peki şimdi bu acı neye dönüşecek? içimde o kadar büyüyecek ki, içime sığmayacak ve dışarı taşacak. onu kollarıma aldığımda neye benzeyecek? benden ne alıyor, bana ne verecek?
RMH

Origami Around
Aqua Utopia|海の底で記憶を紡ぐ
Peter Solarz
I'd rather be in outer space 🛸
TVSTRANGERTHINGS

Love Begins
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open
AnasAbdin
will byers stan first human second
Game of Thrones Daily

Janaina Medeiros
noise dept.
YOU ARE THE REASON

❣ Chile in a Photography ❣
Xuebing Du
taylor price
"I'm Dorothy Gale from Kansas"

JBB: An Artblog!

seen from Russia

seen from United States

seen from Malaysia
seen from United Kingdom
seen from United States

seen from Taiwan
seen from Colombia
seen from Germany

seen from Malaysia

seen from United States

seen from Canada

seen from Malaysia

seen from Kazakhstan

seen from Canada
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States

seen from United States
@kendiihallincee
peki şimdi bu acı neye dönüşecek? içimde o kadar büyüyecek ki, içime sığmayacak ve dışarı taşacak. onu kollarıma aldığımda neye benzeyecek? benden ne alıyor, bana ne verecek?

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
kalbim korkunç sancılarla, biçim değiştiriyor. kalbimi tanıyamıyorum. bir yabancının kalbine benziyor ve insan otuzundan sonra bir yabancıyla tanışmaya pek de istekli olmuyor. kalbimle aramda ölçmekte güçlük çektiğim bu mesafe iyiden iyiye büyürken, ben tüm yaşamı kalbiyle algılayan, tanımlayan, tüm yaşamı kalbiyle deneyimleyen, kalbiyle yaşayan o kadın olarak, artık kimseleri tanıyamıyorum. kalbim, beraberinde herkesi çok uzaklara götürdü, bunun telafisi mümkün mü, yeniden, insanlarımın insanlarım olduğu, eşimin eşim, dostumun dostum olduğu o günler gelecek mi. kalbim, evine, eski haline, dönecek mi. artık her gece uğradığım çok yıldızlı o kumsala uğramıyorum, tatlı bir rüyaya salıncak kurmuyorum, saçlarımı örmüyorum, gözümün önünü bile görmüyorum, saksımda yeni bir yaprak filizlense bunu dalından önce ben öğrenirdim önceden, şimdi mevsim değişmiş, bahçem talan olmuş da fark etmemişim bile. buna rağmen dünün üzerinden yüz sene geçmiş gibi hissediyorum. hayatın omzumda tepinmediği günlere dönemiyorum, adresi de anahtarı da kaybettim, çok sevdiğim elleri kaybettim, çok sevdiğim sesleri, çok sevdiğim her şeyi, bi tramvayda yeni aldığım şiir kitabını unuttuğum gibi, hevesim şuramda kaldı, kapımdan geçtiği günleri kaybettim balkona bakıp el salladığı günleri, çok sevdiğim birinin çok sevdiği biri olmayı kaybettim, belediyeyi arayabilirsiniz demişti adam kayıp eşyalar için, kayıp hisler ve hevesler için de yardım ederler mi. kabuslarımı bile özledim, sevgili kalbim daha fazla uzaklaşmadan, geri döner mi.
