Belki de en çok sende sustum. Korktum biraz… eğer konuşmaya başlarsam duvarlarımı yıkarım diye. Bana kızma bayım, çünkü ben kendimi hep o duvarlarla korudum. Hayatım boyunca yalnız kalmaya o kadar alışmışım ki, sen gelince afalladım; bazen nasıl davranacağımı bilemedim. Ama ilk kez, uzak olduğum bir duygu yanaştı bana: inanç… ve ben daha da korktum. Çünkü o duvarların arasında yaşadığım hayatta bunlar yoktu. Ben sadece özlemini çektiğim o mutlu aile tablosunu asmak istedim o duvarlara; sanki asarsam gerçek olacakmış gibi. Çok yabancıydı bana bütün bunlar, biraz güzel, biraz ürkütücü. Şimdi sana nasıl anlatayım bilmiyorum bayım… hayalleri olmayan bir kız çocuğu, ilk kez hayal kurmaya yeltenmiş ama korkuyordu işte. Ve şimdi öylece duvar izliyorum; bomboş bir duvar… sanki o tablo bir anlığına oradaydı da ben inanmışım gibi, oysa hiç olmamış gibi boş.