
Beni görüyor musun, duyuyor musun yoksa bunların hiçbirisi olmuyor ve ben kendimi boş yere avutuyor muyum bilmiyorum. Tek bildiğim şey ben atlatamıyorum. Kimseye anlatamıyorum. Kelimelere dökemiyorum bu durumu çünkü dedim ya KIRK gün oldu. Benim çoktan alışmam lazımdı bu duruma. Ama ben bu durum karşısında henüz nefes bile alamıyorum. Elbet vakti gelecek ve o güzel ellerini tutacağım tekrardan. Her nerde isen. Bana tekrardan şefkatle bakmanı istiyorum. Rüyalarımda ya da ebediyette.. vakti geldiğinde ansızın herhangi bir zaman herhangi bir yerde. Kavuşacağız ve ben senin beni çocuğum diyerek tekrardan sevdiğin o parlak güne geri döneceğim. Seni seven kızın.. huzurla yat..