uyuyacaktım çünkü yarın işe gideceğim uyuyacaktım çünkü haftalardır çok yoruluyorum uzun mesailerdeyim uyuyacaktım çünkü bazı güçlerimi tükettim hem bedensel hem zihinsel hem ruhsal olarak sürünüyorum mahallede yangın var sedyeler ambulanslar kurtarma ekipleri sirenler ve bağırışlar yine de uyuyacaktım çünkü ayakta duramıyorum penceremde gri dumanlar ve ateşin yanıp sönen ışığı var ama uyuyacaktım çünkü ne yapabilirim elimden artık hiçbir şey gelmiyor hayata karşı üzülerek var olmak dışında neyim ben dev bir üzülmekten başka uyuyacaktım işte öyle her şeyi görmezden gelerek herkese rağmen. ama bir cümle okudum ve döndüm on sekizime. üzgündüm ama mahvoldum işte. tüm dikişlerim attı ortalığa saçıldı yaram ki bu kelimeyi hiç de sevmem ama yaram bir havai fişek gibi gösterişle patladı. kalbim kalbime kırılıyor bunu anlatabilmek için yeni bir dil bulmam gerekiyor ben kendime ne diyeyim ne yapayım kendimle on sekizimde de bilmiyorum şimdi de. bir hazine gibi gömdüğüm tüm hisleri buldum az evvel ve aslında bulmak için gömmediğimi gördüm. ben delirmemek için gömmüşüm. nasıl uyunur bilmiyorum nasıl olunur bilmiyorum nasıl ölünür bilmiyorum insan bunları bilemediğinde ne yapar bilmiyorum. her şeyi iştahla yaptığım günler vardı benim, iştahla ağlar iştahla gülerdim, iştahla toprağa yalınayak, iştahla sarılırdım iştahla kavga ederdim, bir yiğit gibi acının hakkını verirdim, iştahla özler iştahla terk ederdim. kalbim iştahını yitirmiş ama yine de hiçbir şey değişmemiş. kalbim bir yeşilçam artisti gibi her kurşunun önüne kendini atmaktan hiç çekinmemiş yıllar geçmiş ve defalarca aynı sahneyi çekmiş. şarkılar değişmiş isimler değişmiş yollar değişmiş ama kalbim hiç değişmemiş. sandığı gömdüğü yeri unutmamış hiç. ara sıra bilerek üzerinden geçmiş. öyle aptalmış sersemmiş. uyuyacakmış bu gece de öncekiler gibi hiçbir şey olmamış gibi ama işte, hep ezberlediğim yerden yine vuruldum az evvel,
tek duymak istediğim haklısın'lı sarılmak ve baş okşanması, biraz şefkat ve ben anlıyorum seni merhameti'dir. ama hayat her defasında kocaman bir kapıya dönüşüp şak diye suratıma çarpar. kocaman bir el olup boğazımı sıkar. sağır bir kulak olur çığlıklarımı duymaz. beni görmez. taştan bir kalbe dönüşür, hissetmez. beni sertleştirir. acımasızlaştırır. sevgisizleştirir. buz gibi yapar. annesinden dayak yemiş çocuk gibi yalpalar ve karıştırırım. ne ağlamak, ne gülmek. tepkisizleşirim.
sonra kahkaha atsana. tadını çıkarsana. mutlu olmayı mı bilmiyorsun, mutlu olsana. sonra kendine acıyıp durmasana. açık iletişimde olsana.
ama yetmez. sürekli acıyan yerler vardır ve hayat yüksekten düşerken çok ama çok sancılıdır.

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
biri kalbimi kırdığında o kırıkları öylece dağınık bırakamıyorum, birinin toplamasını da beklemiyorum çünkü sabırsızım. kendi kendime hemen bir el çabukluğuyla onarıyorum gücenikliğimi. bu yüzden kimseye uzun uzadıya dargın kalamıyorum. bu da benim uzun vadede felaketim oluyor. iyileşmek için başkasına ihtiyaç duymamak güzel ama kimsenin kırmaya çekinmediği biri olmak var günün sonunda.
aramızda o tılsımlı, o hiçbir şekle sığmayan hudutsuz hacimsiz isimsiz his, bizi herkesleşmekten koruyan o tül perde., hiç başlayamadığı için hiç bitmeyecek olan bir öykü., öykümüz.
kırılmasına kırışmasına eskimesine karışıp dolaşmasına hiç imkan vermediğimiz ama yine de kör düğümden hallice.
durgun bir su olmadığı için berrak da olmayan, hep bulanık, durmadan akan, atan kalbimiz.
yine de gülümse âsuman. hayat çok zor olsa da, içinden çıkılamayacak bir haldeymişsin gibi hissetsen de. bazen çok yorulsan çok ağlasan çok bunalsanda. düşünsen düşünsen düşünsen geceden sabaha, sabahtan akşama kadar düşünsen, düşünmekten boğulacakmış gibi olsan ve zihnini hiç susturamıyormuşsun gibi olsa da. gülümse âsuman. günün sonunda günün başında, her şeye rağmen herkese rağmen. sen, hep gülümse âsuman. anca öyle dağılır karanlıklar, öyle gelir aydınlıklar sana. dudakların yukarı kıvrılınca daha yaşanılabilir bir yer oluverir dünya. ve sen gülümsedikçe, bir gün gülümser o da belki sana.
ağlayasım geliyor, bilmiyorsun..
"yüreğin yorgunluk görmesin."

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
kulakligi evde unutmak orta cagda kilici unutmakla ayni sey bence
şimdi seninle bir güzel olmayalım mı balım. sen, bana baktıkça için açılmasın mı yüzün gülmesin mi kalbini sürur ruhunu huzur kaplamasın mı. ve ben, sana baktıkça bakayım baktıkça bakayım da kalbimde şakayıklar, sümbüller, hanımelleri ve laleler büyümesin mi. hani şu çok sevdiğim yolda artık hep seninle yürümeyeyim mi. başımı omzuna yaslayıp da denizin mavisini göğün pembesini bulutun güzelini birlikte ve mutmain şekilde seyretmeyelim mi. nereye koyacağımı bilemediğim elimi elin artık bulmasın mı, ellerimiz tutuştukça biz de güçlenmeyelim mi. elbet her şeyi sensiz de yaparmışım lakin seninle her şeyi bir ayrı güzel yapmayalım mı. senin her ihtimalin kalbimi bir ayrı heyecanlandırmasın mı. sen gelince, sokaklarımı rengarenk ortancalar ve ağaçlarımı nar bülbülleri kaplamasın mı. gözlerin gözümün hasretini almasın mı. sevgin kalbime şifa, bakışın bedenime şifa, sözün zihnime şifa, inancın ruhuma şifa olmasın mı. çünkü bence artık lütfen olsun balım…
ben herkesten gitmeye, böyle bir sabah karar verdim. kahvaltı masasında otlu peynir duruyor; dünya, beni fark etmiyordu. ben o sabah,bir kapı kapattım. herkesin içinden. ve herkesin üstüne.
kırk cümle kuruyorsun, ağzını açmadan vazgeçiyorsun. incinme değil bu, insana olan inancını yitirme.
"her şeyden çok sıkıldığım bir evreye geldim. tahammül seviyem yok artık. kimseye gerektiğinden fazla katlanamıyorum. kimsenin peşinden koşacak gücüm yok. olacak her şey kabulüm, olmayana da üzülecek zamanları çoktan geçtim."

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
neden bu dünyada sevmediğim şey sayısı sevdiklerimden fazla. neden bu kadar kolay üşüyor bu kadar zor ısınıyorum. önceden nefret ederken şimdi neden üşümekten böylesine keyif alıyorum. neden ağaçları bu kadar seviyorum. müthiş bir esrar taşıdıkları için mi. birini seviyor gibi yapmadıkları rol kesmedikleri acaba dedirttikleri için mi. neden saatler hep saat yönünde dönmek zorunda. ya akrebin de yelkovanın da canı çok sıkılmışsa. neden dağ çileği ya da dağ papatyası kalbime şarkılar söyletiyor. neden tüm düzlükler canımı sıkıyor. engebelerdeki bu dik yamaçlardaki tatlı esintiye duyduğum iştah neden. insanlar neden yabanıl otları ayıklayıp toprağından söküyor. bunun çok haklı nedenini biliyorum ama yine de insanlar neden yabanıl otları söküyor. bir şeyin sebebinin makul olması üzmüyor mu insanı yetiyor mu teskin etmeye. neden trafik lambaları üç renkten ibaret. dur bekle geç. çok sıkıcı işte. on yedi renk olsaydı misal biri dans et biri geri git biri düşün biri anneni ara deseydi biri su iç su içmeyi hep unutuyorum çünkü mor bir lamba su iç deseydi bu böbreklerimi çok mutlu ederdi. ya da tek ışık olsaydı. dur deseydi. hiç durmuyoruz hiç durmuyoruz. durmak hepimize iyi gelirdi. neden süt köpüğü öpücük kadar güzel. deniz köpükleri kalbimi incitiyor neden. incinmek benim ana dilim mi. peki neden yerleşik hayata geçtik. neden duvar ördük neden duvar ördük neden duvar. neden hep seni aramak geliyor içimden hep beni araman. ne derim şimdi arasam. günaydın, hoşça mı kal. bu kadar. ne diyebilirim ki, ne denir içinde bulunduğumuz durumda. neden içindeyiz bu durumun. dışında olsak ne olurdu. neden sabah sekiz sıfır bir. neden uykum hep sana getiriyor beni. oysa akreplere saygı duyduğumdan ve güveleri kelebek sandığımdan bahsedecektim. neden kaşımın içindeki o küçük beni senden başka kimse görmedi. neden yerdeyken bile irtifa kaybediyorum* seni düşününce. sesin nasıl da boy veriyor içimde. saat sekiz yirmi beş. seni yine arayamadım. beni niye aramadın.
neyse işte. günaydın.
sana kaç kere dönülürü keşfetmekten hoşlanıyorum sınırları zorlamaktan sana kaç yoldan sana nasıl sana hangi vasıtalarla dönülür sana nasıl varılır seni nasıl bulur insan sen nasıl karşılarsın her defasında kaşın hanginde çatılır sesin hanginde yükselir gözlerinin içi ne olursa güler hoş geldin der misin hep kapıda bekletir misin hiç darda kalmışsın gelmemișim yine de ben dardayken gelir misin koşulsuz mu hakiki mi muhkem mi saydam mı opak mı sevgin göğsünde kuş mu büyür çiçek mi sana kaç kere dönülür kaçında aydınlık bulunur yüzün her seferinde beni mi umarak açarsın kapıyı başkasını mı arar gözlerin beklemekler bilir misin çorba pişirir misin sana uçurumun kıyısından sana bulutların üstünden toprağın altından dönülür mü mesela sana bir mezar taşı gibi yürünür mü sen ölmüşüm hani bir dua okur musun arkamdan çok üzmüşüm seni ama sen de ölmüşsün mesela sana kırık topukla patlak lastikle atmış zincirle gelsem onarır mısın gideyim diye gün sayar mısın evim senin evin mi değil mi ben bir kaplumbağaydım evimi kambur gibi hep sırtımda taşıdım artık buna gerek var mı misafirin çok mu başın kalabalık mı bana o evde yer var mı sana kaç kere dönülürr kaç kere kapını çekip çıkıp bağırıp çağırıp ceketimi de almışım yani çantamı da yine de sana kaç kez dönülür dönmemeye yeminler içilir de kaç kez dönülür senin kapın taş mı çelik mi anahtar cebimde mi cebim delinse olur ya insanlık hali ben o anahtarı kaybetsem paspasın altında mı yedeği ben kapıyı çalmadan o eve girebilir miyim kilidi değiştirir misin daha da kötüsü taşınmak geçer mi hiç aklından taşınır mısın ya da bana adresini de bırakmadan kapıyı başkası açar mı yüzüme şaşkın şaşkın bakar mı ben her koşulda sana dönüş yolunda danslarla şarkılarla gelirim gelmesine ama sana kaç kez dönülür mesela